Lüks Tüketim Sektöründe Franchise Sözleşmeleri

by Avukat Erdal Ersoy
Lüks Tüketim Sektöründe Franchise Sözleşmeleri

Lüks Tüketimde Franchise Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Franchising; bir ürün veya hizmetin imtiyaz hakkına sahip tarafın belirli bir süre, şart ve sınırlamalar dâhilinde işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin bilgi ve destek sağlamak suretiyle imtiyaz hakkına konu ticari işleri yürütmek üzere karşı tarafa tanıdığı imtiyazdan doğan, birbirinden bağımsız iki taraf arasındaki uzun dönemli ve sürekli bir iş ilişkisidir. Bu çerçevede franchise sözleşmesi; franchise verenin bir bedel ve belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesi karşılığında marka, ürün ve sistemlerini kullanma hakkı sunduğu, franchise alanın da belirlenen standart ve yönergelere uygun biçimde perakende satış yeri işletmeyi üstlendiği, iki tarafa borç yükleyen sürekli edimli bir ticari sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 26 uyarınca taraflar, kanunda öngörülen sınırlar dâhilinde sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleme hakkına sahiptir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 26Kaynağı aç
MADDE 26- Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. II. Kesin hükümsüzlük

Marka Lisansı ve Sınai Mülkiyet Mevzuatının Uygulanması

Franchise ilişkisinde marka ve ayırt edici işaretlerin kullanım hakkı sözleşmenin çekirdeğini teşkil eder. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 24/1 uyarınca tescilli bir marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerin tamamı ya da bir kısmı bakımından lisans sözleşmesine konu edilebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça lisansın inhisari olmadığı kabul edilir. İnhisari olmayan lisans sözleşmelerinde lisans veren markayı kendisi kullanabileceği gibi üçüncü kişilere de başka lisanslar verebilir. İnhisari lisans ilişkisinde ise lisans veren başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça markayı bizzat kendisi de kullanamaz.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 24Kaynağı aç
MADDE 24- (1) Marka hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilir. (2) Lisans, inhisari lisans veya inhisari olmayan lisans şeklinde verilebilir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans, inhisari değildir. İnhisari olmayan lisans sözleşmelerinde lisans veren markayı kendi kullanabileceği gibi üçüncü kişilere de başka lisanslar verebilir. İnhisari lisans sözleşmelerinde lisans veren, başkasına lisans veremez ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendisi de markayı kullanamaz. (3) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans sahipleri, lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisans veremez. (4) Lisans veren, lisans alan tarafından üretilecek malın veya sunulacak hizmetlerin kalitesini garanti altına alacak önlemleri alır. Lisans alan, lisans sözleşmesinde yer alan şartlara uymak zorundadır. Aksi takdirde marka sahibi, tescilli markadan doğan haklarını lisans alana karşı ileri sürebilir. BEŞİNCİ KISIM Hakkın Sona Ermesi BİRİNCİ BÖLÜM Hükümsüzlük ve İptal Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 24/3 hükmü uyarınca, sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı müddetçe lisans sahipleri lisanstan doğan haklarını üçüncü kişilere devredemez veya alt lisans veremez. Bununla birlikte aynı kanunun 24/4 maddesi doğrultusunda lisans veren, lisans alan tarafından üretilecek malın veya sunulacak hizmetlerin kalitesini garanti altına alacak önlemleri almakla yükümlüdür. Lisans alanın lisans sözleşmesinde yer alan şartlara uymaması hâlinde, marka sahibi tescilli markadan doğan haklarını lisans alana karşı ileri sürebilir.

Tarafların Temel Hak ve Yükümlülükleri

Franchise verenin başlıca yükümlülükleri arasında; franchise sistemi ile sözleşmenin hüküm ve koşulları hakkında franchise alanı imza öncesinde bilgilendirerek yükümlülükleri hakkında öngörü sahibi olmasını sağlamak, franchise alana ürün ve ilgili diğer malzemeleri tedarik etmek ve franchise verene ait markalar ile ticaret unvanı üzerinde kullanım hakkı tanımak yer alır.

Franchise alanın temel edimleri ise franchise giriş bedeli ile ciro üzerinden kararlaştırılan oranda sürekli franchise bedelini ödemek, franchise verenin çıkarlarını korumak ve sözleşme süresince franchise verenle rekabet etmemektir. Franchise alan ayrıca ürünlerin satışını artırmak için en iyi çabayı göstermek ve franchise verenin standart, talimat ve yönergelerine tam olarak uymakla yükümlüdür.

Lüks Tüketim Dinamikleri ve Çevrimiçi Satış Standartları

Lüks tüketim sektöründe franchise alanların mağazaların iç tasarımına daha fazla yatırım yapmaları gerekmekte olup bu durum başlangıçta diğer sektörlere kıyasla daha yüksek miktarda sermaye yatırımı gerektirir. Buna paralel olarak, lüks markanın katı standartları uyarınca franchise verenin de eğitim verme, sürekli pazarlama ve reklam desteği sağlama borcu daha ağırdır. Bu dengenin sonucu olarak franchise verenler lüks segmentte diğer sektörlere oranla çok daha sık ve katı denetim ve inceleme mekanizmaları yürütür.

Mali parametreler bakımından birçok lüks marka, franchise alandan franchise giriş bedeli ve sürekli franchise bedeli talep etmeme yoluna gidebilmektedir. Buna karşın franchise veren tarafından bu bedellerin talep edilmesi hâlinde, kararlaştırılan meblağlar çoğunlukla diğer sektörlerden daha yüksek olmaktadır.

Lüks franchise sözleşmelerinde franchise alanın ürünleri çevrimiçi satma hakkına sahip olup olmayacağının belirlenmesi oldukça önemlidir. Franchise alana çevrimiçi satış hakkı verilmişse, franchise verenin internet sitesinin tasarımına ilişkin yönergeleri sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.

Sözleşmenin Sona Ermesi, Fesih ve Tasfiye Süreci

Franchise sözleşmeleri genellikle belirli süreli kurulur. Sözleşme süresinin otomatik yenilenmesine ilişkin bir kural bulunmadığı takdirde, taraflar sürenin uzatılmasında mutabık kalmadıkça sözleşme sürenin bitimiyle kendiliğinden sona erer. Sözleşmesel fesih hükümleri ise ağırlıklı olarak tek taraflı kurgulanmakta ve yalnızca franchise alanın sözleşmeyi önemli ölçüde ihlal etmesi durumunda franchise verene fesih hakkı tanıyacak şekilde düzenlenmektedir.

Franchise sözleşmesinin sona ermesi veya feshi durumunda franchise alan, franchise verene ait sistemi ve fikri mülkiyet haklarını kullanma hakkını kaybeder. Franchise alan; mağazayı işletmeyi, franchise verenin ürünlerini satmayı, fikri mülkiyet hakları ile know-how'ını kullanmayı derhal durdurmak ve franchise verene ait tüm ürün, gizli bilgi, yönergeler ile fikri mülkiyet materyallerini iade etmek zorundadır.

Franchise alanın franchise verene ait gizli bilgileri koruma, ifşa etmeme ve kullanmama yükümlülüğü sözleşmenin sona ermesinden veya feshinden sonra da süresiz olarak devam eder. Sözleşmenin sona ermesi veya feshi hâlinde elde kalan stokların franchise veren tarafından geri alınıp alınmayacağı hususu ise sözleşmede tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta düzenlenmelidir.

Lüks Markalarda Denkleştirme Tazminatı Talebi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 122/1 hükmüne göre sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra müvekkil acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde etmeye devam ediyorsa, acente sözleşme sürseydi kazanacağı ücretten mahrum kalıyorsa ve somut olayın şartlarına göre hakkaniyete uygun düşüyorsa acente uygun bir tazminat talep edebilir. TTK m. 122/5 uyarınca bu düzenleme, hakkaniyete aykırı düşmediği sürece tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesinde de kıyasen uygulanır. Bu kural, tekel hakkı tanıyan franchise sözleşmelerinde denkleştirme isteminin yasal dayanağını oluşturur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 122Kaynağı aç
MADDE 122- (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır. III – Rekabet yasağı anlaşması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 122/2 uyarınca tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz; sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. Kanunun 122/3 maddesi uyarınca, müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. Aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez; denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.

Lüks tüketim sektöründeki franchise ilişkilerinde denkleştirme isteminde bulunulup bulunamayacağı her somut olayda sıkı bir incelemeye tabidir. Lüks markalar dünya çapında tanınan işletmeler olup yeni müşteri çevresi kazanımında franchise alanın yerel çabalarından ziyade lüks markanın uluslararası tanınırlığı ve prestiji belirleyici rol oynamaktadır.

Haksız Fesih Halinde Zarar Kalemleri ve Tazminat Hesabı

Franchise sözleşmesinin haksız feshi durumunda yoksun kalınan kâr belirlenirken; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/6497 Esas ve 2014/20280 Karar sayılı ilamı gereğince öncelikle franchise alanın aynı nitelikte benzer bir sözleşme yapabileceği veya benzer bir iş bulabileceği makul bir süre saptanmalıdır. Sözleşme haksız olarak feshedilmeseydi bu makul süre içinde elde edilmesi muhtemel gelir tespit edilmeli ve bu geliri elde etmek için yapılacak tüm gider ve harcamalar mahsup edilerek net kâr kaybı hüküm altına alınmalıdır. Haksız feshe dayalı tazminat davasında, ıslah ile artırılan tazminat miktarı yönünden de ıslah tarihinden değil, haksız fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/6497, K. 2014/20280Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2014/6497 E.  ,  2014/20280 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/06/2012 NUMARASI : 2007/324-2012/192 Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/06/2012 tarih ve 2007/324-2012/192 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25/02/2014 günü hazır bulunan asıl davada davalı birleşen davada davacı V… Gayrimenkul Danışmanlık Tur. Yat. Paz. A.Ş. vekili Av. M.. K.. ile asıl davada davacı birleşen davada davalı U.. A… vekili Av. S..A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında imzalanan 28.02.2002 tarihli “C… 21 Emlak Komisyonculuğu Franchise Sözleşmesi'nin, davalıların edimlerini yerine getirmemeleri üzerine müvekkili tarafından 07.08.2003 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, buna rağmen davalıların “C.. 21” markasını kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, 25.000 USD maddi, 5.000 USD manevi tazminatın davalılardan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın yerinde olmadığını savunarak, reddini istemiş; davalı şirket vekili tarafından açılan birleşen davada ise davalı U.. A…'nin müvekkili ile akdettiği franchise sözleşmesini haksız olarak feshettiğini ileri sürerek, davalının feshinin haksız olduğunun hüküm altına alınmasına, müvekkilinin uğradığı müspet ve menfi zarar karşılığı şimdilik 2.000,00 TL'nin ve 1.994,75 TL cari hesap alacağının fesih tarihi olan 07.08.2003 TL tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının haksız ihtarname konusu ederek haksız tahsil girişiminde bulunduğu toplam 31.860,00 USD bedelden ötürü müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve bu bedel üzerinden kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında yapılan ıslah ile müspet zarar bedeli olarak istenen miktar ıslah edilerek toplam 215.952,01 TL'nin birleşen davalıdan fesih tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Birleşen dava davalısı vekili, müvekkili şirket tarafından davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, davacının uğradığı bir zararın ve cari hesap alacağının olmadığını, menfi tespit isteminin zamanaşımına uğradığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ve bu haksız fesih nedeniyle V.. A.Ş'nin müspet zararının tazmininin talep edebileceği, zarar olarak sözleşmenin 8/A-C maddeleri ile sözleşmenin 9/A maddesinde belirlenen tutarların esas alınması suretiyle fesihten itibaren sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar geçecek 42.7 ay ile çarpımı sonucu bulunan miktarın esas alındığı, ayrıca taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi yönünden davacı V… A.Ş'nin davalıya 42.129,12 TL borçlu olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle asıl davada; dava üç kez takipsiz bırakıldığından HMK 150/5 ve 6. maddeleri uyarınca davanın açılmamış sayılmasına; birleşen davada davacının müspet zararı olarak 23.601,90 TL'nin davalıdan tahsiline, bu miktarın 2.000,00 TL fesih tarihi olan 07.08.2003 tarihinden, 21.601,90 TL'ye ıslah tarihi olan 09.05.2012 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan alacağı bulunmadığından bu yöne ilişkin talebinin reddine, davacı tarafından davalıya keşide edilip verilen 31.07.2002 vade tarihli 2.950,00 USD bedelli, 31.08.2002 vade tarihli 2.950,00 USD bedelli senetler nedeniyle İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2003/16849 sayılı dosyasında yapılan takip nedeniyle ve davalı tarafından Beyoğlu 24. Noterliği'nin 07.08.2003 Tarih 18429 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile talep edilen 31.860,00 USD tutarındaki bedel olmak üzere toplam 37.760,00 USD'den davacının davalıya borçlu olduğu miktar düşüldükten sonra kalan 42.129,12 TL borçlu olmadığının tespitine, icra takibinde davalı haksız ve kötü niyetli olmadığından %40 kötü niyet talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı-davacı V.. Gayrimenkul D..Yat. Paz. A.Ş.vekili ile katılma yolu ile davacı-davalı U.. A… vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-davacı V.. Gayrimenkul A.Ş. vekili ile davacı-davalı U..Emlak Hiz.A.Ş'nin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Birleşen dava, taraflar arasındaki Franchise Sözleşmesinin, franchise veren taraf olan davalı U…Emlak Hiz.A.Ş tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla davalının yaptığı feshin haksız olduğunun hüküm altına alınması ile uğranılan menfi-müspet zararların tazmini, alacak ve davalının alacak iddiasında bulunduğu toplam 31.860,00 USD bedelden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Mahkemece, franchise veren U.. Emlak Hiz.A.Ş'nin sözleşmenin feshine ilişkin 17/M bendine aykırı hareket ederek en az 10 günlük süre tanımadan sözleşmeyi doğrudan feshetmesi haksız fesih olarak kabul edilmiş ve bu haksız fesih nedeniyle V.. Gayrimenkul D.. Yat. Paz. A.Ş'nin müspet zararının tazminini talep edebileceği belirlendikten sonra sözleşmenin 19/A maddesinde, sözleşmenin erken feshi nedeniyle meydana gelen kazanç kaybının, franchise veren U.. A… yönünden sözleşmeye göre ödenmesi gereken ortalama aylık lisans ücreti ve ortalama aylık Ulusal Reklam Fonu katkı tutarının toplanması suretiyle elde edilecek miktarın erken fesih ve sona erme tarihleri arasında kalan ay sayısı ve kesirleri ile çarpılması ve bu tutarlardan %8 oranında iskonto yapılması suretiyle hesaplanacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin bir tarafı için belirlenen bu hesaplama yönteminin sözleşmenin karşı tarafı için de geçerli olduğu . gerekçesiyle davacı V.. Gayrimenkul D.y. Yat. Paz. A.Ş. yararına açıklanan yönteme göre bulunan miktar esas alınarak yazılı şekilde müspet zarara hükmedilmiştir. Dosya kapsamına göre franchise veren U..Emlak Hiz.A.Ş. tarafından yapılan fesih işleminin haksız olduğu ve bundan dolayı davacı franchise alan V.. Gayrimenkul D… Yat. Paz. A.Ş'nin müspet zararını isteyebileceğine ilişkin mahkeme tespiti yerinde ise de sözleşmenin 19/A maddesindeki müspet zararın hesaplanma yöntemine ilişkin olarak franchise veren taraf olan U.. Emlak Hiz.A.Ş. için getirilen düzenlemenin sözleşmenin karşı tarafı olup, sözleşmesel menfaati ve sözleşmeden dolayı elde edeceği gelir miktarı ile bu geliri elde etme yöntemi franchise veren taraf olan U.. Emlak Hiz.A.Ş.'den oldukça farklı olan franchise alan V.. Gayrimenkul A.Ş. için de uygulanması usul ve yasa hükümleri ile sözleşmenin niteliğine ve hakkaniyete aykırı bulunmaktadır.Bu durumda sözleşmede franchise alan V.. A.Ş. için sözleşmenin haksız feshi halinde talep edebileceği müspet zararın hesaplanma yöntemine ilişkin özel bir düzenleme yapılmamış olması karşısında anılan tarafın müspet zararının, genel hükümler ve Dairemizin bu konudaki yerleşik içtihatlarında belirtilen ilkelere göre hesaplanması gerekmektedir.Buna göre mahkemece, aralarında davaya konu sözleşmenin ilgili olduğu emlak komisyonculuğu alanında bir uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile öncelikle davacı V.. A.Ş.'nin aynı nitelikte benzer bir sözleşmeyi yapabileceği veya benzer bir işi bulabileceği makul bir sürenin belirlenmesi, davacının sözleşme haksız olarak feshedilmeseydi bu makul süre içinde elde etmesi muhtemel gelirinin tespit edilmesi ve sonrasında bu geliri elde etmek için yapacağı tüm harcama ve giderlerin de mahsup edilmesi sonrasında belirlenecek karının, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle mahrum kalınan kar olarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde franchise alan V.. A.Ş'ye uygulanması mümkün olmayan sözleşme hükmüne göre ve fesih tarihinden itibaren sözleşme süresinin sonuna kadar yapılan hesaplamaya göre bulunan miktarın hüküm altın alınması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir. 3-Öte yandan, davacı V.. A.Ş. ıslah ile artırdığı tazminat miktarı için de haksız fesih tarihinden itibaren faiz uygulanmasını istemiş olmasına rağmen mahkemece, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davacı V ..A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir. 4-Ayrıca, davacı V…Ş. davalı U.. A.Ş'nin alacak iddiasında bulunduğu toplam 31.860,00 USD için borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuş, yargılama sırasında bu konuda yapılan incelemeler sonucu, dava tarihi itibariyle 31.860 USD'nin TL karşılığı olan 47.868,69 TL'den davalı U.. Emlak A.Ş.'nin alacaklı olduğu 5.739,57 TL'nin çıkarılması sonucu kalan miktar olan 42.129,12 TL yönünden V A.Ş'nin menfi tespit isteminin yerinde olduğunun belirlenmiş olmasına göre mahkemece “toplam 31.860 ,00 USD'den davacının davalıya borçlu olduğu miktar düşüldükten sona kalan 42.129,12 TL için borçlu olunmadığının tespitine” şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde “37.760,00 USD'den davacının davalıya borçlu olduğu miktar düşüldükten sonra kalan 42.129,12 TL borçlu olmadığının tespitine” karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı V.. A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-davalı V.. A.Ş. vekili ile davalı-davacı U Emlak Hiz.A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden şirketler vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen kararın taraflar yararına; (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle birleşen dava davacısı V.. Gayrimenkul A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen kararın birleşen dava davacısı V.. Gayrimenkul A.Ş. yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/06/2012 tarih ve 2007/324-2012/192 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25/02/2014 günü hazır bulunan asıl davada davalı birleşen davada davacı V.. Gayrimenkul Danışmanlık Tur. Yat. Paz. A.Ş. vekili Av. M.. H..K.. ile asıl davada davacı birleşen davada davalı U..Emlak Hizmetleri A.Ş. vekili Av. S.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında imzalanan 28.02.2002 tarihli “C.. 21 Emlak Komisyonculuğu Franchise Sözleşmesi'nin, davalıların edimlerini yerine getirmemeleri üzerine müvekkili tarafından 07.08.2003 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, buna rağmen davalıların “C.. 21” markasını kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, 25.000 USD maddi, 5.000 USD manevi tazminatın davalılardan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın yerinde olmadığını savunarak, reddini istemiş; davalı şirket vekili tarafından açılan birleşen davada ise davalı U.. Emlak Hizmetleri A.Ş.'nin müvekkili ile akdettiği franchise sözleşmesini haksız olarak feshettiğini ileri sürerek, davalının feshinin haksız olduğunun hüküm altına alınmasına, müvekkilinin uğradığı müspet ve menfi zarar karşılığı şimdilik 2.000,00 TL'nin ve 1.994,75 TL cari hesap alacağının fesih tarihi olan 07.08.2003 TL tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının haksız ihtarname konusu ederek haksız tahsil girişiminde bulunduğu toplam 31.860,00 USD bedelden ötürü müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve bu bedel üzerinden kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında yapılan ıslah ile müspet zarar bedeli olarak istenen miktar ıslah edilerek toplam 215.952,01 TL'nin birleşen davalıdan fesih tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Birleşen dava davalısı vekili, müvekkili şirket tarafından davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, davacının uğradığı bir zararın ve cari hesap alacağının olmadığını, menfi tespit isteminin zamanaşımına uğradığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ve bu haksız fesih nedeniyle V.. A.Ş'nin müspet zararının tazmininin talep edebileceği, zarar olarak sözleşmenin 8/A-C maddeleri ile sözleşmenin 9/A maddesinde belirlenen tutarların esas alınması suretiyle fesihten itibaren sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar geçecek 42.7 ay ile çarpımı sonucu bulunan miktarın esas alındığı, ayrıca taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi yönünden davacı V.. A.Ş'nin davalıya 42.129,12 TL borçlu olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle asıl davada; dava üç kez takipsiz bırakıldığından HMK 150/5 ve 6. maddeleri uyarınca davanın açılmamış sayılmasına; birleşen davada davacının müspet zararı olarak 23.601,90 TL'nin davalıdan tahsiline, bu miktarın 2.000,00 TL fesih tarihi olan 07.08.2003 tarihinden, 21.601,90 TL'ye ıslah tarihi olan 09.05.2012 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan alacağı bulunmadığından bu yöne ilişkin talebinin reddine, davacı tarafından davalıya keşide edilip verilen 31.07.2002 vade tarihli 2.950,00 USD bedelli, 31.08.2002 vade tarihli 2.950,00 USD bedelli senetler nedeniyle İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2003/16849 sayılı dosyasında yapılan takip nedeniyle ve davalı tarafından Beyoğlu 24. Noterliği'nin 07.08.2003 Tarih 18429 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile talep edilen 31.860,00 USD tutarındaki bedel olmak üzere toplam 37.760,00 USD'den davacının davalıya borçlu olduğu miktar düşüldükten sonra kalan 42.129,12 TL borçlu olmadığının tespitine, icra takibinde davalı haksız ve kötü niyetli olmadığından %40 kötü niyet talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı-davacı V.. Gayrimenkul D.. Yat. Paz. A.Ş.vekili ile katılma yolu ile davacı-davalı U.. Emlak Hizmetleri A.Ş. vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-davacı V.. Gayrimenkul A.Ş. vekili ile davacı-davalı U.. E.. Hiz.A.Ş'nin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Birleşen dava, taraflar arasındaki Franchise Sözleşmesinin, franchise veren taraf olan davalı U.. Emlak Hiz.A.Ş tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla davalının yaptığı feshin haksız olduğunun hüküm altına alınması ile uğranılan menfi-müspet zararların tazmini, alacak ve davalının alacak iddiasında bulunduğu toplam 31.860,00 USD bedelden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Mahkemece, franchise veren U.. Emlak Hiz.A.Ş'nin sözleşmenin feshine ilişkin 17/M bendine aykırı hareket ederek en az 10 günlük süre tanımadan sözleşmeyi doğrudan feshetmesi haksız fesih olarak kabul edilmiş ve bu haksız fesih nedeniyle V..Gayrimenkul D.. Yat. Paz. A.Ş'nin müspet zararının tazminini talep edebileceği belirlendikten sonra sözleşmenin 19/A maddesinde, sözleşmenin erken feshi nedeniyle meydana gelen kazanç kaybının, franchise veren U… Emlak Hizmetleri A.Ş. yönünden sözleşmeye göre ödenmesi gereken ortalama aylık lisans ücreti ve ortalama aylık Ulusal Reklam Fonu katkı tutarının toplanması suretiyle elde edilecek miktarın erken fesih ve sona erme tarihleri arasında kalan ay sayısı ve kesirleri ile çarpılması ve bu tutarlardan %8 oranında iskonto yapılması suretiyle hesaplanacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin bir tarafı için belirlenen bu hesaplama yönteminin sözleşmenin karşı tarafı için de geçerli olduğu gerekçesiyle davacı V.. Gayrimenkul D.. Yat. Paz. A.Ş. yararına açıklanan yönteme göre bulunan miktar esas alınarak yazılı şekilde müspet zarara hükmedilmiştir. Dosya kapsamına göre franchise veren U.. Emlak Hiz.A.Ş. tarafından yapılan fesih işleminin haksız olduğu ve bundan dolayı davacı franchise alan V.. Gayrimenkul D.. Yat. Paz. A.Ş'nin müspet zararını isteyebileceğine ilişkin mahkeme tespiti yerinde ise de sözleşmenin 19/A maddesindeki müspet zararın hesaplanma yöntemine ilişkin olarak franchise veren taraf olan U.. Emlak Hiz.A.Ş. için getirilen düzenlemenin sözleşmenin karşı tarafı olup, sözleşmesel menfaati ve sözleşmeden dolayı elde edeceği gelir miktarı ile bu geliri elde etme yöntemi franchise veren taraf olan U.. Emlak Hiz.A.Ş.'den oldukça farklı olan franchise alan V. Gayrimenkul A.Ş. için de uygulanması usul ve yasa hükümleri ile sözleşmenin niteliğine ve hakkaniyete aykırı bulunmaktadır.Bu durumda sözleşmede franchise alan V.. A.Ş. için sözleşmenin haksız feshi halinde talep edebileceği müspet zararın hesaplanma yöntemine ilişkin özel bir düzenleme yapılmamış olması karşısında anılan tarafın müspet zararının, genel hükümler ve Dairemizin bu konudaki yerleşik içtihatlarında belirtilen ilkelere göre hesaplanması gerekmektedir.Buna göre mahkemece, aralarında davaya konu sözleşmenin ilgili olduğu emlak komisyonculuğu alanında bir uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile öncelikle davacı V.. A.Ş.'nin aynı nitelikte benzer bir sözleşmeyi yapabileceği veya benzer bir işi bulabileceği makul bir sürenin belirlenmesi, davacının sözleşme haksız olarak feshedilmeseydi bu makul süre içinde elde etmesi muhtemel gelirinin tespit edilmesi ve sonrasında bu geliri elde etmek için yapacağı tüm harcama ve giderlerin de mahsup edilmesi sonrasında belirlenecek karının, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle mahrum kalınan kar olarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde franchise alan V.. A.Ş'ye uygulanması mümkün olmayan sözleşme hükmüne göre ve fesih tarihinden itibaren sözleşme süresinin sonuna kadar yapılan hesaplamaya göre bulunan miktarın hüküm altın alınması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir. 3-Öte yandan, davacı V.. A.Ş. ıslah ile artırdığı tazminat miktarı için de haksız fesih tarihinden itibaren faiz uygulanmasını istemiş olmasına rağmen mahkemece, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davacı V.. A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir. 4-Ayrıca, davacı V.. A.Ş. davalı U.. A.Ş'nin alacak iddiasında bulunduğu toplam 31.860,00 USD için borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuş, yargılama sırasında bu konuda yapılan incelemeler sonucu, dava tarihi itibariyle 31.860 USD'nin TL karşılığı olan 47.868,69 TL'den davalı U.. Emlak A.Ş.'nin alacaklı olduğu 5.739,57 TL'nin çıkarılması sonucu kalan miktar olan 42.129,12 TL yönünden V..nin menfi tespit isteminin yerinde olduğunun belirlenmiş olmasına göre mahkemece “toplam 31.860 ,00 USD'den davacının davalıya borçlu olduğu miktar düşüldükten sona kalan 42.129,12 TL için borçlu olunmadığının tespitine” şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde “37.760,00 USD'den davacının davalıya borçlu olduğu miktar düşüldükten sonra kalan 42.129,12 TL borçlu olmadığının tespitine” karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı V.. A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-davalı V… A.Ş. vekili ile davalı-davacı U.. Emlak Hiz.A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden şirketler vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen kararın taraflar yararına; (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle birleşen dava davacısı V.. Gayrimenkul A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen kararın birleşen dava davacısı V.. Gayrimenkul A.Ş. yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/1251 Esas ve 2017/633 Karar sayılı ilamına göre, peşin ödenen katılım bedeli zarar olarak talep edildiğinde, sözleşmenin geçerli kaldığı döneme isabet eden tutar mahsup edilmeli ve kalan meblağ üzerinden tazminat belirlenmelidir. Franchise verenin fesih ihtarnamesi ve mal teslimini durdurması nedeniyle işletmenin fiilen çalıştırılamadığı tespit edilirse, bu dönemde ödenen işçi ücretleri zarar kapsamında talep edilebilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/1251, K. 2017/633Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/1251 E.  ,  2017/633 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/11/2015 tarih ve 2014/1999-2015/1109 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacı şirket vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.02.2017 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Av. … ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 21.08.2006 tarihli 10 yıl süreli franchise sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalıya ait “komşu fırın” işletme adı ile davalının üretimini yaptığı unlu mamullerin müvekkili tarafından satışının kararlaştırıldığını, lisans bedelinin müvekkili tarafından davalıya ödendiğini, sözleşme gereği davalının uygun gördüğü şekilde kiralanan işyerinde tamir ve dekorasyon yapıldığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini ve davalının ürünlerini “komşu fırın” işletme adı altında satışını yaptığını, ancak bir süre sonra davalı tarafından sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini ve müvekkilinin siparişlerini reddettiğini, oysa müvekkili şirketin sözleşmenin 10 yıl olması nedeniyle işletmeye yüksek miktarda yatırım yaptığını, davalının haksız feshi nedeniyle müvekkilinin zararlarının olduğunu ileri sürerek, 365.668,81 TL tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacılar vekili, taraflar arasında imzalanan franchise sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, haksız fesih nedeniyle uğradığı zararların tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tarafların sözlü anlaşmaları üzerine sözleşmenin feshedildiğini, tek taraflı feshin sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davacı şirketle davalı arasındaki franchising sözleşmesinin davalı tarafça 07/02/2008 tarihinde haksız olarak fesh edildiği, davacı …'ın sözleşmenin tarafı olmadığından dava açmada aktif dava ehliyeti olmadığı, daha sonra davacı şirketin işletmeyi dava dışı kişiye devrettiği, davacının 150.536,34.-TL inşaat işlerindeki zararı ile 215.000.-TL mekanik işlerdeki zararı olduğu, bu zarardan 150.000.-TL rayiç bedel indirildiğinde, davacının zararının 215.536,24.-TL olduğu, birleşen dava yönünden davacının ayrıca toplam 84.927,57.-TL ek zararı bulunduğu halde davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği, davacının bu diğer zararı bozmadan önceki dosya kapsamına göre hesaplanabilir likit alacak olduğu gerekçesiyle, davanın asıl davada davacı … tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, davacı şirket tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, 215.536,24.-TL alacağın dava tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davada itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağı likit olduğundan alacağın %40 tutarı inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı şirket vekili temyiz etmiştir. 1-Asıl davada mahkemece verilen ilk kararda 3095 Sayılı Kanunun 2/2.maddesine göre hesaplanacak temerrüt faizine hükmedilmişken bozma ilamından sonra temerrüt faizi hakkında kurulan hüküm fıkrasında, faizin türü ve oranına ilişkin olarak bir belirleme yapılmadan, “ değişen ve değişecek olan temerrüt faiz oranları” denilmek suretiyle, denetime elverişiz ve infazda tereddüde neden olacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle asıl davaya ilişkin kararın davacı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir 2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 3-Asıl davada verilen ilk hükümde 206.668,81 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, bu yönden mahkeme kararı davacı tarafça temyiz edilmediği gibi, Dairemizce de bu husus bozma nedeni yapılmamakla davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda, mahkemece usuli kazanılmış hak gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bozma ilamına uyulduktan sonra 215.536,24.-TL alacağın davalıdan tahsiline hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 4-Birleşen dava, franchise sözleşmesinin haksız feshinden doğan zararın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, davacının kira bedeli, işçi ücretleri, franchise katılım bedeli ve malzeme bedeli olmak üzere dört kalemden oluşan toplam 84.927,57.-TL zararı bulunduğu halde davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği, davacının bu diğer zararı bozmadan önceki dosya kapsamına göre hesaplanabilir likit alacak olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki franchise sözleşmesi davalı tarafından 07/02/2008 tarihinde feshedildiği, davacının da çalışanların iş akitlerini 07.02.2008 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır. Davacı , davalının sözleşmenin feshine ilişkin ilk ihtarnamesinden sonra davalı mal vermediğinden işletmenin çalıştırılamadığını ileri sürerek, davalının sözleşmenin feshine ilişkin ilk ihtarmane tarihi olan 26.12.2007 ile işçilerin iş akitlerinin feshedildiği 07.02.2008 tarihi arasında ödediği işçi ücretlerini ve kira sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar ödediği kira bedellerini talep etmiştir. Bu itibarla mahkemece, davacıya ait işletmenin ilk ihtarnamenin gönderildiği tarihden sonra çalıştırılıp çalıştırılmadığının tespiti ile, çalıştırılmadığının tespiti halinde bu dönemde davacının ödediği işçi ücretlerinin belirlenmek suretiyle zararının tespiti gerekmektedir. Davacının ödenen kira bedeline ilişkin talebi yönünden ise, ilk ihtarnameden sonra işletmenin fiilen çalışıp çalışmadığının tespiti ile, işletmenin çalıştırılamadığının tespiti halinde ilk ihtarname tarihinden kira sözleşmesinin feshediliği tarihe kadar, işletmenin çalıştırıldığının tespiti halinde ise sözleşmenin fesih tarihi olan 07.02.2008 tarihinden kira sözleşmesinin fesih tarihine kadar davacının zararın belirlenmesi ve ayrıca hesaplama yapılırken davacı tarafından ödenmesi gereken kira bedeli üzerinden değil, fiilen ödendiği ispat edilen bedel üzerinden hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Davacının franchise katılım bedeline ilişkin olarak, taraflar arasındaki 21.08.2006 tarihli protokolde franchise alan davacının davalıya bir defaya mahsus 30.000 TL ödeyeceği düzenlenmiştir. Davacı tarafından davalıya protokol gereği 05.10.2010 tarihli fatura tanzim edilerek bu bedelin ödendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan alınan 30.06.2015 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacı tarafından protokol gereğince ödenen 30.000 TL katılım bedelinin tamamı davacı zararı olarak belirtilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu dönem için hesaplanan miktarın davacının davalıya katılım bedeli olarak yaptığı ödemeden mahsup edilmesi sonrası kalan meblağın davacı alacağı olduğu nazara alınmamıştır. Mahkemece, bu doğrultuda inceleme yapılmak suretiyle, davacı tarafından sözleşmenin geçerli olduğu tarihler arasında sözleşme hükümleri gereğince davalıya ödenen veya ödenmesi gereken katılım bedeli tespit edilerek, bu miktarın protokol gereği verilen 30.000 TL’den mahsup edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacının malzeme bedeli talebi yönünden ise, asıl davada alınan 13.05.2009 tarihli raporda, müteferrik malzeme için davalı tarafından düzenlenen faturalar başlığı altında bir kısım faturalar esas alınarak 18.811,17 TL'nin davacı şirketin gideri olduğu belirtilmişse de; bu faturalarda belirtilen malzemeler ve hizmetlere ilişkin ayrıntılı inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece davacı şirketin stok defterleri incelenerek dava konusu faturaların sarf malzemesi veya hizmete ilişkin olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilerek, davacının stoğunda kalan malzemelerin belirlenip davacının zararının tespiti gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. 5- Ayrıca birleşen davada mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmişse de, özü itibariyle tazminat istemine yönelik olan bu davada alacağın saptanması yapılacak yargılama sonucu belirleneceğinden gerek icra takibi tarihinde gerekse dava tarihinde alacak henüz likit halde bulunmadığından, mahkemece davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 6-Öte yandan birleşen davada, davacı …'nın, franchise sözleşmesini davacı şirket adına imzalamış olması nedeniyle, sözleşmenin tarafı olmamasından dolayı haksız fesih iddiasına dayalı olarak davalıdan tazminat isteme hakkına sahip değildir. Bu itibarla mahkemece, adı geçen davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek, davacı …'nın açmış olduğu davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu davacı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davaya ilişkin kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davaya ilişkin kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbir yandan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Haksız fesih sonrasında ödenen kira giderine ilişkin zarar belirlenirken, sözleşmedeki soyut kira tutarı değil, işletmenin fiilen çalıştırılıp çalıştırılmadığı saptanarak fiilen ödendiği ispat edilen kira bedelleri esas alınır. Malzeme bedeli taleplerinde şirketin stok defterleri incelenerek faturaların sarf malzemesi veya hizmete ilişkin olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilmeli ve fiilen elde kalan stoklar gözetilmelidir. Haksız feshe dayalı tazminat istemleri yargılama sonucu saptanacağından likit alacak niteliğinde değildir; bu nedenle itirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilemez.

Yargılama Usulü ve Dava Ehliyetinin Denetimi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114/1-d uyarınca tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip bulunması dava şartı niteliğindedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/2628 Esas ve 2017/915 Karar sayılı ilamı gereğince aktif ve pasif dava ehliyeti mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınmalıdır. Bu kapsamda mahkeme; davacı tarafın bağımsız tüzel kişiliğinin bulunup bulunmadığını, dava konusu marka üzerinde hukuki bir hak sahipliğinin olup olmadığını ve şahsi bir hakkın ihlal edilip edilmediğini kendiliğinden incelemekle yükümlüdür.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/2628, K. 2017/915Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/2628 E.  ,  2017/915 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada verilen 26/05/2015 tarih ve 2008/348-2015/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, 2004/30818 sayılı marka hakkına sahip olduğunu, isim hakkını sözleşme ile franchise olarak davalıya verdiğini, davalının bu sözleşme gereği ait tüzüğün verdiği yetkiye istinaden dernek statüsü ile kurduğunu, bilahare noter ihtarnamesi ile marka lisans sözleşmesini yenilemeyeceğini ve 01.06.2007 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, cevaben isminin iade edilerek şubenin kapatılması, elinde bulunan tüm evrakın kendilerine gönderilmesi ile franchise olması sıfatıyla elde ettiği her türlü belge, tanıtım araçları, logo, fikir ve uygulamalarının ve benzerlerinin müşteri ve üye ilişkilerinde kullanılmaması ve kullandırılmamasının davalıya ihtar edildiğini, davalının ibaresini kullanmayacağını bildirdiğini, buna rağmen tespit dosyasında davalı tarafından kullanılan öğrenci kayıt sözleşmesinin, Kurslarının tamamında kullanılan sözleşme ile aynı olduğunun belirlendiğini, sözleşme gereği davalının sözleşme tarihinden bir ay önce fesih etmeyerek, yabancı dil kurslarının yaz döneminden önce yoğun bir şekilde kayıt yaptırdığı Nisan-Haziran döneminde müvekkilinin tanınmışlığı ve emtiasını kullanarak haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek sözleşmenin 21. maddesi gereği 25.000 ABD Doları ile 23.madde gereği 1.000 ABD Dolarının haksız fesih tarihinden itibaren bankalarca yabancı para mevduatı hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, sözleşmenin yenileme tarihinden sonra fesih edilmesi nedeniyle 01.04.2006 ile 01.06.2006 tarihleri arasında sözleşmeye bağlı haklardan faydalanılmış olması nedeniyle 1.083 ABD Doları ve sözleşmenin bir sene daha uzatılmasına sebebiyet verilmesi nedeniyle isim hakkı ../… bedeline istinaden 500 ABD Dolarının 01.04.2006 tarihinden itibaren bankalarca yabancı mevduat hesabına işletilen en yüksek faizi ile birlikte tahsili ile kapatılmasına ve müvekkiline ait öğrenci kayıt sözleşmesi ile markaya bağlı her türlü emtia, logo, ad, unvan ve hakları kullanmaktan meni ile haksız rekabetin önlenmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini talep etmişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 10/04/2015 tarihl kurulması ve isminin olacak yabancı dil kurusunun faaliyete geçirilmesi amacıyla 1 yıllık sözleşme yapıldığı, taraflar arasında olarak kullanım konusunda marka lisans sözleşmesi yapıldığı, süresinin 1 yıl olarak belirlendiği, 1 ay önceden yazılı bildirimde bulunulmaması halinde sözleşmenin 1 yıl daha uzatılmış sayılacağı, bu sözleşme kapsamında larak değiştirildiği, davalı tarafça 26/04/2007 tarihli ihtarname ile sözleşmenin yenilenmeyeceği konusunda ihtarda bulunulduğu, davacı tarafça da bu ihtara cevap verildiği, davacının işletme adını bilen ortalama müşteri adaylarının davalının işletme adını gördüklerinde davacının işletmesi zannetme ihtimalinin düşük olduğu, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin mevcut olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin fesih koşulları ve fesih şekline göre 21 ve 23. maddelerdeki tazminatların ve sözleşmenin sonuçlanma tarihinden 1 ay önceden bildirimde bulunulmadan 1 sene daha uzatılmış olması nedenine dayalı olarak talep edilen tazminat koşullarının oluşmadığı, sözleşmenin yenilendiği 01/04/2006 tarihi ile fesih tarihi olan 01/06/2006 tarihleri arasında davalı firmanın franchise sözleşmesi kapsamında davacı tarafın marka ve isim hakkını kullandığı ve bu anlamda aralarındaki sözleşmeye göre bu süredeki kullanım ücretinin 1083 USD olduğu gerekçesiyle 1083 USD’nin 01/06/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Bir davada, tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olması dava tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK ve dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olarak öngörülmüştür. Yasanın bu hükmüne göre aktif ve pasif dava ehliyeti dava şartlarından olup mahkemece bu husus resen nazara alınmalıdır. Bu itibarla davacılardan İktisadi İşletmesi’nin davacı n bağımsız tüzel kişiliği olup olmadığı ve davacı dernek yanında taraf olup olamayacağı, keza gerçek kişi adına da dava açtığına göre bu davacının da davaya konu marka üzerinde hakkının bulunup bulunmadığı, şahsi bir hakkının ihlal edilip edilmediği ve aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. 3- Dava, haksız rekabetin men’i ve taraflar arasında düzenlenen franchise sözleşmesinden kaynaklı haksız fesih nedeniyle cezai şart, fesih tazminatı ve yıllık isim hakkı bedelinin davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece, cezai şart, fesih tazminatı ve bir ay önceden bildirimde bulunulmadan fesih nedeniyle bir yıl daha uzatılmış sözleşme gereği talep edilen yıllık isim hakkı bedeli bakımından tazminat koşullarının oluşmadığı ancak sözleşmenin yenilendiği tarih ile fesih tarihi arasındaki isim hakkı kullanım bedelini davacıların talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, davalı tarafça sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı değerlendirilmeksizin anılan taleplerin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. ../… SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, istek halinde aşağıda yazılı 261,20 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, 20/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Lüks franchise sözleşmelerinde sürekli franchise bedeli zorunlu mudur?

Lüks tüketim sektöründe birçok marka başlangıç giriş bedeli veya sürekli franchise bedeli talep etmemektedir; ancak bu bedeller sözleşmeyle kararlaştırılmışsa çoğunlukla diğer sektörlere oranla daha yüksek belirlenmektedir.

Sözleşme bittiğinde kalan lüks ürün stokları nasıl tasfiye edilir?

Sözleşme sona erdiğinde ürün satışı derhal durdurulmalı ve marka materyalleri iade edilmelidir; eldeki stokların franchise veren tarafından geri alınıp alınmayacağı ise sözleşmedeki açık hükme göre belirlenir.

Lüks marka franchise alanları denkleştirme tazminatı talep edebilir mi?

6102 sayılı TTK m. 122/5 kıyasıyla tekel hakkı veren sürekli sözleşmelerde denkleştirme tazminatı istenebilse de lüks tüketimde müşteri çevresinin oluşumu franchise alanın faaliyetinden ziyade markanın küresel tanınırlığına dayandığından bu talep somut olayda sıkı denetime tabidir.

Haksız fesihte mahrum kalınan kâr nasıl hesaplanır?

Benzer nitelikte bir sözleşmenin yapılabileceği makul süre tespit edilir; bu sürede elde edilmesi muhtemel gelirden yapılması gereken harcama ve giderler mahsup edilerek net kâr kaybı belirlenir.

Haksız feshe dayalı tazminat davasında icra inkâr tazminatı alınabilir mi?

Franchise sözleşmesinin haksız feshinden doğan tazminat miktarı yargılama neticesinde belirlendiğinden alacak likit kabul edilmez ve icra inkâr tazminatına hükmedilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu