6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 209 uyarınca hâkim şirket, topluluk itibarının topluma veya tüketiciye güven veren bir düzeye ulaştığı durumlarda bu itibarın kullanılmasının doğurduğu güvenden sorumludur. Bu sorumluluk düzenlemesi, şirketler topluluğuna duyulan genel ve soyut güven hissini değil, belirli bir hukuki veya iktisadi temas esnasında hâkim şirketin tutum ve eylemleriyle karşı tarafta meydana getirdiği somut ve haklı inancı himaye eder.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2017/4601, K. 2017/7189Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 209Kaynağı aç
İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2018/2489, K. 2021/1119Kaynağı aç
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2017/4908, K. 2017/8118Kaynağı aç
Hukuki Niteliği ve Şirketler Topluluğu Ön Koşulu
Türk Ticaret Kanunu m. 209, genel güvenden doğan sorumluluk öğretisinin şirketler topluluğuna özgü bir görünümünü oluşturmakta olup kökenini İsviçre Federal Mahkemesi'nin Wibru/Swissair içtihadında şekillenen topluluk güven sorumluluğu yaklaşımından alır. Kanunda bağımsız bir hükümle tanzim edilmesi sebebiyle kendine özgü yasal bir borç ilişkisi sayılan bu sorumluluk türü, haksız fiil ile akdi sorumluluk arasında konumlanmakta olup zarar gören ile güven uyandıran hâkim şirket arasında önceden kurulmuş bir sözleşme bulunmasını zorunlu kılmaz.
Bu yasal sorumluluğun tatbik edilebilmesi için ön koşul, Türk Ticaret Kanunu m. 195 anlamında bir şirketler topluluğunun varlığıdır. İlgili madde gereğince bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin doğrudan veya dolaylı olarak oy haklarının çoğunluğuna sahipse, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu sağlayan sayıda üyenin seçimini temin edebiliyorsa, sözleşmeye dayanarak oy çoğunluğunu oluşturuyorsa yahut sözleşme ya da başka bir yolla diğer şirketi hâkimiyeti altında tutabiliyorsa hâkim-bağlı şirket ilişkisi doğar. Hâkim şirketin bir veya birkaç bağlı şirket üzerinden diğer şirkete hâkim olması dolaylı hâkimiyettir ve bağlı şirketler hâkim şirketle birlikte topluluğu oluşturur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 195Kaynağı aç
Bir şirketin diğer bir şirketin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktardaki payına sahip olması hâkimiyetin varlığına kanuni karine oluşturur. Şirketler topluluğunun hâkiminin yerleşim yeri yurt içinde veya dışında bulunan bir teşebbüs olması durumunda da Türk Ticaret Kanunu'nun 195 ilâ 209 uncu maddeleri uygulanır ve bu teşebbüs tacir sayılır. Hâkim veya bağlı şirketlerden en az birinin merkezinin Türkiye'de bulunması hâlinde topluluk hükümleri tatbik bulur; buna karşılık şirketler topluluğu ilişkisinin ispatlanamadığı durumlarda güven sorumluluğuna dayalı talepler kabul görmez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/7377, K. 2023/1516Kaynağı aç
Hâkim Şirketin Sorumluluğunun Kurucu Unsurları
Türk Ticaret Kanunu m. 209 uyarınca hâkim şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi için kümülatif şartların bir arada gerçekleşmesi aranır. Bu çerçevede hâkim-bağlı şirket ilişkisinin varlığı, şirketler topluluğunun itibarının toplum veya tüketici nezdinde güven veren bir seviyeye ulaşması ve bu itibarın bağlı şirket, şirketler topluluğu ya da hâkim şirket tarafından belirli bir işlem temelinde somut beklenti uyandıracak şekilde kullanılması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/4830, K. 2020/4201Kaynağı aç
Sorumluluğun merkez şartı topluluk itibarının fiilen kullanılmasıdır; itibarın kullanımı gerçekleşmedikçe sırf topluluğa mensup olmak sorumluluk doğurmaz. Bağlı şirketin yazışmalarında grup logosunu kullanması, bir şirketin iştiraki olduğunu belirtmesi, bağlı şirket çalışanlarının hâkim şirketçe eğitilmesi, faaliyet raporlarında veya tanıtım broşürlerinde bağlı şirketten bahsedilmesi ya da bağlı şirket yöneticilerinin hâkim şirket tarafından atanması, muhatapta belirli bir işlem temelinde somut güven oluşturan itibar kullanımı sayılmaz.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/1430, K. 2018/3811Kaynağı aç
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/59, K. 2018/458Kaynağı aç
Somut beklentinin teşekkülü için işlem muhatabına hâkim şirket veya şirketler topluluğunca bağlı şirketin iş ve işlemleriyle ilgili sözlü veya yazılı bir güvence sunulması, kredi mektubu benzeri bir destek sağlanması yahut kamuoyuna ilan ve reklamlarla bağlı şirketin arkasında durulduğunun beyan edilmesi aranır. İtibarın kullanılıp kullanılmadığı somut olayın şartlarına göre belirlenir; açıklanan finansal tablolar, bilgiler veya kalite uyandırılan güvenle bağdaşmıyorsa, unvan ve itibarının kullanılmasına sessiz kalan ya da rıza gösteren hâkim şirket zarardan sorumlu tutulur.
Güven sorumluluğunda hâkim şirketin kusurlu bulunması gerekir; kasıtlı davranışların yanında itibar unsurlarını kullanan bağlı şirketin işlemlerine sessiz kalmak biçimindeki ihmal ve hafif ihmal dahi kusur oluşturabilir. Sözleşmesel sorumluluk rejiminde kusursuzluğun ispat yükü hâkim şirket üzerindedir. Tazmin edilecek zarar ise haklı güvene aykırı davranış gerçekleşmemiş olsaydı alacaklının malvarlığının bulunacağı durum ile fiili durum arasındaki farktan oluşur.
İşlem Temelli Temas Şartı ve Haksız Fiil Uyuşmazlıkları
Şirketler topluluğunda güvenden doğan sorumluluğun doğabilmesi için itibar unsurlarına güvenen üçüncü kişi ile itibarı kullanan topluluk şirketi arasında satım, cari hesap veya iş görme gibi belirli veya belirlenebilir bir hukuki işlem temelinde temas bulunmalıdır. Bu çerçevede bağlı ortaklığın sorumluluğu bir haksız fiile dayanıyorsa kural olarak hâkim ortaklığın güven sorumluluğuna başvurulamaz; zira haksız eylem ve salt hizmet ilişkilerinde işlem temelli hukuki temas şartı gerçekleşmez.
Nitekim iş kazalarından kaynaklanan tazminat uyuşmazlıklarında holding şirketlerinin somut bir güven ve güvence verdiğine ilişkin bir iddia ve delil bulunmadığı takdirde Türk Ticaret Kanunu m. 209'a dayalı talepler husumetten reddedilmektedir. Ancak Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2018/59 Esas, 2018/458 Karar sayılı ilamında gösterildiği üzere, salt güven sorumluluğu şartlarının bulunmaması holdingin tamamen sorumluluktan kurtulduğu sonucunu doğurmaz; mahkemece şirketler arasında organik bağ, birlikte istihdam veya muvazaalı işlemler bulunup bulunmadığı incelenerek sonuca varılmalıdır.
Tüketiciler ve Basiretli Tacirler Bakımından Koruma Kapsamı
Türk Ticaret Kanunu m. 209 hükmünün koruma alanından en geniş ölçüde sıradan tüketiciler faydalanır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 uyarınca ticari faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü altındaki tacirler, basiretsizliklerini bir mazeret olarak öne süremeyeceklerinden, bu korumadan ancak çok daha sıkı koşullar altında istifade edebilirler.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2018/2489 Esas, 2021/1119 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, Türk Ticaret Kanunu m. 209 düzenlemesi; ekonomik hayattaki tecrübesizliğin, kolay inanırlığın, yeterince araştırmadan malvarlığı tasarrufunda bulunmanın ve ağır kişisel özensizliğin olumsuz iktisadi sonuçlarını hâkim şirkete aktarmanın bir vasıtası haline getirilemez. Söz konusu ilamda, organik bağ bulunsa dahi hâkim şirket tarafından sözlü veya yazılı bir güvence verildiği yahut karşı tarafı çalışmaya özendiren bir itibar kullanımı kanıtlanamadığından sorumluluk koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması ve Organik Bağ ile Sınırları
Şirketler topluluğunda kural, her bir şirketin bağımsız tüzel kişiliğe ve ayrı malvarlığına sahip olmasıdır; aynı gruba veya holdinge bağlı şirketler kural olarak diğer grup şirketlerinin borç ve eylemlerinden sorumlu tutulamaz. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi ana-yavru şirket veya şirket-ortak sorumluluğuna gitme imkânı sunarken; organik bağ, alacaklılara bir tüzel kişinin borcundan dolayı onunla belirli düzeyde iktisadi veya ticari bağımlılığı bulunan başka bir tüzel kişinin sorumluluğuna başvurma olanağı tanıyan farklı bir hukuki kurumdur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/3369, K. 2023/3347Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/149 Esas, 2022/894 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi istisnai nitelikte olup dar yorumlanmalıdır. Bu teoriye ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak Türk Medeni Kanunu m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı ve başka bir yasal yolla sorumluluğa gidilemediği sınırlı hallerde başvurulabilir. Şirket ortaklarının akraba olması veya şirketlerin aynı sektörde faaliyet göstermesi tek başına perdenin kaldırılması veya organik bağ için yeterli delil teşkil etmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/149, K. 2022/894Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine ancak zarara uğrayan üçüncü kişiler dayanabilir; borçlu şirkette yönetim kurulu üyesi ve ortak olan şahıslar şirket içi durumu bilebilecek konumda bulunduklarından ve üçüncü kişi sıfatını taşımadıklarından bu teoriye dayanarak rücu talebinde bulunamazlar. Şirketler arasında organik bağ tespit edilse bile, alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığı somut verilerle ispatlanmadıkça perdenin arkasındakinin sorumluluğuna gidilemez.
Hâkim şirketin güvenden doğan sorumluluğunun yasal dayanağı nedir?
Hâkim şirketin güvenden doğan sorumluluğu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 209'da düzenlenmiş olup, topluluk itibarının güven veren bir seviyeye ulaştığı durumlarda bu itibarın kullanılmasının doğurduğu güvenden kaynaklanır.
Bağlı şirketin grup logosunu kullanması hâkim şirketi doğrudan sorumlu kılar mı?
Hayır, kılmaz. Sorumluluğun merkez şartı itibarın belirli bir işlem temelinde kullanılmasıdır; salt topluluğa mensubiyet veya grup logosunun kullanılması hâkim şirketin sorumlu tutulması için yeterli değildir.
Güvenden doğan sorumluluk davasında bağlı şirket de davalı gösterilebilir mi?
Evet, gösterilebilir. Topluluk şirketleri içinde zarara yol açan şirket ana veya yavru şirket olsun güven sorumluluğunun muhatabı hâkim şirket ya da teşebbüs olmakla birlikte, zarar gören üçüncü kişi asıl sorumlu olan bağlı şirketi de hâkim şirketle birlikte veya ayrıca dava edebilir.
İş kazaları veya haksız fiillerde güven sorumluluğuna dayanılabilir mi?
Güven sorumluluğunun doğması için satım veya iş görme gibi işlem temelli bir temas şart olduğundan, salt haksız fiile ve hizmet ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda Türk Ticaret Kanunu m. 209 uygulanamaz; ancak somut olayda organik bağ, birlikte istihdam veya muvazaalı işlem koşulları varsa holding ve diğer grup şirketlerinin sorumluluğuna gidilebilir.
Tacirler şirketler topluluğuna duydukları güven nedeniyle tazminat talep edebilir mi?
Tacirler Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 gereği basiretli iş adamı gibi davranmak zorunda olduklarından kolay inanırlığa veya piyasa tecrübesizliğine dayanamazlar; güven sorumluluğundan ancak hâkim şirketin kendilerine sözlü veya yazılı somut güvenceler verdiği çok daha sıkı şartlar altında yararlanabilirler.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

