Sulh Hukuk Mahkemesi: Görev Alanı ve Usul Kuralları

by Avukat Erdal Ersoy
Sulh Hukuk Mahkemesi: Görev Alanı ve Usul Kuralları

Sulh hukuk mahkemesi, her yargı çevresinde kurulması gereken tek hakimli genel mahkemelerden biridir. Hangi davanın bu mahkemede açılacağı sorusunun yanıtı öncelikle kanundan gelir: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 1. maddesi, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceğini ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğunu açıkça belirtir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 1Kaynağı aç
MADDE 1- (1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. Asliye hukuk mahkemelerinin görevi

Asliye Hukuk ile Sulh Hukuk Arasındaki Görev İlişkisi

Genel mahkemeler arasında asliye hukuk mahkemesinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. HMK'nın 2. maddesi, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirler; aynı maddenin ikinci fıkrası da HMK ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesini diğer dava ve işler bakımından da görevli sayar. Özel bir kanun hükmüyle açıkça sulh hukuk mahkemesine bırakılmayan dava ve işler bu genel kural uyarınca asliye hukuk mahkemesinde görülür.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
MADDE 2- (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Ölüm veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında görev

HMK m. 4 Kapsamındaki Görevler

HMK'nın 4. maddesi, sulh hukuk mahkemesinin dava konusunun değer veya tutarına bakmaksızın görevli olduğu uyuşmazlık türlerini dört bent hâlinde sayar. Bu bentler; kira ilişkisinden doğan davalar, taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi davaları, yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalar ve HMK ile diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini ya da sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği diğer dava ve işlerdir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler. İKİNCİ AYIRIM Yetki Genel kural

Kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm kira uyuşmazlıkları, bu davalara karşı açılan davalar da kapsam içinde olmak üzere miktar farkı gözetilmeksizin sulh hukuk mahkemesinde görülür. Yalnızca İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler bu genel kuralın dışında tutulmuştur (HMK m. 4/1-a).

Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar da değer sınırı aranmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır (HMK m. 4/1-b). Zilyetliğin korunmasında ise HMK m. 4/1-c hükmü 'sadece' ifadesini içermektedir: yalnızca zilyetliğin korunması isteniyorsa sulh hukuk mahkemesi görevlidir.

Çekişmesiz Yargı İşleri

HMK'nın 382. maddesi çekişmesiz yargıyı; ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan, ilgililerin ileri sürebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı veya hâkimin resen harekete geçtiği hâllere uygulanan yargı olarak tanımlar. Bu kapsamdaki işlerde aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme, HMK m. 383/1 uyarınca sulh hukuk mahkemesidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 382Kaynağı aç
MADDE 382- (1) Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce, aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanmasıdır: a) İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller. b) İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller. c) Hâkimin resen harekete geçtiği hâller. (2) Aşağıdaki işler çekişmesiz yargı işlerinden sayılır: a) Kişiler hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Ergin kılınma. 2) Ad ve soyadın değiştirilmesi. 3) Ölüm karinesi sebebiyle (ilgili yerin mülkî amirinin emriyle) nüfus kütüğüne ölü kaydı düşülen kişinin sağ olduğunun tespiti. 4) Gaiplik kararı. 5) Kişisel durum sicilindeki kaydın düzeltilmesi. b) Aile hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Henüz evlenme yaşında olmayanların evlenmesine izin verme. 2) Gaiplik nedeniyle evliliğin feshi. 3) Evlendirme memurunun, evlenme başvurusunu ret kararına karşı yapılan itiraz. 4) Yeniden evlenmede bekleme süresinin hâkim tarafından kaldırılması. 5) Terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi. 6) Eşlerden birinin, evlilik birliğini tek başına temsil etmek konusunda yetkili kılınması. 7) Aile konutu ile ilgili işlemler için diğer eşin rızasının sağlanamadığı hâllerde hâkimin müdahalesinin istenmesi. 8) Mevcut mal rejiminin eşlerden birinin veya alacaklıların talebiyle mal ayrılığına dönüştürülmesi ve sebeplerin ortadan kalkması hâlinde mal ayrılığından eski rejime geri dönülmesi. 9) Paylaşmalı mal ayrılığında boşanma veya evliliğin iptali hâlinde, aile konutu ve ev eşyasını hangi eşin kullanmaya devam edeceği hakkında karar verilmesi. 10) Sağ kalan eşe aile konutu üzerinde ve ev eşyası üzerinde mülkiyet veya intifa hakkı tanınması. 11) Mal ortaklığında eşlerden birinin mirası reddine izin verilmesi. 12) Ana babaya çocuğun mallarından bir kısmını çocuğun bakım ve eğitimi için sarf etme izninin verilmesi. 13) Velayetin kaldırılması, velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin geri verilmesi. 14) Hâkimin çocuğun mallarının yönetimine müdahale etmesi ve çocuğun mallarının yönetiminin kayyıma devri. 15) Evlilik sona erince velayet kendisinde kalan eşin, hâkime çocuğun malları hakkında defter sunması. 16) Aile yurdunun kurulmasına izin verilmesi, kuruluşun tebliğ ve ilanı, kapatılması hâlinde tapu sicilindeki şerhin silinmesine izin verilmesi, taşınmazın bizzat malik veya ailesi tarafından kullanılması şartına geçici olarak istisna tanınması. 17) 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanuna göre aile mahkemesi hâkimi tarafından karar verilecek tedbirler. 18) Çocuk hâkimi tarafından, çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya resen çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı alınması. 19) Vesayet işleri. c) Miras hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Sulh hâkimi tarafından resmî vasiyetname düzenlenmesi; el yazısı ile vasiyetnamenin sulh hâkimi tarafından saklanması; sözlü vasiyetname tutanağının sulh veya asliye mahkemesine tevdiî. 2) Vasiyeti yerine getirme görevlisine görevinin bildirilmesi. 3) Vasiyeti yerine getirme görevlisinin tereke malları üzerinde tasarruf etmesine izin verilmesi. 4) Gaibin mirasçılarına, gaibe düşen miras payının teslim edilmesi. 5) Tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine ulaşmasını sağlamak için önlem alınması. 6) Mirasçılık belgesi verilmesi. 7) Terekenin yazımı işleminin sona erdiğinin mirasçılara bildirilmesi, mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili; mirasın reddinin, mirası reddeden kişiden sonra gelen mirasçılara bildirilmesi; mirasın reddi süresinin uzatılması. 8) Terekenin resmî defterinin tutulması. 9) Sulh hâkiminin özellikleri olan eşyanın mirasçılardan birine tahsis edilmesi veya satılmasına karar vermesi. ç) Eşya hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması. 2) Taşınmaz rehninde alacaklı için kayyım tayini. d) Borçlar hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Yetkisi sona eren temsilcinin temsil belgesini mahkemeye teslimi. 2) Borçluya ifa veya teminat göstermesi için süre verilmesi. 3) Tevdi mahalli belirlenmesi veya tevdi edilemeyecek eşyanın satılması. 4) Alacaklısı ihtilaflı olan borcun mahkemeye tevdiî. 5) Ayıplı hayvanın bilirkişi tarafından muayenesi. 6) Mesafeli satımlarda ayıbın tespiti veya ayıplı malın satılmasına izin verilmesi. 7) İşçiye kârdan hisse verilmesini öngören iş sözleşmesinde, mahkemenin işverenin hesaplarını inceleyecek bir kişi tayin etmesi. 8) Eser sözleşmesinde eserin ayıplı olup olmadığının bilirkişiye tespit ettirilmesi. 9) Satılmak için komisyoncuya gönderilen eşyanın hasarının tespiti. 10) Komisyoncu elindeki malın açık artırma ile satışına izin verilmesi. e) Ticaret hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Ticari defterlerin zıyaı hâlinde belge verilmesi. 2) Acentenin müvekkili hesabına teslim aldığı malın Borçlar Kanununa göre satılması. 3) Kollektif şirketin tasfiyesinde tasfiye memuru tayini. 4) Komanditer ortağın talebiyle şirket hesaplarını incelemek için eksper tayini. 5) Anonim şirkette ayni sermaye konulması, tescilden itibaren iki yıl içinde sermayenin onda birini aşan tutarda işletme devralınması ve sermaye azaltılmasında bilirkişi raporu alınması ve mahkemenin izni. 6) Kıymetli evrakın iptali. 7) Eşya taşımada eşyanın hasar ve eksiğinin tespit edilmesi; teslim edilememesi hâlinde Borçlar Kanunu hükümlerine göre satılmasına karar verilmesi; gönderilen eşyanın mahkeme marifetiyle muayenesi. 8) Gemi ipoteğinde, malikin bulunamadığı hâllerde kayyım tayini. 9) Deniz raporu tanzimi. 10) Kırkambar sözleşmesinde geminin hareket gününün mahkeme tarafından tayini. 11) Navlun sözleşmesinde, boşaltma limanında malların hâl ve vaziyetinin, ölçü, sayı ve tartısının ekspere tespit ettirilmesi. 12) Müşterek avaryalarda dispeççi tayini ve dispecin mahkemece tasdiki. 13) Denizcilik rizikolarına karşı sigortalarda zararın ve kapsamının belirlenmesi için bilirkişi tayini. 14) Kooperatiflerde ayni sermayeye değer biçilmesi için bilirkişi tayini. f) İcra ve iflas hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) İpotekli alacakta alacaklının gaipliği veya alacağı almaktan kaçınması hâlinde, borç tutarının icra dairesine tevdi edilmesi üzerine icra mahkemesi tarafından ipoteğin fekkine karar verilmesi. 2) Doğrudan doğruya iflas. 3) İflasın kaldırılması. 4) İflasın kapanmasına karar verilmesi. 5) Reddolunmuş mirasın tasfiyesinin, mirasçılardan birinin mirası kabul talebi üzerine mahkeme tarafından durdurulması. 6) Konkordato mühleti verilmesi ve komiserin atanması. 7) Konkordatonun tasdiki. 8) Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasında projenin ilanı ve ara dönem denetçisinin atanması. 9) Fevkalade hâllerde, kusuru olmaksızın borçlarını yerine getiremeyen borçluya mühlet verilmesi. g) Çeşitli kanunlardaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Nüfus kütüklerinin sayfa birleşim yerlerinin asliye hukuk mahkemesince mühürlenmesi. 2) Noterlerin göreve başlarken mahkemede yemin ettirilmeleri. 3) Noter evrak ve defterlerinden alınarak başka yere gönderilecek örneklerin mahkeme tarafından tasdiki. 4) Kamu görevlilerinin mahkeme huzurunda kanunen yemin etme zorunluluğunun öngörüldüğü diğer durumlar. Görevli mahkeme
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 383Kaynağı aç
MADDE 383- (1) Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir. Çekişmesiz yargı işlerinde yetki

HMK m. 382, çekişmesiz yargı işlerini kanun kapsamında ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Eşya hukukuna ilişkin çekişmesiz yargı işleri arasında, taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması ile taşınmaz rehninde alacaklı için kayyım tayini yer alır. Borçlar hukukuna ilişkin çekişmesiz yargı işleri arasında ise yetkisi sona eren temsilcinin temsil belgesini mahkemeye teslimi, borçluya ifa veya teminat göstermesi için süre verilmesi, tevdi mahalli belirlenmesi veya tevdi edilemeyecek eşyanın satılması, alacaklısı ihtilaflı olan borcun mahkemeye tevdii, ayıplı hayvanın bilirkişi tarafından muayenesi, mesafeli satımlarda ayıbın tespiti veya ayıplı malın satılmasına izin verilmesi, işçiye kârdan hisse verilmesini öngören iş sözleşmesinde hesapları inceleyecek kişi tayini ve eser sözleşmesinde eserin ayıplı olup olmadığının bilirkişiye tespit ettirilmesi sayılmaktadır.

HMK m. 382 çeşitli kanunlardaki çekişmesiz yargı işleri arasında noterlerin göreve başlarken mahkemede yemin ettirilmelerini, noter evrak ve defterlerinden alınarak başka yere gönderilecek örneklerin mahkeme tarafından tasdikini ve kamu görevlilerinin mahkeme huzurunda kanunen yemin etme zorunluluğunun öngörüldüğü diğer durumları da saymaktadır. Nüfus kütüklerinin sayfa birleşim yerlerinin mühürlenmesi işi ise aynı hükümde asliye hukuk mahkemesine bırakılmıştır; bu bent bakımından sulh hukuk mahkemesi görevli değildir.

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verilmesi, TMK'nın 598. maddesi uyarınca sulh mahkemesi veya noterlik tarafından yerine getirilen bir işlemdir. Ergin kılınma (kazai rüşt) kararı verilmesi ise HMK m. 382/2-a-l kapsamında çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmakta ve HMK m. 383 gereğince sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 598Kaynağı aç
Madde 598- Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.[31] Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir. Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır. İKİNCİ AYIRIM MİRASIN KAZANILMASI A. Kazanma I. Mirasçılar tarafından

Çekişmesiz ve Hasımlı Yargı Arasındaki Sınır: Miras ve Tapu Uyuşmazlıkları

Bir işlemin çekişmesiz mi yoksa hasımlı mı yürütülmesi gerektiği, hangi mahkemenin görevli olduğunu doğrudan etkiler. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/2125, K. 2016/8540 sayılı kararında, veraset belgesinin iptali davalarının hasımlı olarak açılması zorunlu bulunduğundan çekişmesiz yargı kapsamından çıkıp çekişmeli yargı niteliği kazandığı değerlendirilmiş; bu kararın çoğunluğu, söz konusu davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna ulaşmıştır. Kararda azınlık görüşü bu sonucu paylaşmamaktadır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/2125, K. 2016/8540Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/2125 E.  ,  2016/8540 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.06.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine dair verilen 19.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, muris …'a ait … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/45-884 E. K. sayılı mirasçılık belgesinin iptalini talep etmiştir. Davalı … vekili davanın görev yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar … ve … vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, kararın kesinleşmesinden itibaren …'nın 20/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde taraflardan birinin müracaatı halinde dosyanın görevli … Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6100 sayılı …'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra 01.06.2015 tarihinde açılmıştır. Daha önce yürürlükte bulunan …'nın sulh hukuk mahkemesinin görevini belirleyen 8/II-6. bendi "mirasçılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle, bu belgenin değiştirilmesi veya iptali davalarına…" bakar şeklinde olduğu halde sonradan yürürlüğe giren …'nın 1. maddesinde, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 2. maddesinde ise "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi" olduğu vurgulanmıştır. 6100 sayılı …'nın 4/1-ç bendinde, "Bu kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davalara sulh hukuk mahkemesi bakar" yine aynı kanunun, görevli mahkeme başlığını taşıyan 383/1. fıkrasında; "çekişmesiz yargı" işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesi" olduğu açıklanmıştır. Öte yandan genel hüküm niteliğinde bulunan TMK'nın 598/1 maddesinde de veraset belgesinin sulh hukuk mahkemesince verilmesi öngörülmüştür. 6100 sayılı …'nın "çekişmesiz yargı işleri" başlığını taşıyan 382/2-c maddesinin 6. bendine göre mirasçılık belgesi verilmesi sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girmekte ve çekişmesiz yargı kapsamında kalmaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi …'nın 8/II-6. maddesi uyarınca mirasçılık belgesinin verilmesi, değiştirilmesi veya iptal davaları ile ilgili görev sulh hukuk mahkemesine verildiği halde …'nın 382/2-c maddesinin 6. bendine göre sulh hukuk mahkemeleri sadece veraset belgesi verilmesiyle ilgili istekler konusunda görevlidir. Buradan hareketle veraset belgesinin değiştirilmesi veya daha önce verilen veraset belgesinin iptali davalarının sulh hukuk mahkemesinde görülemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki veraset belgesinin iptali davalarının hasımlı olarak açılması zorunlu bulunduğundan çekişmesiz yargı kapsamından çıkıp çekişmeli yargı mahiyetini aldığı da bir gerçektir. Mahkemece, davanın esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mirasçılık belgesinin iptali davalarında görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.10.2016 tarihinde oyçokluğuyla ile karar verildi. KARŞI OY Dava,…mirasçılarını gösteren … Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 05/11/2013 tarihli ve 2013/45 Esas, 2013/884 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi verilmesi talebiyle açılmıştır. Mahkeme, mirasçılık belgesinin iptali davasında sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu belirterek, mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli … Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Sayın çoğunluk, mirasçılık belgesinin iptali davalarında sulh hukuk mahkemelerinin değil, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir. I- Bilindiği gibi, A) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, “Mirasçılık belgesi” kenar başlıklı 598. maddesinin birinci fıkrasında, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, B) 1512 sayılı Noterlik Kanununun “İtiraz” kenar başlıklı 71/C maddesinde, noterlerin verdikleri mirasçılık belgesi hakkında, menfaati ihlal edilen kişilerin sulh hukuk mahkemesine itirazda bulunabilecekleri, sulh hukuk mahkemesinin, itiraz üzerine verdiği kararın bir örneğinin ilgili notere ve …Birliğine bildirileceği, Hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümlere göre, mirasçılık belgesi başvuru üzerine sulh hukuk mahkemeleri veya noterler tarafından verilebilecektir. Noterler tarafından verilen mirasçılık belgesine karşı, menfaati ihlal edilen kişilerin sulh hukuk mahkemesine itiraz edebilme imkânı bulunmaktadırlar. Dava 01.06.2015 tarihinde açılmış olup görev hususu 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre belirlenecektir. II- 6100 sayılı Kanunun; 1- "Görevin belirlenmesi ve niteliği" kenar başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin, ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların, kamu düzeninden olduğu, 2- "Çekişmesiz yargı işleri" kenar başlıklı 382. maddesinin ikinci fıkrasının, "Miras hukukundaki çekişmesiz yargı işleri" başlıklı "c" bendinin "6" nolu alt bendinde yer alan "Mirasçılık belgesi verilmesinin" çekişmesiz yargı işi olduğu, 3- "Görevli mahkeme" kenar başlıklı 383. maddesinde çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesi olduğu, 4- "Kararlara karşı başvuru yolları" kenar başlıklı 387. maddesinde, çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlara karşı hukuki yararı bulunan ilgililerin, özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde, bu Kanun hükümleri dairesinde istinaf yoluna başvurabilecekleri hükmüne yer verildiği, 5- Geçici 3. maddesinin üçüncü fıkrasında, bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, Hüküm altına alınmıştır. III- 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, sulh hukuk mahkemesinin görevlerini düzenleyen 8. maddesinin ikinci fıkrasının 6. bendinde, mirasçılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle, bu belgenin değiştirilmesi veya iptali davalarını sulh hukuk mahkemesinin göreceği hüküm altına alınmaktaydı. 6100 sayılı Kanun, mirasçılık belgesinin düzenlenmesi konusunu yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde çekişmesiz yargı işlerinden saymış ve görevli mahkemenin sulh mahkemesi olduğunu belirterek 1086 sayılı Kanundan ayrılmamıştır. Mirasçılık belgesinin değiştirilmesi veya iptali konusunda 1086 sayılı Kanundan farklı bir düzenlemeye giden 6100 sayılı Kanun, bu konularda ilk derece mahkemelerini görevlendirmemiş, 387. madde uyarınca hukuki yararı bulunan ilgililerin kararı öğrenmelerinden itibaren iki hafta içinde, ancak istinaf yoluna başvurabileceklerini öngörmüştür. 6100 sayılı Kanunun, mirasçılık belgesinin değiştirilmesi veya iptali konusunda sulh veya asliye hukuk mahkemelerine görev vermediği, bu konuda görevli mahkemenin istinaf yoluna başvurulmak suretiyle bölge adliye mahkemesi olduğu açıktır. Davanın açıldığı tarih itibarıyla bölge adliye mahkemeleri henüz faaliyete geçmediğinden, mirasçılık belgesinin iptali konusunda görevli mahkemeyi belirlemek için 6100 sayılı Kanunun intikal hükümlerine bakmak gerekecektir. Kanunun geçici 3. maddesinin üçüncü fıkrasında, bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi, sulh hukuk mahkemesinin görevlerini düzenleyen 1086 sayılı Kanunun 8. maddesinin ikinci fıkrasının 6. bendinde, mirasçılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle, bu belgenin değiştirilmesi veya iptali davaları sulh hukuk mahkemesinin görevleri arasında sayılmış ve bu davalar yıllarca sulh hukuk mahkemeleri tarafından karara bağlanmıştır. 6100 sayılı Kanunun 1. maddesinde de belirtildiği gibi mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenebilir. Yukarıda yer verilen kanun hükümleri çerçevesinde, dava tarihi itibarıyla mirasçılık belgesinin iptali davasına, bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçmediğinden, eskiden olduğu gibi sulh hukuk mahkemeleri bakmakla görevlidir. Bu nedenlerle, hükmü veren …. Asliye Hukuk Mahkemesini görevli kabul ederek, yerel mahkemenin görevsizlik kararının bozulmasına yönelik sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum.

Tapu kayıt maliki ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespitine ilişkin taleplerde ise uyuşmazlığın niteliği belirleyicidir: talebin çekişmesiz yargı usulüne göre ve TMK m. 1027 ile HMK m. 382/2-ç-1 çerçevesinde ileri sürülmesi hâlinde taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesi görevlidir; buna karşın aynı talep HMK m. 106 kapsamında tespit davası olarak hasımlı biçimde açılmayı gerektirdiğinde HMK'nın 2. maddesi kapsamında kalır ve görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olur. İki sonuç arasındaki ayrım, talebin hasımlı ya da çekişmesiz niteliğine dayanmaktadır.

Mirasta adi istihkak davalarında ise HMK ve TMK'da sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair açık bir düzenleme bulunmadığından, davanın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

TMK'nın 598. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.

Kat Mülkiyetinden Doğan Uyuşmazlıklar

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun Ek 1. maddesi, bu Kanun'un uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlığın sulh mahkemelerinde çözümleneceğini açıkça öngörür.

634 sayılı KAT MÜLKİYETİ KANUNU m. Ek 1Kaynağı aç
Ek Madde 1 – (Ek: 13/4/1983-2814/15 md.) Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir. Kullanma yerlerinin boşaltılması:

Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışmalı davalarda, Yargıtay'ın bazı kararlarında sulh hukuk mahkemelerinin yalnızca Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan doğan maddi zararlara dair davalara bakmakla görevli olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Bu içtihada göre, davanın Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kalıp kalmadığının tespiti, görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Vesayet İşlerinde Sulh Hukuk Mahkemesinin Rolü

Vesayet işlerinde sulh hukuk mahkemesi vesayet makamı olarak görev yapar. TMK'nın 422. maddesi uyarınca vasiliğe atanan kişi bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. İlgili herkes ise vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir. Vasinin şahsına yönelik itiraz vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesince incelenir; mahkeme itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir vasi atar, yerinde görmediği takdirde ise görüşüyle birlikte konuyu denetim makamına bildirir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 422Kaynağı aç
Madde 422- Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. İlgili olan herkes, vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir. Vesayet makamı, vasilikten kaçınma veya itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir vasi atar; yerinde görmediği takdirde, bu konudaki görüşü ile birlikte gerekli kararı vermek üzere durumu denetim makamına bildirir. 2. Geçici görev

Birden Fazla Talep Bulunduğunda Görev

Bir davada talepler hem asliye hukuk hem de sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giriyorsa dava tümüyle asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bağlantılı davalarda ise aralarındaki bağlantı nedeniyle birlikte açılan davalarda bir kısım talepler veya taraflar bakımından özel mahkeme, diğerleri bakımından genel mahkeme görevliyse davaya tümüyle özel mahkemenin bakacağı yönünde Yargıtay içtihadı bulunmaktadır.

Görevsizlik Kararı Sonrasında İzlenecek Yol

Sulh hukuk mahkemesi görevsizlik kararı verdiğinde yalnızca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine hükmeder; dosyayı kendiliğinden görevli mahkemeye gönderemez. HMK'nın 20. maddesi, görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardından taraflardan birinin iki hafta içinde başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesini öngörmektedir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilir; süresi içinde başvurulmazsa dava açılmamış sayılır.

Görevsizlik kararına karşı kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf mahkemesinin görev hakkında verdiği karar kesindir.

İhtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin kararlarda ise HMK'nın 341/1. maddesi nihai karar beklenmeksizin istinaf yoluna başvurulmasına olanak tanır: ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen bu kararlar ile karşı tarafın yokluğunda verilen bu kararlara itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yolu açıktır. Buna karşın istinaf mahkemesinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 341Kaynağı aç
MADDE 341- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/34 md.) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar. (2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.[45] (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir. İstinaf dilekçesi

İcra mahkemelerinin durumu farklıdır: bu mahkemeler önlerine gelen şikayet, itiraz ve itirazın kaldırılması talepleri hakkında yalnızca kabul ya da ret kararı verebilir; görevsizlik kararı verme yetkileri bulunmamaktadır.

Temyiz Yolunun Kapalı Olduğu Hâller

HMK'nın 362. maddesi, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolunun kapalı olduğu hâlleri düzenlemektedir. Özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalara ilişkin kararlar, çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar ve geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar temyiz yoluna kapalıdır. Kira ilişkisinden doğup temyiz sınırını aşan alacak davaları ile kat mülkiyeti kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin davaların temyiz yasağı kapsamı dışında tutulup tutulmadığı HMK m. 362/1-b'nin tamamı okunarak değerlendirilmelidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 362Kaynağı aç
MADDE 362- (1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar.[57] b) Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar. [58][59] c) (Değişik:22/7/2020-7251/39 md.) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar. ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar. d) Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar. e) Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin kararlar. f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar. g) (Ek:22/7/2020-7251/39 md.) 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar. (2) Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir. Kanun yararına temyiz

Zaman Bakımından Uygulama

HMK'nın Geçici 1. maddesinin birinci fıkrası, yargı yolu ve göreve ilişkin hükümlerin Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce açılmış davalara uygulanmayacağını düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümler de Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış dava ve işlerde uygulanmaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. Geçici 1Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz. (2) Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.

Sık Sorulan Sorular

Kira davası sulh hukuk mahkemesinde mi açılır?

Kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm kira uyuşmazlıkları, bu davalara karşı açılan davalar da kapsam içinde olmak üzere, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde görülür. Yalnızca İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler bu genel kuralın dışında tutulmuştur (HMK m. 4/1-a).

Ortaklığın giderilmesi davası nerede açılır?

Taşınır veya taşınmaz mal ya da hakkın paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar, değer sınırı gözetilmeksizin sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 4/1-b).

Veraset ilamı almak için nereye başvurulur?

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) almak için sulh mahkemesine ya da noterliğe başvurulabilir. Bu işlem TMK'nın 598. maddesi kapsamındadır.

Veraset belgesinin iptali davası sulh hukuk mahkemesinde görülebilir mi?

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/2125, K. 2016/8540 sayılı kararında, bu davanın hasımlı açılması zorunlu olduğundan çekişmeli yargı niteliği kazandığı değerlendirilmiş ve çoğunluk, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna ulaşmıştır. Kararda azınlık görüşü bu değerlendirmeyi paylaşmamaktadır.

Kat mülkiyetinden doğan her dava sulh hukuk mahkemesine mi gider?

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar kural olarak sulh mahkemesinde çözümlenir. Bununla birlikte, davanın Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kalıp kalmadığının tespiti, görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından belirleyici olmaktadır.

Görevsizlik kararından sonra ne yapılmalıdır?

Görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardından taraflardan birinin iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilir; süresi içinde başvurulmazsa dava açılmamış sayılır (HMK m. 20).

Görevsizlik kararına nasıl itiraz edilir?

Sulh hukuk mahkemesinin görevsizlik kararına karşı, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf mahkemesinin görev hakkındaki kararı kesindir.

Mahkeme görevi kendiliğinden mi inceler?

HMK'nın 1. maddesi uyarınca göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece gözetilmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu