Ceza Hukukunda Güvenlik Tedbirleri ve Uygulanma Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Hukukunda Güvenlik Tedbirleri ve Uygulanma Şartları

Ceza Hukukunda Güvenlik Tedbirlerinin Niteliği ve Temel İlkeleri

Türk ceza hukukunda suç karşılığında hükmolunan yaptırımlar hapis ve adli para cezaları ile güvenlik tedbirlerinden oluşur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için hiç kimseye ceza verilemeyeceği gibi güvenlik tedbiri de uygulanamaz; kanunda gösterilen ceza ve güvenlik tedbirleri haricinde bir yaptırıma hükmedilmesi mümkün değildir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2- (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve
güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas
yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş
yorumlanamaz.
Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45- (1) Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar,
hapis ve adlî para cezalarıdır.
Hapis cezaları

Suç işleyen kişi hakkında uygulanacak ceza ve güvenlik tedbirinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olması yasal bir zorunluluktur. Suç fiili sebebiyle bozulan kamu düzeninde adaletin temini için faile takdir edilen güvenlik tedbirinin haklı ve ölçülü bulunması gerekir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3- (1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla
orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep,
milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi
inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları
yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.
Kanunun bağlayıcılığı
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/593, K. 2024/69Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2023/593 E.  ,  2024/69 K.
"İçtihat Metni"
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/239 Esas, 2016/437 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.
2.Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/239 Esas, 2016/437 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24.02.2021 tarihli ve 2019/8169 Esas, 2021/1960 Karar sayılı kararı ile;
"… kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2021/249 Esas, 2021/399 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.
4.Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2021/249 Esas, 2021/399 Karar sayılı kararına katılan vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, Mahkemece 17.12.2021 tarihli ve 2021/384 Esas, 2021/554 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.
5.Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22.12.2022 tarihli ve 2022/2753Esas, 2022/10451 Karar sayılı kararı ile; "…Yargıtay Kanununun 28. ve Yargıtay İç Yönetmeliğinin 37. maddeleri gereğince yerel mahkemelerce verilen kararların temyiz yolu ile incelenmesinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca o konudaki hukuki görüşün açıklandığı bir tebliğname düzenlenmesi gerekmekte olup, katılan vekili tarafından 20.12.2021 tarihli dilekçe ile, temyiz isteminde bulunulduğu, ancak, 01.05.2022 tarihli tebliğnamede katılan vekilinin temyiz istemi ile ilgili olarak görüş belirtilmediği anlaşıldığından; katılan vekilinin temyiz istemi ile ilgili görüş bildirilmek ve düzenlenecek ek tebliğname ile birlikte gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE…" şeklinde karar verilmiştir.
6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.05.2022 tarihli ve 2022/32142
Sayılı ve 28.01.2023 tarihli ve 2022/32142 sayılı onama görüşlü Tebliğname ve ek tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık müdafiinin temyiz isteği; kazanın katılanın kusuru nedeniyle meydana geldiğine, sanığın hızının 44 km/s olduğuna, tali yoldan anayola çıkan araçların ana yoldan gelen araçlara yol vermesi gerektiğine, katılan motosiklet sürücüsünün bu kurala riayet etmemesi nedeniyle kazanın gerçekleştiğine, katılanın zararının giderilip giderilmediği araştırılmaksızın ve HAGB kabul edip etmediği sorulmaksızın verilen kararın hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğuna, kusuru bulunmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi halde başta ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmek üzere lehine olan hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.
B.Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığa alt sınırdan uzaklaşılmadan ceza verilmesinin hatalı olduğuna, kazanın katılan üzerindeki ağır sonuçlarının dikkate alınması gerektiğine, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, sürücü belgesinin geri alınma süresinin yetersiz olduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Olay günü saat 13:40 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile meskun mahalde, iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay yeri kontrolsüz kavşağa geldiğinde, sağından kavşağa giren katılan … Öküt'ün sevk ve idaresindeki motosikletin önünü kapatıp aracına çarpmasına sebebiyet vermesi şeklinde gerçekleşen kazada, katılan … Öküt'ün vücudunda birden fazla 6.derecede kemik kırığı, yüzde sabit ize ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.
2.Katılana ait Isparta Devlet Hastanesi'nin 31/08/2014 tarih 140992716 protokol sayılı adli raporu, Isparta Devlet Hastanesi'nin 20/11/2014 tarih 2122 protokol sayılı adli raporu, Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi'nin 15/01/2015 tarih 2015/58 protokol sayılı adli raporu, Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi'nin 27/03/2015 ve 21/03/2016 tarihli raporlarına göre; katılan … Öküt'ün vücudunda birden fazla 6.derecede kemik kırığı, yüzde sabit ize ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı bildirilmiştir.
3.Kaza tespit tutanağında ve yargılama aşamasında 18.05.2015 tarihinde yapılan keşif ve sonrasında alınan 18.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda; kusur durumuna ilişkin olarak sanığın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57/1-c maddesinde yer alan ''Kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı oldukları işaretlerle belirlenmemiş ise motorlu araçlardan soldaki aracın, sağdan gelen araca ilk geçiş hakkını vermemesi'' kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, sürücü Adem Öküt'ün aynı kanunun 52/1-a maddesinde belirtilen ''Araçların hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak'' kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
4.Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 20.08.2015 tarihli raporuna göre;
"—–Otomobil sürücüsü …, yönetimindeki … ile seyrederek olay yeri kontrolsüz kavşağa geldiğinde, yavaşlayarak yolu kontrol etmesi ve sağında seyreden ilk geçiş hakkına sahip motosikletin geçişini beklemesi gerekirken, aksine hareket edip seyir hızıyla, kontrolsüzce kavşağa girerek sürücü Adem yönetimindeki motosikletin önünü kapatıp aracına çarpmasına sebebiyet verdiği olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle asli kusurludur.
—– Motosiklet sürücüsü Adem Öküt, her ne kadar yönetimindeki araçla seyrederek geldiği olay yeri kavşakta solundan gelen otomobile göre ilk geçiş hakkına haiz ise de kavşak yaklaşımında hızını azaltıp daha müteyakkız seyretmesi gerekirken bu hususlara gereken özeni göstermemiş, bu haliyle solundan kavşağa giren sürücü Yunus yönetimindeki otomobilin sağ yan ön kısmına çarptığı olayda tali kusurludur." şeklinde görüş bildirilmiştir.
5.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 02.04.2015 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği anlaşılmaktadır.
6. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, yargılama aşamasında alınan savunmasında;
" Suç tarihinde kullandığım … ile Fatih Kuran Kursuna doğru seyir halinde iken katılan kullandığı motorsiklet ile benim sağ tarafımdan ara sokaktan birden yola çıkarak benim aracıma çarptı. Benim hızım saatte 60 km civarındaydı. Katılan daha hızlıydı. Ben kazayı engellemeye çalıştım, ancak kurtaramadım. Kazada kusurum yoktur. Olay nedeniyle üzgünüm. Mahkumiyetim halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istiyorum" şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür.
7.Sanık …'a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
8.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak karar verildiği, ancak katılan vekilinin bu karara itiraz etmesi üzerine, genel hükümlere göre yargılama yapılıp karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden:
1.Temel Ceza Miktarının Az Olduğu Yönünden,
Olay günü saat 13:40 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile meskun mahalde, iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay yeri kavşağa geldiğinde, sağından kavşağa giren katılan … Öküt'ün sevk ve idaresindeki motosikletin önünü kapatıp aracına çarpmasına sebebiyet vermesi şeklinde gerçekleşen kazada, katılan … Öküt'ün vücudunda birden fazla 6.derecede kemik kırığı, yüzde sabit ize ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı olayda; kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, asli kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde tayin edildiği, ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde hapis cezası ve adli para cezasının seçimlik olarak öngörüldüğü, seçimlik cezalarda takdir yetkisinin mahkemede olduğu ve mahkemece takdiren adli para cezasına hükmedildiği ancak, sanık hakkında sonuç ceza olarak hükmedilen 225 gün adli para cezasının günlüğü 25,00 TL'den olmak üzere 5.625,00 TL adli para cezası olarak tayin edilmesi yerine, hesap hatası yapılarak 4.500,00 TL şeklinde hesaplanıp eksik ceza tayini hukuka aykırı olduğundan, katılan vekilinin ceza miktarına yönelik temyiz sebebi yerinde bulunmuş, bu husunun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "…failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar…" şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "… failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri…" şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; "Sanığın dosyaya yansıyan iyi hali, geçmişi ile cezanın etkili ve uyarıcı olacağı hususunda oluşan kanaat dikkate alınarak" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sürücü Belgesinin Geri Alınması Süresinin Yetersiz Olduğu Yönünden,
5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği hususu ve tedbirin belirtilen sınırlar içerisinde olmak kaydıyla süresinin belirlenmesinin hakimin takdirinde bulunduğu, asli kusurlu olarak bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına sebebiyet veren sanığın, taksirinin yoğunluğu ve neticenin ağırlığı göz önüne alındığında, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden:
1.Kusur Durumu ve Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden
Soruşturma aşamasında kolluk tarafından düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı ile uyumlu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 20.08.2015 tarihli bilirkişi raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, buna göre olayda sanığın yönetimindeki … ile seyrederek olay yeri olan kavşağa geldiğinde, yavaşlayarak yolu kontrol etmesi ve sağında seyreden ilk geçiş hakkına sahip motosikletin geçişini beklemesi gerekirken, aksine hareket edip seyir hızıyla, kontrolsüzce kavşağa girerek katılanın yönetimindeki motosikletin önünü kapatıp aracına çarpmasına sebebiyet vermesi nedeniyle asli kusurlu olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Tayin Edilen Ceza Yönünden,
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, asli kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, teşdiden hüküm kurulması, oluş ve dosya kapsamına uygun görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden,
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden, sanığın 14.05.2015 tarihli duruşmada "Mahkumiyetim halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu ayrıca sanık müdafinin de 05.05.2016 tarihli duruşmada sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği görülmekle, Mahkemece "Sanığın sabit olan suçunun katılanın zararının tamamen giderilmemesi nedeniyle" şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler gösterildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
4.Lehe Hükümlerin Uygulanması Talebi Yönünden,
Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde hapis cezası ve adli para cezasının seçimlik olarak öngörüldüğü, seçimlik cezalarda takdir yetkisinin mahkemede olduğu ve mahkemece takdiren adli para cezasına hükmedildiği, ayrıca sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde düzenlenen erteleme hükümleri yönünden de yasal imkansızlık nedeniyle uygulanmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
5.Sürücü Belgesinin Geri Alınmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,
5237 sayılı Kanun'un "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası, "Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar." şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.11.2021 tarihli ve 2017/12-705 Esas, 2021/526 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasında iki tane hak yoksunluğu tanzim edilmiştir. Bunlar; mesleğin veya sanatın yerine getirilmesinin yasaklanması ve sürücü belgesinin geri alınmasıdır. Bu hak yoksunluklarına ancak taksirli suçlardan mahkûmiyet hâlinde hükmedilebilir ve bu hak yoksunluklarına hükmetmek zorunlu değildir. Hâkim hak yoksunluğuna hükmedebileceği gibi, hak yoksunluğuna hükmedilmesine yer olmadığına da karar verebilir. Taksirli suçtan dolayı mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere hak yoksunluğuna hükmedilebilecektir. Bu süre, taksirin yoğunluğuna ve zararın ağırlığına göre tespit edilecektir.
Öte yandan, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulacaktır. Ayrıca, Dairemizin istikrar kazanan kararlarında vurgulandığı üzere; sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeli, kazaya karışan aracı sürme yetkisi veren sınıf ile sınırlı olarak sanığın sürücü belgesi geri alınmalıdır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; dosya içerisinde yer alan sürücü belgesi bilgilerine göre sanığın aynı belge numarası altında B ve A2 sınıfı sürücü belgesinin bulunduğu, sanık hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilirken, yargılamaya konu kazayı idaresindeki otomobil ile yaptığı ve bu nedenle sanığın somut olaya konu taksirle yaralama suçu sebebiyle A2 sınıfı sürücü belgesinin geri alınamayacağının gözetilmemesi sebebiyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup tespit edilen hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
C.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (B-5) bendi dışında hukuka aykırılık bulunmamış olup sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A-1) ve (B-5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2021 tarihli ve 2021/384 Esas, 2021/554 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan "4.500,00 TL adli para cezası" ibaresinin, "5.625,00 TL adli para cezası" olarak değiştirilmesi, yine hükmün altıncı bendinde yer alan "A2" ibaresinin hükümden çıkarılması ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı tatbik edilemez. Bununla birlikte suç dolayısıyla kanunda tüzel kişiler için öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklı tutulmuştur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20- (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının
fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç
dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar
saklıdır.
Kast

Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma Tedbiri ve İstisnaları

Kasıtlı suçtan mahkûmiyet halinde kişi kural olarak belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılır. Bununla birlikte hürriyeti bağlayıcı cezası ertelenen, infazı denetimli serbestlik yoluyla gerçekleştirilen ya da koşullu salıverilen kişilerin, kendi soyundan gelenler üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ilişkin hakları saklı kalır ve sürer. Bu kapsamdaki kişiler yönünden, izne tabi mesleki faaliyet veya sanatın icrasından menedilme yoksunluğunun tatbik edilmemesine de karar verilebilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi

Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar ile suçu işlediği sırada henüz onsekiz yaşını ikmal etmemiş bulunan kişiler hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasında tanzim edilen hak yoksunlukları uygulanmaz.

Kanunda gösterilen hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle suç işlenmesi dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına hükmedilir.

Taksirli Suçlarda Meslek Yasağı ve Sürücü Belgesinin Geri Alınması

Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin zorunlu kıldığı dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil eden taksirli suçlardan mahkûmiyet durumunda mahkeme, üç aydan üç yıla kadar meslek veya sanat icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına hükmedebilir. Bu hak yoksunlukları yalnızca anılan dikkat ve özen yükümlülüklerinin ihlaliyle işlenen taksirli suç mahkûmiyetlerinde söz konusu olur; tedbire karar verilmesi hâkim bakımından zorunlu olmayıp takdiridir. Belirlenecek süre, faildeki taksirin yoğunluğu ile ortaya çıkan zararın ağırlığı esas alınarak tayin edilir.

5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Bahse konu yasaklama veya geri alma kararı hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer; tedbir için takdir edilen sürenin işlemesi ise cezanın tamamen infaz edilmesinden itibaren başlar.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2023/593 Esas ve 2024/69 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, taksirli suçta sürücü belgesinin geri alınması kararlaştırılırken belgenin sınıfı gösterilmeli ve geri alma sadece somut kazaya karışan vasıtayı kullanma yetkisi veren ehliyet sınıfı ile sınırlandırılmalıdır. Failin başka araç sınıflarını kullanma yetkisini kapsayacak şekilde tedbir uygulanması hukuka aykırıdır. Ayrıca Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/22813 Esas ve 2015/16242 Karar sayılı ilamı gereğince, hüküm kurulurken sürücü belgesini kullanmaktan yasaklanma şeklinde değil kanuni tanıma uygun olarak belgenin geçici surette geri alınmasına karar verilmeli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca uygulanan kanun maddesi kararda tereddütsüz gösterilmelidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/22813, K. 2015/16242Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2014/22813 E.  ,  2015/16242 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 12 – 2014/151636
Mahkemesi : Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 25/02/2014
Numarası : 2013/392 – 2014/121
Suç : Taksirle yaralama
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK'nın 53/6. maddesi uyarınca "Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir" açık hükmü karşısında, sanık hakkında sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi gerekirken, sürücü belgesini kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,
2-Sanığın sahip olduğu sürücü belgesi geçici olarak geri alınırken, uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasının 8. bendinin başına "TCK'nın 53/6. maddesi uyarınca" ibaresinin eklenmesine, yine hükmün 8. bendinde yer alan "6 ay sürücü belgesini kullanmaktan yasaklanmasına" ibaresinin "sürücü belgesinin 6 ay süreyle geçici olarak geri alınmasına" şeklinde düzeltilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşya ve Kazanç Müsaderesinin Hukuki Çerçevesi

İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak kaydıyla, kasıtlı bir suçun icrasında kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak amacıyla hazırlanan eşya ise kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak bakımından tehlike oluşturması halinde müsadere edilir. Müsadereye tabi eşya üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler yararına kurulmuş sınırlı aynî hak mevcutsa müsadere kararı bu hak saklı tutularak verilir. Suçta kullanılan eşyanın müsaderesi işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracaksa ve hakkaniyete aykırı düşecekse hâkim müsadere uygulamayabilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 54Kaynağı aç
Madde 54- (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla,
kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen
ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde
kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel
ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde
iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması
hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren
eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin
başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para
tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran
daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı
anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç
oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı
kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı
ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece
suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.
Kazanç müsaderesi

Üretilmesi, bulundurulması, kullanılması, taşınması ile alım ve satımı başlı başına suç teşkil eden eşya müsadere edilir. Bir şeyin sadece belirli kısımlarının müsaderesi icap ettiğinde, bütünlüğe zarar verilmeksizin bu kısmın ayrılması mümkünse yalnızca o bölüm müsadereye konu olur. Birden fazla kimsenin paydaş olduğu eşyalarda ise müsadere sadece suça iştirak eden paydaşın payı ile sınırlı tutulur.

Kasıtlı suçta kullanılan, tahsis edilen veya suçtan meydana gelen eşyanın ortadan kaldırılması, tüketilmesi, elden çıkarılması veya müsaderesinin başka yolla imkânsız kılınması halinde, bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine hükmedilir. Suçun işlenmesiyle elde edilen ya da suçun konusunu oluşturan maddi menfaatler ile bunlardan doğan ekonomik kazançlar ise kazanç müsaderesine tabidir; kazanç müsaderesine karar verilebilmesi için menfaatin mağdura iade edilememesi gerekir. Müsadereye konu eşya veya menfaatlere elkonulamaması veya mercie teslim edilmemesi durumunda değer müsaderesi yoluna gidilir; eşyayı sonradan devralan kişilerin Türk Medenî Kanunu'nun iyiniyetin korunmasına ilişkin kurallarından yararlanabilmeleri hali saklıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 55Kaynağı aç
Madde 55- (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu
oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların
değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların
müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi
için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya
bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan
değerlerin müsaderesine hükmedilir.
(3) (Ek: 26/6/2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın
müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001
tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin
hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri

Faile ve İnfaza Özgü Güvenlik Tedbirleri

Akıl hastaları hakkında yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alma tedbiri uygulanır. Tedavi altına alınan kişinin serbest bırakılabilmesi, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğin kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesine ve infaz hâkimi kararına bağlıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları bakımından kurumda geçirilecek süre; ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezasını gerektiren fiillerde bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz. Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlıları ise güvenlik tedbiri olarak bu bağımlılıklara özgü sağlık kuruluşunda tedaviye alınır; tedavileri bağımlılıktan kurtulmalarına kadar sürer ve bu durumun kurul raporuyla tespiti üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilirler.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 57Kaynağı aç
Madde 57- (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında,
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik
tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında
koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine
hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca
düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya
önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest
bırakılabilir. (Ek cümle:24/12/2025-7571/15
md.) Ancak, hakkında
32 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl
hastaları için kurumda geçirilecek süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet
hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis
cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin
niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip
gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda
gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik
donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin
akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı
anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince yeniden
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir
ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) (Mülga:24/12/2025-7571/15 md.)
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı
kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir.
Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği
kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla
serbest bırakılabilir.
Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular

Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suç işlenmesi halinde tekerrür hükümleri uygulanır; bunun için cezanın infaz edilmiş olması şartı aranmaz. Bununla birlikte kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz; ayrıca fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin işlediği suçlar da tekerrüre esas alınmaz. Önceden işlenen suç dolayısıyla beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde cezanın infazından itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkûmiyette ise infazdan itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen yeni suçlarda tekerrür hükümleri uygulanmaz. Tekerrür halinde faile mükerrirlere özgü infaz rejimi tatbik edilir ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri öngörülür; bu rejim itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlular hakkında da uygulanır. İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda ise süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak tatbik edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 58Kaynağı aç
Madde 58- (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm
kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri
uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın
infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet
halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik
olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar
arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma,
dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya
kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke
mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin
işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza,
mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında
cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz
rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı
belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik
tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra
denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya
örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
Sınır dışı edilme
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 108Kaynağı aç
Madde 108- (1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm
olunan;[61]
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,
b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,
c) (Ek:14/4/2020-7242/49 md.) Birden fazla süreli hapis cezasına
mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yılının,
d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin,
İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu
salıverilmeden yararlanılabilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak,
koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi
oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.
(2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar,
tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. (Ek cümle:4/6/2025-7550/14
md.) İkinci defa tekerrür halinde bu fıkra hükmü
uygulanmaz.
(3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda
birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır. (Ek cümle:4/6/2025-7550/14
md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu
salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır. (Ek
cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür
hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir.[62]
(4) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından
sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.[63]
(5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu
salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.
(6) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar
verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.
(7) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Cezanın infazı tamamlandıktan
sonra devam eden denetim süresi içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine
yüklenen yükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz
hâkimi kararı ile disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on
beş günden az ve üç aydan fazla olamaz.
(8) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan
dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına
mahkûmiyet hâlinde birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.
(9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Birinci fıkradaki koşullu
salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102
nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü
maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin
ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan,
188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. (Ek
cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından
koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır. 188 inci madde hariç
olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın
infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde,
aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi
tarafından karar verilir:
a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak
b) Tedavi amaçlı programlara katılmak
c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet
etmekten yasaklanmak
d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak
e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan
yasaklanmak
f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim
yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak
(10) (Ek:18/6/2014-6545/82 md.) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar
hakkında uygulanmaz.
(11) (Ek:18/6/2014-6545/82 md.) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak
suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.
İKİNCİ
KISIM
Tedbirler
ve Tutukluluk
BİRİNCİ
BÖLÜM
Kısa
Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar ile Kısa Süreli Hapis
Cezalarının
Özel İnfaz Şekilleri
Seçenekli yaptırımların uygulanması[64]

Hapis cezasına mahkûm edilen yabancı failler bakımından ceza mahkemesince doğrudan sınır dışı etme kararı verilmez; koşullu salıverilme, denetimli serbestlikle infaz veya cezanın tamamen infazı sonrasında sınır dışı edilme konusunun değerlendirilmesi amacıyla durum İçişleri Bakanlığına bildirilir ve idari süreç 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yürütülür. Suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar hakkında ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 11. maddesi gereğince koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak tatbik edilir.

5395 sayılı ÇOCUK KORUMA KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11- (1) Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler,
suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü
güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.
Akıl hastalığı
Güvenlik tedbiri ile ceza arasındaki temel fark nedir?

Cezalar suç fiilinin karşılığı olarak uygulanan hapis ve adli para cezalarından ibaret olup kanunda açıkça suç sayılmayan bir eylem için güvenlik tedbiri uygulanamaz ve kanuni liste dışındaki bir yaptırıma hükmolunamaz.

Trafik kazası nedeniyle açılan davada ehliyetin geri alınması zorunlu mudur?

Trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıkla işlenen taksirli suçlarda sürücü belgesinin geri alınması zorunlu olmayıp hâkimin takdirindedir; mahkeme taksirin yoğunluğuna ve zararın ağırlığına göre üç ay ile üç yıl arasında geri almaya hükmedebileceği gibi tedbire yer olmadığına da karar verebilir.

Eşya müsaderesinde hakkaniyet kuralı nasıl uygulanır?

Kasıtlı suçta kullanılan eşyanın müsaderesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve hakkaniyete aykırı düşeceği anlaşıldığında mahkemece müsadereye hükmedilmeyebilir.

Akıl hastaları hakkında uygulanan güvenlik tedbiri ne zaman sona erer?

Akıl hastalarının yerleştirildiği kurum sağlık kurulunca toplum açısından tehlikeliliğin ortadan kalktığı veya önemli ölçüde azaldığı rapor edildiğinde infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılmaları mümkündür; ancak Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinin birinci fıkrası kapsamında güvenlik tedbirine hükmedilenler için ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet gerektiren suçlarda bir yıl, üst sınırı on yılı aşan hapis cezasını gerektiren suçlarda ise altı aylık asgari süre dolmadan serbest bırakılma kararı verilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu