Sadakat Borcunun Hukuki Dayanağı ve Kapsamı
İşçinin sadakat borcu, hizmet ilişkisi süresince işverenin çıkarlarını gözeterek davranma, rakip faaliyetlerden kaçınma ve edindiği bilgileri yalnızca işin gereği için kullanma yükümlülüklerini içerir. Türk Borçlar Kanunu'nun 396. maddesi bu yükümlülükleri açıkça düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca işçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun kullanmak ve kendisine teslim edilen malzemeye özen göstermekle yükümlüdür. Üçüncü fıkrası, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece işçinin ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunmasını ve işvereniyle rekabete girmesini yasaklamaktadır. Dördüncü fıkrası ise iş görürken öğrenilen üretim ve iş sırları gibi bilgilerin hizmet ilişkisi süresince işçinin kendi yararına kullanılmasını ve başkalarına açıklanmasını yasaklamaktadır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 396Kaynağı aç
Sır Saklama Yükümlülüğü: İş İlişkisi Sona Erdikten Sonra
TBK m. 396, sır saklama yükümlülüğünü sözleşme sonrası döneme de taşımaktadır: işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisi sona erdikten sonra da bu yükümlülükle bağlı kalmaya devam eder. Yükümlülüğün kapsamı ve süresi, işverenin haklı menfaatinin gerektirdiği ölçüyle sınırlıdır; maddede belirli bir üst süre öngörülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/390, K. 2024/3936Kaynağı aç
Hizmet İlişkisi Sırasında Rekabet Yasağı
TBK m. 396/3, sözleşmenin devamı boyunca geçerli olan ve kanundan doğan bir rekabet yasağı öngörmektedir. Bu yasak kapsamında işçi, ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmet sunamaz ve işvereniyle rekabete giremez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de E. 2019/3155, K. 2021/2225 sayılı kararında, iş sözleşmesi devam ederken işçinin işverenle rekabet etmemesinin sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülük olduğunu, sözleşme sona erdikten sonra rekabet etmeme borcunun ise ancak taraflarca sözleşmeyle kararlaştırılması durumunda doğduğunu ortaya koymuştur.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2019/3155, K. 2021/2225Kaynağı aç
Sözleşme Sonrası Rekabet Yasağı Anlaşması
İş ilişkisi sona erdikten sonra rekabeti sınırlandırmanın yasal aracı, TBK m. 444 kapsamında yapılan yazılı rekabet yasağı anlaşmasıdır. Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı sözleşmenin sona ermesinden sonra kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Yasak ancak bu yazılı anlaşmayla doğar; kanundan kendiliğinden kaynaklanmaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 444Kaynağı aç
Rekabet yasağı kaydı geçerlilik kazanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur: hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin yürüttüğü işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli bir zarara yol açacak nitelikte olması (TBK m. 444/2). Her iki koşulun bir arada bulunmadığı durumlarda yapılan rekabet yasağı kaydı geçerlilik kazanamaz.
TBK m. 445/1 uyarınca rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı biçimde tehlikeye düşürecek şekilde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez; süresi özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de göz önünde tutarak kapsam veya süre bakımından sınırlayabilir (TBK m. 445/2).
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 445Kaynağı aç
Rekabet Yasağına Aykırı Davranmanın Sonuçları
Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür (TBK m. 446/1). Yasağa aykırı davranış bir cezai şarta bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır (TBK m. 446/2). Buna ek olarak işveren, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması ve kendi menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı bunu haklı kılıyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir (TBK m. 446/3).
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 446Kaynağı aç
Sır saklama yükümlülüğünün ihlali, yargı süreçlerinde de önemli sonuçlar doğurmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/390, K. 2024/3936 sayılı kararıyla onanan gerekçede rekabet etmeme ve sır saklama yükümlülüğünün TBK m. 396'da tanımlanan işçinin özen ve sadakat borcu ile bağlantılı olup kanundan kaynaklandığı; bu nedenle sözleşmedeki ilgili cezai şart hükmünün tek taraflı genel işlem şartı gerekçesiyle kendiliğinden geçersiz sayılamayacağı ortaya konulmuştur. Aynı kararda işverenin, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da işyerine ait sır niteliğindeki bilgilerin ifşa edilmemesinde veya başkaları tarafından izinsiz kullanılmamasında haklı menfaati bulunduğu ve bu menfaatin ihlali halinde cezai şart kararlaştırılmasının TBK m. 20-23 hükümlerine aykırılık oluşturmadığı da belirlenmiştir. Öte yandan cezai şart tutarı, TBK m. 182/3 uyarınca hâkim tarafından fahiş bulunup re'sen indirilebilir; indirimde tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, sağlanan menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı esas alınır. Maddi tazminat talebi ise aynı kararda farklı koşullara tabi tutulmuş; ihlalden kaynaklanan fiili zarar ve kazanç kaybının ispat edilmesinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır.
Rekabet Yasağının Sona Ermesi
İki koşuldan birinin gerçekleşmesi durumunda rekabet yasağı kendiliğinden sona erer. Birincisi, işverenin yasağı sürdürmede gerçek bir yararının kalmamış olmasıdır (TBK m. 447/1). İkincisi ise sözleşmenin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından ya da işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilmesidir (TBK m. 447/2).
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 447Kaynağı aç
Sadakat Borcunun İhlalinde Fesih Seçenekleri
Sadakat borcunun ihlali, ihlalin ağırlığına göre farklı fesih türlerini gündeme getirebilir. Hafif ihlaller geçerli fesih kapsamında değerlendirilebilirken, işyerine olan güveni kökten sarsan ve iş birliğini imkânsız kılan ağır ihlaller haklı nedenle derhal fesih hakkı doğurabilir. Bu ayrım mutlak bir kural olmayıp her somut olayda koşullara göre belirlenir. İş Kanunu m. 25/II-e, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması veya meslek sırlarını ortaya atması gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarını haklı fesih gerekçesi olarak saymaktadır; bu örnekler örnekleyici nitelik taşımakta olup her somut olayda haklı nedenin varlığı ayrıca değerlendirilmelidir. İş sözleşmesinin kurulması sırasında gerekli vasıf ya da koşulların kendisinde bulunduğunu gerçeğe aykırı biçimde ileri sürerek işvereni yanıltan işçi de İş Kanunu m. 25/II-a uyarınca haklı feshe konu olabilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
İş Kanunu m. 25/II-b ise işçinin işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunmasını da haklı fesih sebebi olarak saymaktadır. Bu hüküm, kamuya açık platformlarda yapılan gerçeğe aykırı ve aşağılayıcı açıklamaları kapsayabilir; ancak hükmün uygulanması somut olayın koşullarına bağlıdır.
İş Kanunu m. 25'e Dayalı Fesihte Yargı Yolu
İş Kanunu m. 25'in son fıkrası, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayalı fesihlerde işçiye yargı yolunu kapatmamaktadır. İşçi, feshin ilgili bentlerde öngörülen sebeplere uymadığı iddiasıyla İş Kanunu m. 18, 20 ve 21 hükümleri çerçevesinde yargıya başvurabilir. Öte yandan bu maddenin beşinci fıkrası uyarınca işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında m. 18, 19 ve 21 ile m. 25'in son fıkrası uygulanmaz.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Sosyal Medya Paylaşımları ve Sadakat Borcu
İş sözleşmesinin devam ettiği dönemde bir çalışanın sosyal medya paylaşımlarının sadakat borcunu ihlal edip etmediği, paylaşımın içeriğine, bağlamına ve işyerine somut etkisine göre belirlenir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/2198, K. 2016/5732 sayılı kararında, borsada işlem gören bir bankanın kıdemli müfettişinin genel müdürün görevden ayrılacağı izlenimini verebilecek güvenlik kamerası görüntüsünü bir mesajlaşma grubu aracılığıyla paylaşmasının İş Kanunu m. 25/II-e kapsamında işyeri sırrının ifşası ve doğruluk ile bağlılığa aykırı davranış oluşturduğuna hükmetmiştir. Bu karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy, aynı eylemin haklı fesih bir yana geçerli fesih nedeni dahi sayılmaması gerektiğini savunmaktadır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/2198, K. 2016/5732Kaynağı aç
İşyeri Sistemleri Üzerindeki İşveren Denetimi ve Delil Standartları
Sadakat borcuna aykırı davranışların ispatında ekran görüntüleri, sistem kayıtları, yazışma içerikleri ve tanık beyanları kullanılabilir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/36288, K. 2015/9548 sayılı kararında işverenin, kendisine ait bilgisayar ve e-posta adresleri ile bu adreslere gelen e-postaları denetleme yetkisinin bulunduğunu kabul etmiştir. Aynı kararda iş sözleşmesi devam ederken rakip firmaya karşı taahhütte bulunulduğuna ve rakip firma hesabına çalışıldığına ilişkin iddiaların yeterli inceleme yapılmadan reddedilmesi bozma nedeni sayılmış; haksız rekabet ve bilgi işlem alanında uzman bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu görülmüştür. Aynı kararda, ceza soruşturmasındaki kovuşturmaya yer olmadığı kararının hukuk mahkemesini bağlamadığı da ortaya konulmuştur.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/36288, K. 2015/9548Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
İşçi sözleşmesi devam ederken ücretli yan iş yapabilir mi?
TBK m. 396/3 gereği işçi, hizmet ilişkisi süresince ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmet sunamaz ve işvereniyle rekabete giremez. Bu yasak kanundan doğmakta olup ayrı bir sözleşme yapılmasına gerek yoktur.
Sözleşme sonrası rekabet yasağı her işçi için geçerli olabilir mi?
Hayır. TBK m. 444/2 uyarınca rekabet yasağı kaydı, ancak iki koşulun birlikte gerçekleşmesi durumunda geçerlidir: hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin yürüttüğü işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlamış olması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli zarar verecek nitelikte olması. Her iki koşul birlikte sağlanmadığında rekabet yasağı kaydı geçerlilik kazanmaz.
Rekabet yasağı anlaşması sözleşmede yazılı olmak zorunda mı?
Evet. TBK m. 444/1 uyarınca sözleşme sonrası rekabet yasağı yükümlülüğü yalnızca yazılı anlaşmayla kurulabilir. Yazılılık geçerlilik koşuludur; bu koşulu taşımayan anlaşmalar hukuki sonuç doğurmaz.
Rekabet yasağı anlaşması ne kadar sürebilir?
TBK m. 445/1 uyarınca rekabet yasağının süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Buna ek olarak yasak, yer, zaman ve işlerin türü bakımından işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı biçimde tehlikeye düşürecek sınırlamalar içeremez. Hâkim, aşırı nitelikteki yasağı kapsam veya süre bakımından daraltabilir.
İşten ayrılan işçinin sır saklama yükümlülüğü devam eder mi?
Evet. TBK m. 396 uyarınca işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde sır saklama yükümlülüğü iş ilişkisi sona erdikten sonra da sürer. Yükümlülüğün kapsamı ve süresi somut olayın koşullarına göre belirlenir; kanunda mutlak bir bitiş tarihi öngörülmemiştir.
Sır saklama yükümlülüğü ihlal edilirse tazminat talep etmek için fiili zarar ispat etmek gerekir mi?
Cezai şart talebi için fiili zarar ispat şartı aranmaz; bilgilerin kullanılmasının önemli zarar doğurabilme ihtimalinin varlığı yeterli kabul edilebilir. Buna karşılık maddi tazminat talebi için ihlalin yol açtığı fiili zararın ve kazanç kaybının somut delille ispat edilmesi gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/390, K. 2024/3936 sayılı kararında bu iki talep arasındaki koşul farkını ortaya koymuştur.
İş Kanunu m. 25'e dayalı fesihte işçinin yargı yolu açık mıdır?
İş Kanunu m. 25'in son fıkrası, feshin ilgili bentlerdeki sebeplere uymadığını öne süren işçiye m. 18, 20 ve 21 hükümleri çerçevesinde yargı yolunu açık bırakmaktadır. Bununla birlikte m. 18'in beşinci fıkrası uyarınca işletmeyi ya da işyerini bütünüyle yönetme ve işçiyi işe alma ile çıkarma yetkisine sahip işveren vekilleri bu güvencenin dışında tutulmuştur.
Müşteri listesini eski işverenden yeni işyerine taşımak hukuki sonuç doğurur mu?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/390, K. 2024/3936 sayılı kararında eski işverene ait önemli bilgi niteliğindeki müşteri listesinin yeni işyerinde paylaşılmasının sözleşmedeki rekabet etmeme yasağına ve sır saklama yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu belirlemiştir. Bu, somut bir olaya ilişkin değerlendirmedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

