Borcun Aşağı İtelenmesi ve İşlem Yapısı
Borcun aşağı itelenmesi (debt push down), hedef şirket hisselerinin kredi kullanılarak iktisap edilmesinin ardından uygulanan kurumsal ve finansal bir yeniden yapılandırma yöntemidir. Bu işlem kurgusunda ana şirket veya hisse iktisabı amacıyla kurulan özel amaçlı bir şirket aracılığıyla hedef şirkete iştirak edilmekte; devamında satın alınan hedef şirket ile ana şirketin veya özel amaçlı şirketin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 19. maddesi kapsamında devir suretiyle birleşmesi sağlanmaktadır. Böylelikle hisse alımından doğan finansman yükü, birleşme neticesinde hedef şirkete aktarılmaktadır.
Gerçekleştirilen birleşmelerin kurumlar vergisi uygulamasında devir hükmünde sayılabilmesi için 5520 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 1. fıkrasında yer alan şartların birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Buna göre birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanuni veya iş merkezlerinin Türkiye'de bulunması ve münfesih kurumun devir tarihindeki bilanço değerlerinin birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınarak aynen bilançoya geçirilmesi gerekmektedir. Ayrıca devir veya bölünme suretiyle devralınan iştirak hisselerinin elden çıkarılmasında iki tam yıllık aktifte bulundurma süresinin tespitinde, Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca devir olunan veya bölünen kurumda geçen süreler de hesaba dahil edilir.
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 19Kaynağı aç
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Yasal Değişiklik Öncesi Durum ve KVK m. 5/3 Düzenlemesi
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklik öncesinde idari yaklaşım, devir suretiyle birleşme yoluyla hedef şirkete aktarılan hisse iktisabı kredisi faizlerinin birleşmeden sonra devralan kurum tarafından kazançtan indirilmesinin genel hükümler çerçevesinde mümkün olmadığı yönündeydi. Bu doğrultuda tesis edilen vergilendirme işlemlerine karşı açılan davalarda da vergi mahkemelerince ağırlıklı olarak davanın reddine hükmedilmekteydi.
5520 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 3. fıkrasına eklenen hüküm uyarınca, iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderlerinin, aynı Kanun'un 19. maddesi kapsamında gerçekleştirilen devir işlemleri sonrasına isabet edenler de dâhil olmak üzere kurum kazancından indirilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Esasen anılan fıkranın genel kuralı gereğince kurumların vergiden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmemektedir. Ancak tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımdan elde edilen kazançlar Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendiyle istisna edilmiş olmasına karşın, iştirak hissesi iktisabına bağlı finansman giderleri kanun koyucu tarafından bu genel gider kısıtlamasından istisna tutulmuş ve birleşme sonrasına isabet eden kısımlar yönünden de indirim imkanı korunmuştur.
Safi Kurum Kazancının Tespiti ve Gider Kısıtlamaları
Kurumlar vergisi, 5520 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanmakta; safi kazancın tespitinde Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hükümleri uygulanmaktadır. Bununla birlikte Kanun'un 11. maddesinde yer alan indirim yasakları safi kazancın sınırlarını belirlemektedir. Bu çerçevede Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançların indirim konusu yapılması yasaktır.
Danıştay 3. Daire, E. 2023/10537, K. 2024/1235Kaynağı aç
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 11Kaynağı aç
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde ise finansman gider kısıtlaması düzenlenmiştir. Belirlenen kredi ve finansman kuruluşları haricinde kalan mükelleflerin yabancı kaynak tutarının öz kaynaklarını aşması durumunda, aşan kısımla sınırlı olarak ve yatırım maliyetine eklenenler hariç tutulmak kaydıyla faiz, komisyon, kur farkı, kâr payı gibi finansman harcamalarının en çok yüzde 10'una kadar olan bölümü Cumhurbaşkanı kararı doğrultusunda kurum kazancından indirilememektedir. Bu çerçevede birleşmeyle bünyeye alınan borçların yabancı kaynak ve öz kaynak dengesi üzerindeki sonuçları önem taşımaktadır.
Gerçek Mahiyet İlkesi ve Vergi İncelemesinin Kapsamı
Vergilendirme işlemlerinin temelini oluşturan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) fıkrası gereğince vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilmekte; iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia edilmesi durumunda ispat külfeti bunu iddia eden tarafa düşmektedir. 213 sayılı Kanun'un 134. maddesi doğrultusunda vergi incelemesinin yasal amacı ise ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, saptanması ve temin edilmesidir.
Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Denetimi
5520 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kurumların ilişkili kişilerle emsallere uygunluk prensibini gözetmeksizin belirledikleri fiyat veya bedeller üzerinden işlem yapmaları durumunda, kazancın transfer fiyatlandırması aracılığıyla örtülü dağıtıldığı kabul edilmektedir. Düzenleme kapsamında ödünç para alınıp verilmesi gibi finansman hareketleri de her durumda mal veya hizmet alım satımı mahiyetinde sayılmaktadır. Maddenin 2. fıkrasına göre ise doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkilerinde bu kuralın uygulanabilmesi için asgari yüzde 10 seviyesinde ortaklık, oy veya kâr payı hakkı aranmakta; ortaklık bağı bulunmasa dahi bu hakların mevcudiyeti durumunda taraflar ilişkili kişi kabul edilmektedir.
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Kurumların paydaşlarıyla ticari yaşamın gereği olarak borçlu ya da alacaklı kalabilmesi olağan olmakla birlikte, kuruma ait kaynakların bedelsiz ya da emsaline uygun düşmeyecek biçimde kullandırılması örtülü kazanç dağıtımı oluşturmaktadır. Transfer fiyatlandırması incelemelerinde Hazine zararı şartı bakımından Kanun'un 13. maddesinin 7. fıkrası ikili bir ayrım öngörmüştür. Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye'deki işyeri veya daimi temsilcilerinin aralarında yurt içinde gerçekleştirdikleri işlemler yönünden kazancın örtülü dağıtıldığının kabulü Hazine zararının doğmasına bağlıdır. Hazine zararından kasıt ise emsallere uygunluk ilkesine aykırı tespit edilen fiyat ve bedeller neticesinde kurum ve ilişkili kişiler adına tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir. Buna karşılık Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisi bulunmayan yurt dışı mukimi ilişkili kişilere finansman temininde Hazine zararı koşulu aranmamaktadır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/829, K. 2025/5Kaynağı aç
Kanun'un 13. maddesinin 6. fıkrası uyarınca örtülü olarak dağıtılan kazanç, şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler yönünden ana merkeze aktarılan tutar kabul edilmekte; taraf olan mükellefler nezdinde düzeltme yapılabilmesi örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmesi ve ödenmesi şartına bağlanmaktadır.
Yargı Kararlarında Borcun Devri ve Karşılıksız Finansman Ayrımı
Danıştay 3. Dairesi (E. 2023/10537, K. 2024/1235), hedef şirket paylarının iktisabı amacıyla alınan kredilerin birleşmeler yoluyla hedef şirkete aktarılmasını ve ortağın ifa etmesi gereken kredi anapara tutarlarının şirket bünyesinden karşılanmasını ortağa karşılıksız finansman sağlama ve ödünç para verme mahiyetinde örtülü kazanç dağıtımı olarak nitelendirmiş; bu gerekçeyle mükellef lehine verilen iptal kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu (E. 2024/829, K. 2025/5), hisse iktisabı amacıyla aracı şirket tarafından kullanılan kredinin ve finansman yükünün şirket birleşmeleri sonucunda hedef şirkete aktarılması ve nihayetinde hedef şirketin tek hissedarının yurt dışındaki ilişkili kişi haline gelmesi durumunda, yurt dışındaki ilişkili kişiye emsallere aykırı biçimde karşılıksız finansman sağlandığını ve transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtıldığını kabul etmiştir. Kurul, finansman temin edilen şirketin yurt dışı mukimi olması ve Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisi bulunmaması sebebiyle Hazine zararı koşulunun aranmayacağını hükme bağlamıştır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu aynı ilamında, satın alma işleminden kaynaklanan finansman giderlerinin şirket birleşmesi sonrasında mükellef kurum tarafından kurumlar vergisi beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak beyan edilmiş olmasının, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı bulunup bulunmadığı yönündeki değerlendirmeyi etkilemeyeceğini belirtmiştir. Kurul, borcun hedef şirkete devriyle ortağa finansman sağlandığı tespitinden sonra, vergi inceleme elemanınca emsal faiz oranı ve örtülü kazanç tutarının tespitine yönelik yapılan hesaplamaların hukuka uygunluğunun Bölge İdare Mahkemesince denetlenerek yeniden karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Devir suretiyle birleşme sonrasında hisse iktisabı kredisi faizleri kurum kazancından indirilebilir mi?
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri, Kanun'un 19. maddesi kapsamında yapılan devir işlemleri sonrasına isabet edenler de dâhil olmak üzere kurum kazancından indirilebilir.
Yurt dışındaki ilişkili kişiye finansman temininde Hazine zararı aranır mı?
Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisi bulunmayan yurt dışı mukimi ilişkili kişilere finansman sağlanması halinde 5520 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca Hazine zararı şartı aranmaz.
Finansman giderinin kanunen kabul edilmeyen gider yazılması örtülü kazanç denetimini engeller mi?
Hisse iktisabına bağlı finansman giderlerinin beyannamede kanunen kabul edilmeyen gider olarak gösterilmesi, ilişkili kişiye emsallere uygunluk ilkesine aykırı finansman temin edilip edilmediğine ilişkin örtülü kazanç dağıtımı incelemesini engellemez.
Transfer fiyatlandırması kapsamındaki ilişkili kişi ortaklık sınırı nedir?
Doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkilerinde örtülü kazanç dağıtımı hükümlerinin tatbiki için en az yüzde 10 oranında ortaklık, oy veya kâr payı hakkının bulunması gerekmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

