Sermaye Koyma Taahhüdü ve Şirketin İfa Talebi
Usulüne uygun düzenlenmiş ve imzalanmış şirket sözleşmesiyle her ortak, koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 128/1 gereğince şirkete karşı borçludur. Sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen her ortaktan şirket bu borcun ifasını talep edebileceği gibi dava da açabilir; ayrıca 6102 sayılı Kanun m. 128/7 uyarınca şahıs şirketlerinde bu ifa davasını ortaklar da açabilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/27930, K. 2018/1271Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 128Kaynağı aç
Sermaye koyma borcunun ifasındaki gecikme sebebiyle şirketin uğradığı zararın tazmini istenebilir. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 128/7 çerçevesinde gecikme tazminatı talebinde bulunabilmek için borçlu ortağa ihtar yapılması şarttır.
Ayni Sermaye Taahhütleri ve Hakların Korunması
Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan yahut kurulacak ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri resmî şekil aranmaksızın geçerlidir. Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiğinde, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler özel sicillerine kaydedildiğinde ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildiğinde ayni sermaye kabul olunur; özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır. Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak taahhüt edilmesi durumunda şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla tasarruf edebilir; taşınmaz mülkiyetinin veya diğer bir ayni hakkın sermaye olarak konulmasında ise şirketin tasarrufta bulunabilmesi için tapu siciline tescil şarttır. Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak bildirimler ticaret sicili müdürü tarafından resen ve derhal yerine getirilir; şirketin tek taraflı tescil isteminde bulunma hakkı da saklıdır.
Ortaklarca sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması amacıyla kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir talep edilebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 128/8 gereğince, verilen tedbir kararı üzerine açılacak davalar bakımından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Şirket Alacaklılarının Sermaye Borcunu Haczettirmesi
Şirket ortağı, ortağı olduğu şirket tüzel kişiliğinden ayrı bir kişiliğe sahip olup Türk Medenî Kanunu anlamında gerçek kişi olduğundan şirkete göre üçüncü kişi sayılır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/27930 Esas ve 2018/1271 Karar sayılı ilamı uyarınca, şirket ortakları şirket sözleşmesiyle taahhüt ettikleri sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduklarından ve borçlu şirketin ortağındaki sermaye alacağının haczine engel bir yasal düzenleme bulunmadığından sermaye alacağının haczi mümkündür; bu kapsamda borçlu şirketin alacaklısı tarafından ortağa 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/1 uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilebilir.
Haciz ihbarnamesini tebellüğ eden şirket ortağı, şirkete borcu bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödendiği iddiasında ise bu durumu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/2 gereğince tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmek zorundadır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 89Kaynağı aç
İhbarnameye İtiraz Edilmemesi ve Menfi Tespit Süreci
Haciz ihbarnamesine tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz etmeyen ortağın zimmetinde borç sayılır ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/3 çerçevesinde ortağa ikinci bir ihbarname tebliğ edilerek borcu ödemesi yahut yedi gün içinde itiraz etmesi istenir. İkinci ihbarnameye de süresinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu ödemeyen ortağa, on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya menfi tespit davası açması bildirilir.
İkinci ihbarname sonrasındaki bildirimi alan ortak; icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim ederse cebri icra işlemleri menfi tespit davası kesinleşinceye kadar durur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/3 uyarınca bu davada ortak, takip borçlusu şirkete borçlu olmadığını kanıtlamak zorundadır; davayı kaybederse mahkemece dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
Haciz İhbarnamesine İtiraz ve Gerçeğe Aykırı Beyanın Yaptırımı
Haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz edilmesi halinde, alacaklı verilen cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın cezalandırılmasını ve tazminata mahkûm edilmesini talep edebilir; icra mahkemesi tazminat davasını genel hükümlere göre karara bağlar. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 338/1 uyarınca, kanuna göre istenen beyanı hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 338Kaynağı aç
Sermaye borcunu ödemeyen ortağa şirket dava açabilir mi?
Evet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 128/7 uyarınca şirket ifa davası açabilir ve ihtar şartını yerine getirerek gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini isteyebilir.
Şirket alacaklısı ortağın sermaye taahhüt borcuna haciz koyabilir mi?
Evet, şirket ortağı Türk Medenî Kanunu anlamında gerçek kişi sıfatıyla şirkete göre üçüncü kişi sayıldığından, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/1 uyarınca sermaye alacağına haciz ihbarnamesi gönderilebilir.
İkinci ihbarname sonrasındaki menfi tespit davasında ispat yükü kimdedir?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/3 uyarınca menfi tespit davasında üçüncü kişi şirket ortağı, takip borçlusu şirkete borçlu olmadığını ispat etmek zorundadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

