Sulh hukuk mahkemesi, her yargı çevresinde kurulması gereken tek hakimli genel mahkemelerden biridir. Hangi davanın bu mahkemede açılacağı sorusunun yanıtı öncelikle kanundan gelir: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 1. maddesi, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceğini ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğunu açıkça belirtir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 1Kaynağı aç
Asliye Hukuk ile Sulh Hukuk Arasındaki Görev İlişkisi
Genel mahkemeler arasında asliye hukuk mahkemesinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. HMK'nın 2. maddesi, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirler; aynı maddenin ikinci fıkrası da HMK ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesini diğer dava ve işler bakımından da görevli sayar. Özel bir kanun hükmüyle açıkça sulh hukuk mahkemesine bırakılmayan dava ve işler bu genel kural uyarınca asliye hukuk mahkemesinde görülür.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
HMK m. 4 Kapsamındaki Görevler
HMK'nın 4. maddesi, sulh hukuk mahkemesinin dava konusunun değer veya tutarına bakmaksızın görevli olduğu uyuşmazlık türlerini dört bent hâlinde sayar. Bu bentler; kira ilişkisinden doğan davalar, taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi davaları, yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalar ve HMK ile diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini ya da sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği diğer dava ve işlerdir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm kira uyuşmazlıkları, bu davalara karşı açılan davalar da kapsam içinde olmak üzere miktar farkı gözetilmeksizin sulh hukuk mahkemesinde görülür. Yalnızca İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler bu genel kuralın dışında tutulmuştur (HMK m. 4/1-a).
Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar da değer sınırı aranmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır (HMK m. 4/1-b). Zilyetliğin korunmasında ise HMK m. 4/1-c hükmü 'sadece' ifadesini içermektedir: yalnızca zilyetliğin korunması isteniyorsa sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Çekişmesiz Yargı İşleri
HMK'nın 382. maddesi çekişmesiz yargıyı; ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan, ilgililerin ileri sürebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı veya hâkimin resen harekete geçtiği hâllere uygulanan yargı olarak tanımlar. Bu kapsamdaki işlerde aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme, HMK m. 383/1 uyarınca sulh hukuk mahkemesidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 382Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 383Kaynağı aç
HMK m. 382, çekişmesiz yargı işlerini kanun kapsamında ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Eşya hukukuna ilişkin çekişmesiz yargı işleri arasında, taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması ile taşınmaz rehninde alacaklı için kayyım tayini yer alır. Borçlar hukukuna ilişkin çekişmesiz yargı işleri arasında ise yetkisi sona eren temsilcinin temsil belgesini mahkemeye teslimi, borçluya ifa veya teminat göstermesi için süre verilmesi, tevdi mahalli belirlenmesi veya tevdi edilemeyecek eşyanın satılması, alacaklısı ihtilaflı olan borcun mahkemeye tevdii, ayıplı hayvanın bilirkişi tarafından muayenesi, mesafeli satımlarda ayıbın tespiti veya ayıplı malın satılmasına izin verilmesi, işçiye kârdan hisse verilmesini öngören iş sözleşmesinde hesapları inceleyecek kişi tayini ve eser sözleşmesinde eserin ayıplı olup olmadığının bilirkişiye tespit ettirilmesi sayılmaktadır.
HMK m. 382 çeşitli kanunlardaki çekişmesiz yargı işleri arasında noterlerin göreve başlarken mahkemede yemin ettirilmelerini, noter evrak ve defterlerinden alınarak başka yere gönderilecek örneklerin mahkeme tarafından tasdikini ve kamu görevlilerinin mahkeme huzurunda kanunen yemin etme zorunluluğunun öngörüldüğü diğer durumları da saymaktadır. Nüfus kütüklerinin sayfa birleşim yerlerinin mühürlenmesi işi ise aynı hükümde asliye hukuk mahkemesine bırakılmıştır; bu bent bakımından sulh hukuk mahkemesi görevli değildir.
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verilmesi, TMK'nın 598. maddesi uyarınca sulh mahkemesi veya noterlik tarafından yerine getirilen bir işlemdir. Ergin kılınma (kazai rüşt) kararı verilmesi ise HMK m. 382/2-a-l kapsamında çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmakta ve HMK m. 383 gereğince sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 598Kaynağı aç
Çekişmesiz ve Hasımlı Yargı Arasındaki Sınır: Miras ve Tapu Uyuşmazlıkları
Bir işlemin çekişmesiz mi yoksa hasımlı mı yürütülmesi gerektiği, hangi mahkemenin görevli olduğunu doğrudan etkiler. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/2125, K. 2016/8540 sayılı kararında, veraset belgesinin iptali davalarının hasımlı olarak açılması zorunlu bulunduğundan çekişmesiz yargı kapsamından çıkıp çekişmeli yargı niteliği kazandığı değerlendirilmiş; bu kararın çoğunluğu, söz konusu davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna ulaşmıştır. Kararda azınlık görüşü bu sonucu paylaşmamaktadır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/2125, K. 2016/8540Kaynağı aç
Tapu kayıt maliki ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespitine ilişkin taleplerde ise uyuşmazlığın niteliği belirleyicidir: talebin çekişmesiz yargı usulüne göre ve TMK m. 1027 ile HMK m. 382/2-ç-1 çerçevesinde ileri sürülmesi hâlinde taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesi görevlidir; buna karşın aynı talep HMK m. 106 kapsamında tespit davası olarak hasımlı biçimde açılmayı gerektirdiğinde HMK'nın 2. maddesi kapsamında kalır ve görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olur. İki sonuç arasındaki ayrım, talebin hasımlı ya da çekişmesiz niteliğine dayanmaktadır.
Mirasta adi istihkak davalarında ise HMK ve TMK'da sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair açık bir düzenleme bulunmadığından, davanın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
TMK'nın 598. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
Kat Mülkiyetinden Doğan Uyuşmazlıklar
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun Ek 1. maddesi, bu Kanun'un uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlığın sulh mahkemelerinde çözümleneceğini açıkça öngörür.
634 sayılı KAT MÜLKİYETİ KANUNU m. Ek 1Kaynağı aç
Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışmalı davalarda, Yargıtay'ın bazı kararlarında sulh hukuk mahkemelerinin yalnızca Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan doğan maddi zararlara dair davalara bakmakla görevli olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Bu içtihada göre, davanın Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kalıp kalmadığının tespiti, görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Vesayet İşlerinde Sulh Hukuk Mahkemesinin Rolü
Vesayet işlerinde sulh hukuk mahkemesi vesayet makamı olarak görev yapar. TMK'nın 422. maddesi uyarınca vasiliğe atanan kişi bu durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. İlgili herkes ise vasinin atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri sürebilir. Vasinin şahsına yönelik itiraz vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesince incelenir; mahkeme itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir vasi atar, yerinde görmediği takdirde ise görüşüyle birlikte konuyu denetim makamına bildirir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 422Kaynağı aç
Birden Fazla Talep Bulunduğunda Görev
Bir davada talepler hem asliye hukuk hem de sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giriyorsa dava tümüyle asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bağlantılı davalarda ise aralarındaki bağlantı nedeniyle birlikte açılan davalarda bir kısım talepler veya taraflar bakımından özel mahkeme, diğerleri bakımından genel mahkeme görevliyse davaya tümüyle özel mahkemenin bakacağı yönünde Yargıtay içtihadı bulunmaktadır.
Görevsizlik Kararı Sonrasında İzlenecek Yol
Sulh hukuk mahkemesi görevsizlik kararı verdiğinde yalnızca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine hükmeder; dosyayı kendiliğinden görevli mahkemeye gönderemez. HMK'nın 20. maddesi, görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardından taraflardan birinin iki hafta içinde başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesini öngörmektedir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilir; süresi içinde başvurulmazsa dava açılmamış sayılır.
Görevsizlik kararına karşı kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf mahkemesinin görev hakkında verdiği karar kesindir.
İhtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin kararlarda ise HMK'nın 341/1. maddesi nihai karar beklenmeksizin istinaf yoluna başvurulmasına olanak tanır: ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen bu kararlar ile karşı tarafın yokluğunda verilen bu kararlara itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yolu açıktır. Buna karşın istinaf mahkemesinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 341Kaynağı aç
İcra mahkemelerinin durumu farklıdır: bu mahkemeler önlerine gelen şikayet, itiraz ve itirazın kaldırılması talepleri hakkında yalnızca kabul ya da ret kararı verebilir; görevsizlik kararı verme yetkileri bulunmamaktadır.
Temyiz Yolunun Kapalı Olduğu Hâller
HMK'nın 362. maddesi, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolunun kapalı olduğu hâlleri düzenlemektedir. Özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalara ilişkin kararlar, çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar ve geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar temyiz yoluna kapalıdır. Kira ilişkisinden doğup temyiz sınırını aşan alacak davaları ile kat mülkiyeti kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin davaların temyiz yasağı kapsamı dışında tutulup tutulmadığı HMK m. 362/1-b'nin tamamı okunarak değerlendirilmelidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 362Kaynağı aç
Zaman Bakımından Uygulama
HMK'nın Geçici 1. maddesinin birinci fıkrası, yargı yolu ve göreve ilişkin hükümlerin Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce açılmış davalara uygulanmayacağını düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümler de Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış dava ve işlerde uygulanmaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. Geçici 1Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Kira davası sulh hukuk mahkemesinde mi açılır?
Kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm kira uyuşmazlıkları, bu davalara karşı açılan davalar da kapsam içinde olmak üzere, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde görülür. Yalnızca İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler bu genel kuralın dışında tutulmuştur (HMK m. 4/1-a).
Ortaklığın giderilmesi davası nerede açılır?
Taşınır veya taşınmaz mal ya da hakkın paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar, değer sınırı gözetilmeksizin sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m. 4/1-b).
Veraset ilamı almak için nereye başvurulur?
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) almak için sulh mahkemesine ya da noterliğe başvurulabilir. Bu işlem TMK'nın 598. maddesi kapsamındadır.
Veraset belgesinin iptali davası sulh hukuk mahkemesinde görülebilir mi?
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/2125, K. 2016/8540 sayılı kararında, bu davanın hasımlı açılması zorunlu olduğundan çekişmeli yargı niteliği kazandığı değerlendirilmiş ve çoğunluk, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna ulaşmıştır. Kararda azınlık görüşü bu değerlendirmeyi paylaşmamaktadır.
Kat mülkiyetinden doğan her dava sulh hukuk mahkemesine mi gider?
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar kural olarak sulh mahkemesinde çözümlenir. Bununla birlikte, davanın Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kalıp kalmadığının tespiti, görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından belirleyici olmaktadır.
Görevsizlik kararından sonra ne yapılmalıdır?
Görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardından taraflardan birinin iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilir; süresi içinde başvurulmazsa dava açılmamış sayılır (HMK m. 20).
Görevsizlik kararına nasıl itiraz edilir?
Sulh hukuk mahkemesinin görevsizlik kararına karşı, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf mahkemesinin görev hakkındaki kararı kesindir.
Mahkeme görevi kendiliğinden mi inceler?
HMK'nın 1. maddesi uyarınca göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece gözetilmesi gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

