Suç üstlenme (TCK m. 270) ve suçluyu kayırma (TCK m. 283), adliyeyi yanıltmaya ya da suç işleyen bir kişiyi yaptırımdan korumaya yönelik eylemleri düzenleyen iki ayrı suçtur. Her ikisi de şikâyete tabi olmaksızın savcılık tarafından resen soruşturulur ve uzlaşma kapsamı dışında tutulmaktadır. Birbirine benzer görünen bu suçlar arasındaki ayrım, özellikle trafik kazaları gibi gündelik olgularda belirleyici sonuçlar doğurduğundan uygulamada önemli bir yer tutmaktadır.
Suç Üstlenme Suçunun Unsurları (TCK m. 270)
TCK m. 270/1 uyarınca suç üstlenme; failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı biçimde bir suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesiyle oluşur. Herhangi bir sonucun gerçekleşmesi aranmaz; bildirim yapılması yeterlidir. Bu özelliğiyle suç üstlenme bir sırf hareket suçudur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 270Kaynağı aç
işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası
verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla
işlenmesi halinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen
de kaldırılabilir.
Suç uydurma
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2017/12945, K. 2019/12770Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suçu üstlenme, trafik güvenliğini tehlikeye sokmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık hakkında "Alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma" suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, suçun unsurlarının oluşmadığına ve eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik temyiz itirazı yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında "Suç üstlenme" suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Suç üstlenme suçu, yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak bir suçun kendisi tarafından işlendiği ya da iştirak edildiğinin beyan edilmesiyle oluşur. Bu şekliyle sırf hareket suçu niteliğindedir. Üstlenilen suç işlenmiş bir suç olabileceği gibi, işlenmemiş bir suç da olabilir. Ancak suç üstlenildiğinde asıl fail hakkında bir soruşturma veya kovuşturma başlatılmamış olmalıdır. Üstlenilen eylemin suç olması ve üstlenen kişi hakkında da bu suçtan soruşturmaya başlanması gerekir.
Suçluyu kayırma suçunun oluşması için ise failin, daha önce işlenen bir suçun şüphelisi, sanığı ya da hükümlüsü olan bir kişinin hakkındaki araştırma, yakalama, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulmasını sağlamak için imkan sağlaması gerekmektedir. Suç üstlenmeden farklı olarak daha önce işlenen suçu kendi üzerine alarak araştırma ya da soruşturmanın kendine yönelmesi söz konusu olmamaktadır.
Görüldüğü gibi her iki suçun ortak tarafı gerçek fail hakkında bir araştırma, soruşturma ya da kovuşturma yapılmasını engellemektir. Farkı ise suç üstlenme fiilinde, üstlenen fail üstlendiği suç nedeniyle soruşturma veya kovuşturmaya maruz kaldığı halde, suçluyu kayırma fiilinde kayıran fail, kayırdığı kişinin suçunu üzerine almamakta kendi hakkında aynı suçtan bir soruşturma veya kovuşturma söz konusu olmamaktadır.
Buna göre somut olay incelendiğinde; sanık …'ın, kaza yapan aracı kendisinin kullanmadığını …'in kullandığını beyan edip, …'in de bu şekilde fiili üstlenmesi için azmettirmesi de kendisi hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan yapılması gereken soruşturmayı engellemiştir. …'in ise üstlendiği bir fiil olmakla beraber bir suç yoktur. Bu durumda sanığın "suçluyu kayırma suçuna azmettirme" eylemi nedeniyle TCK.nın 38. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 283/1. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, CMUK'nın 326/son madde ve fıkrası gereği sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 22.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
CMK m. 158/1 uyarınca suça ilişkin ihbar veya şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 158Kaynağı aç
Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet,
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında
Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia
edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya
şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak
yapılabilir.
(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.)[60] İhbar ve şikâyet konusu
fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin
açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması
durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda
şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer
olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu
karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü
hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra
uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme
kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından görülebilir.
(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra
suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten
vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.
Şüpheli ölümün ihbarı
Suç üstlenme suçunun oluşabilmesi için iki koşul birlikte aranır: failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi ve üstlenilen fiilin de suç oluşturması. Ortada gerçek bir mahkûmiyet hükmü bulunup bulunmadığından bağımsız olarak işlenmemiş bir suç da üstlenilebilir; ancak üstlenilen eylem kabahat ya da yalnızca idari yaptırım gerektiren bir ihlal düzeyinde kalıyorsa TCK m. 270 kapsamında suç üstlenme oluşmaz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/4430, K. 2024/1633Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/445 E., 2023/225 K.
SUÇ : Suç üstlenme
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Erdemli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.12.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında başkaca suçlarla birlikte suç üstlenmeye azmettirme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Erdemli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında suç üstlenmeye azmettirme suçundan kısa süreli hapis cezasından çevrilen 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Erdemli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay (8). Ceza Dairesinin 06.04.2021 tarihli kararı ile; "..basit yargılama usulü yönünden mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu….'' nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma sonrası Erdemli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2022 tarihli kararı ile basit yargılama usûlünün uygulanmasına karar verilmekle sanık hakkında suç üstlenmeye azmettirme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Sanığın itirazı üzerine genel hükümlere göre yapılan yargılamada; Erdemli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında suç üstlenmeye azmettirme suçundan kısa süreli hapis cezasından çevrilen 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; taksirle yaralama suçu nedeniyle sanık hakkında verilmiş bir mahkumiyet hükmü olmadığına, üstlenilmesi konusunda azmettirilecek bir suçun hukuk aleminde mevcut olmadığına, sanığın azmettirmeye yönelik eylemi gerçekleştirdiğine dair kesin, inandırıcı, şüpheden uzak delillerin dosya içeriğinde yer almadığına, sadece sanık ve kardeşinin mont değiştirmesinin suçun azmettirildiğini gösteremeyeceğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesince sanığın beraatine ve re'sen gözetilecek nedenlerle de verilen kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın sevk ve idaresindeki araç ile mağdureye çarptığı, mağdurenin kaza nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde yaralandığı, sanığın trafik kazası yaptıktan sonra olay mahallinden kaçtığı, kazadan sonra İlçe Emniyet Müdürlüğüne giderek kardeşi İlçe Emniyet Müdürlüğüne müracaat etmeden kazayı kendisinin yapmadığını belirttiği, ancak görgü tanığı olduğunu öğrenmesi üzerine kardeşini İlçe Emniyet Müdürlüğüne çağırarak suçu üstlenmesi noktasında temyiz dışı kalan kardeşi İlter Bozkurt'u azmettirdiği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 270 inci maddesinde tanımlanan suç üstlenme suçunun oluşması için failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi ve üstlenilen fiilinde suç oluşturması gerektiği somut olayda ise; sanığın yaptığı yaralamalı trafik kazası sonrası taksirle yaralama suçundan yargılanmasını engellemek amacıyla temyiz dışı kalan kardeşinden trafik kazasını kendisinin yaptığını söylemesini istemekten ibaret eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 283 üncü maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçluyu kayırma suçuna azmettirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erdemli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.06.2023 tarihli kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2024 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/763, K. 2013/5496Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Suç üstlenme
Hüküm : TCK'nın 270/1-1, 62, 50. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- 5237 sayılı TCK'nın 270. maddesinde tanımlanan suç üstlenme suçunun oluşması için, failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi ve üstlenilen fiilin de suç oluşturması gerekir.
Somut olayda ise; hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet kararı verilen …'ün 179 promil alkollü olarak 26 … 178 plakalı araç ile seyir halinde iken trafik polislerince durdurulduğu sırada, alkolsüz olduğu tespit edilen sanığın, söz konusu aracı kendisinin kullandığını beyan etmesi şeklindeki eylemi trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işleyen …'ün yargılanmasının engellenmesine imkan sağlamaya yönelik olduğu ve sanığın eyleminin TCK'nın 283/1. maddesinde tanımlanan “Suçluyu kayırma" suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
Tayin olunan adli para cezasının bir gün karşılığı olarak gösterilen miktarın takdirinde uygulanan kanun ve maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, sonuç ceza yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay kararlarından türetilen bir yaklaşıma göre suç üstlenilebilmesi için asıl fail hakkında henüz soruşturma veya kovuşturma başlatılmamış olması ve üstlenen kişi hakkında da bu suçtan soruşturmaya başlanması gerekmektedir. Bu koşulların farklı olgusal koşullarda farklı biçimde değerlendirilebileceği göz ardı edilmemelidir.
Suç Üstlenmede Kast ve Akraba İndirimi
Suç üstlenme suçu genel kastla işlenebilir; failin özel bir amaç gütmesi aranmaz. Ancak suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi TCK m. 270/1'de ayrıca düzenlenmiştir. Bu hâlde mahkeme; verilecek cezayı dörtte üç oranında indirebilir ya da tamamen kaldırabilir. İndirim veya kaldırma zorunlu olmayıp hâkimin takdirine bırakılmıştır.
Suçluyu Kayırma Suçunun Unsurları (TCK m. 283)
TCK m. 283/1'e göre suçluyu kayırma; suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlanmasıyla oluşur. Kayrılan kişi şüpheli, sanık ya da hükümlü olabilir. Sağlanan imkânın biçimi değil, bu amaca yönelik olması belirleyicidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 283Kaynağı aç
tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı
aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak
işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından
işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme
Suçluyu kayırma özel kastla işlenebilen bir suçtur; fail, suç işleyen kişinin araştırma, yakalanma, tutuklanma veya infazdan kurtulması amacıyla hareket ettiğini bilerek ve bu amacı güderek eylemde bulunmalıdır. Böyle bir amaç güdülmeksizin yalnızca insani kaygılarla kişinin ihtiyaçlarının karşılanması suçu oluşturmaz.
Bu suçun faili herhangi bir kişi olabilir; ancak failin daha önce işlenmiş olan suçun faili veya şeriki olmaması zorunludur. TCK m. 283/3 uyarınca suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi hâlinde ise cezaya hükmolunmaz. Bu hükmün öngördüğü, kurucu unsur eksikliği değil; kişisel bir cezasızlık sebebidir. Dikkat çeken bir fark şudur: TCK m. 283/3, suç ortağını da cezasızlık kapsamına alırken TCK m. 270'deki akrabalık düzenlemesi suç ortağına uygulanmamaktadır.
Suçluyu Kayırmada Kamu Görevlisi Nitelikli Hâli
TCK m. 283/2'ye göre suçluyu kayırma suçunun kamu görevlisi tarafından görevi ile bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Suç Üstlenme ile Suçluyu Kayırma Arasındaki Temel Farklar
Suç üstlenmede fail, gerçekte başkasının işlediği ya da hiç işlenmemiş bir suçu bizzat kendisinin işlediğini yetkili makamlara bildirerek suçu üzerine alır; bu nedenle fail hakkında da aynı suçtan soruşturma açılması gündeme gelebilir. Suçluyu kayırmada ise fail suçu üstlenmez, çeşitli biçimlerde yardımda bulunarak suç işleyen kişiyi yaptırımdan korumaya çalışır. Kayıran kişi hakkında aynı suçtan soruşturma veya kovuşturma söz konusu olmaz.
Kast açısından da iki suç ayrışır: Suç üstlenme genel kastla işlenebilirken suçluyu kayırma özel kast gerektirir.
Suç Uydurma ile Karıştırılmaması (TCK m. 271)
TCK m. 271/1 kapsamındaki suç uydurma; failin işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmesini ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma başlatılmasını sağlayacak biçimde uydurmasını kapsar. Bu suçta ortada gerçekte işlenmiş bir eylem bulunmaz ve fail adliyeyi asılsız biçimde meşgul eder. Suç üstlenmede ise fail gerçek ya da asılsız bir suçu başkasının işlediği hâlde kendisinin işlediğini ileri sürer; bu, suç uydurmadan farklı bir nitelendirmeyi zorunlu kılar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 271Kaynağı aç
işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini
soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis
cezası verilir.
Yalan tanıklık
Suç Vasfının Yanlış Belirlenmesi: Yargıtay Kararlarından Örnekler
Trafik güvenliğini tehlikeye düşüren alkollü bir sürücü durdurulduğunda, alkolsüz olduğu tespit edilen başka bir kişinin aracı kendisinin kullandığını beyan etmesi, sürücünün yargılanmasının engellenmesine imkân sağlamaya yönelik kabul edilmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi E. 2013/763, K. 2013/5496 sayılı kararında eylem TCK m. 283/1 kapsamında suçluyu kayırma suçu olarak değerlendirilmiştir. Bu kararın aynı zamanda suç üstlenme suçunun unsurlarını da sıraladığı görülmektedir: TCK m. 270'in uygulanabilmesi için failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi ve üstlenilen fiilin de suç oluşturması gerekmektedir.
Üstlenilen fiilin suç teşkil etmemesi hâlinde TCK m. 270 uygulanamaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2014/31446, K. 2015/426 sayılı kararında, kaskodan yararlanmak amacıyla maddi hasarlı trafik kazasında polis tutanağına kendi ismini yazdırmak isteyen sanığın eylemi suç üstlenme suçunu oluşturmamaktadır; zira maddi hasarlı trafik kazası kanunlarda bir suç olarak öngörülmemektedir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2014/31446, K. 2015/426Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 9 – 2013/47337
MAHKEMESİ : Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 04/10/2012
NUMARASI : 2011/1431 (E) ve 2012/802 (K)
SUÇLAR : Hakaret, suç üstlenme
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Suçun alenen işlenmesi nedeniyle cezada artırım yapılırken uygulanan kanun maddesi gösterilmemiş ise de, mahallinde düzeltilebileceği ve bozmayı gerektirmediği,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık E.. K..'un ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye kısmen uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Suç üstlenme suçundan kurulan hükmün temyizine gelince; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç üstlenme suçunun oluşabilmesi için failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesinin gerekmesi ve somut olayda, sanığın, maddi hasarlı trafik kazasında kaskodan faydalanmak amacıyla polis tarafından tutulan tutanağa kendi ismini yazdırmak istemesi karşısında, maddi hasarlı trafik kazası Kanunlarda bir suç olarak öngörülmemesi nedeniyle TCK'nın 270. maddesinde öngörülen suç üstlenme suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık E.. K..'un temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Aynı mantıkla, yalnızca idari yaptırım gerektiren kabahat düzeyindeki bir eylem de üstlenilemez. Yargıtay 9. Ceza Dairesi E. 2013/13353, K. 2014/4212 sayılı kararında; alkol miktarı promil olarak belirlenemeyen ve araç kullanımının tehlikeli nitelik taşıdığına dair tutanakta bir belirleme de bulunmayan bir olayda, sürücünün eylemi yalnızca idari yaptırım gerektiren kabahat düzeyinde kalmış ve başkasını bu fiili üstlenmeye azmettirme suç üstlenmeye azmettirme suçunu oluşturmamıştır; zira ortada üstlenilmesi gereken bir suç bulunmamaktadır. Bu değerlendirme, üstlenilen fiilin suç sayılmamasının azmettirme suçunu da ortadan kaldırdığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/13353, K. 2014/4212Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 9 – 2012/237372
Mahkemesi : Sakarya 1. Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi : 29.05.2012
Numarası : 2011/514 – 2012/710
Suç : Suç üstlenme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK'nın 270. maddesinde tanımlanan suç üstlenme suçunun oluşması için, failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi ve üstlenilen fiilin de suç oluşturması gerekir.
Sanığın ehliyetsiz ve orta derecede alkollü olarak araç kullanırken polis kontrol noktasında durdurulduğunda azmettirmesi sonucunda R.. A..'ın görevlilere aracı kendisinin kullandığını beyan etmesi şeklinde gerçekleşen somut olayda, aracı kullanan sanığın almış olduğu alkol miktarının promil olarak belirlenememesi ayrıca olay tutanağında aracı kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare ettiğine ilişkin bir bilgiye de yer verilmediğinin anlaşılması karşısında sanığın bu şekilde alkollü araç kullanmasının yanlızca idari yaptırım gerektiren kabahati oluşturduğu, ortada üstlenilmesi icabeden işlenmiş bir suç bulunmadığı gözetilmeden unsurları itibariyle oluşmayan suç üstlenme suçuna azmettirmekten sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Gerçek faili olan kişinin başkasından kendi adına suçu üstlenmesini istemesi ise suç üstlenmeye azmettirme olarak değil, TCK m. 283/1 kapsamında suçluyu kayırmaya azmettirme olarak nitelendirilebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi E. 2023/4430, K. 2024/1633 sayılı kararında, yaralamalı trafik kazası geçiren ve taksirle yaralama suçundan yargılanmamak isteyen sanığın kardeşinden kazayı kendisinin yaptığını söylemesini istemesi bu kapsamda değerlendirilmiş; ilk derece mahkemesinin suç vasfında yanılgıya düşmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Suç vasfındaki yanılgı tek yönlü değildir; mahkemenin suçluyu kayırma yerine suç üstlenme suçundan mahkûmiyet kurması da bozma sebebi oluşturur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi E. 2024/14873, K. 2024/4434 sayılı kararında, sanığın eyleminin suçluyu kayırma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç üstlenme suçundan mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuş; bozma ilamına uyularak yeniden yargılama yapılmış ve suçluyu kayırma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü onanmıştır. Aynı kararda, gerekçeli karar başlığında suç adının yanlış yazılmasının ise mahkûmiyetin esasını etkilemeyen düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilebileceği belirtilmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/14873, K. 2024/4434Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/807 E., 2023/759 K.
SUÇ : Suçluyu kayırma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.09.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında suç üstlenme suçundan cezalandırılması talebi ile dava açılmıştır.
2. Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında suç üstlenme suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
3. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanabilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında suç üstlenme suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
5. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarihli kararı ile sanığın eyleminin suçluyu kayırma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde suç üstlenme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
6. Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında suçluyu kayırma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suç işleme kastıyla hareket etmediğine, dosyada kesin kanıt bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay; inceleme dışı sanık ………,ün kendi kullanımında olan ** plakalı araçla 185 promil alkollü vaziyette seyir halinde iken alkolün etkisiyle hakimiyeti kaybedip maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasına sebebiyet verdiği olayda, olay sırasında alkollü olup olmadığı tespit edilemeyen sanık …'ın kazaya karışan aracın kendisi tarafından kullanıldığını iddia etmek suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
1. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, sanık hakkında suçluyu kayırma suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında suç adının ''Suçluyu kayırma'' yerine yazılı şekilde ''Suç üstlenme'' olarak gösterilmesi, yerinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanığın mahkumiyetine dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz itirazları reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2023 tarihli ve 2022/807 Esas, 2023/759 Karar sayılı kararında sanık tarafından ileri sürülen temyiz itirazları ile dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz itirazının reddiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde karar verildi.
Gerçeğe aykırı beyanın suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu (TCK m. 281/1) kapsamında mı, yoksa suçluyu kayırma kapsamında mı değerlendirileceği de uygulamada tartışmalı olmuştur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi E. 2017/8138, K. 2017/12870 sayılı kararında, sanıkların gerçeği bildikleri hâlde başka bir kişiyi suçtan kurtarmaya yönelik araç kullanımına ilişkin gerçeğe aykırı beyanları, TCK m. 281/1 değil TCK m. 283/1 kapsamında değerlendirilmiş ve bu gerekçeyle ilk derece kararı bozulmuştur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2017/8138, K. 2017/12870Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle yaralama, suç üstlenme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve suç üstlenme suçuna azmettirme
HÜKÜM : -Sanık … hakkında taksirle yaralama suçundan hükümlülük,
-Sanıklar … ve … haklarında suç üstlenme suçundan hükümlülük,
-Sanıklar … ve … haklarında suç üstlenme suçuna azmettirme ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından hükümlülük,
-Sanıklar … ve … haklarında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanıklar …, … haklarında suç üstlenme suçundan, sanıklar …, … haklarında suç üstlenmeye azmettirme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıkların, sübuta ve suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında taksirle yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Hüküm fıkrasında sanık hakkında bilinçli taksir nedeniyle ceza arttırımı yapılırken "1 yıl 12 ay" yerine "1 ay 12 ay" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, eksik incelemeye yönelik temyiz itirazı yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün ONANMASINA,
3- Sanıklar …, … haklarında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıklar … ve …'ın gerçeği bildikleri halde aracın … tarafından değil, sanık … tarafından sürüldüğü yönündeki sanık …'ı suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarının TCK.nun 283/1 maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçunu oluşturacağının gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
4- Sanıklar …, … haklarında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıkların aracın sanık … tarafından kullanıldığı şeklindeki sanık …'ı suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarının, TCK.nun 283/1. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde TCK.nun 281/1. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5- 4 nolu bozmanın hükmü temyiz etmeyen …'a sirayetine 16.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Ehliyetsiz bir sürücüyü korumak amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunmak da suçluyu kayırma suçunu oluşturabilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2011/8547, K. 2012/19358 sayılı kararında, ehliyetsiz sürücünün aracını kullandığı trafik kazasında yaralanan sanığın sürücüyü korumak için traktörden düştüğünü söylemesi suçluyu kayırma suçu olarak kabul edilmiş; yetersiz gerekçeyle verilen beraat kararı bozulmuştur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2011/8547, K. 2012/19358Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suçluyu kayırma
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, temyiz dilekçesinin kapsamına , kararın türü ve suç tarihine göre sadece beraate konu suç bakımından dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık …'ın diğer sanık …'nin sevk ve idaresinde bulunan aracın takla atmak suretiyle kaza yapması neticesi yaralandığı, ancak sanığın, sürücü …'ın ehliyetsiz olması nedeniyle onu korumak için traktörden düştüğünü söyleyerek gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu ve suçluyu kayırma suçunu işlediği dosya kapsamından anlaşıldığı halde hakkında yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı ve Üst Cumhuriyet Savcısı'nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesin gönderilmesine, 03.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç üstlenme suçunun uygulanabilmesi için olayda gerçek faili kimin oluşturduğunun net biçimde tespit edilmesi gerekir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi E. 2017/9752, K. 2018/5332 sayılı kararında; olaya konu aracı gerçekte kimin kullandığı kesin biçimde belirlenmeden, çelişkili beyanlar giderilmeden kurulan mahkûmiyet eksik inceleme gerekçesiyle bozulmuştur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2017/9752, K. 2018/5332Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 21.04.2015
Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma, Suç Üstlenme, Suç Üstlenme Suçuna Azmettirme
Hüküm : 1-Sanık … hakkında TCK'nın 270/1, 62, 50. maddeleri gereğince mahkumiyet
2-Sanık … hakkında TCK'nın 38, 270/1, 62, 50, 179/3-2, 62, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve suç üstlenmeye azmettirme suçlarından sanık …'ın mahkumiyetine, suç üstlenme suçundan sanık …'ın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanıklar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Olay gecesi saat 20.15 sıralarında sanık …'ın sevk ve idaresindeki aracı ile seyri sırasında, başka bir araca çarparak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği iddia edilen olay ile ilgili aracı sanık …'ın kullandığı kabul edilerek sanık … hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve suç üstlenmeye azmettirme suçlarından, suç üstlendiği iddia edilen sanık … hakkında ise suç üstlenme suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu; her ne kadar kolluk tutanaklarında sanık …'ın aslında kazayı kendisinin yapmadığını, sanık …'in isteği üzerine aracı kendisinin kullandığını ve suçu üstlendiğini söylediğini kabul ettiği belirtilmiş ise de; tüm aşamalarda aracı kullanarak kazaya sebebiyet verdiğini belirten ve alkolsüz olduğu tespit edilen sanık …'ın, aracın kullanımı konusunda soruşturma aşamasında alınan beyanında polis ekibine otoyu kendisinin kullanmadığını söylediğine ilişkin beyanı ile kovuşturma aşamasında alınan aracı kendisinin kullandığı yönündeki beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekirken bu çelişki giderilmeden, kolluk tutanaklarındaki tespitler hususunda sanıkların beyanları alınmadan ve olay anında olaya konu aracı kullanarak trafik kazasına sebebiyet veren fail kesin ve net olarak tespit edilmeden atılı suçlardan eksik inceleme ile yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 10.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaçmaya İmkân Sağlama ile Suçluyu Kayırma Arasındaki Sınır
TCK m. 294 kapsamındaki kaçmaya imkân sağlama suçu, TCK m. 283'teki suçluyu kayırma suçundan farklı bir düzenleme alanına sahiptir. TCK m. 294/1, gözaltına alınan ya da tutuklu bulunan kişinin kaçmasını sağlamayı; m. 294/2 ise hükümlünün kaçmasını sağlamayı ayrı ceza sınırlarıyla öngörmektedir. Bu suçlarda cebir veya tehdit kullanılması ile kaçan kişi sayısının birden fazla olması cezayı artıran nitelikli hâllerdir. Muhafaza veya nakille görevli kişilerin bu suçları işlemesi hâlinde ceza artırılır; üstsoy, altsoy, eş ya da kardeş tarafından işlenmesi hâlinde ise indirim uygulanır. Suçluyu kayırma ile bu düzenleme arasındaki sınır, kayrılan kişinin hukuki statüsüne ve eylemin niteliğine göre değişebildiğinden somut olayda her iki maddenin uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 294Kaynağı aç
sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Hükümlünün kaçmasını sağlayan kişi, çekilecek olan hapis cezasının
süresine göre iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak,
hükümlünün cezası;
a) Müebbet hapis cezası ise, beş yıldan sekiz yıla,
b) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ise, sekiz yıldan oniki yıla,
Kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçların, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde,
verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
(4) Kaçması sağlanan kişi sayısının birden fazla olması halinde, bu sayı
göz önünde bulundurularak, verilecek ceza üçte birden bir katına kadar
artırılır.
(5) Bu suçların gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün muhafaza veya
nakli ile görevli kişiler tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza, üçte
biri oranında artırılır.
(6) Bu suçların üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi
halinde, verilecek ceza üçte biri oranında indirilir.
(7) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi
sebebiyle ağırlaşmış hallerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da
eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre
cezaya hükmolunur.
(8) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün, muhafaza veya nakli ile
görevli kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından yararlanarak
kaçması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Muhafızın görevini kötüye kullanması
Soruşturma Usulü ve Zamanaşımı
Suç üstlenme ve suçluyu kayırma şikâyete tabi suçlar arasında yer almaz; savcılık tarafından resen soruşturulur. Şikâyetten vazgeçme kamu davasını düşürmez. Her iki suç uzlaşma kapsamı dışındadır. Yargılamalar asliye ceza mahkemesinde görülmektedir.
TCK m. 66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. TCK m. 66/4 gereği bu süre belirlenirken suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı esas alınır; seçimlik cezalarda ise hapis cezası gözetilir. Suç üstlenme ve suçluyu kayırma suçlarının bu dilime girip girmediği ise söz konusu suçların kanunda öngörülen ceza üst sınırlarına bağlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Sık Sorulan Sorular
Trafik kazasında başkasının yerine geçip kendim yaptım demek hangi suçu oluşturur?
Bu durum suçun niteliğine göre farklı sonuç doğurur. Gerçek sürücünün eylemi ceza hukukunda suç teşkil eden bir fiilse, örneğin trafik güvenliğini tehlikeye düşürme, sürücünün yerine geçerek aracı kendisinin kullandığını beyan eden kişi TCK m. 283/1 kapsamında suçluyu kayırma suçundan yargılanabilir. Üstlenilen fiilin suç değil kabahat ya da yalnızca idari yaptırım gerektiren bir ihlal olması hâlinde ise TCK m. 270 kapsamında suç üstlenme oluşmaz.
Gerçek fail, başkasından kendi adına suçu üstlenmesini isterse ne olur?
Gerçek faili olan kişinin başkasından kendi adına suçu üstlenmesini istemesi, Yargıtay 8. Ceza Dairesi E. 2023/4430, K. 2024/1633 sayılı kararında TCK m. 283/1 kapsamında suçluyu kayırmaya azmettirme suçunu oluşturabileceği değerlendirilmiş; mahkemenin bu iki suç arasında yanılgıya düşmesi bozma sebebi oluşturmuştur.
Suçluyu kayırma suçunda yakın akraba ceza alır mı?
TCK m. 283/3 uyarınca bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi hâlinde cezaya hükmolunmaz. Bu kişisel bir cezasızlık sebebidir; fiilin haksız niteliği ortadan kalkmaz. Suç üstlenmede ise (TCK m. 270) benzer akraba ilişkisi yalnızca indirim ya da cezanın kaldırılması sonucunu doğurabilir; ayrıca TCK m. 270'deki bu hüküm asıl suçun diğer suç ortağını kapsamamaktadır.
Suçluyu kayırma ile suç üstlenme arasındaki en temel fark nedir?
Suç üstlenmede fail suçu bizzat üzerine alır ve o suçtan soruşturmaya muhatap olabilir; suçluyu kayırmada ise fail suçu üstlenmez, yalnızca başkasını yaptırımdan korumaya çalışır ve kendi adına aynı suçtan soruşturma açılmaz. Kast bakımından da ayrışırlar: suç üstlenme genel kastla işlenirken suçluyu kayırma özel kast gerektirir.
Suç üstlenme ile suç uydurma aynı şey midir?
Hayır. Suç uydurmada (TCK m. 271) ortada hiç işlenmemiş bir eylem vardır; fail işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eder ya da delil uydurur. Suç üstlenmede (TCK m. 270) ise fail gerçek ya da asılsız bir suçu başkasının işlediği hâlde kendisinin işlediğini ileri sürer. İki suç TCK'da ayrı maddelerle düzenlenmiştir.
Bu suçlarda şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Düşmez. Suç üstlenme ve suçluyu kayırma şikâyete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur ve şikâyetten vazgeçme ceza davasını sona erdirmez.
Gerçeğe aykırı beyan her zaman suç üstlenme mi oluşturur?
Hayır. Gerçeğe aykırı beyanın suç üstlenme mi yoksa suçluyu kayırma mı oluşturduğu, failin suçu bizzat üzerine alıp almadığına göre belirlenir. Fail suçu üzerine almaksızın yalnızca başkasını kurtarmaya yönelik yanıltıcı beyanda bulunuyorsa TCK m. 283/1 devreye girebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi E. 2017/8138, K. 2017/12870 sayılı kararında, başka bir kişiyi suçtan kurtarmaya yönelik araç kullanımına ilişkin gerçeğe aykırı beyanlar TCK m. 283/1 kapsamında değerlendirilmiş ve ilk derece kararı bu gerekçeyle bozulmuştur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

