Tanık Duruşmaya Gelmezse Ne Olur? Hukuki Yaptırımlar

by Avukat Erdal Ersoy
Tanık Duruşmaya Gelmezse Ne Olur? Hukuki Yaptırımlar

Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmeyen tanık, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 245. maddesi uyarınca zorla getirilir ve gelmemesinin yol açtığı giderlerle birlikte disiplin para cezasına hükmolunur. Duruşmaya gelmeyi görmezden gelmek hukuki sonuçsuz bir seçenek değildir; aşağıda hukuk ve ceza yargılamasındaki yaptırımlar ayrı ayrı ele alınmaktadır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 245Kaynağı aç
MADDE 245- (1) Kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak
üzere, tanıklık için çağrılan herkes gelmek zorundadır. Usulüne uygun olarak çağrıldığı
hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep
olduğu giderlere ve beşyüz Türk
Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Zorla getirtilen
tanık, evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse, aleyhine
hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır.
Tanığa
soru kâğıdı gönderilmesi

Hukuk Yargılamasında Tanığın Çağrılma Usulü

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir (HMK m. 240/1). Tanık gösteren taraf; dinletmek istediği vakıayı, tanıkların adı-soyadını ve tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunmak zorundadır. Listede gösterilmemiş kişiler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez (HMK m. 240/2).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 240Kaynağı aç
MADDE 240- (1) Davada taraf olmayan kişiler tanık
olarak gösterilebilir.
(2) Tanık gösteren taraf,
tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı
ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş
olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.
(3)
Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa,
tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre
içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın
dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır.
Tanıklardan
bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi

Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, mahkeme tarafa adres göstermesi için işin niteliğine uygun kesin süre verir. Bu süre içinde doğru adres bildirilmezse ilgili tanığın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılır (HMK m. 240/3).

Tanığa gönderilecek davetiyede; tanığın adı, soyadı ve açık adresi, tarafların adları, tanıklık yapacağı konu, hazır bulunması gereken yer, gün ve saat, gelmemenin veya tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmenin hukuki ve cezai sonuçları ile Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarife gereğince ücret ödeneceği bilgisi yer alır (HMK m. 244).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 244Kaynağı aç
MADDE 244- (1) Tanıklara gönderilecek davetiyede;
a) Tanığın adı, soyadı ve
açık adresi,
b) Tarafların ad ve soyadları,
c) Tanıklık yapacağı konu,
ç) Hazır bulunması gereken
yer, gün ve saat,
d) Gelmemesinin
veya gelmesine rağmen tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmesinin hukuki ve cezai
sonuçları,
e) Adalet Bakanlığınca hazırlanan
tarife gereğince ücret ödeneceği,
yazılır.
Çağrıya uyma zorunluluğu

Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir. Acele hâllerde ise tanığın daha önce gelmesine karar verilebilir (HMK m. 243/2).

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 243Kaynağı aç
MADDE 243- (1)
Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye
gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık
listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste
verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.
(2) Davetiyenin duruşma
gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir. Acele hâllerde tanığın
daha önce gelmesine karar verilebilir.
(3) Tanığı davet, gerektiğinde
telefon, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir.
Ancak, davete rağmen gelmemeye bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
Davetiyenin
içeriği

Davetiye usulünün yanı sıra tanığı çağırmak için telefon, faks veya elektronik posta gibi araçlara da başvurulabilir; ancak bu yolla yapılan davete rağmen gelmemeye bağlanan yaptırımlar uygulanmaz (HMK m. 243/3).

Duruşmaya Gelmeyen Tanığa Uygulanacak Yaptırımlar

HMK m. 245 uyarınca usulüne uygun çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirilir. Bunun yanı sıra tanığın gelmemesinin sebep olduğu giderler kendisine yükletilir ve beşyüz Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur.

Zorla getirme kararı verilebilmesi için tanığın usulüne uygun çağrılmış olması ve mazeret bildirmeksizin gelmemiş olması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/3529, K. 2014/14350 sayılı kararında, tanık hakkında zorla getirme müzekkeresi düzenlenmiş olmasına karşın müzekkerenin kollukça yanıtsız bırakıldığı bir durumda mahkemenin tanık dinleme talebini reddetmesinin usule aykırı olduğu tespit edilerek bozma kararı verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/3529, K. 2014/14350Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/3529 E.  ,  2014/14350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Adana 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :5.12.2013
NUMARASI :Esas no:2013/100 Karar no:2013/1032
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, taraflarca her üç dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-davalı kadının delil listesinde bildirdiği tanıklarından S.. Y.. usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen gelmemiş; diğer davacı-davalı tanıkları Ceyda ., Neriman .ve Aslan ..'a ise davetiye dahi çıkarılmamıştır. Davalı-davacı tanığı Ö.. T.. ise, kendisine yapılan tebligat üzerine duruşmaya katılmayacağına dair mazeret bildirmiş; bu tanık hakkında zorla getirme emri ( HMK. md. 245) düzenlenmiş fakat kolluk tarafından zorla getirme müzekkeresine herhangi bir cevap verilmeden, mahkeme bu tanığın dinlenilmesine dair talebi reddetmiştir. Taraflar, bu tanıklarının dinlenmesinden vazgeçmedikleri gibi Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi koşullarının da gerçekleşmediği anlaşılmıştır. O halde, mahkemece, kendilerine usulüne uygun olarak tebligat yapılan davacı-davalı tanığı S.. Y.. ve davalı-davacı tanığı Ö.. T..'un ihzar edilmeleri (HMK. md. 243, 245), diğer davacı-davalı tanıkları Ceyda ., Neriman. ve Aslan .'ın ise, usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edilmeleri, tüm tanıklar dinlenip sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre ise, tarafların boşanma davaları ve ziynet alacağına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.25.06.2014 (Çar.)

Zorla getirilen tanık, daha önce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan mahkemeye bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır (HMK m. 245).

Taraflara Tanıklarını Hazır Bulundurma Yükümlülüğü Yüklenemez

HMK'da yasal dayanağı bulunmadığı için taraflara tanıklarını duruşmada bizzat hazır bulundurma yükümlülüğü yüklenemez. Bu konuda süre verilemez; verilmiş olsa dahi hukuki sonuç doğurmaz (HMK m. 240, m. 243, m. 245). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/1333, K. 2021/3820 sayılı kararında bu ilkeyi açıkça ortaya koymuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/1333, K. 2021/3820Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/1333 E.  ,  2021/3820 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 25.05.2021 günü temyiz eden davalı … vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacı … ile vekili gelmedi. Karşı taraf … vekili Av. …'ın mazeretine ilişkin dilekçe verdiği görüldü, mazereti yerinde görülmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
İlk derece mahkemesince boşanma ve ferilerine yönelik olarak tesis edilen hükme karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, bölge adliye mahkemesince tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı kadın tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk derece mahkemesince 13.02.2018 tarihli celsede davalı kadına tanıklarını hazır etmesi için süre verilmiş, 20.02.2018 tarihli celsede ise dinlenmeyen tanık …’ın doğrudan zorla getirilmesine karar verilmiş, zorla getirme emrinin yerine getirelemediğine dair tutanakta adı geçen tanığın Konya’da oturduğu belirtilmiştir.
Mahkemece; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yasal dayanağı bulunmadığı halde, taraflara tanıklarını duruşmada hazır bulundurma yükümlülüğü yüklenemez. Bu konuda süre verilemez. Verilmiş olsa dahi sonuç doğurmaz. Tanıkların mahkemeye ne şekilde davet edilecekleri Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 240., 243. ve 245. maddelerinde gösterilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılacak iş; davalının dinlenmesinden açıkça vazgeçmediği tanık …'ın tebligata elverişli adresini sunması için usulüne uygun şekilde sonuçları hatırlatılacak şekilde davalıya kesin süre verilerek adı geçen tanığın HMK m.240/3'e göre bildirilen adresine gönderilecek tebligat ile HMK m.243 uyarınca duruşmaya davet edilmesi, gerektiğinde istinabe yoluyla dinlenmesi için gerekli işlemlerin yapılması, usule uygun olarak davet edildiği halde mazeret bildirmeksizin gelmemesi halinde tanığın HMK m.245 gereği zorla getirtilmesine ve sonuç olarak zorla getirme kararının akıbeti uyarınca hüküm kurulması gerekirken hukuki dinlenilme hakkına (HMK m. 27) aykırılık oluşturacak şekilde, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 25.05.2021 (Salı)

Bununla birlikte taraflar, davetiye gönderilmeksizin tanıklarını duruşmaya bizzat getirme yolunu kullanabilir. Tanık listesi için kesin süre verilmiş ve dinlenme günü belirlenmiş olsa bile taraf, tanığı o duruşmada hazır bulundurursa tanık dinlenir (HMK m. 243/1).

Mahkemenin Tanık Talebini Reddetme Sınırı

Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığıyla ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli bilgi edindiği takdirde geri kalan tanıkları dinlemeyebilir (HMK m. 241). Bu koşul oluşmaksızın tanık dinleme talebinin reddedilmesi ise savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatası sayılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/4431, K. 2019/11549 sayılı kararında bu hatanın bozma sebebi oluşturduğunu hükme bağlamıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 241Kaynağı aç
MADDE 241- (1) Mahkeme, gösterilen tanıklardan
bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi
edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir.
Tanıklığın
izne bağlı olduğu hâller
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/4431, K. 2019/11549Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2019/4431 E.  ,  2019/11549 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; nafakalar ile tazminatların miktarı yönünden, davalı erkek tarafından ise tüm yönleriyle temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 26/11/2019 günü duruşmalı temyiz eden davalı … vekili Av. … ile karşı taraf temyiz eden davacı … vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı kadın tarafından evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı olarak boşanma davası ikame edilmiş, mahkemece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadın eşin kusursuz, erkek eşin ise tam kusurlu olduğu kabul edilerek; davanın kabulü ile boşanma davası ve fer'ilerine ilişkin hüküm kurulmuştur. Hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 2016/4525 Esas, 2017/9805 Karar sayılı bozma ilamında yer alan “Mahkemece, davalı erkeğin cevap dilekçesinde bildirdiği tanıkları … ve …'ın dinlenilmesine yönelik talebi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241. maddesi gereğince reddedilmiştir. Yasal sebep bulunmadıkça gösterilen tanığın dinlenilmemiş olması savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatasıdır. Mahkemece, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edinildiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verilebilir (HMK m. 241). Davalı erkek yargılama sırasında bu tanıkların dinlenilmesinden vazgeçmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi koşulları da oluşmamıştır. Açıklanan sebeple davalı erkeğin tanıkları dinlenilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. ” gerekçesi ile hüküm bozulmuş, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; tanıklardan …’ün dinlendiği, tanık …’ın ise “26/02/2019 tarihli duruşmada dosyanın geçirdiği aşama ve sürümcemede kalması da gözetildiğinde, tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle davalı tanığı …’ın dinlenmesine yer olmadığına” şeklinde ki gerekçe ile bozma ilamında açıkça adı yer alan tanığın dinlenmediği anlaşılmıştır.
Somut olayda; mahkemece 20.09.2018 tarihli duruşma ile bozma ilamına uyulmuş, dinlenmeyen davalı tanıklarının ihtaratlı davetiye ile çağırılmasına karar verildikten sonra ertesi celselerde tanık …’ın bozmaya uygun şekilde dinlenmesi yönünde HMK. 240/3’e uygun işlemlerin yapıldığı ancak; 24.01.2019 tarihli duruşmada, tanığın 20.12.2018 tarihli ve 45 gün süreli raporuna dayalı olarak alınan ara karar ile “Davalı tanığı …'ın mazereti dikkate alınarak gelecek celse dinlenmesine, davalı vekilinin beyanı dikkate alınarak gelecek celse hazır edilmediği takdirde bu tanığı dinletme talebinden vazgeçmiş sayılacağının davalı vekiline ihtarına (ihtarat yapıldı)” şeklinde karar alındığı anlaşılmıştır. Davalı vekili; adı geçen tanığı, izleyen 26.02.2019 tarihli celsede hazır etmemiş ve tanığının dinlenmesini talep ettiğinde ise mahkemece “Tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle davalı tanığı …'ın dinlenmesine yer olmadığı” gerekçe gösterilerek davalı vekilinin bu talebi reddedilmiştir. Mahkemece; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yasal dayanağı bulunmadığı halde, taraflara tanıklarını duruşmada hazır bulundurma yükümlülüğü yüklenemez. Bu konuda süre verilemez. Verilmiş olsa dahi sonuç doğurmaz. Tanıkların mahkemeye ne şekilde davet edilecekleri Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 240., 243. ve 245. maddelerinde gösterilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davalının dinlenmesinden açıkça vazgeçmediği tanık …'ın HMK m.240/3'e göre bildirilen adresine gönderilecek tebligat ile HMK m.243 uyarınca tanığın duruşmaya davet edilmesi, usule uygun olarak davet edildiği halde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanığın HMK m.245 gereği zorla getirtilmesine ve sonuç olarak zorla getirme kararının akıbeti uyarınca hüküm kurulması gerekirken tanığın dinlenmesinin ne suretle sonuca etkili olmadığı da açıklanmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 2.037 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.11.2019 (Salı)

Tarafların tanıklarının dinlenmesinden açıkça vazgeçmediği ve HMK m. 241 koşullarının gerçekleşmediği durumlarda mahkeme tanık talebini reddedemez. Bu ilke, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/3529, K. 2014/14350 sayılı kararında da somut biçimde uygulanmıştır.

Ceza Yargılamasında Tanığın Çağrılması

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 43 uyarınca ceza davalarında tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır ve çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Hukuk yargılamasında olduğu gibi telefon, telgraf, faks veya elektronik posta gibi araçlarla da çağrı yapılabilir; ancak bu yolla yapılan çağrıya çağrı kâğıdına bağlanan yaptırımlar uygulanmaz (CMK m. 43/2).

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43 – (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında
gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme
kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir
ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan
yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan
sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın devamı
sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve
saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık
yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak
gönderebilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya
mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.
Çağrıya uymayan tanıklar

Tutuklu işlerde mahkeme gerekli gördüğünde tanıklar için zorla getirme kararı verebilir. Bu kararın yazısında zorla getirmenin nedenleri gösterilir ve zorla getirilen tanıklara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır (CMK m. 43/1). CMK m. 43 hükümleri, kişinin yalnızca Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi hâlinde uygulanabilir (CMK m. 43/5).

Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak da emredebilir (CMK m. 43/3).

Sır Saklama Yükümlülüğü ve Tanıklıktan Çekinme

Kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığına başvurulan kişiler bu konuda tanıklıktan çekinebilir. Ancak sır sahibi sırrın açıklanmasına izin verdiği takdirde çekinme hakkı kullanılamaz; Avukatlık Kanunu hükmü bu konuda saklıdır (HMK m. 249).

Yalan Tanıklığın Cezai Sonuçları

Duruşmaya gidip gerçeğe aykırı ifade vermek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesi kapsamında ayrı bir suç oluşturur. Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan soruşturmada tanık dinlemeye yetkili kişi ya da kurul önünde gerçeğe aykırı tanıklık yapan kişiye dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m. 272/1). Mahkeme huzurunda veya yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili mercii önünde yalan tanıklık yapılması hâlinde bu ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak uygulanır (TCK m. 272/2).

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 272Kaynağı aç
Madde 272- (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir
soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe
aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası
verilir.
(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen
yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir
yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya
kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla
kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma
ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden
dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı
oranında artırılır.
(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya
tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı
veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan
tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin
hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis
veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar
hapis cezasına; (…)[105]
hükmolunur.
(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının
infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî
veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan
yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebepler

Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapılırsa ceza iki yıldan dört yıla kadar hapis olarak belirlenir (TCK m. 272/3). Yalan tanıklık sonucunda aleyhine ifade verilen kişi hakkında gözaltı ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmış ve bu kişi, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı beraat etmiş ya da hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse, yalan tanıklığa verilen ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 272/4).

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması ve ardından yüklenen fiili işlemediğinden dolayı beraat etmesi ya da hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi durumunda, yalan tanıklık yapan kişi ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun dolaylı faili olarak da sorumlu tutulur (TCK m. 272/5). Aleyhine tanıklık yapılan kişinin hapis cezası dışında adli veya idari bir yaptırıma muhatap olması hâlinde ise yalan tanıklık eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m. 272/8).

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûm edilmesi hâlinde, yalan tanıklık yapan kişiye yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m. 272/6). Bu fıkraya göre verilecek ceza, aleyhine tanıklık yapılan kişinin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış olması hâlinde yarısı kadar artırılır (TCK m. 272/7).

Sık Sorulan Sorular

Tanık duruşmaya mazeret bildirirse ne olur?

HMK m. 245, zorla getirme ve disiplin para cezası gibi yaptırımları yalnızca mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık için öngörmektedir. Zorla getirilmiş olan bir tanık daha önce gelmemesini haklı kılan sebepleri sonradan bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır.

Tanık listeye yazılmamışsa yine de dinlenir mi?

HMK m. 240/2 uyarınca listede gösterilmemiş kişiler kural olarak tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. Ancak HMK m. 243/1, davetiye gönderilmeksizin tarafça hazır bulundurulan tanığın dinlenebileceğini düzenlemektedir; tanık listesi için kesin süre verilip dinlenme günü belirlenmiş olsa bile taraf o duruşmada tanığı hazır bulundurursa dinleme yapılır.

Telefon veya e-posta ile çağrılan tanık gelmezse zorla getirilir mi?

Hayır. HMK m. 243/3 ve CMK m. 43/2, bu yolla yapılan çağrıya uyulmaması hâlinde çağrı kâğıdı ile tebligata bağlanan yaptırımların uygulanmayacağını açıkça düzenlemiştir. Zorla getirme ve disiplin para cezası gibi sonuçlar yalnızca usulüne uygun davetiye ya da çağrı kâğıdıyla yapılan çağrıya uyulmaması durumunda gündeme gelir.

Mahkeme tanığı duruşmaya hazır getirmemi emredebilir mi?

HMK çerçevesinde taraflara tanıklarını duruşmada bizzat hazır bulundurma yükümlülüğü yüklenemez; bu konuda süre verilemez, verilmiş olsa da hukuki sonuç doğurmaz (HMK m. 240, m. 243, m. 245). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/1333, K. 2021/3820 sayılı kararında bu ilkeyi açıkça ortaya koymuştur. Taraf ise kendi iradesiyle tanığını hazır bulundurma yolunu kullanabilir.

Ceza davasında tanıklar farklı kurallara mı tabidir?

Evet. Ceza yargılamasında tanıkların çağrılması Ceza Muhakemesi Kanunu m. 43 çerçevesinde yürütülür; tanıklar çağrı kâğıdıyla çağrılır ve tutuklu işlerde zorla getirme kararı verilebilir. Bu hükümler yalnızca Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanıklık yapılması hâlinde uygulanır (CMK m. 43/5).

Tanık yalan söylerse ne ceza alır?

Yalan tanıklık TCK m. 272 uyarınca suç oluşturur. Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan soruşturmada tanık dinlemeye yetkili kişi ya da kurul önünde gerçeğe aykırı tanıklık yapılması hâlinde dört aydan bir yıla, mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye yetkili mercii önünde ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suçun işlendiği bağlama ve ortaya çıkan sonuçlara göre ceza belirgin biçimde artabilmekte; aleyhine tanıklık yapılan kişinin ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkûm edilmesi hâlinde yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunmaktadır.

Davetiye ne zaman tebliğ edilmelidir?

HMK m. 243/2 uyarınca davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir. Acele hâllerde mahkeme, tanığın daha önce gelmesine karar verebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu