Suça teşebbüs, failin işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlamasına karşın, elinde olmayan nedenlerle eylemini tamamlayamaması halinde söz konusu olur. Suçun oluşması kural olarak kastın varlığına bağlıdır; kast ise suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Ceza adaletinde işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunması ilkesi geçerli olup suça teşebbüs durumunda fail tamamlanmış suça nazaran ceza indiriminden yararlanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 35Kaynağı aç
hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle
tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin
ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine ondört
yıldan yirmibir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.[4]
Gönüllü vazgeçme
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 21Kaynağı aç
suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini
öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis
cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla
kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden
yarısına kadar indirilir.
Taksir
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 3Kaynağı aç
orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep,
milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi
inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları
yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.
Kanunun bağlayıcılığı
Suça Teşebbüsün Unsurları ve İcra Hareketlerinin Başlaması
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca failin suça teşebbüsten sorumlu tutulabilmesi için işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya koyulması ve eylemin failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamaması aranır. Kanunda doğrudan doğruya icraya başlama ölçütü esas alındığından sırf hazırlık aşamasında kalan hareketler cezalandırılmaz. İcra hareketlerinin varlığı için yapılan eylemin işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içinde bulunması gerekir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2023/4266 Esas ve 2024/284 Karar sayılı ilamına konu somut olayda; taksisine binen mağduru takip ederek evinin önünde kolundan tutup taksiye çekmeye çalışan sanığın, mağdurun kendisini geri çekip tepki göstermesi üzerine kolunu bırakarak taksiyle olay yerinden ayrılması fiili cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs olarak kabul edilmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/4266, K. 2024/284Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1544 E., 2023/207 K.
SUÇ : Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla uygulanan usul hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 28.10.2011 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs suçundan dava açılmıştır.
2.Diyarbakır 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07.06.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
3.Diyarbakır 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli kararı ile denetim süresi içinde suç işleyen sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasına karar verilmiştir.
4.Diyarbakır 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 29.09.2022 tarihli kararı ile gerekçesiz olarak hükmün açıklanması geri bırakılan karara atıf yapılmak suretiyle hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5.Diyarbakır 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, atılı suçu işlemediği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, lehe hükümlerin uygulanmadığı ve benzeri nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın uzun süredir takip ettiği mağdura birkaç kez ''seni taksiyle gideceğin yere kadar götüreyim'' dediği, suç tarihinde taksisinden inip kolundan çekerek taksiye götürmeye zorladığı, mağdurun kendini çekerek ''ne yapıyorsun sen'' dediğinde sanığın ''siz beni yanlış anladınız'' diyerek kolunu bıraktığını ve aracına binip gittiği, sanığın cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre daha önce ticari taksisine bindiği sanığın kendisini takip etmeye başladığı, en son mağdurun evinin önünde beklediği, işe gitmek üzere yürüdüğü esnada yanına geldiği, kolundan tutarak taksiye doğru çekmeye başladığı, mağdurun kendisini geri çekerek ''ne yapıyorsun sen'' söylemi üzerine kolunu bırakıp taksi ile olay yerinden ayrıldığı, sanığın böylece cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs suçunu işlediği anlaşılmakla yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2023 tarihli kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2024 tarihinde karar verildi.
Teşebbüs Halinde Verilecek Ceza ve İndirim Oranları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre teşebbüs halinde fail hakkında uygulanacak yaptırım, ortaya çıkan zarar veya tehlikenin ağırlığına göre tayin edilir. Bu doğrultuda kanun, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülen fiillerde ondört yıldan yirmibir yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ise on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası uygulanmasını öngörmektedir. Diğer cezalar bakımından ise faile verilecek temel ceza üzerinden dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.
Gönüllü Vazgeçme ve Etkin Pişmanlıktan Ayrımı
5237 sayılı Kanun'un 36. maddesi gereğince fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlerse teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Buna karşın vazgeçme anına kadar icra edilen hareketler esasen başka bir suç oluşturduğu takdirde sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır. Gönüllü vazgeçme tamamlanmış suçların ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 36Kaynağı aç
veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini
önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir
suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Suça
İştirak
Faillik
Gönüllü vazgeçme suç tamamlanmadan veya netice gerçekleşmeden önce icra hareketlerinin terk edilmesi ya da neticenin engellenmesi halinde gündeme gelirken; etkin pişmanlık belirli suç tiplerinde suçun tamamlanmasından sonra ortaya çıkan, zararın giderilmesi, eski hale getirme veya malın iadesi durumlarını kapsar.
Vazgeçmenin sübjektif şartı olan gönüllülük, ahlaki saik veya gerçek anlamda bir pişmanlık taşımayı zorunlu kılmaz. Failin korku, mağdura acıma ya da vicdan azabı gibi iç etkenlerle veya suçu daha sonra işlemek düşüncesiyle icrayı kendi iradesiyle bırakması durumunda da gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır. Dıştan gelen zorlayıcı bir engel bulunmaksızın eyleme devam etme imkanı varken kendi iradesiyle icraya son verilmesi yeterlidir.
İcra Hareketlerinin Tamamlanmasından Sonra Neticenin Önlenmesi
İcra hareketlerinin tamamlanmasından sonra gönüllü vazgeçme hükmünün tatbiki için failin suçun tamamlanmasını veya neticenin doğmasını önlemek bakımından ciddi bir çaba göstermesi ve sonucun bu çaba nedeniyle meydana gelmemesi şarttır. Failin bu yöndeki davranışı bizzat müdahalede bulunmasını zorunlu kılmayıp, iradesine dayanan ve sonucu önlemeye yönelik hareketler kapsamında ilk yardım ekibinin veya itfaiyenin çağrılması gibi üçüncü kişilerin hareketlerine neden olunması yoluyla sonucun engellenmesi de yeterli görülebilir.
Aşılabilir Mukavemet ve Suç Vasfının Tayini
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/2281 Esas ve 2025/4818 Karar sayılı ilamına konu somut olayda; mağdurun aşılabilir mukavemeti haricinde eylemi tamamlamasını engelleyen dışsal bir neden bulunmaksızın organ sokma fiilini kendiliğinden sonlandıran sanık hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsten mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuş, sübuta eren cinsel saldırı suçundan ceza tayin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde mağdurun bağıracağını söylemesi gibi aşılabilir bir direnç karşısında dokunmaktan kendiliğinden vazgeçilen hallerde de teşebbüs yerine, vazgeçme anına kadar gerçekleşen eylem uyarınca cinsel taciz suçu üzerinden vasıflandırma yapılabilmektedir. Dış bir engel olmaksızın icranın kendiliğinden bırakıldığı durumlarda failin sorumluluğu, teşebbüsten ziyade o ana kadar tamamlanmış olan eylemin hukuki vasfına göre belirlenmektedir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2025/2281, K. 2025/4818Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/2 E., 2016/126 K.
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs ettiği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın müsnet suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle, mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Tüm dosya kapsamına göre; sanığın, katılan mağdurenin aşılabilir mukavemeti dışında organ sokma eylemini tamamlamasına engel harici neden olmaksızın kendiliğinden sonlandırdığının anlaşılması karşısında mevcut haliyle sübuta eren eyleminin cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/1-1, 102/3-a, c maddeleri uyarınca hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,28.05.2025 tarihinde karar verildi.
Bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama mı oluşturduğunun tespitinde; taraflar arasındaki husumet ve derecesi, saldırı aletinin öldürmeye elverişliliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudundaki yaraların yerleri ve niteliği, hedef seçme olanağı ile failin fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir sebepten dolayı mı son verdiği gibi ölçütler birlikte değerlendirilir.
Fail suçu işlemekten kendi iradesiyle vazgeçerse ceza alır mı?
Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını ya da neticenin gerçekleşmesini önlerse işlemeyi kastettiği suça teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; ancak vazgeçme anına kadar gerçekleşen fiil esasen bir suç oluşturuyorsa sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
Gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık arasındaki fark nedir?
Gönüllü vazgeçme suç tamamlanmadan önce icra hareketlerinin terk edilmesi veya neticenin önlenmesi durumunda uygulanırken; etkin pişmanlık belirli suçlar bakımından suçun tamamlanmasından sonra meydana gelen zararın giderilmesi, eski hale getirilmesi veya malın iadesini kapsar.
İcra hareketleri bittikten sonra üçüncü kişileri çağırmak gönüllü vazgeçme sayılır mı?
İcra hareketlerinin tamamlanmasının ardından failin iradesine dayalı ciddi bir çaba göstererek ilk yardım veya itfaiye ekiplerini çağırması ve neticenin bu çaba sayesinde engellenmiş olması halinde fail gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

