Anayasal ve Yasal Çerçevede Kişisel Veri Kavramı
Anayasa'nın 20. maddesi uyarınca herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu anayasal hak; kişinin kendisiyle ilgili veriler hakkında bilgilendirilmesini, bu verilere erişebilmesini, hatalı veya eksik verilerin düzeltilmesini veya silinmesini talep edebilmesini ve verilerin amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını denetleyebilmesini kapsar. Kişisel veriler kural olarak ancak kanunda açıkça öngörülen hallerde ya da kişinin açık rızası bulunması durumunda işlenebilir.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca kişisel veri; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/3928 E., 2018/3190 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere ceza hukuku anlamında kişisel veri; bireyin yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, sınırlı bir çevreyle paylaştığı ad, soyad, T.C. kimlik numarası, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi nüfus bilgileri, yerleşim yeri, adli sicil kaydı, eğitim durumu, meslek, banka hesap bilgileri, telefon numarası, e-posta adresi, kan grubu, medeni hal, parmak izi, DNA, biyolojik örnekler, etnik köken, siyasi, felsefi ve dini inançlar ile sendikal aidiyet gibi kişiyi toplumdaki diğer bireylerden ayıran ve kimliğini saptanabilir kılan her türlü bilgidir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2017/3928, K. 2018/3190Kaynağı aç
Kişisel verilerin ceza hukuku güvencesi altına alınması için söz konusu verinin mutlak surette gizli olması şart değildir. Gizli olmayan, kamuya açık alanda bulunan veya herkes tarafından kolaylıkla öğrenilebilen kişisel bilgiler de hukuka aykırı eylemlere karşı korunur. Zira ceza kanununda korunan hukuki değer sır kavramı olmayıp bireyin kişilik haklarıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1510, K. 2014/331Kaynağı aç
Suçun Maddi Unsurları ve Seçimlik Hareketler
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin ilk fıkrasında; kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla başkasına aktarılması, yayılması yahut ele geçirilmesi eylemleri için iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. 6526 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesinde daha düşük olan ceza alt sınırı, bu düzenlemeyle iki yıla yükseltilmiştir. Madde metninde yer alan suç seçimlik hareketli bir yapıya sahiptir; kanunda sayılan verme, yayma veya ele geçirme fiillerinden herhangi birinin hukuka aykırı biçimde icra edilmesi suçun oluşumu için yeterlidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
Seçimlik hareketlerden kişisel verilerin ele geçirilmesi fiili, başkasının hâkimiyeti altında bulunan bir kişisel verinin failin kendi fiili hâkimiyeti altına girmesiyle tamamlanır. Ele geçirme eyleminde failin temin ettiği veriyi bir başkasına aktarması veya paylaşması zorunlu bir unsur değildir; verinin rıza dışı elde edilmiş olması eylemin tamamlanmasını sağlar.
Kişisel verileri bir başkasına verme fiilinde ise, verinin fail tarafından hukuka uygun yöntemlerle mi yoksa hukuka aykırı yollarla mı temin edildiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Fail elindeki kişisel veriyi hukuka uygun şekilde elde etmiş olsa dahi, bunu yetkisiz üçüncü bir kişiye hukuka aykırı biçimde aktardığı anda suç tamamlanır. Ayrıca TCK'nın 136. maddesinde tanımlanan suç, herhangi bir neticenin veya zararın gerçekleşmesini gerektirmeyen soyut bir tehlike suçudur.
TCK'nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun vücut bulabilmesi için, söz konusu kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması ve kaydedilmiş haliyle eyleme konu edilmesi yasal bir zorunluluktur.
Manevi Unsur ve Hukuka Uygunluk Sebepleri
TCK'nın 136. maddesindeki yasal tanımda 'hukuka aykırı olarak' ifadesine yer verilmiştir. Suç tanımında bu tür nitelemelerin yer aldığı hallerde failin, gerçekleştirdiği hareketin hukuka aykırı olduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi, yani doğrudan kastla suçu işlemesi aranır.
Mağdurun rızası, ceza hukuku genel ilkeleri doğrultusunda bir hukuka uygunluk nedeni teşkil edebilir. Ancak rızanın fiili hukuka uygun kılabilmesi için fiilin işlenmesinden önce veya en geç fiilin icra edildiği sırada mevcut olması şarttır. Eylemin gerçekleştirilmesinden sonra ilgilisince sonradan açıklanan rıza veya icazet, önceden işlenmiş olan suçu ortadan kaldırmaz.
Basın ve ifade özgürlüğü ile haber verme hakkı da belirli şartlar dairesinde eylemi hukuka uygun hale getirebilir. Türk Ceza Kanunu'nun 26/1. maddesi ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi çerçevesinde haber verme hakkının hukuka uygunluk nedeni sayılabilmesi için; yayımlanan haberin gerçek ve güncel olması, haberin kamuoyunu ilgilendirmesi, toplumun bu haberi öğrenmesinde menfaatinin bulunması ve haber ile veriliş biçimi arasında uyumun gözetilmiş olması zorunludur.
Kişisel Veri ile Özel Hayatın Gizliliği Ayrımı
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/3928 E., 2018/3190 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesinin rızası dışında kaydedilmesi TCK'nın 134/1. maddesinde, bu kayıtların rızaya aykırı biçimde yayılması veya alenileştirilmesi ise TCK'nın 134/2. maddesinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak müstakil bir normla düzenlenmiştir. Kanun koyucunun özel hayat kapsamındaki görüntü ve ses kayıtlarını bağımsız bir suç tipiyle güvenceye alması sebebiyle, özel hayat alanına giren ses ve görüntü kayıtları TCK'nın 136/1. maddesindeki kişisel veri düzenlemesi kapsamında değil, özel hüküm mahiyetindeki TCK m. 134 çerçevesinde değerlendirilir.
Buna karşılık, özel hayatın gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmayan ancak bireyi tanımlayan kişisel veri niteliğindeki fotoğraflar TCK m. 136 kapsamındadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/2237 E., 2022/4318 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, bu fotoğrafların ilgilinin rızası dahilinde çekilip çekilmediğine bakılmaksızın, sonradan rızasına aykırı biçimde başkalarının görgüsüne sunulması TCK'nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/2237, K. 2022/4318Kaynağı aç
Yargı Uygulamasında TCK 136 Kapsamındaki Fiiller
Kişisel verinin mağdur tarafından daha önce kendi sosyal medya hesaplarında paylaşılmış olması, söz konusu verinin kişisel veri olma niteliğini ortadan kaldırmaz ve üçüncü kişilere bu veriyi ilgilisinin rızası dışında yeniden yayımlama yetkisi vermez. Bu kapsamda, bir şahsın daha önce sosyal medyada yayımladığı fotoğrafının hırsızlık yaptığı iddiasıyla ve suçlayıcı ifadeler eklenerek başka hesaplar üzerinden paylaşılması TCK m. 136/1'deki suçu oluşturur.
Sosyal medyadan elde edilen fotoğrafın baş kısmının başka görüntülere montajlanarak şantaj amacıyla mağdura gönderilmesi yahut aradaki husumet nedeniyle sahte hesap açılıp mağdurun fotoğrafı ve telefon numarasının hakaret içerikleriyle paylaşılması eylemleri de TCK m. 136/1 kapsamında cezalandırılmaktadır.
Bir belediye başkanının telefon konuşmasının kaydedilerek internet ortamında fotoğrafıyla birlikte yayımlanması, bir kişiye ait sosyal medya hesabı şifresinin rıza dışı ele geçirilmesi ve taşınmaza ilişkin ada parsel numarası, sorgu ekranı görüntüsü ile evin görüntüsünün rızasız paylaşılması fiilleri TCK m. 136/1 çerçevesinde verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçunun unsurlarını taşımaktadır.
Bireyin konaklama, ikamet, kiralık araç kullanımı, telefon, şirket, UYAP, tapu, silah ruhsatı, pasaport ve sosyal güvenlik kurumu kayıtları gibi kişisel bilgilerinin sistemlerden sorgulanarak üçüncü kişilere sağlanması veya aile nüfus kayıt örneği fotoğrafının rıza hilafına başkasına iletilmesi TCK m. 136 kapsamında değerlendirilmektedir.
Müştekilere ait kredi kartı bilgilerinin sosyal medya üzerinden paylaşılması suçu oluşturduğu gibi; ATM cihazlarına kopyalama aparatları ve kamera düzenekleri yerleştirilerek kartların manyetik şerit bilgilerinin ve şifrelerinin ele geçirilmesi eylemi, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/13192 E., 2017/3451 K. sayılı kararında belirtildiği üzere zincirleme şekilde TCK m. 136/1 kapsamındaki suçu oluşturur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/13192, K. 2017/3451Kaynağı aç
Bireyin kiminle, ne zaman, hangi sıklıkla ve ne kadar süreyle görüştüğünü gösteren iletişim trafiği dökümleri (HTS kayıtları) kişisel veri niteliğindedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/2118 E., 2024/1408 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, bu nitelikteki HTS raporlarının hukuka aykırı olarak internet üzerinden yayımlanması eylemi özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak değil, TCK m. 136/1'de düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu kapsamında değerlendirilmelidir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/2118, K. 2024/1408Kaynağı aç
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/1510 E., 2014/331 K. sayılı kararına konu olayda; gazetede köşe yazarı olan katılanın yazısında kullanılan vesikalık fotoğrafının, rızası dışında bir arkadaşlık sitesine erkek arkadaş aradığı açıklamasıyla yüklenmesi eylemi TCK'nın 136. maddesindeki kişisel verileri yayma suçu kapsamında görülmüştür.
Kamusal Sistemlerdeki Sorgulamalar ve Disiplin Sorumluluğu
Kamu görevlilerinin kendilerine görevleri nedeniyle tahsis edilen şifreleri kullanarak POLNET veya Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) üzerinden gerçekleştirdikleri sorgulamalar yargı kararlarında titizlikle değerlendirilmektedir. Bir polis memurunun görevi gereği verilen şifre ile POLNET üzerinden Cumhurbaşkanının veya boşanma aşamasındaki eşinin verilerini sadece sorgulamasından ibaret eylemde, TCK m. 136'daki suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmektedir.
Benzer biçimde bir kamu görevlisinin merak saikiyle kamuya mal olmuş kişilerin bilgilerini KPS üzerinden incelemesi, bu bilgileri bir yere kaydetmemesi ve üçüncü şahıslara yaymaması halinde suç teşkil eden bir eylemin bulunmadığı; eylemin görevin gereklerine aykırılık yönüyle disiplin soruşturması gerektirdiği kabul edilmektedir.
Cezayı Artıran Nitelikli Haller ve Usul Kuralları
TCK'nın 136. maddesinin 2. fıkrası uyarınca suçun konusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 236. maddesinin 5. ve 6. fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır. Bunun yanı sıra kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu düzenleyen TCK'nın 135. maddesinin 2. fıkrasında; verilerin siyasi, felsefi veya dini görüşe, ırki kökene, hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlere, cinsel yaşama, sağlık durumuna veya sendikal bağlantıya ilişkin olması cezayı yarı oranında artıran nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 135Kaynağı aç
Tek bir fiil ile hem kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçu hem de TCK'nın 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun işlenmesi durumunda TCK'nın 44. maddesindeki farklı neviden fikri içtima hükümleri tatbik edilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/1510 E., 2014/331 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, bu gibi hallerde sanık hakkında meydana gelen suçlardan en ağır cezayı öngören TCK m. 136 uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulmalıdır.
Yargılama sırasında iddianamede anlatılan fiilin hukuki niteliğinin değişmesi mümkündür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225 ve 226. maddeleri uyarınca mahkeme, iddia makamının suç vasfı nitelendirmesi ile bağlı olmayıp fiil değişmemek kaydıyla sanığa ek savunma hakkı tanıyarak değişen suç vasfına göre hüküm kurabilir.
TCK 136 suçunun cezası ne kadardır?
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişiye iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir; suç konusunun CMK m. 236 kapsamında kayda alınan beyan ve görüntüler olması halinde bu ceza bir kat artırılır.
Herkese açık veya önceden paylaşılmış verilerin yayılması suç oluşturur mu?
Evet; verinin gizli olması zorunlu olmayıp herkes tarafından bilinen veya ilgilisince önceden paylaşılmış olan verilerin rıza dışı dağıtılması da TCK 136 kapsamındaki suçu oluşturur.
HTS kayıtlarının internette paylaşılması hangi suçu oluşturur?
Görüşme sıklığı, süresi ve muhataplarını gösteren HTS dökümleri kişisel veri niteliğinde olup bunların hukuka aykırı olarak yayımlanması özel hayatın gizliliğini ihlal suçu değil, TCK 136 kapsamındaki verileri hukuka aykırı olarak yayma suçunu oluşturur.
Kişisel verilerin ele geçirilmesi için verinin başkasına aktarılması şart mıdır?
Hayır; başkasının hâkimiyeti altındaki verinin failin hâkimiyetine geçmesiyle ele geçirme fiili tamamlanır, verinin ayrıca başka kişilere aktarılması suçun oluşması için aranmaz.
Özel hayat kapsamındaki ses veya görüntü ile kişisel veri arasındaki fark nedir?
Kişinin özel hayat alanına giren ses veya görüntülerinin rıza dışı kaydedilmesi ve ifşa edilmesi TCK m. 134 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluştururken; bu nitelikte bulunmayan kişisel verilerin rıza dışı sunulması TCK m. 136 kapsamında değerlendirilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

