Kişisel Verileri Verme veya Ele Geçirme Suçunun Yasal Tanımı ve Cezası
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 136 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Bu suç tipiyle, kişilerin temel hak ve özgürlükleri ile özel hayat alanına ilişkin verilerinin hukuka aykırı müdahalelerden korunması hedeflenmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.[62]
(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi
Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan
beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Nitelikli haller
Suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması halinde, Türk Ceza Kanunu'nun 136 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilecek ceza bir kat artırılmaktadır.
Kişisel Veri Kavramı ve Suçun Oluşumu İçin Aranan Koşullar
Kişisel veri; belirli veya belirlenebilir gerçek bir kişiye ait olan, kişinin kimliğini ortaya koyan ya da onu toplumsal bireylerden ayıran her türlü bilgiyi ifade eder. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/12443 Esas ve 2019/2912 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, Türk Ceza Kanunu'nun 136 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında suçun oluşabilmesi için söz konusu verilerin önceden kaydedilmiş halde bulunması ve bu kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi şarttır.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2016/12443, K. 2019/2912Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler, gerekçe içeriğine göre ve 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp aynı tarihte yürürlüğe giren 4565 sayılı Kanunun 84. maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. maddesinin 7. fıkrası uyarınca Mahkemenin görevli olması nedeniyle tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK'nın 136/1. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir. Herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmekte ise de, anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, maddenin uygulamasında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.
TCK'nın 136/1. maddesinin, “Bu madde hükmü ile hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” şeklindeki gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin, verildiği, yayıldığı veya ele geçirildiğinin kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, sanığın, ayrı yaşadığı eşinin kendisinde kayıtlı olan kişisel veri niteliğindeki telefon numarasını, onun rızası dışında facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden oluşturduğu profil ile herkesin görebileceği bir biçimde yayma biçiminde gerçekleşen eyleminde, TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunun oluşacağı gözetilmeden kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Herkes tarafından bilinen ya da kamuya açık alanlarda kolaylıkla ulaşılabilen bilgiler de hukuken kişisel veri niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte, yasal düzenlemenin amacını aşacak biçimde geniş yorumlanarak her türlü gündelik eylemin suç haline getirilmesini önlemek adına somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılmalı, hukuka uygunluk nedenleri ve failin hukuka aykırı hareket ettiğini bilip bilemeyeceği gözetilmelidir.
Cezayı Artıran Nitelikli Haller
Türk Ceza Kanunu'nun 137 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince, kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme suçunun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 137Kaynağı aç
a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye
kullanılmak suretiyle,
b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Verileri yok etmeme
Kamu görevlisinin kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresiyle Kimlik Paylaşımı Sistemine giriş yapıp, keyfi ve usulsüz sorgulama yaparak bir kimseye ait kişisel veri niteliğindeki nüfus ve adres bilgilerine erişmesi ve bu kişisel verileri okuması halinde, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/578 Esas ve 2020/5427 Karar sayılı ilamı gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurları oluşur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/578, K. 2020/5427Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Gümrük ve Ticaret Bakanlığı… Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü emrinde görevli memur olan sanık …’in, bazı sanatçılarla siyasetçilerin hemşehrisi olup olmadığını merak edip, “Kimlik Paylaşımı Sistemi”ne giriş yaparak, İçişleri Bakanı ile ilgili olarak, 26.12.2013 Perşembe günü saat 11:01:14’te “T.C. Kimlik No ile Yerleşim Yeri Bilgisi Sorgulama” ve aynı gün saat 11:03:01’de “T.C. Kimlik No ile Kişi Bilgileri Sorgulama” işlemlerini gerçekleştirmesi nedeniyle TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile “Kimlik Paylaşımı Sistemi”ne giriş yapıp, keyfi ve usulsüz sorgulama yaparak, İçişleri Bakanı olan katılana ait kişisel veri niteliğindeki nüfus ve adres bilgilerine erişim sağlayıp, katılanın kişisel verilerini okuması nedeniyle üzerine atılı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanık hakkında beraat hükmü kurulması,
2-Kabul ve uygulamaya göre de:
Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21.10.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ;
Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK'nın 136/1. maddesinde "Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanunun 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan "kişisel veri" kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir. Herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda "kişisel veri" olarak kabul edilmekte ise de, anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, maddenin uygulamasında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.
TCK'nın 136/1. maddesinin, “Bu madde hükmü ile hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” şeklindeki gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin, "verildiği", "yayıldığı" veya "ele geçirildiği"nin kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekir.
Bu noktada belirtmek gerekir ki, kişisel verilerin, üzerinde yazılı olduğu belgenin bulunduğu yerden alınması ya da kaydedilmiş haliyle başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi, böylece istenildiğinde tekrar kullanılabilmesi olanağını sağlayan her türlü faaliyet, kişisel verileri “ele geçirme” kapsamında değerlendirilebilir ise de, kişisel verilerin kaydedilmeden önce öğrenilmesi, hafızada tutulan kişisel verilerin başkalarına açıklanması, kişisel verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olunması, ancak TCK'nın 134/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
… …
(Muhalif Üye) (Muhalif Üye)
Benzer şekilde muhasebe ve saymanlık biriminde görevli bir kimsenin, yürüttüğü görevin sağladığı kolaylıktan faydalanarak mağdurun kimlik, adres, telefon ve eğitim bilgilerini hukuka aykırı şekilde temin etmesi ve bu bilgilerle idari mercilere başvuruda bulunması, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/18121 Esas ve 2015/3750 Karar sayılı ilamı uyarınca Türk Ceza Kanunu'nun 136 ve 137 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki suçu oluşturur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/18121, K. 2015/3750Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : Beraat
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya içeriğine göre, … Müdürlüğünde şef olarak görev yapan sanığın, muhasebe ve saymanlık işlerine bakması nedeniyle, … Lisesi Müdür Yardımcısı ve… Öğretmeni olarak görev yapan katılanın, ad ve soyadı ile TC kimlik numarası, çalıştığı yer, eğitim durumu, telefon numaraları, eğitim durumu gibi kişisel veri niteliğindeki bilgilerini öğrenip, katılanın bilgisi ve rızası olmaksızın bu bilgileri kullanarak katılan adına, … Müdürü … hakkında bazı iş ve eylemleri nedeniyle BİMER'e şikayetçi olduğu ve idari soruşturma açılmasına sebebiyet verdiği olayda; sanığın, mesleğinin sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle katılana ait kişisel veri niteliğindeki bilgileri hukuka aykırı olarak ele geçirerek yaydığı, eylemin, TCK'nın 136, 137/1-b maddelerinde düzenlenen suçun unsurlarının oluştuğu gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yazılı düşüncelerle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargı Kararlarına Yansıyan Tipik Fiiller ve Suça Teşebbüs
Ayrı yaşanan eşin rızası bulunmaksızın, kendisinde kayıtlı olan cep telefonu numarasının bir sosyal paylaşım platformunda herkesin görebileceği şekilde paylaşılması eylemi, Türk Ceza Kanunu'nun 136 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki verileri yayma suçunu oluşturmaktadır. Nitekim Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/12443 Esas ve 2019/2912 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır. Aynı doğrultuda, bir kimsenin kullanımında bulunan telefon numarasının rızası hilafına üçüncü kişilere verilmesi ve dağıtılması da Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2022/6855 Esas ve 2023/464 Karar sayılı ilamı gereğince aynı suçu vücuda getirmektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/6855, K. 2023/464Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2015/107 Esas, 2018/510 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 136 ncı maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2…. Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/1495 Esas, 2019/2896 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3…. Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan kurum vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2020/2475 Esas, 2021/3866 Karar sayılı kararı ile özetle (Sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince mahkumiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi,) nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4…. Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.03.2022 tarihli ve 2021/1131 Esas, 2022/616 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, duruşmalı yapılan incelemede verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.09.2022 tarihli ve 2022/104254 sayılı, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve katılan kurum vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğinin bahisle hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın, temyiz dışı sanıklar … ve Samet'e katılana ait cep telefonu numarasını rızası hilafına vermek suretiyle atılı suçu işlediği gerekçesi ile sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte kanun maddesine göre mahkumiyete karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan kurum vekilinin temyiz istemi; sanık hakkında mahkumiyete yeter delil bulunmasına rağmen sanık lehine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Sanığın, katılanın kullanımında olan cep telefonu numarasını temyiz dışı diğer sanıklara vermesine konu olayda; İlk Derece Mahkemesince eylemin sübut bulduğu kabul edilerek sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyete karar verildiği, bozma ilamı üzerine yapılan istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan incelemede sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün kaldırılıp sanığın mahkûmiyetine yeter delil bulunmadığı gerekçesi ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli duruşmasında savunması alınan temyiz dışı sanık … "…Ben olay akşamı .in dükkanında bulunuyordum. Dükkana gelen . isimli köfteci köfteyi getirdi. Kendisine şaka yollu kendisinde hayat kadını numarası olup olmadığını sordum. O da bana bayanın numarasını verdi. İhtiyaç olduğunda bayanın rahatça aranabileceğini, geçimini hayat kadınlığından sağladığını söyledi. Ben de dükkanda bulunan kolinin üzerine sadece numarayı yazdım…" şeklinde beyanda bulunmuştur
3.İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli duruşmasında savunması alınan temyiz dışı sanık . "……'da manavlık yapmaktayım. Yine aynı işi yapan … takriben 2 sene önce benim dükkanıma geldi. O sırada dükkana köfte götüren köfteciye … sende ‘O.uspu numarası var mı’ dedi. … köfteciden aldığı telefon numarasını bana bu telefon numarası ‘O.uspu’ telefonu diyerek numarayı aramamı ve kendisine görüşmeden bilgi vermemi söyledi ve … yerimden ayrıldı. Ben de bana verdiği numarayı aradım…" şeklinde beyanda bulunmuştur.
4.Hazırlık aşamasında Cumhuriyet Savcılığınca 20.08.2014 tarihinde ifadesi alınan katılan … "…Bana sormuş olduğunuz şahıslardan sadece Aykut G.yi tanırım. Diğerlerini tanımıyorum. Bu şahsın annesi ile aramızda husumet vardı…" şeklinde beyanda bulunmuş, kovuşturma evresinde doğruluğunu tekrar etmiştir.
5.Katılan 06.10.2015 tarihli duruşma alınan beyanında Cumhuriyet savcılığında alınan beyanını doğrulamıştır.
6.Sanık tarafından 06.10.2015 tarihli duruşmada doğruluğu kabul edilen 07.05.2013 tarihli emniyet ifadesinde katılanı tanıdığını beyan etmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık … ve temyiz dışı diğer sanıklardan yalnızca.’u tanıdığını ve onun annesi ile aralarında problem olduğunu beyan eden katılanın kullanımındaki cep telefonu numarasının, sanık … tarafından, temyiz dışı diğer sanıklara dağıtıldığı iddialarına konu olayda; olay ve olgular bölümünde yer verilen temyiz dışı sanıkların, katılanın ifadeleri ve sanığın katılanı tanıdığında dair beyanları karşısında, sanığa yüklenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun sübut bulduğu ve İlk Derece Mahkemesinin suçun sübutuna yönelik kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gözetilmeden, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülüp, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve katılan kurum vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.03.2022 tarihli ve 2021/1131 Esas, 2022/616 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.
Kişisel verilerin elde edilmesi amacıyla icra hareketlerine başlanması fakat elde olmayan nedenlerle neticenin gerçekleşmemesi durumu suça teşebbüs olarak değerlendirilir. Örneğin banka ATM cihazına kart bilgilerini kopyalamak amacıyla sistem kurulması, ancak ihbar üzerine kopyalama işlemi tamamlanamadan yakalanılması eylemi Türk Ceza Kanunu'nun 136 ncı ve 35 inci maddeleri kapsamında kişisel verileri ele geçirmeye teşebbüs suçunu teşkil eder. Bu kabul Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2014/23 Esas ve 2014/17639 Karar sayılı ilamında yer bulmuştur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2014/23, K. 2014/17639Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 8 – 2013/165588
MAHKEMESİ : İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/04/2013
NUMARASI : 2013/231 (E) ve 2013/284 (K)
SUÇ : Bilişim suçu
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
Bankanın ATM cihazına banka ve kredi kartları bilgilerini kopyalamak için sistem kuran, ancak ihbar edilmeleri neticesinde herhangi bir kartın kopyalamasını yapamadan yakalanan sanığın eyleminin TCK.nun 136, 35. maddelerine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK.nun 244/2-3. maddeleri uyarınca hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 07.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Uzaktan erişim yazılımları kullanılarak bir başkasının bilgisayarına bilgisi dışında bağlanıldığı, bu yolla sosyal medya şifrelerinin ve kayıtlı kişisel verilerin temin edildiği iddialarında, failin bu tür programlardan faydalanarak şifreyi ve bilgisayarda kayıtlı kişisel verileri ele geçirip geçiremeyeceğine dair bilişim uzmanı bir bilirkişiden rapor temin edilmeksizin beraat kararı verilemez. Bu zorunluluk Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/13096 Esas ve 2022/679 Karar sayılı ilamında vurgulanmıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/13096, K. 2022/679Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdur …’nın, resmi nikahlı eşi ile fiilen ayrı yaşadıkları ve Muğla Aile Mahkemesinin 2013/321 esasına kayden görülmekte olan boşanma davasının henüz sonuçlanmadığı 31.10.2013 tarihinde, sanık tarafından facebook aracılığıyla gönderilen arkadaşlık isteğini kabul edip, ilerleyen süreçte yüz yüze de görüştüğü sanıkla duygusal olarak yakınlaştığı dönemde, bilgisayar operatörü olan sanığın isteği üzerine, bir bilgisayardan diğer bilgisayara uzaktan erişim sağlayan “Team Viewer” isimli programı bilgisayarına indirdiği ve sanığın da mağdura ait bilgisayara onun rızası dahilinde uzaktan erişim sağlayarak, söz konusu programı kurduğu, bir süre sonra, mağdurun başka erkeklerle görüştüğünden şüphelenen sanığın, mağdura ait bilgisayara, onun bilgisi olmaksızın uzaktan erişim sağlayarak, mağdura ait facebook şifresini ele geçirip, mağdurun kendisi ve başka arkadaşları ile facebook veya diğer sosyal paylaşım siteleri üzerinden yapmış olduğu görüşmelere ilişkin mesajları, mağdura ait kişisel verilerle fotoğrafları, mağdurla beraberken çektirdikleri özel resimleri, mağdurun boşanma aşasında olduğu eşine gönderdiği ve şifresini kırarak ele geçirdiği mağdura ait facebook hesabında herkese açık şekilde yayımladığı iddialarına dayalı olarak, sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçlarından kamu davaları açıldığı olayda;
Sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan beraat hükmü kurulduğu, sanığa isnat edilen diğer suçlarla ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verildiği ve katılan vekili tarafından verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz edildiği belirlenerek, temyiz istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede:
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İddianamede, sanığın, mağdurun rızası dahilinde mağdura ait bilgisayara kurduğu “Team Viewer” isimli program sayesinde, mağdurun bilgisayarına bilgisi olmaksızın uzaktan erişim sağlayarak, elde ettiği mağdura ait kişisel verilerle fotoğrafları, şifresini kırarak ele geçirdiği mağdura ait facebook hesabında herkese açık şekilde yayımladığı iddia edilmesine rağmen bilgisayar operatörü olan sanığın, “Team Viewer” isimli programdan faydalanarak, mağdura ait facebook şifresini ve mağdurun bilgisayarında kayıtlı kişisel verilerini onun bilgisi dışında ele geçirip geçiremeyeceğine dair bilişim uzmanı bir bilirkişiden rapor alınmaksızın, mağdurun sanığa facebook şifresini vermediğine dair beyanına ve mağdurun ablası olan tanık Arzunur’un “…daha sonra Zehra'nın facebook profilindeki resmini değiştirmiş şifresini kırmış ve … fotoğrafları yayınlamış, biz tekrar aynı profile giremedik, yayınlanan fotoğrafların çıktılarını da alamadık, daha sonra da bu profil kapanmış…” biçimindeki anlatımına itibar edilmeme nedeni de açıklanmaksızın, sanığın, mağdurun rızasıyla facebook şifresini alması nedeniyle üzerine atılı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına dair yetersiz gerekçeye ve eksik incelemeye dayalı olarak sanık hakkında CMK’nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi gereğince beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Muhakeme Usulü ve Hüküm Kurma Kuralları
Yargılama sürecinde sanık hakkında beraat kararı verilirken, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmesi zorunludur; aksi durum usule aykırılık teşkil eder.
İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararına karşı yapılan istinaf incelemesinde, delil değerlendirilmesi yapılmasını gerektiren hallerde duruşma açılmadan dosya üzerinden beraat kararı verilemez. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve ikinci fıkrası uyarınca duruşma açılarak tarafların çağrılması ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
Çocuk Failler Bakımından Koruma Tedbirleri Sınırları
Kişisel verileri ele geçirme veya yayma suçu kapsamında suça sürüklenen çocuklar bakımından koruma tedbirlerine ilişkin özel sınırlamalar geçerlidir. On iki yaşından küçük çocuklar hakkında hiçbir surette gözaltı tedbiri uygulanamaz.
On beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan suçlarda tutuklama yasağı bulunmaktadır. Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun temel halinin üst sınırı dört yıl hapis cezası olduğundan, bu suçu işleyen on beş yaşından küçük çocuklar hakkında tutuklama kararı verilemez.
Kişisel verileri ele geçirme suçu şikâyete bağlı mıdır?
Bu suç şikâyete bağlı suçlar arasında yer almadığından, soruşturma cumhuriyet savcılığı tarafından re'sen yürütülür.
Kişisel verileri yayma suçunda uzlaşma uygulanır mı?
Kişisel verileri ele geçirme veya yayma suçu bakımından ceza muhakemesindeki uzlaşma prosedürü uygulanmamaktadır.
Kişisel verileri ele geçirme veya yayma suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
Bu suçta dava zamanaşımı süresi sekiz yıl, mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden itibaren başlayan ceza zamanaşımı süresi ise on yıldır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

