Taahhüt Ettiği Sermaye Payını Ödemeyen Şirket Ortağı

by Avukat Erdal Ersoy
Taahhüt Ettiği Sermaye Payını Ödemeyen Şirket Ortağı

Sermaye Koyma Taahhüdü ve Şirketin İfa Talebi

Usulüne uygun düzenlenmiş ve imzalanmış şirket sözleşmesiyle her ortak, koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 128/1 gereğince şirkete karşı borçludur. Sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen her ortaktan şirket bu borcun ifasını talep edebileceği gibi dava da açabilir; ayrıca 6102 sayılı Kanun m. 128/7 uyarınca şahıs şirketlerinde bu ifa davasını ortaklar da açabilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/27930, K. 2018/1271Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/27930 E.  ,  2018/1271 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu şirket hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, şikayetçi vekilinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda, şikayetçinin ortağı olduğu takip borçlusu Gavremoğlu İnşaat Taahhüt Tic. Ltd. Şirketi aleyhine yapılan takip nedeniyle şikayetçiye, İİK'nun 89/1. maddesi gereği haciz ihbarnamesi gönderildiğini, oysa şirket ortağının borçlu şirket yönünden üçüncü kişi sayılamayacağını ileri sürerek haciz ihbarnamesinin iptalini talep ettiği, mahkemece, şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun 89/1. maddesine göre; hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru, borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi). Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4. fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. 6102 sayılı TTK'nun 124. maddesinde; limited şirketlerin sermaye şirketi olduğu, aynı Kanunun 125. maddesinde; ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olup, Türk Medenî Kanunu'nun 48. maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilecekleri ve borçları üstlenebilecekleri, aynı Kanunun 128. maddesinde ise; her ortağın usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı, şirkete karşı borçlu olduğu hükme bağlanmıştır. Kural olarak, borçlunun her türlü mal ve hakkı haczedilebilir. Haczedilmezlik için İcra ve İflas Kanununda veya özel kanunlarda açık hüküm bulunması zorunludur. Diğer bir anlatımla bir mal veya hakkın haczedilemeyeceğinin kabul edilebilmesi için, bu konuda açıkça bir kanun hükmünün varlığı veya maddi hukuk anlamında o mal veya hakkın satış ve devrine engel yasal bir düzenlemenin bulunması şarttır. Şirket ortağı, ortağı olduğu şirket tüzel kişiliğinden ayrı bir kişiliğe sahip olup, TMK anlamında gerçek kişi olduğundan şirkete göre üçüncü kişi sayılır. TTK'nun yukarıda açıklanan maddeleri uyarınca şirket ortakları, şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettikleri sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduklarından ve borçlu şirketin, şirket ortağındaki sermaye alacağının haczine engel yasal bir düzenleme de bulunmadığından sermaye alacağının haczi mümkündür. Kaldı ki, borçlu şirketin, üçüncü kişi şirket ortağı nezdinde, sermaye borcu dışında tamamen özel hukuktan kaynaklanan ve paraya çerilmesi mümkün, İİK'nun 89. maddesi kapsamında haczedilebilecek nitelikte başkaca hak ve alacaklarının bulunabileceği de kuşkusuzdur. Dairemiz; şirket ortağının, borçlu şirket yönünden üçüncü kişi sayılamayacağından dolayı şirket ortağına 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceği görüşünde iken, HGK'nun 11.05.2016 tarih ve 2014/12-1078 Esas numaralı içtihadı doğrultusunda ve yukarıda açıklanan olgular karşısında içtihat değişikliğine gitmiş olup, Dairemizin değişen içtihadına göre; şirket ortağı, borçlu şirket bakımından üçüncü kişi sayılacağından, şirket ortağı olan şikayetçiye 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesinde yasaya uymayan bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır. O halde mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 128Kaynağı aç
MADDE 128- (1) Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur. (2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler, varsa özel sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur. Özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır. (3) Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan veya kurulacak olan ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri, resmî şekil aranmaksızın geçerlidir. (4) Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir. (5) Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak konulması hâlinde, şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescil gereklidir. (6) Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillerle ilgili bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve hemen yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır. (7) Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir. (8) Ortaklarca, sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması için, kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir üzerine açılacak davalar için, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar. 2. Temerrüt faizi

Sermaye koyma borcunun ifasındaki gecikme sebebiyle şirketin uğradığı zararın tazmini istenebilir. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 128/7 çerçevesinde gecikme tazminatı talebinde bulunabilmek için borçlu ortağa ihtar yapılması şarttır.

Ayni Sermaye Taahhütleri ve Hakların Korunması

Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan yahut kurulacak ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri resmî şekil aranmaksızın geçerlidir. Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiğinde, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler özel sicillerine kaydedildiğinde ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildiğinde ayni sermaye kabul olunur; özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır. Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak taahhüt edilmesi durumunda şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla tasarruf edebilir; taşınmaz mülkiyetinin veya diğer bir ayni hakkın sermaye olarak konulmasında ise şirketin tasarrufta bulunabilmesi için tapu siciline tescil şarttır. Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak bildirimler ticaret sicili müdürü tarafından resen ve derhal yerine getirilir; şirketin tek taraflı tescil isteminde bulunma hakkı da saklıdır.

Ortaklarca sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması amacıyla kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir talep edilebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 128/8 gereğince, verilen tedbir kararı üzerine açılacak davalar bakımından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Şirket Alacaklılarının Sermaye Borcunu Haczettirmesi

Şirket ortağı, ortağı olduğu şirket tüzel kişiliğinden ayrı bir kişiliğe sahip olup Türk Medenî Kanunu anlamında gerçek kişi olduğundan şirkete göre üçüncü kişi sayılır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/27930 Esas ve 2018/1271 Karar sayılı ilamı uyarınca, şirket ortakları şirket sözleşmesiyle taahhüt ettikleri sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduklarından ve borçlu şirketin ortağındaki sermaye alacağının haczine engel bir yasal düzenleme bulunmadığından sermaye alacağının haczi mümkündür; bu kapsamda borçlu şirketin alacaklısı tarafından ortağa 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/1 uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilebilir.

Haciz ihbarnamesini tebellüğ eden şirket ortağı, şirkete borcu bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödendiği iddiasında ise bu durumu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/2 gereğince tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmek zorundadır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89 – (Değişik: 18/2/1965-538/49 md.) Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi   içinde    itiraz etmeyen    ve zimmetinde sayılan   borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa   onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.[40] Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir. Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı icra mahkemesine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir. (Değişik yedinci fıkra: 2/7/2012-6352/18 md.) Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harc ve resme tabi değildir. Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır. (Ek fıkra:6/12/2018-7155/12 md.) Bu madde uyarınca haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bu ihbarnamelere verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve bu sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir. Bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer. 3 – Diğer haklar için:

İhbarnameye İtiraz Edilmemesi ve Menfi Tespit Süreci

Haciz ihbarnamesine tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz etmeyen ortağın zimmetinde borç sayılır ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/3 çerçevesinde ortağa ikinci bir ihbarname tebliğ edilerek borcu ödemesi yahut yedi gün içinde itiraz etmesi istenir. İkinci ihbarnameye de süresinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu ödemeyen ortağa, on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya menfi tespit davası açması bildirilir.

İkinci ihbarname sonrasındaki bildirimi alan ortak; icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim ederse cebri icra işlemleri menfi tespit davası kesinleşinceye kadar durur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/3 uyarınca bu davada ortak, takip borçlusu şirkete borçlu olmadığını kanıtlamak zorundadır; davayı kaybederse mahkemece dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

Haciz İhbarnamesine İtiraz ve Gerçeğe Aykırı Beyanın Yaptırımı

Haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz edilmesi halinde, alacaklı verilen cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın cezalandırılmasını ve tazminata mahkûm edilmesini talep edebilir; icra mahkemesi tazminat davasını genel hükümlere göre karara bağlar. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 338/1 uyarınca, kanuna göre istenen beyanı hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 338Kaynağı aç
Madde 338 – (Değişik: 31/5/2005-5358/9 md.) Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hakkında aciz vesikası alınmış borçlu, asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğü, aciz vesikası hamili alacaklının alacağının aciz vesikasına bağlanmasından en geç beş sene içinde müracaatı üzerine sabit olursa, asgari ücretin üstünde kalan gelirlerinden icra mahkemesinin dörtte birden az olmamak üzere tespit edeceği kısmını icra mahkemesi kararının kesinleşmesinden  itibaren en geç bir ay içinde ve aciz vesikasındaki borcun ödenmesine kadar her ay icra dairesine yatırmaya mecburdur. Bu mükellefiyeti yerine getirmeyen borçlu hakkında bir yıla kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi bir yılı geçemez. Borçlunun nafaka borçluları dahil üçüncü şahıstan yardım görmesi, asgari ücretin üstünde eline geçen para ve menfaatlerin icra mahkemesi kararı ile belirlenecek kısmını, icra veznesine yatırmak mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. İkinci fıkradaki hükmün tatbikini birden fazla aciz vesikası hamili alacaklı talep etmiş ise, bunlar talep tarihi sırasıyla öncelik hakkını haizdir. Beyandan sonra mal ve kazançta olan tezayüdü bildirmeyen borçlunun cezası:
Sermaye borcunu ödemeyen ortağa şirket dava açabilir mi?

Evet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 128/7 uyarınca şirket ifa davası açabilir ve ihtar şartını yerine getirerek gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini isteyebilir.

Şirket alacaklısı ortağın sermaye taahhüt borcuna haciz koyabilir mi?

Evet, şirket ortağı Türk Medenî Kanunu anlamında gerçek kişi sıfatıyla şirkete göre üçüncü kişi sayıldığından, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/1 uyarınca sermaye alacağına haciz ihbarnamesi gönderilebilir.

İkinci ihbarname sonrasındaki menfi tespit davasında ispat yükü kimdedir?

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/3 uyarınca menfi tespit davasında üçüncü kişi şirket ortağı, takip borçlusu şirkete borçlu olmadığını ispat etmek zorundadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu