Taşıyanın Hapis Hakkı ve Paraya Çevrilmesi Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Taşıyanın Hapis Hakkı ve Paraya Çevrilmesi Usulü

Taşıyanın hapis hakkı, navlun sözleşmesinden kaynaklanan alacakların güvence altına alınması amacıyla taşınan yük üzerinde kullanılan ayni nitelikte bir teminat hakkıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1201. maddesi uyarınca taşıyan, deniz yoluyla taşımadan doğan alacakları için 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953. maddeleri çerçevesinde eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir. Türk Ticaret Kanunu sisteminde hapis hakkı, karayolu ve denizyolu taşımaları bakımından ayrı yasal hükümlerle düzenlenmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/5369, K. 2019/6629Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2018/5369 E.  ,  2019/6629 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 14/03/2018 tarih ve 2014/847-2018/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin Çin'in taşımacılık sektöründe itibarlı bir şirket olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin çalıştığı taşıma komisyoncularından biri olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde verilen taşıma hizmetlerine karşılık müvekkili şirket tarafından tanzim edilen faturaların davalı borçluya gönderildiğini, davalı borçlunun faturalara bir itirazının olmadığını, ancak davalı tarafından bir ödeme yapılmaması üzerine 23.130,75 USD asıl alacağa istinaden davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerinde takibin durduğunu, takibin itiraz sonucu durdurulmasından sonra davalı şirketin müvekkili şirketin banka hesabına 2.005,00 USD havale gönderdiğini, bu durumun da davalının icra dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ileri sürerek itirazın kısmen iptaline, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, birleşen davada, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı vekili, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine göre karşılıklı komisyonculuk yapıldığını, müvekkili şirketin gönderdiği emtiaya davacı tarafından, cari hesap borcu gerekçesiyle, el konularak teslimat yapılmadığını, müvekkilinin vadesi gelmiş borcu olmadığını, davacının elkoyduğu malları gönderen şirketler tarafından da taşıyıcı sıfatı ile müvekkiline rücu edilerek malların bedeli tazmin edildiğini, müvekkili tarafça da bu zararların davacı adına fatura edilip davacı hesabına işlendiğini, davacının verdiği zararın mahsubundan sonra borcun kalan kısmı davacıya ödendiğini, savunarak asıl davanın reddine, birleşen davada davacı sıfatıyla, asıl davacının hapis hakkını haksız kullanımı nedeniyle müşterilerine yaptığı ödemelere istinaden düzenlediği fatura bedellerinin asıl davacı alacağına takası yoluyla borçlu olmadığının tespitini ya da 21.125,75 USD’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davacının hapis hakkını kullanabileceği mauccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip bedelinin %20’si oranında icra inkar tazminatına, birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada takas talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Asıl dava, navlun alacağından doğan meblağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir. Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1201. madde hükmüne göre, navlun alacaklısı taşıyıcının, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953'üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Gönderme yapılan 4721 sayılı TMK 950. madde hükmüne göre de, hapis hakkının kullanımı için öncelikle alacağın muacceliyeti ile hapis hakkı kullanılan eşya ile muaccel alacak arasına bağlantı bulunması gerekir. Ancak eşya üzerindeki zilyetlik ve zilyedin alacağı ticari ilişkiden doğmuş ise hapis hakkı kullanılacak eşya ile alacak arasında bu bağlantı var sayılır. Somut olaya gelindiğinde, asıl davada; davacı taşıyıcının alacak talebine karşılık, davalı taşıtan, taşıma işine konu bir kısım malları davacı taşıyan tarafından alıcılara teslim edilmeyerek, alacak ile aynı miktar zarara yol açtığı gerekçesiyle takas def'inde bulunmuştur. Davacı taraf ise hapis hakkına haiz olduğunu ileri sürerek, taşıma konusu bir kısım malların alıcılarına teslim edilmediğine ilişkin davalı savunmasını kabul etmiştir. Mahkemece, asıl davada davacının hapis hakkı bulunmadığı kabul edilmiş, ancak buna ilişkin kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafça temyiz edilmemiştir. Bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü müktesep hak karşısında asıl davada davalının takas talebi dikkate alınarak, nitelikteki, davacı tarafça alıcılarına teslim edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gerekirken hatalı değerlendirme ile asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenlerle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin birleşen davadaki tüm, asıl davadaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden asıl dava davalısı lehine BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hapis Hakkının Kurulma Koşulları ve Zilyetlik

Taşıyanın eşya üzerinde hapis hakkını kullanabilmesi için taşınırın borçlunun rızasıyla taşıyanın zilyetliğine geçmiş olması, alacağın muaccel bulunması ve taşınan eşya ile talep edilen alacak arasında doğal bir bağlantının varlığı şarttır. Zilyetlik ve alacak tacirler arasındaki ticari ilişkiden doğmuşsa, hapis hakkı kullanılacak eşya ile alacak arasındaki bağlantı kanunen var sayılır. Ayrıca alacaklı, borçlunun mülkiyetinde bulunmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkı elde eder.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 950Kaynağı aç
Madde 950- Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır. Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur. II. Ayrık durumlar

Taşıyanın hapis hakkı kural olarak taşınan eşya kendi zilyetliğinde bulunduğu müddetçe devam eder. Eşya gönderilene teslim edilmiş olsa bile, yükün halen gönderilenin zilyetliğinde kalması ve teslimden itibaren otuz günlük süre içinde mahkemeye başvurulması kaydıyla bu teminattan doğan yasal yetkiler kullanılabilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/6729, K. 2025/1185Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2024/6729 E.  ,  2025/1185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklının icra mahkemesine başvurusunda; … IMO numaralı … gemisinin kiracısı olduğunu, borçlu tarafla imzalanan 25.04.2018 tarihli navlun sözleşmesinin bütün şartlarının kendileri tarafından yerine getirildiğini, navlun bedelinin ve demurajın ödenmemesi nedeni ile 56.812,50 USD alacağın meydana geldiğini, bu alacağın borçlu tarafından ödenmediğini, bu nedenle TTK 1201. maddesi uyarınca donatanı üçüncü kişi olan … IMO numaralı … gemisinde bulunan borçluya ait farklı bir yük üzerinde hapis hakkının kullanılması ve defter tutulması için icra müdürlüğüne başvurulduğunu, icra müdürlüğünce taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, alacaklı tarafça rehnin paraya çevrilmesine yönelik takibe geçildikten ve bu konuda kendisine ödeme veya icra emri gönderildikten sonra borçlunun hapis hakkına yönelik şikayet veya itirazlarını takibin şekline göre icra dairesine veya icra mahkemesine yapması gerektiği ve icra müdürlüğünün hapis hakkının şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda değerlendirme yetkisinin olmadığı gerekçesi ile şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün 26.01.2023 tarihli kararının iptaline karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddedildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK’nun 1201. maddesinde “Taşıyan, navlun sözleşmesinden … bütün alacakları için Türk Medenî Kanununun 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir. Hapis hakkı, eşya, taşıyanın zilyetliğinde bulunduğu sürece devam eder; teslimden sonra dahi, otuz gün içinde mahkemeye müracaat edilmek ve eşya henüz gönderilenin zilyetliğinde bulunmak şartıyla, hapis hakkından … yetkilerin kullanılması mümkündür.” hükmüne yer verilmiştir. TMK’nun 950. maddesinin birinci fıkrasında hapis hakkının doğumu ve kullanılabilmesi için alacaklının yük üzerinde zilyetliği gerekli görülmüştür. TMK’nun teslime bağlı taşınır rehnine ilişkin hükümleri (m. 939-949), yapıları aykırı düşmedikçe, hapis hakkı ve alacak rehni gibi diğer taşınır rehni türlerini de uygulanır. Bu husus açıkça TMK’nun 953/1. hükmünde görülmektedir. Buna göre hapis hakkının sona ermesi açısından TMK’nun 943 maddesi uyarınca alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve onu zilyet olan üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle hapis hakkı son bulur. (Doç. Dr. Ecehan Yeşilova Aras, TTK’nun 1202’nci Maddesinin Amacından Sapan Uygulaması: Taşıyanın Yükü Alıkoyması Karşısında Konişmeto Hamilinin Tedbir Kararı ile Yükü Teslim Alması, Piri Resi Üniversitesi Deniz Hukuk Dergisi, Sayı 1, Cilt 2, Haziran 2023, s. 107-136) Somut olayda, alacaklının yükü taşıdığı … gemisi olup, navlun sözleşmesine konu yüke ilişkin zilyetliğinin elinde olduğuna dair herhangi bir belge ibraz etmediği, başka bir taşıyan tarafından taşınan (… gemisinde) farklı bir yük üzerinde hapis hakkının tesis edilmesinin ve defter tutulmasının talep edildiği, ancak yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında zilyetliği dolaylı yoldan bile elinde bulunmayan bir yük üzerinde alacaklının hapis hakkının bulunmadığı, bu nedenle de icra müdürlüğünce hapis hakkının tesis edilmesi ve defter tutulmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, icra müdürlüğü kanuni düzenlemelere uymakla yükümlü olup hapis hakkının devam edip etmediğini resen inceleyebileceği gibi bu hususu yasaklayan herhangi bir düzenleme de Hukumuzda bulunmamaktadır. O halde, İlk Derece Mahkemesince, yukarıda bahsedilen gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 11.07.2024 tarih ve 2023/2032 E. – 2024/1888 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), Bandırma İcra Hukuk Mahkemesi'nin 17.03.2023 tarih ve 2023/38 E. – 2023/127 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğininde Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 13.02.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Teminat Altına Alınan Alacaklar ve Muacceliyet Kuralı

Taşıyanın yük üzerindeki hapis hakkı, kural olarak yalnızca hakkın uygulandığı eşyanın taşındığı yolculuktan kaynaklanan alacakları teminat altına alır. Bu alacaklar kapsamına navlun ücreti, mesafe navlunu, ölü navlun, sürastarya parası, konteyner bekleme bedeli, talimatların yerine getirilmesi için yapılan masraflar ile navlun sözleşmesinin müspet ihlalinden doğan tazminat alacakları dahildir. Hapis hakkının doğabilmesi için kural olarak alacağın muaccel hale gelmiş olması zorunludur; vadesi gelmemiş alacaklar için kural olarak bu teminat yetkisi işletilemez.

Muacceliyet kuralının istisnası borçlunun ödemeden acze düşmesidir. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 952. maddesi gereğince, borçlunun ödemeden acze düşmesi durumunda alacak muaccel olmasa dahi hapis hakkı kullanılabilir. Borç ödemeden aciz hali eşyanın tesliminden sonra gerçekleşmiş veya daha önce meydana gelmekle beraber alacaklı tarafından sonradan öğrenilmişse; eşyanın belirli bir yönde kullanılmasına ilişkin taahhütlerle veya borçlunun teslim sırasında ya da öncesinde verdiği talimatlarla bağdaşmasa bile hapis hakkı ileri sürülebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 952Kaynağı aç
Madde 952- Alacaklı, borçlunun ödemeden acze düşmesi hâlinde, alacağı muaccel olmasa bile, hapis hakkını kullanabilir. Borç ödemeden aciz, taşınırın tesliminden sonra meydana gelmiş veya daha önce meydana gelmiş olmakla beraber alacaklı bu durumu teslimden sonra öğrenmiş ise; o şeyin belli bir yönde kullanılacağı konusunda alacaklı tarafından yüklenilmiş bir yükümlülük veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla bağdaşmasa bile, alacaklı hapis hakkını kullanabilir. IV. Hükümleri

Muhatap ve Teslimden Kaçınma Yetkisi

Gönderilen tarafından eşyanın teslimi talep edilene kadar navlun sözleşmesinden doğan borcun borçlusu taşıtandır. Üçüncü kişi konumundaki gönderilen, ancak eşyanın teslimini talep ettiği andan itibaren navlun sözleşmesinden doğan borç ilişkisine dahil olur. Bu doğrultuda gönderilene karşı hapis hakkının ileri sürülebilmesi, gönderilenin eşyanın teslimini talep etmesi şartına bağlıdır. Taşıyan bu hakkı kullanarak eşyayı ilgilisine teslim etmekten kaçınabilir; teslim talep edildiğinde hapis hakkını kullandığını talep edene bildirmekle yükümlüdür.

Eşyanın Paraya Çevrilmesi ve İcra Takip Usulü

Eşya üzerinde doğan hapis hakkı, teminat altına alınan asıl alacaktan ayrı ve bağımsız olarak dava veya icra takibine konu yapılamaz. Paraya çevirme işleminde defter tutulması usulü benimsenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1398. maddesi yollamasıyla eşya üzerindeki hapis hakkının paraya çevrilmesinde İcra ve İflas Kanunu'nun 270. maddesinde düzenlenen defter tutma usulü tatbik edilir. Taşıyan, hapis hakkının muhafazası için icra dairesinin yardımını istediğinde icra müdürlüğü eşyanın defterini tutar ve taşıyana rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatması için on beş günlük süre verir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/25284, K. 2016/3471Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2015/25284 E.  ,  2016/3471 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Şikayetçi-borçlu şirket vekilinin icra mahkemesine başvurusunda, 01.06.2015 tarihli zaman çarteri sözleşmesine dayanarak alacaklının hapis hakkı uygulattığını, şikayet edene gönderilen taşımaya konu yük ile ilgili navlun borcunun bulunmadığını, zaman çarteri sözleşmesi ile gemiyi gönderene tahsis eden alacaklının şikayetçide (gönderilende) bir alacağı olmadığından donatanın TTK'nun 1136. maddesi uyarınca alacak rehni uygulanamayacağını ve TTK'nun 1201. maddesi gereğince hapis hakkı uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek hapis hakkının uygulanması için başlatılan takibin iptaline ve "Mamba B " gemisi üzerinde bulunan ve gönderilene ait yük üzerindeki hapis hakkının kaldırılmasına, haksız olarak tutulan defterin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği; mahkemece şikayetin kabulü ile 11.06.2015 tarihli hapis hakkının uygulanmasına ilişkin kararın iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Hapis hakkı için defter tutulması başlığını taşıyan TTK'nun 1398. maddesinin 1. fıkrasında, İcra ve İflas Kanununun 270 ve 271 inci maddelerinin, bu kanun hükümleri uyarınca eşya üzerinde doğan  hapis hakkının  paraya  çevrilmesinde de uygulanacağı, bu maddenin ikinci fıkrasında İcra ve İflas Kanunu'nun 270 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen sürenin, eşya üzerinde doğan hapis haklarının paraya çevrilmesinde onbeş gün olduğu, bu maddenin son fıkrasına göre de eşya üzerinde doğan hapis haklarının, teminat altına alınan alacaktan ayrı ve bağımsız olarak yargılama veya icra konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bununla bağlantılı olarak TTK'nun 1399. ve 1400. maddelerinde de hapis hakkıyla teminat altına alınan alacak, bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanıyorsa, alacaklının, defterin tutulmasından başlayarak onbeş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapabileceği, buna karşılık hapis hakkıyla teminat altına alınan alacak, bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanmıyorsa, alacaklının, defterin tutulmasından başlayarak onbeş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapabileceği öngörülmüştür. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca, alacaklı tarafça rehnin paraya çevrilmesine yönelik takibe geçildikten ve bu konuda kendisine ödeme veya icra emri gönderildikten sonra borçlu, hapis hakkına yönelik şikayet veya itirazlarını takibin şekline göre icra dairesine veya icra mahkemesine yapması gerekir. Borçlu hapis hakkına karşı çıkmak isterse, bunu ödeme emrine itiraz yolu ile ileri sürebilir (Bkz. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2013 2. baskı, Prof. Dr. Baki Kuru). Somut olayda, alacaklının başvurusu ile icra müdürlüğünce 11.06.2015 tarihinde yük üzerinde hapis hakkı uygulanarak bu konuda tutanak tutulduğu ve hapis hakkı uygulanan menkullerin aynı tarihte yed'i emine teslim edildiği, işbu şikayet tarihi olan 15.06.2015 tarihinde henüz esas takibe geçilmediği ve borçluya ödeme veya icra emri tebliğ edilmediği görülmektedir. Bu durumda, henüz takibe geçilmediğine ve hapis hakkı, teminat altına alınan alacaktan ayrı ve bağımsız olarak başlıbaşına yargılama konusu yapılamayacağına göre, hakkında esas takibe geçilmediği dönemde, borçlunun hapis hakkına yönelik şikayetinin bu aşamada dinlenilmesi mümkün bulunmamaktadır. O halde mahkemece, belirtilen bu gerekçelerle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 270Kaynağı aç
Madde 270 – Kiralıyan evvelce yapılması lazımgelen icrai takibi yapmadan haiz olduğu hapis hakkının muvakkaten muhafazası için icra dairesinin yardımını isteyebilir. (B.K. 267, 269, 281). Teahhurunda tehlike varsa zabıtanın yahut nahiye müdürünün de yardımı istenebilir. İcra dairesi üzerlerinde hapis hakkı bulunan eşyanın bir defterini yapar ve rehinleri paraya çevirme yoliyle takip talebinde bulunması için kiralıyana on beş günü geçmemek üzere münasip bir mühlet verir. Kaçırılan eşyayı takip hakkı:

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1399 ve 1400. maddeleri gereğince alacaklı, defterin tutulmasından başlayarak on beş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı veya ilamsız icra takibi başlatmakla yükümlüdür. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/6729 Esas ve 2025/1185 Karar sayılı ilamı doğrultusunda icra müdürlüğü, taşıyanın talebi üzerine yasal şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini ve zilyetliğin devam edip etmediğini re'sen inceleme yetkisine sahiptir. İlk derece yargılamasında taşıyıcının hapis hakkı bulunmadığı tespit edilmiş ve bu hüküm fıkrası temyiz edilmeyerek kesinleşmişse, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/5369 Esas ve 2019/6629 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere oluşan usuli müktesep hak gereğince teslim edilmeyen mal bedelleri taşıtanın takas def'i doğrultusunda alacaktan mahsup edilir.

Borcun ifa edilmemesi ve borçlu tarafından yeterli güvence gösterilmemesi durumunda alacaklı, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 953. maddesi çerçevesinde borçluya önceden bildirimde bulunarak hapsettiği eşyanın teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini talep edebilir. Üzerinde hapis hakkı tesis edilen nama yazılı kıymetli evrakın paraya çevrilmesi işlemlerini ise borçlu yerine icra dairesi yerine getirir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 953Kaynağı aç
Madde 953- Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı, borçluya daha önce bildirimde bulunarak, hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir. Üzerinde hapis hakkı bulunan nama yazılı kıymetli evrakın paraya çevrilmesi için icra dairesi, borçlu yerine gerekli işlemleri yapar. İKİNCİ AYIRIM ALACAKLAR VE DİĞER HAKLAR ÜZERİNDE REHİN A. Genel olarak
Taşıyan vadesi gelmemiş alacaklar için hapis hakkını kullanabilir mi?

Kural olarak muaccel olmayan alacaklar için hapis hakkı doğmaz; ancak borçlunun ödemeden acze düşmesi durumunda alacak vadesi gelmemiş olsa dahi hapis hakkı kullanılabilir.

Gönderilene karşı hapis hakkı ne zaman ileri sürülebilir?

Eşyanın teslimi talep edilene kadar borçlu taşıtan olduğundan, üçüncü kişi konumundaki gönderilene karşı hapis hakkı ancak gönderilenin eşyanın teslimini talep etmesi halinde ileri sürülebilir.

Defter tutulduktan sonra icra takibi için tanınan kanuni süre ne kadardır?

İcra müdürlüğünce defter tutulmasından itibaren alacaklının on beş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı veya ilamsız icra takibi başlatması zorunludur.

Yük teslim edildikten sonra hapis hakkı korunabilir mi?

Taşınan yük teslim edildikten sonra da eşyanın halen gönderilenin zilyetliğinde bulunması ve teslim tarihinden itibaren otuz gün içinde mahkemeye başvurulması şartıyla hapis hakkından kaynaklanan yetkilerin kullanılması mümkündür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu