Tasfiye Devir ve Bölünmede Kurumlar Vergisi Beyanı

by Avukat Erdal Ersoy
Tasfiye Devir ve Bölünmede Kurumlar Vergisi Beyanı

Kurumlar vergisi mükelleflerinin normal faaliyet dönemlerinde beyanname, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar bağlı bulunulan vergi dairesine sunulur. Şirketlerin tasfiyeye girmesi, devralınması, tür değiştirmesi veya tam bölünmesi gibi yeniden yapılandırma hallerinde ise genel hesap dönemi kuralları yerini özel beyan ve tarh sürelerine bırakır. Gelir İdaresi Başkanlığı duyurusu kapsamındaki birleşme, devir, tasfiye dönemi, tam bölünme ve tür değişikliğine bağlı kurumlar vergisi beyannamesi uygulaması da 10 Kasım 2022 tarihinden itibaren geçerlilik taşımaktadır.

5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 14Kaynağı aç
MADDE 14- (1) Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur. Beyanname, ilgili bulunduğu hesap döneminin sonuçlarını içerir. (2) Her mükellef vergiye tâbi kazancının tamamı için bir beyanname verir. Ancak, tüzel kişiliği bulunmayan iktisadî kamu kuruluşları ile dernek ve vakıflara ait iktisadî işletmelerden her biri için, bunların bağlı olduğu kamu tüzel kişileri ile dernek ve vakıflar tarafından ayrı beyanname verilir. (3) Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilir. (4) Mükelleflerin şubeleri, ajansları, alım-satım büro ve mağazaları, imalâthaneleri veya kendilerine bağlı diğer iş yerleri için, bunların bağımsız muhasebeleri ve ayrılmış sermayeleri olsa dahi ayrı beyanname verilmez. (5) Kooperatiflerin gelirlerinin vergi kesintisine tâbi tutulan taşınmaz kira gelirlerinden ibaret olması halinde, bu gelirler için beyanname verilmez. (6) Mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi, kurumun kanunî veya iş merkezinin bulunduğu yerin vergi dairesidir. (7) Maliye Bakanlığı, mükelleflerin bağlı oldukları vergi dairelerini, kanunî veya iş merkezlerine bakmaksızın belirlemeye yetkilidir. (8) Beyannamelerin şekil, içerik ve ekleri Maliye Bakanlığınca belirlenir. Mükellefler beyanlarını bu beyanname ile yapmak veya bu beyannamelerde yazılı bilgilere uygun olarak bildirmek zorundadır. Vergi kesintisi[33]

Tasfiye Sürecinde Dönem Tespiti ve Beyan Süreleri

Tasfiye haline giren sermaye şirketlerinde takvim yılı esasına dayalı olağan hesap dönemi yerine tasfiye dönemi esas alınır. Tasfiye süreci, genel kurul tarafından alınan tasfiyeye giriş kararının ticaret siciline tescil edildiği tarihte başlar ve tasfiye kapanış kararının tescil edilmesiyle sona erer. Tasfiyenin başlangıç tarihinden ilgili takvim yılının sonuna kadar geçen süre ilk bağımsız tasfiye dönemi sayılır. Bunu takip eden her bir takvim yılı ayrı bir tasfiye dönemi oluştururken, nihai aşamada yıl başından tasfiyenin resmi tescille bitiş tarihine kadar olan zaman dilimi son tasfiye dönemini teşkil eder.

5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 17Kaynağı aç
MADDE 17- (1) Tasfiye dönemi: Her ne sebeple olursa olsun, tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olur. a) Tasfiye, kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlar ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer. Başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin sona erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönem bağımsız bir tasfiye dönemi sayılır. b) Tasfiyenin başladığı takvim yılı içinde sona ermesi halinde tasfiye dönemi, kurumun tasfiyeye girdiği tarihten başlar ve tasfiyenin bittiği tarihe kadar devam eder. c) Tasfiyenin zararla kapanması halinde tasfiye sonucu, önceki tasfiye dönemlerine doğru düzeltilir ve anılan dönemlerde fazla ödenen vergi mükellefe iade edilir. ç) Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde tarh zamanaşımı, tasfiyenin sona erdiği dönemi izleyen yıldan itibaren başlar. d) Tasfiyeden vazgeçilmesi halinde, kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanmaz. Böyle bir durumda, tasfiyeden vazgeçme kararı, bu kararın alındığı dönemin başından itibaren geçerli olur. Tasfiyeden vazgeçme kararının alındığı tarihe kadar verilen tasfiye dönemi beyannameleri, normal faaliyet beyannamelerinin yerine geçer. Tasfiyesinden vazgeçilen kurumun geçici vergiyle ilgili yükümlülükleri, tasfiyeden vazgeçilmesine ilişkin kararın alındığı tarihi kapsayan geçici vergilendirme dönemi başından itibaren başlar. (2) Tasfiye beyannameleri: Tasfiye beyannameleri, tasfiye memurları tarafından tasfiye dönemlerinin sonundan itibaren Kanunun 14 üncü maddesinde yazılı sürelerde; tasfiyenin sona erdiği döneme ilişkin tasfiye beyannamesi ise tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilir. (3) Bu madde gereğince verilecek olan beyannamelere, bilânço ve gelir tablosu ile tasfiye bilânçosuna göre ortaklara dağıtılan paralar ve diğer değerlerin ayrıntılı bir listesi eklenir. (4) Tasfiye kârı: Tasfiye halindeki kurumların vergi matrahı tasfiye kârıdır. Tasfiye kârı, tasfiye döneminin sonundaki servet değeri ile tasfiye döneminin başındaki servet değeri arasındaki olumlu farktır. a) Tasfiye kârı hesaplanırken; 1) Ortaklara veya kurum sahiplerine tasfiye esnasında avans olarak veya diğer şekillerde yapılan her türlü ödemeler tasfiyenin sonundaki servet değerine, 2) Mevcut sermayeye ilave olarak ortaklar veya sahipleri tarafından yapılan ödemeler ile tasfiye esnasında elde edilen ve vergiden istisna edilmiş olan kazanç ve iratlar tasfiye döneminin başındaki servet değerine, eklenir. b) Hisselerine mahsuben ortaklara dağıtılan, satılan, devredilen veya kurum sahibine iade olunan iktisadî kıymetlerin değerleri, Kanunun 13 üncü maddesine göre ve dağıtımın, satışın, devrin veya iadenin yapıldığı gün itibarıyla belirlenir. c) Bu maddeye göre tasfiye kârının hesaplanması sırasında, Kanunun 8, 9, 10 ve 11 inci madde hükümleri de ayrıca dikkate alınır. (5) Servet değeri: Tasfiye döneminin başındaki ve sonundaki servet değeri, kurumun tasfiye dönemi başındaki ve sonundaki bilânçosunda görülen öz sermayesidir. Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde izleyen tasfiye dönemlerinin başındaki servet değeri, bir önceki dönemin son bilânçosunda görülen servet değeridir. (6) Aşağıda belirtilenler dışında kalan her çeşit karşılıklar ile dağıtılmamış kazançlar bu sermayeye dahildir: a) Vergi kanunlarına göre ayrılmış olan her türlü amortismanlar ve karşılıklar ile sigorta şirketlerinin teknik karşılıkları. b) Hissedar veya sahip olmayan kimselere dağıtılacak olan kazanç kısmı. (7) Tasfiye memurlarının sorumluluğu: Tasfiye memurları, kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergiler ve diğer itirazlı tarhiyatlar için, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 207 nci maddesine uygun bir karşılık ayırmadan aynı Kanunun 206 ncı maddesinin dördüncü sırasında yazılı alacaklılara ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamazlar. Aksi takdirde bu vergilerin asıl ve zamları ile vergi cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar. a) Yukarıda belirtilen vergiler ile sekizinci fıkra uyarınca tasfiye işlemlerinin incelenmesi sonucu tarh edilecek vergilerin asılları ve zamları, tasfiye sırasında dağıtım, devir, iade veya satış gibi yollarla kendisine bir iktisadî kıymet aktarılan ya da tasfiye kalanı üzerinden kendisine paylaştırma yapılan ortaklardan da aranabilir. Ortaklardan tahsil edilmiş olan vergi asılları için ayrıca tasfiye memurlarına başvurulmaz. b) Tasfiye memurları, bu madde gereğince ödedikleri vergilerin asıllarından dolayı, yukarıda belirtilen yollarla kendisine bir iktisadî kıymet aktarılan veya tasfiye kalanından pay alan ortaklara ya da ortakların aldıkları bu değerler vergileri karşılamaya yetmezse İcra ve İflas Kanununun 207 nci maddesine uygun oranlar dahilinde aynı Kanunun 206 ncı maddesinin dördüncü sırasında yazılı alacaklarını tamamen veya kısmen tahsil eden alacaklılara rücu edebilirler. (8) Tasfiye işlemlerinin incelenmesi: Tasfiye beyannamesinin verilmesiyle birlikte tasfiye memurları, işlemlerinin vergi kanunları yönünden incelenmesini bir dilekçe ile isterler. Dilekçenin verilmesinden itibaren en geç üç ay içinde vergi incelemelerine başlanarak aralıksız devam edilir. Vergi incelemesinin bitmesini izleyen otuz gün içinde vergi dairesi sonucu tasfiye memurlarına yazı ile bildirir. Buna göre kurumdan aranan vergilerin sonucu alınıncaya kadar tasfiye memurlarının, yedinci fıkrada yazılı sorumluluğu devam eder. (9) (Ek: 16/6/2009-5904/6 md.) (Mülga: 21/3/2018-7103/74 md.) (10) Maliye Bakanlığı, mükelleflerin hukukî statülerini, faaliyet gösterdikleri alanları ve tasfiyeye giriş tarihindeki aktif büyüklüklerini dikkate almak suretiyle tasfiye işlemlerine yönelik inceleme yaptırmamaya yetkilidir.[39] Birleşme

Tasfiyenin başladığı aynı takvim yılı içerisinde tamamlanması durumunda, kurumun tasfiye başlangıç tarihi ile tasfiyenin resmen bittiği tarih arasındaki aralık tek bir tasfiye dönemi olarak vergilendirilir.

Tasfiye sürecindeki ara dönemlere ilişkin kurumlar vergisi beyannameleri, tasfiye memurları tarafından her bir tasfiye döneminin bitimini izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar bağlı olunan vergi dairesine verilir. Tasfiyenin tamamen sonuçlandığı döneme ait nihai tasfiye beyannamesinin ise tasfiye kapanışının tescil edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde vergi dairesine teslim edilmesi yasal zorunluluktur.

Tasfiye beyannamelerine ayrıntılı bilanço ve gelir tablosunun eklenmesi şarttır; ayrıca tasfiye bilançosu temel alınarak ortaklara intikal ettirilen nakit veya ayni değerleri gösteren ayrıntılı listenin de beyannameye dahil edilmesi gerekir. Tasfiye memurları son beyannameyi verirken yapılmış olan tüm işlemlerin vergi mevzuatı açısından incelenmesini yazılı bir dilekçe ile talep ederler. Bu dilekçenin sunulması üzerine en geç üç ay içerisinde vergi incelemesine başlanması ve incelemenin kesintisiz sürdürülmesi kanun gereğidir.

Tasfiye aşamasının zararla neticelenmesi halinde, ortaya çıkan nihai tasfiye sonucu geçmiş tasfiye dönemlerine doğru geriye dönük olarak düzeltilir ve geçmiş dönemlerde fazla tahakkuk ettirilerek ödenmiş bulunan kurumlar vergisi mükellefe iade edilir. Bir yıldan uzun süren tasfiye işlemlerinde ise tarh zamanaşımı, genel kuraldan ayrılarak tasfiyenin resmen sonuçlandığı dönemi takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başlar.

Ortaklar kurulunun tasfiyeden vazgeçme yönünde karar alması halinde şirket hakkındaki tasfiye hükümleri derhal son bulur. Vazgeçme kararı, söz konusu kararın alındığı hesap döneminin en başından itibaren hüküm doğurur. Bu doğrultuda tasfiyeden vazgeçilinceye dek verilmiş bulunan tasfiye dönemi beyannameleri, geriye dönük biçimde olağan faaliyet dönemi beyannameleri olarak kabul görür.

Devir, Nevi Değişikliği ve Tam Bölünmede Özel Beyan Rejimi

Birleşme sonucunda infisah eden kurum ile devralan kurumun kanuni veya iş merkezlerinin Türkiye hudutları dahilinde bulunması ve münfesih kurumun devir tarihindeki tüm bilanço kalemlerinin aynen ve bütünlük içinde devralan şirketin bilançosuna intikal ettirilmesi kaydıyla gerçekleşen işlemler 5520 sayılı Kanun kapsamında devir sayılır. Aynı yasal kıstasları taşıyan nevi değişiklikleri de devir hükümlerine tabidir. Tam mükellef bir şirketin tasfiyesiz olarak infisah etmesi suretiyle tüm aktif ve pasifini kayıtlı değerleri üzerinden en az iki tam mükellef sermaye şirketine devretmesi ve mukabilinde ortaklara devralan şirket paylarının verilmesi ise tam bölünme niteliği taşır.

5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19- (1) Bu Kanunun uygulanmasında aşağıdaki şartlar dahilinde gerçekleşen birleşmeler devir hükmündedir: a) Birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanunî veya iş merkezlerinin Türkiye’de bulunması. b) Münfesih kurumun devir tarihindeki bilânço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilânçosuna geçirilmesi. (2) Kurumların yukarıdaki şartlar dahilinde tür değiştirmeleri de devir hükmündedir. (3) Aşağıdaki işlemler bölünme veya hisse değişimi hükmündedir: a) Tam bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin tasfiyesiz olarak infisah etmek suretiyle bütün mal varlığını, alacaklarını ve borçlarını kayıtlı değerleri üzerinden mevcut veya yeni kurulacak iki veya daha fazla tam mükellef sermaye şirketine devretmesi ve karşılığında devredilen sermaye şirketinin ortaklarına devralan sermaye şirketinin sermayesini temsil eden iştirak hisseleri verilmesi, bu Kanunun uygulanmasında tam bölünme hükmündedir. Devredilen şirketin ortaklarına verilecek iştirak hisselerinin itibarî değerinin % 10’una kadarlık kısmının nakit olarak ödenmesi, işlemin bölünme sayılmasına engel değildir. b) Kısmî bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye’deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bilânçosunda yer alan ve en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi, bu Kanunun uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir. Ancak, üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur. Kısmî bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. İştirak hisselerinin bu bent kapsamında devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen (…)40 iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur.[40] c) Hisse değişimi: Tam mükellef bir sermaye şirketinin, diğer bir sermaye şirketinin hisselerini, bu şirketin yönetimini ve hisse çoğunluğunu elde edecek şekilde devralması ve karşılığında bu şirketin hisselerini devreden ortaklarına kendi şirketinin sermayesini temsil eden iştirak hisselerini vermesi, bu Kanunun uygulanmasında hisse değişimi hükmündedir. Hisseleri devralınan şirketin ortaklarına verilecek iştirak hisselerinin itibari değerinin %10’una kadarlık kısmının nakit olarak ödenmesi, işlemin hisse değişimi sayılmasına engel değildir. (4) Bu maddeye göre yapılacak bölünmelerde aktifi ve pasifi düzenleyici hesaplar, ilgili olduğu aktif veya pasif hesapla birlikte devrolunur. (5) Maliye Bakanlığı devir, bölünme ve hisse değişimi işlemleri ile ilgili usûlleri belirlemeye yetkilidir. Devir, bölünme ve hisse değişimi hallerinde vergilendirme

Devir veya bölünme işleminin olağan hesap döneminin kapandığı aydan normal kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar geçen vadede gerçekleşmesi durumunda, münfesih veya bölünen kuruma ait önceki hesap dönemi beyannamesi, işlemin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten başlayarak otuz gün içerisinde müştereken imzalanarak yetkili vergi dairesine ulaştırılır.

5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 20Kaynağı aç
MADDE 20- (1) Devirlerde, aşağıdaki şartlara uyulduğu takdirde, münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilir; birleşmeden doğan kârlar ise hesaplanmaz ve vergilendirilmez: a) Şirket yetkili kurulunun devre ilişkin kararının Ticaret Sicilinde tescil edildiği tarih, devir tarihidir. Münfesih kurum ile birleşilen kurum; 1) Devir tarihi itibarıyla hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesi ile, 2) Devir işleminin hesap döneminin kapandığı aydan kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar geçen süre içerisinde yapılması halinde, münfesih kurumun önceki hesap dönemine ilişkin olarak hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları münfesih kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesini, birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde münfesih kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine verirler. b) Birleşilen kurum, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt eder. Mahallin en büyük mal memuru, bu hususta birleşilen kurumdan ayrıca teminat isteyebilir. (2) Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendine göre gerçekleştirilen bölünmelerde, aşağıdaki şartlara uyulduğu takdirde bölünme suretiyle münfesih kurumun sadece bölünme tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilir; bölünmeden doğan kârlar ise hesaplanmaz ve vergilendirilmez: a) Şirket yetkili kurulunun bölünmeye ilişkin kararının Ticaret Sicilinde tescil edildiği tarih, bölünme tarihidir. Bölünen kurum ile bu kurumun varlıklarını devralan kurumlar, 1) Bölünme tarihi itibarıyla hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları bölünen kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesi ile, 2) Bölünme işleminin hesap döneminin kapandığı aydan kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar geçen süre içerisinde yapılması halinde, bölünen kurumun önceki hesap dönemine ilişkin olarak hazırlayacakları ve müştereken imzalayacakları bölünen kuruma ait kurumlar vergisi beyannamesini, bölünmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde bölünen kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verirler. b) Bölünen kurumun varlıklarını devralan kurumlar, bölünen kurumun bölünme tarihine kadar tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarından müteselsilen sorumlu olacaklarını ve diğer ödevlerini yerine getireceklerini, bölünen kurumun bölünme nedeniyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesine ekleyecekleri bir taahhütname ile taahhüt ederler. Mahallin en büyük mal memuru, bu hususta bölünen kurum ile bu kurumun varlıklarını devralan kurumlardan teminat isteyebilir. (3) Bu Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen işlemlerden doğan kârlar hesaplanmaz ve vergilendirilmez. 19 uncu maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendine göre gerçekleştirilen kısmî bölünme işlemlerinde, bölünen kurumun bölünme tarihine kadar tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarından bölünen kurumun varlıklarını devralan kurumlar, devraldıkları varlıkların emsal bedeli ile sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olurlar. BEŞİNCİ BÖLÜM Verginin Ödenmesi Ödeme süresi

Devralan kurum, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve doğacak bütün vergi borçlarını ifa edeceğini birleşme kurumlar vergisi beyannamesine ekleyeceği taahhütname ile kabul eder. Tam bölünmede de mal varlığını devralan kurumlar, bölünen şirketin bölünme gününe kadar doğmuş ve doğacak vergi yükümlülüklerinden müteselsilen sorumlu olacaklarını beyanname ekinde taahhütname ile teyit ederler. İdarenin kamu alacağını güvenceye alması amacıyla mahallin en büyük mal memuru, hem devir hem de bölünme hallerinde bu taahhütnameye ilaveten ayrıca teminat isteme yetkisine sahiptir.

Nevi değişikliğinin devir niteliğinde olması sebebiyle sorumluluğun kapsamı yargı içtihatlarında da netleştirilmiştir. Danıştay 4. Dairesi'nin E. 2001/1579, K. 2002/2000 sayılı kararında, nevi değişikliği yoluyla infisah eden kurumun devir anına kadar olan kıst dönem beyanına ve vergi borçlarına dair verilen taahhütname uyarınca sonradan tarh edilen ek vergi borçlarının devralan şirketten talep edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı karara bağlanmıştır.

Danıştay 4. Daire, E. 2001/1579, K. 2002/2000Kaynağı aç
4. Daire         2001/1579 E.  ,  2002/2000 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2001/1579 Karar No: 2002/2000 Temyiz Eden : Mithatpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü/ANKARA Karşı Taraf : … İstemin Özeti : Ek kurumlar vergisi beyannamesini vermeyen davacı adına düzenlenen inceleme raporuyla belirlenen matrah üzerinden ek kurumlar vergisi salınıp, vergi ziyaı cezası kesilmiştir ….Vergi Mahkemesi … günlü ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, ek kurumlar vergisi beyannamesini vermeyen davacının tarh dosyası incelenerek ek kurumlar vergisi salınmış ise de; davacının 1998 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde zarar beyan ettiği, 4481 sayılı Kanunla ilgili olarak yayınlanan 1 no'lu Genel Tebliğin 5.maddesinin 1 inci bendinde, 1998 yılında vergiye tabi matrahları bulunmayanların beyanname vermelerinin söz konusu olmadığının açıklandığı, diğer taraftan, davacının 6.10.1998 tarihinde birleştiği … Limited Şirketinin 1998 yılı beyanı incelenerek ek kurumlar vergisi matrahı bulunmuş ise de; aynı genel tebliğin 1 inci maddesinin 5 inci bendinde, 1998 yılı kazançları nedeniyle 1999 yılında beyanname vermiş olmakla beraber 4481 sayılı Yasanın yayımlandığı 26.11.1999 tarihinde hayatta bulunmayan gerçek kişiler ile yine bu tarih itibarıyla tasfiyesi sonuçlanmış olan kurumların bu verginin kapsamı dışında olduğunun belirtildiği, bu durumda 6.10.1998 tarihinde tasfiyesi sonuçlandığı anlaşılan şirketten ek kurumlar vergisi istenemeyeceği gibi, bu şirketin birleştiği davacı şirketten istenmesinde de isabet görülmediği gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılmasına karar vermiştir. Davalı İdare yapılan tarhiyatın yasal olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi …'ın Düşüncesi : 4481 sayılı yasanın 1 ve 2 nci maddelerinde, 1998 yılı kazanç ve iratlarını yıllık beyanname ile beyan eden gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin 1998 yılı gelir ve kurumlar vergisi matrahları üzerinden % 5 oranında ek kurumlar vergisi ödeyeceklerinin belirtildiği, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun Devir Halinde Vergilendirme başlıklı 38 inci maddesinin 1 inci fıkrasında münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançların vergilendirileceği 2 nci fıkrasında da, birleşilen kurumun münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğinin açıklandığı, bu durumda, … Limited Şirketinin nevi değişikliği tarihine kadar ki kıst dönem kurumlar vergisi beyannamesini vererek matrah beyan ettiği tartışmasız olduğundan, bu matrah üzerinden anılan kanun maddeleri uyarınca yapılan cezalı ek kurumlar vergisi tarhiyatında isabetsizlik bulunmadığından mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı … 'in Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü: Uyuşmazlık ek kurumlar vergisi beyannamesini vermeyen davacı adına re'sen salınan cezalı ek kurumlar vergisini kaldıran mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir. 4481 sayılı Yasanın 1 inci maddesinde, 1998 yılı kazanç ve iratlarını yıllık beyanname ile beyan eden gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin ek gelir ve ek kurumlar vergisine tabi olduğu, 2 nci maddesinde, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 1998 yılı gelir ve kurumlar vergisi matrahları üzerinden % 5 oranın da ek gelir ve ek kurumlar vergisi alınacağı, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, kurumların bu maddede açıklanan şartlar dahilinde şekil değiştirmelerinin devir hükmünde olduğu, devir halinde vergilendirme başlıklı 38 inci maddesinin 1 inci fıkrasında,devirlerde belirlenen şartlara uyulduğu takdirde, münfesih kurumun sadece devir tarihine kadar elde ettiği kazançların vergilendirileceği, doğrudan doğruya birleşmeden doğan karların hesaplanmayacağı ve vergilendirilemeyeceği, 2 nci bendinde, birleşilen kurumun münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer vecibelerini yerine getireceğini devir beyannamesine bağlı bir taahhütname ile taahhüt edeceği öngörülmüştür. Dosyanın incelenmesinden; … Limited Şirketinin 6.10.1998 tarihinde nevi değişikliği yoluyla davacı … Anonim Şirketine devir olduğu, söz konusu limited Şirketin 1.1.1998-6.10.1998 kıst dönemi kurumlar vergisi beyannamesini vererek … Lira matrah beyan ettiği, inceleme elemanınca da … Limited Şirketinin beyan ettiği bu matrah üzerinden bu şirket için ek kurumlar vergisi miktarının belirlendiği, ancak vergi dairesince dava konusu ihbarnamelerin … Anonim Şirketi adına düzenlenerek tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, münfesih kurumun devir tarihine kadar elde ettiği kazançların vergilendirileceği, birleşilen kurumun münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini bir taahhütname ile taahhüt edeceği düzenlemeleri ile olayda devrin gerçekleştiği hususu dikkate alındığında, 1998 yılı kıst dönem kurumlar vergisi beyannamesini vererek matrah beyan ettiği tartışmasız olan … Limited Şirketi adına inceleme raporuyla bulunan matrah farkı üzerinden 4481 sayılı Yasanın anılan maddeleri uyarınca belirlenen ek kurumlar vergisinin, bu şirketin devir olduğu davacı şirketten istenmesinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle … Vergi Mahkemesinin … günlü ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına 14.5.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sicilden Re'sen Terkin Edilen Şirketlerde Temsilcilerin Durumu

Tasfiye prosedürü işletilmeksizin ticaret sicilinden kaydı silinen kurumlarda vergi sorumluluğu özellik arz eder. Danıştay 3. Dairesi'nin E. 2019/5018, K. 2022/535 sayılı ilamında, Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen silinen şirketlerin 5520 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde öngörülen kanuni tasfiye sürecine girmemesi nedeniyle, tasfiye şartı gerçekleşmeden mülga 17 nci maddenin dokuzuncu fıkrasına dayanılarak kanuni temsilciler adına vergi salınamayacağı ve ceza kesilemeyeceği belirtilmiştir.

Danıştay 3. Daire, E. 2019/5018, K. 2022/535Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/5018 E.  ,  2022/535 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2019/5018 Karar No : 2022/535 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca 16/07/2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren … İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Limited Şirketinin kanuni temsilcisi olması nedeniyle 2012 ve 2013 yıllarının muhtelif dönemleri için salınan kurumlar vergisi, katma değer vergisi, kesilen vergi ziyaı cezası ile hesaplanan gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 9. fıkrası uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla yapılan tarhiyata karşı açılan dava, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla süre aşımı nedeniyle reddedildiğinden, kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının … Noterliği'nin … tarih ve … yevmiye nolu hisse devir sözleşmesiyle hisselerini, asıl borçlu şirketin tüzel kişiliğinin 16/07/2014 tarih ve 8613 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilan ile ticaret sicilinden resen terkin edildiği, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının beyan ve ödeme tarihlerinin, davacının asıl borçlu şirketteki ortaklık ve müdürlük görevinin sona erdiği tarihten sonraki döneme ait olduğunun anlaşıldığı olayda, bahse konu vergi borçlarından sorumlu tutulması mümkün olmadığından dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ödeme emri iptal edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ödeme emrinin içeriğini oluşturan vergi ve cezalara karşı açılan davanın süre aşımı yönünden reddedildiği, asıl borçlu şirket hakkında tarh ve tahakkuk edip kesinleştirilerek vadesinde ödenmeyen ve şirket tüzel kişiliğinden tahsil imkânı kalmayan amme alacağı için davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi hususunda yetkisi kalmadığından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 19/10/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen kaydı silinen … İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Limited Şirketinin kanuni temsilcisi olan davacı adına tahsili amacıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Tasfiye" başlıklı 17. maddesinde tasfiyeye giren şirketler için tasfiye dönemleri, tasfiye beyannamelerinin verilmesi, tasfiye kararının tespiti ve tasfiye memurlarının sorumluluğu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiş, maddeye 5904 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle eklenen ve 03/07/2009 tarihinde yürürlüğe giren 9. fıkrayla, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bir şirketin borçlu kılınabilmesi ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklıdır. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmesiyle sona ermektedir. Ticaret silicilinden kaydı silinen ve hukuksal varlığı sona eren bir kurumun bu tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması, temsili, yargı yerlerinden koruma istemesi mümkün değildir. Bu nedenle tasfiye edilerek tüzel kişilikleri sona eren kurumlar vergisi mükellefleri adına, tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi vergilendirme yapılması mümkün bulunmamaktadır. Tüzel kişiliği sona eren ve bu nedenle borçlandırılmasına hukuken imkan bulunmayan kurumların hukuksal varlığının devam ettiği dönemlere ait olup, ikmalen veya re'sen tarhı gereken vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulacaklar konusundaki hukuki boşluk, 5520 sayılı Kanun'un 17. maddesine eklenen ve yukarıda kuralına yer verilen 9. fıkra ile giderilmiştir. Buna göre; tüzel kişi kanuni temsilcisinin tasfiyesi tamamlanmış ve ticaret sicilinden kaydı silinmiş tüzel kişiler adına 03/07/2009 tarihinden itibaren yapılacak tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlere ilişkin tarhiyatların muhatabı olabileceği, başka bir ifadeyle söz konusu tarhiyatların müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden biri adına yapılabileceği açıktır. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, tarhiyatın doğrudan kanuni temsilciler adına yapılabilmesi, asıl mükellefin tasfiye edilmesi ve tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmiş olması koşuluna bağlanmıştır. Tasfiye ve iflas hallerinde ticaret şirketlerinin mükellefiyetlerinin sona erdirilmesinde süreç; Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunundaki işlemler yerine getirilerek, tasfiye edilme veya iflasın kapanması tescil ve ilan edildikten sonra, tüzel kişiliğin ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmesiyle gerçekleşmektedir. Ancak davacının kanuni temsilcisi olduğu … İnşaat Taahhüt Sanayi Ticaret Limited Şirketinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca yapılan ihtar ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığından, 16/07/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, yani 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 9. fıkrasında yer verilen tasfiye süreci takip edilerek tasfiyesinin sonlandırılmadığı görülmektedir. Bu durumda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi kapsamında ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi nedeniyle 5520 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 9. fıkrasında öngörülen tasfiye koşulu gerçekleşmeden şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına tarh edilen vergiler ile kesilen cezaların hukuka aykırı olduğu dikkate alındığında, ortada ödeme emriyle takip edilebilecek kamu alacağının varlığından bahsedilemeyeceğinden yazılı gerekçeyle verilen kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. Nitekim Yasa Koyucu tarafından, 5520 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 9. fıkrası kapsamına girmeyen tüzel kişilerin tüzel kişiliklerinin veya tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin sona ermesi halinde, sona erme tarihinden önceki dönemlere ilişkin her türlü, vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminde uygulanacak düzenleme eksikliği, 213 sayılı Vergi Usul Kanun'nun 10. maddesine 7103 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile eklenen 21/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren fıkra ile giderilmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 10/02/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)- KARŞI OY : 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Tasfiye" başlıklı 17. maddesinde tasfiyeye giren şirketler için tasfiye dönemleri, tasfiye beyannamelerinin verilmesi, tasfiye kararının tespiti ve tasfiye memurlarının sorumluluğu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiş, maddeye 5904 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle eklenen ve 03/07/2009 tarihinde yürürlüğe giren 9. fıkrayla, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı kurala bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde, maddede belirtilen hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı hükme bağlanmış olup maddede geçen şirket ve kooperatifler için kendine özgü bir tasfiye ve ticaret sicilinden silinerek tüzelkişiliğin sona erme süreci öngörülmüştür. Kanun koyucunun 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden silinen şirketlerin hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu sicilden silinmeden önceki dönemler için salınacak vergileri 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 9. fıkrası kapsamının dışında bırakmayı amaçladığı düşünülemeyeceğinden, ticaret sicilinden silinme şartının gerçekleştiği olayda kanuni temsilci olan davacı adına silinme öncesi dönem için tarhiyat yapılabileceğinden, uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerektiği oyuyla Karara katılmıyorum.

Tasfiyeye başvurmaksızın tüzel kişiliği sona erdirilen şirketlerin fesih öncesi vergi borçlarından kanuni temsilcileri sorumlu tutan 7103 sayılı Kanun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesine eklenen fıkra ise geriye yürütülemez. Danıştay 3. Dairesi'nin E. 2021/3935, K. 2023/1444 sayılı kararında, bu kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği 27 Mart 2018 tarihinden önceki vergilendirme dönemlerine teşmil edilemeyeceği, anayasal hukuk devleti ve kanunların geriye yürümezliği ilkeleri çerçevesinde hüküm altına alınmıştır.

Danıştay 3. Daire, E. 2021/3935, K. 2023/1444Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2021/3935 E.  ,  2023/1444 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2021/3935 Karar No : 2023/1444 TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ: Av. … 2-(DAVACI) … VEKİLLERİ: Av. … Av. … İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca re'sen kaydı silinen ve 24/02/2015 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren … Akaryakıt Ürünleri İnşaat Gıda Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediği yolundaki saptamaları içeren vergi tekniği raporunu done alan takdir komisyonu kararına istinaden kanuni temsilci sıfatıyla 2013 yılı için re'sen salınan kurumlar vergisi, Ocak-Mart dönemi geçici vergi, Nisan-Haziran dönemi gelir(stopaj) vergisi ile Ocak, Şubat ile Mart dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ve bu vergiler üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının kanuni temsilcisi olduğu … Akaryakıt Ürünleri İnşaat Gıda Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden 2013 yılında gerçek bir emtia teslimine dayanmayan fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği sonucuna varıldığı ancak 26/02/2013 tarihinde kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı anlaşıldığından üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi, Mart dönemine ilişkin üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile gelir (stopaj) vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı, Ocak ve Şubat dönemlerine iait üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka aykırılık görülmediği, mahsup dönemi geçen geçici verginin aranmayacağı ve yıllık vergiye mahsuben peşin alınan geçici vergi üzerinden üç kat vergi ziyaı cezası kesilemeyeceği gerekçesiyle cezalı vergiler azaltılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının ortağı olduğu şirket hakkında 2013 yılında düzenlenen tüm belgelerin sahte fatura olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde vergi tekniği raporunun bulunduğu, şirketin re'sen terkin edilmiş olması nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davacı tarafından, resmi kayıtlarda ortaklığın 26/02/2013 tarihinde devredildiği görülmekte ise de, fiilen daha önce devredildiği, 2013 yılının Ocak ila Şubat dönemlerine ait faturaların kendisi tarafından değil şirketi devralan kişi tarafından düzenlendiği, katma değer vergisi beyannamesi verilene kadar önceki aya ilişkin geçmişe dönük fatura düzenlenebileceği, devir tarihinden bir yıl öncesinde şirketin faaliyetlerine son verdiğinin vergi dairesi kayıtları ile sabit olduğu, sahte belge düzenleme suçu nedeniyle yapılan yargılama sonucunda beraat ettiği ve kararın kesinleştiği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Davacı temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi uyarınca 24/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen kaydı silinen ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren … Akaryakıt Ürünleri İnşaat Gıda Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediği yolundaki saptamaları içeren vergi tekniği raporunu done alan takdir komisyonu kararına istinaden davacı adına kanuni temsilcisi sıfatıyla 11/09/2019 tarihli ihbarnamelere konu tarhiyatın yapıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni temsilcilerin ödevi" başlıklı 10. maddesinde tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, aynı maddeye 7103 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle eklenen (Öncesinde 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesine 5904 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle eklenen ve 03/07/2009 tarihinde yürürlüğe giren 9. fıkrada) 5. fıkrada, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin, tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminin, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı, 6. fıkrada ise beşinci fıkra kapsamına girmeyen tüzel kişilerin tüzel kişiliklerinin veya tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin sona ermesi halinde, sona erme tarihinden önceki dönemlere ilişkin her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminin, müteselsilen sorumlu olmak üzere, tüzel kişiliği olanların kanuni temsilcilerinden, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler (adi ortaklıklarda ortaklardan herhangi biri) ve varsa bunların temsilcilerinden herhangi biri adına yapılacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bir şirketin borçlu kılınabilmesi ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklıdır. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmesiyle sona ermektedir. Ticaret silicilinden kaydı silinen ve hukuksal varlığı sona eren bir kurumun bu tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması, temsili, yargı yerlerinden koruma istemesi mümkün değildir. Bu nedenle tasfiye edilerek tüzel kişilikleri sona eren kurumlar vergisi mükellefleri adına, tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi vergilendirme yapılması mümkün bulunmamaktadır. Tüzel kişiliği sona eren ve bu nedenle borçlandırılmasına hukuken imkan bulunmayan kurumların hukuksal varlığının devam ettiği dönemlere ait olup, sona erme tarihinden önceki dönemlere ilişkin her türlü, vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminde uygulanacak düzenleme eksikliği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine 7103 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile eklenen ve 27/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren fıkra ile giderilmiştir. Ancak, davacının kanuni temsilcisi olduğu … Akaryakıt Ürünleri İnşaat Gıda Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca yapılan ihtar ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilana rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunulmadığından, 24/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen kaydının silindiği, dava konusu tarhiyatın ise 2013 yılına ilişkin olduğu görülmektedir. Bu durumda, tasfiyeye girmeksizin tüzel kişiliği sona eren şirketlerin kanuni temsilcileri adına tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlere ilişkin vergi salınması ve ceza kesilmesine imkân sağlanmış ise de yukarıda sözü edilen fıkranın 27/03/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, bu tarihten öncesine yönelik vergi borçları için uygulanması hukuk devleti ve kanunların geriye yürümezliği ilkeleri uyarınca mümkün olmadığından Vergi Mahkemesi kararının, davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davacı istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının değinilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir. Davalı idare temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacı temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; 2013 yılının Ocak-Mart dönemine ait geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ile Ocak ila Şubat dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 3. Kararın; 2013 yılının Ocak-Mart dönemine ait geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ile Ocak ila Şubat dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi dışındaki vergi ve cezalara ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davalı idare TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 25/04/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Tasfiye" başlıklı 17. maddesinde tasfiyeye giren şirketler için tasfiye dönemleri, tasfiye beyannamelerinin verilmesi, tasfiye kararının tespiti ve tasfiye memurlarının sorumluluğu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiş, maddeye 5904 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle eklenen ve 03/07/2009 tarihinde yürürlüğe giren 9. fıkrayla, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı kurala bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde, maddede belirtilen hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı hükme bağlanmış olup maddede geçen şirket ve kooperatifler için kendine özgü bir tasfiye ve ticaret sicilinden silinerek tüzelkişiliğin sona erme süreci öngörülmüştür. Kanun koyucunun 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden silinen şirketlerin hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu sicilden silinmeden önceki dönemler için salınacak vergileri 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin 9. fıkrası kapsamının dışında bırakmayı amaçladığı düşünülemeyeceğinden, ticaret sicilinden silinme şartının gerçekleştiği olayda kanuni temsilci olan davacı adına silinme öncesi dönem için tarhiyat yapılabileceğinden, davalı temyiz isteminin kabulü, davacı temyiz istemin reddi gerektiği oyuyla Karara katılmıyorum.
Tasfiye bitiminde kurumlar vergisi beyannamesi hangi tarihe kadar verilir?

Tasfiyenin sona erdiği döneme ilişkin tasfiye beyannamesi, tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilir.

Tasfiye zararla kapanırsa ödenen kurumlar vergisi geri alınabilir mi?

Evet; tasfiyenin zararla sonuçlanması durumunda tasfiye karı veya zararı önceki tasfiye dönemlerine doğru geriye dönük düzeltilir ve geçmiş dönemlerde fazla ödenmiş olan vergiler mükellefe iade edilir.

Devir ve tam bölünme işlemlerinde idare teminat isteyebilir mi?

Evet; devir ve tam bölünmede beyanname ekinde taahhütname verilmesinin yanı sıra mahallin en büyük mal memuru tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçları için ayrıca teminat talep etme yetkisine sahiptir.

Tasfiyeden dönülmesi durumunda evvelce verilmiş tasfiye beyannameleri ne olur?

Tasfiyeden vazgeçilmesi halinde karar, alındığı dönemin başlangıcından geçerli sayılır ve o tarihe kadar verilmiş bulunan tasfiye dönemi beyannameleri normal faaliyet dönemi beyannamesi yerine geçer.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu