Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu ve Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu ve Cezası

Suç Örgütü Kurma, Yönetme ve Üye Olma Suçları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin birinci fıkrasına göre, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla suç örgütü kuran veya yöneten kişilere beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun oluşabilmesi için örgütün yapısı, sahip olduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli bulunması ve örgüt bünyesinde en az üç kişinin yer alması zorunludur. Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu amaçla kurulmuş örgüte üye olanlar hakkında ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Örgüt kurma ve üyelik suçlarının oluşmadığının tespiti durumunda, işlenen amaç suçlarda örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeye dayalı kanuni artırımlar uygulanamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 220Kaynağı aç
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt
kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç
ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek
ceza yarısı oranında artırılır.
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu
suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
(5) (Ek cümle:24/12/2025-7571/20 md.) Örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması
halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza
yarısından bir katına kadar artırılır. Örgüt yöneticileri, örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak
cezalandırılır.
(6) (Değişik:2/3/2024-7499/10 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin
5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile)
(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.)
Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek
ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt
üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine
kadar indirilebilir.
(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru
gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde
propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı
oranında artırılır.[91]
Etkin pişmanlık
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2016/1075, K. 2016/7838Kaynağı aç
9. Ceza Dairesi         2016/1075 E.  ,  2016/7838 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza
Suç : Suç işlemek için örgüt kurmak, suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : 1- Sanık … bakımından, Suç işlemek için örgüt kurmak ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından beraat
2- Sanıklar … ve … bakımından, suç işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek suçundan mahkumiyet
3- Sanıklar …, …, …, …, …, … ve …, bakımından suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan mahkumiyet
4- Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … bakımından, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü :
1- Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanık hakkında verilen beraat kararlarının gerekçesine yönelik olmayan temyizde hukuki yararı bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz isteğinin CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanıklar … ve … bakımından, suç işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek suçundan, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … bakımından suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … bakımından, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyizlere gelince;
Hükmolunan cezaların süreleri itibarıyla şartları bulunmadığından sanıklar … ve … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE,
a) Sanıklar … ve … bakımından, suç işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek suçundan, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … bakımından suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan hükümler bakımından;
TCK'nın 220. maddesinde tanımlanan "örgütün" varlığının kabul edilebilmesi için hiyerarşik ilişki içinde olan en az üç kişiden teşekkül etmesi, örgütün yapısının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme ileişbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket etmesi ve bu amaçlar doğrultusunda faaliyette bulunup, "devamlılık" göstermesi gerekir.
Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek amacı için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilecektir. Ancak, amaçlanan suçları işlemede kolaylık sağladığı için işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan örgütün varlığı için, amaç suçları işleme zorunluluğu olmadığı da dikkate alındığında, devamlılığın belirlenmesi noktasında yalnız amaç suçların sürekli bir şekilde işlenmesi değil, öncelikli olarak, amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının mevcut olup olmadığının araştırılması zorunludur.
Somut olayda ise; sanıkların, "hiyerarşik ilişki ve suç işleme iradesinde devamlılık" çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediklerinin saptanamamış olması karşısında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma suçlarının unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden yüklenen suçlardan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması,
b) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … bakımından, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükümler bakımından ;
i) Sanıklar … ve … herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilememiş olması karşısında sanıkların savunmalarının aksine, diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiklerine veya ele geçen uyuşturucu maddelerle ilgileri olduklarına dair maddi bulgularla desteklenmeyen, farklı anlamlara gelebilecek iletişimin tespiti tutanakları dışında, somut, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi de gözetilerek, sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
ii) a bendindeki bozma nedenine göre de; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma suçlarından sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin, suçun sabit olmadığı gerekçesiyle bozulmuş olması ve sanıklar … ve …'nin de üzerlerine atılı suçu örgüt faaliyeti kapsamında işlediklerine dair dosyada yeterli delil bulunmaması karşısında yüklenen suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmediği
sonucuna varıldığından, sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan tayin olunan temel cezada TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca artırım yapılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar …, … ve … ile sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … müdafilerinin ileri sürdükleri temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 17.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Suç Örgütünün Hukuki Unsurları ve İştirakten Ayrımı

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun varlığından söz edilebilmesi için hiyerarşik ilişki içinde bulunan en az üç kişinin varlığı, belirsiz sayıda amaç suçu işlemeye elverişli üye ile araç-gereç donanımı ve suç işleme gayesinde fiili birleşme ile devamlılık bulunmalıdır. Kişilerin yalnızca belirli ya da tek bir suçu işlemek amacıyla bir araya gelmesi durumunda örgüt değil, suça iştirak iradesi gündeme gelir. Örgütün varlığı açısından amaç suçların fiilen işlenmesi zorunlu olmasa da bu suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının somut olgularla saptanması gerekir. Öte yandan gevşek hiyerarşiye sahip, profesyonel yöntemler izlemeyen ve mahalli nitelik taşıyan sokak yapılanmaları çete olarak adlandırılmakla birlikte çete bağımsız bir suç tipi niteliği taşımamaktadır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2015/1931, K. 2018/2093Kaynağı aç
6. Ceza Dairesi         2015/1931 E.  ,  2018/2093 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. Madde İle Görevli)
SUÇLAR : Yağma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç örgütüne yardım etmek, üye olmak, meskun mahalde ateş etmek ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet, mala zarar verme, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-)Sanıklar … ve … hakkında suç örgütüne yardım etmek suçundan, sanık … hakkında suç örgütüne üye olmak, meskun mahalde ateş etmek ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından, sanık … hakkında mala zarar verme ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemelerinde;
Sanık … hakkında; meskun mahalde ateş etmek suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 170/1-c maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık sürenin, 6136 sayılı Kanunun 13/1, 765 sayılı TCK'nın 102/4, 104/2. maddeleri ile suç örgütüne üye olma suçundan 4422 sayılı kanunun 1. maddesi 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2. maddesinde öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin, suç tarihi olan 03.05.2003 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar dolmuş bulunması,
Sanıklar … ve …'a yüklenen 4422 sayılı Yasanın 1/2. cümle, 2.fıkra ve 15. maddesi yollaması ile 765 sayılı TCK’nın 314/1, 102/4, 104/2. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suçlara uyan 220/2-3-7, 66/1-e, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 4422 ve 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanıklar yararına olması ve aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin suçların işlendiği tarihten inceleme tarihine kadar dolmuş bulunması,
Sanık …'ın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 503/1, 522. maddelerindeki dolandırıcılık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddeleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 157/1, 66/1-e, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık sürenin, sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 516/7, 102/3, 104/2. maddeleri ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın aynı suça uyan 151/1, 152/2-a, 66/1-d, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve 15 yıllık zamanaşımının, suçun işlendiği 22.07.2002 tarihinden inceleme tarihine kadar dolmuş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ile sanık … savunmanı ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenle isteme kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Sanık … hakkında yağma ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçları ile sanıklar … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1)Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp, bir suç örgütünde organik ve hiyerarşik ilişki hakimdir. Bu ilişki dolayısıyla örgüt mensupları üzerinde hakimiyet teşkil eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmalıdır. Örgütün varlığı için suç işleme amacıyla etrafındaki fiili birleşme ve niteliği itibariyle devamlılık aranmalıdır. Üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli olmalıdır.
Bir suç örgütünün varlığında hiyerarşik ve komplike yapılanma içinde bulunan örgütten ayrılamama ve örgütün istediği şekilde hareket etme ve yaşama zorunluluğu tespit edilmelidir.
Tam bir işbirliği ve eylem paylaşımı anlayışı çerçevesinde en az üç kişi tarafından kurulan ve bünyesinde hiyerarşik ilişki taşıyan süreklilik ve devamlılık gösterecek şekilde yapılanan baskı, yıldırma, sindirme ve zorlama yöntemlerini kullanarak korkutucu topluluk olarak tanımlanabilir.
Suç örgütünün varlığının ispatı tartışmalı konudur. 220/1.maddesi suç örgütünün varlığı için aranan amaç suçlar ve elverişli vasıtaların tesbiti yönünden yargılamanın geniş yapılacağı ileri sürülebilir. Suç örgütünün hiyerarşik yapısını çözmek ise hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık-üstlük ilişkisinin bunun yanında suç işleme ilişkisinin devamlılığının ve bu konudaki kararlılığının anlaşılması yeterlidir.
Bir suç örgütünün varlığı için hiyerarşik yapılanmanın amaç suçları işlemede devamlılığını gösteren somut deliller örneğin emir-komuta zincirini ortaya koyan temel yapılanma buna ilişkin şüpheli sanık ve tanık beyanları ve/veya telefon, ortam dinleme kanıtları ile teknik araçlarla tespit edilen verilere ve net bulgulara ulaşılmalıdır. Yalnız yasal düzenlemeleri tekrar ve yorumu ile suç örgütü varlığı kabul edilemez.
Ayrıca işlenen suç ve/veya suçların örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda ve/veya örgüt yönetici veya örgüt üyesi tarafından şahsi nedenle olsa bile suç örgütünün gücünden ve imkanlarından yararlanarak mı işlendiği belirlenmelidir.
Hal böyle olunca; suç örgütü kavramının ne olduğu unsurlarının ve tespiti, önemli olduğu kadar hangi suçların suç örgütünün amacı ve faaliyeti kabul edileceği veya edilemeyeceğinin belirlenmesi gerekir.
Suç örgütü yöneticisi bizzat veya bir başka örgüt mensubu ile müşterek fail olarak suç işlediğinde ya da bir örgüt mensubuna talimat vererek suç işlemeye azmettirerek örgüt yöneticisi olmanın sağladığı üstünlük nedeniyle azmettirici olmakla birlikte (fail) sayılıp cezalandırılması gerektiğinde örgüt yöneticisi asıl fail ve belki de azmettiren olarak ceza alacaktır.
Örgüt yöneticisi bizzat, azmettiren olarak katılmadığında örgüt mensuplarının örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan örgüt yöneticileri ve örgüt mensupları üzerinde kurduğu hakimiyet, kontrol, talimat, hiyerarşi ve emir-komutanın bir sonucu olarak uygulanır. Bu hükümle farazi bir azmettirme düşünülmüştür. TCK.nın 220/5. maddesinin gerekçesi bu sorumluluğu açıklamaktadır. Elbette bu durumda örgüt yöneticisinin somut olayda örgüt üyesi ve işlenecek amaç suç üzerinde hakimiyet, kontrol, bilgi ve yönlendirme güç ve yetkisinin olması halinde uygulama alanı bulacaktır. Bu alanı daraltma değildir. En azından müdahale edip suçun işlenmesinin önüne geçebilecek bilgi ve etkisinin olmasının veya yönlendirebilme konusuna yeterli hakimiyeti bulunması ya da örgütün üzerinde genel bir etki gücünün ya da bölgesel de olsa (onay makamı) konumunun olması aranmalıdır. Bu da kanunun gerekçesinde açıkça vurgulanmıştır. (Suç örgütü) hiyerarşisi, devamlılığı, disiplini olan ve devlet içinde devlet olmayı hedefleyen toplumu etkileyen düzeni geniş çapta bozan suç işleyen kendine göre kurumsallaşmış karmaşık bir yapılanma ağını kapsar. Çete kavramı ise nispeten küçük, gevşek hiyerarşik yapılanma ve disiplini olan bir veya birkaç suç işlemeye niyetlenen ancak bu konuda profesyonel taktik ve yöntemler izlemeyen, aracılık yapan daha ziyade sokak yapılanması niteliği taşıyan devlet içinde devlet olmaya hareket etmeyen mahalli suçlar işleyen yapılanmalar için kullanılabilir. Çete bağımsız bir suç tipi değildir. Örgüt suçlarında bir unsur fikir alış verişinde bulunup paylaştıkları, plan ve program yapıp eylem hazırlığı yaptıkları zeminin de bu özelliği ile yerleri olmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 3.4.2007 gün, 2006/253, 2007/80 sayılı kararında bu husus vurgulanmaktadır.
Somut olaya gelince;
Sanıklar …, … ve …’a yüklenen yağma suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı bakımından 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca hükmün açıklandığı 06.04.2009 günlü oturumda, aynı Yasa'nın 188/1. maddesi gereğince zorunlu olarak savunman bulundurulması gerektiği gözetilmeyerek sanıklar savunmanlarının yokluklarında karar verilmek suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
2-)Kabule göre de;
2-a)Yukarıda belirtilen suç örgütü kavramı, suç örgütüne üyelik, iştirak ve suç örgütüne yardım etme kavramlarına yönelik bilgiler ışığında; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan sanık …'ın ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan hakkında hükümlülük kararı verilen sanıklar … ve …’ın, devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına ve adı geçen sanıkların faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ederek örgütüne yarar sağlama maksadıyla eylemlerini gerçekleştirdiklerine ilişkin kesin, inandırıcı kanıtlar karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, genel, soyut ve geçişli ifadelere yer verilmek suretiyle sanıklar hakkında 220/2-3. maddeleri uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-b) Yukarıda açıklanan bozmaya göre TCK'nın 149.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendi ile uygulama yapılmakla yetinilmesi yerine (g) bendine de yer verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve …'ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 14.03.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Nitelikli Haller ve Örgüt Faaliyeti Kapsamında İşlenen Suçlar

Suç örgütünün silahlı olması halinde Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin üçüncü fıkrası doğrultusunda kurma, yönetme ve üyelik suçlarından dolayı verilecek temel cezalar yarı oranında artırılır. Maddenin dördüncü fıkrası uyarınca, örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde failler bu suçlardan dolayı da ayrıca cezalandırılır; örgüt bünyesinde bulunmak işlenen amaç suçların bağımsız ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, örgüt yöneticileri örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak sorumlu tutulur. Bunun yanı sıra, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde örgüt yöneticilerine verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır.

Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme Fiili

Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin yedinci fıkrası gereğince, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Kanun koyucu, yapılan yardımın niteliğine göre örgüt üyeliğinden tayin olunacak cezanın üçte birine kadar indirilebilmesini öngörmüştür. Yardım fiilinin bu kapsamda değerlendirilebilmesi için failin hiyerarşik yapıya dâhil bulunmaması ve eylemin örgüt üyeliği düzeyine ulaşmamış olması şarttır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2019/8378, K. 2019/15459Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2019/8378 E.  ,  2019/15459 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İnsan ticareti, fuhuş, suç işlemek için kurulan örgüte üye olma, suç işlemek için kurulan örgüte yardım etme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
KARAR
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği, suç tarihine göre, sanıklar … ile … müdafiilerinin temyiz istemlerinin vekalet ücreti ile sınırlı olduğu, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanıklar yararına hazine aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için, sanıkların üzerlerine atılı tüm suçlardan beraat etmesi gerektiği, dosya kapsamında sanıklar … ve …'nın üzerlerine atılı suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan beraat ettikleri ancak bozma öncesi yapılan yargılamada sanıklar hakkında fuhuş suçundan mahkumiyet hükümleri kurulduğu bu nedenle sanıkların beraat ettikleri suçlar yönünden vekalet ücretine hak kazanamayacakları anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Sanıklar …, …, … ile … ve … hakkındaki hükümlerin temyizinin incelenmesinde;
a) Sanık …'a yükletilen “insan ticareti”, sanıklar … ve …'ye yükletilen "fuhuş", eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
b) Sanıklar … ve … hakkında verilen beraat hükümlerinin de yerinde olduğu,
Anlaşıldığından, sanık … ve müdafiinin, sanık … ve müdafiinin, sanık …, sanık … müdafiinin ve sanık … müdafiinin ileri sürdüğü temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2- Sanıklar …, … ve … hakkında suç işlemek için kurulan örgüte yardım etme ile sanık … hakkında fuhuş suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyizinin incelenmesinde ise; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a) Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/04/2019 tarih ve 2017/16-693 E. ve 2019/352 sayılı kararında yer alan; "TCK'nın 220/7. maddesinde; "örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır" hükmüne yer verilerek, örgüt mensubu olmasa bile örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmiş olanların örgüt üyesi olarak cezalandırılacakları hüküm altına alınmıştır. Örgüt üyelerini barındırma veya barınacak yer gösterme, örgüte erzak veya lojistik sağlama, örgüte ait malzeme, belge ve doküman saklama, örgüte eleman temini, rehberlik etme, örgüt üyelerinin, sipariş ettikleri malzemeleri temin etme, hasta veya yaralı örgüt üyelerini tedavi etme, örgüte ilaç temini gibi yardım olarak kabul edilebilecek her türlü faaliyet bu suçun konusunu teşkil edebilir. Ceza Genel Kurulu'nun 12/02/2008 gün ve 230-23; 03/03/2009 gün ve 184-43 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; Maddi nitelikteki yardım fiilleri suç tarihinde yürürlükte bulunan normlar dikkate alınmak suretiyle 5237 sayılı TCY'nın 220/7. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir." şeklindeki açıklamada yardım fiillerinin kapsamı belirlenmiş olup, bu itibarla yardım fiilinin başka bir suçu oluşturmadığı durumlarda TCK'nın 220/7. maddesi uygulanabilecek iken, gerçekleştirilen eylemlerin farklı bir suçu oluşturması durumunda ise, kanun koyucunun TCK'nın 220/6. madde metninde "ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır" ibaresine yer verdiği halde aynı Kanun'un 220/7. madde metninde "ayrıca" ibaresine yer vermediği hususu da gözetilerek farklı neviden fikri içtima kurallarına göre daha ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesi gerekecektir. Somut olayda; sanıklar …, … ve …'nin fuhuş suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşıldığından ayrıca suç işlemek için kurulan örgüte yardım etme suçundan cezalandırılamayacakları gözetilmeden beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi,
b) Sanık … hakkında fuhuş suçundan kurulan hükümde; Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 24/03/2014 tarih 2013/4542 esas ve 2014/3312 karar sayılı ilamında sanığın fuhuşa teşvik edilen kadınlara müşteri bulmak ve aracıyla fuhuş yapılan yerlere götürmek şeklinde kabul edilen eylemlerinin aynı maddeye uygun fuhuşa aracılık etmek suçunu oluşturacağı ve dosya kapsamı ile delil durumu da nazara alınarak bu suçtan bir kez cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği belirtildiği ve Yerel Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde dosya kapsamı ve delil durumuna göre sanığın üzerine atılı fuhuş suçundan bir kez mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hukuka aykırı gerekçeyle her bir mağdura yönelik ayrı ayrı dört kez mahkumiyetine karar verilerek sanık hakkında fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanıklar … ve … müdafii, sanık … müdafii ve sanık …'nin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Örgüt mensuplarını barındırma, yer gösterme, lojistik veya erzak sağlama, malzeme veya belge saklama, eleman temini, rehberlik etme ya da hasta ve yaralı mensupları tedavi etme gibi maddi nitelikteki eylemler örgüte yardım kapsamında değerlendirilir. Yardım fiilinin bu suçu oluşturabilmesi için yardım edilenlerin örgüt mensubu olduğunun bilinmesi ve desteğin örgütün amacına hizmet etmesi yeterli olup yardımın örgüte fiilen ulaşması veya netice vermesi gerekmez. Bununla birlikte failin bu katkıyı örgütün baskı ve korkutucu gücü altında değil, kendi özgür iradesi ve gönüllülüğüyle gerçekleştirdiğinin kesin delillerle ortaya konulması zorunludur. Örgüte yardım fiili aynı zamanda bağımsız başka bir suçu meydana getiriyorsa, kanun metninde ayrıca cezalandırma ibaresi bulunmadığından farklı neviden fikri içtima hükümleri gözetilir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2016/2365, K. 2016/5345Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2016/2365 E.  ,  2016/5345 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne yardım etmek
Hüküm : Beraat
Silahlı terör örgütüne yardım suçu yönünden sanık hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Genel Olarak;
Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütlerine yardım suçu, aşağıdaki sistematik içinde düzenlenmiştir.
– 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 314/3, 220/7, 314/2. maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne genel nitelikte yardım suçu,
– 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 315. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu,
– 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen ve 16.02.2013 tarihine kadar yürürlükte kalan 3713 sayılı Kanunun 8. maddesinde yer alan ve 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4. maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu.
Bu çerçeve içerisinde, terör örgütlerine silah sağlamak veya finansman sağlamak suçunun, terör örgütlerine yardım suçunun özel bir düzenleniş şekli olduğu anlaşılmaktadır.
Silahlı terör örgütlerine yardım suçunda yardım fiili, örgütün bizzat kendisi veya mensupları lehine gerçekleştirilebilir. Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih ve 2012/1234 Esas, 2012/1825 sayılı kararında da belirtildiği gibi, yardımın mutlaka örgüte ulaşması, sonuç vermesi gerekmez ve her bir fail, örgütçe verilen veya kendiliğinden üstlenilen görev kapsamında kendi fiilinin gerçekleştirilmesinden sorumlu olacaktır.
Silahlı terör örgütü üyesi olmayıp, örgütün faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla ve örgütün amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silâh temin eden, nakleden veya depolayanların eylemleri TCK'nın 315. maddesi, terör örgütlerine veya mensuplarına para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayri maddi her türlü mal, hak, alacak ile bunları temsil eden her türlü belgeyi sağlayan veya toplayan kişilerin eylemleri 6415 sayılı Kanunun 4. maddesi, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, örgüte veya örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek yukarıda sayılanlar dışında barındırma, nakletme, istihbari bilgi sağlama, örgüt mensuplarının araştırılmasını, yakalanmasını engellemeye yönelik imkan sağlama gibi her türlü yardım ise TCK'nın 314/3, 220/7. maddeleri yollamasıyla 314/2. maddesi kapsamında kalır.
Örgüte yardım suçunda kast unsuru yönünden öğretideki görüşler incelendiğinde;
Bir suçun kanuni tanımında "bilerek", "bildiği halde", "bilmesine rağmen" gibi ifadelere açıkça yer veren suçlar olası kastla işlenemez (Prof. Dr. İzzet ÖZGENÇ, TCK Genel Hükümler, 7. Baskı, s. 241).
Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz. Yapılacak her türlü yardımın suç olarak değerlendirilmemesi gerekir (Prof. Dr. A. Caner YENİDÜNYA – Arşt. Görv. Zafer İÇER, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, 1. Baskı, s. 56).
Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kasıt yeterli değildir. Özel kasıt ile işlenen bir suçtur. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir (Yrd. Doç. Dr. Namık Kemal TOPÇU, Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları, s. 164).
Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen "bilerek" ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir (Prof. Dr. İzzet ÖZGENÇ, Suç Örgütleri, 7. Baskı, s. 38-39).
Yukarıda yer verilen öğretideki görüşler ve yerleşik içtihatlarımız göz önüne alındığında; suç örgütleri veya silahlı terör örgütlerine yardım suçunun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi gerektiği, örgüt üyelerine yapılan yardımın da örgüte yapılmış gibi kabul edilmekle birlikte örgüt üyesinin mensup olduğu örgütün bilinmesi ve bu yardımın da insani mülahazalarla değil örgütün amaçlarını gerçekleştirme gayesiyle yapılması hususunda ortak bir kanaat mevcuttur.
Yerleşik içtihatlarda silahlı terör örgütüne silah ve finansman sağlama haricinde örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, örgüte veya örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek yapılan her türlü yardımın terör örgütüne yardım kapsamında kaldığı belirtilerek; örnek olarak barınma, nakletme, istihbari bilgi sağlama, örgüt üyelerinin araştırılması, yakalanmasını engellemeye yönelik imkan sağlama halleri sayılmıştır. Buna göre, “örgüt üyesinin kendisine teslim ettiği şifreli örgütsel dokümanları çantasında muhafaza ederek kuryelik yapmak”, “toplantılar düzenleyerek silahlı örgütün propagandasını yapmak”, “hükümlüler ile irtibata geçerek mont ve ayakkabılardan oluşan malzemelerin silahlı terör örgütüne ulaştırılmasını sağlamak”, “örgüte eleman temin etmeye yardım etmek” eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım niteliğinde oldukları kabul edilmektedir (Yargıtay 9. CD.’sinin 06.07.2009 gün ve 2009/779 E. – 2009/7936 K; 16.07.2009 gün ve 2008/21670 E. Karar No: 2009/8561 K; 01.07.2009 gün ve 2008/21593 E. 2009/7935 K; 05.04.2011 gün ve 2009/7986 E. 2011/2088 K; 19.12.2011 gün ve 2009/20949 E. 2011/30216 K. sayılı kararları).
TCK’nın 220/7. maddesinde suç örgütüne bilerek isteyerek yardım eden kişinin cezalandırılması öngörülmüştür. Buradaki “yardım eden” kişi, örgütün hiyerarşik yapısı içinde olmayan kişidir. Başka bir ifadeyle, “yardım eden” kişinin örgüt üyesi olmaması gerekir. Dolayısıyla da TCK’nın 220/7. maddesi anlamında yardımdan söz edilebilmesi için yardımın örgüt üyeliği seviyesinde olmaması gerekir. Terör örgütünün, amacına ulaşmak için suç işlediği şüphesizdir. Terör örgütü amacına ulaşmak için birbirinden farklı bir çok suç işler. Bir kişinin örgüt üyeliği seviyesinde olmaksızın örgütün genel amacı yönünde gerçekleştirilen faaliyetlere yardımda bulunması ise TCK’nın 220/7. maddesi kapsamında değerlendirilir.
Tüm bu açıklamalar ışığı altında somut olay incelendiğinde;
Dava dosyasında bulunan 15.04.2011 ve 18.04.2011 tarihli olay tespit tutanakları, olay yeri inceleme raporu, arama ve elkoyma tutanağı, adli emanette bulunan eşyalar ile sanığın savunması ve yerel mahkemenin kabulune göre; … İlçesi belediye başkanı olarak görev yapan sanığın silahlı terör örgütü olduğunda kuşku bulunmayan PKK/KCK örgütü mensuplarının sivil itiatsizlik faaliyetleri çerçevesinde sözde “demokratik çözüm çadırı” oluşturarak çadırda terör örgütünün propagandasında kullanılan pankart, flama, terör örgütü mensuplarının silahlı fotoğraflarının bulunduğu ve böylece terör örgütünün propagandasının yapıldığı bilinmesine rağmen belediyeye ait çadırın ve çadırın bulunduğu kültür merkezi bahçesinin bu amaca tahsis edildiği, sanığın örgütsel amaçla kullanılmak üzere çadır ve yer tahsis etmesi şeklinde gerçekleşen olayda silahlı terör örgütüne yardım suçunun oluşacağı gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 26.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2018/588, K. 2018/718Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2018/588 E.  ,  2018/718 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne yardım etme
Hüküm : 1-Sanıklar …, …, …, …, …, …, … hakkında ayrı ayrı: TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri delaletiyle TCK'nın 314/2, 220/7, 62, 53/1, 58/9. maddeleri ve
3713 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca mahkumiyet.
2-Sanıklar …, …, …, … hakkında ayrı ayrı: TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri delaletiyle TCK'nın 314/2, 220/7, 62, 53/1, 58/9. maddeleri ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca mahkumiyet.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … müdafii, hükmü 20.12.2012 tarihinde temyiz etmesine rağmen gerekçeli karar 12.11.2013 tarihinde tebliğ edildiğinden sanık … müdafiinin temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek, tebliğnamedeki temyiz isteminin reddi düşüncesine iştirak olunmamıştır.
1-Sanık …'ın yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli karar 11.11.2013 tarihinde Tebligat Kanununun 21. maddesine göre usulüne uygun olarak köy muhtarına tebliğ edildiği, sonradan ikinci kez gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ilk tebligatla başlayan temyiz süresini kesmeyeceğinden, sanığın hükmü yasal süresinden sonra 21.01.2014 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Genel Olarak;
Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütlerine yardım suçu, aşağıdaki sistematik içinde düzenlenmiştir.
– 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 314/3, 220/7, 314/2. maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne genel nitelikte yardım suçu,
– 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 315. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu,
– 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen ve 16.02.2013 tarihine kadar yürürlükte kalan 3713 sayılı Kanunun 8. maddesinde yer alan ve 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4. maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu.
Bu çerçeve içerisinde, terör örgütlerine silah sağlamak veya finansman sağlamak suçunun, terör örgütlerine yardım suçunun özel bir düzenleniş şekli olduğu anlaşılmaktadır.
Silahlı terör örgütlerine yardım suçunda yardım fiili, örgütün bizzat kendisi veya mensupları lehine gerçekleştirilebilir. Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih ve 2012/1234 Esas, 2012/1825 sayılı kararında da belirtildiği gibi, yardımın mutlaka örgüte ulaşması, sonuç vermesi gerekmez ve her bir fail, örgütçe verilen veya kendiliğinden üstlenilen görev kapsamında kendi fiilinin gerçekleştirilmesinden sorumlu olacaktır.
Silahlı terör örgütü üyesi olmayıp, örgütün faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla ve örgütün amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silâh temin eden, nakleden veya depolayanların eylemleri TCK'nın 315. maddesi, terör örgütlerine veya mensuplarına para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayri maddi her türlü mal, hak, alacak ile bunları temsil eden her türlü belgeyi sağlayan veya toplayan kişilerin eylemleri 6415 sayılı Kanunun 4. maddesi, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, örgüte veya örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek yukarıda sayılanlar dışında barındırma, nakletme, istihbari bilgi sağlama, örgüt mensuplarının araştırılmasını, yakalanmasını engellemeye yönelik imkan sağlama gibi her türlü yardım ise TCK'nın 314/3, 220/7. maddeleri yollamasıyla 314/2. maddesi kapsamında kalır.
Örgüte yardım suçunda kast unsuru yönünden öğretideki görüşler incelendiğinde;
Bir suçun kanuni tanımında "bilerek", "bildiği halde", "bilmesine rağmen" gibi ifadelere açıkça yer veren suçlar olası kastla işlenemez (Prof. Dr. İzzet ÖZGENÇ, TCK Genel Hükümler, 7. Baskı, s. 241).
Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz. Yapılacak her türlü yardımın suç olarak değerlendirilmemesi gerekir (Prof. Dr. A. Caner YENİDÜNYA – Arşt. Görv. Zafer İÇER, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, 1. Baskı, s. 56).
Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kasıt yeterli değildir. Özel kasıt ile işlenen bir suçtur. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir (Yrd. Doç. Dr. Namık Kemal TOPÇU, Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları, s. 164).
Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen "bilerek" ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir (Prof. Dr. İzzet ÖZGENÇ, Suç Örgütleri, 7. Baskı, s. 38-39).
Yukarıda yer verilen öğretideki görüşler ve yerleşik içtihatlarımız göz önüne alındığında; suç örgütleri veya silahlı terör örgütlerine yardım suçunun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi gerektiği, örgüt üyelerine yapılan yardımın da örgüte yapılmış gibi kabul edilmekle birlikte örgüt üyesinin mensup olduğu örgütün bilinmesi ve bu yardımın da insani mülahazalarla değil örgütün amaçlarını gerçekleştirme gayesiyle yapılması hususunda ortak bir kanaat mevcuttur.
Yerleşik içtihatlarda silahlı terör örgütüne silah ve finansman sağlama haricinde örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, örgüte veya örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek yapılan her türlü yardımın terör örgütüne yardım kapsamında kaldığı belirtilerek; örnek olarak barınma, nakletme, istihbari bilgi sağlama, örgüt üyelerinin araştırılması, yakalanmasını engellemeye yönelik imkan sağlama halleri sayılmıştır. Buna göre, “örgüt üyesinin kendisine teslim ettiği şifreli örgütsel dokümanları çantasında muhafaza ederek kuryelik yapmak”, “toplantılar düzenleyerek silahlı örgütün propagandasını yapmak”, “hükümlüler ile irtibata geçerek mont ve ayakkabılardan oluşan malzemelerin silahlı terör örgütüne ulaştırılmasını sağlamak”, “örgüte eleman temin etmeye yardım etmek” eylemlerinin silahlı terör örgütüne yardım niteliğinde oldukları kabul edilmektedir (Yargıtay 9. CD.’sinin 06.07.2009 gün ve 2009/779 E. – 2009/7936 K; 16.07.2009 gün ve 2008/21670 E. Karar No: 2009/8561 K; 01.07.2009 gün ve 2008/21593 E. 2009/7935 K; 05.04.2011 gün ve 2009/7986 E. 2011/2088 K; 19.12.2011 gün ve 2009/20949 E. 2011/30216 K. sayılı kararları).
TCK’nın 220/7. maddesinde suç örgütüne bilerek isteyerek yardım eden kişinin cezalandırılması öngörülmüştür. Buradaki “yardım eden” kişi, örgütün hiyerarşik yapısı içinde olmayan kişidir. Başka bir ifadeyle, “yardım eden” kişinin örgüt üyesi olmaması gerekir. Dolayısıyla da TCK’nın 220/7. maddesi anlamında yardımdan söz edilebilmesi için yardımın örgüt üyeliği seviyesinde olmaması gerekir. Terör örgütünün, amacına ulaşmak için suç işlediği şüphesizdir. Terör örgütü amacına ulaşmak için birbirinden farklı bir çok suç işler. Bir kişinin örgüt üyeliği seviyesinde olmaksızın örgütün genel amacı yönünde gerçekleştirilen faaliyetlere yardımda bulunması ise TCK’nın 220/7. maddesi kapsamında değerlendirilir.
Tüm bu açıklamalar ışığı altında somut olay incelendiğinde;
Sanıkların savunmaları, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamına göre; bir başka dosyada sanık olan Deniz (K) … isimli terör örgütü üyesi kendiliğinden teslim olduktan sonra etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığı ve sorgu hakimliği ve yargılandığı mahkemede doğruluğunu kabul edip aynen tekrar ettiğini beyan ettiği kolluktaki ifadesinde sanıklar hakkında, “Yaylak köyü Simetak mahallesinde ikamet eder. Dorşin bölgesindeki örgüt mensupları bu şahsın evini rahatlıkla kullanır. 2009 yılı Ağustos ayında ben de bir kere bu şahsın evine … , … ve … isimli örgüt mensupları ile birlikte gittim. Yaklaşık olarak yarım saat evin dışında kalarak sohbet ettik. Bu şahıstan örgüt mensupları fazla memnun değiller fakat yanında ikamet eden bayan çocuklarıyla araları daha iyidir” şeklindeki beyanları ve sanıkların savunmalarında terör örgütü üyelerinin evlerine geldiğinde zorla yemek hazırlatarak alıp gittiklerine dair savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, daha önce örgüt ile irtibatı saptanamayan sanıkların silahlı terör örgütü üyelerine özgür iradeleri ile gönüllü olarak yardım ettiklerine dair savunmalarının aksini gösterir delil bulunmadığı anlaşılmakla ayrı ayrı beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
3-Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanıkların savunmaları, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamına göre; bir başka dosyada sanık olan … isimli terör örgütü üyesi kendiliğinden teslim olduktan sonra etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığı ve sorgu hakimliği ve yargılandığı mahkemede doğruluğunu kabul edip aynen tekrar ettiğini beyan ettiği kolluktaki ifadelerinden mahkemede tanık sıfatıyla dinlendiğinde vazgeçmiş olması yardımın, örgütün korkutucu gücü nedeniyle olmaksızın örgüte katkı sağlamak amacı ile gönüllülük esasına göre yapıldığına ilişkin savunmanın aksini gösterir mahkumiyetleri için yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemeyen sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
4-Kabul ve uygulamaya göre de;
a)Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan hüküm tesis edilirken koşulları oluşmayan TCK'nın 58/9. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
b)TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … müdafileri ve sanık … ile Cumhuriyet savcısının tüm sanıklar lehine olan temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 02.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Suç Örgütü Propagandası ve İptal Edilen Hükümler

Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, suç örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fiilin basın ve yayın araçları vasıtasıyla işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılarak tatbik edilir. Öte yandan Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin altıncı fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 5 Kasım 2024 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.

Suç Örgütlerinde Etkin Pişmanlık ve Denetimli Serbestlik

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesinin birinci fıkrasına göre suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu sebebiyle soruşturma başlatılmadan ve örgüt amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce örgütü dağıtan veya sağladığı bilgilerle dağılmasını temin eden kurucu ya da yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, örgütün faaliyeti kapsamında herhangi bir suça katılmaksızın örgütten gönüllü ayrıldığını yetkili makamlara bildiren üyelere ceza verilmez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 221Kaynağı aç
Madde 221- (1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu
nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç
işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını
sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun
işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili
makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak
etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya
mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında
cezaya hükmolunmaz.
(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran,
yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç
işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak
teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili
bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak
suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra
vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte
üçe kadar indirim yapılır.[92]
(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle
denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi
üç yıla kadar uzatılabilir.
(6) (Ek: 6/12/2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin
pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz.
Şapka ve Türk harfleri

Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesinin üçüncü fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suça katılmadan yakalanan örgüt üyesinin pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının ele geçirilmesini sağlayacak nitelikte bilgi sunması halinde ceza tayin edilmez. Dördüncü fıkra kapsamında ise örgüt kuran, yöneten, üye olan veya yardım eden kişinin gönüllü biçimde teslim olup örgütün yapısı ve işlenen suçlar hakkında bilgi vermesi durumunda cezaya hükmolunmazken; söz konusu bilgilerin yakalandıktan sonra verilmesi halinde verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim tatbik edilir.

Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, etkin pişmanlık düzenlemelerinden yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır ve bu süre üç yıla kadar uzatılabilir. Aynı maddenin altıncı fıkrası uyarınca, etkin pişmanlık hükümleri bir kişi hakkında birden fazla kez uygulanamaz.

Suç örgütünün varlığı için en az kaç kişi gereklidir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir suç örgütünün varlığından söz edebilmek için hiyerarşik ilişki içinde en az üç kişinin bulunması gerekir.

Örgüt yöneticileri işlenen suçlardan doğrudan sorumlu tutulur mu?

Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca suç örgütü yöneticileri, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen tüm suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.

Örgüte hiyerarşik bağ olmaksızın yardım edene verilecek ceza nedir?

Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca hiyerarşik yapıya dâhil olmadan bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır; cezada yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirim yapılabilir.

Etkin pişmanlık hükümleri aynı sanık hakkında tekrar uygulanabilir mi?

Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesinin altıncı fıkrasına göre etkin pişmanlık hükümlerinden aynı kişi birden fazla kez yararlanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu