SMS Dolandırıcılığı Hangi Suçu Oluşturur
SMS dolandırıcılığı, kısa mesaj yoluyla hileli bir kurgu oluşturulup mağdurun aldatılması ve bu yolla haksız yarar sağlanması biçiminde gerçekleşir. Türk Ceza Kanunu'na göre dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için üç şartın birlikte var olması gerekir: failin hileli davranışlarda bulunması, bu davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması ve sonuç olarak mağdurun ya da bir başkasının aleyhine haksız yarar sağlanması. Bu şartlardan birinin bulunmaması suçun oluşmamasına yol açabilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/15-1293, K. 2013/111Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
İtirazname : 2011/125165
Yargıtay Dairesi : 15. Ceza Dairesi
Mahkemesi : İZMİR 9. Ağır Ceza
Günü : 20.10.2010
Sayısı : 4-262
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar T. K.., T. B.. ve E. K..'ın 5237 sayılı TCK’nun 158/1-f ve 52/2 maddeleri gereğince 4 yıl hapis ve 2.400 Lira adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.10.2010 gün ve 4-262 sayılı hükmün, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık T.B.. ve müdafii, sanık E. K.. ve müdafii ile sanık T. K.. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesince 18.01.2012 gün ve 23914-1283 sayı ile;
"5237 sayılı Kanunun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna ilişkin hükümlerin, infaz aşamasında dikkate alınabileceği mümkün görülmüştür" açıklaması ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 16.04.2012 gün ve 125165 sayı ile;
"5237 sayılı TCK'nun 243. maddesinin gerekçesine göre, bilişim sistemi, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağı veren manyetik sistemler olarak tanımlamıştır. Sanıkların internet sitesi üzerinden bilgisayar satışı ilanı vererek şikayetçiyi dolandırmaları şeklindeki eylemlerinde, ilan verdikleri internet sitesinin herhangi bir veri tabanına sahip olmaması nedeniyle eylemleri TCK'nun 157. maddesinde öngörülen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığından mahkeme hükmünün bozulması gerekmektedir" görüşüyle itriraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 15. Ceza Dairesince 19.09.2012 gün ve 12192-41658 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Suçun sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık bulunmayan olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, suç niteliğinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Mersin ili Erdemli ilçesinde ikamet eden sanık T. K..ın "www……com" adlı internet sitesinden …Market Şirketler Topluluğu isimli işyeri adına HP marka dizüstü bilgisayarların satışı için ilan verdiği, Giresun'da ikamet eden şikâyetçinin ilanda belirtilen "İzmir" alan kodlu telefon numarasını araması üzerine, telefonu açan ve kendisini şirket yetkilisi olarak tanıtan şahıs tarafından T. B.. adına Akbank Şirinyer Şubesinde bulunan hesaba 1.100 TL havale göndermesi gerektiği ve dizüstü bilgisayarın aynı gün kargoya verileceğinin söylendiği, bu beyan üzerine şikâyetçinin 08.08.2008 tarihinde sanık Tolga Bahçıvancı adına 1.100 TL parayı “diğer” açıklaması ile Akbank ATM'den havale ettiği, bilgisayarın gönderilmemesi üzerine internet sitesinde yazılı telefonu birkaç kere daha aradığı, her seferinde telefona farklı kişilerin çıktığı, ilgisiz cevaplar verilerek şikayetçinin oyalandığı, şirket yetkilisi ile görüşmek istediğini bildirmesine rağmen çeşitli bahanelerle görüştürülmediği, bilgisayarın gönderilmediği ve havale edilen paranın da iade edilmediği,
Sanık T. K..'ın başka bir suçtan Konya'da M. T..kimliğiyle tutuklu iken soruşturma başladıktan sonra diğer sanıkların ifadeleriyle gerçek kimliğinin belirlendiği, İzmir Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen raporda M. T.. ile T.K..'ın parmak izlerinin aynı olduğunun tespit edildiği,
Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliğince düzenlenen 15.210.2008 günlü rapora göre, internet sitesinde …Market Şirketler Topluluğu adresi olarak belirtilen yerde sözkonusu şirketin bulunmadığı, beş yıldır Renault servisinin bulunduğu, Kemeraltı'ndaki ikinci adresin ise Ş….Camii altında olduğu ve sokağın on yıldır iptal edildiğinin belirlendiği,
Sanıklar hakkında benzer suçlardan çok sayıda kamu davasının açıldığı,
Şikâyetçinin; Giresun'dayken "www……com" internet adresinden …Market Şirketler Topluluğu adlı işyerinden HP marka dizüstü bilgisayar almak istediğini, belirtilen telefonu aradığında T. B..'ya ait Akbank hesabına para yatırmasının söylendiğini, aynı gün bilgisayarın kargo ile gönderileceği belirtilmesine rağmen gönderilmediğini söylediği,
Sanık E. K..'ın aşamalarda; amcası olan T.K..'ın telefonla arayarak Erdemli'de şirketinin olduğunu, bankalara borcu olması nedeniyle üçüncü bir kişinin banka hesabına ihtiyaç duyduğunu söylediğini, arkadaşı T.B..'yı amcası ile tanıştırdığını, T..nın İzmir'de değişik bankalarda hesap açtırdığını, müşterilerin T.K..a sipariş verdiklerini, paraların da T. B..'ya ait hesaba yatırıldığını, T. B.. ile birlikte yatan paraları çekip T. K..'a verdiklerini, fakat soruşturma aşamasında sipariş edilen ürünlerin gönderilmediğini öğrendiklerini savunduğu,
Sanık T. B..nın aşamalarda; internet üzerinden satış yaptığını ve elemana ihtiyacı olduğunu söyleyen T. K..'ın yanında çalışmaya başladığını, onun isteği ile dört ayrı bankada hesap açtırdığını, müşterilerin telefonla T.K..'a sipariş verdiklerini, paraların ise kendi hesabına yatırıldığını, E..ile birlikte yatan paraları çekip T.K..'a verdiklerini, dolandırıcılık yaptığını bilmediklerini beyan ettiği,
Sanık T.Ka..'ın soruşturma aşamasında M. T.. olduğunu, atılı suçla ve T. K..'la bir ilgisinin bulunmadığını ifade ederken, yargılama aşamasında önce suçlamayı inkar ettiği, sonraki anlatımlarında ise iddianamede anlatılan hususların doğru olduğunu ifade ettiği,
Anlaşılmaktadır.
Türk Dil Kurumu'nun Büyük Türkçe Sözlüğü'nde, “elektronik beyin” veya “bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş sistem” olarak adlandırılan bilgisayar; "çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran, bilgileri depolayan elektronik araç, elektronik beyin” anlamına gelmektedir. İnternet ise, dünya üzerindeki milyonlarca bilgisayarın birbirlerine bağlanmaları ile oluşan global bir bilgisayar ağları sistemini ifade eder. Bilişim de; “insanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandıgı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, bilginin elektronik cihazlarda toplanması ve işlenmesi bilimi” olarak tanımlanmaktadır. Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretideki baskın görüşlere göre de, bilişim sisteminin, verileri toplanıp yerleştirdikten sonra otomatik işleme tabi tutma imkanı veren manyetik sistemler olduğu kabul edilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bilişim suçları; “Bilişim alanında suçlar” bölümünde düzenlenmekle beraber, ayrıca çeşitli bölümlerde de bilişim sistemleriyle işlenmesi mümkün olan suç tiplerine yer verilmistir. "Bilişim alanında suçlar" bölümünde yer alan 243. maddesinde bilişim sistemine girme, 244. maddesinde sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, 245. maddesinde banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçları düzenlenmiştir. Bunun yanında, "Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar" bölümünde yer alan 135. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, 136. maddesinde kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, 138. maddesinde ise verilerin yok edilmemesi suçları bilişim suçu olarak nitelendirilebilecek şekilde düzenlenmiştir. Öte yandan, 132. maddesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal, 124. maddesinde haberleşmenin engellenmesi, 125/2. maddesinde hakaret, 142/2. maddesinin (e) bendinde hırsızlık, 158/1. maddesinin (f) bendinde dolandırıcılık, 226. maddesinde müstehcenlik, 163. maddesinde karşılıksız yararlanma suç tiplerinin bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmeleri mümkün kabul edilmiştir.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi açısından dolandırıcılık suçu üzerinde durulmalıdır.
5237 sayılı TCK'nun “Dolandırıcılık” başlıklı 157. maddesi; “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir” şeklinde düzenlenmiş, suçun daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli hallerine ise 158. maddede yer verilmiştir.
Malvarlığının yanında irade özgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
1) Failin bir takım hileli davranışlarda bulunması,
2) Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması,
3) Failin hileli davranışlar sonucunda mağdurun veya başkasının aleyhine, kendisi veya başkası lehine haksız bir yarar sağlaması,
Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Fail kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek hileli davranışlar yapmalı, bu davranışlarla bir başkasına zarar vermeli, verilen zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı ve zarar da, nesnel ölçütler göz önünde bulundurularak belirlenecek ekonomik zarar olmalıdır.
Görüldüğü gibi, dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır.
Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu ise TCK’nun 158/1-f maddesinde; “(1) Dolandırıcılık suçunun;….f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,…İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adlî para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz” şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin ya da birer güven kurumu olan banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması, dolandırıcılık suçunun işlenmesi açısından önemli bir kolaylık sağlamaktadır” açıklamalarına yer verilmiş olup, bu bentte bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık olmak üzere birden fazla nitelikli hal kabul edilmiştir.
Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş, gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişiye ulaşılması ve bu tür suçların işlenmesinde faile kolaylık sağlaması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde, yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp, sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması sözkonusu olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Bilişim sistemlerinin aynı anda birçok kişiye ulaşmasındaki çabukluk ve sağladığı kolaylığa dayanarak "www…..com" adlı internet sitesinden ….Market Şirketler Topluluğu isimli işyeri adına HP marka dizüstü bilgisayarların satışı için ilan veren sanıkların, Giresun'da ikamet eden ve ilanı görerek bildirdikleri telefon numarasını aradıktan sonra hesaplarına para aktaran şikâyetçiye sözde alışverişe konu bilgisayarı göndermemeleri şeklinde gerçekleşen olayda; bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle gerçekleştirilen eylemlerin TCK'nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Bu nedenle, sanıkların bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin yerel mahkeme hükmü ve bu hükmün onanmasına dair Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Üyesi S. B…; "Bir internet sitesinde bilgisayar satış ilanı gören şikayetçinin, ilanda verilen telefon numarasını arayıp sipariş verdiği, aradan zaman geçmesine rağmen bilgisayar gelmeyince birçok kez telefonla aradığı ve parasını veya bilgisayarı alamadığı olayda; çözümlenecek sorun, dolandırıcılık suçunu niteliğine ilişkindir.
Bilişim sisteminden amaç, verileri toplanıp yerleştirdikten sonra, bunlar otomatik işleme tabi tutma olanağı veren manyetik sistemlerdir. Bilişim alanı ise, bilgileri depo ettikten sonra otomatik olarak işleme tabi tutan sistemlerden oluşan alanlardır.
Bilişim suçları, Türk Ceza Kanununda;
a- Doğrudan bilişim (gerçek bilişim suçları),
b- Dolayısıyla bilişim suçu (bilişim bağlantılı suçlar)
olarak düzenlenmiştir. Ceza Kanununun 2. Kitap, 3. Kısım, 10. Bölümünde 'Bilişim Alanında Suçlar' başlığı altında 243. maddede 'Bilişim Sistemine Girme', 244. maddede 'Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok etme veya Değiştirme', 245. maddede 'Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye kullanılması' suçları yer almıştır. Bilişim sistemine yapılan müdahale ile sistemin çalışması, veri işleme fonksiyonu engellenmeli, bozulmalı, sisteme veri yerleştirilmeli veya veriler başka yere gönderilmelidir.
Dolayısıyla bilişim suçları ise, klasik suçların bilişim sistemlerinden yararlanılarak işlenmesi olup, bu suçların nitelikli halleri olarak o suçla ilgili bölümlerde yer almaktadır.
Dolandırıcılık suçu, bir kimseye karşı aldatıcı hareketlerde bulunularak çıkar sağlanması ile oluşur. O halde, aldatılmasından söz edilmeyeceği için bilişim sistemine karşı dolandırıcılık suçu işlenemeyecektir. Ancak, bilişim sisteminin kullanılarak bir insanın aldatılması halinde TCK'nun 158/1-f maddesinde yazılı 'bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık' suçu oluşacaktır. Diğer bir anlatımla, bilişim sistemi, karşıdaki kişinin kandırılmasında bir vasıta olarak kullanılmalıdır. Bu sistem kullanılarak muhatap kandırılmalı, menfaat sağlanmalıdır. Yapılan aldatıcı hareketler, bilişim sistemi kulanılarak mağdura ulaştırılmalı, mağdur sistemle yapılan hileye kanmalı, faile menfaat sağlamalıdır.
Somut olayda, sanıklar internette yer alan bir sitede bilgisayar satışına dair bir ilan yayınlamış ve irtibat için bir telefon numarası vermişlerdir. Bu ilanın, kandırıcı nitelikte olduğu, fiyatının emsallerine göre çok ucuz gösterildiği, özellikllerinin abartıldığı, ilanı okuyanda satın alma isteği oluşturduğuna dair bir iddia veya delil bulunmamaktadır. Verilen ilan, basit bir satış ilanıdır ve bu ilan, suçun unsuru olan 'hileli hareketleri' oluşturmamaktadır. Yani, genel kurul gündemine göre satış ilanı, mağduru kandıracak nitelikte değildir. Kaldı ki, mağdur bu ilanla yetinmemiş, ilanı okuyunca telefon ederek sanıklarla görüşmüştür. Bu görüşme sırasında doğal olarak bilgisayarın özellikleri hakkında bilgi almış, bedelini sormuş ve büyük bir olasılıkla da pazarlık yapmış ve satın almıştır. Satın alma kararı, ilan üzerine değil sanıklarla yapılan telefon görüşmesinden sonra alınmıştır. Ayrıca verilen ilan, çok sayıda kişiye ulaşılmasına yöneliktir. Böyle bir ilanla, sokaklara afiş asılması, ağaçlara ilan yapıştırılması arasında fark bulunmamaktadır. İnternette yayınlanan ilan, suçun işlenmesini kolaylaştırmadığı, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde veya mağdurun kandırılmasında etkili olmadığı ve vasıta olarak kullanıldığının kabulü mümkün olmadığı cihetle, TCK.nun 158/1-f maddesinde yazılı dolandırıcılık suçunun nitelikli hali oluşmadığından sanığın fiili; TCK.nun 157/1. maddesine uygundur",
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Üyesi K. T… "Dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi, 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f maddelerinde nitelikli hal olarak belirtilmiştir.
Bilişim kelimesi, fransızca 'bilgi' ve 'otomatik' kelimelerinin birleşiminden türemekte ve bilginin otomosyona tabi tutulması sonucunda işlenmesi yani verilerin saklanması, organize edilmesi, değerlendirilmesi, nakledilmesi, çoğaltılması anlamlarını içermektedir. Günümüzde bütün bu işlemleri yapabilme özelliğine sahip cihazlar ise bilgisayardır.
765 sayılı TCK'nun 'bilişim alanında suçlar' başlığı altındaki 525-a, 525-d maddelerinde yer alan hususlar 'bilgileri otomatik işleme tabi tutan sistem' tanımı üzerine kurulmuştu. Bilişim suçlarının çok geniş ve sürekli ilerleyen bir alan olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'da öğretide görüş birliğiyle bilgisayara karşılık geldiği belirlenen 'bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş sistem' yerine bu tür araçlarla işlenen suçları da kapsayabilmesi ve yeni teknolojik ilerlemelere açık olması amacıyla 'bilişim sistemi' terimi kullanılmıştır. İster 'bilişim sistemi' isterse 'bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş sistem' kavramı kullanılsın bununla ifade edilmek istenen genel amaçlı kullanıma uygun bilgisayarlardır.
Teknik olarak bilgisayar, belleğindeki programa uygun olarak aritmetik ve mantıksal işlemler yapabilen karar verebilen, yürüteceği programı ve işleyeceği verileri ezberinde tutabilen, çevresi ile etkileşimde bulunabilen araçtır. Bilişim özelliğine sahip bilgisayarı diğer aygıtlardan ayıran unsur da budur, yani genel kullanılabilme özelliğine sahip bir araç olmasıdır.
Her ne kadar 'bilişim' ve 'bilgisayar' kavramları aynı anlamda kullanılmaktaysa da gerçekte bunlar aynı şey değildir. Zira 'bilişim' sözcüğü, 'bilgisayar' kelimesine oranla daha geniş kapsamlıdır. Bilgisayar aritmetik ve mantık işlemi dizileriyle oluşturulmuş programlara göre verileri (bilgileri) otomatik işleme tabi tutan sistemlere verilen ortak isim iken, bilişim ise, bilgisayardan da faydalanmak suretiyle bilginin saklanması, iletilmesi ve işlenerek kullanılır hale gelmesine konu olan akademik ve mesleki disipline verilen addır; başka bir deyişle, bilgisayar kullanma ilmidir.
5237 sayılı TCK'nun 243. maddesinin gerekçesinde bilişim sistemi; verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistem olarak tanımlanmıştır.
Bilişim sistemi; Bilgisayar çevre birimleri iletişim alt yapısı ve programlarından oluşan veri işleme, saklama ve iletmeye yönelik sistem'dir.¹ (¹ Av. Özgür Eralp, Hukukçular için Bilişim terimleri Sözlüğü Ankara 2007, s.32)
Özetle bilişim, hem verilerin işlenmesini, hem de bu işlem sonuçlarının aktarılmasını yani veri iletişimini de içeren bir kavramdır. O halde, veri-işlem ve veri-iletişim unsurlarını taşıyan araçların bütününe bilişim sistemi denilmektedir.
Bilişim suçu da, verilere karşı ve/veya veri işlemle bağlantısı olan sistemlere karşı bilişim sistemleri aracılığı ile gerçekleştirilen suçlardır. Bilişim sistemleri bu eylemlerin gerçekleştirilmesi için araçtır.
Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanıp, gerçek bir kişinin hileli hareketlerle kandırılıp çıkar sağlanması halinde bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu oluşacaktır. Bu şekilde işlenen suçlara örnek olarak, banka veya ticari şirketlere ya da kuruluşlara ait internet sitelerinin benzerini oluşturarak, üçüncü kişilerin sms ya da maillerini bu sitelere yönlendirerek, bu siteler aracılığı ile şifre, kişisel bilgilerin ele geçirilmesinden sonra kullanılarak ya da üçüncü kişilere, şifresi kırılmış mail hesaplarından mail göndererek, haksız yarar sağlama gibi eylemleri gösterilebilir. Başka bir örnek verecek olursak; ağ üzerinden rezervasyon imkanı sunan ve aynı sistemle ödemeleri kabul eden bir otelin bilişim sistemine birisi girse, hafta sonu için rezervasyon yaptırsa, sonra da otelin bilişim sistemine yapılan rezervasyonun ödemelerinin yapılmış olduğuna dair gerçeğe aykırı veri yerleştirse, akabinde otele gitse, otel yetkilisi kendi bilişim sistemlerine girdiklerinde rezervasyonu ve ayrıca ödemenin yapıldığına ilişkin fail tarafından yerleştirilen verileri görerek aldansa ve failin kalmasına izin verse, bu olayda bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş demektir.² (² Levent Kurt, Açıklamalı-İçtihatlı, Tüm Yönleriyle Bilişim Suçları ve Türk Ceza Kanunundaki Uygulaması, Seçkin Yayınevi, Ankara 2005, s.277)
Somut olayda ise, sanıkların internet sitesi üzerinden bilgisayar satış ilanı vererek şikayetçiyi dolandırmaları şeklindeki eylemlerinde, söz konusu ilanın başka araçlarla da yapılacak (radyo, televizyon, gazetede duyuru yapma hatta duyuru asma, el ilanı ile dağıtma gibi) aynı sonucun alınması olanaklıdır. Bu nedenle de eylem, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında belirtildiği gibi TCK'nun 158/1-f maddesinde hükme bağlanan nitelikli dolandırıcılık suçunu değil, aynı yasanın 157. maddesinde öngörülen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kalmaktadır.
Diğer taraftan, sanıkların eylemi, TCK'nun 158. maddesinin 1/9 bendine giren Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenen dolandırıcılık suçunu da oluşturmaz. Çünkü bu bend, Basın ve yayın araçlarının kitlelere ulaşmadaki yoğun etkisi ve bu kuruma duyulan güven gözetilerek düzenlenmiştir. Basın ve yayın aracı, Basın Kanunu gereğince belirlenecektir.
Bendte geçen basın deyimi; gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yayınların bütünü, matbuat, yayın ise; basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan duyurular, iletilen şey, neşriyat olarak tanımlanmaktadır.3 Bilgisayarı ise bu kapsamda değerlendirmek olanaksızdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazın kabulü yerine reddine ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum",
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Üyesi S. T..; "Sanıklardan T. K..ın internet sitesi üzerinden verdiği bilgisayar satışı ilanını gören müştekinin 1 adet leptop almak istediği, bildirilen telefonu arayıp bedeli olan 1100 TL'yi diğer sanık Tolga Bahçıvancı'nın Akbank Şirinyer Şubesindeki hesabına yatırdığı, paranın T.B.. ve sanık E. K..tarafından çekildiği ancak leptopun gönderilmemesi üzerine şikayette bulunduğu ve mağdurun bu şekilde dolandırıldığı olayda:
Yerel mahkemece suç vasfı 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f madde ve bendindeki bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması olarak kabul edilmiş, Yüksek Dairece hüküm onanmış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise eylemin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle itiraz yoluyla dosya yüce kurula getirilmiştir.
Bilişim sistemi 'verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağı veren manyetik sistemlerdir.' şeklinde tanımlanmış ve ilk kez 5237 sayılı TCK'da dolandırıcılık suçunun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir.
Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için, öncelikle bilişim sistemi kullanılmalı bunun içinde sistemin işleyişinin engellenmesi, bozulması, verilerin yok edilmesi veya değiştirilmesi ve erişilmez kılınıp verilerin başka yere gönderilmesi gerekir.
Örneğin; sistem vasıtasıyla haberleşilirken karşıdaki muhatap kandırılıp kontor ve para sağlanması, elektronik posta gönderilip çıkar elde edilmesi, bankadan aranılıyormuş gibi şifre değişikliği, güncelleme vs. gibi bahanelerle mağdur yanıltılıp banka ekranına girdiğini sanıp hesap bilgileri hakkında detay verip parasının başka yere transferi sağlanmaktadır ve mağdur bu surette bilişim sistemi araç olarak kullanılarak dolandırılmaktadır.
Somut olaya gelince; sanıklar hiçbir şekilde bilişim sistemine girmemiş, bir veri elde edip bu yolla mağduru yanıltıp menfaat sağlanmamıştır. İnternetteki satış ilanının sokakta direklere, ağaçlara ve duvarlara yapıştırılan el ilanlarından bir farkı yoktur. İnternetteki ilana ulaşmak herhangi bir beceriyi gerektirmemekte sisteme müdahale edilmeden bir tıklama ile herkesin yapabileceği bir iş olup basit bir ilan niteliğindedir.
Sonuç: Bu belirlemelere göre, sanıkların eyleminde bilişim sistemi kullanılmamış olup basit dolandırıcılık suçunun oluştuğu ve nitelikli halin bulunmadığının, dolayısıyla da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu" görüşüyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Genel Kurul Üyesi de; "sanıkların eylemleri 5237 sayılı TCK'nun 157/1. maddesinde hüküm altına alınan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Genel Kurul Üyesi ise; "sanıkların eylemleri 5237 sayılı TCK'nun 158/1-g maddesinde hüküm altına alınan basın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan itirazın değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.04.2013 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Dolandırıcılık suçunda hile, nitelikli bir yalan olarak tanımlanmaktadır. Failin sergilediği hileli davranışın belirli bir ağırlık ve yoğunluk taşıması, mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte eylemler içermesi gerekir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/16586, K. 2025/2135Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/716 D. İş
SUÇ : Hırsızlık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Görevsizlik kararına dair itirazın kabulü
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/112947 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Somut olayda, katılanın telefon rehberinde kayıtlı bulunan Hikmet Çiftçi isimli kişiden "20 GB İnternet kazandınız, bu linke girerek…" şeklinde SMS geldiği, müştekinin hediye kazandığı düşüncesiyle linke tıkladığı, çıkan ekranlara kimlik bilgilerini paylaştığı ve İş Bankası hesabına giriş yaptığında hesabından sanıkların hesabına paranın havale edildiği şeklinde gelişen eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f bendinde "Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle" şeklinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği, bu eylemi yargılama görevinin de 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince ağır ceza mahkemesine ait olacağı ve delillerin takdiri ile değerlendirilmesinin üst dereceli mahkemeye ait olduğu hususları dikkate alınmaksızın, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olunmasında isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Katılan …'nin telefon rehberinde kayıtlı bulunan Hikmet Çiftçi isimli kişiden "20 GB İnternet kazandınız, bu linke girerek…" şeklinde katılanın cep telefonuna SMS geldiği, katılanın linke tıkladığı, çıkan ekranlara kimlik bilgilerini paylaştığı ve sonrasında Türkiye İş Bankası A.Ş. nezdinde bulunan hesabına ait bilgilerin ve şifresinin casus yazılım marifetiyle internet üzerinden "phishing" yöntemi ( casus yazılım içerikli linklerin hat kullanıcılarına geldiğinde kullanıcıların tüm rehberinde kayıtlı olan kişilere casus program tarafından otomatik olarak SMS'lerin gönderildiği, linklere tıklayan kullanıcıların cep telefonlarına yazılımın indirilmesi suretiyle bilahare bankacılık bilgilerinin ele geçirilmesi) ile ele geçirildikten sonra bu bilgiler kullanılarak katılanın hesabından bilgisi ve rızası dışında para havalelerinin yapıldığı anlaşılmakla; anlatılan şekilde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve dairelerin dolandırıcılık suçu yönünden ortak olarak kabul ettiği hususlar şunlardır; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır, fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalıdır. Sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Bilişim sisteminin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, kandırılması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Herhangi bir aldatma olmadan bilişim sisteminden yararlanılarak menfaat temin edilmişse dolandırıcılık olarak suç vasfını tayin etmek mümkün değildir. Bu durumda eylem ya 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-e maddesindeki “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle” hırsızlık suçunu ya da aynı Kanun'un 244/4. maddesinde “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” şeklinde tanımı yapılan ve yaptırıma bağlanan suçu oluşturacaktır.
Hileli vasıtalarla katılan …'nin hesap bilgilerinin ve şifresinin elde edildiği ve sonrasında bu bilgilerle katılanın hesabından para havalelerinin gerçekleştiği olayda, eylemi öncelikle ikiye ayırmak gerekmektedir. İlk olarak katılanın hesabına ve şifresine, gönderilen aldatıcı SMS'teki linke tıklanması sağlanarak hile ile erişilmiş ve daha sonra ikinci eylem olan para transferleri gerçekleştirilmiştir. Bu durumda katılan, hataya ve hileye cep telefonuna gelen SMS'e tıklaması sonucu telefonuna yüklenen casus yazılım kullanılarak bankacılık bilgileri elde edilmek için düşürülmüştür. Sanıkların hilesi ile herhangi birisine para transferi yapmak üzere aldatılmak suretiyle bu tuzağa düşürülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairelerin dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için belirlediği ilkelerden birisi de; yukarıda izah edildiği üzere, kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanması gerekliliğidir. Olayımızda katılan … yalan ve hile olduğu kabul edilen eylemlerle herhangi bir para transferi yapmamıştır. Aldatma öğesi olan cep telefonuna gelen SMS'e tıklaması sonucu telefonuna yüklenen casus yazılım vasıtasıyla hesap bilgilerinin çalınmasına sebebiyet vermiştir. Yani aldatma ve hile, şifre ve banka bilgilerini elde etmeye yöneliktir. Bu eylem de, dolandırıcılık suçunun oluşumuna vücut vermeyecektir. Bu eylem, ancak sübutu hâlinde, 5237 sayılı Kanun'un 136. maddesindeki kişisel verilerin haksız şekilde elde edilmesi suçunu oluşturur. Hileli vasıtalarla elde edilen bu bilgilerle katılanın haberi ve bilgisi olmadan, para transferleri sırasında bizzat katılanın iradesini fesada uğratacak bir eylemde bulunmadan, katılanın hesabından bu bilgilerle para transferlerini bizzat sanıkların kendilerinin yaptığı iddia olunmaktadır. Katılanın hesabındaki paranın eksiltilmesi, katılanın iş ve işlemleri ile yanıltılmış iradesinden kaynaklanmamaktadır, tam tersine hileli ve haksız şekilde elde edilen bilgilerle yeni işlemler yapılarak katılanın hesabı eksiltilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, para transferleri sırasında katılanın herhangi bir müdahale ve bilgisinin olmaması, bu konuda aldatılan ve yanıltılan bir iradesinin de bulunmaması, tam aksine sanıkların katılandan haksız olarak elde ettikleri bilgilerle bizzat transfer işlemlerini kendilerinin yaptıklarının iddia edilmesi nedeniyle eylemin yapılacak yargılama sonucunda sübutu halinde, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Basit Dolandırıcılık: TCK m. 157
Dolandırıcılık suçunun basit hali TCK m. 157/1 kapsamında düzenlenmiştir. Bu hükme göre hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine ya da başkasına yarar sağlayan fail hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
Nitelikli Dolandırıcılık Halleri: TCK m. 158
Dolandırıcılığın TCK m. 158/1'de sayılan nitelikli hallerden biriyle işlenmesi durumunda genel kural olarak üç yıldan on yıla kadar hapis ile beş bin güne kadar adli para cezası öngörülür. Ancak bu genel sınır tüm bentler için geçerli değildir: (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan başlar; bu bentlerde ayrıca adli para cezasının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı hükme bağlanmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal
Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması: TCK m. 158/1-f
TCK m. 158/1-f, bilişim sistemlerinin ya da banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılığı nitelikli hal olarak düzenlemekte olup aynı bentte birden fazla nitelikli hal yer almaktadır. Bu bent kapsamında nitelendirme yapılabilmesi için bilişim sisteminin bir insanı aldatmak amacıyla vasıta olarak kullanılması şarttır; bilişim sisteminin bizzat aldatılması hukuken mümkün değildir.
SMS kanalının bu bent kapsamına girip girmeyeceği somut olayın koşullarına ve mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2012/15-1293, K. 2013/111 sayılı kararı, internet üzerinden sahte ilan yayımlayıp telefon görüşmesiyle mağduru kandıran ve para aktarmasını sağlayan sanıklara ilişkin olup bu eylemlerin bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu oyçokluğuyla hükme bağlamıştır. Söz konusu karar internet ilanı ve telefon görüşmesine dayalı somut bir olayı kapsamakta olup azınlıkta kalan üyeler farklı nitelendirmeler önermiştir.
Phishing Yönteminde Suçun Nitelendirilmesi
SMS yoluyla casus yazılım içerikli bir bağlantı gönderilip mağdurun tıklaması sağlanarak bankacılık bilgileri ele geçirilmesi ve ardından sanıkların bu bilgilerle mağdurun hesabından bizzat para transferi yapması eyleminde, transfer sırasında mağdurun iradesi fesada uğratılmamaktadır; mağdur herhangi bir para transferi yapmamıştır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/16586, K. 2025/2135 sayılı kararında bu olay kurgusuna özgü olarak eylemin sübutu halinde TCK m. 158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık değil, TCK m. 142/2-e kapsamında bilişim sistemi kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturacağını hükme bağlamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hileli davranışlarla mağdurun yanıltılması ve bu yanıltma sonucunda mağdurun bizzat sanığa veya başkasına haksız çıkar sağlaması gerekir. Aldatmanın yalnızca bilgi ele geçirmeye yönelik olduğu ve para transferini mağdur değil sanığın gerçekleştirdiği durumda bu unsur oluşmaz.
Aynı karar çerçevesinde, SMS ile gönderilen bağlantı aracılığıyla mağdurun bankacılık bilgileri ve şifresinin ele geçirilmesi eylemi sübutu halinde TCK m. 136 kapsamında kişisel verilerin haksız şekilde elde edilmesi suçunu oluşturabilir. Bu nitelendirme bilgi ele geçirme aşamasına ilişkin olup para transferi aşaması ayrıca değerlendirilmektedir.
Phishing saldırılarında kullanılan teknik yöntem somut olayda şu biçimde işlemiştir: casus yazılım içerikli bağlantılar hat kullanıcılarına iletilmiş, tıklanması üzerine yazılım cihaza indirilmiş ve ardından bankacılık bilgileri ele geçirilmiştir. Bu süreçte bağlantı kimi zaman kişinin rehberinde kayıtlı bir kişi adıyla gönderilerek güven yanılgısı yaratılmaktadır.
Sahte Resmi Kurum Kimliğiyle Gönderilen Mesajlar
Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının ya da siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık TCK m. 158/1-d kapsamında nitelikli hal oluşturur. Resmi bir devlet kurumu, mahkeme veya icra dairesinden geliyormuş izlenimi verilerek gerçekleştirilen SMS dolandırıcılığının bu bent kapsamına girip girmeyeceği somut olayın koşullarına göre mahkemece değerlendirilir.
Kamu Görevlisiyle İlişki Vaadiyle Yapılan Dolandırıcılık
Fail, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu ya da onlar nezdinde hatırı sayıldığını öne sürerek belirli bir işi gördüreceğini vadedip karşı taraftan menfaat temin ederse TCK m. 158/2 uyarınca birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
Birden Fazla Kişiyle veya Örgüt Bünyesinde İşlenmesi
TCK m. 158/3 uyarınca dolandırıcılık suçu üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenirse verilecek ceza yarı oranında artırılır. Suçun, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise ceza bir kat artırılır. Bu artırım hükmü TCK m. 157 kapsamındaki basit dolandırıcılık için de geçerlidir.
İcra Takibi SMS ile Başlatılamaz
Bir kişi hakkında icra takibi SMS yoluyla başlatılamaz. Gerçek bir borca dayalı icra takibinde borçluya resmi makamlarca tebligat gönderilmesi gerekir; icra süreci resmi tebligatla başlar. Bu nedenle kısa mesaj yoluyla gelen ve acil ödeme talep eden icra bildirimi içerikli mesajlar resmi bir hukuki işlem niteliği taşımaz.
4060 numarasıyla tanınan UYAP SMS Bilgi Sistemi, isteğe bağlı abonelik temelinde çalışan bir bilgilendirme hizmetidir. Bu sisteme abone olan vatandaşlara haklarında açılan icra takipleri, dava dosyaları ve bunlardaki gelişmelere ilişkin bildirimler SMS yoluyla iletilmektedir. Abonelik zorunlu değildir.
Şikayet ve Soruşturma Süreci
Dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri (TCK m. 158) bakımından şikayete bağlılık durumu mevzuat alıntısından doğrudan tespit edilememektedir; bu konuda ikincil anlatımlar birbiriyle çelişmektedir. Nitelikli haller açısından savcılık şikayet beklemeksizin soruşturma başlatabilir yönünde görüş mevcutsa da bu husus tek kesin kural olarak sunulamamaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
Şikayet veya ihbar yazılı olarak yapılabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak da yapılabilir (CMK m. 158/5). İhbar ya da şikayet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya bildirimin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir; bu durumda şikayet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez (CMK m. 158/6). Bu karara karşı CMK m. 173'teki usule göre itiraz yoluna başvurulabilir; itirazın kabulü halinde savcılık soruşturma işlemlerini başlatır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 158Kaynağı aç
Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet,
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında
Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia
edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya
şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak
yapılabilir.
(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.)[60] İhbar ve şikâyet konusu
fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin
açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması
durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda
şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer
olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu
karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü
hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra
uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme
kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından görülebilir.
(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra
suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten
vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.
Şüpheli ölümün ihbarı
Şikayet Süresi ve Vazgeçmenin Sonuçları
TCK m. 73/1 uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda yetkili kişi, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Şikayet süresinin başlangıcı, şikayet hakkına sahip kişinin hem fiili hem de failin kimliğini öğrendiği gündür; bu süre zamanaşımı süresini geçemez (TCK m. 73/2). Bu altı aylık süre yalnızca şikayete bağlı suçlar için geçerlidir; dolandırıcılığın hangi hallerinin şikayete bağlı sayılacağı konusunda değerlendirme yapılırken bu ayrım gözetilmelidir.
Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmesi davayı düşürür; hükmün kesinleşmesinden sonra gerçekleşen vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz (TCK m. 73/4). Birden fazla sanığın iştirak halinde suç işlediği durumda sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme diğer sanıkları da kapsar (TCK m. 73/5).
Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi
Fail, azmettiren veya yardım eden kişi, suçun tamamlanmasından sonra ancak kovuşturma başlamadan önce bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen iade ya da tazmin yoluyla tamamen giderirse verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilebilir (TCK m. 168/1). Etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce gösterilirse bu indirim en fazla cezanın yarısına kadar uygulanır (TCK m. 168/2). Zararın yalnızca kısmen karşılanması halinde indirimden yararlanabilmek için mağdurun rızası ayrıca aranır (TCK m. 168/4).
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72]
suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan
önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek
cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde
üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin
pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı
zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise,
verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki
defadan fazla yararlanamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Akraba Zararına İşlenmesinde Özel Düzenleme
TCK m. 167/1 uyarınca dolandırıcılık suçu; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun ya da bu derecede kayın hısımlarından birinin, evlat edinen veya evlatlığın, aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenirse ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunamaz. Bu cezasızlık hali yağma ve nitelikli yağma için geçerli değildir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 167Kaynağı aç
suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin
veya evlat edinen veya evlatlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya
hükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin,
aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber
yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın
hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet
üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.
Etkin pişmanlık
Haklarında ayrılık kararı verilmiş eşlerden biri, aynı konutta birlikte yaşamayan kardeşlerden biri ya da aynı konutta birlikte yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarından birinin zararına işlenmesi halinde ise ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir (TCK m. 167/2).
SMS dolandırıcılığı için öngörülen ceza nedir?
Eylemin nitelendirilme biçimine göre iki farklı ceza çerçevesi gündeme gelebilir. Basit dolandırıcılık (TCK m. 157) söz konusu olursa bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanır. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması gibi nitelikli hallerin (TCK m. 158/1) varlığı halinde ise genel kural olarak üç yıldan on yıla kadar hapis ile beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmekte; (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıla çıkmaktadır. Suçun üç veya daha fazla kişiyle birlikte ya da örgüt bünyesinde işlenmesi cezayı ayrıca artırır.
Casus yazılım içeren SMS bağlantısına tıklamayla gerçekleştirilen dolandırıcılıkta hangi suç oluşur?
Bu sorunun yanıtı, olayın hangi aşamasına bakıldığına göre farklılaşmaktadır. SMS bağlantısı aracılığıyla bankacılık bilgileri ve şifrenin ele geçirilmesi eylemi sübutu halinde TCK m. 136 kapsamında kişisel verilerin haksız şekilde elde edilmesi suçunu oluşturabilir. Sanıkların ele geçirdikleri bilgilerle mağdurun hesabından bizzat para transferi yaptığı aşamada ise mağdurun iradesi fesada uğratılmadığından dolandırıcılık suçunun unsuru oluşmayabilir; bu durumda eylem sübutu halinde TCK m. 142/2-e kapsamında değerlendirilebilir. Her iki aşamanın nitelendirilmesi somut olayın koşullarına ve yargılama sonucuna bağlıdır.
SMS dolandırıcılığında bilişim sistemi araç olarak kullanılmış sayılır mı?
TCK m. 158/1-f bilişim sisteminin bir insanı aldatmak amacıyla vasıta olarak kullanılmasını esas alır. Belirleyici olan, failin sistemi aldatma aracı olarak kullanıp kullanmadığıdır. Bir internet satış ilanı üzerinden yürütülen dolandırıcılık eyleminde Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bilişim sisteminin araç olarak kullanıldığını oyçokluğuyla kabul etmiştir; bu karar SMS kanalını doğrudan konu almamakta olup SMS dolandırıcılığının bu bent kapsamına girip girmeyeceği her somut olayda mahkemece değerlendirilir.
Resmi kurumdan geliyormuş gibi görünen SMS dolandırıcılığı ayrıca cezalandırılır mı?
Kamu kurum veya kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık TCK m. 158/1-d kapsamında nitelikli hal sayılır ve genel kural olarak üç yıldan on yıla kadar hapis ile beş bin güne kadar adli para cezası öngörülür. Devlet kurumu, mahkeme veya icra dairesi görünümlü mesajlarla gerçekleştirilen eylemlerin bu bent kapsamına girip girmeyeceği somut olay düzeyinde mahkemece belirlenir.
SMS ile icra takibi başlatılabilir mi?
Bir kişi hakkında icra takibi SMS yoluyla başlatılamaz; takip süreci resmi tebligatla işler. SMS aracılığıyla gelen ve acil ödeme talep eden icra bildirimi niteliğindeki mesajlar resmi bir hukuki işlem niteliği taşımaz.
SMS dolandırıcılığına uğrayan kişi ne yapmalıdır?
Mağdur, ihbar veya şikayetini yazılı olarak ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü biçimde savcılığa veya kolluğa iletebilir (CMK m. 158/5). Şikayetin soyut ve genel nitelikte kalmaması, somut delillerin mesaj içerikleri, ödeme kayıtları ve iletişim bilgileri gibi belgelerle desteklenmesi önem taşır; soyut nitelikteki başvurularda soruşturma açılmaması söz konusu olabilir ve bu karara karşı itiraz yolu açıktır (CMK m. 158/6, m. 173).
Dolandırıcılık suçunda şikayet süresi ne kadardır?
TCK m. 73/1 uyarınca şikayete bağlı suçlarda yetkili kişi fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayette bulunmak zorundadır; bu süre geçilirse soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, hem fiilin hem de failin öğrenildiği günden ve zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla başlar (TCK m. 73/2). Bu altı aylık süre yalnızca şikayete bağlı suçlar için geçerlidir. Dolandırıcılığın nitelikli halleri (TCK m. 158) bakımından şikayete bağlılık durumu ikincil anlatımlarla çelişkili biçimde aktarılmaktadır; bu konuda kesin bir kural belirtilememektedir. Basit dolandırıcılıkta (TCK m. 157) da durum aynı çekincelerle değerlendirilmelidir.
Dolandırıcılıkta etkin pişmanlık cezayı nasıl etkiler?
Fail kovuşturma başlamadan önce mağdurun zararını tamamen giderirse cezasında üçte ikiye kadar indirim yapılabilir. Kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce aynı adım atılırsa bu indirim en fazla yarıya kadar uygulanır. Zararın yalnızca kısmen karşılanması halinde indirimden yararlanmak için mağdurun rızası da aranır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

