Sıra Cetveline İtirazda Yanlış Husumet ve HMK 119 Sorunu

by Avukat Erdal Ersoy
Sıra Cetveline İtirazda Yanlış Husumet ve HMK 119 Sorunu

Sıra Cetveline İtiraz Davalarında Görev, Yetki ve Yargılama Usulü

İcra ve İflas Kanunu'nun 142. maddesi kapsamında, sıra cetvelinin içeriğine yönelik itirazların cetvel suretinin tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde takibin yürütüldüğü yer mahkemesinde ilgililere karşı açılacak davayla ileri sürülmesi gerekir. İtiraz konusu alacağın esasına veya miktarına dayanmayıp sırf sıraya ilişkin bulunuyorsa başvuru şikayet yoluyla icra mahkemesine iletilir. Alacağın esasına ve tutarına dair itiraz davaları ise genel mahkemede basit yargılama usulü kurallarına göre görülür.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 142Kaynağı aç
Madde 142 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit yargılama usulüyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arzolunur. Teminat karşılığı ödeme:

Sıra Cetveline İtirazda Davacı ve Davalı Taraf Sıfatı

Sıra cetveline itiraz davası açma yetkisi, cetvele dahil edilen yahut hak sahibi olmasına rağmen cetvele kaydedilmeyen alacaklılara aittir. Dava, davacı ile aynı iştirak derecesinde bulunan veya pay ayrılan üst sıralardaki alacaklılara yöneltilir; takip borçlusunun ise sıra cetveline karşı itiraz yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/6485, K. 2014/5923Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2014/6485 E.  ,  2014/5923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Avanos Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/09/2013 NUMARASI : 2013/116-2013/249 Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı M.. A.. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, Avanos İcra Müdürlüğü'nün 2009/1127 E. sayılı dosyasında, müvekkiline ait taşınmazın satışı üzerine düzenlenen sıra cetvelinde, 4. sırada alacaklı olarak görünen davalı M.. A..'ın müvekkilinden hiç bir alacağı bulunmadığını, davalının gerçekte ayri bir tüzel kişiliği haiz olan S.S. … ve Mamulleri Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'nden alacaklı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı M.. A.. vekili, davacı kooperatifin, müvekkilinin alacaklı bulunduğu takip borçlusu S.S. … ve Mamulleri Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'nin ortağı olduğunu ve birliğin borçlarından dolayı davacı kooperatifin mallarına haciz konulmasının yasaya ve birlik anasözleşmesine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı C.. B.. vekili, davacının davasında haklı olduğunu bildirmiştir. İcra Mahkemesince, davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesi üzerine, davacının talebi ile dosyanın gönderildiği mahkemece, davalı M.. A..'ın ayrı bir tüzel kişiliği bulunan dava dışı S. S. … ve Mamulleri Tarım Satış Kooperatifleri Birliği hakkında icra takibi başlattığı, davacı kooperatifin, bu takipte taşınmazı üzerine anılan davalı lehine konulan haczin kaldırılması istemiyle ayrıca icra mahkemesine yaptığı şikayetin kabul edilerek söz konusu haczin kaldırılmasına karar verildiği, bu itibarla, davacının, davalı Mustafa'ya borçlu bulunmadığı yönündeki itirazında haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı Mustafa'nın davacı kooperatiften alacaklı olmadığının tespiti ile sıra cetvelinden bu davalının çıkarılmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı M.. A.. vekili temyiz etmiştir. 1-Borçluya ait mahcuz satış bedelinin bütün alacaklıların alacağını karşılamaması halinde düzenlenecek sıra cetveline itiraz, alacağın esas ve miktarına yönelikse dava yoluyla genel mahkemede ( İİK’nın m.142/1), itiraz sadece sıraya yönelikse şikayet yoluyla icra mahkemesinde (İİK’nın m. 142/son) ileri sürülmelidir. Somut olayda, davacı kooperatif vekili, müvekkilinin sıra cetvelinde 4. sırada yer alan M.. A..'a herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibinin tarafı olmadığını ve takip borçlusu S.S. ….ve Mamulleri Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ile müvekkili arasında hukuki ve fiili bağ bulunmadığını, kooperatiflerin ayrı tüzel kişilikleri bulunduğu ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini istemiştir. Nevşehir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/6544 E sayılı dosyası kapsamından, alacaklı M.. A.. tarafından dava dışı borçlu S.S. ….. ve Mamulleri Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (TASKOBİRLİK) aleyhine ilamsız icra takibine başlandığı anlaşılmıştır. Yine, davacı vekilinin aynı iddiaları ileri sürerek, müvekkiline ait taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılması istemiyle icra hukuk mahkemesine yaptığı şikayet üzerine, Nevşehir İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/247 E, 239 K sayılı kararı ile haciz şerhinin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, sıra cetveline itiraz davalarının, sıra cetveline giren ya da girme hakkı bulunduğu halde, sıra cetveline alınmayan alacaklılar tarafından aynı iştirak derecesi içinde bulundukları ya da üst sıralarda bulunan alacaklılara karşı açılabileceği, borçlunun sıra cetveline itiraz hakkı bulunmadığı, borçlu kooperatifin somut olaydaki şikayetinin icra memurunun takip hukukuna uygun olmayan işlemini şikayete yönelik olduğu gözetilerek, icra hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esası ile ilgili hüküm kurulması doğru olmamıştır. Diğer taraftan, gerekçeli karar başlığında, davacı S.S. 298 Sayılı …..Meyve ve Mamulleri Tarım Satış Kooperatifi'nin unvanındaki "Meyve ve Mamulleri" kısmının ve vekilinin isminin de yazılmamış olması HMK'nın 297/1-b maddesi hükmüne aykırı olmuştur. 2)Bozma nedenine göre, davalı M.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün, re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı M.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İcra ve İflas Kanunu'nun 142. maddesi uyarınca alacağın esas ve miktarına yönelik görülen itiraz davalarında takip borçlusu alacaklı konumunda yer almadığı ve hazırlanan cetvelde kendisine herhangi bir pay tahsis edilmediği için davalı sıfatı taşımaz. Dava dilekçesinde borçlu ile alacaklı arasında muvazaalı işlem tesis edildiği ve mal kaçırma kastıyla hareket edildiği ileri sürülse dahi, borçlunun bu davada taraf sıfatı oluşmaz. Husumetin borçluya yöneltildiği durumlarda, borçlu hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu gerekçesiyle reddedilmesi gerekir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/3720, K. 2015/8174).

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/3720, K. 2015/8174Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2015/3720 E.  ,  2015/8174 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, davalı-borçlu …'ın, müvekkili banka ile yapmış olduğu sözleşmeye istinaden kullandığı kredi borcunu ödememesi üzerine hesabının kat edilerek kendisine ihtarname gönderildiğini, borç ödenmeyince 04.06.2014 tarihinde .. Müdürlüğü'nün 2014/1617 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun çalıştığı işyeri olan… Başkanlığı'na maaş haczi için gönderilen müzekkereye verilen cevapta, müvekkili bankanın maaş haczinde 2. sırada olduğunun bildirildiğini, cevabi yazının sıra cetveli hükmünde olduğunu, birinci sırada yer alan davalı …'nın alacağının muvaazalı olduğunu ileri sürerek, davalı-borçlu …'ın maaşı üzerindeki hacizler için yapılan sıra cetvelinin yeniden düzenlenmesini ve davalı taraflar arasında muvazaalı borç ilişkisine dayanarak açılan …. İcra Müdürlüğü'nün 2014/2 E. sayılı icra dosyasına gönderilecek olan maaş kesintilerinin alacaklı oldukları .. Müdürlüğü'nün 2014/1617 E. sayılı dosyasına gönderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı …, alacağın gerçek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı …'nın alacaklı olduğu … İcra Müdürlüğü'nün 2014/2 E. sayılı dosyasında takip dayanağı bononun kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takibe konulduğu, bononun her zaman geriye dönük olarak düzenlenebileceği, alacağın muvazaalı olduğu iddiası ile sıra cetvelindeki alacağa itiraz davalarında ispat yükünün davalı-alacaklıda olduğu, senedin borcun varlığı için yeterli olmadığı, davalı-alacaklının yazılı delille bononun dayandığı alacağın varlığını ispat etmesi gerektiği, davalıların tanık deliline dayandıkları, ancak alacağın varlığına dair tanık dinletilemeyeceği, davalıların alacağın varlığını ve muvazaalı olmadığını yazılı delille ispatlayamadıkları gerekçesiyle, davanın kabulü ile …. İcra Müdürlüğü'nün 2014/2 E. sayılı icra dosyasında kesilen payın öncelikle davacı-alacaklının takip yapmış olduğu .. Müdürlüğü'nün 2004/1617 E. sayılı dosyasına ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı … temyiz etmiştir. 1-Dava, muvazaa nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; borçlunun maaşının 1/4'ü üzerine konulan muhtelif hacizler, borçlunun görev yaptığı…i Başkanlığı'nca sıraya konulmuş olup, davacı tarafça …i Başkanlığı'nca yapılan bu sıralamada 1. sırada yer verilen davalı …'nın alacağının muvazaalı olduğu iddiasıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dairemizin 02.10.2014 tarih ve 2035 E., 6210 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; İİK'nın 140/1. maddesinde İcra Müdürlüğünce hangi hallerde haciz sıra cetveli düzenleneceği belirtilmiştir. Maddeye göre haciz sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen bir sıra cetvelinde, hacizlere ilişkin takip dosyası (takip tarihi, haciz tarihi, alacak miktarı gibi) bilgilerine, ipotek veya hapis hakları varsa bu hakların tesis edildiği tarihlere ve dayanak bilgilerine yer verilmesi gerekir. Somut olayda, icra dosyasına intikal etmiş bir para bulunmamaktadır. İİK'nın 83/2. madde hükmüne göre, maaş üzerinde birden fazla haciz varsa bunlar İcra Müdürlüğünce sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Açıklanan bu durum karşısında İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine…i Başkanlığı'nca bu madde hükmü uyarınca düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesinde tanımlanan sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemenin…i Başkanlığı'nca yapılan bu sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesi uyarıca İcra Müdürlüğü'nce düzenlenen sıra cetveli niteliğinde olduğu kabul edilerek aynı Kanun'un 142/1. maddesi uyarınca açılan muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında olduğu gibi ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın bu ilkelere göre çözümlenmesi doğru olmamıştır. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26, 31 ve 33. (HUMK'nın 74, 75 ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Bu durumda mahkemece, davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 19. (818 sayılı BK'nın m. 18 ) maddesinde düzenlenmiş genel muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğunun kabulü ile ispat yükü yönünden genel ilkelere uygun olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, davanın tavsifinde yanılgıya düşülerek ve ispat yükü davalı alacaklıya yüklenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 2)Bozma nedenine göre, davalı …'nın temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. 3)Kabule göre; sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne (İİK'nın 17. madde hükmüne kıyasen) talimat vermesi gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir. Haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetveline itiraz davalarında ise, kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacıya ödenmesine, artan kısım bulunması halinde, davalıya bırakılmasına karar verilmesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır. Mahkemece, sıra cetveline alacağın esas ve miktarına yönelik olan muvazaa iddiası ile itirazda bulunulduğu kabul edilerek, hüküm kurulduğuna göre, davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacıya ödenmesine, artan kısım bulunması halinde davalıya bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Diğer yandan, İİK'nın 142/1. maddesi hükmüne göre “Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir”. Bu hükümle, sıra cetvelinde yer alan bir alacaklının, pay ayrılmış diğer alacaklıların alacağının esas ve miktarına itiraz etmeleri düzenlenmiştir. Sıra cetveline itiraz davasında takip borçlusunun alacaklı sıfatı bulunmadığından ve kendisine pay ayrılmadığından davalı sıfatı bulunmamaktadır. Bu davalar, davalı alacaklı ile dava dışı olması gereken borçlu arasında alacağın muvazaalı oluşturulduğu ve davacı alacaklıdan mal kaçırma amacı güdüldüğü iddiasına dayalı davalardır. Somut olayda davacının, borçlu davalı …'ı da hasım olarak gösterdiği anlaşıldığından mahkemece, borçlu ile ilgili davanın pasif sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmemesi de doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı …'nın temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Husumetin Yanlış Yöneltilmesi Halinde HMK m. 119/2 Hükmünün Uygulanabilirliği

Dava dilekçesinde hasım gösterilmemesi ya da eksik veya yanlış kişiye husumet yöneltilmesi halinde mahkemenin izleyeceği yöntem bakımından farklı hukuki değerlendirmeler mevcuttur. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01.03.2013 tarihli kararında (E. 2012/6830, K. 2013/1206), sıra cetveline itiraz davalarında hasmın gösterilmemesinin veya eksik ya da yanlış kişiye husumet yöneltilmesinin talebin reddini gerektirmeyeceği; mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119/2. maddesi uyarınca kesin süre verilip husumetin tamamlatılması ve karardan etkilenecek kişilere tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.

Buna karşılık yargı kararlarındaki bir diğer yaklaşıma göre, İcra ve İflas Kanunu'nun 142. maddesi uyarınca alacağın esas ve sırasına itiraz davası açıldığında husumetin yanlış yöneltilmesi durumunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119/2. fıkrası gereğince husumetin tamamlanması amacıyla davacıya süre verilmesi mümkün görülmemektedir. Bu değerlendirmede, taraf noksanlığının ikmaline dair usulün icra mahkemesindeki şikayet yargılamalarına özgü olduğu ve genel mahkemede borçlu aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Taraf Değişikliği ve Borçlunun Davalı Gösterilmesinde HMK m. 124

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesine göre iradi taraf değişikliği kural olarak karşı tarafın açık rızasına tabidir. Talebin maddi bir hataya dayanması veya dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmemesi hallerinde hâkim karşı tarafın onayını aramaksızın değişikliği kabul eder. Dilekçede tarafın hatalı yahut eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıdan ileri gelmesi durumunda da rıza aranmaksızın taraf değişikliğine imkan tanınır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 124Kaynağı aç
MADDE 124- (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder. Dava konusunun devri

Sıra cetveline itiraz davasının vekil vasıtasıyla açıldığı durumlarda davalı olarak yalnızca takip borçlusunun gösterilmesi hali hata veya kabul edilebilir bir yanılgı kapsamında değerlendirilmemektedir. Alacaklılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcut olmadığından diğer alacaklıların davaya sonradan dahil edilmesi HMK m. 124 kapsamında mümkün görülmez. Taraf sıfatı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi gereğince dava şartı niteliği taşıdığından, mahkemenin bu durumu yargılamanın her aşamasında resen gözeterek HMK m. 114/d ve 115 uyarınca davayı pasif sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2012/5414, K. 2012/6099).

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2012/5414, K. 2012/6099Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2012/5414 E.  ,  2012/6099 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, … 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/1800 sayılı takip dosyasında borçlu… Yapı ve Proje Merk. Ltd. Şti.'nin vergi iadesi alacağı ile ilgili sıra cetveli düzenlendiğini, bu alacağın KDV İadesi Tasdik Raporunun Vergi Dairesi'ne verildiği 15.04.2011 tarihinde doğduğunu, sıra cetveli düzenlenirken bu hususun gözardı edilerek alacağın doğumundan önce konulan hacizlerin ve temlik işlemlerinin sıra cetveline alınmasının doğru olmadığını, müvekkiline ait alacağın sıra cetvelinde birinci sırada bulunması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın sıra cetveline itiraz niteliğinde olduğu, davalı olarak borçlu şirketin gösterildiği, davanın niteliği gereği sırasına itiraz edilen alacaklıların davalı olması gerektiği, dava açıldıktan sonra taraf değiştirilemeyeceği gibi borçluya husumet düşmediğinden ve alacaklılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından alacaklıların davaya dahil edilmelerinin mümkün olmadığı, davanın avukat tarafından açılmış olması dikkate alındığında sadece borçlunun davalı olarak gösterilmesinin hata ya da kabul edilebilir bir yanılgı olarak kabul edilemeyeceği için HMK'nun 124. maddesinin uygulanması imkânının olmadığı, HMK'nun 114. maddesine göre taraf sıfatının bir dava şartı olduğu ve mahkemece her aşamada incelenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın HMK'nun 114/d ve 115. maddeleri gereğince sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tensip Aşamasında Dava Dilekçesinin Şekli Denetimi

İlk derece mahkemeleri yazı işleri mevzuatının tensip tutanağını düzenleyen 200/1-a maddesi kapsamında, dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesindeki kanuni unsurları içerip içermediğinin denetlenmesi ve eksiklik bulunması halinde bu yönde yapılan usul işlemlerinin tutanağa geçirilmesi mümkündür.

Haciz Takiplerinde Verilecek Kararın Hukuki Niteliği

Haciz yoluyla yürütülen takiplerde düzenlenen sıra cetveline itiraz davalarında, iflas tasfiyesindeki sıra cetveli hükmü kıyasen tatbik edilir. Bu davalarda sıra cetvelinin tamamen iptali yoluna gidilmeyip, davalı alacaklıya ayrılan payın yargılama gideri ve vekalet ücreti dahil olmak üzere öncelikle davacı alacaklıya ödenmesine, arta kalan miktar bulunması halinde bunun davalıya bırakılmasına dair eda hükmü kurulmalıdır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/3720, K. 2015/8174).

Sıra cetveline itiraz davasında takip borçlusu davalı gösterilebilir mi?

Takip borçlusunun alacaklı sıfatı bulunmadığı ve cetvelde kendisine pay ayrılmadığı için davalı sıfatı yoktur; borçluya yöneltilen dava pasif sıfat yokluğundan reddedilir.

Sıra cetveline itiraz davası hangi mahkemede ve ne sürede açılır?

Sıra cetveline itiraz davası, cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde takibin yürütüldüğü yer mahkemesinde açılır. Sıraya dair itirazlar şikayet yoluyla icra mahkemesinde, alacağın esasına ilişkin itirazlar ise genel mahkemede basit yargılama usulüyle çözümlenir.

Husumet yanlış yöneltildiğinde HMK m. 119/2 uyarınca kesin süre verilebilir mi?

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin bir kararında HMK m. 119/2 uyarınca süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği kabul edilmişken; istinaf uygulamasında bu imkanın yalnızca icra mahkemesindeki şikayet yoluna özgü olduğu ve genel mahkemedeki itiraz davasında borçluya karşı açılan davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Borçlunun davalı gösterilmesi halinde HMK m. 124 kapsamında taraf değişikliği yapılabilir mi?

Davanın avukat aracılığıyla açıldığı hallerde davalı olarak yalnızca borçlunun gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgı sayılmaz; alacaklılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından taraf değişikliği talebi reddedilerek dava pasif sıfat yokluğundan sonuçlandırılır.

Haciz takiplerinde sıra cetveline itiraz davası kabul edildiğinde cetvel iptal edilir mi?

Haciz takiplerinde sıra cetvelinin bütünüyle iptaline hükmedilmez; kanunun kıyasen tatbik edilen düzenlemesi uyarınca davalıya ayrılan payın vekalet ücreti ve yargılama gideri dahil davacıya ödenmesine, arta kalan kısmın davalıya bırakılmasına eda hükmüyle karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu