Şirket borcundan kimin sorumlu tutulacağı, kişinin adi ortak mı yoksa ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisi mi olduğuna ve borcun niteliğine göre ayrı incelenir. Adi ortaklıkta ortaklar, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üçüncü kişiye karşı üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludur. Kollektif şirkette ortaklardan hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamıştır. Limited şirket ortağının 6183 sayılı Kanun’daki sorumluluğu, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağında sermaye hissesi oranına bağlanmıştır. Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları ise kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederlerse verdikleri zarardan sorumludur.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 638Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 211Kaynağı aç
6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 35 (1/2)Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 553Kaynağı aç
Adi ortaklıkta mal ve borç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 620, adi ortaklığı iki veya daha fazla kişinin emek ve mallarını ortak bir amaca yöneltmeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlar. Kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımayan ortaklık da bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır. Ayırt edici nitelikler maddede ayrıca sıralanmaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 620Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu m. 638’e göre ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, sözleşme çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara aittir. Sözleşmede aksi yoksa bir ortağın alacaklıları haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilir. Hüküm bu sınırı kurar; ortaklık mallarına haciz usulünü ayrıca düzenlemez.
Aynı madde, ortakların birlikte veya temsilci aracılığıyla üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi içinde üstlendikleri borçlarda, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsil sorumluluk öngörür. Müteselsillik sözleşme ile değiştirilebilir. Metin, sorumluluğu bütün malvarlığıyla sınırlayan veya genişleten ayrı bir ifade içermez.
Kollektif şirketin tanımı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 211/1, kollektif şirketi ticari bir işletmeyi ticaret unvanı altında işletmek için gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış şirket olarak tanımlar. İkinci derecede başvuru, müteselsillik, sonradan giren ortağın eski borçları ve komanditer ortağın sermaye taahhüdü bu fıkrada ayrıca düzenlenmez.
Kurucu, yönetici ve tasfiye memurunun zararı
Türk Ticaret Kanunu m. 553/1, kurucuları, yönetim kurulu üyelerini, yöneticileri ve tasfiye memurlarını, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüğü kusurlarıyla ihlal etmeleri hâlinde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına verdikleri zarardan sorumlu tutar. Sorumluluk, kusurlu ihlal ve zarara bağlıdır.
Türk Ticaret Kanunu m. 553/2, kanuna dayanarak görev veya yetkiyi başkasına devreden organ ya da kişiyi, devralanı seçerken makul özeni göstermediği ispat edilmedikçe devralanın fiil ve kararından sorumlu tutmaz. Sorumluluk için seçimdeki özen eksikliğinin ispatı aranır.
Türk Ticaret Kanunu m. 553/3, kimsenin kontrolü dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar ile yolsuzluklar yüzünden sorumlu tutulamayacağını belirtir. Bu sonuç, gözetim ve özen yükümü ileri sürülerek geçersiz kılınamaz.
Limited şirket ortağının amme alacağı
6183 sayılı Kanun m. 35, limited şirket ortaklarını, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında sorumlu kılar ve bu Kanun hükümlerine göre takibe tabi tutar. Sorumluluk amme alacağı ve sermaye hissesi oranıyla sınırlıdır; bütün özel hukuk borçlarına aynı ölçü bu hükümden çıkarılmaz.
Payın devrinde, devirden önceki amme alacaklarının ödenmesinden payı devreden ve devralan kişiler birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumludur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahipleri farklı kişilerse bu kişiler de ödeme bakımından birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumludur.
Kanuni temsilcinin amme alacağı
Aynı madde numarası altındaki ayrı hüküm, tüzel kişiler ile küçüklerin ve kısıtlıların, ayrıca vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve teşekkülü idare edenlerin şahsi malvarlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceğini düzenler. Hüküm, yabancı kişi veya kurumların Türkiye’deki mümessillerine de uygulanır. Sermaye hissesi oranındaki ortak sorumluluğu ile kanuni temsilcinin şahsi malvarlığından tahsil sorumluluğu aynı ölçü değildir.
6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 35 (2/2)Kaynağı aç
Tüzel kişinin tasfiye hâline girmesi veya tasfiye edilmiş olması, kanuni temsilcilerin tasfiyeye girişten önceki dönemlere ait sorumluluğunu kaldırmaz. Bu hüküm uyarınca ödeme yapan temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilir.
Ek fıkra, Anayasa Mahkemesinin 19/3/2015 tarihli ve E.: 2014/144, K.: 2015/29 sayılı kararıyla iptal edilmiş olarak gösterilir.
Ortağa karşı istemde zamanaşımı
Türk Ticaret Kanunu m. 264/1, şirket borçları için alacaklının ortağa ileri sürebileceği istemi, ortağın ayrılığının, şirketin sona ermesinin veya iflasının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç yıl geçince zamanaşımına bağlar. Alacağın niteliği daha kısa bir süre gerektiriyorsa o süre uygulanır. İlandan sonra muaccel olan alacakta süre, m. 264/2 uyarınca ilandan değil muacceliyet anından işlemeye başlar.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 264Kaynağı aç
Türk Ticaret Kanunu m. 264/3, bu zamanaşımını ortakların birbirlerine karşı alacaklarına uygulamaz. Üç yıllık süre ile daha kısa süre arasındaki ilişki alacağın niteliğine göre kurulur. Madde iki yıllık ayrı bir süre yazmaz.
Dürüstlük kuralı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymasını emreder. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bu genel kural, şirket borcunda hangi ek şartlarla sorumluluk doğacağını veya şirket ile ortak ayrımının nasıl kaldırılacağını kendiliğinden düzenlemez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Adi ortağın kişisel alacaklısı nereye başvurabilir?
Sözleşmede aksi yoksa başvuru, o ortağın tasfiyedeki payıyla sınırlıdır. Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar ise sözleşme çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara aittir.
Adi ortaklar her borçta müteselsil sorumlu mudur?
Hayır. Müteselsil sorumluluk, ortaklık ilişkisi çerçevesinde birlikte veya temsilci aracılığıyla üstlenilen borçlar için ve aksi kararlaştırılmamışsa doğar.
Limited şirket ortağı amme alacağından ne ölçüde sorumludur?
Şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hissesi oranında sorumludur ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takibe tabi tutulur.
Payını devreden ortak önceki amme borcundan kurtulur mu?
Hayır. Devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden payı devreden ve devralan kişiler, birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumludur.
Yönetici kontrolü dışındaki aykırılıktan sorumlu olur mu?
Hayır. Kontrolü dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar ve yolsuzluklar sebebiyle kimse sorumlu tutulamaz. Bu sonuç gözetim ve özen yükümüyle geçersiz kılınamaz. Sorumluluk, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüğün kusurlu ihlali ve zarar hâlinde gündeme gelir.
Alacaklının ortağa istemi ne zaman zamanaşımına uğrar?
Ortağın ayrılığının, şirketin sona erdiğinin veya iflasının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç yıl geçmesiyle uğrar. Daha kısa özel süre varsa o süre, ilandan sonra muaccel olmuşsa muacceliyet anı esas alınır. Bu süre ortakların birbirlerine karşı alacaklarına uygulanmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

