Şirket Aracına Kesilen Trafik Cezasını Kim Öder?

by Avukat Erdal Ersoy
Şirket Aracına Kesilen Trafik Cezasını Kim Öder?

Tescil Plakasına Kesilen Trafik Cezalarında İdari Muhatap

Trafiği tehlikeye düşürecek ya da engel olacak şekilde park eden veya trafik kurallarını ihlal edip sürücüsü tespit edilemeyen araçlar hakkında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 116/1 gereğince tescil plakasına göre ceza tutanağı düzenlenir. Para cezasının ödenmesi gereken hallerde trafik kaydında araç sahibi olarak görülen kişiye posta yoluyla tebligat çıkarılır; tebliğ edilemeyen tutanaklar ilgili tahsil dairesinde liste halinde ilan edilir ve ilan tarihini takip eden otuzuncu gün tebligat yapılmış sayılır. Buna karşılık, kural ihlalinin yapıldığı aracın ihlal tarihinde kiralandığının Kimlik Bildirme Kanunu hükümleri kapsamında kolluk kuvvetlerinin denetimine sunulan verilerden tespiti ve tebligata uygun adresinin bulunması durumunda, tutanak kiracı adına düzenlenerek kiracıya tebliğ edilir ve ceza kiracıdan tahsil edilir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 116Kaynağı aç
Madde 116 – (Değişik birinci fıkra: 25/6/1988 – KHK – 330/8 md.; Aynen Kabul: 31/10/1990 – 3672/7 md.) Trafiği tehlikeye düşürecek, engel olacak şekilde veya yasaklanmış yerlerde park etmiş araçlara veya trafik kural ve yasaklarına aykırı davranışları belirlenmiş bulunan, karayolları ağırlık kontrol mahallerinde işaret, ışık, ses veya görevlilerin ikazına rağmen tartı sistemine girmeden seyrine devam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescil plakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenlenir. Para cezasının ödenmesi gerektiği hallerde trafik kaydında araç sahibi olarak görülen kişiye cezayı ödemesi için posta yoluyla tebligat yapılır, bu şekilde tebliğ edilemeyen tutanaklar ilgili tahsil dairesinin ilân asmaya mahsus yerinde liste halinde ilân edilir, ilân tarihini takip eden otuzuncu gün tebligat yapılmış sayılır ve bu cezalar 114 ve 115 inci maddelerde belirtilen şekilde takip ve tahsil olunur.[84] (Mülga üçüncü fıkra: 16/6/2009-5904/39 md.) (Mülga dördüncü fıkra: 16/6/2009-5904/39 md.) (Mülga beşinci fıkra: 16/6/2009-5904/39 md.) (Son fıkra mülga: 3/11/1980 – 3493/53 md.) (Ek fıkra:12/2/2026-7574/31 md.) Trafik kural ihlalinin yapıldığı aracın ihlal tarihinde kiralandığının, 26/6/1973 tarihli ve 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanununun ek 3 üncü maddesi kapsamında genel kolluk kuvvetlerinin denetimine hazır bulundurulan veriler üzerinden tespit edilmesi ve tebligata uygun bir adresinin bulunması halinde idari para cezası karar tutanağı kiracı adına düzenlenerek tebliğ edilir ve ceza kiracıdan tahsil edilir. Ancak bu kiralama 4925 sayılı Kanun kapsamında bulunan yetki belgesi sahibi taşımacının sorumluluk ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Ceza yerine getirilmeden işlem yapılmaması:

Kusurlu Eylem Nedeniyle İşverenin İşçiye Rücu Hakkı

İşçi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 400 uyarınca kusuruyla işverene verdiği her türlü zarardan sorumludur. Bu sorumluluğun kapsamı belirlenirken işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlık ve eğitim gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleri dikkate alınır. İşçinin mesai saatleri haricinde, işverenden izin almaksızın veya kendi özel işleri sebebiyle şirket aracını kullandığı sırada kusuruyla ceza alması halinde, cezayı idareye ödeyen işveren bu zararı işçiye rücu etme ve talep etme imkanına sahiptir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 400Kaynağı aç
MADDE 400- İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur. Bu sorumluluğun belirlenmesinde; işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlığı ve eğitimi gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleri göz önünde tutulur. D. İşverenin borçları I. Ücret ödeme borcu 1. Ücret a. Genel olarak

İşverenin rücu talebinin kabul edilebilmesi için trafik para cezasını bizzat ödediğini veya somut zararın fiilen gerçekleştiğini kanıtlaması zorunludur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2014/31575 Esas ve 2016/5616 Karar sayılı ilamında, işçinin kusurlu eylemiyle işverenin trafik para cezası ödemesine yol açtığı ve bu ödemenin işverence yapıldığı kanıtlandığında rücu talebinin kabul edilmesi gerektiğini, ödemenin yapıldığı ispatlanmadığı takdirde zararın doğduğunun kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/31575, K. 2016/5616Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2014/31575 E.  ,  2016/5616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı Karşı Davalı İsteminin Özeti: Davacı karşı davalı vekili, tır şoförü olduğunu 1.000 TL net ücret almasına rağmen ücretinin asgari kadarını bankadan geri kalan kısmını elden aldığını ücretin asgari olarak kuruma bildirildiğini, ayrıca fazla çalışmalarının ve milli bayram çalışmalarının da ödenmediği bu nedenle Sakarya 2. Noterliğinin 10.04.2012 tarih 5903 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek bu haklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek alacaklarının ödenmesini talep ettiğini, bu ihtarname üzerine davalı şirketin tüm haklarını vereceğinden bahisle müvekkili işyerine çağırdığını işten ayrılabilmesi ve çıkışın kuruma bildirilebilmesi için bir takım evrakları imzalamasının gerekli olduğu yönünde aldatmalar ile bir takım belgeler imzalattığını belirterek kıdem, fazla çalışma, milli bayram ücreti alacağı talep etmiştir. B) Davalı Karşı Davacı Cevabının Özeti: Davalı karşı davacı, davacının 09.04.2012 tarihli el yazılı imzalı istifa dilekçesiyle sebep göstermeksizin istifa ettiğini istifa dilekçesinde ihbar önelindeki çalışma zorunluluğundan muaf tutulmasını talep ettiğini müvekkilinin ise muaf tutulmayacağını, ihbar tazminatı ödemesi gerektiği söylenince gerçek dışı iddialar ile iş akdini feshettiğini noter kanalıyla bildirdiğini, davacının ihtarnamesine cevap verildiğini arından davacının haksız talepli dava açtığını, davacı karşı davalının davasının reddinin gerektiğini, davacının ihbar öneli kullanmadan ve ihbar tazminatı ödemeden işyerinden ayrıldığını, davacının 03.05.2011 ve 10.05.2011 tarihlerinde trafik işaret ve işaretçilerine uymadığı için şirketin 807,75’er TL ceza ödemesine neden olduğunu belirterek ihbar tazminatı ile davacı karşı davalının kusuruyla neden olduğu trafik cezasına ilişkin alacağın davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, yargılama sonunda davacı karşı davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden asıl dava yönünden davacı karşı davalı lehine kıdem tazminatına hükmedilmiş, davacı karşı davalı iş sözleşmesini haklı feshettiğinden davalı karşı davacının ihbar tazminatı hakkı bulunmadığı ayrıca trafik para cezası alacağının da ispatlanmadığı gerekçesiyle karşı davasının reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı karşı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı karşı davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının çalışırken neden olduğu trafik cezalarından kaynaklı sorumluluğunun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı karşı davacı vekili tır şoförü olan davacının 03.05.2011 ve 10.05.2011 tarihlerinde trafik işaret ve işaretçilerine uymadığı için ayrı ayrı kesilen 1077 TL idari para cezasını şirketin 24.05.2011 ve 03.06.2011 tarihlerinde toplamda 1.615,50 TL olarak ödediğini belirterek bunun tahsilini davacıdan talep etmiştir. Davalı karşı davacı ayrıca söz konusu idari para cezalarına ilişkin trafik ceza tutanaklarını, ödeme dekontlarını ve davacının bu cezalara karşı savunmalarını sunmuştur. Sunulan belgeler incelendiğinde belirtilen tarihlerde trafik cezası kesilen aracı davacının kullandığı, ancak 10.05.2011 tarihli trafik cezasının … Lojistik Dağ. Taş. Tic. A.Ş. adına kesilip, vergi dairesine yapılan ödemede de bu şirketin adı geçtiği, davalı karşı davacı cevap dilekçesinde kendilerine bu konuda rücu edildiğini belirtmişse de, davalı karşı davacı şirketin … Lojistik Dağ. Taş. Tic. A.Ş. ye ödeme yaptığına ilişkin bir belge sunulmadığı bu nedenle davalının 10.05.2011 tarihli trafik cezasından kaynaklı zararı bulunduğunu ispatlayamadığı görülmüştür. Fakat davalı karşı davacının 03.05.2011 tarihli trafik cezasını ödediği davacının kusurlu eylemiyle davalı işverenin 03.05.2011 tarihli trafik cezasını ödemesine neden olduğu bu nedenle karşı davanın bu kısım yönünden kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Trafik Cezası Nedeniyle İşçi Ücretinden Kesinti ve Takas Yasağı

İşverenin işçiye rücu hakkı bulunsa dahi, ödenen ceza miktarını işçinin ücretinden tek taraflı olarak kesmesi yasal engellere tabidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 407 uyarınca işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Takas ancak işçinin açık rızasıyla ya da işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla kesinleşmiş bir zarardan doğması şartıyla ve ücretin yalnızca haczedilebilir kısmı ile sınırlı olarak yapılabilir. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu m. 62 gereğince işverene düşen kanuni bir yükümlülüğün yerine getirilmesi veya kanun hükümlerinin uygulanması gerekçe gösterilerek işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 407Kaynağı aç
MADDE 407- Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde ödenenlerin özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri unsurları dikkate alarak iş sahiplerini zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakın, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Cumhurbaşkanlığı yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabî tutulan iş sahipleri, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler. Her ödeme döneminde, işçiye hesap pusulası verilir. İşçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin diğer ûsul ve esaslar, anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.[5] İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir. Ücretin işveren lehine kullanılacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir. 3. İşgörme ediminin ifasının engellenmesi hâlinde ücret a. İşverenin temerrüdü hâlinde
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 62Kaynağı aç
Madde 62 – Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM İşin Düzenlenmesi Çalışma süresi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/13342 Esas ve 2019/16167 Karar sayılı kararında, işçinin şirkete ait aracı kullanırken sebebiyet verdiği trafik idari para cezalarının şirketçe ödenmesi durumunda, bu tutarların işçinin açık muvafakati olmaksızın re'sen mahsup edilmesini mevzuata aykırı bulmuştur. Benzer doğrultuda Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2015/3083 Esas ve 2015/9061 Karar sayılı ilamında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmaksızın işverence işçinin ücretinden kesinti yapılmasının kanuna aykırı olduğunu açıklamıştır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/12773 Esas ve 2019/9949 Karar sayılı ilamında da işçinin kusurundan doğan somut bir zararın gerçekleştiği kanıtlanmadığı müddetçe sözleşmedeki tek taraflı kesinti şartlarına hukuki geçerlilik tanınamayacağını ifade etmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/13342, K. 2019/16167Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2017/13342 E.  ,  2019/16167 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ) Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı firmanın Trabzon/… şubesinde Eylül 2008 tarihinden itibaren satış temsilcisi olarak, net 800,00 TL maaş, 500,00 TL prim ve 100,00 TL asgari geçim indirimi ve yemek bedeli ile çalıştığını, işyeri yönetiminin değişmesinden sonra ayrılması için kendisine baskı yapıldığını, Tokat iline satış temsilcisi olarak gönderilmek istendiğini, bu görevlendirmenin yazılı olarak yapılmasını istediğini, … şubesine gidip çalışmak istediğinde araç verilmediğini, göreve çıkarılmadığını, depoda çalıştığını, 31.07.2012 tarihinde davalı tarafından Tokat ilindeki işyerine gitmediği 27-28-30 Temmuz 2012 günlerinde devamsızlık yaptığı, mazeretini bildirmesi, geçerli bir mazereti bulunmaz ise iş akdinin feshedileceğinin bildirildiğini, müvekkilinin işyeri değişikliğine ilişkin yazıyı 02.08.2012 tarihinde aldığını, görevlendirmeyi kabul etmediğini, 06.08.2012 tarihinde işverene keşide ettiği ihtarname ile görevlendirmeyi kabul etmediğini, belirtilen tarihlerde … depoda çalıştığını, ödenmeyen Temmuz ayı ücreti, Haziran, Temmuz ayı yemek paraları, Haziran ayı primleri ile eksik ödenen fazla mesai, yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini ihtar ettiğini, işverenin iş akdinin feshine ilişkin 07.08.2012 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, bu ihtarnamede 28-29-30 Temmuz’ da işyerine gelmediğinden iş akdinin feshedildiğinin yazılı olduğunu, günlük çalışmanın 07:15-21:00 saatleri (zaman zaman 23:00) arasında olduğunu, fazla mesai yaptığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, bu alacaklarının ödenmediğini, iddia ederek,kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin alacağı, ücret alacağı, yemek parası, prim alacağı, asgari geçim indirimi alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, yetkili mahkemelerin Samsun İş Mahkemeleri olduğunu, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 01.09.2009 tarihinde işe başladığını, 27.07.2012 tarihine kadar işyerinde çalıştığını, üst üste üç işgünü mazeretsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle haklı neden ile iş akdine son verildiğini, İmzalı bordrolarda ne keder maaş aldığının belli olduğunu, ilave ücret adı altında bordro ile ödenen rakamların prim olmadığını, iş sırasında yapacağı masraflara ilişkin olarak işçilere verildiğini, davacının imzaladığı belge ile Tokat Şubesinde 27.07.2012-13.08.2012 tarihleri arasında çalışmayı kabul ettiğini, mazeretsiz olarak işe gitmemesi üzerine ihtarname keşide edilerek mazeretinin sorulduğunu, mazeret bildirmemesi üzerine iş akdinin 07.08.2012 tarihinde feshedildiğini, fazla mesai alacağı bulunmadığını, fazla mesai yapıldığında bordrolara yansıtılarak ödendiğini, bordroların imzalı olduğunu, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını, asgari geçim indirimi alacağı, prim alacağı, yemek parası alacağı bulunmadığını, davacının tüm hak ve alacaklarının bordro ile ödendiğini, ödenmeyen bir hak ve alacağı bulunmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı işçi davalı işverenin …' taki işyerinde çalışırken Tokat iline görevlendirilmiş, davacı işçi bu görevlendirmeyi kabul etmeyip …' taki işyerine gitmeye devam ettiği halde, davalı işveren tarafından davacı hakkında Tokat' taki işyerine gidilmediği için Tokat' ta devamsızlık tutanakları düzenlenmiş ve davacının iş akdi devamsızlık nedeniyle feshedilmiştir. …' ta yerleşik davacı işçinin nedeni de tam olarak ortaya konulmadan Tokat'a gönderilmesi işçi açısından iş şartlarında aleyhe değişiklik olup, davacı işçi bunu kabul etmek zorunda değildir. Somut dava bakımından görevlendirmeyi kabul etmeyen işçinin Tokat' taki işyerinde devamsızlığından söz edilemez. Açıklanan nedenle davalı işverenin devamsızlık nedeniyle yaptığı fesih yerinde değildir. Davacının talep ettiği kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır. 3-Davacı davalıya gönderdiği ihtarname ile ödenmeyen 2012 yılı Temmuz ayı ücretini talep etmiş aynı talebini dava konusu etmiştir. Dosyadaki belgelerden Temmuz ayı itibariyle davacının 600,00 TL kapatılmamış avansı olduğu bu nedenle Temmuz ayında ödenmesi gereken ücretten 600,00 TL avans mahsubunun yerinde olduğu ancak davacının şirkete ait aracı kullanırken sebep olduğu trafik para cezaları nedeniyle davalı şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan tutarların davacı işçinin açık muvafakati olmadan re'sen mahsubu yoluna gidilmesinin mevzuata aykırı olduğu gözetilerek davacının hak ettiği Temmuz ayı ücretinden sadece 600,00 TL avans mahsup edilip bakiyesi belirlendikten sonra ıslah edilmeyen dava dilekçesindeki 50,00 TL' nin taleple bağlılık kuralı gereği hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır. 4-Davacı davalı işverene gönderdiği ihtarname ile 2012 yılı Haziran ayı primini alamadığından bahisle ödenmesini talep etmiş aynı hususu dava konusu etmiştir. Dosyada mevcut bordrolar incelendiğinde 2012 yılı Haziran ayından önceki aylarda davacıya 300,00-350,00-380,00 TL gibi prim ödemelerinin ilave ücretler adı altında ödendiği anlaşılmaktadır. Haziran 2012 yılı bordrosu incelendiğinde ise bu rakamın sembolikleştirildiği ve ödemenin sadece 22,80 TL olduğu görülmektedir. Mahkemece yapılacak iş 2011 yılı Haziran ayı ile 2012 yılı Mayıs arasında 1 yıllık dönemde ilave ücret adı altında davacıya ödenen prim miktarını toplayıp onikiye bölerek aylık ortalama prim miktarını bulup, bulunacak rakamdan ödenen 22,80 TL'yi düşerek varsa bakiyesini belirleyip, ıslah edilmeyen dava dilekçesindeki 50,00 TL' yi taleple bağlılık kuralı gereği hüküm altına almaktır. Prim alacak talebinin reddi hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/3083, K. 2015/9061Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2015/3083 E.  ,  2015/9061 K. "İçtihat Metni" İş Mahkemesi Dava Türü : Menfi Tespit YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, davacının internet aboneliklerini zamanında iptal ettirmemesi nedeniyle 2011 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos ayında … ve . … tarafından hazırlanan faturaların ayrı ayrı ödenmesi suretiyle kurumun zarara uğratıldığını ileri süren davalının haksız olarak uğranılan zararın müvekkilinin maaşından kesilmesi yönünde tesis ettiği işlemin iptali ile müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığının tespitine ve yapılan maaş kesintilerinin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının kurum zararına ihmali ile sebebiyet verdiğini, bu nedenle müvekkili Belediye tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının Bilgi İşlem Müdürlüğünün 23/12/2012 tarih ve 253 no'lu yazısı ile görevlendirildiği, görevlendirme ile hatların iptalinin istenildiği, davacıya verilen işin görev tanımı içinde bulunduğu, işçinin işin yolunda gitmesi için gerekli her türlü tedbiri alarak iş görme yükümlülüğü bulunduğu, davacının Teftiş Kurulu raporuyla da belirlendiği üzere bu edinimini yerine getirmeyerek fazla ve yersiz ödeme yapılmasına sebebiyet verdiği, davalı idare tarafından fesih hakkı kullanılmayarak zararın tahsili yoluna gidildiği, davalı Belediyenin yaptığı işlemde ve istenen meblağda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda, davalı işveren tarafından 12.762,29 TL zararın tahsili için davacının 2012 yılı Ağustos ayı ücretinden 630,36 TL kesinti yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunun 62. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 407. maddesi uyarınca işçinin ücretinden işverence kesinti yapılamaz. Ortada bir mahkeme kararı bulunmaksızın davalı işveren tarafından davacının ücretinden kesinti yapılması yukarıda belirtilen yasa hükümlerine aykırıdır. Mahkemece davacı işçinin işçilik alacaklarından yapılan kesintinin haklılığına değinilmiş ise de; işçi ücretlerinden mahkeme kararı olmadan kesinti yapılamayacağı nazara alındığında davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.05.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/12773, K. 2019/9949Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2016/12773 E.  ,  2019/9949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin davalıya ait işyerinde 28.02.2005 tarihinden iş akdini emeklilik nedeniyle haklı nedenle feshettiği 13.02.2014 tarihine kadar 2009 yılı sonrasında…Mobil satış temsilcisi olarak çalıştığını, ayda iki hafta …'da iki hafta ise bölge ziyaretleri yaptığını belirterek, hafta tatillerinde çalıştığını, fazla çalışma yaptığını, ayrıca işverence ücretinden haksız kesintiler yapıldığını ileri sürerek kullandırılmayan yıllık izin ücreti ile birlikte fazla çalışma, hafta tatili ve haksız ücret kesintisine dair alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Somut uyuşmazlıkta, davalıya ait işyerinde satış temsilcisi olarak çalışan davacıya temel ücretin yanı sıra değişen tutarlarda satış primi ödemelerinin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya yapılan prim ödemelerinin, fazla çalışma ücretini karşıladığı tespitiyle hesaplama yapılmadığından Mahkemece, davacının fazla çalışma ücreti talebi ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ne var ki, prim ve fazla çalışma birbirinden farklı kavramlardır. Fazla çalışma yapılsın veya yapılmasın, işyeri uygulaması gereği şartlar oluştuğunda prim ödemesine hak kazanıldığı nazara alındığında, prim ödemesinin fazla çalışma ücreti yerine geçtiğinin kabulü isabetli değildir. Bilirkişi raporunda davacının haftalık 3 saat fazla çalışma yaptığı tespit edilmiştir. Buna göre hesaplama yapılarak hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle fazla çalışma ücreti talebinin reddi hatalı olmuştur. 3-Davacının bir diğer talebi, aylık ücretinden yapılan kesintilere yöneliktir. Dava dilekçesinde, işverence müşteriden tahsil edilememiş mal bedellerinin satış temsilcisinin aylık ücretinden kesildiği iddia edilmektedir. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 8. maddesinde, “75 günü geçmiş ve müşteriden tahsil edilmemiş alacaklar personelin maaşından kesilecektir” hükmü bulunmaktadır. Ancak, işçinin kusurundan doğan somut bir zararın gerçekleştiği ispatlanmadığı sürece ücretinden kesinti yapılması mümkün olmadığından, iş sözleşmesinin 8. maddesi hükmüne hukuken geçerlilik tanınamaz. Bu halde, belirtilen yön nazara alınarak, dosyaya sunulmuş ücret bordroları ve makbuzlardaki kesintiler ile kesintilerin dayanakları değerlendirilerek sonuca gidilmesi gereklidir. Aksi yönde davacının kusuru ve uğranılan zarar işverence ispatlanmaksızın kesintilerin haklı olduğundan söz edilemeyeceğinden talebin reddi yönünde hüküm tesis edilmesi de hatalıdır. 4- Davacının hafta tatili alacağının bulunup bulunmadığı da ayrı bir uyuşmazlık konusudur. Davacı ayda iki hafta … dışında çalıştığını, gidiş ve dönüşleri pazar günü yaptığını belirterek hafta tatili çalışmasına dair talepte bulunmuş, delil listesinde tanık beyanlarına dayandığı gibi ayrıca pazar günü çalışmalarına dair bir kısım akaryakıt fişleri ile konaklama faturaları sunmuştur. Davalı tanıkları da davacının ayda iki hafta şehir dışında çalıştığını pazartesi görevine başlayabilmesi için mesaisinin pazar günü başladığını ifade etmişlerdir. Davacı ayda iki hafta tatilinde çalıştığını ispatladığı halde sadece belgeye dayanan günlerin hesaplamaya esas alınması isabetsiz olmuştur. Belgeye dayanan kısım indirim yapılmaksızın tanık beyanlarıyla ispat edilen kısım makul indirimle hüküm altına alınmalıdır. Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 07.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Trafik cezasının ücretten mahsup edilebilmesi bakımından işe girişte alınan genel rıza veya peşin onay belgeleri yeterli kabul edilmemekte, somut her ceza ve eylem özelinde işçinin açık muvafakati aranmaktadır. İşveren tarafından işçinin ücreti yasa hükümlerine veya sözleşme şartlarına aykırı olarak eksik hesaplanır veya ödenmezse, işçi 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-e uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme hakkına sahip olur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Disiplin Kapsamında Ücret Kesme Cezası ve Kanuni Şartları

İşverenin trafik cezasını gerekçe göstererek uygulayabileceği disiplin tedbirleri 4857 sayılı İş Kanunu m. 38 kapsamında sınırlandırılmıştır. İşveren toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinde açıkça gösterilen haller dışında işçiye ücret kesme cezası veremez. Yapılacak ceza kesintilerinin derhal sebepleriyle birlikte işçiye bildirilmesi gerekir. Bu yolla yapılacak kesintiler bir ayda iki gündelik kazanç tutarını aşamaz. Ayrıca ceza kesintisi yoluyla tahsil edilen bu paraların işverende kalması yasaktır; tutarların kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına yatırılması zorunludur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 38Kaynağı aç
Madde 38 – İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez. İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu yolda yapılacak kesintiler bir ayda iki gündelikten veya parça başına yahut yapılan iş miktarına göre verilen ücretlerde işçinin iki günlük kazancından fazla olamaz. Bu paralar işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılıp harcanmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına Bakanlıkça belirtilecek Türkiye'de kurulu bulunan ve mevduat kabul etme yetkisini haiz bankalardan birine, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde yatırılır. Her işveren işyerinde bu paraların ayrı bir hesabını tutmaya mecburdur. Birikmiş bulunan ceza paralarının nerelere ve ne kadar verileceği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başkanlık edeceği ve işçi temsilcilerinin de katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanır. Bu kurulun kimlerden teşekkül edeceği, nasıl ve hangi esaslara göre çalışacağı çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir. Asgari ücret

İdari Para Cezalarında Ödeme Süresi, İndirim ve İtiraz Yolu

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 17/6 uyarınca kanunlarında özel bir ödeme süresi düzenlenmemiş idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Cezanın kanuni ödeme süresi içinde ödenmesi durumunda tutar üzerinden yüzde yirmi beş oranında indirim uygulanır. Ödeme yapılmış olması, ilgilinin karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını engellemez. Ekonomik durumun elvermemesi halinde Kabahatler Kanunu m. 17/3 gereğince ilk taksiti peşin ödenmek kaydıyla bir yıl içinde dört eşit taksitle ödeme kararı verilebilir; taksitlerin vaktinde ve eksiksiz ödenmemesi durumunda idari para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17- (1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir. (2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur. (3) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine gelir kaydedilir. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para cezaları ise, ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği para cezaları, kendi kanunlarındaki hükümlere tâbidir. Kişinin ekonomik durumunun müsait olmaması halinde, idarî para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilebilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir. (4) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur. (5) İdarî para cezası tamamen tahsil edildikten itibaren en geç bir ay içinde durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirilir. (6) Kabahat dolayısıyla idarî para cezası veren kamu görevlisi, ilgilinin rıza göstermesi halinde bunun tahsilatını derhal kendisi gerçekleştirir. (Değişik cümleler: 1/7/2022-7417/46 md.) Kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezaları, tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasının ödeme süresi içinde ödenmesi halinde, cezadan %25 oranında indirim yapılır. (Ek cümle: 1/7/2022-7417/46 md.) Ödeme yapılması, kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez. (7) İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idarî para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idarî para cezaları açısından uygulanmaz. Mülkiyetin kamuya geçirilmesi

İdari yaptırım kararlarına karşı, kararın tebliği veya tefhiminden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup zamanında başvuru yapılmaması halinde karar kesinleşir. Mücbir sebebin varlığı sebebiyle on beş günlük sürenin kaçırılması halinde, Kabahatler Kanunu m. 27/2 uyarınca mücbir sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde başvuru yapılabilir. Bu başvuru kesinleşmeyi kendiliğinden önlemese de mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27- (1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir. (2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir. (3) Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir. (4) Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir. (5) (Değişik: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde incelenir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür. Başvurunun incelenmesi

Kayıt Dışı Çalışan Denetimi ve İdari Para Cezası

Şirket aracını kullanan kişinin işe giriş bildiriminin Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmadığının denetimler esnasında tespit edilmesi durumunda idari yaptırımlar gündeme gelir. Bu durumun tespiti üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kayıt dışı istihdam hükümleri işletilerek araç sahibi şirkete ayrıca idari para cezası uygulanabilir.

Şirket aracına kesilen ceza çalışanın maaşından kesilebilir mi?

Hayır, işçinin açık ve somut muvafakati olmaksızın veya kasten sebebiyet verdiği kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadıkça ceza bedeli işçi ücretinden re'sen kesilemez ya da takas edilemez.

İş sözleşmesinde yazılı kesinti şartı cezanın maaştan mahsubu için yeterli midir?

Hayır, genel nitelikteki sözleşme hükümleri yeterli görülmez; Yargıtay uygulaması doğrultusunda somut her bir ceza işlemi için işçinin açık ve serbest iradesiyle rıza göstermesi gerekir.

İşveren ödediği trafik cezasını işçiden hangi şartla talep edebilir?

İşveren, işçinin kusurlu eylemiyle zarara yol açtığını ve bu cezayı bizzat ödediğini ispatlayarak Türk Borçlar Kanunu hükümleri dairesinde işçiye rücu edebilir.

Trafik para cezasına itiraz süresi kaç gündür ve nereye yapılır?

Trafik idari para cezalarına karşı tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren on beş gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine başvurulur; bu sürede başvuru yapılmazsa karar kesinleşir.

Trafik idari para cezası süresinde ödenirse indirim hakkı doğar mı?

Evet, cezanın kanuni ödeme süresi içinde ödenmesi durumunda yüzde yirmi beş oranında yasal indirim yapılır ve ödemede bulunulması karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını engellemez.

Kiralık şirket aracına kesilen trafik cezası kime tebliğ edilir?

Aracın kiralandığının kolluk kuvvetlerindeki veriler üzerinden tespiti ve uygun tebligat adresinin bulunması durumunda ceza tutanağı kiracı adına düzenlenir ve kiracıya tebliğ edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu