Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği İlkesinin Temel Dayanakları
Suçta ve cezada şahsilik ilkesi uyarınca ceza sorumluluğu bizzat suçu işleyen veya suça iştirak eden kişiyle sınırlıdır. Bu kural doğrultusunda hiç kimse başkasının gerçekleştirdiği eylemden ötürü cezalandırılamaz veya iştirak hali bulunmadıkça bir başkasının fiilinden mesul tutulamaz. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi Anayasa ile teminat altına alınmış olup cezaların ve güvenlik tedbirlerinin şahsi olması ve kişinin yalnızca kendi kusurlu eyleminden sorumlu tutulabileceği esasına dayanır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu düzenlemelerinde de kimsenin işlediği fiilden dolayı başkasının cezalandırılamayacağı ve ceza sorumluluğunun şahsi olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.
Kusur İlkesi ve Şahsi Mesuliyetin Sınırları
Bir kimsenin cezalandırılabilmesi için kusur ilkesi doğrultusunda suça konu eylemi bilerek ve isteyerek yani kastla ya da dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak yani taksirle gerçekleştirmesi şarttır. Kişilerin sırf aynı evde ikamet etmesi, aynı soyadını taşıması, aynı hesabı kullanması veya aynı şirkette ortak bulunması gibi durumlar tek başına bir ceza sorumluluğu doğurmaz.
Suça İştirak ve Aile Bireylerinin Hukuki Konumu
Aile bireylerinin suça dahil olması halinde akrabalık bağından kaynaklanan bir sorumluluk söz konusu olmaz. Bu kişiler ancak suça iştirak hükümleri kapsamında değerlendirilir. Suçun işlenmesine birlikte karar verip fiili birlikte icra edenler müşterek fail, suç işleme kararı bulunmayan bir kişiyi suça yönlendirenler azmettirici, suçun icrasını kolaylaştıran veya yardım sağlayanlar ise yardım eden sıfatıyla kendi eylemleri çerçevesinde sorumlu tutulurlar. Benzer biçimde evlilik birliği içerisinde eşlerden birinin suç işlemesi durumunda diğer eş otomatik olarak cezai sorumluluk taşımaz; diğer eşin suça bilerek ve isteyerek katıldığı ya da yardım ettiği somut olarak ispat edilmedikçe ortak yaşamdan ötürü ceza verilmez.
Çocukların işlediği suçlar sebebiyle anne ve babalara ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde haksız fiil hükümleri uyarınca çocuğun neden olduğu zararın giderilmesi bakımından ebeveynlerin medeni hukuk kapsamında tazminat sorumlulukları gündeme gelebilir. Buna karşılık ebeveynlerin çocuğu suça azmettirmesi, suça teşvik etmesi, suç için araç kılması veya silah temin etmesi gibi kendi kusurlu fiilleri bulunuyorsa, ebeveynler bu şahsi eylemleri nedeniyle ceza sorumluluğu altına girerler.
Malvarlığı Yaptırımları ve Yakınların Usulî Güvenceleri
Adli para cezası şahsi bir ceza yaptırımı niteliğindedir ve hakkında mahkûmiyet kararı verilen kişinin şahsına verilir. Bu cezanın aile bütçesinden karşılanması aile fertlerine hukuken cezai bir sorumluluk yüklemez. Suçta kullanılan veya suçtan elde edilen eşya bakımından müsadere kararı verilebilmekle birlikte, söz konusu malvarlığı değerlerinin iyi niyetli üçüncü kişilere ait olması ya da bu kişilerin olayda haber, kast veya ihmallerinin bulunmaması durumunda müsadere uygulanmaz.
Ceza yargılamasında şüpheli veya sanığın yakın ilişkileri usul hukuku bakımından da korunmuştur. Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca şüphelinin veya sanığın eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri ve nişanlısı belirli şartlar dahilinde tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir ve ifade vermeye zorlanamazlar.
Tüzel Kişiler ve Devlet Görevlilerinin Durumu
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 20/2 uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; ancak suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır. Organ veya temsilcilerin fiil ve işlemleri nedeniyle tüzel kişinin tazminat ya da özel hukuk sorumluluğu doğabilir. Bazı suçlarda tüzel kişiye para cezası verilebilmesi yönündeki yaklaşımlar bulunsa da bu hal tüzel kişinin ceza hukuku anlamında cezai sorumluluğu olduğu biçiminde değerlendirilmez. Uluslararası alanda ise devletlerin uluslararası hukuk kişiliği bulunmasına karşın cezai sorumlulukları kabul edilmemekte; suç teşkil eden eylemlerde cezai sorumluluk fiili gerçekleştiren devlet görevlisinin şahsına ait olmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 20Kaynağı aç
fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç
dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar
saklıdır.
Kast
Bir kimse aile bireyinin işlediği suç nedeniyle ceza alabilir mi?
Hayır, suçta ve cezada şahsilik ilkesi gereğince kimse başkasının işlediği fiilden dolayı cezalandırılamaz; aile bireyinin eylemine bilerek ve isteyerek iştirak edilmediği sürece akrabalık veya evlilik bağı ceza sorumluluğu doğurmaz.
Çocuğun işlediği suçtan dolayı anne ve babaya ceza verilir mi?
Çocuğun işlediği suçtan ötürü anne ve babaya ceza verilemez, ancak ebeveynin ihmali varsa Türk Borçlar Kanunu kapsamında tazminat sorumluluğu doğabilir veya ebeveyn çocuğu suça azmettirmişse kendi fiili sebebiyle cezalandırılabilir.
Tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanabilir mi?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 20/2 uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır. Tüzel kişilerin özel hukuk veya tazminat sorumluluğu gündeme gelebilmekle birlikte, bazı suçlarda para cezası verilebilmesi de tüzel kişinin cezai sorumluluğu bulunduğu anlamına gelmez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

