Şirket Bölünmesinin Hukuki Niteliği ve Türleri
Türk Ticaret Kanunu'nun 159. maddesi uyarınca şirket bölünmesi, tam bölünme ve kısmi bölünme olmak üzere iki temel türde gerçekleşir. 6102 sayılı Kanun'un 160. maddesi uyarınca sermaye şirketleri ve kooperatifler, sermaye şirketlerine ve kooperatiflere bölünebilirler; geçerli olmayan bölünmelerin ise tür değiştirme yoluyla aşılması mümkündür. Tam bölünmede şirketin bütün malvarlığı bölümlere ayrılarak mevcut veya yeni kurulacak şirketlere devrolunur. Devreden şirketin pay sahipleri devralan şirketlerin paylarını ve haklarını iktisap ederken, tam bölünen şirket tasfiyesiz olarak sona erer ve unvanı ticaret sicilinden silinir. Kısmi bölünmede ise şirketin malvarlığının bir veya birden fazla bölümü diğer şirketlere aktarılır; devreden şirket elinde kalan malvarlığı unsurlarıyla tüzel kişiliğini koruyarak varlığını sürdürür. Kısmi bölünmede devredilen malvarlığı karşılığında şirket ortakları devre konu payları iktisap edebileceği gibi, bizzat bölünen şirketin kendisi de payları elde ederek yavru şirketini oluşturabilir. Bölünen malvarlığının mevcut bir ortaklığa devredilmesi devralma yoluyla bölünme, bölünme kapsamında ihdas edilen yeni bir şirkete aktarılması ise yeni kuruluş yoluyla bölünme teşkil eder.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 159Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/60, K. 2025/588Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 160Kaynağı aç
Malvarlığının Kısmi Külli Halefiyet İlkeleriyle İntikali
Bölünme sürecinde malvarlığının geçişi münferit devir kurallarına değil, Türk Ticaret Kanunu'nun 159. maddesinin gerekçesinde kabul edilen kısmi külli halefiyet esaslarına tabidir. Şirket bölünmesinde borçların ve malvarlığının geçişine ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümleri, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine nazaran özel kanun niteliği taşır ve öncelikle uygulanır (Yargıtay HGK, E. 2019/116, K. 2022/231). 6102 sayılı Kanun'un 179/4 maddesi uyarınca bölünme işlemi ticaret siciline tescil ile geçerlilik kazanır; tescil anında envanterde kayıtlı olan bütün aktif ve pasif kalemler devralan şirketlere intikal eder (Yargıtay 11. HD, E. 2025/2233, K. 2025/7072). Bölünmeye konu malvarlığı ve bu malvarlığına bağlı bütün hak ile yükümlülükler devralan şirkete tasfiyesiz olarak, tek bir işlemle ve kanun gereği kendiliğinden geçer (Yargıtay HGK, E. 2024/60, K. 2025/588).
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2233, K. 2025/7072Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/116, K. 2022/231Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 179Kaynağı aç
Bölünme sözleşmesi veya planı düzenlenirken bünyeden çıkarılacak her bir malvarlığı unsurunun büyüklüğünün ve değerinin Türk Lirası cinsinden açıkça belirlenmesi ve listelenmesi zorunludur. Bölünmeye tahsis edilen malvarlığı grubunda hem aktif hem de pasif unsurların bir arada bulunması kanuni bir gerekliliktir; yalnızca borçlardan ibaret pasif devri hukuken caiz değildir, ancak devredilen aktif ile pasifin birbirine denk olması şartı aranmaz. Tescille birlikte hüküm ifade eden tek işlem kuralı çerçevesinde, bölünmeye dahil olan ve devreden şirkete bağlanmış sözleşmeler kanun gereği kendiliğinden devralan şirkete geçer. Bununla birlikte, niteliği gereği devri kabil olmayan, kişiye sıkı surette bağlı bulunan veya açık devir yasağına tabi olan sözleşmelerin bu otomatik geçişe tabi olup olmayacağı hususu doktrinde tartışmalıdır.
Ortaklık Paylarının Korunması ve Sermaye İşlemleri
Bölünmede şirket paylarının ve haklarının korunmasında Türk Ticaret Kanunu'nun 140. maddesine yapılan atıf uyarınca şirket paylarının devamlılığı ilkesi uygulanır. Bölünen şirketin pay sahiplerinin hakları, malvarlığı değeri ve oy hakkı dağılımı gibi ölçütler gözetilerek yeni yapı içinde karşılanır. Simetrik bölünmede şirket pay sahiplerine devreden şirketteki mevcut paylarına denk oranda pay verilirken, asimetrik bölünmede ortaklara mevcut pay oranlarından farklı oranlarda pay tahsis edilmesi mümkündür (Yargıtay HGK, E. 2024/60, K. 2025/588). Kısmi bölünme neticesinde devreden şirketin sermayesini azaltması icap ettiğinde, Türk Ticaret Kanunu'nun 162. maddesi gereğince Kanun'un 473 ve 474. maddeleri tatbik edilmez; böylelikle yönetim kurulu raporu aranmaksızın ve alacaklılara çağrı yapılmaksızın sermaye azaltımı gerçekleştirilebilir. Aynı biçimde, devralan şirketin bölünme sebebiyle yapacağı sermaye artırımında da Türk Ticaret Kanunu'nun 163/2 maddesi uyarınca ayni sermaye konulmasına ilişkin yasal kurallar uygulanmaz.
Tahsis Edilmemiş Değerler ve Borç Sorumluluğu
Bölünme sözleşmesinde veya planında açıkça tahsis edilmemiş malvarlığı konularının akıbeti Türk Ticaret Kanunu'nun 168. maddesiyle düzenlenmiştir. Tam bölünmede tahsisi yapılmamış malvarlığı unsurları üzerinde, devralan şirketler kendilerine intikal eden net aktif oranında paylı mülkiyet hakkı iktisap eder; kısmi bölünmede ise tahsis dışı kalan değerler devreden şirketin mülkiyetinde kalır. Bu ilke alacaklar ve maddi olmayan malvarlığı hakları hakkında da kıyasen tatbik edilir. Tam bölünmede herhangi bir şirkete özgülenmemiş borçlardan bölünmeye katılan şirketler müteselsilen sorumlu tutulur (TTK m. 168/3). Sözleşme veya planla kendisine borç tahsis edilen şirket ise Türk Ticaret Kanunu'nun 176. maddesi uyarınca bu borçtan birinci derecede sorumludur; alacaklıların alacakları ifa edilmedikçe bölünmeye katılan diğer şirketler ikinci derecede müteselsilen sorumlu olur (TTK m. 176/1; Yargıtay HGK, E. 2019/116, K. 2022/231). İkinci derecede sorumlu şirketlerin takip edilebilmesi için, alacağın teminata bağlanmamış olması ve birinci derecede sorumlu şirketin iflas etmesi, konkordato süresi alması, hakkında yapılan takipte kesin aciz vesikası şartlarının doğması ya da merkezini yurt dışına taşıyarak takibinin imkânsız veya önemli ölçüde güç hale gelmesi şarttır (TTK m. 176/2; Yargıtay HGK, E. 2019/116, K. 2022/231).
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 176Kaynağı aç
İş İlişkilerinin Devri ve İşçi Alacaklarının Teminatı
Tam veya kısmi bölünmede işçilerle akdedilen hizmet sözleşmeleri, Türk Ticaret Kanunu'nun 178/1 maddesi uyarınca işçi itiraz etmediği sürece devir tarihine kadar doğan bütün hak ve borçlarla birlikte devralana geçer. İşçinin sözleşmenin intikaline itiraz etmesi durumunda, hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin bitimiyle sona erer; işçi ve devralan işveren bu süre hitamına kadar sözleşmeyi ifa etmekle yükümlüdür. İşveren, aksine bir düzenleme bulunmadıkça veya işin mahiyetinden anlaşılmadıkça hizmet sözleşmesinden doğan haklarını üçüncü şahıslara devredemez. Türk Ticaret Kanunu'nun 178/3 maddesi uyarınca eski işveren ile devralan işveren, bölünmeden evvel muaccel olan alacaklar ile sözleşmenin olağan süresinde veya itiraz sebebiyle sona ereceği tarihe kadar geçecek sürede muaccel kılınacak işçi alacaklarından müteselsilen sorumludur. Ayrıca devreden şirketin bölünmeden önce borçlardan sorumlu bulunan ortakları, intikal gününe kadar muaccel olan ve hizmet sözleşmesinin normal veya itiraz sebebiyle sona ermesine kadar doğacak borçlardan müteselsilen sorumlu kalmaya devam ederler; işçiler muaccel olan ve kanunda gösterilen çerçevede muaccel hale gelecek alacaklarının teminat altına alınmasını talep edebilirler.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 178Kaynağı aç
Bölünme Kararının İptali ve Pasif Husumet
Türk Ticaret Kanunu'nun 192. maddesi uyarınca bölünme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirtmiş olan pay sahipleri ya da kararın yönetim organınca verilmesi hâlinde ortaklar, kanun hükümlerinin ihlali gerekçesiyle iptal davası açabilirler (Yargıtay HGK, E. 2024/60, K. 2025/588). Bu dava için öngörülen süre iki aylık hak düşürücü süre olup, ilanın gerekmediği hâllerde süre tescil tarihinden itibaren işlemeye başlar (TTK m. 192/1). Tam bölünme neticesinde devreden şirket tescil işlemiyle birlikte infisah edip ticaret sicilinden silindiğinden (TTK m. 179/3), iptal davasında pasif husumet külli halefiyet gereğince devralan veya yeni kurulan şirketlere yöneltilir (Yargıtay HGK, E. 2024/60, K. 2025/588). Kısmi bölünmede ise devreden şirket varlığını koruduğundan, açılacak davada devralan şirketlerle birlikte bölünen şirket de davalı konumunda yer alır. Tasfiyesiz sona erme söz konusu olduğundan, Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesindeki ek tasfiye müessesesi tam bölünmede uygulanma alanı bulmaz. İşlemlerde herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde mahkeme taraflara eksikliğin giderilmesi için süre verir; eksiklik giderilemezse mahkemece karar iptal edilir ve gerekli önlemler alınır (TTK m. 192/3).
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 192Kaynağı aç
Şirket bölünmesinde malvarlığı devralan şirkete ne zaman intikal eder?
Malvarlığı unsurları, bölünmenin ticaret siciline tescil edildiği anda kısmi külli halefiyet kuralları çerçevesinde tek bir işlemle ve kendiliğinden devralan şirkete geçer (TTK m. 179/4; Yargıtay 11. HD, E. 2025/2233, K. 2025/7072; Yargıtay HGK, E. 2024/60, K. 2025/588).
Bölünme planında tahsis edilmemiş malvarlığı ve borçlar nasıl paylaştırılır?
Tahsis dışı kalan malvarlığı tam bölünmede net aktif payları oranında paylı mülkiyete tabi olur, kısmi bölünmede ise devreden şirkette kalır; tam bölünmede tahsis edilmeyen borçlardan şirketler müteselsilen sorumludur (TTK m. 168).
Bölünme sonrası borçlardan ikinci derecede sorumlu şirketlere ne zaman başvurulur?
İkinci derecede sorumlu şirketlerin takibi için alacağın teminatsız olması ve birinci derece sorumlu şirketin iflası, konkordato alması, kesin aciz vesikası şartlarının doğması veya merkezini yurt dışına taşıması zorunludur (TTK m. 176/2; Yargıtay HGK, E. 2019/116, K. 2022/231).
Bölünme halinde işçilerin hizmet sözleşmeleri ve alacakları nasıl korunur?
Hizmet sözleşmeleri işçi itiraz etmedikçe bütün hak ve borçlarla devralana geçer; eski ve yeni işveren bölünme öncesi ve bildirim süresi sonuna kadar doğan alacaklardan müteselsilen sorumlu olup işçiler teminat talep edebilir (TTK m. 178).
Bölünme kararının iptali davası hangi sürede ve kime karşı açılır?
Bölünme kararının iptali davası tescilden itibaren iki aylık hak düşürücü süre içinde açılır; tam bölünmede husumet devralan şirketlere, kısmi bölünmede ise devralan şirketlerle birlikte bölünen şirkete yöneltilir (TTK m. 192; Yargıtay HGK, E. 2024/60, K. 2025/588).
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

