Şirket Bölünmelerinde İşçi Hak ve Alacaklarının Devri

by Avukat Erdal Ersoy
Şirket Bölünmelerinde İşçi Hak ve Alacaklarının Devri

Şirket Bölünmesi Türleri ve İş Sözleşmelerinin Devralana Geçişi

Tam bölünmede şirketin tüm malvarlığı ve işleri devralan şirkete geçerken devreden şirketin hukuki varlığı sona erer; kısmi bölünmede ise malvarlığı ve işlerin bir kısmı devredilir ve devreden şirket varlığını sürdürür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 178/1 ve 4857 sayılı İş Kanunu m. 6/1 uyarınca, tam veya kısmi bölünme durumunda işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan hizmet sözleşmeleri, işçi itiraz etmediği sürece devir gününe kadar doğan bütün hak ve borçlarla birlikte devralana geçer. Bu geçiş neticesinde işçinin hakları devreden şirkette işe başladığı tarihe göre korunur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 178Kaynağı aç
MADDE 178- (1) Tam veya kısmi bölünmede, işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri, işçi itiraz etmediği takdirde, devir gününe kadar bu sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlarla devralana geçer. (2) İşçi itiraz ederse, hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer; devralan ve işçi o tarihe kadar sözleşmeyi yerine getirmekle yükümlüdür. (3) Eski işveren ile devralan, işçinin bölünmeden evvel muaccel olmuş alacakları ile hizmet sözleşmesinin normal olarak sona ereceği veya işçinin itirazı sebebiyle sona erdiği tarihe kadar geçen sürede muaccel olacak alacaklarından müteselsilen sorumludur. (4) Aksi kararlaştırılmadıkça veya hâlin gereğinden anlaşılmadıkça, işveren hizmet sözleşmesinden doğan hakları üçüncü bir kişiye devredemez. (5) İşçiler muaccel olan ve birinci fıkrada öngörüldüğü şekilde muaccel olacak alacaklarının teminat altına alınmasını isteyebilirler. (6) Devreden şirketin bölünmeden önce şirket borçlarından dolayı sorumlu olan ortakları, hizmet sözleşmesinden doğan ve intikal gününe kadar muaccel olan borçlarla, hizmet sözleşmesi normal olarak sona ermiş olsaydı muaccel hâle gelecek olan veya işçinin itirazı sebebiyle hizmet sözleşmesinin sona erdiği ana kadar doğacak olan borçlardan müteselsilen sorumlu olmakta devam ederler. 7. Ticaret siciline tescil ve geçerlilik

4857 sayılı İş Kanunu m. 6/5 uyarınca, işyerinin ya da bir kısmının devredilmesi tek başına taraflara fesih hakkı vermez; devir olgusu ne işverene sözleşmeyi sonlandırma yetkisi tanır ne de işçi bakımından haklı fesih gerekçesi sayılır. Buna karşılık, iş organizasyonundaki yapısal değişiklikler ile ekonomik veya teknolojik zorunlulukların gerektirdiği fesih imkanları ve tarafların haklı sebeplere dayanarak derhal fesih hakları saklı tutulmuştur. Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 178/4 doğrultusunda, sözleşmede farklı bir mutabakat bulunmadıkça ya da durumun niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, işveren hizmet akdinden doğan haklarını bir üçüncü kişiye devredemez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır. Yukarıdaki hükümler, iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz. Geçici iş ilişkisi

İşçinin Devre İtiraz Hakkı ve Feshin Hukuki Sonuçları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 178/1 ve m. 178/2 hükümleri bölünme işlemlerinde işçiye sözleşmenin geçişine itiraz etme imkanı tanımaktadır. İşçi devre itiraz ederse hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer. Kanuni bildirim süresinin sonuna kadar devralan ve işçi sözleşmeyi yerine getirmekle yükümlüdür.

İşçinin Türk Ticaret Kanunu m. 178/1 uyarınca devre itiraz etmesi durumunda kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağına dair açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Düzenlemenin işçiyi koruma gayesi taşıdığı ve işçinin itiraz sebebiyle hak kaybına uğramaması gerektiği yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Buna karşılık Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/28060 Esas, 2018/22719 Karar sayılı ilamında; İş Kanunu m. 6 gereği işyeri devrinin işçi yönünden haklı fesih oluşturmayacağı, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine dayanarak işyeri devrine muvafakat etmeyip iş akdini fesheden işçinin feshinin haklı nedene dayanmadığı ve kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/28060, K. 2018/22719Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2015/28060 E.  ,  2018/22719 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istenilmiş, davalılardan …. Ltd. Şti. vekilince duruşma talep edilmiş ise de; HUMK.nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 04.10.2011 tarihinden itibaren … Tic. A.Ş.de işe başladığını, bu firmanın davalılardan …A.Ş. ile birleştiğini, birleşme neticesinde…A.Ş.nin tüzel kişiliğinin sona erdiğini, birleşme sonrasında işçilerin iş akitlerinin sonlandırılmaya başlandığını, Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde bu durumun işçinin rızasına bağlı olacağını, davacının birleşmeyi duyunca Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde itiraz hakkını kullandığını, … 32. Noterliğinin 22.11.2013 tarih ve 33948 yevmiye sayılı ihtarının keşide edildiğini, iş akdinin yasal ihbar önelinin sonunda feshedildiğini, birleşme sonrasında iş akdinin diğer davalıya muvazaalı olarak devredildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ödenmeyen ücret ve yıllık izinl ücretlerinin tahsilini talep etmiştir. B) Davalıların Cevabının Özeti: Davalı … A.Ş. Vekili, 21.02.2014 havale tarihli cevap dilekçesi ile davacının çalışmakta olduğu … İletişim Rek. ve Tic. AŞ.’nin kendileri tarafından 01.10.2013'te satın alındığını, söz konusu şirketin depo görevlisi istihdamının mümkün olmadığı da görülerek 35 personelin hizmet akdinin diğer davalıya devredildiğini, 01.10.2013 tarihli bu protokol ile işçilik tazminat ve alacaklarından devir tarihine kadar devredenin, tüm çalışma döneminden ise devir alanın sorumluluğunun düzenlendiğini, davacının kendi işçileri olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı … Ltd. Şti. vekili, 17.02.2014 tarihli cevap dilekçesi ile istifa eden davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, davacının 16.11.2013 tarihinden itibaren uygunalanacak yeni vardiya saatlerine ilişkin belgeyi imzalamadığını, 18-19.11.2013 tarihinden itibaren mesai saadetine tebliğ edilen saatte gelmediğini, ücret alacaklarının ve yıllık izin ücretinin ödendiğini, devir tarihinden somaki döneme ilişkin sorumluluklarının bulunacağını ve yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece davacının kıdem tazminatı ve yıllık izin alacaklarının kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacının iş akdinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Değinilen Yasanın 120. maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14. maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. İşyerinin miras yoluyla intikali 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun – 599. maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen madde hükmünde mirasbırakanın ölümü ile mirasçıların bir bütün olarak mirasa hak kazanacakları açıklanmıştır. İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi durumunda, bu işlem de bir tür işyeri devri sayılmalıdır. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır (Yargıtay 9.HD. 22.7.2008 gün 2007/ 20491 E, 2008/ 21645 K.). Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da sonucu değiştirmeyecektir. Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir. İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir. Basın İş Kanunu'na tabi işyerleri bakımından, işyerinin belirleyici unsurlarından olan marka, logo ve yayın imtiyaz hakları gibi maddî olmayan unsurların devri de işyeri devri olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9. HD., 19.1.2010 gün, 2009/42958 E., 2009/354 K). Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir. Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır. 4857 sayılı Yasanın 6. maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir. İşyerine Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu tarafından el koyulması ise işyeri devri niteliğinde değildir. Bu durumda yönetim hakkına müdahale edilmekte veya bankacılık faaliyetleri askıya alınmaktadır. Yine özelleştirme işlemi sonucu kamuya ait hisselerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Özelleştirmede işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmektedir. Bununla birlikte, tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri niteliğindedir (Yargıtay 9.HD. 8.7.2008 gün ve 2008/25370 E, 2008/ 19682 K.). İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez. İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 27.10.2008 gün 2008/ 29715 E, 2008/28944 K.). 4857 sayılı İş Kanunun 6. Maddesinin 5. Fıkrasında “Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. “ hükmünün bulunduğu görülmektedir. Somut uyuşmazlıkta, … Ticaret Sicil Memurluğu kayıtlarından … sicil nolu … Hizm. Ltd. Şti. nin 19.06.1996 tarihinde tescilinin yapıldığı, … sicil nolu …Kitap Mağ. Paz. AŞ. nin ise 31.12.2002 tescil tarihli olduğu, bu şirketin 07.10.2013 tarihli yaptığı yönetim kurulu toplantısında şirketin TTK 136 ve devamı maddeleri uyarınca … Ve Tic. AŞ’yi devralması sureti ile birleşmesi için gerekli %100 pay sahipliğinin gerçekleşmesi de nazara alınarak söz konusu şirketle birleşmesine karar verildiği görülmektedir. … Tedarik Yönetim ve San. Ltd. Şti. nin ise 783970 sicil numarasına sahip olduğu ve tescil tarihinin 11.07.2011 olduğu tespit edilmiştir. Davacının ise … 32. Noterliğinin 22.11.2013 tarih ve 33948 sayılı ihtarnamesi ile birleşmeye itiraz ederek fesih bildirimini ihtar ettiği, söz konusu ihtarnamenin 25.11.2013 tarihinde davalı …AŞ.’ye tebliğ edildiği, 07.01.2014 tarihine kadar ihbar öneli süresi kadar olan 42 gün daha çalıştığı ve Türk Ticaret Kanunu 178. Madde kapsamında iş akdinin sonlandırdığını bildirdiği görülmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerine dayanarak iş yeri devrine muvafakat etmemiş ve iş akdini feshettiğini bildirmişse de iş kanunun 6. maddesinde işyeri devrinin işçi yönünden haklı fesih oluşturmayacağı hükmü karşısında işyerine devrine itiraz eden işçinin haklı feshinden söz edilemeyeceğinden kıdem tazminat talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bölünme Öncesi ve Sonrası İşçi Alacaklarından Doğan Sorumluluk

Bölünme kapsamında ücret, ikramiye ve prim, fazla çalışma, tatil ücretleri ile ihbar ve kıdem tazminatları devredilen haklar niteliğindedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/28060 Esas, 2018/22719 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere işyeri devirlerinde kıdem tazminatı hesabında işçinin kıdemi toplam süre üzerinden hesaplanır; devreden işverenin sorumluluğu işçiyi çalıştırdığı süre ve devir esnasındaki ücret seviyesiyle sınırlıdır. Kısmi bölünmede devreden şirket varlığını sürdürdüğünden sorumluluğu devam ederken, tam bölünmede devreden şirket sona erdiğinden alacaklardan devralan şirket tek başına sorumlu olmaktadır.

Bölünme öncesinde doğan işçilik borçlarına yönelik sorumluluk süresi bakımından mevzuatta iki ayrı yaklaşım yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu m. 6/3 gereğince, devir gerçekleşmeden evvel vücut bulan ve işlem gününde muaccel olan alacaklar karşısında devreden ve devralan işveren birlikte sorumlu tutulmakta; devreden tarafın bu borçlara ilişkin sorumluluk süresi devir anından başlayarak iki seneyle kayıtlanmaktadır. Buna karşılık 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 178/3; önceki işveren ile devralanın, bölünme öncesinde vadesi gelmiş alacaklar ile sözleşmenin olağan sona erme tarihine veya itiraz üzerine biteceği güne kadar muaccel hale gelecek haklardan herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın müteselsilen sorumlu kalacağını hükme bağlamaktadır. Bölünme süreçlerine özgülenen ve işçiyi koruma amacını öne çıkaran ticaret mevzuatının öncelikli uygulanması gerektiği görüşü bulunsa da, somut uyuşmazlıklarda her iki düzenlemenin çizdiği sorumluluk çerçeveleri birlikte dikkate alınmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu m. 6/4 uyarınca tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona ermesi halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. Bu kural uyarınca, devreden şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği tam bölünmelerde de devralan ile sorumluluğu paylaşabilecek bir varlık kalmadığından devredenin birlikte sorumluluğu gündeme gelmemektedir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 178/5 doğrultusunda işçiler, ödeme zamanı gelmiş bulunan ve kanuni devir kapsamında vadesi gelecek alacakları için teminat gösterilmesini isteyebilirler. Aynı maddenin altıncı fıkrası uyarınca ise devreden şirketin bölünmeden önceki yükümlülüklerinden sorumlu bulunan ortakları; devir gününe kadar doğmuş alacaklar ile hizmet sözleşmesi olağan seyrinde sona erseydi doğacak olan veya işçinin itirazı sebebiyle sözleşmenin feshedildiği ana kadar ortaya çıkacak borçlardan müteselsil sorumluluklarını sürdürürler.

Şirket bölünmesinde iş sözleşmesinin devrine itiraz eden işçi kıdem tazminatına hak kazanır mı?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 178 hükmünde devre itiraz halinde kıdem tazminatına ilişkin açık bir kural yer almamaktadır; işçinin hak kaybına uğramaması gerektiği savunulmakla birlikte Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/28060 Esas, 2018/22719 Karar sayılı içtihadında İş Kanunu m. 6 gereği devrin haklı fesih oluşturmadığı gerekçesiyle itiraz ederek fesih bildiren işçinin kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği belirtilmiştir.

Devreden şirketin bölünme öncesi işçi alacaklarından sorumluluğu ne kadar sürer?

4857 sayılı İş Kanunu m. 6/3 devreden işverenin sorumluluğunu devir tarihinden itibaren iki yılla sınırlandırmışken, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 178/3 eski işveren ile devralanın bölünme öncesi muaccel olan ve sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar muaccel olacak alacaklardan süre sınırlaması öngörülmeksizin müteselsilen sorumlu olacağını düzenlemektedir.

Bölünme sürecinde işçiler doğmuş veya doğacak alacakları için teminat isteyebilir mi?

Evet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 178/5 uyarınca işçiler muaccel olan ve hizmet sözleşmesinin devri kapsamında muaccel hale gelecek alacaklarının teminat altına alınmasını talep edebilirler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu