Tapu İptal ve Tescil Kararlarında Kesinleşme Şartı
Tapu iptal ve tescil davaları taşınmaz mülkiyetine ilişkin ayni hak içerdiğinden bu davalarda verilen kararlar kesinleşmeden yerine getirilemez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 350. maddesi, taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe ifa edilemeyeceğini açıkça düzenlemekte; bu kural istinaf aşaması için HMK m. 350/2'de, temyiz aşaması için ise HMK m. 367/2'de ayrıca tekrarlanmaktadır. Dolayısıyla tapu iptal ve tescil hükmünü içeren bir karar kesinleşmeden ne tapu müdürlüğünce işleme alınabilir ne de ilamlı icra yoluyla uygulanabilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 350Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 367Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu m. 705, taşınmaz mülkiyetinin kural olarak tescille kazanıldığını; mahkeme kararı, cebrî icra ve kamulaştırma gibi hâllerde ise mülkiyetin tescilden önce de kazanılabildiğini öngörmektedir. Bununla birlikte bu yollardan mülkiyet kazanan kişinin tasarruf işlemi yapabilmesi her hâlükârda tapu kütüğüne tescile bağlıdır. Bu düzenleme, tapu iptal ve tescil kararlarının infazında tescilin neden zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 705Kaynağı aç
Kesinleşen İlamın Tapu Müdürlüğünde Tescile Dönüştürülmesi
TMK m. 716, mahkeme kararına dayanarak taşınmaz mülkiyetini kazanan kişinin tescili doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak yaptırabileceğini öngörmektedir. Kesinleşen ilamı tapu müdürlüğüne sunan hak sahibi, adına tescil işleminin yapılmasını talep edebilmektedir. Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/1-e de mahkeme kararına dayalı tescillerde kesinleşmiş mahkeme kararı aranacağını düzenlemektedir; kesinleşmemiş bir ilama dayanılarak ayni hak tescili yapılması bu düzenlemeyle bağdaşmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 716Kaynağı aç
20135150 sayılı TAPU SİCİLİ TÜZÜĞÜ m. 20Kaynağı aç
Tescil işleminin yapılabilmesi için hüküm fıkrasının herhangi bir yorum gerektirmeyecek açıklıkta kaleme alınmış olması beklenmektedir. Hangi ada ve parselin söz konusu olduğu, hangi pay oranının kimin adına iptal edileceği ve kimin adına tescil yapılacağı kararda net biçimde yer almalıdır. Hüküm fıkrasında bu netlik bulunmadığında HMK m. 305 uyarınca taraflardan birinin istemi üzerine mahkemeden tavzih kararı alınabilmektedir.
Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/1-ç, hükmen yapılan kamulaştırmalarda tescil için mahkeme kararını yeterli görmekte; bu bentte 'kesinleşmiş' ibaresine yer verilmemektedir. Aynı maddenin mahkeme kararına dayalı genel tescilleri düzenleyen (e) bendi ise kesinleşmiş karar aramaktadır. İki bent arasındaki bu farklılık, kamulaştırma kararlarında kesinleşme şartının aranıp aranmadığı sorusunu gündeme getirmektedir; ancak bu sorun mevcut mevzuat metinlerinden kesin olarak çözümlenememekte olup uygulamada dikkat gerektirmektedir.
İİK'nın Taşınmaz Davalarına Özgü Güvence Mekanizmaları
İcra ve İflas Kanunu'nun 28. maddesi, taşınmaz davasında davacı lehine hüküm verildiğinde mahkemenin davacının talebine gerek kalmaksızın hükmün tefhimiyle birlikte hüküm özetini tapu sicili dairesine bildireceğini ve o dairenin bu bildirim üzerine taşınmazın kaydına şerh koyacağını düzenlemektedir. Karar ileriden davacı aleyhine kesinleşirse mahkemenin bu hüküm özetini de tapu sicili dairesine ayrıca bildirmesi gerekmektedir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 28Kaynağı aç
İİK m. 29 ise hükmün tapu sicili dairesine bildirilmesinden sonraki el değiştirmelerin icra işlemlerine etkisi olmayacağını, hükümde gösterilen taşınmazın kimin elinde bulunursa bulunsun ondan alınarak alacaklıya teslim edileceğini hükme bağlamaktadır. Üçüncü kişi taşınmazı borçludan teslim almadığını ve onu bizzat işgal ettiğini gösteren bir tapu sicili kaydı sunduğu takdirde kendisine mahkemeye başvurması için yedi günlük mühlet verilmekte; bu süre içinde dava açılması icrayı durdurmaktadır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 29Kaynağı aç
İİK m. 30 Kapsamında Tescil Yükümlülüğünün İcrası
İcra ve İflas Kanunu m. 30, bir işin yapılmasına ilişkin ilamın icra dairesine verilmesi üzerine icra memurunun borçluya ilamda belirlenen süre içinde işi tamamlamasını emredeceğini düzenlemektedir. İlam hükmü yerine getirildikten sonra borçlunun bu hükmü ortadan kaldıracak bir eylemde bulunması hâlinde ise mahkemeden yeni bir hüküm almaya gerek kalmaksızın önceki ilam yeniden zorla yerine getirilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 30Kaynağı aç
Kamulaştırma Kararlarında Taşınmazın Boşaltılması
Kamulaştırma Kanunu'nun 20. maddesi, kamulaştırılan taşınmazın boşaltılması için kendine özgü bir usul öngörmektedir. İdare adına tapu sicilince tescil edilen taşınmazın boşaltılması, idarenin icra memurundan talepte bulunmasıyla başlar; icra memuru taşınmazı on beş gün içinde boşaltmalarını içindekiler ile ilgililere tebliğ eder. Öte yandan kısmen kamulaştırılan paylı mülkiyete konu taşınmazlarda kamulaştırılan yerler tapu sicilinde idare adına tescil olunur; tescilin hangi belgeye dayalı olarak gerçekleştirileceği Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/1-ç ile birlikte değerlendirilmelidir.
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 20Kaynağı aç
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 12Kaynağı aç
Bu işleme karşı yapılan itiraz ve şikâyetler boşaltmayı durdurmaz; mahkemece ihtiyati tedbir kararı da verilemez. Taşınmazın bu yolla boşaltılması nedeniyle mal sahibi ve idare tazminat ile sorumlu tutulamaz.
Ekili arazinin boşaltılması kural olarak hasat sonuna bırakılmaktadır. Hasat zamanını beklemenin mümkün olmadığı hâllerde ise kamulaştırmayı yapan idare, mahkemece takdir edilecek ekin bedelini ödemek koşuluyla arazinin önceden boşaltılmasını talep edebilmektedir. Ekin bedeli, 2942 sayılı Kanun'un 11 ve 12. maddeleri uyarınca yapılan kamulaştırma değerinin tespitinde zaten dikkate alınmışsa taşınmazın boşaltılması için bu bedelin yeniden tespit ve ödenmesi gerekmez.
İnfaz Hatası ile Kesin Hüküm Arasındaki Gerilim
Kesinleşen bir tapu tescil ilamının tapu müdürlüğünce infazı sırasında hata yapılması ve bu hatayı gidermek amacıyla yeni dava açılması hâlinde karşılaşılabilecek hukuki sorun tartışmalıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/3794, K. 2019/5059 sayılı kararında çoğunluk, taraflar arasında daha önce kesin hüküm oluşmuş olduğu gerekçesiyle yeni davanın HMK m. 114/1-i kapsamında dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Aynı kararda karşı oy, bilirkişi incelemesiyle saptanmış ve ilamın kapsamı dışında kalan payları da kapsayacak biçimde gerçekleştirildiği tespit edilen hatalı tescilin yolsuz tescil niteliği taşıdığını ve bu durumda yeni dava yolunun açık tutulması gerektiğini savunmaktadır. Karşı oy bağlayıcı nitelik taşımamakla birlikte, infaz hatası ile karar hatasının birbirinden nasıl ayrılacağı meselesi hukuki açıdan tartışmalı olmaya devam etmektedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/3794, K. 2019/5059Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Tapu iptal ve tescil kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Hayır. Taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar HMK m. 350/2 ve m. 367/2 uyarınca kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu kural hem istinaf hem de temyiz aşamasında geçerlidir.
Kesinleşen tapu tescil ilamı nasıl infaz edilir?
TMK m. 716 uyarınca mahkeme kararına dayanarak taşınmaz mülkiyetini kazanan kişi tescili doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak yaptırabilir. Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/1-e bu başvuruda kesinleşmiş mahkeme kararı aranacağını düzenlemektedir.
Tapu tescil davasında hüküm özetinin tapu siciline bildirilmesi zorunlu mu?
Evet. İİK m. 28 uyarınca taşınmaz davasında davacı lehine hüküm verildiğinde mahkeme, davacının talebine gerek kalmaksızın hükmün tefhimiyle birlikte hüküm özetini tapu sicili dairesine bildirir ve o daireden taşınmazın kaydına şerh konulması sağlanır. Karar ileriden davacı aleyhine kesinleşirse bu hüküm özetinin de ayrıca bildirilmesi gerekmektedir.
Hüküm şerhinden sonra taşınmazı devralan üçüncü kişi ne yapabilir?
İİK m. 29'a göre üçüncü kişi taşınmazı borçludan teslim almadığını ve onu doğrudan işgal ettiğini gösteren bir tapu sicili kaydı sunduğu takdirde kendisine dava açması için yedi günlük mühlet verilmektedir. Bu süre içinde dava açılırsa icra geri bırakılmaktadır. Hükmün tapu sicili dairesine bildirilmesinden sonraki el değiştirmeler ise icra işlemlerine etki etmez.
Hüküm fıkrası yeterince açık değilse ne yapılabilir?
HMK m. 305 uyarınca hükmün yeterince açık bulunmaması veya icrasında tereddüt uyandırması hâlinde taraflardan birinin istemi üzerine ilamı veren mahkemeden tavzih kararı istenebilmektedir. Hangi ada ve parselin söz konusu olduğu, hangi pay oranının kimin adına iptal edileceği ve kimin adına tescil yapılacağı hüküm fıkrasında belirgin değilse tavzih yolu bu belirsizliği gidermek amacıyla kullanılabilir.
Kamulaştırılan taşınmazın boşaltılmasında itiraz süreci nasıl işler?
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 20'ye göre idare adına tescil edilen taşınmazın boşaltılması için icra memuru içindekiler ile ilgililere on beş günlük süre tebliğ eder. Bu işleme karşı yapılan itiraz ve şikâyetler boşaltmayı durdurmaz; ayrıca mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınması da mümkün değildir. Ekili arazilerde hasat sonuna kadar beklenmesi kural olmakla birlikte, beklemenin mümkün olmadığı hâllerde ekin bedelinin mahkemece takdir edilerek ödenmesi koşuluyla önceden boşaltma talep edilebilmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

