TCK 216’da Sosyal Sınıf Kavramı Ne Anlama Gelir?

by Avukat Erdal Ersoy
TCK 216'da Sosyal Sınıf Kavramı Ne Anlama Gelir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi sosyal sınıfı tanımlamaz ve hangi toplulukların bu kavrama girdiğini saymaz. Birinci fıkra, halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer bir kesim aleyhine alenen kin ve düşmanlığa tahrik etmeyi düzenler. Cezanın uygulanması, fiil nedeniyle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmasına bağlıdır; bu halde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. İkinci fıkra ise halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamayı altı aydan bir yıla kadar hapisle cezalandırır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 216Kaynağı aç
Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge
bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin
ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık
ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya
bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği
dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli
olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kanunlara uymamaya tahrik

Kin ve düşmanlığa tahrikte aranan şartlar

216. maddenin birinci fıkrasında fiil, halkın sayılan bakımlardan farklı özelliklere sahip bir kesiminin diğer bir kesim aleyhine alenen kin ve düşmanlığa tahrik edilmesidir. Sosyal sınıf bu fıkrada ırk, din, mezhep ve bölge ile birlikte anılan ayrım nedenlerinden biridir. Hapis cezası, tahrikin kendisine ek olarak kamu güvenliği bakımından açık ve yakın bir tehlikenin doğması halinde bir yıldan üç yıla kadar uygulanır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2024/24659 esas ve 2025/10164 karar sayılı incelemesi, 5237 sayılı Kanun’un 216. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için halkın bir kesiminin sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanılarak diğer kesim aleyhine tahrik edilmesini aramıştır. Aynı incelemede Kahramanmaraş depreminde hayatını kaybeden kişilerin bu sayılan yönlerden halkın bir kesimini oluşturmadığı kabul edilmiş ve unsurları oluşmayan suçtan beraatin gözetilmemesi bozma nedeni sayılmıştır. Bu sonuç, incelenen olaya özgüdür.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/24659, K. 2025/10164Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2024/24659 E.  ,  2025/10164 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/406 E., 2024/514 K.
SUÇ : Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
… 47. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2023 tarihli ve 2023/153 Esas, 2023/144 Karar sayılı kararı ile sanığın halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 216/1, 62, 53… . maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş; karar sanık müdafii tarafından istinaf edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
… Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 18.04.2024 tarihli ve 2023/406 Esas, 2024/514 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun incelenmesinde "…Takdiri indirim uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 62/1. madde ve fıkrası yerine TCK'nun 62. maddesinin yazılması suretiyle CMK'nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,…" hukuka aykırı bulunmuş ise de; "…hükmün 2. paragrafında yer alan 'TCK'nun 62. maddesi' ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine 'TCK'nun 62/1 maddesi' ibaresinin yazılması" suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın suç işleme kastının bulunmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre; sanığın "…." isimli sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kahramanmaraş depreminde hayatını kaybeden vatandaşlarımızla ilgili aşağılayıcı beyanlarda bulunduğu iddiasına ilişkin olarak;
1. 5237 sayılı Kanun'un 216/1. maddesi maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için failin halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak diğer kesim aleyhine tahrik edilmesi gerekmektedir.Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.10.1998 tarihli kararında bölgeyi, “idari veya ekonomik birlik, toprak veya iklim koşullarına göre belirlenen toprak parçası” olarak; başka bir kararında ise sosyal sınıfı “Toplumun yapısındaki yeri ve özelliği ile varlık kazanmış, aynı toplumsal düzeydeki fertlerin birliğinden oluşmuş, çiftçi, esnaf, mülk sahibi, tüccar, memur, işçi, idare olunan vs. gibi" şeklinde tanımlamıştır. Somut olayda; sanığın ifadelerinin yöneldiği Kahramanmaraş ilinde yaşanan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın halkın "sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı" yönünden bir kesimini oluşturmadığı anlaşıldığından unsurları yönünden oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Kabul ve uygulamaya göre de, basın ve yayın yoluyla atılı suçu işleyen sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 218. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği hususunun gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 18.04.2024 tarihli ve 2023/406 Esas, 2024/514 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca … 47. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2025 tarihinde karar verildi.

Alenen aşağılamanın ayrı unsurları

İkinci fıkra, halkın bir kesiminin sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanılarak alenen aşağılanmasını altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına bağlar. Fıkra metninde açık ve yakın tehlike şartı yer almaz. Birinci fıkradaki bu şart, ikinci fıkraya kendiliğinden eklenemez. Cinsiyet farklılığı birinci fıkradaki sayımda değil, ikinci fıkrada açıkça yer alır.

Dini değerleri aşağılama düzeni

Üçüncü fıkra sosyal sınıf ayrımını değil, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri konu alır. Bu değerleri alenen aşağılayan kişi, fiil kamu barışını bozmaya elverişliyse altı aydan bir yıla kadar hapisle cezalandırılır. Elverişlilik şartı, birinci fıkradaki açık ve yakın tehlike şartından ve ikinci fıkradaki alenen aşağılama düzeninden ayrıdır.

Kavramı açıklamak için öne sürülen ölçüler

Sosyal sınıf, benzer ekonomik ve sosyal konumdaki kişilerin toplumsal yapı içinde belirli bir yer tuttuğu topluluk olarak açıklanır. Bu açıklamaya göre topluluk rastgele kurulmaz; geçici bir heves, marka bağlılığı veya sosyal medya akımı da onu oluşturmaz. Kavramın geniş yorumlanabileceği, buna karşılık sınırsız yorumlanamayacağı ve birbirine benzeyen herkesin sosyal sınıf sayılamayacağı ileri sürülür. Bu açıklama kanun metnindeki bir tanım değildir.

Aynı açıklama, zemini meslek, gelir düzeyi, üretim ilişkisi, toplumsal mevki, hayat standardı ve toplum içindeki rolle kurar ve herhangi bir topluluğun bu nedenle sosyal sınıf olmadığını belirtir. Bir görüş sınıfı esas olarak ekonomik ilişkilerden ve üretim ilişkilerinden çıkarken, başka bir görüş statüyü, yaşam koşullarını, toplumsal rolü ve benzer hayat çizgisini de dikkate alır. Bu iki görüş kanunda yazılı bir test değildir ve aralarında birini zorunlu kılan bir hüküm bulunmaz.

Pratik ayrım olarak, grubun toplumdaki yapısal yeriyle mi yoksa tercih ve tarzıyla mı tanımlandığı sorusu önerilir. Bu soru 216. maddede düzenlenmiş bir suç unsuru değildir; kavramın sınırını tartışmak için kullanılan bir ölçüdür.

Kavrama yaklaşan örnekler ve dışında bırakılan gruplar

İşçi sınıfı, sermaye sahipleri, büyük toprak sahipleri, köylü sınıfı, orta sınıf, memurlar, esnaf, tüccarlar, serbest meslek sahipleri ve üretim araçları üzerinde tasarruf sahibi gruplar, sosyal sınıf kavramına ciddi şekilde yaklaşan örnekler olarak sayılır. Bu sayım, her bir grubun her olayda kesin olarak sosyal sınıf sayıldığı anlamına gelmez.

Kural olarak sosyal sınıf dışında bırakılan örnekler arasında Tofaş kullanıp modifiye yapanlar, futbol taraftarları, parti destekçileri, hayvanseverler, fenomen takipçileri, aynı müziği sevenler, drift yapanlar, aynı mahallede takılan gençler ve aynı marka telefonu kullananlar bulunur. Bir siyasi partiyi desteklemek de kural olarak sosyal sınıf ölçütü sayılmaz; aynı partiye oy verenlerin ekonomik konumları ve meslekleri farklı olabilir. Bu sınır, her somut olay için kanunda yazılmış bir sonuç değildir.

Siyasi parti ve şehir değerlendirmesinde ayrışan görüş

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2023/4650 esas ve 2025/5932 karar sayılı incelemesinde, somut paylaşımlar bakımından bir siyasi partinin sosyal sınıf niteliğinde olmadığı kabul edilmiştir. Aynı kararda İzmir ve Eskişehir’de yaşayanların maddede belirtilen bölge grubuna ve diğer gruplara uymadığı sonucuna varılmış; unsurları oluşmayan 216. maddenin ikinci fıkrasındaki suçtan beraatin gözetilmemesi nedeniyle mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Kararda karşı görüş, siyasi parti kitlesi ile İzmir ve Eskişehir’de yaşayanlara yönelik bu değerlendirmeye çoğunluk gerekçesiyle katılmamıştır. Karşı görüş bozma sonucunu değiştirmez; buna karşılık siyasi parti ve anılan şehirlerde yaşayanlara ilişkin değerlendirme, tartışmasız ve her olaya uygulanacak tek kural haline gelmez.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/4650, K. 2025/5932Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2023/4650 E.  ,  2025/5932 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1030 Esas, 2023/644 Karar
SUÇLAR : Suç işlemeye alenen tahrik etme, halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2021/409 Esas, 2022/567 Karar sayılı kararı ile sanığın suç işlemeye alenen tahrik etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 214/1, 218, 43/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 8 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Aynı kararla; sanığın, halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 216/2, 218, 43/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 8 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş; kararlar, sanık tarafından istinaf edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 06.07.2023 tarihli ve 2022/1030 Esas, 2023/644 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Atılı suçları işlemediğine, suçların unsurlarının oluşmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, sanığın "…" isimli sosyal medya hesabından İzmir'de ve Eskişehir'de yaşayan vatandaşlarımızı ve…. siyasi partisini destekleyen vatandaşlarımızı aşağıladığı; ayrıca yine aynı vatandaşlar hakkında " bunları diri diri yakmadıkça bu ülke ye huzur gelmeyecektir" şeklinde beyanlarda bulunduğu iddiasına ilişkin olarak;
Tebliğname'de suç tarihlerinin sanığın yargılamaya konu edilen paylaşımları yaptığı " 02.02.2020, 27.04.2020, 30.06.2020, 09.08.2020, 26.08.2020" tarihleri yerine "02.02.2020" şeklinde yazıldığı tespit edilmekle inceleme yapılmıştır.
1.Sanık hakkında suç işlemeye alenen tahrik etme suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, bilirkişi raporuna göre paylaşımların sanık tarafından yapıldığının saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın İzmir ve Eskişehir'de yaşayan vatandaşlarımızı diri diri yakmak konusunda belirsiz sayıdaki insanları suç işlemeye tahrik etme şeklindeki paylaşımlarına uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın atılı suçu işlemediğine ve suçun unsurlarının oluşmadığına dair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Sanık hakkında halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçundan kurulan hükme yönelik incelemede ise;
5237 sayılı Kanun'un 216/2. maddesi "Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 27.10.1998 tarihli kararında bölgeyi, “idari veya ekonomik birlik, toprak veya iklim koşullarına göre belirlenen toprak parçası” olarak tanımlamıştır. Somut olayda;… siyasi partisini destekleyenler ile İzmir ve Eskişehir'de yaşayan vatandaşlarımızı aşağılamak şeklindeki sanığın paylaşımlarının incelenmesinde; Dairemizin 04.12.2023 tarihli ve 2023/2771 Esas, 2023/9468 Karar sayılı bozma ilamında ve yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere siyasi partinin bir sosyal sınıf niteliğinde olmaması; ayrıca İzmir ve Eskişehir'de yaşayan vatandaşlarımızın ise bir bölgede yaşayan vatandaşlarımız niteliğinde olmaması ve maddede belirtilen diğer gruplardan birine uymaması hususları birlikte nazara alındığında; suçta ve cezada kanunilik ilkesi bağlamında unsurları yönünden oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedeniyle sanık hakkında halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1.Sanık hakkında suç işlemeye alenen tahrik etme suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Gerekçenin (1). bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 06.07.2023 tarihli ve 2022/1030 Esas, 2023/644 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2.Sanık hakkında halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçundan kurulan hükme yönelik incelemede ise;
Gerekçenin (2). bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz itirazı yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 06.07.2023 tarihli ve 2022/1030 Esas, 2023/644 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2 maddesi gereğince, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
TCK 216. maddesini düzenleyen beşinci bölüm başlığı kamu barışına karşı işlenen suçlardır. Siyasi partilerin ideolojik bir taban ve tabanı belirleyen dünya görüşüne mensup kişilerden oluşan seçmen gruplarınca desteklenir.
Sanığın seçmenlerine sövdüğü parti kitle partisidir. Kitle partisi olan siyasi partilerin birden çok sosyal sınıfı temsil ettikleri açıktır. Ayrıca tek kişiyi hedefe alarak; aynı eylemlerden dolayı hakaret suçundan cezalandırılacak sanık, tüm toplumu hedef aldığında; daha çok ceza alması gerekirken eylem cezasız kalmaktadır. Kanun’un konuluş amacına aykırı bir durum ortaya çıkmaktadır. Ayrıca sanık, Kitlelerin dünya görüşü olarak benimsediği laiklik prensibine bağlı kalan kişileri aşağılamış, sövmüş, İzmir ve Eskişehir gibi her iki bölgemizin karakteristik özeliği taşıyan illerde yaşayan insanlara sövüp, hakaret etmiştir. Burada sanık insanların siyasi tercihini ayrımcılık gerekçesi yaparak; aşağılamıştır.
Bu tip sövmeler dolayısıyla çok sayıda insanın müşteki olduğu, benzer olaylarda müşteki durumundaki kişilerin; hakaret edenlere saldırdığı; böylece kamu barışının bozulduğu; eylemin alenen gerçekleştirildiği, düşüncesiyle kararın; onaylanmasının gerektiğini düşünmekteyim, bu gerekçeyle sayın çoğunluğa katılmamaktayım. 07.07.2025

Sık sorulan sorular

TCK 216 sosyal sınıfı tanımlar mı?

Hayır. 216. madde sosyal sınıfı tanımlamaz; birinci fıkrada onu ırk, din, mezhep ve bölge ile birlikte anar. Alenen kin ve düşmanlığa tahrik, kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike doğarsa bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır.

Açık ve yakın tehlike her fıkra için aranır mı?

Hayır. Açık ve yakın tehlike şartı birinci fıkranın metnindedir. İkinci fıkra, sayılan farklılıklara dayanarak alenen aşağılamayı altı aydan bir yıla kadar hapisle cezalandırır ve bu şartı ayrıca yazmaz.

Üçüncü fıkra sosyal sınıfı kapsar mı?

Hayır. Üçüncü fıkra, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin alenen aşağılanmasını düzenler. Fiil kamu barışını bozmaya elverişliyse ceza altı aydan bir yıla kadar hapistir.

Bir siyasi parti sosyal sınıf mıdır?

Bunu her olay için kesinleştiren bir kanun hükmü yoktur. Bir siyasi partiyi desteklemek kural olarak sosyal sınıf ölçütü sayılmaz. 8. Ceza Dairesinin 2023/4650 esas ve 2025/5932 karar sayılı incelemesinde somut paylaşımlar bakımından siyasi partinin sosyal sınıf niteliğinde olmadığı kabul edilmiş; karşı görüş ise bu değerlendirmeye katılmamıştır.

Aynı mahallede yaşamak sosyal sınıf oluşturur mu?

Aynı mahallede takılan gençler, kural olarak sosyal sınıf dışında bırakılan örnekler arasındadır. Bu nitelendirme kanunda sayılmış bir istisna değil, kavramın sınırına ilişkin bir görüştür.

Depremde ölenler 216. maddeye göre bir kesim midir?

8. Ceza Dairesinin 2024/24659 esas ve 2025/10164 karar sayılı incelemesinde, Kahramanmaraş depreminde hayatını kaybeden kişilerin sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı yönünden halkın bir kesimini oluşturmadığı kabul edilmiştir. Sonuç o incelemeyle sınırlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu