5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Kanunu

by Avukat Erdal Ersoy
5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Kanunu

Kanunun Temel Amacı ve Yasal Tanımlar

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 1 inci maddesi uyarınca temel amacı, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine yönelik usul ve esasları belirlemektir. Kanunun 2 nci maddesinde suç geliri, suçtan kaynaklanan her türlü malvarlığı değeri şeklinde tanımlanmıştır. Aynı hükümde aklama suçu ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinde düzenlenen fiil olarak ifade edilmiştir. Düzenleme, suç kaynaklı malvarlığı değerlerinin tespit edilmesine ve yasal mali sisteme girişinin engellenmesine odaklanmaktadır.

Serbest Avukatların Yükümlülük Sınırları ve İstisnaları

5549 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca serbest avukatlar kanun kapsamında yükümlü kabul edilen meslek grupları arasında yer alır. Ancak bu yükümlülük serbest avukatların tüm mesleki faaliyetlerini kapsamaz. Savunma hakkı kapsamında 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin birinci fıkrası ile alternatif uyuşmazlık çözüm yolları çerçevesinde yürütülen çalışmalar nedeniyle edinilen bilgiler bu yükümlülüklerin dışındadır. Serbest avukatlar; taşınmaz alım satımı, sınırlı ayni hak tesisi veya terkini, şirket, vakıf ve derneklerin kurulması, idaresi, devri, birleştirilmesi veya tasfiyesi işlerine ilişkin finansal işlemler ile banka ve menkul kıymet hesaplarının yönetilmesine dair belirli işlemlerle sınırlı olarak yükümlü tutulmuştur.

Müşterinin Tanınması ve Şüpheli İşlem Bildirimi

5549 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi doğrultusunda yükümlüler, müşterinin tanınması prensibi gereği işlem tesis edilmeden önce gerek doğrudan işlem yapanların gerekse nam veya hesabına hareket edilen ilgililerin kimliklerini belirlemek ve gereken önlemleri almakla yükümlüdür. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, muameleye konu malvarlığının gayrimeşru kaynaklardan temin edildiğine veya hukuka aykırı maksatlarla kullanıldığına ilişkin şüphe uyandıran bir durumun tespiti halinde muamelenin Başkanlığa bildirilmesi mecburi tutulmuştur. İlgili bildirimin gizliliği kanunla korunmuş olup yetkili denetim görevlileri ve yargılama aşamasındaki mahkemeler haricinde, muamelenin tarafları dahil üçüncü şahıslara bu hususta herhangi bir bilgi verilemez.

Finansal Grup İçi Bilgi Paylaşımı ve Devamlı Bilgi Verme

Finansal gruba bağlı kuruluşlar, Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca müşterinin tanınması ile hesap ve işlemlere ilişkin bilgileri grup düzeyinde tedbirlerin uygulanmasını sağlamak amacıyla grup içinde paylaşabilmektedir. İlgili yasal kural gereğince özel kanunlardaki gizlilik ve sır hükümleri ileri sürülerek bu bilgi paylaşımından kaçınılamaz. Bununla birlikte Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre yükümlüler, taraf oldukları veya aracılık ettikleri işlemlerden Bakanlıkça belirlenecek tutarı aşanları Başkanlığa düzenli olarak bildirmekle yükümlüdür.

Belge Muhafazası ve Elektronik Tebligat Esasları

5549 sayılı Kanunun 8 inci maddesi kapsamında yükümlülere denetim sürecine yönelik kapsamlı saklama kuralları getirilmiştir. Bu çerçevede fiziki veya dijital ortam fark etmeksizin ilgili evrakın tanzim edildiği günden, ticari defter ile kayıtların son işlendiği günden, kimliğin belirlenmesine dair vesikaların ise en son işlem tesis edildiği tarihten başlayarak sekiz yıl boyunca saklanması ve talep vukuunda ibrazı zorunludur. Kanunun 9/A maddesi uyarınca tebligat işlemlerinde 7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/A maddesindeki şekil şartlarına bağlı kalma zorunluluğu bulunmamaktadır; bildirimler elektronik ortamda iletilebilir, yanıtlar da aynı yöntemle talep edilebilir ve tebliğ evrakının muhatabın erişimine ulaştığı an bildirim geçerli sayılır.

Yükümlülüklere Uyanların Korunması ve İşlemlerin Ertelenmesi

5549 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince, kanun uyarınca getirilen yükümlülüklerini yerine getiren gerçek ve tüzel kişiler hiçbir şekilde hukuki ve cezai bakımdan sorumlu tutulamaz. Bu kural, özellikle bildirimde bulunan yükümlülerin üçüncü kişilere karşı hukuki veya cezai bir yaptırımla karşılaşmasını engeller. Bununla birlikte Kanunun 19/A maddesinin birinci fıkrasına göre, işleme konu malvarlığının aklama veya terörün finansmanı suçuyla ilişkili olduğuna dair şüphe bulunması durumunda; analizin tamamlanması veya yetkili mercilere intikali amacıyla işlemleri yedi iş günü süreyle askıya almaya veya gerçekleşmesine izin vermemeye Bakan yetkilidir.

Yükümlülüklerin İhlalinde Öngörülen İdari Para Cezaları

Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince kimlik tespiti ve devamlı bilgi verme yükümlülüklerini ihlal edenlere otuz bin Türk lirası, şüpheli işlem bildirimi yükümlülüğünü ihlal edenlere elli bin Türk lirası idari para cezası verilir. Yükümlünün bankalar, finansman, faktoring ve finansal kiralama şirketleri, sigorta, reasürans veya emeklilik kuruluşları, sermaye piyasası kurumları, yetkili müesseseler, ödeme ve elektronik para kuruluşları gibi finansal sektör aktörlerinden olması halinde, idari para cezası işlem tutarının yüzde beşinden az olmamak üzere iki kat olarak uygulanır. Elektronik tebligat yükümlülüklerini yerine getirmeyen kişi veya kuruluşlara ise 13 üncü maddenin dördüncü fıkrası uyarınca her tespit için kırk bin Türk lirası idari para cezası kesilir ve bir takvim yılında kesilecek cezanın toplamı bir milyon Türk lirasını aşamaz. İlgili maddedeki maktu para cezası tutarları, Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca her yıl Vergi Usul Kanununa göre ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılmakta olup on Türk lirasına kadar olan tutarlar hesaplamada dikkate alınmaz. Kanunun 13 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren sekiz yıl geçtikten sonra idari para cezası verilemez.

Uyum Tedbirlerinin Yerine Getirilmemesi ve Faaliyet Kısıtlaması

Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uyum tedbirleri ve risk yönetim sistemlerine ilişkin yükümlülüklere aykırılık halinde aşamalı bir idari prosedür tatbik edilir. Aykırılık durumunda yükümlüye yazılı ihtar yapılarak otuz günden az olmamak üzere süre tanınır. Bu sürede gereği yapılmazsa beş yüz bin Türk lirası idari para cezası verilir ve altmış günden az olmamak üzere yeni bir süre tanınır. İkinci süre sonunda da eksiklik tamamlanmazsa ilk idari para cezasının iki katı tutarında ceza uygulanır. İkinci cezanın tebliğinden itibaren otuz gün içinde yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ise yükümlünün faaliyetlerinin kısıtlanması, belirli bir süre durdurulması veya faaliyet izin belgesinin iptali yönünde işlem yapılması için durum yetkili kuruma bildirilir. Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre ihtarlara ve sürelere riayet edilmek şartıyla uyum tedbirlerine uymayan sorumlu yönetim kurulu üyesine veya üst düzey yöneticiye yükümlüye verilen para cezasının dörtte biri oranında ceza kesilir. Buradaki maktu cezalar da 28 inci madde gereğince yeniden değerleme oranında artırılmaktadır.

Gümrük İdaresinde Nakit Beyan Denetimi

Kanunun 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre gümrük idaresine nakit ve döviz değerleri konusunda hiç açıklamada bulunmayan yolculara taşıdıkları değerin onda biri oranında idari para cezası kesilir. Tutar konusunda gerçeğe aykırı açıklamada bulunan yolculara ise taşınan değer ile açıklanan değer arasındaki farkın onda biri oranında para cezası uygulanır. Söz konusu değerler gümrükçe muhafaza altına alınır ve durum şüpheli sayılarak Başkanlığa ve ilgili mercilere intikal ettirilir. İlgili fıkra uyarınca binbeşyüz Türk lirasına kadar olan farklar için bu ceza hükmü uygulanmaz. Bu maddedeki maktu istisna tutarı da 28 inci madde gereğince yeniden değerleme oranında güncellenmektedir.

Adli Yaptırımlar ve Koruma Tedbirleri

Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kimlik tespitini gerektiren işlemlerde kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri gerçekleştirmeden önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlüye yazılı olarak bildirmediği takdirde altı aydan bir yıla kadar hapis veya beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Suç gelirleriyle mücadelede Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısına elkoyma kararı verme yetkisi tanımıştır. Hakim kararı olmaksızın savcı tarafından verilen bu elkoyma işlemi yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim en geç yirmi dört saat içinde onay konusunda karar verir. Hakimin onaylaması durumunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinde düzenlenen değere ilişkin raporun üç ay içinde alınarak tekrar hakim onayına sunulması zorunludur. Kararın onaylanmaması veya raporun üç ay içinde temin edilememesi hallerinde savcılık elkoyma kararı hükümsüz kalır. Kanunun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aklama suçunun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın Ceza Muhakemesi Kanununun 139 uncu maddesi kapsamında gizli soruşturmacı görevlendirilebilir ve 4208 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilir.

Yargı Kararlarının Bildirimi ve Uluslararası İşbirliği

Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına göre aklama ve terörün finansmanı suçundan dolayı yürütülen soruşturmalar sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, düzenlenen iddianameler, kovuşturma neticesinde verilen hükümler ile 17 nci maddeye göre verilen elkoyma kararlarının birer örneği, izleyen ayın sonuna kadar yetkili Cumhuriyet savcılıkları ve mahkemelerce Başkanlığa gönderilir. Uluslararası işbirliğini temin etmek adına Kanunun 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, kanun uyarınca yabancı ülkelerdeki muadil kuruluşlara Başkanlıkça bilgi verilmesinin yasal olarak sırrın ifşası sayılmayacağı düzenlenmiştir.

Serbest avukatlar hangi işlemlerde 5549 sayılı Kanun kapsamında yükümlü sayılır?

Serbest avukatlar savunma hakkı ve alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamındaki mesleki çalışmaları hariç olmak üzere; taşınmaz alım satımı, ayni hak tesis ve terkini, şirket, vakıf ve derneklerin kurulması, idaresi, devri, birleştirilmesi veya tasfiyesi ile hesap yönetimi kapsamındaki belirli finansal işlemlerle sınırlı olarak yükümlü kabul edilir.

Şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğu kimlere açıklanamaz?

Yükümlüler, Başkanlığa şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğu bilgisini denetim elemanları ve yargılama sırasındaki mahkemeler dışında, işleme taraf olanlar dahil olmak üzere hiç kimseye açıklayamaz.

Başkası hesabına hareket edildiğini bildirmemenin cezası nedir?

Kimlik tespitini gerektiren işlemlerde kendi adına fakat başkası hesabına hareket eden kişi durumu işlemden önce yükümlüye yazılı olarak bildirmezse altı aydan bir yıla kadar hapis veya beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Savcılık elkoyma kararı hangi hallerde hükümsüz kalır?

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcılıkça verilen elkoyma işlemi yirmi dört saat içinde hakimin onayına sunulmaz, hakim tarafından onaylanmaz veya onaydan sonra üç ay içinde değere ilişkin rapor alınarak yeniden hakim onayına sunulamazsa hükümsüz kalır.

Yükümlülüklerini yerine getirenlerin hukuki veya cezai sorumluluğu doğar mı?

5549 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi uyarınca mevzuatta yer alan ödevlerini eksiksiz ifa eden gerçek kişiler ile tüzel şahıslar hakkında hukuki yahut cezai yönden herhangi bir sorumluluğa hükmedilemez.

Şüpheli işlemler Bakan tarafından hangi süreyle askıya alınabilir?

Malvarlığının aklama veya terörün finansmanı suçu ile ilişkili olduğuna dair şüphe bulunması halinde Bakan, işlemleri yedi iş günü süreyle askıya almaya veya gerçekleşmesine izin vermemeye yetkilidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu