Limited Şirket Sermaye Koyma Borcu ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Limited Şirket Sermaye Koyma Borcu ve Hukuki Sonuçları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 128/1 uyarınca her ortak, usulüne uygun olarak düzenlenmiş ve imzalanmış şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 128Kaynağı aç
MADDE 128- (1) Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur. (2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler, varsa özel sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur. Özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır. (3) Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan veya kurulacak olan ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri, resmî şekil aranmaksızın geçerlidir. (4) Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir. (5) Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak konulması hâlinde, şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescil gereklidir. (6) Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillerle ilgili bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve hemen yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır. (7) Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir. (8) Ortaklarca, sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması için, kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir üzerine açılacak davalar için, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar. 2. Temerrüt faizi

Sermaye Olarak Getirilebilecek ve Getirilemeyecek Malvarlığı Değerleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 581/1 gereğince limited şirketlerde hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olarak konulamaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 581Kaynağı aç
MADDE 581- (1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. (2) 127 nci madde hükmü saklıdır. III – Mal bedelleri ve kurucu menfaatleri

Şirkete ayni sermaye olarak getirilecek değerlerin nakit olarak belirlenebilmesi, devredilebilmesi ve üzerlerinde rehin, tedbir veya haciz gibi herhangi bir takyidatın bulunmaması gerekir. Fikrî mülkiyet hakları ile internet alan adları ve sanal ortamlar gibi ekonomik değeri olan malvarlığı unsurları bu nitelikleri taşıdığı sürece limited şirket sermayesi yapılabilir.

Ayni Sermaye Taahhüdünün İfası, Tescil ve Tasarruf Yetkisi

6102 sayılı Kanunun 128/2 maddesine göre şirket sözleşmesinde bilirkişi takdiriyle gösterilen gayrimenkullerin tapu kütüğüne şerh düşülmesi, fikrî hakların ve tescile tabi diğer değerlerin ilgili sicillerine işlenmesi ve menkullerin emin bir kişiye teslim edilmesiyle ayni sermaye unsurları geçerlilik kazanır. İlgili sicile tescil işlemi tamamlandığında üçüncü şahısların iyiniyet iddiası ortadan kalkar.

Aynı Kanunun 128/3 maddesi gereğince sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan yahut kurulacak olan ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri, resmî şekil aranmaksızın geçerlidir.

Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak borçlanılması hâlinde şirket, 6102 sayılı Kanunun 128/4 maddesi doğrultusunda tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarrufta bulunabilir. Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak taahhüt edilmesi durumunda ise şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için 128/5 maddesi gereği tapu siciline tescil zorunludur.

6102 sayılı Kanunun 128/6 maddesi uyarınca mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillere dair bildirimler ticaret sicili müdürü tarafından resen ve derhâl yerine getirilir. Şirketin tek taraflı tescil isteminde bulunma hakkı saklıdır.

Taahhüt Edilen Hakların Korunması ve İhtiyati Tedbir

Ortaklarca sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması amacıyla kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir talep edilebilir. 6102 sayılı Kanunun 128/8 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı üzerine açılacak davalar için öngörülen yasal süre ancak şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Sermaye Borcunun İfa Edilmemesi ve Hukuki Yaptırımlar

6102 sayılı Kanunun 128/7 maddesi kapsamında ortakların sermaye borcunu ifa etmesi şirket tarafından talep edilebilir ve bu borç dava konusu yapılabilir. Borcun yerine getirilmesinde gecikme yaşanması durumunda şirketin uğradığı zararların karşılanması da istenebilir; ancak bu tazminat talebinin ileri sürülebilmesi borçlu ortağa önceden ihtar çekilmesine bağlıdır.

Zamanında yerine getirilmeyen sermaye borcu nakit ise, şirketin tazminat hakkı saklı kalmak üzere ve şirket sözleşmesinde farklı bir hüküm bulunmadıkça 6102 sayılı Kanunun 129/1 maddesi uyarınca tescil anından itibaren temerrüt faizi ödenir. Şirket sözleşmesinde kararlaştırılmış olması durumunda borcunu ifa etmeyen mütemerrit ortaktan cezai şart da talep edilebilir.

Şirket sözleşmesinde taahhüt edilen sermayenin ödenmemesi açık bir çıkarılma sebebi olarak yazılmamış dahi olsa, sermaye koyma yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortağa karşı haklı nedene dayanılarak ortaklıktan çıkarma konulu genel kurul kararı alınabilir ve ortaklıktan çıkarma davası açılabilir.

Şirkete Borçlanma Yasağı ve Şirket Alacaklılarının Takip Yolu

6102 sayılı Kanunun 358. maddesi uyarınca pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan muaccel borçlarını ödemedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde bulunmadıkça şirkete borçlanamaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 358Kaynağı aç
MADDE 358- (Değişik: 26/6/2012-6335/15 md.) (1) Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz. İKİNCİ BÖLÜM Yönetim Kurulu A) Genel olarak I – Atama ve seçim 1. Üyelerin sayısı ve nitelikleri

Sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortak, taahhüt ettiği sermaye oranında üçüncü kişilere karşı şahsen sorumludur. Limited şirketin alacaklıları 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/1 kapsamında borcunu ifa etmeyen ortağa haciz ihbarnamesi gönderebilir. Haciz ihbarnamesi kendisine tebliğ edilen ortak, tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse borç zimmetinde sayılır ve bu durum kendisine ikinci bir ihbarname ile bildirilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89 – (Değişik: 18/2/1965-538/49 md.) Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi   içinde    itiraz etmeyen    ve zimmetinde sayılan   borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa   onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.[40] Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir. Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı icra mahkemesine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir. (Değişik yedinci fıkra: 2/7/2012-6352/18 md.) Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harc ve resme tabi değildir. Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır. (Ek fıkra:6/12/2018-7155/12 md.) Bu madde uyarınca haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bu ihbarnamelere verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve bu sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir. Bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer. 3 – Diğer haklar için:
Limited şirkete kişisel emek veya ticari itibar sermaye olarak konulabilir mi?

Hayır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 581/1 uyarınca hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar limited şirkete sermaye olarak konulamaz.

Sözleşmede hüküm yoksa sermaye borcunu ödemeyen ortak şirketten çıkarılabilir mi?

Şirket sözleşmesinde açık düzenleme bulunmasa dahi taahhüt edilen sermayeyi ödemeyen ortağa karşı haklı nedene dayanılarak genel kurulda çıkarma kararı alınabilir ve çıkarma davası açılabilir.

Şirket alacaklıları sermaye borcunu ödemeyen ortağa karşı hangi yola başvurabilir?

Limited şirket alacaklıları İcra ve İflas Kanunu m. 89/1 uyarınca ortağa haciz ihbarnamesi gönderebilir; tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz edilmediği takdirde borç ortağın zimmetinde sayılır ve ikinci ihbarname tebliğ edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu