Aciz vesikası, alacaklının alacağının tamamını tahsil edemediği ve gerekli yasal şartların oluştuğu durumlarda icra dairesince kalan borç tutarı için düzenlenen resmî bir belgedir. İcra ve İflas Kanunu m. 143/1 uyarınca icra dairesi, hiçbir harç ve vergiye tâbi olmayan bu vesikayı düzenleyerek bir nüshasını alacaklıya, bir suretini borçluya verir; bir nüshasını da il merkezinde Adalet Bakanlığınca tespit edilen icra dairesi tarafından tutulan özel sicile kaydedilmek üzere ilgili icra dairesine gönderir. İcra ve İflas Kanunu m. 143/2 uyarınca bu vesika ile Kanun'un 105 inci maddesindeki vesika borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olup alacaklıya Kanun'un 277 nci maddesinde yazılı hakları tanır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 143Kaynağı aç
Aciz Vesikasının Alınma Şartları ve Başvuru Usulü
Kesin aciz belgesi düzenlenebilmesi için icra takibinde haczedilen tüm taşınır, taşınmaz ve hakların satış işlemlerinin tamamlanmış olması ve satış bedellerinin alacaklılar arasında paylaştırılmış bulunması zorunludur. Alacaklı, haczedilmiş malların satışından feragat ederek doğrudan kesin aciz belgesi talep edemez; hacze dahil olan tüm malların satış süreci işletilmelidir. Yeterli teklif gelmemesi veya alıcı çıkmaması nedeniyle satış yapılamamış olsa dahi satış işlemleri tamamlanmış sayılır.
İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği m. 95 uyarınca düzenlenen aciz belgesinde icra dairesinin dosya numarası, borçluya ve alacaklıya ait kimlik ve ikametgâh kayıtları ile ödenmeyen alacak tutarı gösterilir. İcra memuru kanuni şartlar tamamlanmasına rağmen aciz vesikasını düzenleyip vermezse, bu işleme karşı icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulabilir.
Haciz Tutanağının Aciz Vesikası Sayıldığı Haller
İcra takibi sırasında borçlunun haczi kabil hiçbir malı bulunmazsa, icra memurunca tutulan haciz tutanağı İcra ve İflas Kanunu m. 105/1 uyarınca Kanun'un 143 üncü maddesindeki aciz vesikası hükmündedir. İcra dairesince takdir edilen değere göre borçlunun haczi kabil mallarının alacağı karşılamaya yetmediği anlaşıldığında ise tutulan tutanak İcra ve İflas Kanunu m. 105/2 gereğince geçici aciz vesikası yerine geçer ve alacaklıya Kanun'un 277 nci maddesinde yazılı hakları verir. İcra ve İflas Kanunu m. 143/2 uyarınca hem kesin aciz vesikası hem de Kanun'un 105 inci maddesindeki vesika borcun ikrarını mutazammın senet niteliğinde kabul edilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 105Kaynağı aç
Aciz Vesikasının Faiz ve Zamanaşımı Bakımından Sonuçları
İcra ve İflas Kanunu m. 143/4 hükmü uyarınca aciz vesikasında yazılı alacak tutarı için faiz istenemez. Aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca borcun kefilleri, müşterek borçluları ve borcu tekeffül edenler, bu tutar için ödemek zorunda kaldıkları faizlerden dolayı borçluya rücu edemezler.
Aciz vesikasına bağlanan borç, İcra ve İflas Kanunu m. 143/6 gereğince borçluya karşı belgenin düzenlendiği tarihten itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları ise mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde alacaklının hakkını aramamış olması durumunda borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilirler.
Yeniden Takip Talebi ve Hacze İştirak Hakkı
Alacaklı, aciz vesikasını aldığı tarihten itibaren bir yıl içinde takibe teşebbüs ederse İcra ve İflas Kanunu m. 143/3 uyarınca borçluya yeniden ödeme emri tebliğ edilmesine gerek yoktur. Buna karşılık belgenin alınmasından itibaren bir yıldan fazla süre geçtikten sonra yeni bir icra takibi başlatıldığında borçluya normal usulde yeni bir ödeme emri tebliğ edilmelidir; borçlunun itirazda bulunması hâlinde alacaklı elindeki aciz belgesini icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasına dayanak yapabilir.
İcra ve İflas Kanunu m. 100/1-1 uyarınca; ilk haciz ilamsız takibe dayanıyorsa takip talebinden, ilama dayanıyorsa davanın açılmasından önce yapılmış bir takipten elde edilen aciz vesikasına dayanan alacaklı, satış tutarı icra veznesine girinceye kadar ilk hacze aynı derecede iştirak etme yetkisine sahiptir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 100Kaynağı aç
Tasarrufun İptali Davası ve Borçlunun Cezai Sorumluluğu
İcra ve İflas Kanunu m. 279 uyarınca borcunu ödemeyen borçlunun hacizden, mal bulunmaması sebebiyle acizden veya iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde yaptığı; evvelce taahhüt edilmiş teminatlar haricindeki mevcut borcu teminen kurulan rehinler, para veya mutat vasıta dışı ödemeler, vadesi gelmemiş borç ödemeleri ve kişisel hakların kuvvetlendirilmesi amacıyla tapuya verilen şerhler batıldır. Bununla birlikte aynı madde gereğince, bu işlemlerden yararlanan kişi borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat ederse tasarrufun iptali davası dinlenmez.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 279Kaynağı aç
İcra ve İflas Kanunu m. 331/1 uyarınca borçlu; haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde alacaklısını zarara sokmak amacıyla mallarını elden çıkararak, telef ederek, değerini düşürerek, muvazaa yoluyla başkasına devrederek ya da gerçek dışı borçlar ikrar ederek malvarlığını suni biçimde eksiltir ve alacaklı aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını tahsil edemediğini ispatlarsa, borçlu hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. İcra ve İflas Kanunu m. 331 gereğince bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması alacaklının şikâyetine bağlıdır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 331Kaynağı aç
Borçlar Kanunu Uyarınca Bağışlama Yükümlülüğüne Etkisi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 296 uyarınca bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasına karar verilirse bağışlama sözünü ifa yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkar. Ayrıca bağışlama sözü verdikten sonra kişinin mali durumu sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü ağır kılacak ölçüde değişmişse yahut kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş ya da bu yükümlülükler önemli ölçüde ağırlaşmışsa bağışlama sözü veren sözünü geri alabilir ve ifadan kaçınabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 296Kaynağı aç
Aciz Vesikasının Sicilden Terkini
İcra ve İflas Kanunu m. 143/7 uyarınca borçlu, aciz vesikasını düzenlemiş olan icra dairesine borcunu işlemiş faizleriyle birlikte her zaman ödeyebilir. İcra dairesi ödenen parayı alacaklıya verir veya gerektiğinde Kanun'un 9 uncu maddesi hükümleri dairesinde bir bankaya yatırır. Borcun bu şekilde tamamının ödenmesinden sonra aciz vesikası sicilden terkin edilir ve borçluya borcunu ödeyerek aciz vesikasını sicilden terkin ettirdiğine dair bir belge verilir. Bunun yanında icra takibi batıl ise, iptal edilirse, borçlunun borçlu olmadığı mahkeme kararıyla sabit olursa ya da alacaklı icra takibini geri alırsa da aciz vesikası sicilden terkin edilir.
Aciz vesikası alındıktan sonra borca faiz işletilebilir mi?
İcra ve İflas Kanunu m. 143/4 uyarınca aciz vesikasında yazılı alacak tutarı için faiz istenemez. Aynı maddenin beşinci fıkrası gereğince borcun kefilleri, müşterek borçluları ve borcu tekeffül edenler ödemek zorunda kaldıkları faiz tutarlarından ötürü borçluya rücu edemezler.
Aciz vesikasına bağlanan borcun zamanaşımı süresi nedir?
İcra ve İflas Kanunu m. 143/6 hükmü uyarınca borç, borçluya karşı aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar; borçlunun mirasçıları ise mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde alacaklı hakkını aramamışsa zamanaşımını ileri sürebilirler.
Aciz vesikası özel sicilden hangi hallerde silinir?
İcra ve İflas Kanunu m. 143/7 uyarınca borcun tamamının işlemiş faizleriyle birlikte icra dairesine ödenmesi, takibin batıl olması, takibin iptali, borçlunun borçlu olmadığının mahkeme kararıyla sabit olması veya alacaklının takibi geri alması durumunda aciz vesikası sicilden terkin edilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

