Tahkim ve İflas Prosedürlerinin Kesişimi ve Hukuki Etkileri

by Avukat Erdal Ersoy
Tahkim ve İflas Prosedürlerinin Kesişimi ve Hukuki Etkileri

Tahkim ve iflas, uyuşmazlık çözümü ile tasfiye mantığı bakımından birbiriyle çatışan menfaatleri barındırır. Tahkim, tarafların irade serbestisine dayanarak uyuşmazlıkların bağlayıcı ve esnek bir yöntemle çözümlenmesini amaçlarken; iflas prosedürü, borçlunun malvarlığını bütün alacaklıların eşit şekilde yer aldığı tek bir toplu tasfiye sürecinde paylaştırmayı hedefler. Tahkim yargılamasının sürdürülmesi, sürece müdahil olamayan teminatsız alacaklıların alacak haklarını zedeleyebileceği ve masa malvarlığını eksiltebileceği gerekçesiyle kamu düzeni tartışmalarına yol açmaktadır.

New York Sözleşmesi ve Tahkime Elverişlilik Ölçütü

Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Sözleşmesi madde II (1), tahkim yoluyla çözümlenmeye elverişli bir konuya ilişkin tahkim anlaşmalarına işaret etmektedir. Hangi uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülebileceği ulusal yargı çevrelerine göre farklılık arz etmekle birlikte, yargı çevrelerinin çoğunda iflasla ilgili meseleler tahkime elverişli kabul edilmemektedir.

New York Sözleşmesi iflasa ilişkin meseleler hakkında özel bir düzenleme içermemekte, bu konuda sessiz kalmaktadır. Buna karşılık sözleşme, taraf devletlere tahkim anlaşmalarını ve hakem kararlarını tanıma ve tenfiz etme yükümlülüğü getirmektedir.

New York Sözleşmesi madde II (3) uyarınca yerel mahkemeler, tahkim anlaşmasının geçersiz, işlevsiz veya ifasının imkânsız olduğunu saptamadıkça tarafları tahkime sevk etmekle yükümlüdür.

Karşılaştırmalı Hukukta Tahkim ve İflas Dengesi

Amerika Birleşik Devletleri iflas mahkemeleri, ABD İflas Kanunu ile Federal Tahkim Kanunu arasındaki çatışmayı çözümlerken esaslı mesele testini uygulamaktadır. Mahkemeler uyuşmazlığın yalnızca iflas mevzuatından kaynaklanan esaslı bir mesele mi yoksa esaslı olmayan bir mesele mi teşkil ettiğini değerlendirmekte ve somut uyuşmazlığı esaslı olmayan mesele saydığında tahkime elverişli görmektedir.

Fransız hukukunda kamu düzenine ilişkin konular tahkime elverişli sayılmaz. İflas işlemlerinin başlamasıyla münferit takiplerin durdurulması ve alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması Fransız kamu düzeninin bir parçası olarak kabul edildiğinden, bu ilkeler tarafların iflasa ilişkin taleplerini tahkim organları önüne taşımasını engelleyebilmektedir.

İngiliz hukukunda bir şirketin tasfiye sürecine girmesi halinde mahkemenin veya tasfiye memurunun izni bulunmadıkça şirkete ya da şirket mallarına yönelik tahkim dahil hiçbir hukuki sürecin yürütülmesine veya sürdürülmesine cevaz verilmez.

İflasın Taraf Ehliyetine ve Derdest Yargılamalara Etkisi

Ödeme aczine düşen tarafın tahkim yargılamasında taraf olma ehliyeti, hakem kurulları tarafından çoğunlukla kuruluş yeri hukuku esas alınarak kişiler hukukuna göre belirlenmektedir. Birçok ulusal mevzuat, iflas işlemlerinin başlaması veya iflas ilanı ile birlikte borçlunun iflas masasına giren mallarını yönetme ve elden çıkarma yetkisini sınırlandırmaktadır.

Diğer taraftan, bir tarafın tasfiye halinde bulunmasının tahkim yargılamasına taraf olma ehliyetini ve yargılamanın geçerliliğini etkilemeyeceğini, tüzel kişiliğin varlığını sürdürmesinin ehliyet için kafi geldiğini kabul eden karşıt bir yaklaşım da mevcuttur.

Avusturya Yüksek Mahkemesi uygulamasında, borçlunun davacı veya davalı konumunda olduğu tüm derdest yargılamaların iflas prosedürünün başlamasıyla kendiliğinden duracağı ve bu kuralın tahkim yargılaması bakımından da geçerli olduğu içtihat edilmiştir.

Uluslararası tahkim uygulamasında tarafların ehliyetine uygulanacak hukuk konusunda farklı yaklaşımlar ortaya çıkabilmektedir. Vivendi ile Elektrim arasındaki uyuşmazlıkta, Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi (LCIA) kuralları çerçevesinde oluşturulan hakem kurulu İngiliz hukukunu uygulayarak tahkim yargılamasının devamına engel bulunmadığına ve yetkili olduğuna karar vermiştir. Buna karşılık Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) kuralları uyarınca kurulan hakem kurulu Polonya hukukunu uygulayarak borçlunun yargılamaya katılma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı almıştır. Her iki karar da yetkili denetim mahkemelerince geçerli kabul edilmiştir.

İflas Organlarının Bağlılığı ve Ülkesellik İlkesi

Kayyım veya tasfiye memurunun borçlunun taraf olduğu tahkim anlaşmasıyla bağlılığı meselesinde iki farklı hukuki yaklaşım savunulmaktadır. Bir görüş, borçlunun tüm hak ve borçlarının külli halefiyet ilkesi gereğince iflas masasına intikal ettiğini, bu nedenle iflas organlarının tahkim anlaşmasıyla bağlı olduğunu ileri sürmektedir. Karşıt görüş ise kayyım veya tasfiye memurunun hak ve yükümlülüklerinin münhasıran ülkelerin iflas mevzuatından kaynaklandığını, bu nedenle tahkim anlaşmasıyla bağlı tutulamayacağını savunmaktadır.

Bazı hakem kurulları kanunların ülkeselliği ilkesine dayanarak karar vermektedir. Bu ilke çerçevesinde, bir ülkede başlatılan iflas prosedürünün başka bir devlette yürütülen tahkim yargılaması bakımından usuli bir engel oluşturmayacağı kabul edilebilmektedir.

İcra ve İflas Kanunu Uyarınca Davaların Durması

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 194 hükmüne göre, acele haller hariç olmak üzere, müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve bu davalara ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 194Kaynağı aç
Madde 194 – (Değişik birinci fıkra : 9/11/1988-3494/40 md.) Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz. Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez. II. ALACAKLILARIN HAKLARI ÜZERİNE İFLASIN TESİRLERİ Müflisin borçlarının muacceliyet kesbetmesi:

2004 sayılı Kanun madde 194 uyarınca davaların durması kuralı; şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde meydana getirilen zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine ilişkin uyuşmazlıklara ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili açılmış hukuk davalarına uygulanmaz.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 194 gereğince, hukuk davasının durduğu süre boyunca zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez.

İflas eden borçluya karşı tahkim yargılaması sürdürülebilir mi?

Bu durum uyuşmazlığa uygulanacak hukuka göre değişir; İngiliz hukukunda tasfiye sürecinde mahkeme veya tasfiye memurunun izni aranırken, Avusturya hukukunda iflas prosedürünün başlamasıyla tahkim yargılaması dahil derdest davalar kendiliğinden durur.

New York Sözleşmesi uyarınca mahkemelerin tahkime sevk görevi nedir?

New York Sözleşmesi madde II (3) uyarınca yerel mahkemeler, tahkim anlaşmasının geçersiz, işlevsiz veya ifasının imkânsız olduğunu saptamadıkça tarafları tahkime sevk etmekle yükümlüdür.

Tasfiye memuru borçlunun tahkim anlaşmasıyla bağlı mıdır?

Bir yaklaşım külli halefiyet gereği borçlunun hak ve borçlarının masaya geçtiğini belirterek memurun tahkimle bağlı olduğunu kabul ederken, diğer yaklaşım memurun yetkilerinin münhasıran iflas mevzuatından kaynaklanması sebebiyle bağlı olmadığını savunur.

İflas halinde hukuk davalarının durmasının istisnaları nelerdir?

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 194 uyarınca şeref ve haysiyete tecavüz, vücut zararlarından doğan tazminat davaları, evlenme, şahsi hal veya nafaka davaları ile rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplere ilişkin davalar durma kuralının istisnasını oluşturur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu