Navlun Sözleşmesinde Taşıyanın Sorumluluğu ve Yargı Kararları

by Avukat Erdal Ersoy
Navlun Sözleşmesinde Taşıyanın Sorumluluğu ve Yargı Kararları

Navlun sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu m. 1138 uyarınca taşıyanın navlun karşılığında yolculuk çarteri sözleşmesinde eşyayı, geminin tamamını veya bir kısmını ya da belirli bir yerini taşıtana tahsis ederek yahut kırkambar sözleşmesinde ayırt edilmiş eşyayı denizde taşımayı üstlendiği deniz ticareti sözleşmesidir. Taşıyanın sorumluluğunun temel dayanağını Türk Ticaret Kanunu m. 1178 kapsamında düzenlenen dikkat ve özen yükümlülüğü oluşturur. Taşıyan, kural olarak taşınmak üzere teslim aldığı eşyanın zıyaından, hasarından veya geç teslim edilmesinden doğan zararlardan ötürü sorumludur. Bu sorumluluk rejiminin istisnaları, kanunun izleyen hükümlerinde sınırlı ve denetimli olarak öngörülmüştür.

Taşıyıcı Sıfatı ve Sorumluluğun Hukuki Niteliği

Deniz yolu ile eşya taşımalarında taşıyıcı sıfatının belirlenmesinde taraflar arasındaki ticari ve operasyonel belgeler dikkate alınır. Navlun faturasını kendi adına düzenleyen ve taşıma ücretini tahsil eden taraf, taşıma ilişkisinde taşıyıcı sıfatıyla sorumlu kabul edilmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/4517, K. 2020/2010). Taşıyanın navlun sözleşmesinden doğan sorumluluğu akdi nitelikte olup taşıyan, sözleşmesel borçlarını hiç veya gereği gibi yerine getirmemesinden ileri gelen zararlardan kusursuzluğunu kanıtlamadıkça genel esaslara göre sorumludur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3080, K. 2021/1312; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2771, K. 2021/558).

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/4517, K. 2020/2010Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2018/4517 E.  ,  2020/2010 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/10/2017 tarih ve 2014/744 E- 2017/304 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı Mega Yat Denizcilik Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 05/07/2018 tarih ve 2018/92 E- 2018/701 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı Mega Yat Denizcilik Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından Yargıtayca istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.20200 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. , davalılardan Mega Yat Denizcilik Hiz. ve Tic. Ltd.Şti vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı …Nakliyat ve Tic. A.Ş nin nakliyat sorumluluk sigortacısı olduğunu, dava dışı …ile yine dava dışı Byttos Pourism Ltd Şti'nin acentesi Ata Yatçılık Turzim. San ve Tic. Ltd Şti arasında 25/06/2012 tarihinde taşıma sözleşmesi yapıldığını, 13/07/2007 tarihli navlun faturası ile Bytoss Ltd'ye ait La Plata isimli motor yatın Birleşik Arap Emirlikleri limanından Marmaris limanına taşınması işinin Mega Yat Denizcilik Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti. tarafından üstlenildiğini, Haziran 2012 tarihinde alt taşıma anlaşması yaptığını, buna istinaden taşımaya konu motor yatın Marmaris limanına taşınmak üzere 12/07/2007 tarihinde Dubainin Jebel Ale limanında BSLE PACIFIC isimli gemiye yüklendiğini, Mega şirketinin 19/07/2012 tarihli navlun faturasını kendi ad ve hesabına Shenker Arkası muhatap göstererek düzenlediğini ve navlunu tahsil ettiğini, yatın tahliyesi sırasında hasarlı olduğunun gözlemlenmesi üzerine yapılan inceleme yapıldığını, benzer tespitlerin Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/808 D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da ifade edildiğini, 01/03/2013 tarihli ekspertiz raporunda hasar tutarının 210.845,27 EURO olarak tespit edildiği, yine yatın tamiri için düzenlenen faturalar ile de zarar miktarının ispatlandığı, Shenrker Arkas ile Byttos Tourism Ltd. Şti. arasında yapılan sulh müzakereleri neticesinde Shenker Arkas'ın bu şirkete 150.000 EURO ödeyerek üçüncü şahıslara karşı talep ve dava haklarını temlik aldığını, -/- Shenker Arkas'ın mali sorumluluk sigortacısı olan müvekkili Zurih Sigortanın da halefiyete dayalı olarak bu davayı açtığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, 392.436,60 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı BSLE PASİFİC gemisi donatanı gemi kaptanı vekili; konişmentoya göre İtalya Cenova Mahkemelerinin yetkili olduğunu, taşıma ilişkisinde taşıyanın güverteye yüklenen eşyanın uğrayabileceği hasar ve zarardan dolayı sorumlu olmayacağına dair konişmentoya şerh koyduğunu, söz konusu şerhin TTK'nın 1151. maddesine uygun olduğunu, müvekkili donatana güvertede taşınan yükteki hasardan dolayı herhangi bir kusur yada ihmalin isnat edilemeyeceğini, davacı tarafından talep edilen hasar miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Mega Yat Denizcilik Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şirketi vekili; yetki şartı olduğunu, davacının aktif husumeti bulunmadığı gibi müvekkilinin de pasif husumetinin bulunmadığını, müvekkilinin forwarder olması dışında taşımaya ilişkin herhangi bir sıfatının bulunmadığını, davalı donatanın taşıyan sıfatıyla sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; konşimentonun okunaklı arka yüzü temin edilemediğinden yetki şartının ispat edilemediği, TTK 1178. maddesine göre, taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında, eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyıcıdan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğu, TTK 1243. maddesi uyarınca taşıyanın borç ve sorumluluklarının doğrudan ve dolaylı olarak önceden kaldıran veya daraltan bütün kayıt ve şartların geçersiz olduğu, bu sebeple davalıların sorumsuzluk klozuna ilişkin savunmalarına itibar edilmediği, istifin gönderen tarafından yapılan taşımalarda, taşıyanın yüke özen gösterme yükümlülüğü devam ettiğinden bu tür taşımalarda taşıyanın temsilcisi olan kaptanın da yükleme ve istiflemeye nezaret ederek gerekli özeni göstermekle yükümlü olduğu, motor yatın taşınması esnasında geminin güvertesinde yan yatarak hasarlandığı, hasarın, istiflemenin denizcilik kurallarına uygun şekilde yapılmamasından kaynaklandığı, istiflemenin gönderen tarafından yapılması halinde hatalı istiflemeden gönderen sorumlu olsa da TTK 1112. maddesi ve TTK 1178. maddesi gereğince kaptanın donatanı temsilen yükleme ve istifleme nezaret sorumluluğu bulunduğu, olayda, kaptanın bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, dolayısıyla yükteki hasardan dolayı gönderen ile birlikte fiili taşıyıcının ve akdi taşıyıcının birlikte sorumlu oldukları, yani aynı oranda kusurlu oldukları, TTK 1191. maddesi gereğince, davalı Mega Yat…Ltd. Şti.nin fiili taşımayı yapan davalı donatan ile birlikte zarardan TTK 1178. maddesi gereğince %50 kusur oranında sorumlu oldukları, davacı tarafından talep edilen zararın TTK 1186. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükümlerine göre belirlenen miktar içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı Mega Yat…Ltd.Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca, davacı vekilinin ve davalı Mega Yat Denizcilik Hiz. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı Mega Yat…Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davalı Mega Yat Denizcilik Hiz. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından navlun faturası düzenlenip taşıma ücretini tahsil etmesi nedeniyle taşıyıcı sıfatıyla sorumlu ve ayrıca güvertede taşıma nedeniyle bir hasarın oluşması halinde her nekadar konşimentoda sorumsuzluk kaydı var ise de hasarın hatalı yükleme ve taşıma beşiğinin taşımaya uygun olmamasından kaynaklanmış olmasına göre davalı Mega Yat Denizcilik Hiz. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, nakliyat sorumluluk sigortacısı olan davacının, sigortalısına ödemiş olduğu hasar bedelinin TTK 1481. maddesi uyarınca halefiyet hükümlerine göre davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacının sigortalısı …firması olup, tüm dosya kapsamına göre …ile davalı Mega Yat Denizcilik Hiz. ve Tic. Ltd. Şti. arasında alt taşıma ilişkisi kurulmuş, alt taşıyıcı Mega Yat Denizcilik…Ltd. Şti. ise fiili taşımayı diğer davalıya yaptırmıştır. Taşıma Dubai'den Marmaris limanına yapılacak olup, daha sonra varma yeri Antalya limanı olarak değiştirilmiş, motor yatın gemiye yükün ilgilisi tarafından taşınıp istiflendiği, düzenlenen konşimentoya göre taşımaya konu motor yatın geminin güvertesinde taşındığı ve motor yatın üzerine konulduğu beşiğin destek ayaklarının sefere uygun şekilde temin edilmediği, dolayısıyla istifin yükün özelliklerine uygun ve uluslararası standartlara uygun yapılmaması nedeniyle hasar gördüğü, istifleme gönderen tarafından yapılmışsa da taşıyıcının da yüke nezaret yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle kusur davalılar arasında paylaştırılmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yükleme ve istif kural olarak taşıyıcıya ait olup, 6102 sayılı TTK'nın 1143. maddesi uyarınca, sözleşme, yükleme limanı düzenlemeleri ve bunlar yoksa yerel teamül ile aksi öngörülmüş olmadıkça, eşyanın gemiye kadar taşıma gideri taşıtana, yükleme gideri ise taşıyana aittir. Mahkemece, yükün ilgilisi tarafından taşındığı yönünde gerekçeye yer verilmiş ise de yükün ilgilisi ile kastedilenin hangi taraf olduğu anlaşılamadığı gibi bu tespite nasıl ulaştığına dair somut deliller de açıklanmamıştır. Ayrıca, yükleme ve istifin Straight Line Cargo Services LLC firması tarafından yapıldığı ve bu firmanın davalı donatan Bogazzinin yardımcısı olduğu iddia edilmiş ise de, yükleme limanında taşımaya konu motor yatın kim tarafından gemiye yüklendiği dosya kapsamından tespit edilememiş, yükleme yaptığı iddia edilen Straight Line Cargo Services LLC firmasının tarafların ifa yardımcı olup olmadığı da anlaşılamamıştır. Bu durumda mahkemece, yükleme ve istifi kimin yaptığı tespit edilip Straight Line Cargo Services LLC firmasının da taraflarla arasındaki ilişkinin açıklığa kavuşturulması ve tarafların kusur durumunun buna göre değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Mega Yat Denizcilik…Ltd.Şti. vekilinin tüm davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı Mega Yat Denizcilik Hiz. ve Tic. Ltd.Şti'den alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10.052.67 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Mega Yat Denizcilik Hiz. ve Tic. Ltd. Şti'den alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3080, K. 2021/1312Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/3080 E.  ,  2021/1312 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tazminat” ve “rücuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin karar, asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından birleşen davada davacı vekilinin duruşma isteminin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacılar İstemi: 4. Asıl davada davacı … Fiberglas Levhaları Paz. Tic. Ltd. Şti. vekili; müvekkili tarafından üretilen polyester çatı levhalarının İzmir Limanı’ndan İrlanda’ya taşınması işini davalının üstlendiğini, emtiaların müvekkili tarafından gereken tüm sabitlemeler ve önlemler alınıp kara ve deniz taşımasına uygun şekilde üstü açık konteynere yerleştirilerek davalıya teslim edildiğini, yükün davalı tarafından 15.02.2010 tarihinde müvekkilinin fabrikasından alınarak İzmir Limanı’na sevk edilip gemiye yüklendiğini ve geminin 18.02.2010 tarihinde Limandan ayrıldığını, 01.03.2010 tarihinde yükün taşıma sırasında gemi güvertesinde hasarlandığının e-posta yoluyla müvekkiline bildirildiğini, taşıma sırasında zarar gören emtiaların alıcı firmalar tarafından kabul edilmediğini ve emtiaların ülkemize geri getirildiğini, yükün geri gelmesini müteakip mahkeme vasıtasıyla delil tespiti yaptırıldığını, tespitte yükün hatalı yüklemeden kaynaklı olarak zarar gördüğünün belirlendiğini, hasar bedeli, delil tespiti ve ihtarname masraflarının müvekkilinin nakliyat sigortacısı tarafından 24.11.2010 tarihinde ödendiğini, ancak hasarlı emtianın geri getirilme masrafları olan navlun ücreti, antrepo ücreti, gümrük müşavirlik masrafları, damga vergisi, KDV iadesi gibi kalemlerden oluşan toplam 12.057,79TL’nin sigorta şirketi tarafından ödenmediğini, bu hususta ihtarnameler gönderildiğini, ödenmeyen bu zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 5. Birleşen davada davacı … Şti. vekili; asıl davanın davacısına ait emtianın taşıma rizikolarına karşı müvekkili tarafından sigorta teminatı altına alındığını, taşıma sırasında emtianın hasarlanması sonucu oluşan zararın müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, meydana gelen zarardan davalı taşıyıcının sorumlu olduğunu ileri sürerek 15.831Euro’nun temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 6. Asıl davada davalı vekili; yükte meydana gelen hasarda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, Belçika’nın Antwerp limanında hasarlanan yükle alakalı 04.03.2011 tarihinde deniz taşımacısı, davacının sigorta şirketi tarafından yetkilendirilen firma bilirkişisinin katılımıyla yapılan inceleme sonrasında rapor düzenlendiği, anılan inceleme (survey) raporunda yükteki hasarın sebebinin malların yeterince emniyete alınmaması, sağlamlaştırılmaması ve konteynere düzgün yerleştirilmemesi olarak belirlendiğini, hasarlanmamış kısmın yeniden taşımaya elverişli şekilde yüklendiğini, konteyner içerisine düzgün ve sağlam yükleme yükümlülüğünün asıl davada davacıya ait olduğunu, konteynerin asıl davada davacı tarafından hazırlanarak müvekkiline teslim edildiğini, bu klozun konşimentoda yer aldığını, ancak yükün konteyner içerisine deniz taşımasına uygun bir şekilde sabitlenmediğini, bu sebeple oluşan zararda kusur sorumluluğunun asıl davada davacıya ait olduğunu, ayrıca asıl dava davacısının sigortacısının Belçika’daki inceleme sırasında görevlendirdiği bilirkişinin de raporunda yükün normal bir deniz taşımasına uygun olarak emniyete ve sağlamlığa sahip olmadığını belirttiğini, delil tespit raporunun eksik bilgi ve varsayıma dayalı olarak hazırlandığından kabulünün mümkün olmadığını, yükün geminin neresinde taşındığının tespitinin önem arz ettiğini, sigorta şirketinin yapmış olduğu geç ödeme nedeniyle faiz talep edilemeyeceğini belirterek asıl davanın reddini savunmuştur. 7. Birleşen davada davalı vekili asıl davada sunmuş olduğu savunmalara ek olarak; birleşen davada davacının sigortalısına yapmış olduğu ödemenin haksız ve yersiz olduğunu, teminat kapsamının araştırılması gerektiğini, kâr marjı ödemesinin hatır ödemesi olduğunu belirterek birleşen davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 8. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.06.2013 tarihli ve 2012/222 E., 2013/213 K. sayılı kararı ile; taşınma sırasında taşınan malların Antwerp’te hasarlı olduğunun tespit edilmesi üzerine 04.03.2010 tarihinde davacı, davalı ve sigortacı temsilcilerinin katıldığı bir ortak inceleme (survey) ile malların hasara uğradığının ve hasarın doğru ambalajlama yapılmamasından kaynaklandığının belirlendiği, yine İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/554 D. İş sayılı dosyasındaki alınan raporda yapılan teknik incelemede malların hasarının tespit edildiği, ancak bu tespitte malların Antwerp Limanı’nda düzenlenen inceleme (survey) raporundan sonra malların yeni bir konteynere yüklenmesi ve düzgün istiflenmesi ile iade edildikten sonra alındığından yükün gerçek yükleme şeklini ve Antwerp’teki durumunu belirleyemediği, Bay Planda 35 R sefer sayılı MSC HAİLEY gemisinde hasara konu olan konteynerin en üste yüklendiği, üzerine herhangi bir yük konulmadığı, taşımaya konu olan emtianın istiflenmesinde herhangi bir hata bulunmadığı, kaptanın nezaret görevini yerine getirdiği, konteynerin FCL/FCL ( Full Container Load) ve (Slac Shippers Stow, Load And Count) kaydı ile yüklenmesi hâlinde artık konteyner içeriğinden ve bunların doğru olarak bağlanmasından, sağlamlaştırılmasından taşıyıcının değil, taşıtanın sorumlu olduğu, davalının istiflemede herhangi bir kusurunun bulunmayıp satıcı/yükleten/taşıtan asıl davada davacının kusurlu olduğu, birleşen davada davacının yapmış olduğu emtia sigorta poliçesi sözleşmelerinden 122996210 numaralı poliçe ile sigorta sözleşmesi kapsamında 8.374,90Euro’luk emtianın (408730 fatura numaralı) DDU satış şekli ile, 123018710 numaralı poliçe ile sigorta sözleşmesi kapsamında 4.745Euro’luk emtianın (408731 fatura numaralı) CIP satış şekli ile 123030810 numaralı poliçe ile sigorta sözleşmesi kapsamında 3.579Euro’luk emtianın (408732 fatura numaralı) CIP satış şekli ile satılarak anılan emtianın sigorta edildiği, bunlardan 122996210 numaralı poliçeden DDU satış şekli olması nedeniyle birleşen davada davacı sigortacının sigorta bedelini satıcıya ödemekte rücu hakkına engel olmadığı ve satıcı asıl davada davacının menfaat sahibi olduğu, buna karşılık CIP satış şekli ile satışı yapılan 408731 ve 408732 numaralı faturalarla satılan malların bedelinin ödenip ödenmediği hususunun Yargıtay içtihatları uyarınca birleşen davada davacıya 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1301 ve 1361. maddelerine göre halefiyet hakkını sağladığı durumda mal bedellerinin ödenmemiş olması gerektiğinin belirtildiği, somut olayda da hasarlı mal bedellerinin birleşen davada davacı … şirketinin sigortalısı olan asıl davada davacıya ödenmediğinin ve bu malların Antwerp’ten paketlenerek davacıya iade edildiğinin delil tespitinde belirlendiği, bu hususta davalının da herhangi bir itirazının bulunmadığı, ancak sigortacı birleşen davada davacının, sigortalı asıl davada davacının kendi kusuru ile zarara sebep olması nedeniyle ödediği miktar bakımından davalıya rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 9. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 10. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.03.2015 tarihli ve 2014/5908 E., 2015/3673 K. sayılı kararı ile “…1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, denizyolu ile yapılan taşıma sonucu emtiada meydana gelen hasarın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı tarafından taşıması üstlenilen polyester levhalar, davacı tarafından naylon ambalaj ile sarılarak ahşap paletler üzerine konulup, çelik çember ile ahşap palete sabitlenmek suretiyle açık (flat) konteyner üzerine yerleştirilerek spanzet ve çektirmeler ile konteynere sabitlenmek suretiyle davalıya teslim edilmiştir. Mahkemece, emtianın üzerinde bulunduğu açık (flat) konteynerin gemi güvertesinin en üstüne konulduğu ve konteyner üzerine başka bir yük konmadığı dolayısı ile davalı taşıyıcının konteynerin istiflenmesini doğru yaptığı, buna göre meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı, hasarın yükün konteynera iyi sabitlenmemesi ve ambalajın yetersiz olmasından meydana gelmesi nedeniyle kusurun davacıda olduğu belirtilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, taşıyıcının yükün sağlıklı taşınabilmesi ve hasara uğramaması için yükleme ve istiflemeyi gözetmesi, hatalı bir yükleme veya ambalaj eksikliği varsa buna karşı çıkması ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken her türlü tedbiri alması basiretli bir taşıyıcıdan beklenen bir davranış olup, buna uymayan ve sonuçta taşımayı üstlenen taşıyıcının meydana gelen zarardan dolayı en azından müterafik kusurlu kabul edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, polyester levhaların konteynere iyi sabitlenmemesi ve ambalaj eksikliği nedeniyle dağılması sonucu hasarın meydana geldiği kabul edildiğine göre, davalı taşıyıcının buna ilişkin gözetim görevini ihmal etmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğu gözetilerek bu çerçeve dâhilinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 11. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.04.2017 tarihli ve 2016/1460 E., 2017/411 K. sayılı kararı ile önceki gerekçelere ek olarak; taşıyanın basiretli davranışının ölçütünün günümüz deniz ticaret uygulamasına göre yapılması gerektiği, somut olayda kaptanın basiretli davranmadığı yönünde herhangi bir delil bulunamadığı, konteyner ile taşınan emtiaların belirli bir plan dahilinde gemiye yüklendiği, FCL kaydı ile yüklenen her konteynerin istifinin kontrolünün binlerce konteynerin yüklendiği denizcilik sektöründe mümkün olmayıp ticari teamüle de uygun olmadığı, taşıyanın sorumluluğunun konteynerin gemiye yanlış istiflenmesinden doğabileceği, ancak somut durumda zararın konteyner içi istiften kaynaklandığı, bu sebeple taşıyan davalının sorumluluğu bulunmayıp özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin ileri sürülemeyeceği, FCL ve SLAC (Shipper's Stow, Load and Count ) kaydının ambalaj içerisindeki konteynere yüklenen emtianın taşıyan değil, taşıtan/yükleten tarafından "ambalajlandığını" belirttiği, bu hâlde taşıyanın kaptan vasıtası ile ancak konteynerden akan, sızan veya tehlike oluşturacak bir malzeme var ise bu konteynere diğer yüklere ve zarar vermemesi için müdahalesinin mümkün olacağı, bunun dışında taşıma kurallarına uygun taşınan ve FCL ile SLAC kaydı bulunan konteynerin dağılmasından ve yükün parçalanmasından taşıtanın sorumlu olduğu, dava konusu olayda açık konteynerde taşımanın usulüne uygun yapılmış olduğu, bu sebeple taşımadan davalının sorumlu olmadığı, bozma sebebi olan istif hatasının müterafik kusur oluşturduğunun ispatına elverişli delilin bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 12. Direnme kararı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 13. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu deniz taşıması sırasında yükte/eşyada oluşan zararın yükün konteynere hatalı yüklenmesi ve yetersiz ambalajlanması nedeniyle ortaya çıktığının belirlenmesi karşısında asıl ve birleşen davada davalının ortaya çıkan zararda, yükleme sırasındaki gözetim görevini ihmali suretiyle sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 14. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. 15. Navlun sözleşmesi, asıl ve birleşen davalar ile taşıma konusu yükte meydana gelen hasar tespit tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1016 ilâ 1118. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu kapsamda TTK’nın 1016/1 maddesi; “Navlun mukavelesiyle taşıyan, navlun karşılığında: (1) Geminin tamamını veya bir cüzünü yahut muayyen bir yerini taşıtana tahsis ederek eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna "Çarter Mukavelesi"; (2) Parça mal olan muayyen eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna da "Kırkambar Mukavelesi" denir.” hükmünü haizdir. Deniz yoluyla eşya taşıma için tesis edilen hukukî işlem “navlun sözleşmesi” olarak adlandırılmakta olup navlun sözleşmesinde taşıyan deniz yoluyla eşya taşımayı, taşıtan ise bunun karşılığında bir ücret ödemeyi taahhüt eder (Çağa, Tahir/Kender, Rayegân: Deniz Ticaret Hukuku II Navlun Sözleşmesi, 7. Baskı, İstanbul 2004, s. 1). Buradan hareketle navlun sözleşmesinin unsurları: deniz yoluyla taşımanın gerçekleştirilmesi, eşya taşımasının söz konusu olması, taşımanın gemi ile yapılması, eşyanın taşıyanın zilyetliğine girmesi ve ücret ödenmesi şeklinde sıralanabilir. 16. Taşıyanın navlun sözleşmesinden doğan sorumluluğu akdi bir sorumluluktur. Bu itibarla taşıyan, kural olarak, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmezse genel esaslara göre bundan ileri gelen bütün zararlardan, kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumlu olması gerekir. Ancak deniz yoluyla eşya taşımanın niteliği itibari ile büyük riskler barındırması ve iktisadi olarak yüksek maliyete sebep olması karşısında taşıyanın eşyanın ziya ve hasara uğraması sonucu meydana gelen zararlardan sorumluluğu hem uluslararası sözleşmelerde hem de Türk Hukuku’nda özel olarak düzenlenmiştir. Taşıyıcının özel olarak düzenlenmeyen hâllerden doğan sorumluluğu ise genel hükümlere tabi olacaktır. 17. Türk Ticaret Kanunu ile navlun sözleşmesinde taşıyanın sorumluluğu genel olarak iki hâlde düzenlenmiştir. Bunlardan birincisi, TTK’nın 1019. maddesinde düzenlenen geminin yolculuğun başında denize, yola ve yüke elverişli olmamasından ileri gelen gecikme dâhil bütün zararlardan sorumluluğu; ikincisi ise aynı Kanun’un 1061 ve 1062. maddelerinde düzenlenen taşınmak üzere teslim alınmış olan yüke/eşyaya özen borcunun gereği gibi yerine getirilmemesi sonucunda yükün ziya veya hasar uğramasından doğan sorumluluğudur. 18. Navlun sözleşmesinin unsurlarından olan taşınacak eşyanın taşıyanın zilyetliğine girmesi sonucu taşıyan, teslim aldığı eşyanın zıya ve hasara uğramasını engellemek, bakım ve muhafazasına ihtimam göstermek bağlamında ve sözleşme kapsamında özen yükümlülüğü altına girmektedir (Kayıhan, Şaban: Deniz Ticaret Hukuku, İstanbul 2020, s. 178; Çağa/Kender, s. 135). Navlun sözleşmesinin ifasında eşyayı zilyetliğinde bulunduran taşıyan, özellikle eşyanın yüklenmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Bu husus TTK’nın 1061. maddesinde; “Taşıyan, malların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle mükelleftir. Teslim alındıkları andan teslim edildikleri ana kadar geçen müddet içinde malların zıyaı veya hasarı yüzünden doğacak zararlardan taşıyan mesuldür; meğer ki, zıya veya hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde taşıyanın taşınan eşyaya ilişkin özen yükümlülüğünün kapsamı tadadî şekilde belirlenmiştir. Buna göre taşıyan, eşyanın yüklenmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın özenini göstermekle sorumlu olup bu yükümlülüğün ihlalinden kaynaklanan her türlü zararlardan sorumludur. 19. Türk Ticaret Kanunu’nun 1061. maddesi, eşyanın zıyaı veya hasarı ile birlikte eşya ile ilgili ortaya çıkan tüm vakıalardan kaynaklanan zararlarda da uygulama alanı bulacaktır. Başka bir anlatımla özen borcunun kapsamına, eşyanın sağlam ve iyi bir hâlde muhafaza edilerek teslim yerine varabilmesi için gösterilmesi gereken tüm tedbirler dâhildir (Doğanay, İsmail: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. III, İstanbul 2004, s. 2809; Çağa/Kender, s. 135). Taşımacının eşyaya/yüke özen yükümlülüğünün ölçütü, objektif anlamda tedbirli ve basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken ihtimamdır (Kaner, Deniz İnci: Deniz Ticareti Hukuku I-II, İstanbul 2018, s. 360; İzveren, Adil/Franko, Nisim/Çalık, Ahmet: Deniz Ticaret Hukuku, Ankara 1994, s. 245). Burada belirlenen ölçüt, objektif niteliği haiz olup aynı şartlar altında makul, tecrübeli, basiretli, yapmış olduğu taşımadan kaynaklanan sorumluluğunun bilincinde bir taşıyıcının taşıma borcunu ifası esas alınarak belirlenir. Bu bağlamda yapılacak belirlemede; yapılan taşımanın koşulları, taşınan eşyaya ait cins, birlikte taşındığı eşyalar, ambalaj, istif gibi tüm özellikler, hava şartları, denizcilik teamülleri, emredici düzenlemeler ve bunun gibi taşımaya etki eden tüm olgular dikkate alınmalıdır (Çağa/Kender, s. 137). 20. Ayrıca TTK’nın 1062/1. maddesinde taşıyanın, taşınan eşyaya dair özen yükümlülüğü kapsamında, kendi adamlarının ve gemi adamlarının kusurlarından, kendi kusuru gibi sorumlu olduğu belirtilmiş; aynı Kanun’un 1062/2. maddesinde ise taşıyanın kendi adamları ve gemi adamlarının teknik mahiyetteki kusurları ile kendi şahsi kusuru olmaması hâlinde yangın sonucunda meydana gelecek ziya ve hasardan sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Gemi adamlarının kimlerden ibaret olduğu ise TTK’nın 821. maddesinde “"Gemi adamları"; kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide istihdam edilen diğer kimselerdir.” şeklinde gösterildiği gibi “kendi adamları” ibaresinden maksat; taşıyanın nakliye işi kapsamında istihdam ettiği tüm şahıslardır. Bu çerçevede anılan kişilerin görevlerini ifaları vesilesiyle zarara sebep olmaları taşıyıcının sorumluluğundadır (Çağa/Kender, s. 137; Doğanay, s. 2815; İzveren/Franko/Çalık, s. 245, 246). 21. Taşıyıcının, TTK’nın 1061. maddesi çerçevesinde taşınan eşyaya özen yükümlülüğünden doğan sorumluluğu kapsamında ortaya çıkan zarardan, ancak zararın kendi kusurundan ileri gelmeyen sebepten, eşyadaki eksiklikten veya ayıptan yahut eşyanın mahiyeti veya ambalajının hatasından kaynaklandığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabileceği gibi zararın, tedbirli ve basiretli bir taşıyıcının eşyaya göstermesi gereken ihtimamı ile dahi önüne geçilemeyecek bir sebepten (mücbir sebepten) doğduğunu ispatlayarak kurtulabilir. Aynı zamanda taşıyıcı, zararın kendi adamlarıyla gemi adamlarının kusurundan ileri gelmediğini de ispatlamalıdır (Doğanay, s. 2810-2811; Çağa/Kender, s. 149; İzveren/Franko/Çalık, s. 244; Kaner, s. 360 vd.). Ayrıca TTK’nın 1063. maddesinde taşıyanın, anılan maddede sayılan sebeplerden ileri gelen zararlardan sorumlu olmadığı düzenlenerek taşıyan lehine aksi ispatlanabilen bir sorumsuzluk karinesi öngörülmüştür (Doğanay, s. 2821; Çağa/Kender, s. 149). 22. Uyuşmazlığın niteliği itibariyle usulüne uygun ifa edilmeyen istifleme ile yetersiz sabitleme ve ambalajlama nedeniyle ortaya çıkan zarardan taşıyıcının sorumluluğunun irdelenmesi önem arz etmektedir. Bu bağlamda taşınmak için gemiye yüklenen eşyanın istifi ve zarara uğramasını engelleyecek düzeyde tedbirlerin alınması, taşınan eşyaya ilişkin özen yükümlülüğü kapsamında taşıyıcının ve gemi kaptanının sorumluluğundadır. Bu anlamda hem taşıyıcı hem de kaptanı, istifin güvenli taşımaya uygun bir nitelikte yapılması hususunda basiretli hareket ederek gereken tüm dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdürler (İzveren/Franko/Çalık, s. 184 vd.). Bu çerçevede taşınacak eşyanın istifindeki hata veya ihmal sebebiyle eşyada meydan gelen hasardan, TTK’nın 1061 ve 1062. maddeleri uyarınca taşıyıcı sorumludur. Ayrıca istifin hatalı yapılması nedeniyle hasarlanma durumunda da ambalaj yetersizliğine dair savunma, taşıyanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Öte yandan taraflar arasındaki sözleşmede öngörülecek bir takım düzenlemeler ile TTK’nın 1061. maddesindeki yükümlülüklerin bir kısmı ve bunların kötü ifasından yahut ifa edilmemesinden doğan sorumluluk, yükle ilgililere aktarılabilecektir. 23. Bu kapsamda taraflar arasında yükleme ve istiflemenin taşıyıcı yerine gönderen tarafından ifa edileceğinin kararlaştırılması hâlinde hatalı yüklemeden doğan sorumluluk gönderene ait olmakla beraber sözleşemeye konulacak bu yönde bir hüküm, taşıyıcının, somut hâl ve şartlara göre eşyanın yüklenmesi ve istifinin emniyetli bir deniz taşımasına elverişli nitelikte olup olmadığına dair denetim ve gözetim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde gemi kaptanı da, TTK’nın 972 ve devamındaki maddeler uyarınca gönderen tarafından yapılacağı kararlaştırılsa dahi yükleme ve istifin güvenli bir deniz taşıması için gerekli niteliğe sahip olup olmadığını denetlemek ve bu anlamda yükleme ile istife nezaret etmekle yükümlü olup hem taşıyanın hem de gemi adamı olan kaptanın bu yükümlülüğünü ihmali suretiyle ortaya çıkan zarardan taşıyıcı, TTK’nın 1061 ve 1062. maddeleri gereği sorumludur. Bu itibarla taraflar arasındaki navlun sözleşmesine konulacak bu yönde bir hüküm, taşıyıcının istif nedeniyle TTK’nın 1061 ve 1062. maddelerinden kaynaklanan sorumluluğunu, gemi ile diğer yüklerin güvenliği, sefere elverişlilik, eşyanın kendisi ile birlikte taşındığı diğer eşyaların güvenliği açısından ortadan kaldırmaz (Akan, Pınar: Deniz Taşımacılığında Taşıyanın Yüke Özen Yükümlülüğünün İhlalinden Doğan Sorumluluğu, Ankara 2007, s. 35; Çağa/Kender: s. 135, 136; İzveren/Franko/Çalık, s.184 vd.). 24. Hemen belirtilmesi gerekir ki; deniz yoluyla eşya taşıması konteyner ile yapılıyorsa, taşımada kullanılan konteynerlerin nitelikleri dikkate alınarak konteyner ve eşyanın istiflenme usulündeki farklılıklar, taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesinde nazara alınması gerekli önem arz eden unsurlar olarak karşımıza çıkar. Konteyner taşımacılığında eşyanın, konteyner içerisine yerleştirilmesi ve yüklü konteynerin gemiye istifinin taşıyıcı tarafından ifa edilmesi durumunda taşıyıcı, istifteki kusur nedeniyle taşınan eşyada ortaya çıkan zarardan, TTK’nın 1061. maddesi kapsamında sorumludur. Ancak konteynerin içi istifin gönderen tarafından ifa edilmesi durumunda ise taşımada kullanılan konteynerin türüne göre ikili bir ayrım yapılması gerekir. Bu çerçevede deniz taşımasının, dışarıdan bakıldığında içinin görünmesi mümkün olmayacak türde bir konteyner (Örn: standart konteyner, yüksek konteyner, tank konteyner, soğutculu konteyner vb.) ile gerçekleştirilmesi durumunda taşıyıcı, kapalı teslim edilmesi nedeniyle konteyner içerisindeki istifini ve bağlanmasını denetleyemediği eşyanın bu sebeple uğradığı hasardan sorumlu tutulamaz. Bu durumda taşıyıcı sadece konteynerin, görünen unsurları bakımından güvenli bir deniz taşımasına uygun niteliği haiz olup olmadığını gözetmek ve taşıma güvenliği için uygun şekilde konteyneri istiflemekle yükümlüdür (İzveren/Franko/Çalık, s. 184 vd.). 25. Öte yandan deniz taşımasının, dışarıdan bakıldığında içinin görünmesi mümkün olan türde bir konteyner (Örn: düz-flat rack konteyner, üstü açık konteyner vb.) ile gerçekleştirilmesi durumunda ise; anılan türde bir konteyner içinin istifi gönderen tarafından yapılmış olsa dahi taşıyıcı ve adamlarının, eşyanın niteliğine göre güvenli bir deniz taşımasına uygun olarak gönderenin eşyayı konteynere istifinde ve sabitlenmesindeki gözetim ve denetim yükümlülükleri devam eder. Zira basiretli bir tacir olan tedbirli taşıyıcı, TTK’nın 1061. maddesinde düzenlenen taşınmak üzere teslim alınan eşyaya ilişkin özen yükümlülüğü gereği, gönderen tarafından yapılacak deniz taşımasına uygun olmayan şekilde konteyner içine istiflenen eşyanın taşımaya uygun şekilde istifini sağlamalı, bu konuda uyarıda bulunmalı ve gerektiğinde güvenli bir deniz taşımasına tehdit oluşturacak nitelikteki yükü taşımayı reddetmelidir. Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında içerisinin görünmesi mümkün olan bir konteynere, güvenli deniz taşımasına uygun olmayacak şekilde eşya istifinin gönderen tarafından yapılmış olması, yüklemeyi gözetim ve denetim yükümlülüğü altında olan taşıyıcıyı sorumluluktan kurtarmaz. Bu şekilde gerçekleştirilecek bir taşıma sırasında, gönderenin konteyner içi istif hatasından kaynaklanan zarar nedeniyle müterafik kusuru bulunmakta ise de; istife gözetim ve denetim yükümlülüğünü ihlali nedeniyle oluşan zarardan taşıyıcı da sorumludur. 26. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; asıl davadaki taraflar arasında polyester çatı levhalarının İzmir Limanı’ndan İrlanda’ya taşınması hususunda navlun sözleşmesinin düzenlendiği, bu kapsamda taşınacak eşyanın asıl davada davacı tarafından yükün üst ve yan tarafları açık olan düz-flat rack tipi konteynere, naylon ambalaj ile sarılarak ahşap paletler üzerine konulup, çelik çember ile ahşap palete yerleştirilerek spanzet ve çektirmeler ile sabitlenmek suretiyle istiflendiği, istiflenen düz-flat rack konteynerin davalı taşıyıcı tarafından deniz yoluyla taşınmak üzere teslim alındığı, teslim alınan yükün bir kısmının taşıma sırasında zarar gördüğü anlaşılmaktadır. 27. Hasarlanmayı müteakip Antwerp/Belçika’da gerçekleştirilen inceleme sonucu düzenlenen inceleme (survey) raporunda taşıma konusu yükte oluşan hasarın, eşyanın konteynere hatalı istifinden ve sabitlenmesinden kaynakladığı, uygulanan bağın herhangi bir deniz taşıması için dahi yeterli olmadığı, kullanılan konteynerin güvertede yüksek bir yere istiflenmiş olması hâlinde dahi asıl davada davacı gönderen tarafından eşyanın konteyner içerisine yapmış olduğu istifin ve sabitlemenin emniyetli bir deniz taşıması için yeterli olmayacağı, ayrıca dava konusu yüke ilişkin yapılan istif ve sabitlemelerin konteynerin türü gereği görünür olduğu ve davalı taşıyıcıya bu hâliyle teslim edildiği belirtilmiştir. Yargılama sırasında dosya arasına alınan Bay Planına göre dava konusu yüklü konteynerin, tipine uygun olarak güvertede en üst kısma yerleştirildiği, üstüne başka bir yükün konulmadığı sabittir. 28. Her ne kadar mahkemece, eşyanın üzerinde bulunduğu düz-flat rack konteynerin gemi güvertesinin en üstüne konulduğu ve konteyner üzerine başka bir eşyanın konulmadığı, davalı taşıyıcının konteyneri istifinin usulüne uygun olduğundan meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı, hasarın eşyanın konteynere iyi sabitlenmemesi ve ambalajın yetersiz olmasından meydana geldiği ve bu nedenle kusurun asıl davada davacı gönderene ait olduğu gerekçesiyle hüküm tesis edilmiş ise de; taşıma sırasında kullanılan konteynerin düz-flat rack türünde olması sebebiyle konteyner içindeki deniz taşımasına uygun olmayan hatalı istif ile yetersiz sabitlemelerin, davalı taşıyıcı tarafından görülecek şekilde teslim alındığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında hem Antwerp/Belçika’da düzenlenen inceleme (survey) raporunda, hem de dosya arasına alınan 17.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda; asıl davada davacı gönderen tarafından yapılan ve yükün taşıyıcı davalıya teslimi esnasında görünür olan istif ve sabitlemelerin güvenli bir deniz taşımasına uygun olmadığı belirlenmiştir. 29. Bu durumda TTK’nın 1061. maddesinde düzenlenen taşınmak üzere teslim alınan eşyaya ilişkin özen yükümlülüğü gereği davalı taşıyıcının yahut aynı Kanun’un 1062. maddesi gereği kusurlarından sorumlu olduğu adamlarının, tedbirli bir taşıyıcı ve basiretli bir tacir gibi, yükün güvenli bir biçimde taşınabilmesi ve hasara uğramaması için, asıl davada davacı gönderen tarafından yapılmış olsa dahi, düz-flat rack konteyner içindeki istifleme ve sabitlemeyi gözetmesi, hatalı bir istifleme, sabitleme veya ambalaj eksikliğinin bulunması hâlinde eşyanın taşımaya uygun hâle getirilmesini sağlaması, bu hususta uyarıda bulunması ve gerektiğinde güvenli bir deniz taşımasına tehdit oluşturacak şekilde istiflenen, sabitlenen veya ambalajlanan yükü reddetmesi zorunludur. Bu sebeple mahkemece, asıl davada davacı gönderen tarafından deniz taşımasına uygun olmayacak şekilde düz-flat rack konteynere istiflenip sabitlenen ve bu sebeple hasar gören eşyaya/yüke ilişkin ortaya çıkan zararda davalı taşıyıcının, konteynerin taşınmak üzere teslim alınması esnasında görünür olan istif ve sabitlemeye ilişkin gözetim ve denetim görevinin ihmali nedeniyle, ayrıca gönderenin de eşyayı düz-flat rack konteynere deniz taşımasına uygun olmayan ambalaj ve sabitlemeyle yüklemesi nedeniyle kusurlu oldukları nazara alınıp yapılacak değerlendirme sonrasında hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. 30. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Asıl ve birleşen davada davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstekleri hâlinde temyiz peşin harçlarının yatıranlara geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2771, K. 2021/558Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/2771 E.  ,  2021/558 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili; müvekkili şirket ile dava dışı …..arasında emtia blok sigorta poliçesi düzenlendiğini, bu poliçede dava dışı … sigortalı olarak yer aldığını, sigorta ettiren tarafından 1504 koli toplam 19.118,85 kg kuru kayısı cinsi emtianın sigortalıya satıldığını, emtianın nihai alıcısı olan ….’ye teslimi için sigorta ettiren ile davalı arasında sözleşme yapıldığını, bir adet 20'lik konteynere istiflenen emtianın bu alıcıya teslim edilmek için BRITAIN STAR adlı gemiye yüklendiğini, konteynerin daha sonra İsrail’in Haifa limanında …. 2 adlı gemiye aktarıldığını ve nihayet New York Limanı'nda tahliye edildiğini, konteynerin kamyonlarla taşınarak alıcıya teslim edildiğini, alıcı tarafından yapılan inceleme neticesinde konteyner muhtevasında ezilme ve ıslanma bulunduğunun bildirilmesi neticesinde ekspertiz incelenmesi yapıldığını ve hazırlanan rapor ile 138 koli emtianın hasarlı olduğunun tespit edildiğini, konteyner kapaklarının ve contanın zayıf olması ve içine su girmesi nedeniyle emtianın hasar gördüğünü, toplam hasar miktarının 4.475,13 USD olduğunu, 27.10.2009 tarihinde bu bedelin sigortalıya ödendiğini, davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bu nedenle … 21. İcra Müdürlüğünün 2010/9360 E. sayılı dosyası ile 4.475,13 USD karşılığı 6.665,24TL'nin tahsili için icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, taşımanın FOB satış türünde deniz aşırı satış olduğunu, bu tür taşımalarda gönderenin/davacının hak ve yükümlülüklerinin emtianın gemiye yüklenmesiyle sona erdiğini, taşıma konusu emtianın konteynere yüklenmesi ve mühürlenmesi işleminin gönderici tarafından yapıldığını, müvekkiline mühürlü olarak teslim edilen konteynerın kapalı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin kontrol etme imkânının bulunmadığını, ayrıca konişmentoda konteynerin gönderici tarafından yüklendiği kaydı ile gönderici tarafından mühürlendiği kaydının (FCL/FCL) bulunduğunu, konişmentoya derc edilen bu kaydın taşıyanın aleyhine karine teşkil etmesine engel olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. … 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.06.2013 tarihli ve 2012/217 E., 2013/217 K. sayılı kararı ile; davalı (taşıyıcı) şirketin sigorta ettirene konteynerin alım yerini/limanı bildirdiği ve dolayısıyla konteynerin davalı tarafça temin edildiği, taşımaya konu olan 138 koli kuru kayısının ekspertiz raporlarında belirlendiği üzere; konteynerin kapaklarındaki contanın zayıf olması nedeniyle içeriye giren … sularının emtiayı bozduğu ve emtianın hiçbir ekonomik faydasının bulunmadığı, olaya konu olan yük zararının taşımada kullanılan konteynerin denize elverişsizliğinden kaynaklandığı, konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş olduğu için bu taşıma kabının aynı zamanda geminin alonju sayılacağı, konteynerdeki elverişsizliğin bu hâlde geminin denize elverişsiz olmasına neden olacağı, dolayısıyla taşıyanın ortaya çıkan zarardan 6762 sayılı TTK'nin 1019. maddesi (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) gereğince sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, 4.475,12 USD’lik ödemenin karşılığı 6.665,24TL asıl alacak ve 760,20TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.425,44TL üzerinden takibin devamına, %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.06.2014 tarihli ve 2013/14743 E. 2014/12151 K. sayılı kararı ile; “…1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat alacağının rücuen tahsili amacıyla davalı taşıyan aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak; davalı, konişmentonun özel şartlar bölümünde yer alan 18/3. maddesine göre, kayıp ve hasar durumunda zarar tazminatının belirlenmesinde kg başına 2 USD ödeneceğinin esas alınacağını ve tazminatında buna göre hesaplanması gerektiğini ileri sürmüş olup, gerek bilirkişi heyeti raporunda gerekse mahkeme kararında davalının bu savunması üzerinde durulmamıştır. Bu itibarla mahkemece, konşimentonun ilgili bölümleri de getirtilerek konusunda uzman bilirkişiden savunma doğrultusunda rapor alınmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3- Kabule göre de; dava konusu tazminat alacağı likit olmayıp miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru olmayıp, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.12.2014 tarihli ve 2014/491 E., 2014/482 K. sayılı kararı ile; alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı yönünden bozmanın (3) numaralı bendine uyulmasına karar verilmiş, ayrıca önceki gerekçelere ek olarak, konteynerin davalı tarafça temin edildiği ve davacı yükletenin hizmetine sunulduğu, bu nedenle bu konteynerin geminin alonju niteliğinde olduğu, bu hususun davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarını reddeden Özel Daire tarafından da kabul edildiği, bu hâlde geminin denize, yola, yüke elverişli olmaması nedeniyle 6762 sayılı TTK’nin 1019. maddesinin uygulanması gerektiği, bu madde gereğince de taşıyanın sorumluluğunun 6762 sayılı TTK’nin 1061 ve 1062. maddelerinde yer alan taşıyanın dikkatli bir taşıyan olarak özen göstermemesinden doğan zararlardan farklı olarak sınırsız olduğu, ayrıca 6762 sayılı TTK’nin 1116. maddesinde yer alan emredici hükümler gereğince taşıyanın borç ve mesuliyetlerini önceden kaldıran veya daraltan konşimentoda yer alan hükümlerin geçersiz sayılacağı gerekçesiyle bozmanın (2) numaralı bendine direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; rücu talebine konu navlun sözleşmesinde konteynerin davalı taşıyan tarafından temin edilmesi karşısında davalı taşıyan hakkında sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve buradan varılacak sonuca göre konişmentoda belirtilen sınırlı sorumluluk miktarının somut olaya uygulanma imkânının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle navlun sözleşmelerinde taşıyanın sorumluluğunun belirlenmesinde yarar vardır. 13. Navlun sözleşmesi, olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nin 1016 ilâ 1118. (6102 sayılı TTK’nin 1138 ilâ 1246.) maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu kapsamda 6762 sayılı TTK’nin 1016/1 maddesi; “Navlun mukavelesiyle taşıyan, navlun karşılığında: (1) Geminin tamamını veya bir cüzünü yahut muayyen bir yerini taşıtana tahsis ederek eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna "Çarter Mukavelesi"; (2) Parça mal olan muayyen eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna da "Kırkambar Mukavelesi" denir.” hükmünü haizdir. Buna göre navlun sözleşmesi, taraflardan birinin (taşıyıcı) navlun karşılığında deniz yoluyla eşya taşımayı, diğer tarafın (taşıtan) ise navlun ödemeyi üstlendiği sözleşme olup; “yolculuk çarteri” ve “kırkambar” olmak üzere iki türü söz konusudur. 14. Taşıyanın navlun sözleşmesinden doğan sorumluluğu akdi bir sorumluluktur. Bu itibarla taşıyan, kural olarak, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmezse genel esaslara göre bundan ileri gelen bütün zararlardan, kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumlu olması gerekir. Ancak deniz yoluyla eşya taşımanın niteliği itibari ile büyük riskler barındırması ve iktisadi olarak yüksek maliyete sebep olması karşısında taşıyanın eşyanın ziya ve hasara uğraması sonucu meydana gelen zararlardan sorumluluğu hem uluslararası sözleşmelerde hem de Türk Hukuku’nda özel olarak düzenlenmiştir. Taşıyıcının özel olarak düzenlenmeyen hâllerden doğan sorumluluğu ise genel hükümlere tabi olacaktır. 15. 6762 sayılı TTK (6102 sayılı TTK) ile navlun sözleşmesinde taşıyanın sorumluluğu genel olarak iki hâlde düzenlenmiştir. Bunlardan birincisi, 6762 sayılı TTK’nin 1019. maddesinde düzenlenen geminin yolculuğun başında denize, yola ve yüke elverişli olmamasından ileri gelen gecikme dâhil bütün zararlardan sorumluluğu; ikincisi ise 6762 sayılı TTK’nin 1061 ve 1062. maddelerinde düzenlenen taşınmak üzere teslim alınmış olan yüke özen borcunun gereği gibi yerine getirilmemesi sonucunda yükün ziya veya hasar uğramasından doğan sorumluluğudur. 16. Navlun sözleşmesinde taşıyanın gemiyi denize yola ve yüke elverişli hâlde bulundurma yükümlülüğü ve bu yükümlülüğün ihlalinden doğan sorumluluğu “taşıyanın mesuliyeti ve hakları” başlıklı ayrımda değil “umumi hükümler” ayrımlı başlıkta yer alan 6762 sayılı TTK’nin 1019. (6102 sayılı TTK’nin 1141.) maddesi ile düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nin 1019/1 maddesi; “Her nevi navlun mukavelesinde taşıyan, geminin denize ve yola elverişli bir halde bulunmasını (Madde 817) ve soğutma tesisatı da dahil olmak üzere ambarların yükü kabule, taşımaya ve muhafazaya elverişli bir halde bulunmasını (Yüke elverişliliğini) temin etmekle mükelleftir.” hükmünü haizdir. Buna göre her türlü navlun sözleşmesinde taşıyan, geminin denize, yola ve yüke elverişli hâlde bulunmasını sağlamakla yükümlüdür. Bununla birlikte geminin denize, yola ve yüke elverişli olup olmadığı 6762 sayılı TTK’nin 817. (6102 sayılı TTK’nin 932.) maddesine göre belirlenecektir. 17. 6762 sayılı TTK’nin 1019/2 (6102 sayılı TTK’nin 1141/2) maddesi; “Taşıyan, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elverişli olmamasından doğan zararlardan mesuldür; meğer ki; tedbirli bir taşıyanın sarf etmekle mükellef olduğu dikkat ve ihtimam gösterilmekle beraber eksikliği yolculuğun başlangıcına kadar keşfe imkan bulunmamış olsun.” hükmünü haizdir. Buna göre taşıyan; tedbirli bir taşıyanın göstermekle yükümlü olduğu özeni göstermesine rağmen gemiyi denize, yola veya yüke elverişsiz hâle getiren eksikliği yolculuğun başlangıcına kadar keşfedemediğini ispatladığı takdirde sorumluluktan kurtulacaktır. Bu itibarla taşıyanın başlangıçtaki elverişsizlikten sorumluluğu, kurtuluş beyyinesinden yararlanma imkânının daraltılmış olması nedeniyle ağırlaştırılmış bir kusur sorumluluğudur (Kender, Rayegan/ Çetingil, Ergon/ Yazıcıoğlu, Emine: Deniz Ticaret Hukuku Temel Bilgiler C. I, …, 2014, s. 209). Taşıyanın bu kapsamdaki sorumluluğu 6762 sayılı TTK’nin 1116/1-1 maddesi gereğince navlun sözleşmesi veya konişmento hükümleriyle taşıyıcı lehine değiştirilip hafifletilemez; ancak konişmentoda yazılı olmak şartıyla taşıyıcı aleyhine ağırlaştırılması mümkündür. 18. Bununla birlikte başlangıçta elverişsizlikten sorumluluğun söz konusu olduğu durumlarda, taşıyan yoksun kalınan kâr da dahil olmak üzere bütün zararlardan sorumludur. Dolayısıyla burada taşıyanın sorumluluğu tazminatın hesaplanması bakımından genel hükümlere tabi olup; 6762 sayılı TTK’nin 1112 ve 1113. maddelerinde düzenlenen sınırlamalar geçerli olmayacaktır. 19. Navlun sözleşmesinin ifasında taşıyan, özellikle eşyanın yüklenmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Bu husus 6762 sayılı TTK’nin 1061. maddesinde; “Taşıyan, malların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle mükelleftir. Teslim alındıkları andan teslim edildikleri ana kadar geçen müddet içinde malların zıyaı veya hasarı yüzünden doğacak zararlardan taşıyan mesuldür; meğer ki, zıya veya hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun.” şeklinde düzenlenmiştir. Ayrıca 6762 sayılı TTK’nin 1062/1 maddesinde taşıyanın, kendi adamlarının ve gemi adamlarının kusurlarından, kendi kusuru gibi sorumlu olduğu belirtilmiş; 1062/2 maddesinde ise taşıyanın kendi adamları ve gemi adamlarının teknik mahiyetteki kusurları ile kendi şahsi kusuru olmaması hâlinde yangın sonucunda meydana gelecek ziyan ve hasardan sorumlu olmayacağı belirtilmiştir. Yine 6762 sayılı TTK’nin 1063. maddesinde taşıyanın sayılan sebeplerden ileri gelen zararlardan sorumlu olmadığı düzenlenmiştir. 20. Taşıyanın 6762 sayılı TTK’nin 1061 ve 1062. maddeleri gereğince sorumlu olması hâlinde ödenecek tazminat, 6762 sayılı TTK’nin 1112 ve 1113. maddeleri gereğince belirlenecektir. Buna göre taşıyan, yükle ilgili şahsın bu yüzden maruz kaldığı bütün zararları değil sadece yükün ziya durumunda eşyanın piyasa veya borsa değerini; hasar durumunda ise satış değeri ile piyasa değeri arasındaki farkı ödeyecektir. Öte yandan 6762 sayılı TTK’nin 1114. maddesi ile taşıyanın 6762 sayılı TTK’nin 1112 ve 1113. maddeleri gereğince ödemesi gereken tazminat miktarı sınırlandırılmıştır. 6762 sayılı TTK’nin 1114. maddesi; “Yükleten yükün cins ve kıymetini yükleme başlamadan önce bildirmemiş ve bu beyanı konişmentoya yazılmamış olduğu takdirde, taşıyan, her halde beher koli veya parça başına en çok 1500 Türk lirası ile mesul olur.” hükmünü haizdir. Buna göre yükleme başlamadan önce yükün cins ve değerinin bildirilmemiş ve konişmentoya yazılmamış olması durumunda 6762 sayılı TTK’nin 1112 ve 1113. maddeleri gereğince hesaplanacak tazminat hiçbir şekilde anılan maddede belirtilen sınırı geçemeyecektir. 6762 sayılı TTK’nin 1114. maddesinde belirtilen üst sınır 6762 sayılı TTK’nin 1116/1-5 maddesi gereğince navlun sözleşmesi veya konişmento hükümleriyle taşıyıcı lehine değiştirilip hafifletilemez; ancak konişmentoda yazılı olmak şartıyla taşıyıcı aleyhine ağırlaştırılması mümkündür. Başka bir deyişle konişmento ile taşıyıcı aleyhine olacak şekilde sorumluluk sınırı belirlenebilecektir. 21. Hemen belirtilmesi gerekir ki deniz yoluyla eşya taşıması konteyner ile yapılıyorsa konteynerin taşınan eşyanın türüne, özelliklerine ve yolculuğun gereklerine her yönüyle uygun olması gerekir. Aksi hâlde konteyner eşya için tehlike oluşturur ve bu tehlikenin mevcut olduğu durumlarda konteynerin yüke elverişsizliği söz konusu olacaktır. Konteynerin yüke elverişli olup olmadığı ise teknik bir mesele olduğundan uluslararası teknik standartlara göre belirlenecektir. Konteyner, taşıyanın sorumluluğu açısından, geminin bir bölümü olarak kabul edilmeli ve yüke elverişsizliği durumunda 6762 sayılı TTK’nin 1019. maddesi gereğince taşıyanın geminin başlangıçtaki elverişsizliğinden sorumlu tutulmalıdır. Ancak taşıyanın 6762 sayılı TTK’nin 1019. maddesi gereğince sorumlu tutulabilmesi için konteynerin taşıyan tarafından tedarik edilmesi gerekir. Taşıyan kendisi tarafından tedarik edilmeyen konteynerin yol açtığı zıya veya hasarlardan dolayı kural olarak sorumlu tutulamaz. Çünkü bu hâlde, zarar yükletenin veya onun temsilcisi ya da adamlarının eylem veya ihmalinden kaynaklandığı için 6762 sayılı TTK’nin 1063/1-5 (6102 sayılı TTK’nin 1182/1-e) maddesi gereğince taşıyan oluşan zarardan sorumlu değildir. 22. Görüldüğü üzere navlun sözleşmelerinde taşıyanın sorumluluğunun tespit edilebilmesi için öncelikle zıya ve hasarın sebebinin belirlenmesi gerekmektedir. Zira taşıyanın 6762 sayılı TTK’nin 1019. maddesi gereğince başlangıçta elverişsizlikten doğan sorumluluğunun söz konusu olduğu durumlarda, taşıyan yoksun kalınan kâr da dahil olmak üzere bütün zararlardan genel hükümlere göre sorumludur. Ancak taşıyan 6762 sayılı TTK’nin 1061 ve 1062. maddeleri gereğince yüke özen borcunun gereği gibi yerine getirilmemesi sonucunda doğan sorumluluğunun söz konusu olduğu durumlarda ise taşıyanın ödeyeceği tazminat, 6762 sayılı TTK’nin 1112 ve 1113. maddeleri gereğince belirlenecek; ayrıca taşıyan 6762 sayılı TTK’nin 1114. maddesinde belirtilen sınırlı sorumluktan ve Kanun’da belirtilen sorumsuzluk hâllerinden yararlanabilecektir. 23. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile dava dışı KFC Gıda Tekstil San. İthalat İhracat Yatırım A.Ş. arasında sigortalısının Safe Food Corparation olduğu emtianın Türkiye’den Amerika’ya taşınmasını teminat altına alan Emtia Blok Abonman ve Spesifik Sigorta Sözleşmesi yapıldığı, kuru kayısı emtiasının taşınması sırasında hasarlanması neticesinde sigortalıya ödeme yapıldığı, hasarın oluşmasında taşıyanın sorumlu olduğundan bahisle taşıyan aleyhine icra takibi yapıldığı, ancak taşıyanın itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taşıyan ile dava dışı KFC Gıda Tekstil San. İthalat İhracat Yatırım A.Ş. arasında navlun sözleşmesi olduğu, yükün cins ve miktarının konişmentoya yazıldığı, sözleşme kapsamında emtianın taşıyan tarafından temin edilen konteyner aracılığıyla taşındığı, hasarın konteyner kapaklarındaki contanın zayıf olması nedeniyle içeriye giren … sularının emtiayı bozmasından kaynaklandığı dosya kapsamı ile sabit olup bu hususlar uyuşmazlık dışıdır. 24. Mahkemece bozma öncesi kararda; olaya konu olan zararın taşımada kullanılan konteynerin elverişsizliğinden kaynaklandığı, konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş olduğu için bu taşıma kabının aynı zamanda geminin alonju sayılacağı, konteynerdeki elverişsizliğin bu hâlde geminin başlangıçta elverişsiz olmasına neden olacağı, dolayısıyla taşıyanın ortaya çıkan zarardan 6762 sayılı TTK'nin 1019. maddesi gereğince sorumlu olacağı belirtilmiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları Özel Dairece reddedildiği için bu hususlar uyuşmazlık dışı kalmıştır. O hâlde oluşan zararın konteynerin yüke elverişsizliğinden kaynaklandığı ve davalı taşıyanın 6762 sayılı TTK'nin 1019. maddesi gereğince başlangıçta elverişsizlikten sorumlu olduğu gözetilerek uyuşmazlığın çözülmesi gerekmektedir. 25. Yukarıda da bahsedildiği üzere 6762 sayılı TTK’nin 1019. maddesi gereğince başlangıçta elverişsizlikten doğan sorumluluğun söz konusu olduğu durumlarda, taşıyan yoksun kalınan kâr da dâhil olmak üzere bütün zararlardan genel hükümlere göre sorumlu olup, Kanun’un öngördüğü sınırlı sorumluluk hâllerinden yararlanması mümkün değildir. Başka bir deyişle somut olayda taşıyan 6762 sayılı TTK’nin 1019. maddesi gereğince sorumlu olduğundan konişmento ile belirlenen sınırın uygulanması söz konusu değildir. 26. Bu itibarla mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı (351,53TL) harcın temyiz edenden alınmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-III/1 maddesi gereğince miktar itibariyle karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.05.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Navlun sözleşmelerinde taşıyanın akdi sorumluluğu temel olarak iki alanda yoğunlaşır. Bunlardan ilki, geminin yolculuğun başında denize, yola ve yüke elverişli olmamasından doğan gecikme dâhil tüm zararlardır. İkincisi ise taşınmak üzere teslim alınan eşyaya gösterilmesi gereken özen borcunun ihlali sonucu eşyanın zıyaı veya hasara uğramasından kaynaklanan zararlardır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1016/1, m. 1019, m. 1061, m. 1062; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2771, K. 2021/558).

Geminin Başlangıçtaki Elverişsizliği ve Konteyner Tedariki

Taşıyanın geminin yolculuk başlangıcındaki elverişsizliğinden sorumluluğu ağırlaştırılmış kusur sorumluluğu niteliğindedir. Taşıyan, ancak tedbirli bir taşıyanın göstermesi gereken özeni göstermesine rağmen gemiyi denize, yola veya yüke elverişsiz kılan eksikliği yolculuğun başlangıcına kadar keşfetmesinin imkânsız olduğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulabilir. Başlangıçtaki elverişsizliğin söz konusu olduğu hâllerde taşıyan, yoksun kalınan kâr da dâhil olmak üzere bütün zararlardan genel hükümler çerçevesinde sorumlu tutulur ve mevzuatta düzenlenen koli veya parça başına sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2771, K. 2021/558).

Konteyner taşımacılığında konteynerin hukuki statüsü de bu elverişlilik rejimi kapsamında değerlendirilir. Taşıyan tarafından tedarik edilen konteyner, geminin bir bölümü (alonju) niteliğinde sayılmakta; bu konteynerin yüke elverişsizliğinden doğan hasarlarda taşıyan başlangıçtaki elverişsizlik hükümlerine göre sorumlu tutulmaktadır. Taşıyan bu sorumluluk türünde konşimentoda kararlaştırılan sorumluluk sınırlandırma kayıtlarına dayanamaz. Buna karşılık konteynerin taşıyan tarafından temin edilmediği, gönderen tarafından sağlandığı durumlarda ise konteyner kaynaklı yapısal zıya ve hasarlardan kural olarak taşıyan sorumlu tutulamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2771, K. 2021/558).

Konteyner Taşımacılığında Kapalı ve Açık Konteyner Ayrımı

Konteyner taşımalarında taşıyıcının iç istifleme ve sabitlemeden doğan sorumluluğu konteynerin yapısal özelliğine göre farklılık gösterir. Konteynerin taşıyıcıya FCL (tam konteyner yükü) kaydıyla kapalı teslim edildiği durumlarda, taşıyıcının kapalı konteyner içindeki emtianın istiflenmesi ve sabitlenmesini denetleme yükümlülüğü ve fiili imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla kapakları taşıtan tarafından kapatılarak teslim edilen konteynerlerde hasar bağlama, sabitleme veya iç istiflemeden kaynaklanmışsa taşıyıcının sözleşmeden doğan ne asli ne de tali sorumluluğu bulunmaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/691, K. 2020/5087).

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/691, K. 2020/5087Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/691 E.  ,  2020/5087 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/02/2018 tarih ve 2016/457 E- 2018/36 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 21/11/2019 tarih ve 2018/919 E- 2019/1442 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; dava dışı Kordsa Global…AŞ'nin Çin'e mal mukabili teslim şekli ile ihraç ettiği emtianın müvekkili tarafından nakliye rizikolarına karşı sigortalandığını, yükün taşınması ve konteyner temininin davalı tarafından üstlenildiğini, malın iki konteyner içinde gemi ile İstanbul Ambarlı Limanından Çin'in Dalian Limanına taşındığını, ancak alıcıya teslimi sırasında yükte yırtılma, kırılma ve dağılma şeklinde hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, söz konusu hasar nedeniyle sigorta şirketi tarafından sigortalıya 24.03.2016 tarihinde 71.065,38 TL hasar tazminatı ödenerek sigortalıdan temlikname ve ibraname alındığını, bu şekilde davacının sigortalının haklarına halef olduğunu, davalı taşıyanın yük hasarından dolayı TTK'nun 1178.madde hükümlerine göre sorumlu olduğunu, sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan tahsilinin talep edildiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 71.065,08 TL tazminatın 24.03.2016 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkili şirketin taşıyan ile taşıtan arasında aracılık yaparak sevkiyatın organize edilmesini sağladığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, iddia edilen hasar ile ilgili olarak süresinde ve usulüne uygun hasar bildiriminin yapılmadığını, davacı tarafça sunulan sörvey raporunun tek taraflı olarak düzenlendiğini, taşıyan ya da temsilcisinin imzası bulunmadığından müvekkili açısından geçerli sayılamayacağını, ekspertiz raporunun da müvekkilinin sorumluluğu için yeterli olmadığını, tespit edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, taşımanın konteyner içerisinde yapılıp, yükleme, istifleme ve sabitleme işlemlerinin gönderen tarafından yerine getirildiğini, konişmentolarda da shipper's load, stown and count kaydının yer aldığını, bu durumda hatalı istif, yükleme ve bağlama sebebi ile oluşan hasarlardan dolayı taşıyanın sorumlu tutulamayacağını, hasarın sigorta teminatı kapsamında olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmelere göre, hasarın konteyner içerisine deniz taşımasına uygun şekilde yükleme, istifleme ve bağlama işlemlerinin yapılmamasından kaynaklandığı, dosyada mübrez sea waybill ve fiili taşıyanın düzenlediği konişmentodaki kayıtlara göre konteynerin satıcı firma tarafından mühürlenmeden yani kapakları açık bir şekilde davalı taşıyıcıya teslim edildiği, bu durumda davalının tedbirli bir taşıyanın göstermekle yükümlü olduğu dikkat ve özeni göstererek konteyner içindeki istif ve leasingi kontrol etmesi gerektiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, zira konteyner içi istifleme ve yükün emniyete alınması işlemlerinin deniz taşımasına uygun olmadığı, bu nedenle de taşımanın herhangi bir aşamasında yüklerin dağılması, yırtılması suretiyle yükte hasar meydana geldiği, bu durumda TTK'nun 1178. maddesi gereğince davalının taşıyıcı sıfatıyla yük hasarından sorumlu olduğu, yükteki hasar miktarının 25.789,68 USD olduğu, bu tutarın davacının ödeme yaptığı 24.03.2016 tarihindeki kur üzerinden 74.490,91 TL'ye tekabül ettiği, ekspertiz raporunda belirtilen 3.000.-TL sovtaj düşüldükten sonra gerçek zarar miktarının 71.490,90 TL'ye baliğ olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince 71.065,08 TL'nin 24.03.2016 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davalı … Hizm. Ltd. Şti. fiili taşıyana karşı taşıtan ve aynı zamanda yükleten, davacı selefine karşı ise taşıyan konumunda olup, FCL/FCL yani tek yükleyici/tek alıcı kaydı bulunan konteynerin tek bir göndericiye tahsis edildiği taşımalarda davalının iddia ettiği gibi ticari teamül gereği mühürleme işlemi gönderici tarafından yapıldığı, davalının düzenlendiği Express konişmentoda FCL/FCL ve “Shipper’s load, stow and count" kayıtları mevcut ise de mühür işleminin davacı selefi tarafından yaptırıldığına dair kayıt bulunmadığı, fiili taşıyan tarafından düzenlenen davalı … Hizm. Ltd. Şti.’nin taşıtan ve aynı zamanda yükleten sıfatına haiz olduğu … nolu konşimento konteynerlerin yükleten tarafından mühürlendiği kaydı bulunmakta olup, davalının sunduğu Sea Waybill ve dava dışı fiili taşıyanın düzenlediği konşimentodaki kayıtlardan da konteynerlerin mühürlenmesi işleminin davalı … tarafından yapıldığı, bu kayıtlara göre konteynerlerin davalıya konteyner kapısı açık olarak teslim edildiği, bir başka deyişle konteyner içindeki istifi davalı taşıyanın kontrol edebileceği şekilde teslim edildiği tespit edilmekle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir, ayrıca taşınan emtianın alıcısına teslimi sırasında hasarlı olduğunun tespit edildiği, söz konusu hasar nedeniyle TTK'nın 1185. maddesine göre taşıyıcıya süresinde hasar ihbarı yapılmamış olup, bu durumda hasarın, yük taşıyıcısının sorumluluk alanında iken ve taşıyıcının kusuruyla meydana geldiğinin davacı tarafça ispatlanması gerekmektiği, uzman bilirkişi raporuna göre hasar konteyner içerisine deniz taşımasına uygun şekilde yükleme, istifleme ve bağlama işlemlerinin yapılmamış olmasından kaynaklanmakta olduğu anlaşıldığı, konteynerler satıcı firma tarafından mühürlenmeden yani kapakları açık bir şekilde davalı taşıyıcıya teslim edildiğine göre, bu durumda davalının tedbirli bir taşıyanın göstermekle yükümlü olduğu dikkat ve özeni göstererek konteyner içindeki istif ve leasingi kontrol etmesi gerekirken davalının yerine getirmediği bu yükümlülüğünü nedeniyle taşımanın herhangi bir aşamasında yüklerin dağılması, yırtılması suretiyle yükte meydana gelen hasardan TTK'nın 1178. maddesi gereğince davalının taşıyıcı sıfatıyla yük hasarından sorumlu olduğu, davalı tarafından düzenlenen konşimentoda belirtilen değer üzerinden taşıyıcının navlun bedeli ödenmemesi halinde art taşıyıcının paket başına ve teamüli navlun birimi veya konteyner başına taşımayla bağlantılı 500 USD’yi geçen zararlardan sorumlu olmayacağı kaydına göre davalının konşimentodaki taşıyıcı olarak sorumluluğunun konteyner başına 500 USD ile sınırlı olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiş ve taşıma nedeniyle yükte meydana gelen 25.789,68 USD hasardan sorumlu olduğu kabul edilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, deniz yoluyla konteyner taşımacılığı sırasında oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı taşınan emtianın navlun sözleşmesi uyarınca davalı taşıyıcıya açık olarak teslim edildiğini, taşıyıcının yüke nezaret yükümünü yerine getirmediğini ileri sürerek yüke gelen hasarın tazminini davalı taşıyıcından talep etmiş, davalı yan ise konteynerı kapakları kapalı olarak teslim aldıklarını, kapalı konteynerın içindeki yüke ilişkin nezaret yükümü olmadığını savunmuş, mahkemece davalı/asıl taşıyan ile dava dışı fiili taşıyıcı arasındaki konişmentoda gönderen olarak davalının gözüktüğü ve bu konişmentoya göre de gümrükleme işlemlerinin davalı tarafından yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, istinaf mahkemesince davalı vekilinin istinaf istemleri yukarıda yazılı gerekçeyle esastan reddedilmiştir. Somut olayda; davacının selefi taşıtan/gönderen ile davalı arasındaki tesellüm konişmentosundan anlaşıldığı üzere, taşımanın yapıldığı konteyner davalı taşıyıcıya FCL kaydıyla kapalı olarak teslim edilmiş olup, bu kayda göre davalı taşıyıcının, konteyner içerisindeki emtianın istiflenmesi ve sabitlenmesi ile ilgili herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığı gibi, fiilen kapakları kapatılmış konteynerın içindeki emtianın ne şekilde istiflendiğinin davalı tarafından kontrol edilmesi yükümü ve kabiliyeti de bulunmamaktadır. Davalı ile dava dışı fiili taşıyan arasındaki asıl konişmentoda davalının gönderen olarak gösterilmesi ve bu konişmentoda gümrüklemenin gönderen tarafından yapıldığının belirtilmesi, davanın tarafları arasındaki tesellüm konişmentosuna aykırı şekilde konteyner kapaklarının davalı tarafından kapatıldığı ya da konteyner içindeki yükün davalı tarafından istiflendiğini göstermez. Dosya içerisine kazandırılan bilirkişi heyeti raporu incelemesinden; yükteki hasarın bağlama ve sabitleme hatası nedeniyle olağan taşıma koşullarında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; yüke gelen hasar sebebiyle davalı taşıyıcının taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ne asli ne tali bir sorumluluğunun olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış olup, ilk derece mahkemesi kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurularını esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

Taşıyıcı ile asıl fiili taşıyan arasındaki konşimentoda taşıyıcının gümrükleme işlemleri gereği gönderen olarak kaydedilmiş olması, taraflar arasındaki tesellüm konşimentosuna aykırı biçimde konteyner kapaklarının taşıyıcı tarafından kapatıldığını veya yükün taşıyıcı tarafından istiflendiğini göstermez. Dışarıdan bakıldığında içinin görünmesi mümkün olmayan standart kapalı konteynerlerde taşıyıcı, yalnızca görünen unsurlar bakımından güvenli bir deniz taşınmasına uygunluğu gözetmek ve konteyneri gemiye usulünce istiflemekle yükümlüdür (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/691, K. 2020/5087; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3080, K. 2021/1312).

Buna karşılık dışarıdan bakıldığında içinin görünmesi mümkün olan flat-rack veya üstü açık konteyner taşımalarında sorumluluk dengesi farklı kurulur. Bu tür taşımalarda ambalaj, yükleme ve iç istif gönderene bırakılmış olsa bile taşıyıcının ve gemi kaptanının güvenli bir deniz seyrine uygunluk yönünden gözetim ve denetim borcu devam eder. Flat-rack konteynerde teslim anında dışarıdan açıkça görülebilen hatalı istifleme veya yetersiz sabitlemeye rağmen yükü ihtirazı kayıtsız kabul eden ya da gerekli uyarıda bulunmayan taşıyıcı gözetim yükümlülüğünü ihlal ettiğinden, hatalı istif yapan gönderenle birlikte zarardan kusurlu kabul edilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3080, K. 2021/1312).

Güverte Taşımaları, Masraf Paylaşımı ve Sorumsuzluk Kayıtları

Taşıyanın navlun sözleşmesinden ve kanundan doğan borç ve sorumluluklarını önceden doğrudan veya dolaylı olarak kaldıran yahut daraltan kayıt ve şartlar Türk Ticaret Kanunu m. 1243 uyarınca geçersizdir. Bu çerçevede konşimentoya eşyanın güvertede taşınması sırasında doğacak hasarlardan sorumlu olunmayacağına ilişkin konulan kayıtlar geçerli kabul edilmez. Eşyadaki hasarın hatalı yükleme ve taşımaya elverişsiz taşıma beşiği kullanımından kaynaklandığı durumlarda taşıyıcı sorumsuzluk kaydına dayanarak sorumluluktan kurtulamaz (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/4517, K. 2020/2010).

Deniz yolu ile taşımada yükleme ve istif kural olarak taşıyıcıya aittir. Türk Ticaret Kanunu m. 1143 uyarınca sözleşme, yükleme limanı düzenlemeleri veya yerel teamül ile aksi öngörülmedikçe, eşyanın gemiye kadar taşıma gideri taşıtana, yükleme gideri ise taşıyana aittir. Yükleme işlemi gönderen tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi taşıyıcının yüke nezaret yükümlülüğü sürmektedir; bununla birlikte yükleme ve istifi fiilen gerçekleştiren kuruluşun tarafların ifa yardımcısı olup olmadığı ve kusur paylaştırması somut verilerle açıklığa kavuşturulmalıdır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/4517, K. 2020/2010).

Taşıyan, eşyanın teslim alındığı andan teslim edildiği ana kadar yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın özenini göstermekle mükelleftir (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1061). Taşıyan kendi adamlarının ve gemi adamlarının kusurlarından kendi kusuru gibi sorumludur; ancak adamlarının teknik mahiyetteki sevk ve idare kusurlarından ve kendi şahsi kusuru bulunmadıkça yangından doğan zararlardan sorumlu tutulamaz. Taşıyıcı, ortaya çıkan hasarın kendi kusuruna dayanmadığını, eşyadaki ayıptan, ambalaj hatasından veya tedbirli bir taşıyıcının dahi önüne geçemeyeceği mücbir sebepten ileri geldiğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1061, m. 1062).

Hasar İhbarı, İspat Külfeti ve Sigorta Halefiyeti

Taşınan eşyada meydana gelen hasar sebebiyle sigortalısına ödeme yapan nakliyat sorumluluk sigortacısı, Türk Ticaret Kanunu m. 1481 uyarınca halefiyet hükümlerine dayanarak hasar bedelini taşıma ilişkisindeki sorumlulardan talep edebilmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/4517, K. 2020/2010).

Türk Ticaret Kanunu m. 1185 uyarınca hasarın teslim anında veya süresinde usulünce ihbar edilmemesi, eşyanın taşıma sırasında usule uygun ve hasarsız taşındığına ilişkin yasal bir karine doğurur. Bu karinenin aksini ispatlamak isteyen tarafın, eşyanın taşımanın hangi aşamasında hasar gördüğünü kesin olarak ispatlaması gerekir. Nitekim tır şoförü ile depo personeli arasında tutulan tutanağın kanuna uygun ihbar sayılmadığı uyuşmazlıklarda, konteyner delikli olup eşya ıslanmış bulunsa dahi sıvının deniz taşıması aşamasında alındığının ispatlanması aranabilmektedir.

Hapis Hakkı, Teminat ve Hak Düşürücü Süreler

Taşıyan, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu m. 950 ilâ 953 uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir. Bu kapsamda borcun muaccel olması ve taşınırın niteliği itibarıyla alacakla bağlantılı bulunması gerekir; zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa tacirler arasında bu bağlantı var sayılır (Türk Medenî Kanunu m. 950). Eşyanın tesliminden sonra otuz gün içinde mahkemeye müracaat edilmek ve eşya henüz gönderilenin zilyetliğinde bulunmak şartıyla hapis hakkı yetkileri kullanılabilir (Türk Ticaret Kanunu m. 1201). Çekişmeli tutarın mahkemenin belirleyeceği yere depo edilmesi durumunda ise taşıyan eşyayı teslim etmekle yükümlüdür (Türk Ticaret Kanunu m. 1202). Yargı uygulamasında, alacağa yeter derecede teminat yatırılmasının hapis hakkını sona erdireceği, alacaklıya teminat üzerinde kanuni rehin hakkı tanıyacağı ve teminat gösterme yönündeki mahkeme kararının bir ihtiyati tedbir kapsamına girmeyeceği de değerlendirilmektedir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 950Kaynağı aç
Madde 950- Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır. Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur. II. Ayrık durumlar

Türk Ticaret Kanunu m. 1188 gereğince taşıyana karşı ileri sürülecek her türlü istem hakkı bir yıllık hak düşürücü süre içinde yargı yoluna başvurulmasına bağlıdır; sorumlu tutulan kişinin rücu davası açması için ise bu sürenin sonrasında doksan günlük ek bir süre tanınmıştır. Yargı kararlarında, maddedeki yargı yoluna başvuru kavramının icra takibi başlatılmasını da kapsadığı, yapılan takibin hak düşürücü süreyi kestiği ve borçlunun takibe itirazı üzerine Türk Borçlar Kanunu m. 157/2 uyarınca sürenin yeniden işlemeye başlayacağı yönünde içtihatta bulunulabilmektedir.

FCL kapalı konteynerlerdeki iç istifleme ve sabitleme hasarından taşıyıcı sorumlu mudur?

Kapakları gönderen tarafından kapatılarak teslim edilen kapalı FCL konteynerlerde, olağan taşıma şartlarında iç istifleme, sabitleme veya bağlama hatasından doğan yük hasarlarından taşıyıcı sorumlu tutulamaz; zira taşıyıcının kapalı konteynerin iç istifini denetleme yükümü ve kabiliyeti yoktur.

Konşimentoda yer alan güverte taşıması sorumsuzluk kaydı geçerli midir?

Türk Ticaret Kanunu m. 1243 gereğince taşıyanın borç ve sorumluluklarını önceden kaldıran veya daraltan bütün kayıtlar geçersizdir. Eşyanın güvertede taşınması sırasında hatalı yükleme veya uygunsuz beşik kullanımından doğan hasarlarda bu tür sorumsuzluk kayıtlarına dayanılamaz.

Flat-rack konteynerlerde yükleme hatası yapılmışsa taşıyıcının sorumluluğu doğar mı?

İçi dışarıdan görülebilen flat-rack konteynerlerde yükleme gönderen tarafından yapılmış olsa dahi taşıyıcının gözetim ve denetim yükümlülüğü sürer. Teslim anında görünür olan istifleme ve sabitleme hatasına rağmen yükü reddetmeyen taşıyıcı zarardan müterafik kusurlu sayılır.

Taşıyana karşı dava açma süresi ne kadardır ve icra takibi bu süreyi keser mi?

Türk Ticaret Kanunu m. 1188 uyarınca istem hakkı bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir ve rücu davası için doksan günlük ek süre bulunur. Yargı uygulamasında icra takibi başlatılması da yargı yoluna başvuru kapsamında değerlendirilerek hak düşürücü sürenin kesildiği ve itiraz üzerine Türk Borçlar Kanunu m. 157/2 gereğince sürenin yeniden işleyeceği yönünde kararlar verilmektedir.

Taşıyan navlun alacağını alamazsa eşyaya el koyabilir mi?

Taşıyan, navlun sözleşmesinden doğan alacakları için eşya üzerinde Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre hapis hakkına sahiptir. Teslimden sonra otuz gün içinde mahkemeye başvurulması ve eşyanın gönderilende olması şartıyla bu yetki kullanılabilir; mahkemece belirlenen teminatın yatırılması durumunda eşya teslim edilmelidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu