Mahkemelerin Tahkimde Delil ve Belge İbrazındaki Rolü

by Avukat Erdal Ersoy
Mahkemelerin Tahkimde Delil ve Belge İbrazındaki Rolü

Deliller, hakem veya hakem kurulunun belirlediği süre içinde sunulur. Toplanmaları için mahkemeye başvurma yetkisi de hakem veya hakem kuruluna aittir. Asliye hukuk mahkemesi bu yardım isteminde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerini uygular. Belgenin mahkeme önünde ibrazı ile tahkim yargılamasından önce veya yargılama sırasında ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz istenmesi ayrı hükümlere bağlıdır. Tahkim yargılamasında tarafların hak ve yetkisi eşittir; her birine iddiasını ve savunmasını ortaya koyma olanağı tanınır.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – A) Hakem veya hakem kurulu; 1. Belirlediği konular hakkında rapor vermek üzere bir veya birden çok bilirkişi atanmasına, 2. Tarafların bilirkişiye gerekli açıklamaları yapmalarına, ilgili belge ve bilgileri vermelerine, 3. Dava ile ilgili keşif yapılmasına, Karar verebilir. Aksi kararlaştırılmadıkça, taraflardan birinin istemi veya  hakem ya da hakem kurulunun gerekli görmesi üzerine bilirkişiler, yazılı veya sözlü raporlarını vermelerinden sonra çağrılacakları duruşmaya katılırlar. Bu duruşmada taraflar, bilirkişilere soru sorabilir ve uyuşmazlık konusunda kendi seçtikleri özel bilirkişileri dinletebilirler. B) Taraflar, delillerini hakem veya hakem kurulunca belirlenen süre içinde verirler. Hakem veya hakem kurulu, delillerin toplanmasında asliye hukuk mahkemesinden yardım isteyebilir. Bu takdirde mahkeme, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerini uygular. C) Hakem veya hakem kurulu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve onların uyuşmazlığın esasına uygulanmak üzere seçtikleri hukuk kurallarına göre karar verir. Sözleşme hükümlerinin yorumunda ve tamamlanmasında bu hukuka ilişkin ticarî örf ve âdetler ile ticarî teamüller de göz önüne alınır. Belirli bir devletin hukukunun seçilmiş olması, aksi belirtilmedikçe, o devletin kanunlar ihtilâfı kurallarının veya usul kurallarının değil, doğrudan doğruya maddî hukukunun seçilmiş olduğu anlamına gelir. Tarafların uyuşmazlığın esasına uygulanacak hukuk kurallarını kararlaştırmamış olmaları hâlinde, hakem veya hakem kurulu, uyuşmazlık ile en yakın  bağlantı içinde olduğu sonucuna vardığı devletin maddî hukuk kurallarına göre karar verir. Hakem veya hakem kurulu, ancak tarafların açıkça yetkili kılmış olmaları şartıyla hakkaniyet ve nasafet kurallarına göre veya dostane aracı olarak karar verebilir. D) Tahkim yargılaması sırasında taraflar uyuşmazlık konusunda sulh olurlarsa, tahkim yargılamasına son verilir. Tarafların istemini uygun bulan  hakem veya hakem kurulunca sulh, hakem kararı olarak tespit edilir. Hakem kurulunun karar verme usulü ve tahkim yargılamasının sona ermesi
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 220Kaynağı aç
MADDE 220- (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Üçüncü kişinin belgeyi ibraz etmemesi
4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Taraflardan birinin, tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbire veya hacze karar vermesi, tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez. Aksi kararlaştırılmadıkça, tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulu, taraflardan birinin istemi üzerine, ihtiyatî tedbire veya ihtiyatî hacze karar verebilir. Hakem veya hakem kurulu, ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı vermeyi, uygun bir güvence verilmesine bağlı kılabilir. Hakem veya hakem kurulu, cebrî icra organları tarafından icrası ya da diğer resmî makamlar tarafından yerine getirilmesi gereken ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı veremeyeceği gibi, üçüncü kişileri bağlayan ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı da veremez. Taraflardan biri, hakem veya hakem kurulunun verdiği ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararını yerine getirmezse; karşı taraf, ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararı verilmesi istemiyle yetkili mahkemenin yardımını isteyebilir. Yetkili mahkeme gerekirse başka bir mahkemeyi istinabe edebilir. Tarafların, Hukuk  Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İcra ve İflas Kanununa göre istemde bulunma hakları saklıdır. Tahkim yargılaması öncesi veya tahkim yargılaması sırasında taraflardan birinin istemi üzerine mahkemece verilen ihtiyatî tedbir ya da ihtiyatî haciz kararı, hakem veya hakem kurulu kararının icra edilebilir hale gelmesiyle ya da davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi halinde kendiliğinden ortadan kalkar. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Hakem veya Hakem Kurulunun Seçimi, Reddi, Sorumluluğu, Görevinin Sona Ermesi ve Yetkisi Hakem sayısı, seçimi, reddi, sorumluluğu, görevinin sona ermesi  ve yetkisi
4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – A) Taraflar, hakem veya hakem kurulunun uygulayacağı yargılama kurallarını, bu Kanunun emredici hükümleri saklı kalmak kaydıyla, serbestçe kararlaştırabilir ya da bir kanuna,  milletlerarası  veya   kurumsal   tahkim   kurallarına   yollama yaparak  belirleyebilirler. Taraflar arasında böyle bir anlaşma yoksa hakem veya hakem kurulu, tahkim yargılamasını bu Kanun hükümlerine göre yürütür. B) Taraflar, tahkim yargılamasında eşit hak ve yetkiye sahiptirler. Taraflara iddia ve savunmalarını ileri sürme olanağı tanınır. Tahkim yargılamasında taraflar, yabancı gerçek veya tüzel kişiler tarafından da temsil edilebilirler. Bu hüküm, tahkimle ilgili olarak mahkemelere yapılan istemlere uygulanmaz. Tahkim yeri

Kanunun hangi uyuşmazlıklarda uygulandığı

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu iki hâlde uygulanır. Uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlenmesi birinci hâldir. İkinci hâl, tarafların ya da hakem veya hakem kurulunun bu Kanun hükümlerini seçmesidir. Seçim imkânı yalnız taraflara özgü değildir; hakem ve hakem kurulu da bu seçimi yapabilir.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – Bu Kanunun amacı, milletlerarası tahkime ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır. Bu Kanunun 5 ve 6 ncı madde hükümleri, tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanır. Bu Kanun, Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradelerine tâbi olmayan uyuşmazlıklarda uygulanmaz. 21.1.2000 tarihli ve 4501 sayılı Kamu Hizmetleri ile İlgili İmtiyaz Şartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun uyarınca yabancılık unsurunun bulunduğu kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi de bu Kanuna tâbidir. Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümleri saklıdır. Yabancılık unsuru

Beşinci ve altıncı maddeler, tahkim yeri Türkiye dışında gösterilmiş olsa bile uygulanır. Kapsam bunun dışında daralır. Türkiye'de bulunan bir taşınmaz mal üzerindeki ayni hak uyuşmazlığı Kanun dışında kalır. İki tarafın iradelerine bağlı olmayan uyuşmazlıklar da uygulanmayan hâller arasındadır.

Kamu hizmetiyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmesinden doğan uyuşmazlık, 4501 sayılı Kanun uyarınca yabancılık unsuru taşıyorsa ve milletlerarası tahkim yoluyla çözülüyorsa Milletlerarası Tahkim Kanunu'na tabidir. Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümleri saklıdır.

Yargılama kuralları ve temsil

Taraflar, hakem veya hakem kurulunun izleyeceği yargılama kurallarını kendileri kararlaştırabilir. Bu serbestlik, Kanunun emredici hükümlerini bertaraf etmez. Belirleme, bir kanuna yollama yapılarak da olabilir. Milletlerarası tahkim kurallarına ya da kurumsal tahkim kurallarına yollama da yeterlidir. Böyle bir anlaşma yoksa hakem veya hakem kurulu yargılamayı Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerine göre yürütür.

Tarafların hak ve yetkisi eşittir; iddia ve savunma olanağı tanınır. Temsil bakımından taraflar, tahkim yargılamasında yabancı gerçek kişilere veya yabancı tüzel kişilere de başvurabilir. Bu temsil hükmü, tahkimle ilgili olarak mahkemelere yapılan istemlere uygulanmaz.

Bilirkişi, keşif ve delillerin verilmesi

Hakem veya hakem kurulu, belirlediği konular hakkında rapor vermek üzere bir veya birden çok bilirkişi görevlendirebilir. Tarafların bilirkişiye gerekli açıklamayı yapmasına, ilgili belgeyi ve bilgiyi vermesine de karar verebilir. Dava ile ilgili keşif yapılması aynı yetkinin içindedir.

Aksi kararlaştırılmamışsa bilirkişiler, yazılı veya sözlü raporlarını sunduktan sonra duruşmaya çağrılabilir. Çağrı, taraflardan birinin istemesine veya hakem ya da hakem kurulunun bunu gerekli görmesine bağlıdır. Bu duruşmada taraflar bilirkişilere soru sorabilir. Uyuşmazlık konusunda kendi seçtikleri özel bilirkişileri de dinletebilirler. Deliller, hakem veya hakem kurulunun koyduğu süre içinde verilir.

Delillerin toplanmasında mahkeme yardımı

Delili süresinde sunmak ile delilin toplanması için mahkemeye başvurmak aynı işlem değildir. Sunma süresi hakem veya hakem kurulunca belirlenir. Toplama konusunda asliye hukuk mahkemesinden yardım isteme yetkisi de hakem veya hakem kurulundadır. İstem üzerine mahkeme, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerini uygular.

Delil yardımına ilişkin hüküm, uygulanacak kanunu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu olarak adlandırır. Mahkeme önündeki belge ibrazının aşağıda açıklanan şartları ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220 ve 221. maddelerine aittir. Bu iki düzenleme, kendi konu ve şartlarıyla uygulanır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 221Kaynağı aç
MADDE 221- (1) Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder. (2) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir. (3) Belgeyi ibraz zorunda olanlar, tanıklıktan çekinmeye ilişkin hükümlere göre, belgeyi ibrazdan veya bu konudaki tanıklıktan çekinebilirler. Belgeyi ibraz veya bu konuda tanıklık yapmak zorunda olanlar hakkında, tanıklara ilişkin hükümler uygulanır. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması

Tarafın elindeki belgenin ibrazı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde mahkeme, ibraz için kesin süre vermeden önce şartları birlikte arar. Belge, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olmalı ve istem kanuna uygun bulunmalıdır. Bunun yanında karşı taraf belgenin elinde olduğunu ikrar etmeli, ileri sürülen talep üzerine susmalı ya da belgenin varlığı resmî bir kayıtla veya başka bir belgedeki ikrarla anlaşılmalıdır. Bu kanaat ve hâller gerçekleşirse mahkeme kesin bir süre verir. Hüküm, sayılan şartlar olmadan her belge için süre verileceğini düzenlemez.

Belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa yemin teklif edilir. Yemin üç noktayı kapsar: böyle bir belgenin elinde bulunmadığı, özenle arandığı hâlde bulunamadığı ve nerede olduğunun bilinmediği.

İbrazına karar verilen taraf, verilen sürede belgeyi çıkarmaz ve aynı süre içinde, delilleriyle birlikte kabul edilebilir bir mazeret göstermezse mahkemenin bir değerlendirme imkânı doğar. Belgenin elinde olduğunu inkâr edip teklif edilen yemini kabul etmemek veya icra etmemek de aynı sonucu hazırlar. Mahkeme, duruma göre belgenin içeriği hakkında diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Kabul, her olayda zorunlu sonuç değildir.

Üçüncü kişi veya kurumdaki belge

Üçüncü kişi veya kurumun elindeki belge bakımından mahkeme önce zorunluluk yönünden karar verir. Belge, tarafların ileri sürdüğü hususun ispatı için zorunlu görülürse ibraz emredilir.

İbrazına karar verilen herkes elindeki belgeyi vermek zorundadır. Verememesi hâlinde sebebini delilleriyle birlikte açıklar. Mahkeme bu açıklamayı yeterli görmezse o kimseyi tanık olarak dinleyebilir. Dinleme, açıklamanın yetersiz bulunmasına bağlıdır.

Belgeyi ibrazla yükümlü olanlar, tanıklıktan çekinmeye ilişkin hükümlere göre belgeyi vermekten veya bu konudaki tanıklıktan çekinebilir. Belgeyi vermek veya bu konuda tanıklık etmek zorunda olanlar hakkında tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.

İhtiyati tedbir ve ihtiyati hacizde yetki

Taraf, tahkim yargılamasından önce veya yargılama devam ederken mahkemeden ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz isteyebilir. Mahkemenin böyle bir tedbire veya hacze karar vermesi tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez. Bu imkân, tahkimden önceki dönem ile tahkim yargılamasının sürdüğü dönem için tanınmıştır.

Aksi kararlaştırılmadıkça hakem veya hakem kurulu, tahkim yargılaması sırasında taraflardan birinin istemi üzerine ihtiyati tedbire veya ihtiyati hacze karar verebilir. Bu kararı uygun bir güvence verilmesine de bağlayabilir. Yetki hem hakeme hem hakem kuruluna aittir.

Aynı hüküm iki sınır getirir. Hakem veya hakem kurulu, cebrî icra organlarınca icra edilmesi ya da diğer resmî makamlarca yerine getirilmesi gereken ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı veremez. Üçüncü kişileri bağlayan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı da veremez.

Taraf, hakem veya hakem kurulunun verdiği tedbir ya da haciz kararını yerine getirmezse karşı taraf yetkili mahkemeden yardım isteyebilir. Mahkemeden istenen, hakem kararının aynen icrası değil, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesidir. Yetkili mahkeme gerekirse başka bir mahkemeyi istinabe edebilir. Tarafların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile İcra ve İflas Kanunu'na göre istemde bulunma hakları saklıdır.

Tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında, bir tarafın istemiyle mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı kendiliğinden ortadan kalkar. Kalkma, hakem veya hakem kurulu kararının icra edilebilir hâle gelmesiyle gerçekleşir. Davanın hakem veya hakem kurulunca reddedilmesi de kararı kendiliğinden ortadan kaldırır.

İhtiyati tedbir kararının uygulanması

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 393. maddesine göre ihtiyati tedbir kararının uygulanması, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde istenmelidir. Süre kaçırılırsa kanuni süre içinde dava açılmış olsa bile tedbir kararı kendiliğinden kalkar. Sürenin başlangıcı tefhim veya tebliğdir. Bir haftalık süre, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkindir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 393Kaynağı aç
MADDE 393- (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.[65] (2) Tedbir kararının uygulanması, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden talep edilir. Mahkeme, kararında belirtmek suretiyle, tedbirin uygulanmasında, yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir. (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması için, gerekirse zor kullanılabilir. Zor kullanmak hususunda, bütün kolluk kuvvetleri ve köylerde muhtarlar, uygulamayı gerçekleştirecek memurun yazılı başvurusu üzerine, kendisine yardım etmek ve emirlerine uymakla yükümlüdürler. (4) İhtiyati tedbiri uygulayan memur, bir tutanak düzenler. Bu tutanakta, tedbir konusu ve bulunduğu yer gösterilir; tedbir konusu ile ilgili her türlü iddia bu tutanağa geçirilir. Tedbiri uygulayan memur, bu tutanağın bir örneğini tedbir sırasında hazır bulunmayan taraflara ve duruma göre üçüncü kişiye tebliğ eder. (5) İhtiyati tedbir kararları hakkında kanun yoluna başvurulması hâlinde, tedbire ilişkin dosya ve delillerin sadece örnekleri ilgili mahkemeye gönderilir. İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz

Uygulama talebi, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesine veya tedbir konusu malın ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesine yöneltilir. Mahkeme, kararında belirtmek suretiyle tedbirin uygulanmasında yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir.

İhtiyati tedbir kararının uygulanması için gerekirse zor kullanılabilir. Yardım, uygulamayı gerçekleştirecek memurun yazılı başvurusu üzerine gelir. Bu başvuru karşısında bütün kolluk kuvvetleri memura yardım etmek ve emirlerine uymakla yükümlüdür. Köylerde aynı yükümlülük muhtarlara aittir.

İhtiyati tedbir kararlarına karşı kanun yoluna başvurulursa tedbire ilişkin dosyanın ve delillerin yalnız örnekleri ilgili mahkemeye gönderilir.

Tedbiri uygulayan memur bir tutanak düzenler. Tutanakta tedbir konusu ve bulunduğu yer gösterilir; tedbir konusuyla ilgili iddialar da tutanağa geçirilir. Memur, tutanağın bir örneğini tedbir sırasında hazır bulunmayan taraflara tebliğ eder. Duruma göre üçüncü kişiye de tebliğ eder.

Tedbir emrine aykırılık ve disiplin hapsi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 398. maddesine göre, ihtiyati tedbirin uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kişi disiplin hapsiyle cezalandırılır. Şikâyet, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılır. Hapis süresi altı ayı geçemez. Esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa görevli ve yetkili mahkeme, ihtiyati tedbir kararını veren mahkemedir. Esas hakkındaki dava açılmışsa görevli ve yetkili mahkeme, bu davanın görüldüğü mahkemedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 398Kaynağı aç
MADDE 398- (Değişik:22/7/2020-7251/43 md.) (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine, altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir. (2) Şikâyet olunana, şikâyet dilekçesi ile birlikte duruşma gün ve saatini bildiren davetiye gönderilir. Davetiyede, savunma ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi ve duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam olunarak karar verileceği ihtar edilir. (3) Mahkeme duruşmaya gelen şikâyet olunana, 5271 sayılı Kanunun 147 nci maddesinde belirtilen haklarını hatırlatarak savunmasını alır. (4) Mahkeme, dosyadaki delilleri değerlendirerek gerekli araştırmayı yapar. Yargılama sonunda şikâyet olunanın ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymadığı veya tedbir kararına aykırı davrandığı tespit edilirse, birinci fıkra uyarınca disiplin hapsi ile cezalandırılmasına; aksi takdirde şikâyetin reddine karar verilir. (5) Taraflar, kararın (…)66 tebliğinden itibaren iki hafta içinde karara itiraz edebilir. İtirazı, o yerde hükmü veren mahkemenin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisinden sonra gelen daire; son numaralı daire için bir numaralı daire; o yerde hükmü veren mahkemenin tek dairesi bulunması hâlinde en yakın yerdeki aynı düzey ve sıfattaki mahkeme inceler.[66] (6) İtiraz merci, bir hafta içinde kararını verir. Merci, itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. (7) Bu madde uyarınca verilen disiplin hapsi kararları kesinleşmeden infaz edilemez. Kesinleşen kararların infazı Cumhuriyet başsavcılığınca yapılır. (8) Tedbir kararına aykırı davranışın sona ermesi veya tedbir kararının gereğinin yerine getirilmesi ya da şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde, dava ve bütün sonuçlarıyla beraber ceza düşer. (9) Disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez. Tazminat

Şikâyet olunana, şikâyet dilekçesiyle birlikte duruşma gününü ve saatini bildiren davetiye gönderilir. Davetiyede, savunmasını ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi ihtar edilir. Duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam olunarak karar verileceği de ihtar edilir.

Mahkeme, duruşmaya gelen şikâyet olunanın savunmasını, hatırlatılması gereken hakları hatırlattıktan sonra alır. Dosyadaki deliller değerlendirilir, gerekli araştırma yapılır. Emre uyulmadığı veya tedbir kararına aykırı davranıldığı tespit edilirse birinci fıkra uyarınca disiplin hapsiyle cezaya karar verilir. Bu tespit yapılmazsa şikâyet reddedilir.

İtirazı inceleyecek merci, kararı veren mahkemenin yapısına göre belirlenir. O yerde birden fazla daire varsa numara olarak sonraki daire bakar. Son numaralı dairenin kararı için inceleme bir numaralı daireye aittir. Kararı veren mahkemenin tek dairesi varsa en yakın yerdeki aynı düzey ve sıfattaki mahkeme inceler. İtiraz mercii bir hafta içinde kararını verir. İtirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

Bu madde uyarınca verilen disiplin hapsi kesinleşmeden infaz edilemez. Kesinleşen kararın infazını Cumhuriyet başsavcılığı yapar. Tedbir kararına aykırı davranış sona erer, tedbirin gereği yerine getirilir ya da şikâyetten vazgeçilirse dava ve bütün sonuçlarıyla birlikte ceza düşer. Disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez.

Kamu görevlisinin göreve aykırı hareketi veya ihmali

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi, kanunda başka bir suç olarak ayrıca tanımlanmayan hâllerde kamu görevlisini iki davranış bakımından cezalandırır. Görevin gereklerine aykırı hareket kişiyi mağdur etmiş, kamuya zarar vermiş veya bir kişiye haksız menfaat sağlamışsa ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir. Görevin gereklerinin ihmal veya gecikmeyle yerine getirilmesi aynı sonuçlardan birini doğurmuşsa ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir. Suçun oluşması için aykırı hareket ya da ihmal tek başına yeterli değildir; mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat sonuçlarından birinin de gerçekleşmesi gerekir. Maddenin üçüncü fıkrası 2/7/2012 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 257Kaynağı aç
Madde 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) Göreve ilişkin sırrın açıklanması

Sık sorulan sorular

Delillerin toplanması için mahkemeye kim başvurabilir?

Hakem veya hakem kurulu, delillerin toplanması için asliye hukuk mahkemesinden yardım isteyebilir. Mahkeme bu istemde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerini uygular. Taraflar delillerini ayrıca hakem veya hakem kurulunun belirlediği süre içinde verir.

Mahkeme her belge için kesin ibraz süresi verir mi?

Hayır. Kesin süre, belgenin ispat için zorunlu ve istemin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilmesine bağlıdır. Karşı tarafın ikrarı veya sükûtu ya da belgenin resmî kayıtla veya başka bir belgede ikrar edilmesi de aranır.

Belge süresinde verilmezse karşı beyan kabul edilir mi?

Mahkeme, duruma göre belgenin içeriği hakkında diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Bu imkân, süresinde ibraz edilmemesi ve aynı sürede kabul edilebilir mazeret gösterilmemesi ya da inkâr üzerine teklif edilen yeminin kabul veya icra edilmemesi hâlinde doğar. Kabul her olayda zorunlu değildir.

Üçüncü kişideki belge nasıl getirilir?

Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumdaki belgenin ispat için zorunlu olduğuna karar verirse ibrazı emreder. Belgeyi veremeyen, sebebini delilleriyle açıklar. Açıklama yeterli görülmezse mahkeme bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir. Çekinme, tanıklıktan çekinmeye ilişkin hükümlere göre mümkündür.

Tahkimden önce mahkemeden tedbir istemek anlaşmaya aykırı mıdır?

Hayır. Tahkim yargılamasından önce veya tahkim sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz istenmesi ve mahkemenin buna karar vermesi tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez.

Hakem üçüncü kişiyi bağlayan tedbir verebilir mi?

Hayır. Hakem veya hakem kurulu, üçüncü kişileri bağlayan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı veremez. Cebrî icra organlarınca icrası ya da diğer resmî makamlarca yerine getirilmesi gereken tedbir veya haciz kararı da veremez.

Hakemin tedbirine uyulmazsa mahkemeden ne istenebilir?

Karşı taraf, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesi için yetkili mahkemeden yardım isteyebilir. Yetkili mahkeme gerekirse başka bir mahkemeyi istinabe edebilir. İstenen, hakem veya hakem kurulu kararının aynen icrası değil, mahkemenin tedbir veya haciz kararı vermesidir.

İhtiyati tedbirin uygulanması ne kadar sürede istenmelidir?

Uygulama, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde istenmelidir. Süre kaçırılırsa kanuni süre içinde dava açılmış olsa bile tedbir kararı kendiliğinden kalkar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu