Bir avukat, vekâleten takip ettiği boşanma davasında kural olarak tanıklık yapabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/2209 E. ve 2020/475 K. sayılı kararında avukatın temsil ettiği davada taraflara oranla üçüncü kişi konumunda olduğunu; bu nedenle görev nedeniyle öğrendiği hususlar dışında tanıklık etmek zorunda bulunduğunu hükme bağlamıştır. Bu sonuç önemli sınırlarla birlikte geçerlidir: meslek sırrı kapsamındaki bilgiler için Avukatlık Kanunu m. 36 çerçevesinde bağımsız bir çekinme hakkı mevcuttur ve söz konusu karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2209, K. 2020/475Kaynağı aç
Tanık Kavramı ve Avukatın Hukuki Konumu
HMK m. 240/1 çerçevesinde tanık, çekişmeli konu hakkında bilgi ve görgüsü bulunan üçüncü kişi olarak tanımlanmaktadır; davanın tarafları bu sıfatla dinlenemez. Avukat ise dava taraflarından bağımsız, temsil ilişkisi içinde yer alan ayrı bir kişidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu gerekçeyi esas alarak avukatı taraf yasağının dışında tutmuş ve onu üçüncü kişi olarak değerlendirmiştir. Bu yaklaşım söz konusu kararda çoğunluk görüşünü oluşturmaktadır. Bununla birlikte karşı oy, avukatın tarafın temsilcisi sıfatı nedeniyle aynı yasağa tabi tutulması gerektiğini savunmuştur.
Meslek Sırrı ve Çekinme Hakkının Sınırları
Avukatın tanıklık yapabilmesi, görev nedeniyle öğrendiği bilgileri de özgürce açıklayabileceği anlamına gelmez. Avukatlık Kanunu m. 36 uyarınca avukatlar, kendilerine tevdi edilen veya avukatlık görevi dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vuramaz; bu konularda tanıklık edebilmeleri iş sahibinin muvafakatini almış olmalarına bağlıdır. Müvekkil rıza göstermeden avukat, görev kapsamında edindiği bilgiler hakkında tanıklık edemez.
1136 sayılı AVUKATLIK KANUNU m. 36Kaynağı aç
Avukatlık Kanunu m. 36, iş sahibinin muvafakatinin bulunduğu hâllerde de avukata bağımsız bir çekinme hakkı tanımaktadır: iş sahibi açıklamaya izin verse dahi avukat tanıklıktan çekinebilir ve bu hakkın kullanılması avukat bakımından hukuki ya da cezai sorumluluk doğurmaz. HMK m. 249 da bu güvenceyi usul hukuku düzleminde pekiştirmekte ve Avukatlık Kanunu m. 36 hükmünü açıkça saklı tutmaktadır: kanun gereği sır olarak korunan bilgiler bakımından tanıklığa başvurulan kimse kural olarak sır sahibinin izniyle çekinme hakkını kaybedebilir; ancak Avukatlık Kanunu m. 36 kapsamındaki avukatlık sırrı bu kuralın dışında tutulmuştur.
Görev Dışında Öğrenilen Bilgiler
Avukatın çekinme hakkı yalnızca avukatlık göreviyle bağlantılı olarak edinilen bilgilerle sınırlıdır. Avukat, göreviyle bağlantısı bulunmayan bilgiler söz konusu olduğunda tanıklık yapmakla yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu davadaki çoğunluk gerekçesi bu ayrımı ortaya koymaktadır: görev nedeniyle öğrenilen hususlar çekinme kapsamında kalır; bunun ötesindeki bilgiler bakımından ise tanıklık yükümlülüğü devam eder.
Tanık Listesi ve Usul Koşulları
Avukatın tanık olarak dinlenebilmesi için usul koşullarının da eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. HMK m. 240 uyarınca tanık gösteren taraf, dinleteceği tanıkların adı, soyadı ve tebligata elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunmak zorundadır. Listede gösterilmemiş kişiler tanık olarak dinlenemez; ikinci bir tanık listesi de verilemez. Bunun yanı sıra her tanığın hangi vakıa hakkında dinleneceği dilekçede ayrıca bildirilmelidir. Avukatın tanık olarak gösterilmesi de bu genel usule tabidir.
Silahların Eşitliği İlkesi Bağlamındaki Önemi
Boşanma davalarında tarafların delil sunma imkânları bakımından eşit muamele görmeleri, AİHS m. 6, Anayasa m. 36 ve HMK m. 27'de güvence altına alınan silahların eşitliği ilkesinin gereğidir. Bu ilke uyarınca yargılamanın her aşamasında taraflara iddia ve savunmalarını ispata yarayan delillerini sunabilmek için aynı imkânlar tanınmalıdır. Avukat tanıklığının kabul edilip edilmemesi bu ilkeyle doğrudan bağlantılıdır; zira tanığın dinlenip dinlenmeyeceğine ilişkin karar, karşı tarafın delil dengesini etkileyebilir.
Avukatlık Kanunu m. 38 ve İşi Reddetme Zorunluluğu
Avukatlık Kanunu m. 38, avukatın hangi hâllerde işi reddetmek zorunda olduğunu düzenlemekte ve bu haller arasında daha önce hâkim, hâkem, Cumhuriyet savcısı, bilirkişi veya memur olarak o işte görev yapmış olmayı saymaktadır. Aynı maddede daha önce tanık olarak dinlenmiş olmak, işi reddetme zorunluluğu doğuran haller arasında yer almamaktadır. Bu tespit, karardaki karşı oy gerekçesinde değinilen bir nokta olmakla birlikte çoğunluk görüşünde yer almamıştır; bu nedenle bu tespite dayalı sonuçların ihtiyatla değerlendirilmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Avukat, müvekkilin izni olmadan görev sırasında öğrendiği bilgileri mahkemede açıklayabilir mi?
Hayır. Avukatlık Kanunu m. 36 gereğince avukat, görev dolayısıyla öğrendiği hususları müvekkilinin muvafakati olmaksızın açığa vuramaz ve bu konularda tanıklık edemez. Müvekkil rıza gösterse bile aynı madde avukata bağımsız bir çekinme hakkı tanımakta ve bu hakkın kullanılmasının hukuki ya da cezai sorumluluk doğurmayacağını açıkça düzenlemektedir.
Avukat tanık listesine eklenmezse yine de dinlenebilir mi?
Hayır. HMK m. 240 uyarınca tanık listesinde gösterilmemiş kişiler dinlenemez ve ikinci bir tanık listesi de verilemez. Avukatın tanık olarak dinlenebilmesi için usulüne uygun biçimde tanık listesine eklenmesi ve hangi vakıa hakkında dinleneceğinin dilekçede belirtilmesi zorunludur.
Boşanma davasında avukat hem vekil hem tanık sıfatını aynı anda taşıyabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/2209 E. ve 2020/475 K. sayılı kararında avukatın vekâleten takip ettiği davada üçüncü kişi sayılacağını ve görev nedeniyle öğrendikleri dışında tanıklık yapmak zorunda olduğunu belirlemiştir. Bu karar oy çokluğuyla verilmiş olup karşı oy, avukatın taraf temsilcisi sıfatı nedeniyle taraf yasağına tabi tutulması gerektiğini savunmuştur.
Avukatın meslek sırrı kapsamındaki bilgiler için çekinme hakkı nasıl işler?
Avukatlık Kanunu m. 36 uyarınca avukat, görev dolayısıyla öğrendiği hususlar hakkında iş sahibinin muvafakati olmadan tanıklık edemez. İş sahibi rıza gösterse dahi avukat yine de tanıklıktan çekinebilir; bu hakkın kullanılması avukat bakımından hukuki veya cezai sorumluluk doğurmaz. HMK m. 249 ise bu güvenceyi usul düzleminde saklı tutmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

