Taşeron Ne Demek? Taşeron İşçi Hakları ve Hukuki Boyutları

by Avukat Erdal Ersoy
Taşeron Ne Demek? Taşeron İşçi Hakları ve Hukuki Boyutları

Taşeron (Alt İşveren) Kavramı ve İlişkinin Kurulma Koşulları

Taşeronluk, iş mevzuatında asıl işveren ve alt işveren arasındaki hukuki bağ olarak ifade edilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin altıncı fıkrasına göre; bir işverenin yürüttüğü mal yahut hizmet üretimine dair yardımcı işlerde ya da asıl işin teknolojik gerekçelerle uzmanlık isteyen belirli bir kısmında iş üstlenen ve personellerini münhasıran söz konusu tesiste çalıştıran diğer işveren ile işi veren taraf arasında alt işverenlik ilişkisi meydana gelir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/48 md.; Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.) İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak;[1] a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya, b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya, hak kazanamazlar. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin tâbi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tâbidir. Sekizinci fıkrada belirtilen kurum, kuruluş veya ortaklıkların sermayesine katıldıkları ortaklıkların kadro veya pozisyonlarında çalışan işçilerin, ortak durumundaki kamu kurum, kuruluş veya ortaklıkların kadro veya pozisyonlarına atanma ya da bu kurum, kuruluş veya ortaklıklarda geçerli olan malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanma talepleri hakkında da sekizinci fıkra hükümleri uygulanır. Hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere; a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması, b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması, yönünde hükümler konulamaz. İşyerini bildirme

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin yedinci fıkrası gereğince işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. Kanun koyucu, asıl işin bölünerek taşerona devredilmesini bu zorunlu haller saklı kalmak üzere kesin biçimde yasaklamıştır.

Alt işverenlik ilişkisinin geçerli biçimde tesis edilebilmesi için taraflar arasında yazılı bir sözleşme akdedilmesi gerekir. Bununla birlikte alt işverenin çalışmaya başlamadan evvel işyerinin tescili için gerekli evraklarla birlikte Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü nezdinde bildirimde bulunması usulen zorunludur.

Alt İşverenlikte Muvazaa Yasakları ve Hukuki Sonuçları

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin yedinci fıkrasına göre, işyerindeki mevcut personelin taşeron bünyesine devredilerek özlük haklarının daraltılması ya da aynı işyerinde daha evvel görev yapmış kişilerle taşeronluk kurulması kanunen yasaktır. Bu tür girişimlerin bulunması ya da kurulan bağın genel olarak muvazaaya dayandığının saptanması halinde, alt işverenin personeli en başından beri asıl işverene bağlı çalışan kabul edilerek hakları korunur.

Kamu hizmet alımları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere, işe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması veya hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı işyerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması yönünde hükümler konulamaz.

İşyerindeki İşçi Sayısı Eşiklerinde Taşeron İşçilerin Durumu

4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde 50'den fazla işçi istihdam eden işyerleri bakımından geçerli olan engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu kapsamındaki 50 işçi sayısının hesabına alt işveren işçileri dahil edilmez.

İş Kanunu kapsamında yer alan iş güvencesi hükümlerinin tatbiki için öngörülen en az 30 işçi sayısının belirlenmesi sürecinde de alt işveren işçileri dikkate alınmayabilir.

İşçilik Alacaklarında Birlikte ve Müteselsil Sorumluluk Düzeni

4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin altıncı fıkrası kapsamında; asıl işveren, alt işverenin çalıştırdığı işçilere yönelik kanundan, bireysel iş sözleşmesinden veya alt işverence imzalanan toplu iş sözleşmesinden doğan borçlardan ötürü alt işverenle müşterek ve müteselsil sorumluluk taşır. İşçinin münhasıran alt işverenin üstlendiği işte görev alması kaydıyla, gerek şirketler arasındaki sözleşmenin bitmesi gerekse ilişkinin devamı sırasında iş akdinin feshedilmesi durumunda, feshe bağlı tazminatlar da dahil olmak üzere gerçekleşen tüm işçilik haklarından her iki işveren birlikte sorumlu tutulur.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/7037, K. 2019/5668Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2016/7037 E.  ,  2019/5668 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ile davalılardan … vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı belediyede hizmet alımı yapılan şirketler nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesinin askere gitmesi sebebi ile sona erdiğini, askerden döndükten sonra işe alınmadığını ve ödeme yapılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı … vekili; davacının hizmet alımı yapılan şirketler nezdinde çalıştığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur Davalı Şirket vekili, esas işverenin davalı … olduğunu, ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Karar, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçe: Davalı temyizi yönünden: Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 1651.08 TL karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'un 427, 432 maddeleri uyarınca REDDİNE, Davacı temyizi yönünden: Taraflar arasında işçilik alacaklarından asıl ve alt işverenin sorumluluğunun tespitine yönelik uyuşmazlık söz konusudur. Dosya içeriğine göre; davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu konusunda ihtilaf yoktur. 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesi göre “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Alt işveren işçisi, alt işveren tarafından alt işverenin aldığı işten dolayı bu süre zarfında sadece bu işte çalışmış ve alt ve asıl işveren arasındaki ilişki sona erdiğinde veya asıl işveren alt işveren ilişkisi devam ederken iş ilişkisi sonlanmış ise, işçinin feshe bağlı alacakları dahil tüm işçilik alacaklarından asıl işveren, alt işverenle birlikte sorumludur. İşçi asıl işveren ilişkisi başlamadan önce de alt işveren işçisi olarak, alt işverenin kendi işinde veya alt işverenin üstlendiği farklı bir asıl işverende çalışmış ve işçinin iş sözleşmesi sonra kurulan asıl alt işveren ilişkisi sırasında veya bitiminde sonlanmış ise, alt işveren tüm süre üzerinden işçilik alacaklardan sorumlu iken, asıl işveren sadece kendi dönemindeki süre ve ücret üzerinden alt işverenle birlikte sorumludur. Asıl işveren ilişkisi sona ermesine rağmen, işçi alt işverenin kendi veya alt işverenin yeni yüklendiği farklı bir asıl işverene ait işte çalışıyor ise, fesih olgusuna bağlı haklar hariç, asıl işverenin kendi dönemindeki ücret ve süre üzerinden ücret ve diğer işçilik alacaklarından alt işverenle birlikte sorumluluğu devam eder. İşçinin iş sözleşmesinin daha sonra sonlandırılması halinde ise asıl işveren-alt işveren ilişkisinin sona erdiği tarihteki süre ve ücret üzerinden, sadece kıdem tazminatı ve gerçekleşen işçilik alacaklarından alt işverenle birlikte sorumlu olacaktır. Somut olayda; davalı belediyenin hizmet alımı yaptığı davalı şirket nezdinde teknik kadro ve inşaat bakım onarım bölümünde çalışan davacının askere gitmesi sebebi ile iş sözleşmesinin sonlandığı ve kıdem tazminatına hak kazandığı anlaşılmaktadır. Davalı … ile davalı alt işveren şirket arasında 4857 sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu 6552 sayılı yasanın 8. maddesi gereğince kıdem tazminatından asıl işveren sıfatıyla davalı Belediyenin, alt işveren sıfatı ile davalı şirketin birlikte sorumlu olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Her ne kadar mahkemece davacının davalı şirket nezdindeki çalışmasının bir yıldan az olması sebebi ile kıdem tazminatından sorumlu tutulamayacağına dair karar verilmiş ise de davalı alt işveren şirketin, dava konusu alacaklardan davalı asıl işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gözetilmeden hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,11.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İşçinin asıl işveren ilişkisi kurulmadan önce de alt işveren bünyesinde kendi işinde ya da başka bir asıl işverene ait işte çalışmış olması halinde, alt işveren tüm çalışma süresi üzerinden doğan işçilik alacaklarından sorumlu iken, asıl işveren yalnızca kendi dönemindeki süre ve ücret seviyesi gözetilerek alt işverenle birlikte sorumlu tutulur.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/7037 Esas ve 2019/5668 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, asıl işverenle kurulan sözleşmesel bağ son bulduğu halde işçi taşeronun bünyesinde kalarak onun kendi faaliyetinde yahut üstlendiği farklı bir projede görevini sürdürüyorsa, feshin getirdiği alacaklar kapsam dışı kalmak kaydıyla, önceki asıl işveren yalnızca kendi dönemini kapsayan çalışma süresi ve ücret düzeyiyle sınırlı olarak diğer işçilik haklarından alt işverenle beraber sorumluluğunu korur. Hizmet akdinin ilerleyen bir tarihte sonlandırılması durumunda ise asıl işverenin sorumluluğu, aralarındaki ilişkinin bittiği andaki çalışma süresi ile ücret miktarı esas alınarak sırf kıdem tazminatı ve doğmuş işçilik alacaklarıyla sınırlı biçimde devam eder.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/7037 Esas ve 2019/5668 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, personelin alt işveren yanındaki fiili mesaisi bir yılı bulmasa bile, asıl işveren nezdinde geçen toplam hizmet süresi kıdem tazminatına hak kazanmak için yeterliyse alt işveren de bu tazminattan asıl işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen mesul tutulur. Anılan kararda ayrıca, belediyeler ve kamu idareleri bünyesinde istihdam edilen taşeron işçilerinin kıdem tazminatı alacaklarından asıl işveren konumundaki kamu kuruluşu ile alt işverenin birlikte sorumlu bulunduğu kabul edilmiştir.

Alt İşverenin Ayrılması ve İşyeri Devri

Asıl işveren ile yaptığı sözleşme süresi sona eren alt işverenin işyerinden fiilen ayrılmasına karşılık, ayrılan taşeronun işçilerinin kesintisiz olarak asıl işverene ait işyerinde asıl işveren tarafından çalıştırılmaya devam ettirilmesi halinde, alt işveren ile asıl işveren arasında bir işyeri devrinin gerçekleştiği kabul edilir.

Hizmet Tespiti Davalarında Usul ve Yargılama Esasları

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/278 Esas ve 2021/13143 Karar sayılı ilamı gereğince, sigortalı konumda geçen çalışma sürelerinin belirlenmesine yönelik hizmet tespiti davaları Anayasal bir hak olan sosyal güvenliğin korunmasına hizmet ettiğinden kamu düzenine ilişkindir. Bu davalarda mahkemeler tarafların sunduğu kanıtlarla bağlı kalmayıp hak kayıplarını engellemek amacıyla gerektiğinde kendiliğinden delil toplayarak re'sen araştırma ilkesini işletir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/278, K. 2021/13143Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2021/278 E.  ,  2021/13143 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi No : 2018/2945-2020/873 İlk Derece Mahkemesi : … 19. İş Mahkemesi Dava, davalı işyerlerince Kuruma eksik olarak bildirilen hizmet süreleri ile birlikte prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34.Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM: Dava, davacının davalılara ait işyerinde 25.09.2006- 08.08.2009 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının ve tüm çalışma süresine ait eksik günlerde çalıştığının ve prime esas kazancının gerçek ücretten tespiti istemine ilişkindir. II- CEVAP: Davalı … vekili tarafından, davacının müvekkili şirket işyerinde 04.01.2008-04.02.2008 ve 17.07.2009-24.08.2009 arası çalıştığı, çalışmalarının ve ücretinin eksiksiz bildirildiği özet olarak belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı …vekili tarafından davacının müvekkili şirette çalışmadığı özet olarak belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı Kurum vekili tarafından davada hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu, hizmet tespiti isteminin yöntemince ortaya konulması gerektiği, asgari ücretten daha yüksek ücret iddiasının yazılı delillerle ispatının gerektiği özet olarak belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. III- MAHKEME KARARI: A- İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesince “davanın kısmen kabulü” ile “davacının davacının davalı … – Ege Elektrik adlı işyerinde; 04/06/2007 – 08/08/2009 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden hizmet akdine dayalı olarak sigortasız çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının davalı … Taah. AŞ. yönünden açmış olduğu davanın reddine” şeklinde karar verilmiştir. B- BAM KARARI Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince davalı … vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince “esastan reddine,” karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı … vekili tarafından özetle; davacının iddialarını ispatta yetersiz kalmış olmasına rağmen davasının kabul edildiği, kayıtlarda var olmayan bir durumun varlığının hüküm altına alındığı, iddiasını ispat yükümlülüğünü yerine getiremeyen davacı tarafın davasının kabulünün hukuka aykırı olduğu özet olarak belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak usule ve yasaya aykırı olarak kurulan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: İlk Derece Mahkemesince hizmet sürelerinin tespitine ilişkin verilen karar uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davalı işyeri sahipleri arasındaki ilişkinin müteselsil sorumluluğu gerektiren asıl işveren-alt işveren(taşeron) ilişkisi niteliğinde kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesi ile 506 sayılı Kanun’un 79. maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanunun ”Üçüncü Kişinin Aracılığı” başlıklı 87 nci maddesi hükmünde, aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişi olarak tanımlanmış, sigortalıların üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olacağı belirtilmiştir. Maddede “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, tali işveren, taşeron, alt müteahhit, alt ısmarlanan gibi adlarla anılmaktadır. Aracı kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir. Asıl işverenle aracı arasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de, hiç bir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün aracı tarafından görülmesidir. Aracı kavramının belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır. 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde ise, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. "Çalıştıran" olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin alt işverenler tarafından düzenlenmiş olması durumunda, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir. 506 sayılı Kanunun 87. maddesi ile, asıl işveren-alt işveren arasındaki ekonomik ve malî yönden sorumluluk hukukunun sınırlarını belirlediği, maddede geçen “bu Kanunun işverene yüklediği ödevler” tanımlamasının asıl işverene, alt işverenin taraf olduğu hizmet sözleşmeleri nedeniyle açılacak hizmet tespiti davalarında “pasif husumet ehliyetini” amaçlamadığı anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Yasanın “İşveren, işveren vekili, geçici iş ilişkisi kurulan işveren ve alt işveren” başlıklı 12 nci maddesi hükmünde, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denildiği, sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işverenin, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu olacağı belirtilmiştir. Alt işveren kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir. Asıl işverenle alt işveren arasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de, hiç bir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün alt işveren tarafından görülmesidir. Bu kavramın belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır. 5510 sayılı Yasanın aynı maddesinde “sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar” işveren olarak tanımlanmıştır. "Çalıştıran" olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin alt işverenler tarafından düzenlenmiş olması durumunda, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 86. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir. 5510 sayılı Yasanın 12/6. maddesi ile, asıl işveren-alt işveren arasındaki ekonomik ve malî yönden sorumluluk hukukunun sınırlarını belirlediği, maddede geçen “bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülükler” tanımlamasının asıl işverene, alt işverenin taraf olduğu hizmet sözleşmeleri nedeniyle açılacak hizmet tespiti davalarında “pasif husumet ehliyetini” amaçladığı anlaşılmaktadır. Eldeki dava, davacı adına Kurumda hizmet bildirimde bulunan …, …’nin ihale ile iş aldığı iddia olunan … Elektrik Taahhüt A.Ş. ve Kurum aleyhine açılmıştır. Üst işveren, gerek 506 sayılı gerek 5510 sayılı Yasa kapsamında, Kanunda belirtilen işveren yükümlülükleri bakımından alt işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Hal böyle olunca Mahkemece davalılardan … Elektrik Taahhüt A.Ş. ile … arasında üst ve alt işverenlik ilişkisinin varlığı hususunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın salt davacı tarafın yargılama esnasındaki beyanı esas alınarak davalı …Ş. hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece yapılması gereken iş; uyuşmazlık konusu dönem içerisinde davalılardan … Elektrik Taahhüt A.Ş. ile … arasında imzalanan ihale sözleşmeleri getirtilerek ihale dönemleri denetlenmeli, eksik hizmet bildirimlerinin asıl işverenin müteselsilen sorumluluğunu gerektiren dönemler içerisinde kalması halinde yargılama esnasında ticaret sicilinden kaydı silindiği anlaşılan diğer davalı …Ş. nin ihyası yoluna gidilerek şirkete yöntemince tasfiye memuru atanması sağlanmalı, tasfiye memuruna tebligat yapılıp şirketin varsa savunma ve delilleri de toplanmalı ve sonucuna göre infazı kabil bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/278 Esas ve 2021/13143 Karar sayılı kararında, asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin varlığı konusunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın salt davacı işçinin beyanına dayanılarak üst işveren aleyhine açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddedilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Aynı ilam uyarınca, hizmet tespiti davasında eksik bildirimlerin asıl işverenin müteselsil sorumluluğunu gerektirdiği dönemde kalması ve yargılama sırasında alt işveren şirketin ticaret sicilinden kaydının terkin edildiğinin anlaşılması halinde, mahkemece şirketin ihyası sağlanarak tasfiye memuru atanmalı, usulünce tebligat yapılarak savunma ve delilleri toplanmalıdır.

Taşeron işçisi işe iade davasını kime açmalıdır?

İşe iade davasının fiilen iş sözleşmesini fesheden alt işverene yöneltilmesi gerekir; zira işçiyi istihdam eden ve feshin tarafı olan merci alt işverendir.

Asıl iş taşeron şirkete doğrudan bölüştürülerek devredilebilir mi?

Hayır, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi gereğince işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren durumlar haricinde asıl iş bölünerek alt işverene devredilemez.

Taşeron nezdinde bir yıldan az çalışan işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

İşçinin alt işverendeki çalışma süresi bir yıldan az olsa bile asıl işveren nezdindeki toplam hizmet süresi kıdem tazminatına hak kazandırıyorsa, alt işveren de asıl işveren ile birlikte kıdem tazminatından müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu