Taşınır satışı, Türk Borçlar Kanunu'nun 209. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 209Kaynağı aç
Taşınır Satışının Konusu ve Mülkiyetin Geçişi
Türk Borçlar Kanunu'nun 209. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; taşınmazdan ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek olan ürünler, yapı yıkıntıları ve taş ocağından çıkarılacak taşlar gibi bütünleyici parçaların satılması da taşınır satışıdır. Bu tür satışlarda mülkiyetin geçişi, söz konusu parçaların taşınmazdan aslen ayrılmasıyla gerçekleşir.
Elektrik ve doğalgaz gibi depolanabilen ve iletilebilen doğal güçler ile fikri mülkiyet hakları ve pay senetleri gibi hukuken taşınır kabul edilen haklar da taşınır satışı hükümlerine tabidir.
Satış Bedelinin Belirlenmesi ve Ödenme Esasları
Alıcı, fiyat açıkça kararlaştırılmaksızın malı alacağını kesin bir irade beyanıyla bildirmişse sözleşme geçerli sayılır ve bedel ifa yeri ile zamanındaki ortalama piyasa fiyatına göre belirlenir.
Satış bedeli ağırlığa göre belirlenmişse, aksine düzenleme veya aksi yönde bir ticari teamül bulunmadıkça brüt ağırlıktan dara indirilerek net ağırlık esas alınır. İlgili sektörde yerleşik bir ticari teamülün bulunması halinde ise kanundaki net ağırlık kuralı yerine bu teamül uygulanır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 234. maddesinin birinci fıkrasına göre, aksine sözleşme yoksa satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince; faiz istenebileceğine ilişkin teamül varsa, alıcı maldan ürün ya da diğer verimler elde etme imkânına sahipse veya belirli günün geçmesiyle temerrüt gerçekleşmişse, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın satış bedeline faiz istenebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 234Kaynağı aç
Vadeli satışta satıcı malın zilyetliğini devrettikten sonra satış bedeli ödenmese dahi, sözleşmede açıkça dönme hakkı saklı tutulmamışsa kural olarak sözleşmeden dönemez ve malı geri isteyemez; yalnızca bedelin tahsili yoluna başvurabilir.
Satıcının Temerrüdü Halinde Alıcının Hakları
Belirli bir sürenin kararlaştırıldığı ticari satışlarda satıcı temerrüde düştüğünde, alıcının aynen ifadan vazgeçerek müspet zararını talep ettiği varsayılır. Alıcının teslimi istemeyi sürdürmesi halinde, süre bitiminde bu iradesini derhal bildirmesi gerekir.
Satıcının temerrüdü halinde alıcı zararını somut veya soyut yöntemle talep edebilir. Somut yöntemde alıcı, dürüstlük kuralına uygun şekilde başka bir yerden ikame mal satın alarak ödediği fiyat farkını satıcıdan ister. Soyut yöntemde ise malın borsaya kayıtlı olması veya piyasa fiyatının bulunması halinde alıcı yeni bir mal satın almasa dahi sözleşme bedeli ile ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farkı zarar olarak isteyebilir.
Zapttan Sorumluluğun Şartları ve Hükümleri
Satıcının zapttan sorumlu tutulabilmesi için satış anında var olan üçüncü bir kişinin üstün hakkının bulunması, zaptın gerçekleşmesi veya tehlikesinin doğması ve alıcının sözleşme kurulurken bu durumu bilmemesi gerekir. Alıcı sözleşme kurulurken bu tehlikeyi biliyorsa satıcı ancak bu durumu ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. Satıcının üçüncü kişinin hakkını bildiği halde gizlediği durumlarda yapılan sorumluluğu kaldırma anlaşmaları hukuken geçersizdir.
Satılan malın tamamının zapt edilmesi halinde sözleşme kendiliğinden sona erer. Alıcı; ödenen bedelin faiziyle iadesini, üçüncü kişiden talep edilemeyen masrafları ve yargılama giderlerini talep edebilir. Doğrudan zararlar satıcının kusuruna bakılmaksızın, dolaylı zararlar ise satıcı kusursuz olduğunu ispatlayamadıkça tazmin edilir.
Malın bir kısmının zapt edilmesi halinde kural olarak sözleşme geçerliliğini korur ve alıcı uğradığı zararın tazminini ister. Ancak alıcının malın bir kısmının elinden alınacağını bilseydi sözleşmeyi hiç yapmayacağı anlaşılıyorsa, hâkimden sözleşmenin feshini talep etme hakkı bulunur.
Ayıptan Sorumluluk ve Muayene Külfeti
Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinin birinci fıkrası uyarınca alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde satıcıya bildirmek zorundadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre gözden geçirme ve bildirim ihmal edilirse satılan kabul edilmiş sayılır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 223Kaynağı aç
Satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde kabul karinesi uygulanmaz. Bu tür gizli ayıplar sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir; aksi halde satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Başka yerden gönderilen mal ayıplı çıktığında ise alıcı malı hemen geri gönderemez; öncelikle koruma önlemlerini almalı ve durumu mahkeme veya resmî makam aracılığıyla tespit ettirmelidir.
Ayıp halinde alıcı; sözleşmeden dönme, bedelde indirim, ücretsiz onarım veya satılanın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarına sahiptir. Alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullandığı ancak durumun bunu haklı kılmadığı hallerde, hâkim dönme yerine onarım veya satış bedelinde indirime hükmedebilir.
Taşınır satışında ayıptan doğan davalar, satıcı daha uzun bir süre taahhüt etmemişse malın tesliminden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Satıcı ağır kusurlu ise bu iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
Görev, Yetki ve Arabuluculuk Usulü
Ticari davalarda ve tüketici mahkemesinin görev alanına giren birçok uyuşmazlıkta dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Taşınır satışına ilişkin davalarda yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi veya sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesidir.
Alıcının malı kişisel kullanım amacıyla edindiği tüketici işlemlerinde, belirlenen yasal parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetlerine başvurulması zorunlu olup bu heyetlerin kararları mahkeme ilamı niteliğindedir. Belirlenen parasal sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise Tüketici Mahkemeleri görevlidir.
Taşınır satışında tüketici hakem heyeti kararı ne niteliktedir?
Tüketici hakem heyetlerinin yasal parasal sınır altındaki uyuşmazlıklarda verdiği kararlar mahkeme ilamı niteliğindedir.
Ayıplı taşınır mal tesliminde dava zamanaşımı süresi nedir?
Taşınır satışında ayıptan doğan davalar kural olarak teslimden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir; ancak satıcı ağır kusurluysa bu süreden yararlanamaz.
Vadeli satışta bedel ödenmediğinde mal geri istenebilir mi?
Zilyetliği devredilen vadeli satışta bedel ödenmese dahi satıcı kural olarak malı geri isteyemez; malın geri alınabilmesi için sözleşmede açıkça dönme hakkının saklı tutulması gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

