Sözlü Kira Sözleşmesinin Varlığının İspatı ve Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Sözlü Kira Sözleşmesinin Varlığının İspatı ve Usulü

Sözlü kira sözleşmesinin varlığına dair uyuşmazlıkların çözümü genel ispat kuralları dairesinde yürütülür. Özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kira sözleşmelerinin kurulması ve geçerliliği herhangi bir resmi veya yazılı şekil şartına bağlanmamıştır; sözleşme yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi tarafların iradelerini örtülü (zımni) biçimde ortaya koymalarıyla da vücut bulabilir. Buna karşın sözleşmenin geçerli biçimde kurulabilmesi ile inkar edilmesi hâlinde varlığının kanıtlanması ayrı usul kurallarına tabidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/1 uyarınca ispat yükü, kanunda aksine özel bir hüküm yer almadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189 gereğince taraflar ispat hakkını usul ve kanun dairesinde kullanmakla yükümlüdür; kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği durumlar başka delillerle kanıtlanamayacağı gibi hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller de mahkemece vakıaların ispatında dikkate alınamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
MADDE 189- (1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. İspat yükü
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
MADDE 190- (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Karşı ispat
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/2533, K. 2013/4143Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2013/2533 E.  ,  2013/4143 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2011 NUMARASI : 2011/811-2011/796 Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, 22 sayılı parseldeki 3- 4 ve 9 numaralı bağımsız bölümlere elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca; elatmanın önlenmesi isteği bakımından çekişmeli taşınmazların keşfen belirlenen değeri üzerinden peşin harcın tamamlanması üzerine, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 22 parsel sayılı taşınmazdaki 3, 4 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin davalı Y.. S..'na aitken borçları nedeniyle yapılan icra takibi sonucu dava dışı … Bank'a satıldığı, sonrasında ise dava dışı TMSF Başkanlığına devredildiği, davalı Y..S… anılan taşınmazlar için tapu iptali ve tescil isteğiyle TMSF aleyhine Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/122 Esas sayılı dosyasında dava açmış ise de bahsi geçen davanın reddedilerek, verilen ret kararının kesinleştiği, davacının çekişmeli taşınmazları 01.09.2006 tarihinde TMSF Başkanlığından satın almak suretiyle edindiği, kayden davacıya ait olan taşınmazların halen davalı Y.. S..'nun ortağı olduğu diğer davalı …. Otomotiv Yedek Parça İnşaat Taahhüt Tekstil Limited Şirketinin kullanımında olduğu, davalı şirketin taşınmazlarda kayıttan kaynaklanan herhangi bir hakkının bulunmadığı, ancak davalı şirketin bağımsız bölümleri kiraladığını, hatta kira ilişkisi nedeniyle davacıdan önceki malik olan TMSF Başkanlığı tarafından Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1140 esas sayılı dosyasında kira tespiti, Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/785 ve 2005/786 esas sayılı dosyalarında ise kira alacağı ve tahliye davalarının açılıp, hükme bağlandığını ve kullanımının önceki malikle yapılan kira sözleşmesine dayandığını belirterek, kiracılık savunmasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten de böyle bir sözleşmenin varlığı ve geçerliliği sabit olduğu takdirde, anılan sözleşmeye değer verileceği kuşkusuzdur. Bu durumda davalının taşınmazı tasarrufunun haksızlığından söz edilemeyecektir. Bu halde davacı yanın, bayiinin sözleşmesine dayanarak tahliye isteminde bulunması gerekecektir. Bu bakımdan mahkemenin kabulünde isabet olduğu söylenemez. Ancak,kiracılık savunmasının kanıtlanması gerekeceği de muhakkaktır. Bilindiği üzere; özel yasa hükümleri saklı kalmak koşuluyla, gerek taşınır gerekse taşınmaz mallara ilişkin kira sözleşmelerinin geçerli olması hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Kira sözleşmeleri yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi zımni ( üstü kapalı ) olarak da vücuda getirilebilir. Yeter ki taraflar kira sözleşmesinin esaslı unsurlarında anlaşmış olsunlar. Nitekim bu kural l8.3.l942 tarih 37/6 sayılı inançları birleştirme kararında açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki; kira ilişkisi bir hukuki fiil ( vakıa ) değil, bir hakkın doğumuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibariyle bir hukuki işlem( muamele) dir. Bu nedenle, dava değeri 40.-YTL yi aşan (23.6.1996 gün ve 4146 sayılı Yasa uyarınca) sözleşmeler hakkında tanık dinlenilebilmesine olanak tanımayan HUMK.’nun 288.maddesi 21.7.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Yasanın 2/b maddesi ise değiştirilmiş ve tanıkla ispat yasağı 400.-YTL’nin üzerine yükseltilmiştir. Bu oran, 5219 ve 5236 Sayılı Yasalara göre yapılan katsayı artışı sonucu davanın açıldığı 16.09.2011 tarihinde 590.00, YTL olmuştur. Bu düzenlemeye göre, bu miktarın üzerindeki sözleşmeler hakkında tanık dinlenmesine olanak yoktur. Kira sözleşmesinin varlığı ancak, yazılı delille ispat edilebilir. Hemen belirtilmelidir ki, sözü edilen miktar, yıllık kira tutarına bakılarak belli edilir. Sözlü kira sözleşmesi kurulduğu yolundaki savunmanın, ilgilisine (davalıya yada davalılara) yemin teklif etme hakkı verebileceği; ayrıca HUMK.nun 292. ve 293.maddelerinde değinilen ayrıcalıklarında gözetilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur. O halde, yukarıda değinilen hususlar gözetilerek, davalının savunmasında dayandığı dava dosyaları da incelenmek suretiyle toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek davalının kiracılık savunmasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Kabule göre de; kötü niyetli zilyedin taşınmaz malikine ödemesi gerekli olan işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilin en az kira bedeli, en fazla mahrum kalınan gelir kaybı esas alınarak tespit edilmesi gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, ecrimisilin hangi esasa göre tespit edildiği belirtilmemiş ve dayanakları gösterilmeden soyut belirleme ile yetinilmiştir. Mahkemece, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunun esas alınarak karar verilmiş olması doğru değildir. Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.3.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kira İlişkisinin İnkar Edilmesi ve İspat Külfeti

Taşınmazı kullanan yahut tasarrufunda bulunduran kişi tarafından kira ilişkisinin varlığı bütünüyle inkar edildiğinde, aralarında geçerli bir kira bağı kurulduğunu ispat etme külfeti bu hukuki ilişkiye dayanarak hak iddia eden tarafa aittir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/6417 Esas ve 2016/1850 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, aleyhine icra takibi başlatılan borçlunun ödeme emrine itiraz etmemiş olması dahi kira akdinin varlığını zımnen veya hukuken kabul ettiği anlamına gelmez. İnkar ile karşılaşan taraf, kira sözleşmesinin kurulduğunu kanunun emrettiği geçerli usul delilleriyle kanıtlamak mecburiyetindedir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/6417, K. 2016/1850Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2015/6417 E.  ,  2016/1850 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Menfi tespit Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, icra takibine yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, takip alacaklısının … İcra Müdürlüğünün 2013/26362 Esas nolu dosyası ile hakkında takip başlattığını, icra takibinde kira alacağı talebinde bulunduğunu, davalı ile ne yazılı ne de şifahi bir kira sözleşmesi yapmadığını, taşınmazın maliki iken davalının hile ile taşınmazı devraldığını belirterek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davaya konu taşınmazı davacıdan satın aldığını, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının icra takibine itiraz etmediği, tanık beyanları doğrultusunda kira borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. HMK’nun 190.maddesi uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda davalı 19.11.2013 tarihinde başlattığı icra takibi ile sözlü kira ilişkisine dayanarak aylık 500,00 TL den bir yıllık kira bedeli olmak üzere 6.000 TL kira alacağının tahsilini istemiştir. Davacı kira ilişkisini kabul etmemiştir. Bu açıdan kira sözleşmesinin varlığını ispat külfeti davalıya aittir. HMK’nun 189/3.maddesi uyarınca kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar başka delillerle ispat olunamaz. Aynı yasanın 200.maddesine göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar ve değeri 2.500 Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Davalı aylık kira bedelinin 500,00 TL olduğunu ileri sürdüğüne göre davalı kira sözleşmesin tanık beyanları ile kanıtlayamaz. Davacı borçlunun icra takibine itiraz etmemesi de kira akdinin varlığını kabul ettiği anlamına gelmez. Mahkemece davalının kira sözleşmesinin varlığını ispat edemediği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözönünde bulundurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Senetle İspat Kuralı ve Yıllık Kira Bedeli Ölçütü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200/1 kapsamında bir hakkın doğumu, devredilmesi, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı veya sona erdirilmesi gayesiyle girişilen hukuki işlemlerin yapıldıkları andaki miktar ya da değerleri kanuni parasal sınırı geçtiği takdirde senetle ispat olunması emredilmiştir. İddia konusu işlemin parasal tutarı sonradan kısmi ifa veya borçtan kurtarma nedenleriyle yasal haddin altına inse dahi senetsiz kanıtlanamaz. Kira uyuşmazlıklarında senetle ispat mecburiyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken aylık ödeme miktarı değil, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2013/2533 Esas ve 2013/4143 Karar sayılı ilamı gereğince yıllık kira bedelinin tamamı esas alınır. Yıllık kira bedeli senetle ispat sınırını aştığında, sözleşmenin varlığı tanık beyanlarıyla ispat edilemez.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 200Kaynağı aç
MADDE 200- (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Senede karşı tanıkla ispat yasağı

Açık Muvafakat ve Delil Başlangıcının Varlığı

Senetle ispat sınırının üzerinde kalan uyuşmazlıklarda mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200/1'deki kural hatırlatıldıktan sonra karşı tarafın açık rızası bulunursa Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200/2 uyarınca tanık dinlenebilir. Senet zorunluluğunun bir diğer istisnası ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202/1 uyarınca delil başlangıcının mevcudiyetidir; senetle ispatı gereken hâllerde delil başlangıcı bulunursa uyuşmazlık tanıkla kanıtlanabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202/2 hükmü uyarınca delil başlangıcı; iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş yahut gönderilmiş belgedir. Bu nitelikte bir belge mahkemeye sunulduğunda sözlü kira ilişkisi tanık anlatımlarıyla doğrulanabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 202Kaynağı aç
MADDE 202- (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları

Tanıkla İspat Edilebilecek Kanuni İstisnalar ve Yemin Delili

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203/1 hükmü, senetle ispat zorunluluğunun uygulanmayacağı ve tanık dinlenebilecek halleri açıkça sıralamıştır. Bu kapsamda altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki hukuki işlemlerde tanık dinlenebilir. İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki muamelelerde; yangın, deniz kazası, deprem gibi senet temininde imkânsızlık veya olağanüstü güçlük yaratan durumlarda da tanık dinlenmesi caizdir. Ayrıca irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarında, üçüncü kişilerin muvazaa savlarında ve bir senedin beklenmeyen bir olay ya da zorlayıcı bir sebeple yahut usulüne göre tevdi edildiği memur veya noterlik elinde kaybolduğu kanısını kuvvetlendiren delil ve emarelerin varlığında tanık deliline dayanılabilir. Bunun yanı sıra Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2013/2533 Esas ve 2013/4143 Karar sayılı ilamı uyarınca, sözlü kira sözleşmesi kurulduğu yolundaki savunma ilgilisine karşı tarafa yemin teklif etme hakkı da bahşeder.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 203Kaynağı aç
MADDE 203- (1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir: a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler. c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler. ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları. d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları. e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli. İlamların ve resmî senetlerin ispat gücü

Parasal Sınırın Altında Kalan Sözleşmelerde Delil Serbestisi

İddia edilen sözlü kira ilişkisinde yıllık kira tutarı mevzuatta tayin edilen senetle ispat parasal sınırının altında kaldığı takdirde taraflar senet ibraz etme mecburiyetine bağlı tutulmaz. Bu kapsamda yıllık bedeli yasal sınırın altında kalan sözlü kira anlaşmaları tanık anlatımları da dahil olmak üzere hukuka uygun her türlü delil vasıtasıyla kanıtlanabilir.

Sözlü kira sözleşmesi hukuken geçerli midir?

Özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla kira sözleşmelerinin geçerliliği hiçbir şekil koşuluna bağlı değildir; sözleşme yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi zımni olarak da kurulabilir.

Senetle ispat sınırını aşan sözlü kira sözleşmesi tanıkla ispatlanabilir mi?

Senetle ispat sınırını aşan sözlü kira ilişkilerinde delil başlangıcı, karşı tarafın açık muvafakati veya kanunda düzenlenen yakın hısımlık gibi açık yasal istisnalar bulunmadıkça kira ilişkisi tanık beyanlarıyla kanıtlanamaz.

Kira sözleşmesinin kurulduğunu ispat külfeti kime aittir?

Kira ilişkisi inkar edildiğinde sözleşmenin varlığını ispat yükü, bu iddiaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran iddia sahibine aittir.

Senetle ispat sınırında aylık bedel mi yıllık kira mı dikkate alınır?

Sözlü kira ilişkisinin varlığının senetle ispatında parasal sınırın tespiti aylık kira tutarına göre değil, iddia edilen yıllık kira bedeline göre belirlenir.

İcra takibine itiraz etmemek kira akdini kabul etmek anlamına gelir mi?

Borçlunun aleyhine başlatılan icra takibine itiraz etmemiş olması, aralarındaki kira akdinin varlığını kabul ettiği anlamına gelmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu