Yağma Suçu Nedir? TCK 148 Cezası ve Nitelikli Unsurları

by Avukat Erdal Ersoy
Yağma Suçu Nedir? TCK 148 Cezası ve Nitelikli Unsurları

Yağma Suçu ve Hırsızlıktan Farkı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin birinci fıkrasına göre; failin cebir uygulaması yahut mağdurun ya da bir yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına saldıracağı ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara yol açacağı tehdidiyle bir malı vermeye veya alınmasına karşı koymamaya zorlaması yağma suçunu oluşturur. Bu fiili gerçekleştiren fail hakkında altı yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun oluşabilmesi için yöneltilen zorlama veya korkutmanın neticesinde mağdurun mal üzerindeki tasarruf imkânının sınırlandırılması şarttır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 148Kaynağı aç
Madde 148- (1) Bir başkasını, kendisinin veya
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından
bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın
alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak
mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var
olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir
senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline
getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya
imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.
(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta
ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda
cebir sayılır.
Nitelikli yağma

Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunda zilyedinin rızası olmaksızın başkasına ait taşınır bir malın yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alınması yaptırıma bağlanmış olup faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Yağma suçunu hırsızlıktan ayıran temel unsur, taşınır malın zilyetliğini elde etmeye veya karşı koymayı engellemeye yönelik cebir ya da tehdit vasıtalarının kullanılmasıdır. Cebir veya tehdit içermeyen fiiller yağma kapsamında kabul edilmez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 141Kaynağı aç
Madde 141- (1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir
malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden
alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Nitelikli hırsızlık[64]

Senet Yağması ve Cebir Sayılan Hâller

Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi yahut borcun sona erdiğini gösteren bir belgeyi vermeye ya da alınmasını kabullenmeye mecbur edilmesi de yağma sayılır. Benzer biçimde ileride borç doğurucu senede dönüştürülebilecek bir kâğıdın imzalatılması, mevcut bir senedin yok edilmesi ya da imhasına mani olunmasının engellenmesi durumlarında da fail hakkında altı yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin üçüncü fıkrasına göre mağdurun herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de yağma suçunda cebir sayılır. Mağdurun iradesini ve fiziksel mukavemetini devre dışı bırakan araçların kullanılması kanun gereği cebir unsuru yerine geçer.

Nitelikli Yağma Halleri ve Cezası

Türk Ceza Kanunu'nun 149. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yağma suçunun silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, birden fazla kişi tarafından birlikte veya yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde işlenmesi nitelikli hâl oluşturur. Suçun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi, suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak icra edilmesi, suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla yapılması veya gece vaktinde gerçekleştirilmesi durumlarında da fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince gece vakti, güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresidir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 149Kaynağı aç
Madde 149- (1) Yağma suçunun;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak
bir hale koyması suretiyle,
c) Birden fazla kişi tarafından
birlikte,
d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64
md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
e) Beden veya
ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
f) Var olan
veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten
yararlanılarak,
g) Suç örgütüne yarar sağlamak
maksadıyla,
h) Gece vaktinde,
İşlenmesi halinde,
fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Yağma
suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle
ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna
ilişkin hükümler uygulanır.
Daha az cezayı gerektiren hâl
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,
b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,
c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya
seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak
katılan kişi,
d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler,
adlî ve idarî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve
avukatlar,[2]
e) Gece vakti deyiminden; güneşin
batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam
eden zaman süresi,
f) Silah deyiminden;
1. Ateşli silahlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak
üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve
savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa
yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel
ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar,
h) İtiyadi suçlu deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha
ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve
farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi,
i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan
elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi,
j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten,
örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç
işleyen kişi,
anlaşılır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Kanunun
Uygulama Alanı
Zaman bakımından uygulama

Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde silah kavramı; ateşli silahlar, patlayıcılar, kesici, delici, bereleyici aletler ile saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen bu amaçla kullanılmaya elverişli diğer şeyleri kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Yapısı itibarıyla saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli sopa gibi aletlerle konutta gerçekleştirilen yağma fiillerinde kanunun 149. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentleri doğrultusunda nitelikli yağma cezası uygulanır.

Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, Türk Ceza Kanunu'nun 149. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca fail hakkında ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler tatbik edilir.

Alacağın Tahsili, Malın Değer Azlığı ve Suça Teşebbüs

Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanan kimse hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yağma suçu hükümleri uygulanmaz; fail yalnızca eylemine uyan tehdit veya kasten yaralama suçundan dolayı cezalandırılır. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı hâlinde verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir; bu indirim kanunda hâkimin takdirine bırakılmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150- (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye
dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak
tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Yağma suçunun konusunu
oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya
kadar indirilebilir.[68]
Mala zarar verme

Kişinin ölüm ve darp tehdidiyle baskı altında tutulup üçüncü kişiler aracılığıyla ödeme yapmaya mecbur bırakıldığı olaylarda fiil yağma suçu kapsamında değerlendirilebilmektedir. Ayrıca bir kimsenin yönlendirmesiyle işyerine gidilerek borcun ödenmesini sağlamak amacıyla zorla senet imzalatılmaya çalışılırken kolluğun müdahalesi sonucu fiilin tamamlanamaması hâlinde, eylemi gerçekleştirenlerin müşterek fail sıfatıyla suça teşebbüsten sorumlu tutulması söz konusu olur.

Etkin Pişmanlık, İçtima ve Muhakeme Kuralları

Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezada Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi uyarınca indirim öngörülmüştür. Suç tamamlandıktan sonra kovuşturma başlamadan önce bizzat pişmanlık gösterilerek mağdurun zararının tamamen giderilmesi hâlinde ceza yarısına kadar; kovuşturma başladıktan sonra fakat mahkemece hüküm verilmeden önce giderilmesi hâlinde ise üçte birine kadar indirilir. Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde bu indirimlerin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır. Mağdurdan cebirle alınan bir eşyanın sonradan kolayca bulunabilecek şekilde terk edilmesi gibi durumlar da somut olayın özelliklerine göre tamamlanmış yağma suçu çerçevesinde etkin pişmanlık hükümleriyle değerlendirilebilmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72]
suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan
önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek
cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde
üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin
pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı
zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise,
verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki
defadan fazla yararlanamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Dolayısıyla failin aynı mağdura karşı farklı zamanlarda gerçekleştirdiği yağma fiilleri ya da tek bir fiille birden fazla kişiyi hedef alması hâlinde her bir eylemden dolayı ayrı ayrı ceza tayin edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin sekizinci alt bendi uyarınca yağma suçu, kuvvetli suç şüphesinin varlığı hâlinde tutuklama nedeni var sayılabilecek katalog suçlar arasında yer alır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmayıp re'sen yürütülür; mağdurun şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi gereğince yağma suçu uzlaştırma kapsamında yer almamaktadır. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun bu kapsama girmeyen bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde de kural olarak uzlaşma hükümleri uygulanmaz; ancak uzlaştırma kapsamındaki suçun önödeme kapsamındaki bir suç ile birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâli bu kuralın istisnasını oluşturur. 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesinde Türk Ceza Kanunu'nda yer alan yağma suçu açıkça ağır ceza mahkemelerinin görev alanında sayılmıştır; yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 12Kaynağı aç
Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.)
Kanunların ayrıca görevli kıldığı
hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp
(m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…)[9] hileli iflâs (m. 161)
suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci
Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve
12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren
suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet
hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve
işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın
yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine
ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.
Diğer ceza mahkemelerinin görevleri
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Yağma suçu şikâyete bağlı mıdır ve uzlaşmaya tabi midir?

Yağma suçu şikâyete tabi olmayıp re'sen soruşturulur; mağdurun şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi uyarınca yağma uzlaştırma kapsamında bulunmadığı gibi, uzlaştırma kapsamındaki bir suçun bu kapsama girmeyen bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanamaz; ancak uzlaştırmaya tabi suçun önödeme kapsamındaki bir suçla birlikte işlenmesi bu durumun istisnasıdır.

Alacağını tahsil etmek için cebir veya tehdit kullanan fail yağmadan mı cezalandırılır?

Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanan kişi hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yağma cezası verilmez; fail hakkında ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Nitelikli yağma suçunda ceza aralığı nedir?

Yağma suçunun silahla, birden fazla kişiyle, gece vaktinde, konut veya işyerinde ya da kanunda sayılan diğer ağırlatıcı hâllerle işlenmesi durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 149. maddesi uyarınca on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Yağma suçunda etkin pişmanlık hükümleri nasıl uygulanır?

Mağdurun uğradığı zarar dava açılmadan önceki soruşturma evresinde karşılanırsa ceza yarısına kadar, kovuşturma başladıktan sonra hükümden önce karşılanırsa üçte birine kadar indirilir; kısmen tazminde ise ayrıca mağdurun rızası şarttır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu