Süreç Kanunu Af Olarak Değerlendirilebilir mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Süreç Kanunu Af Olarak Değerlendirilebilir mi?

Süreç kanunu olarak ifade edilen düzenlemenin lafzi yapısı, Türk Ceza Kanunu sistemindeki cezanın ertelenmesi müessesesiyle benzerlik göstermektedir. 5237 sayılı Kanun uyarınca genel af halinde kamu davası düşmekte ve hükmolunan cezalar tüm neticeleriyle ortadan kalkmaktadır; özel af ise hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verebilmekte, infaz süresini kısaltabilmekte veya cezayı adlî para cezasına çevirebilmektedir. Süreç kanununda ise cezalardan indirim yapılması veya cezanın infazının tamamen ortadan kaldırılması öngörülmemekte, erteleme süresi sonunda cezanın infaz edilmiş sayılması düzenlenmektedir. Kişinin mahkûm olduğu ceza miktarı ise erteleme süresinin belirlenmesinde dikkate alınmaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 65Kaynağı aç
Madde 65- (1) Genel af halinde, kamu davası düşer,
hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.
(2) Özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir
veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adlî para
cezasına çevrilebilir.
(3) Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel
affa rağmen etkisini devam ettirir.
Dava zamanaşımı

Genel Af ve Özel Af Kurumlarının Kanuni Çerçevesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 65. maddesinin birinci fıkrasına göre genel af halinde kamu davası düşer ve hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 87. maddesi uyarınca genel ve özel af ilânına karar verme yetkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararına bağlanmıştır. Anayasa'nın 104. maddesi kapsamında ise Cumhurbaşkanı özel af kapsamında belirli hallerde cezaları hafifletebilir veya kaldırabilir. Süreç kanunundaki düzenlemede ise erteleme kararı Meclis veya Cumhurbaşkanı tarafından değil; dosyaya bakan hâkim veya savcı ya da kesin hüküm halinde infaz hâkimi tarafından verilmektedir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 87Kaynağı aç
Madde
87 – (Değişik: 21/1/2017-6771/5 md.)
Türkiye Büyük Millet
Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve
kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve
savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun
bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı
ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde
öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.
B. Kanunların
teklif edilmesi ve görüşülmesi

5237 sayılı Kanun'un 65. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir, infaz kurumunda çektirilecek süre kısaltılabilir veya ceza adlî para cezasına çevrilebilir. Buna karşılık, cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları özel affa rağmen etkisini devam ettirir. Süreç kanununda ise cezalardan indirim yapılması ya da cezanın infazının tamamen ortadan kaldırılması şeklinde bir düzenlemeye yer verilmemekte, suç tipi üzerinden erteleme değerlendirmesi yapılarak erteleme süresi sonunda cezanın infaz edilmiş sayılması öngörülmektedir.

Türk Ceza Kanunu Kapsamında Cezanın Ertelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezasının ertelenmesine karar verilebilir. Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler bakımından bu ceza süresinin üst sınırı üç yıl olarak uygulanır. Erteleme kararının verilebilmesi için failin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş bulunması ve yargılama sürecindeki tutumuyla tekrar suç işlemeyeceği yönünde mahkemede bir kanaat oluşması zorunludur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle
hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst
sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını
bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi
için kişinin;
a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına
mahkûm edilmemiş olması,
b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık
dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
gerekir.
(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen
iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi
koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın
infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi
halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.[9]
(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla
olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm
olunan ceza süresinden az olamaz.
(4) Denetim süresi içinde;
a) Bir meslek veya sanat sahibi
olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi
hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra
eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat
edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir
eğitim kurumuna devam etmesine,
mahkemece karar verilebilir.
(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman
kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve
sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte
bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle
görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve
sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor
düzenleyerek infaz hâkimine verir.9
(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde
bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman
kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.
(7) Hükümlünün denetim süresi içinde
kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz
hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın
kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar
verilir.[10]
(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği
takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
Adlî para cezası

Cezası ertelenen hükümlü hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bir yıldan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir. Kanun koyucu bu denetim süresinin alt sınırının, mahkûm olunan hapis cezası süresinden daha az olamayacağını amir hükme bağlamıştır.

Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarına göre, hükümlünün belirlenen denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen edimlere infaz hâkiminin ihtarına rağmen riayet etmemekte ısrar göstermesi durumunda, ertelenen cezanın kısmen ya da tamamen ceza infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince hükmolunur. Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak tamamlandığında ise mahkûm olunan hapis cezası infaz edilmiş sayılır.

Süreç Kanunundaki Erteleme Modelinin Hukuki Şartları ve İstisnaları

Süreç kanununun lafzi yapısı, Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinde düzenlenen cezanın ertelenmesi müessesesi üzerine inşa edilmiş olup bu kurumun özel bir görünüş biçimine benzemektedir. Bu düzenlemede cezaların belirli süreler için ertelenmesi, verilen cezanın erteleme süresi sonunda infaz edilmiş sayılması ve kişinin erteleme süresi içinde terör suçu işlememe yükümlülüğü yer almaktadır.

Süreç kanunu kapsamında kasten öldürme suçu ile 2005 yılından önce işlenen müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları erteleme kapsamı dışındadır. Kişinin aldığı ceza miktarına bakılmaksızın suç tipi üzerinden erteleme kararı verilmekte olup ceza miktarı yalnızca erteleme süresini belirlemek amacıyla dikkate alınmaktadır.

Erteleme süresi içinde yeni bir suç işlenmesi durumunda, ertelenen mahkûmiyetin erteleme kararı ortadan kalkmakta ve son işlenen suç için de ayrı bir ceza davası ikame edilmektedir. Böylece fail her iki fiil sebebiyle ayrı ayrı cezai sorumluluk altına girmektedir. Ayrıca erteleme süresi içinde tekrar terör suçu işlenmesi halinde kamu davasının açılacağı esası benimsenmiştir.

Soruşturma ve Kovuşturma Kurumları ile Zamanaşımı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren hâli öğrenir öğrenmez kamu davası açmaya yer olup olmadığına karar vermek amacıyla işin gerçeğini araştırmaya başlar; şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplayıp muhafaza altına almakla yükümlüdür. Süreç kanunu taslak hükümleri çerçevesinde de erteleme süresince dava zamanaşımının işlemeyeceği ve suçun ispatına yarayan deliller ile ilgili dosyaların erteleme kararı tarihinden itibaren erteleme süresince muhafaza edileceği öngörülmektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 160Kaynağı aç
Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle
bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını
açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya
başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin
araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî
kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri
toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri

Süreç kanununun 5. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca derdest dosyalarda öngörülen erteleme süresi suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturmaya yer olmadığına veya düşme kararı verilmektedir. Bu model ceza muhakemesindeki diğer erteleme kurumlarıyla paralellik taşımaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında belirlenen sürenin kasıtlı suç işlenmeksizin tamamlanması halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir; erteleme süresince zamanaşımı işlemez ve sürede kasıtlı suç işlenirse kamu davası açılır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 171Kaynağı aç
Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.)
(1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı
halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.
(2) (Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme
kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl
veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli
şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile
ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173
üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.
(3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;[65]
a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm
olmamış bulunması,
b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde
şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,
c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından
kamu davası açılmasından daha yararlı olması,
d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı
tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya
tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
(4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde,
kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir
suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı
işlemez.
(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara
mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(6) (Ek:17/10/2019-7188/19 md.) Bu madde hükümleri;
a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları
ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,
b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı
görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî
suçlar,
c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,
hakkında uygulanmaz.
İKİNCİ
BÖLÜM
Kovuşturmaya
Yer Olmadığına Dair Karar, İtiraz ve İddianamenin İadesi
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

5271 sayılı Kanun'un 171. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu belirli suç tiplerinde işletilemez. Kanun koyucu bu kapsamda; örgüt kurma, yönetme ya da üyeliğin yanı sıra örgüt faaliyeti kapsamında işlenen fiilleri, kamu görevlilerinin göreviyle bağlantılı veya bu kişilere karşı görevi dolayısıyla gerçekleştirilen suçları, asker kişilerin askerî suçlarını ve cinsel dokunulmazlığı ihlal eden eylemleri erteleme yasağına tabi tutmuştur.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ile Benzerlikler

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarına göre, sanığa yüklenen suçtan dolayı hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Bu kararın verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve kamunun veya mağdurun uğradığı zararın tamamen giderilmesi şarttır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, müsadereye ilişkin hükümler hariç olmak üzere sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin yedinci ve onuncu fıkraları uyarınca, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümdeki hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olsa dahi seçenek yaptırımlara çevrilemez. Sanığın belirlenen denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi ve varsa denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyması halinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Kanun'un 231. maddesinin on ikinci ve on dördüncü fıkraları gereğince bu kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabilir; ayrıca Anayasa'nın 174. maddesinde güvenceye alınan inkılâp kanunlarında düzenlenen suçlar hakkında bu müessese uygulanamaz.

Memnu Hakların İadesi Bakımından Süreç Kanunu ve Adli Sicil Rejimi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki özel kanunların mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesi amacıyla 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilmesi talep edilebilir. Genel kural olarak mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmesi ve kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlemeyip iyi halli olduğunun tespiti aranır. Kesinleşen karar adli sicil arşivine kaydedilir.

5352 sayılı ADLİ SİCİL KANUNU m. 13/AKaynağı aç
Madde 13/A – (Ek: 6/12/2006-5560/38 md.)
(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı
veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının
giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir.
Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları
saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç
yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi
halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması,
gerekir.
(2) Mahkûm olunan cezanın infazına
genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş
olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için,
hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre
kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak
süreden az olamaz.
(3) Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin
talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki
aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.
(4) Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da
Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.
(5) Yasaklanmış hakların geri
verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak
Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
(6) Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi
halinde, adlî sicil arşivine kaydedilir.
(7) Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle
oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır.
Komisyon

5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin ikinci fıkrasına göre infazın genel af veya etkin pişmanlık haricindeki bir hukuki nedenle sona ermesi durumunda, yasaklanmış hakların geri verilmesini talep edebilmek için ilamın kesinleşmesinden itibaren en az beş yıllık sürenin geçmesi ve bu sürenin hükmedilen hapis cezasına üç yıl ilave edilerek hesaplanacak sürenin altında kalmaması aranır. Özel af durumunda kesinleşme tarihine hapis cezasının ve üç yıllık sürenin eklenmesi ile beş yıllık asgari sürenin birlikte gözetilmesi gerekirken; süreç kanunu düzenlemesinde süre hesabı kişinin serbest bırakıldığı tarihe süre eklenmesi esasına dayandırılmaktadır.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi prosedüründe başvuru mercii ve yetki bakımından da temel farklılıklar mevcuttur. Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinin üçüncü fıkrasına göre talep, hükümlü veya vekili tarafından hükmü veren mahkemeye veya ilgilinin ikametgâhı mahkemesine yöneltilir. Süreç kanunu düzenlemesinde ise görevli merci infaz hâkimliği, başvurucu taraf ise kurul olarak belirlenmiştir.

Süreç kanunu af kapsamında mı değerlendirilmektedir?

Genel af kamu davasını düşürüp cezayı tüm neticeleriyle kaldırırken, özel af hapis cezasının infaz süresini veya biçimini değiştirmektedir. Süreç kanununda ise cezada indirim yapılmaksızın veya infaz tamamen kaldırılmaksızın, Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesindeki cezanın ertelenmesine benzer biçimde sürenin tamamlanmasıyla cezanın infaz edilmiş sayılması esası öngörülmektedir.

Süreç kanunu kapsamında erteleme süresi içinde yeni suç işlenirse ne olur?

Erteleme süresi içinde yeni bir suç işlenmesi halinde ertelenen cezanın ertelemesi ortadan kalkar ve yeni suç için ayrı bir kamu davası açılır; ayrıca bu sürede terör suçu işlenmesi halinde de kamu davası açılması esası kabul edilmiştir.

Süreç kanununun erteleme kapsamı dışında tutulan suçlar var mıdır?

Kasten öldürme suçu ile 2005 yılından önce işlenen müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları bu erteleme düzenlemesinin kapsamı dışında bırakılmıştır.

Memnu hakların iadesi başvurusu açısından süreç kanununun farkı nedir?

Adli Sicil Kanunu'nda başvuru hükümlü veya vekili tarafından hüküm ya da ikametgâh mahkemesine yapılırken, süreç kanununda görevli merci infaz hâkimliği ve başvurucu kurul olarak düzenlenmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu