Tapu İptal ve Tescil Kararlarının İlamlı İcra Yoluyla Uygulanması

by Avukat Erdal Ersoy
Tapu İptal ve Tescil Kararlarının İlamlı İcra Yoluyla Uygulanması

Tapu İptal ve Tescil Kararlarında Kesinleşme Şartı

Tapu iptal ve tescil davaları taşınmaz mülkiyetine ilişkin ayni hak içerdiğinden bu davalarda verilen kararlar kesinleşmeden yerine getirilemez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 350. maddesi, taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe ifa edilemeyeceğini açıkça düzenlemekte; bu kural istinaf aşaması için HMK m. 350/2'de, temyiz aşaması için ise HMK m. 367/2'de ayrıca tekrarlanmaktadır. Dolayısıyla tapu iptal ve tescil hükmünü içeren bir karar kesinleşmeden ne tapu müdürlüğünce işleme alınabilir ne de ilamlı icra yoluyla uygulanabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 350Kaynağı aç
MADDE 350- (1) İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 367Kaynağı aç
MADDE 367- (1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Kötüniyetle temyiz

Türk Medeni Kanunu m. 705, taşınmaz mülkiyetinin kural olarak tescille kazanıldığını; mahkeme kararı, cebrî icra ve kamulaştırma gibi hâllerde ise mülkiyetin tescilden önce de kazanılabildiğini öngörmektedir. Bununla birlikte bu yollardan mülkiyet kazanan kişinin tasarruf işlemi yapabilmesi her hâlükârda tapu kütüğüne tescile bağlıdır. Bu düzenleme, tapu iptal ve tescil kararlarının infazında tescilin neden zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 705Kaynağı aç
Madde 705- Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır. II. Kazanma yolları 1.Hukukî işlem

Kesinleşen İlamın Tapu Müdürlüğünde Tescile Dönüştürülmesi

TMK m. 716, mahkeme kararına dayanarak taşınmaz mülkiyetini kazanan kişinin tescili doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak yaptırabileceğini öngörmektedir. Kesinleşen ilamı tapu müdürlüğüne sunan hak sahibi, adına tescil işleminin yapılmasını talep edebilmektedir. Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/1-e de mahkeme kararına dayalı tescillerde kesinleşmiş mahkeme kararı aranacağını düzenlemektedir; kesinleşmemiş bir ilama dayanılarak ayni hak tescili yapılması bu düzenlemeyle bağdaşmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 716Kaynağı aç
Madde 716- Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir. Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebrî icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan doğruya yaptırabilir. Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimi dolayısıyla meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin istemiyle tapu kütüğüne doğrudan tescil olunur. C. Taşınmaz mülkiyetinin kaybı
20135150 sayılı TAPU SİCİLİ TÜZÜĞÜ m. 20Kaynağı aç
MADDE 20 – (1) Resmî senet düzenlenmesini gerektirmeyen işlemlerde aynî hakların tescili için; a) İstem, yasal veya atanmış mirasçılar tarafından yapılırsa yetkili merciler tarafından verilmiş mirasçılık belgesi, b) İstem, vasiyet alacaklısı tarafından yapılırsa taşınmazın tanımlandığı ve tescil hükmünü de içerir tenfiz kararı veya hâkim tarafından tescil için yazılan yazı ile birlikte tenfiz kararı ve vasiyetnamenin onaylı bir örneği; vasiyet alacaklısı, yasal ve atanmış mirasçılar tarafından birlikte yapılırsa vasiyetnamenin açılıp okunduğuna dair karar ile birlikte vasiyetnamenin onaylı bir örneği, c) Miras taksim veya miras payının devri sözleşmesinde tescil yetkisini içerir noterce düzenlenmiş sözleşme; miras taksim sözleşmesi mirasçılar arasında yazılı olarak yapılmış olup da mirasçıların imzaları noterce onaylanmamışsa tüm mirasçıların; imzaların bir kısmı onaylanmış ise imzaları onaylanmamış olanların istemleri, ç) Hükmen yapılan kamulaştırmalarda; mahkeme kararı, d) Cebri icra veya ortaklığın giderilmesi yoluyla yapılan satışlarda; gerçek kişi ihale alıcısının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralı nüfus bilgilerini ve fotoğrafını içeren, tüzel kişi ihale alıcılarında ise kanunlarda yazılı mercilerden alınmış yetki belgesi ile birlikte ihale alıcısı tüzel kişiliğin unvanını içeren ihalenin kesinleştiğini ve tescili belirten yetkili merciin yazısı, e) Mahkeme kararına dayalı tescillerde; kesinleşmiş mahkeme kararı, f) İmar uygulamalarında; kesinleşmiş imar parselasyon planları, dağıtım cetvelleri ve gerekli diğer belgeler, g) Devlet veya kamu kurumlarınca taşınmazın tahsis veya devir yoluyla dağıtımında; ilgili kanuna uygun şekilde yetkili mercilerce verilen karar, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını ve diğer kimlik bilgilerini içerir dağıtım cetvelleri, ğ) Arazi toplulaştırmalarında; yetkili mercilerce onanan kesinleşmiş toplulaştırma planları, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını ve diğer kimlik bilgilerini içerir dağıtım cetvelleri, h) Kooperatiflerin ferdileşme işlemlerinde; üyelerin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını ve diğer kimlik bilgilerini içerir liste, aranır. Resmî senet düzenlenmesi

Tescil işleminin yapılabilmesi için hüküm fıkrasının herhangi bir yorum gerektirmeyecek açıklıkta kaleme alınmış olması beklenmektedir. Hangi ada ve parselin söz konusu olduğu, hangi pay oranının kimin adına iptal edileceği ve kimin adına tescil yapılacağı kararda net biçimde yer almalıdır. Hüküm fıkrasında bu netlik bulunmadığında HMK m. 305 uyarınca taraflardan birinin istemi üzerine mahkemeden tavzih kararı alınabilmektedir.

Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/1-ç, hükmen yapılan kamulaştırmalarda tescil için mahkeme kararını yeterli görmekte; bu bentte 'kesinleşmiş' ibaresine yer verilmemektedir. Aynı maddenin mahkeme kararına dayalı genel tescilleri düzenleyen (e) bendi ise kesinleşmiş karar aramaktadır. İki bent arasındaki bu farklılık, kamulaştırma kararlarında kesinleşme şartının aranıp aranmadığı sorusunu gündeme getirmektedir; ancak bu sorun mevcut mevzuat metinlerinden kesin olarak çözümlenememekte olup uygulamada dikkat gerektirmektedir.

İİK'nın Taşınmaz Davalarına Özgü Güvence Mekanizmaları

İcra ve İflas Kanunu'nun 28. maddesi, taşınmaz davasında davacı lehine hüküm verildiğinde mahkemenin davacının talebine gerek kalmaksızın hükmün tefhimiyle birlikte hüküm özetini tapu sicili dairesine bildireceğini ve o dairenin bu bildirim üzerine taşınmazın kaydına şerh koyacağını düzenlemektedir. Karar ileriden davacı aleyhine kesinleşirse mahkemenin bu hüküm özetini de tapu sicili dairesine ayrıca bildirmesi gerekmektedir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – (Değişik: 14/1/2011-6103/41 md.) Taşınmaz davalarında davacının lehine hüküm verildiği takdirde mahkeme davacının talebine hacet kalmaksızın hükmün tefhimi ile beraber hulasasını tapu sicili dairesine bildirir. İlgili daire bu ciheti hükmolunan taşınmazın kaydına şerh verir. Bu şerh, Türk Medeni Kanununun 1010 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmüne tâbidir. Taşınmaz davası üzerine verilen karar ileride davacının aleyhine kesinleşirse mahkeme, derhal bu hükmün hulasasını da tapu sicili dairesine bildirir. Taşınmaz hakkındaki hükümden sonra yedin tebeddülü:

İİK m. 29 ise hükmün tapu sicili dairesine bildirilmesinden sonraki el değiştirmelerin icra işlemlerine etkisi olmayacağını, hükümde gösterilen taşınmazın kimin elinde bulunursa bulunsun ondan alınarak alacaklıya teslim edileceğini hükme bağlamaktadır. Üçüncü kişi taşınmazı borçludan teslim almadığını ve onu bizzat işgal ettiğini gösteren bir tapu sicili kaydı sunduğu takdirde kendisine mahkemeye başvurması için yedi günlük mühlet verilmekte; bu süre içinde dava açılması icrayı durdurmaktadır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 29Kaynağı aç
Madde 29 – (Değişik: 14/1/2011-6103/41 md.) Hükmün tapu sicili dairesine bildirilmesinden sonraki tebeddüllerin icra muamelelerine tesiri olmaz. Hükümde gösterilen şey kimin elinde ise ondan alınıp alacaklıya teslim olunur. Şu kadar ki, o yerde bulunan üçüncü şahıs bu malı borçludan teslim almış olmayıp onu doğrudan doğruya işgal etmekte bulunduğunu bildiren bir tapu sicili kaydı gösterirse mahkemeye müracaatla dava açması için kendisine yedi gün mühlet verilir. Bu müddet içinde dava açılırsa icra geri bırakılır. Bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ilamlar:[16]

İİK m. 30 Kapsamında Tescil Yükümlülüğünün İcrası

İcra ve İflas Kanunu m. 30, bir işin yapılmasına ilişkin ilamın icra dairesine verilmesi üzerine icra memurunun borçluya ilamda belirlenen süre içinde işi tamamlamasını emredeceğini düzenlemektedir. İlam hükmü yerine getirildikten sonra borçlunun bu hükmü ortadan kaldıracak bir eylemde bulunması hâlinde ise mahkemeden yeni bir hüküm almaya gerek kalmaksızın önceki ilam yeniden zorla yerine getirilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 30Kaynağı aç
Madde 30 – Bir işin yapılmasına mütedair ilam icra dairesine verilince icra memuru 24 üncü maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya ilamda gösterilen müddet içinde ve eğer müddet tayin edilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanlarını tayin ederek işi yapmağı emreder. Borçlu muayyen müddetlerde işe başlamaz veya bitirmez ve iş diğer bir kimse tarafından yapılabilecek şeylerden olur ve alacaklı da isterse yapılması için lazımgelen masraf icra memuru tarafından ehlivukufa takdir ettirilir. Bu masrafın ilerde hükme hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunup kendisine verilmek üzere ifasına alacaklı muvafakat ederse alınıp hükmolunan iş yaptırılır. Muvafakat etmezse ayrıca hükme hacet kalmadan borçlunun kafi miktarda malı haciz ile paraya çevrilerek o iş yaptırılır. İlam, bir işin yapılmamasına mütedair olduğu takdirde icra dairesi tarafından ilamın hükmü borçluya aynı müddetli bir emirle tebliğ olunur. Bu emirde ilam hükmüne muhalefetin 343 üncü maddedeki cezayı müstelzim olduğu yazılır. (Ek son fıkra: 17/7/2003-4949/9 md.) Bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair olan ilâm hükmü yerine getirildikten sonra borçlu, ilâm hükmünü ortadan kaldıracak bir eylemde bulunursa, mahkemeden ayrıca hüküm almaya gerek kalmadan, önceki ilâm hükmü tekrar zorla yerine getirilir. İrtifak haklarına mütedair ilamlar:[17]

Kamulaştırma Kararlarında Taşınmazın Boşaltılması

Kamulaştırma Kanunu'nun 20. maddesi, kamulaştırılan taşınmazın boşaltılması için kendine özgü bir usul öngörmektedir. İdare adına tapu sicilince tescil edilen taşınmazın boşaltılması, idarenin icra memurundan talepte bulunmasıyla başlar; icra memuru taşınmazı on beş gün içinde boşaltmalarını içindekiler ile ilgililere tebliğ eder. Öte yandan kısmen kamulaştırılan paylı mülkiyete konu taşınmazlarda kamulaştırılan yerler tapu sicilinde idare adına tescil olunur; tescilin hangi belgeye dayalı olarak gerçekleştirileceği Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/1-ç ile birlikte değerlendirilmelidir.

2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/12 md.) Bu Kanun uyarınca lehine kamulaştırma yapılan idare adına tapu dairesince tescil edilen taşınmaz malın boşaltılması idarece icra memurundan istenir. İcra memuru taşınmaz malı onbeş gün içinde boşaltmalarını içindekilere tebliğ eder. Bu süre içinde taşınmaz mal boşaltılmazsa icraca boşaltılır. İtiraz ve şikayet boşaltmayı durdurmaz ve mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilemez.[23] Taşınmaz malın boşaltılması sebebiyle mal sahibi ve idare tazminat ile sorumlu tutulamaz. Ekili arazinin boşaltılması hasat sonuna bırakılır. Hasat zamanının beklenmesi mümkün olmadığı hallerde kamulaştırmayı yapan idare, mahkemece takdir edilecek ekin bedelini tazmin etmek şartıyla, arazinin boşaltılmasını talep edebilir. Ekin bedeli 11 ve 12 nci maddeler uyarınca yapılan kamulaştırma değerinin tespitinde nazara alınmış ise, taşınmaz malın boşaltılması için tekrar bu bedelin tespit ve ödenmesi gerekmez. İKİNCİ BÖLÜM Kamulaştırmadan Vazgeçme ve Geri Alma İdarenin tek taraflı vazgeçmesi
2942 sayılı KAMULAŞTIRMA KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – Kısmen kamulaştırılan taşınmaz malın değeri; a) Kamulaştırılmayan kısmın değerinde, kamulaştırma sebebiyle bir değişiklik olmadığı takdirde, o malın 11 inci maddede belirtilen esaslara göre takdir edilen bedelinden kamulaştırılan kısma düşen miktarıdır. b) Kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinde, kamulaştırma nedeniyle eksilme meydana geldiği takdirde; bu eksilen değer miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin olunan kamulaştırma bedeline eksilen değerin eklenmesiyle bulunan miktardır. c) Kamulaştırma dışında kalan kısmın bedelinde kamulaştırma nedeniyle artış meydana geldiği takdirde ise, artış miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin edilen bedelinden artan değerin çıkarılmasıyla bulunan miktardır. Şu kadar ki, (c) bendi gereğince yapılacak indirme, kamulaştırma bedelinin yüzde ellisinden fazla olamaz. (b) ve (c) bentlerinde sözü edilen bedelin düşüş ve artış miktarları, 11 inci maddede belirtilen esaslara göre bedel takdiri suretiyle tespit olunur. Kamulaştırma dışında kalan kısım, imar mevzuatına göre yararlanmaya elverişli olduğu takdirde;kesilen bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları, makine gibi tesislerden mal sahiplerine kalacak olanlarının eski nitelikleri dairesinde kullanılabilecek duruma getirilebilmeleri için gereken gider ve bedel, belirlenerek kamulaştırma bedeline ilave olunur. Bu masraf ve bedeller (b) bendinde yazılı kıymet düşüklüğü miktarının belirlenmesinde gözönünde tutulmaz. Bir kısmı kamulaştırılan taşınmaz maldan artan kısmı yararlanmaya elverişli bir durumda değil ise, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmayan hallerde mal sahibinin en geç kamulaştırma kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yazılı başvurusu üzerine, bu kısmın da kamulaştırılması zorunludur. (Değişik altıncı fıkra: 21/3/2018-7103/27 md.) Baraj inşası için yapılan kamulaştırmalar sonunda kamulaştırma sahasına mücavir taşınmaz mallar, kamulaştırma işleminin tamamlandığına ilişkin ilanın indirildiği tarihten itibaren bir yıl içinde sahiplerinin yazılı başvurusu üzerine çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulup bozulmadığı, ekonomik veya sosyal yönden yararlanılmasının mümkün olup olmadığı yönlerinden ilgili valilikte kurulan komisyon tarafından incelenir. Komisyonca yapılan inceleme sonucunda çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulduğuna ve taşınmaz maldan yararlanılmasının mümkün olmadığına karar verilmesi halinde taşınmaz mal kamulaştırmaya tabi tutulur. Taşınmaz mal sahibinin bu kapsamda açacağı davalarda ilgili valilik komisyonuna başvurulması dava şartıdır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir. Bu suretle kamulaştırılan mücavir taşınmaz mallar hakkında 22 nci ve 23 üncü maddeler uygulanmaz. İdare, bu taşınmaz mallar üzerinde imar mevzuatı hükümlerini de göz önünde tutarak dilediği gibi tasarrufta bulunabilir ve gerektiğinde Hazineye bedelsiz olarak devredebilir.[17] Kısmen kamulaştırılan paylı mülkiyete konu taşınmaz mal, evvelce paydaşlar arasında fiilen bölünerek bir veya birkaç paydaşın tasarruf ve yararlanmasına bırakılmış ve yapılan kısmi kamulaştırma bu yerin tamamını veya bir kısmını kapsıyor ise, bu durumda kamulaştırmaya ilişkin işlemler sadece bu paydaş veya paydaşlar hakkında yürütülerek kamulaştırma bedeli payları oranında kendilerine ödenir. Pay veya paydaşların sadece bu kısım için dava hakları vardır. Taşınmaz malın kamulaştırılmayan kısmı üzerinde hakları kalmaz ve adları paydaşlar arasından çıkarılır. Kamulaştırılan bu yerler tapu sicilinde idare adına tescil olunur. Bu maddenin uygulanmasından doğacak anlaşmazlıklar adli yargıda çözümlenir. İKİNCİ BÖLÜM Dava Hakkı ve Bilirkişiler[18] Tebligat

Bu işleme karşı yapılan itiraz ve şikâyetler boşaltmayı durdurmaz; mahkemece ihtiyati tedbir kararı da verilemez. Taşınmazın bu yolla boşaltılması nedeniyle mal sahibi ve idare tazminat ile sorumlu tutulamaz.

Ekili arazinin boşaltılması kural olarak hasat sonuna bırakılmaktadır. Hasat zamanını beklemenin mümkün olmadığı hâllerde ise kamulaştırmayı yapan idare, mahkemece takdir edilecek ekin bedelini ödemek koşuluyla arazinin önceden boşaltılmasını talep edebilmektedir. Ekin bedeli, 2942 sayılı Kanun'un 11 ve 12. maddeleri uyarınca yapılan kamulaştırma değerinin tespitinde zaten dikkate alınmışsa taşınmazın boşaltılması için bu bedelin yeniden tespit ve ödenmesi gerekmez.

İnfaz Hatası ile Kesin Hüküm Arasındaki Gerilim

Kesinleşen bir tapu tescil ilamının tapu müdürlüğünce infazı sırasında hata yapılması ve bu hatayı gidermek amacıyla yeni dava açılması hâlinde karşılaşılabilecek hukuki sorun tartışmalıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/3794, K. 2019/5059 sayılı kararında çoğunluk, taraflar arasında daha önce kesin hüküm oluşmuş olduğu gerekçesiyle yeni davanın HMK m. 114/1-i kapsamında dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Aynı kararda karşı oy, bilirkişi incelemesiyle saptanmış ve ilamın kapsamı dışında kalan payları da kapsayacak biçimde gerçekleştirildiği tespit edilen hatalı tescilin yolsuz tescil niteliği taşıdığını ve bu durumda yeni dava yolunun açık tutulması gerektiğini savunmaktadır. Karşı oy bağlayıcı nitelik taşımamakla birlikte, infaz hatası ile karar hatasının birbirinden nasıl ayrılacağı meselesi hukuki açıdan tartışmalı olmaya devam etmektedir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/3794, K. 2019/5059Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2019/3794 E.  ,  2019/5059 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece tapuda yapılan intikal işlemlerinde hata olduğu gereçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; davalı … vekilinin istinafı üzerine …Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi aşamasında alınan bilikişi raporlarının hükme ve denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle yeniden yapılan yargılama sonucunda istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüneilişkin olarak verilen karar davalı … vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Davacılar, …’ın …3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası sonucunda verilen 1998/379 esas, 2000/44 karar sayılı ilamının uygulanması sırasında Tapu Müdürlüğünce maddi hata yapıldığını, çekişme konusu 16 parça taşınmazda mirasbırakan… paydaş olmasına rağmen taşınmazların tamamı ona ait gibi hükmün infaz edildiğini ileri sürerek dava konusu 20, 105, 25, 95, 240, 294, 1181,567, 496, 293, 404, 406, 297, 352 parsel sayılı taşınmazlarda maddi hatadan kaynaklanan haksız iktisabın tespiti ile bu yanlışlığın düzeltilerek taşınmazlardaki paylarının yeniden düzenlenmesine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı …, infaz işleminin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen mahkeme kararı uyarınca yapıldığını, işlemlerde hata olmadığını, zamanaşımının geçtiğini, iddia doğru ise maddi hata sonucunda işlem yapıldığından aleyhine yargılama gideri yüklenilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı …, davanın maddi hatanın düzeltilmesi isteğiyle açıldığını, aleyhindeki davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini bildirmiştir. İlk derece mahkemesince, tapuda yapılan intikal işlemlerinde hata olduğu gereçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; davalı … vekilinin istinafı üzerine …Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi aşamasında alınan bilikişi raporlarının hükme ve denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle yeniden yapılan yargılama sonucunda istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan…’ın 25.12.1991 tarihinde öldüğü geriye mirasçı olarak anne bir kardeşi …ile anne ve baba bir ölü kardeşi …’in ölü oğlu …’un çocukları …,…,…,ve … ile ölü oğlu …’in eşi … ve çocukları …,…,…ve …’un kaldığı, …2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/17 esas ve 1997/7 karar sayılı ilamında …in …nin mirasçısı olarak gösterilmediği, …2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/229 esas ve 1998/402 karar sayılı hükmü ile …2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/17 esas ve 1997/7 karar sayılı veraset ilamının iptaline karar verildiği ve …’in mirasçı olarak 32/128 pay ile yer aldığı yeni veraset ilamının düzenlendiği, .. tarafından …3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1998/379 esas sayılı aralarında dava konusu taşınmazların da (eski 20, 105, 25, 984, 302, 95, 240, 294, 1181, 567, 496, 293, 404, 406, 297 ve 352 parsel sayılı) bulunduğu toplam 24 parça taşınmaz için ketmi verese hukuksal nedenine dayılı tapu iptali ve tescili davası açıldığı, aynı mahkemenin 27.01.2000 tarih ve 2000/44 karar sayılı hükmü ile 24 parça taşınmazda “…2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/229 E., 1998/402K. sayılı veraset ilamındaki 32/128 hissesi oranında davalılar adlarındaki tapuların iptali ile davacı adına tesciline” karar verildiği, her ne kadar dava konusu taşınmazlarda davalılara mirasbırakan …’nin payları dışında başkalarından intikal eden paylar olsa da mahkemece bu durum gözetilmeksizin hüküm kurulduğu ve hükmün bu haliyle kesinleştiği, eldeki dava devam ederken davalı …’in 26.10.2013 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları …,…,… ve …’nın kaldıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacılar tarafından iddia edildiği üzere tapu kayıtlarındaki yanlışlık hükmün infazından değil, kararın yanlış olmasından kaynaklanmakta olup taraflar arasında kesin hüküm oluşmuştur. Hal böyle olunca, …3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/379 esas ve 2000/44 karar sayılı ilamı ile taraflar arasında kesin hüküm oluştuğu dikkate alınarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-i maddesi gereği dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalı … vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin 371/1-a maddesi gereğince …Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK'nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren …Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.10.2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. -KARŞI OY- Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, kesinleşen ilamın tapuda infazı sırasında ilam kapsamı dışında kalan bir kısım hisselerin de davalılara intikal ettirildiği saptanarak davanın kabulüne karar verilmiş; davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine …Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğu değerlendirilerek ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmış ve yeniden yaptırılan bilirkişi incelemesi doğrultusunda hatalı intikal (yolsuz tescil) düzeltilmiştir. Sayın çoğunluk, tapu kayıtlarındaki yanlışlığın hükmün infazından değil, kararın yanlış olmasından kaynaklandığını ve anılan kararın taraflar arasında kesin hükmün oluşturduğu görüşündedir. Ne var ki, tapuda yapılan tescil işleminin dayanağını oluşturan …3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.01.2000 gün 1998/379 Esas 2000/44 Karar sayılı dosyasında; davacı … tarafından, davalılar … vs. aleyhlerine ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davacının …2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/229 Esas, 1998/402 Karar sayılı hasımlı veraset ilamı ile muris…'ın mirasçısı olduğunun tespit edildiği, mahkemece ketmi verese iddiası sabit görülerek dava konusu parsellerde davacının 32/128 miras payı oranında iptal ve tescile karar verildiği ve kesinleştiği, kesinleşen iş bu ilamın Tapu Müdürlüğünce yerine getirilmesi sırasında hata yapıldığı ve muristen intikal etmeyen payları da kapsayacak şekilde … adına fazla pay tescil edildiği ilk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemeleri ve istinaf aşamasında alınan 14.03.2019 tarihli ek raporla saptanmış olmasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince hatalı infaz işlemi ile oluşan yolsuz tescilin ortadan kaldırılması ve doğru paylara göre hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle, infaza konu ilamda dava konusu edilmeyen ve kök muristen gelmeyen payların da kesin hüküm kapsamında kaldığı değerlendirilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği yönünde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Sık Sorulan Sorular

Tapu iptal ve tescil kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?

Hayır. Taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar HMK m. 350/2 ve m. 367/2 uyarınca kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu kural hem istinaf hem de temyiz aşamasında geçerlidir.

Kesinleşen tapu tescil ilamı nasıl infaz edilir?

TMK m. 716 uyarınca mahkeme kararına dayanarak taşınmaz mülkiyetini kazanan kişi tescili doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak yaptırabilir. Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/1-e bu başvuruda kesinleşmiş mahkeme kararı aranacağını düzenlemektedir.

Tapu tescil davasında hüküm özetinin tapu siciline bildirilmesi zorunlu mu?

Evet. İİK m. 28 uyarınca taşınmaz davasında davacı lehine hüküm verildiğinde mahkeme, davacının talebine gerek kalmaksızın hükmün tefhimiyle birlikte hüküm özetini tapu sicili dairesine bildirir ve o daireden taşınmazın kaydına şerh konulması sağlanır. Karar ileriden davacı aleyhine kesinleşirse bu hüküm özetinin de ayrıca bildirilmesi gerekmektedir.

Hüküm şerhinden sonra taşınmazı devralan üçüncü kişi ne yapabilir?

İİK m. 29'a göre üçüncü kişi taşınmazı borçludan teslim almadığını ve onu doğrudan işgal ettiğini gösteren bir tapu sicili kaydı sunduğu takdirde kendisine dava açması için yedi günlük mühlet verilmektedir. Bu süre içinde dava açılırsa icra geri bırakılmaktadır. Hükmün tapu sicili dairesine bildirilmesinden sonraki el değiştirmeler ise icra işlemlerine etki etmez.

Hüküm fıkrası yeterince açık değilse ne yapılabilir?

HMK m. 305 uyarınca hükmün yeterince açık bulunmaması veya icrasında tereddüt uyandırması hâlinde taraflardan birinin istemi üzerine ilamı veren mahkemeden tavzih kararı istenebilmektedir. Hangi ada ve parselin söz konusu olduğu, hangi pay oranının kimin adına iptal edileceği ve kimin adına tescil yapılacağı hüküm fıkrasında belirgin değilse tavzih yolu bu belirsizliği gidermek amacıyla kullanılabilir.

Kamulaştırılan taşınmazın boşaltılmasında itiraz süreci nasıl işler?

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 20'ye göre idare adına tescil edilen taşınmazın boşaltılması için icra memuru içindekiler ile ilgililere on beş günlük süre tebliğ eder. Bu işleme karşı yapılan itiraz ve şikâyetler boşaltmayı durdurmaz; ayrıca mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınması da mümkün değildir. Ekili arazilerde hasat sonuna kadar beklenmesi kural olmakla birlikte, beklemenin mümkün olmadığı hâllerde ekin bedelinin mahkemece takdir edilerek ödenmesi koşuluyla önceden boşaltma talep edilebilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu