Silahlı Terör Örgütü Kavramı ve Suçun Unsurları
Bir suç örgütünün varlığından söz edilebilmesi için en az üç veya daha fazla kişinin suç işleme amacıyla bir araya gelmesi gerekir. Bu birleşmenin tek bir fiille sınırlı kalmayıp faaliyetlerin süreklilik arz etmesi ve üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağın bulunması zorunludur. Suç örgütünün oluşabilmesi için amaçlanan suçun fiilen işlenmesi şart olmayıp kişilerin suç işlemek amacıyla iradelerini birleştirmeleri yeterlidir.
Silahlı terör örgütü üyeliği, hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt amaçları doğrultusunda kendi iradesinden vazgeçip iradesini örgüte terk eden, yapı ile canlı, geçişken ve organik bağı bulunan kişiyi ifade eder. Bu kapsamda ilgilinin kendisine verilen emir ve talimatları sorgulamaksızın yerine getirmeye hazır bulunması ve süreklilik, çeşitlilik ile yoğunluk gösteren eylemleri icra etmesi suçun sübutu için aranır.
Görevli Mahkeme ve Kanuni Ceza Yaptırımı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca silahlı örgüte üye olanlara beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. Suçun silahlı terör örgütü faaliyeti çerçevesinde işlenmesi sebebiyle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin edilecek hapis veya adli para cezaları yarı oranında artırılır ve sonuç ceza 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenir. Bu artırım uygulanırken gerek ilgili fiil gerek her nevi ceza için muayyen olan ceza yukarı sınırı aşılabilir; müebbet hapis cezası yerine ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 314Kaynağı aç
suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan
onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla
kadar hapis cezası verilir.
(3) (Ek:2/3/2024-7499/11 md.)[115]
(İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189
Sayılı Kararı ile)
(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu
suç açısından aynen uygulanır.
Silâh sağlama
3713 sayılı TERÖRLE MÜCADELE KANUNU m. 5Kaynağı aç
29/6/2006-5532/4 md.)
3 ve 4 üncü maddelerde
yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis
cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu
suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için
muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası
yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Suçun, örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının
artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır.
Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz.
(Ek
fıkra: 22/7/2010 – 6008/4 md.) Bu madde hükümleri çocuklar hakkında
uygulanmaz.
Açıklama ve yayınlama
Suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması nedeniyle ilgili maddesinde cezanın artırılması öngörülmüşse yalnızca Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi hükmüne göre artırım tatbik edilir; ancak yapılacak artırım cezanın üçte ikisinden az olamaz. Bununla birlikte aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince ceza artırımına ilişkin bu hükümler çocuklar hakkında uygulanmaz. Silahlı terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin kamu davalarında yargılama yapma görevi ise Ağır Ceza Mahkemesine aittir.
ByLock İletişim Sistemi ve Yargılama Usulü
ByLock haberleşme sisteminin örgütsel amaç doğrultusunda telefona indirilip kullanılması delil niteliği taşımaktadır. Haberleşme içeriğine ulaşılamasa dahi uygulamanın örgütsel gaye ile kullanıldığının saptanması üyeliğin ispatı bakımından yeterli görülebilmekte; buna karşılık haberleşme içeriklerinde herhangi bir örgütsel irtibat bulunmadığı sabit olduğunda beraat kararı verilebilmektedir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2022/32818 Esas ve 2024/2192 Karar sayılı ilamına göre ByLock iletişim sisteminin örgüt mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan bir ağ olması sebebiyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak amacıyla kullanıldığının teknik verilerle kesin olarak tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/32818, K. 2024/2192Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1707 E., 2021/304 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiİnin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.07.2019 … ve 2017/575 Esas ve 2019/284 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 221/4-1 inci cümle, 5271 sayılı Kanun'un 223/4-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 221/5 inci maddesi gereğince 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 04.03.2021 … ve 2019/1707 Esas ve 2021/304 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.07.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1-Sanığın temyiz sebepleri özetle;
1. Suçu işlediği yönünde kesin, inandırıcı ve somut bir delil bulunmadığına, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ve bu nedenle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. ByLock delilinin hükme esas alınamayacağına, ByLock tespit değerlendirme tutanağının bulunmadığına,
3. Sanık hakkında düzenlenen veri inceleme raporunda 2015 alan kısmında C kodlaması yapıldığına ve sanığın örgüt hiyerarşisine girmediğine,
4. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
2-Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle;
Sanığın hukuki durumu ile hakkındaki delil durumu incelendiğinde sanığın 0507 (…) (..) (..) numaralı GSM hatları ve 35961004109425 İMEI numaralı cihaz ile ilk tespit tarihi 25.11.2014 olmak üzere ByLock kullanıcısı olduğu … koduyla "FETÖ içerisinde olup, örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan kişileri ifade eden" bir örgüt mensubu olduğuna dair Veri İnceleme Raporunun olduğu, bu sebeplerle üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği, şüphelinin örgüt üyeleri hakkında beyan ve teşhiste bulunduğu ancak 2011 yılından itibaren polislik mesleğini ifa ettiği ve örgütle bu tarihte irtibat kurduğu tespiti karşısında az sayıda örgüt üyesi hakkında sınırlı bilgi vermiş olup, bunun TCK 221 anlamında etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi ile ölçülü ve orantılı şekilde indirim uygulanması gerekirken TCK 221/4 üncü maddenin 1 inci cümlesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, zira sanığın hukuki durumunda olan terör örgütü üyeleri için bu maddenin uygulanması halinde bunun yerleşik hale geleceği ve terör örgütü üyesi olan kişilerin cezalandırılmaması sonucunu doğuracağı açıktır, bu nedenle şartlar oluşmadığından sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilemeyeceğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 221/4-1 inci cümle, 5271 sayılı Kanun'un 223/4-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanunun 221/5 inci maddesi gereğince 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; polis memuru olarak görev yapmaktayken ihraç olan, aşamalarda etkin pişmanlık talepli ifadelerinde telefonuna ByLock yüklendiğini ancak kullanmadığını söyleyen, örgütün operasyonel eylemlerinden önce sohbet toplantılarına katıldığını söyleyen sanığın örgütsel eylem ve faaliyetlerinin tespiti açısından;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.02.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilip değerlendirildikten ve tespit edilmesi halinde dahil olduğu ID’nin kişi listesinde ekli şahısların araştırılması, varsa ceza soruşturması ya da dava dosyalarının celp edilerek incelenmesi, gerekirse şahısların duruşmada tanık olarak dinlenilmeleri sağlanarak CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulması,
2- Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporunda sanığın "…" olarak derecelendirildiği anlaşılmakla bahse konu raporda zümre başkanı ''Sadık'' olarak kayıtlı olan şahsın açık kimliklerinin tespiti ile bu kişi hakkında ilgili kuruluşlar nezdinde araştırma yapılarak haklarında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının, yakalanıp yakalanmadığının, ifadesinin alınıp alınmadığının tespit edilmesinden sonra yakalanmış ise ifade tutanaklarının onaylı örneklerinin dosyaya getirtilerek incelenmesi, gerektiğinde mahkemede tanık olarak dinlenmesinin sağlanması ve bu kişinin ByLock içeriklerinin bulunması halinde sanığın ByLock içeriklerinde adının geçip geçmediğinin araştırılması ve şayet içeriklerde sanığa ait veri var ise 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, diyecekleri sorulduktan sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmesi,
3- UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasından yapılacak araştırmaya göre başkaca kişilerin sanık hakkında bilgi ve beyanı olup olmadığı da araştırılarak, yapılacak tahkikat sonucunda varsa ilgili şahısların sanık hakkındaki beyanlarının aslı veya onaylı suretlerinin getirtilmesiyle CMK 217 nci maddesi uyarınca okunarak beyanlara karşı sanık ve müdafisinin diyeceklerinin sorulması ve mahkemede tanık olarak dinlenmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun tayini lüzumu,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünde Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 04.03.2021 … ve 2019/1707 Esas ve 2021/304 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2024 tarihinde karar verildi.
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanık yönünden, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2022/32818 Esas ve 2024/2192 Karar sayılı ilamı doğrultusunda ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilmeli, tespit edilmesi halinde ID listesinde kayıtlı şahıslar ve soruşturma dosyaları araştırılmalı, gerekirse bu kişiler duruşmada tanık olarak dinlenmeli ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesi uyarınca duruşmada sanığa okunup diyecekleri sorulmalıdır.
Örgüt içi veri inceleme raporunda kodlaması veya sorumlusu bulunan sanık bakımından, aynı ilam çerçevesinde raporda adı geçen ilgili zümre başkanının kimliğinin saptanması, hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının araştırılması, ifadesi alınmışsa tutanak örneklerinin celp edilmesi, gerekirse mahkemede tanık olarak dinlenmesi ve ByLock içeriklerinde sanığın adının yer alıp almadığının belirlenmesi zorunludur.
Örgüt Üyeliğinin Değerlendirilmesinde Dikkate Alınan Ölçütler
Asker şahısların deşifre olmamak amacıyla büfe veya ankesörlü telefon hatları üzerinden örgüt yöneticilerinden emir ve talimat alarak görüşme yapmaları silahlı terör örgütü üyeliği suçunun mahkûmiyet kriteri olarak değerlendirilmektedir.
22 Temmuz 2016 tarihine kadar yasal bankacılık faaliyetlerini sürdüren Bank Asya nezdinde örgüt talimatı olmaksızın rutin bankacılık işlemi yapan veya hesap açtıran kişilerin bu eylemleri örgütsel faaliyet veya yardım suçu kapsamında görülmez. Suçun unsurlarının oluşması için işlemlerin örgütsel faaliyet ve yardım kastıyla, örgüt talimatı doğrultusunda gerçekleştirilmesi aranır.
Örgütle irtibatlı sendikalara örgüt talimatı olmaksızın üye olunması sempati boyutunu aşmayan eylem niteliğinde değerlendirilir. Buna karşılık sendika üyeliğinin örgüt talimatı doğrultusunda gerçekleştiğinin ispatlanması halinde suçun sübuta erdiği kabul edilir.
Örgüt adına para toplanması eylemi üyelik veya yöneticilik kapsamında değerlendirilirken, himmet adı altında yapılan bağışlarda kişinin örgüt faaliyeti kapsamında hareket ettiğinin tespit edilememesi ve başka dini yapılara da bağış yapıldığının delillerle ortaya konulması halinde silahlı terör örgütü üyeliğinden cezaya hükmedilmez.
Örgüte ait ev ve yurtlarda kalma, eğitim kurumlarında öğrenim görme veya toplantılara katılma eylemlerinin 17-25 Aralık süreci öncesinde gerçekleşmesi ve sonrasında yapıyla bağın tamamen koparılmış olması halinde örgüt üyeliği suçuna yeterli delil sayılmaz ve beraat kararı verilir. 17-25 Aralık sürecinden sonra örgütle irtibatın devam ettirilmesi ise sanık aleyhine değerlendirilir.
Örgüte ait basın ve yayın organlarına yalnızca abone olunması örgüt üyeliği için yeterli delil teşkil etmez. Bu çerçevede yayın organına abone olan kişinin değil, başkalarını abone yaptıran kişinin örgüt üyesi sayılması gerektiği kabul edilmektedir.
Etkin Pişmanlık Hükümleri ve Hukuki Sonuçları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olan kişinin gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde hakkında cezaya hükmolunmaz. İlgilinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde ise hakkında verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar kanuni indirim yapılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 221Kaynağı aç
nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç
işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını
sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun
işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili
makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak
etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya
mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında
cezaya hükmolunmaz.
(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran,
yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç
işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak
teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili
bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak
suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra
vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte
üçe kadar indirim yapılır.[92]
(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle
denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi
üç yıla kadar uzatılabilir.
(6) (Ek: 6/12/2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin
pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz.
Şapka ve Türk harfleri
Yargılama neticesinde temel cezanın alt sınırdan tayini, etkin pişmanlık kapsamında mahkemece dörtte üç oranında indirim uygulanması ve takdiri indirim tatbiki ile netice cezanın iki yıl veya altına düşmesi halinde kanuni koşulların bulunması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesinin beşinci fıkrası gereğince etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur ve bu süre mahkemece üç yıla kadar uzatılabilir. Maddenin altıncı fıkrası uyarınca ise etkin pişmanlık hükümleri aynı kişi hakkında birden fazla uygulanamaz.
Kesinleşen Beraat Hükmü Sonrası Kanun Yararına Bozma Yasağı
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2020/2261 Esas ve 2020/3520 Karar sayılı ilamına göre olaya ilişkin deliller toplanıp takdir edilerek verilen kesinleşmiş hükümler aleyhine noksan kovuşturma yapıldığı veya delil takdirinde yanılgıya düşüldüğü gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna gidilemez. Hüküm veya karar tarihinden sonra ortaya çıkan yeni deliller koşulları varsa yargılamanın yenilenmesine konu olabilir; fakat kesinleşen hükmü kanun yararına bozma incelemesinin konusu haline getiremez.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/2261, K. 2020/3520Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
I-TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2020 tarih ve 2020/20023 sayılı yazısı ile; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/10/2019 tarihli ve 2018/361 esas, 2019/355 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Denizli İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak görev yapan sanığın örgüt bağlantısı nedeniyle kamu görevinden ihraç edildiği, FETÖ/PDY Terör Örgütü tarafından yapılan fişleme işleminde örgüt bağlantısı bulunduğu şeklinde kodlandığı ve hakkında örgüt içerisinde yer aldığı ve gizlice düzenlenen toplantılara katıldığı yönünde beyanlar bulunduğundan bahisle eylemine uyan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, her ne kadar Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesince "sanık …'nın fetö/pdy silahlı terör örgütünün gizli haberleşme aracı olan bylock veya eagle kullanmadığı, bankasya bankasında hesabının bulunmadığı, Fetö/Pdy ile irtibatlı herhangi sendika veya derneğe üye olmadığı, sohbet toplantılarına katıldığına ilişkin tanık beyanının bulunduğu, FETÖ mensubu olup herşeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memuru olarak kodlandığına ilişkin veri inceleme raporunun bulunduğu, ancak veri inceleme raporunu destekleyici mahiyette her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı yan delilin bulunmadığı" şeklindeki gerekçe ile beraatine karar verilmiş ise de,
Manisa İl Emniyet Müdürlüğünün 12/03/2019 tarih ve 2019/5670714 sayılı yazısı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/180056 numaralı dosya üzerinden yürütülen FETÖ/PDY soruşturma kapsamında, bir kısım şüpheliler hakkındaki Bylock mesaj içeriklerinin Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, sanığa ait 330949 ID numaralı Bylock hesabına ilişkin evrakın ise Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ayrı soruşturmaya konu olan ancak sonradan ortaya çıkan ve son online tarihi 14/01/2015 tarihi olan Bylock delilin, Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/361 esas sayılı dosyasında düzenlenen 12/07/2018 tarihli iddianameden önce olduğunun anlaşılması karşısında, silahlı terör örgütünün gizli haberleşme aracı olan bylock kullandığı anlaşılan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne örgütsel olarak bağlı olduğuna dair cezalandırılmasına yeterli delil bulunduğu ve üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 11/02/2020 gün ve 94660652-105-20-21860-2019-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.
II-OLAY;
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarına yönelik yürütülen soruşturma dosyaları kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak görev yapmakta iken 14.07.2017 tarihinde 692 sayılı KHK ile görevinden ihraç edildiği, … ve …'in beyanlarıyla sohbetlere katıldığı bildirilen ancak ByLock kullanıcısı olmadığı ve yapılan araştırmalarda örgütle iltisakının tespit edilemediğinden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında başlatılan soruşturma dosyalarında süreçte kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiği anlaşılan sanığın; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı dosyası kapsamında elde edilen emniyet teşkilatı içerisinde yer alan örgüt mensuplarına yönelik bilgileri ve fişlemeleri barındırdığı değerlendirilen mikro SD kart içerisindeki verilerde kaydına rastlanıldığına dair yeni delile istinaden, süreçte verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan istemin, Denizli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/2715 değişik iş sayılı 07.06.2018 tarihli kararı ile kabulü ile Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2018 tarih 2018/7688 soruşturma 2018/5217 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile sanık yönünden 2016/25703 soruşturma sayılı 20.04.2017 tarihli ve 22.07.2017 tarih 2017/21355 soruşturma, 2017/13833 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların kaldırılmasına karar verilmesine müteakip; Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/21642 soruşturma, 2018/8101 esas ve 2018/1725 iddianame numaralı 12.07.2018 tarihli iddianamesi ile özetle; ele geçen SD kart içerisinde isminin bulunduğu, "SAY" ve "EA" olarak kodlandığı, …'ın ve …'in ifadelerinde sohbetlere katıldığına dair beyanlarda bulunulduğu ve teşhis edildiği de belirtilerek örgütün diğer üyeleri ile birlikte sürekli ve gizli bir şekilde temas ve organizasyon içinde faaliyette bulunduğu, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması gerektiği iddiası ile 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 53, 58/9 ve 3713 sayılı TMK'nın 5/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istenilmiştir.
Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulüne karar verilmesine müteakip mahkemenin 2018/361 esasına kayden yürütülen, tanık …'ın talimatla ifadesinin alındığı, tanık …'in ise adresinin tespit edilememesi nedeni ile talimat evrakları kapsamında çıkartılan zorla getirme kararının ifa edilememesi nedeni ile dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilerek önceki beyanlarının okunduğu, süreçte örgütle iltisaklı olup olmadığının tespitine yönelik araştırmaların yapıldığı, ByLock kullanıcısı olmadığının bildirildiği, ele geçen materyallerin ve HTS kayıtlarının incelenmesine yönelik hususlarda raporların tanzim edildiği ve idda makamınca belirtildiği şekli ile "…yapılan yargılama neticesinde sanığın ByLock kullanım kaydı bulunmadığı, sanığın örgüte müzahir eğitim kurumu sendika, dernek, vakıf veya şirkette herhangi bir kaydına rastlanmadığı gibi, sanığın örgütün mali yapılanması içinde yer alan bank asya isimli bankada hesabının bulunmadığının görüldüğü, tanıklar … ve …'in ifadelerinde sanığın örgütün sohbet toplantılarına geldiğini belirttikleri görülmüş ise de, sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği ve iddiaya konu sohbetlere sanığın 2014 yılından sonra katıldığına ilişkin somut bir delil ve iddia bulunmadığı, sanığın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ele geçirilen SD kartta SAY ve EA olarak kodlandığı belirtilmiş ise de; anılan delilin başka yan delillerle desteklenmediği ve tek başına sanığın örgüt üyesi olduğuna delil teşkil etmediği, sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter delil elde edilemediğinden CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi" mütalaasında bulunulduğu görülen kovuşturma sonucunda 08.10.2019 tarihli duruşmada sanık ve müdafiinin huzurunda tefhim olunan hükümle sanığın, üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit olmadığından CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/361 esas 2019/355 karar sayılı 08.10.2019 tarihli kararında özetle belirtildiği şekilde; "sanığın gizli haberleşme aracı olan bylock veya eagle kullanmadığı, Bank Asya hesabının bulunmadığı, FETÖ/PDY ile irtibatlı herhangi sendika veya derneğe üye olmadığı, sohbet toplantılarına katıldığına ilişkin tanık beyanının bulunduğu, FETÖ mensubu olup herşeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memuru olarak kodlandığına ilişkin veri inceleme raporunun bulunduğu, ancak veri inceleme raporunu destekleyici mahiyette her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı yan delilin bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde 5237 sayılı yasanın 314/2 maddesinde düzenlenen suçun unsurlarından olan çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin dosya kapsamı itibariyle sanık açısından tespit edilemediği, bu kapsamda yapılan değerlendirmede sanığın eylemlerinin sempatizanlık boyutunu aşmadığı sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak delil elde edilmediği anlaşılmakla beraatine" karar verildiğinin belirtilmiştir. İstinaf edilmediğinden karar 15.10.2019 tarihinde kesinleşmiştir. Ayrıca 24.10.2019 tarihinde Cumhuriyet savcısınca kararın "görüldü"sü yapılmıştır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 sayılı soruşturmasına istinaden yapılan çalışmalarda Denizli ili Emniyet mahrem imamlarından olan Samet Buğra Küçük'e ait olduğu değerlendirilen 6644 ID nolu ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında bulunan tespit edilemeyen ID'lere yönelik çalışmalarda, oluşturduğu "grup" içerisinde yer alan tespit edilen kullanıcıların Denizli'de polis olmaları göz önüne alınarak, 330949 ID nolu kullanıcının adının Durmuş olduğu, kullanıcı şifresinde yer alan "Ra" kısmının ad ve soyadının baş harfleri, "253002" rakamlarının ise sicil numarası olduğu değerlendirilerek ByLock kullanıcısı olduğu ve Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde sanık olarak yargılandığının belirtildiği 22.02.2019 tarihli tespit ve değerlendirme tutanağın Manisa İl Emniyet
Müdürlüğünün 12.03.2019 tarihli yazısı ile Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 25.10.2019 tarihinde evrakın Cumhuriyet savcısınca havalesinin yapıldığı, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2019 tarihli 2019/18520 soruşturma, 2019/2117 karar sayılı yetkisizlik kararı ile de sanığın 330949 ID, Durmuş kullanıcı adı ile ByLock programını kullandığının tespit edildiği, UYAP sisteminde yapılan sorgulamada Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/361 esas sayılı dosyası üzerinden yargılamasının devam ettiği anlaşıldığından mükerrer soruşturma kapsamında sanıkla ilgili dosyanın birleştirilmek üzere yetkisizlik kararı verilerek Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.
13.11.2019 tarihli Uyap sisteminden alınan raporda dosyanın kapalı olduğu, beraat kararı verildiği ve istinaf edilmeden kesinleştiğinin belirtilmiş olduğu görülmüştür.
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/37778 soruşturma, 2019/20393 karar sayılı 21.11.2019 tarihli, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında; UYAP sisteminde yapılan inceleme sonucunda şüpheli hakkında aynı suçtan açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde verilen beraat kararının kesinleştiği, ByLock delilinin en son online tarihinin 14.01.2015 tarihi olduğundan tanzim edilen iddianame tarihinden öncesine ait olduğu, bu kapsamda sanık hakkında yeniden iddianame tanziminin mümkün olmadığı, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı, bu nedenle yeni delil kapsamında karara yönelik kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulabileceğinin aynı suçtan verilen kesinleşmiş bir beraat kararı bulunduğundan yeniden soruşturma yapılamayacağı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına ve karardan bir suretin kanun yararına bozma yasa yoluna gidilip gidilmeyeceği hususunda gereğinin takdir ve ifası için Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde iddia makamını temsil etmek ve gerektiğinde yasa yollarına ilişkin işlemleri yapmak ile görevli Cumhuriyet savcısına gönderilmesine karar verilmiştir.
20.12.2019 ve 13.01.2020 tarihli görüş yazılarında Cumhuriyet savcısınca 12.07.2018 tarihinde açılan kamu davasına yönelik yapılan yargılama neticesinde 08.10.2019 tarihinde beraat kararı verilerek istinaf edilmeden kesinleşen dosya kapsamında iki kez ByLock kullanıcısı olmadığı bildirilen sanık hakkında, Manisa İl Emniyet Müdürlüğünün 12.03.2019 tarihli yazısı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturması kapsamında tespit edilen mesaj içeriklerini içerir ByLock tutanağının Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, sanığa ait 330949 ID numaralı ByLock hesabına ilişkin evrak yönünden soruşturmaya başlandığı ve kamu davasının açılmış olması nedeniyle 13.11.2019 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ortaya çıkan yeni delilin verilen hüküm nedeniyle kanun yararına bozma yoluna gidilmek suretiyle değerlendirilebileceği, aynı suçtan yapılan bir yargılama ve kesinleşmiş hüküm bulunması sebebiyle soruşturma yapılamayacağından kesinleşen karara yönelik kanun yararına bozma yoluna gidilmesine dair görüş ve istemde bulunulması üzerine; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından kesinleşen beraat kararının kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.02.2020 tarihli yazısı ile istenilmesine müteakip dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkması nedeniyle CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada tartışılıp değerlendirilmeyen fakat suçun sübutu bakımından belirleyici nitelikte olduğu kabul edilen delilin, anılan kanunun 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile kanun yararına bozma yasa yoluna konu olmasına imkan verip veremeyeceğine ilişkindir.
IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır.
Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 – 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.
Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir.
Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez.
Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir.
Sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların yukarıda sayılan, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur. Yüksek Ceza Genel Kurulu da aynı görüştedir(23.6.2009 t,2009/7-69,176 sy).Ancak ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 tarih 260/281 sayılı kararında da açıklandığı üzere; olaya ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmişse, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozmaya gidilemez.
Diğer taraftan AİHS'nin 6. ve Anayasanın 36/1. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkı kapsamında kalan ve ceza yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan "çifte yargılama yasağı/Ne bis in idem" kuralı gereğince, nihai bir kararla mahkum edilen ya da beraat eden kimse, aynı egemenlik alanı içinde aynı fiilden dolayı yeniden yargılanamaz ve cezalandırılamaz. AİHS 7 nolu protokolün 4. maddesi ile Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 14/7. maddeleri de bu kuralı güvenceye bağlamıştır.
Ne var ki, asıl amacı maddi gerçeğe insan onuruna yaraşır biçimde ulaşmak olan ceza yargılamasının, adli hatalar nedeniyle mutlak hakikate ulaşamaması muhtemel ve vakıadır. Bu nedenle kesin hükmün otoritesine istisna olmak üzere olağanüstü yasa yolları benimsenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, 311-314. maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi ve 308. maddesinde yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı da bu istisnalardandır.
Yukarıda değinildiği gibi kanun yararına bozma talebine ilişkin inceleme, talebe esas teşkil eden hüküm ya da kararın tesis edildiği tarih ve şartlar itibariyle değerlendirilmesini gerekli kılar. Hüküm ya da karar tarihinden sonra ortaya çıkan deliller, şartları varsa yargılamanın yenilenmesini gerektirebilir ise de kesinleşen hüküm veya kararı kanun yararına bozma talebinin konusu haline getiremez. Aksi düşünce hem kesin hükmün otoritesini sarsar hem "çifte yargılama yasağı/Ne bis in idem" kuralını ihlal eder hem de hukuk güvenliğini zedeleyerek toplumsal tedirginlik ve huzursuzlukları besler.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ByLock kullanıcısı olmadığı bildirilen sanık hakkında, Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2018/361 esas, 2019/355 sayılı kararı ile verilen beraat hükmünün istinaf edilmeden kesinleşmesinden önce 22.02.2019 tarihli tespit ve değerlendirme tutanağı ile tespiti yapılarak 11.03.2019 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmek üzere İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerine teslimine müteakip soruşturmaya kaydı yapılarak 13.11.2019 tarihinde yetkisizlik kararı veren Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca, kararın kesinleşmesinden sonra kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile ihbarda bulunan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen ve suçun sübutu bakımından belirleyici nitelikte olmasına rağmen CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada tartışılıp değerlendirilmeyen delilin, suçun sübutu yönünden eksik araştırma ya da delillerin hatalı değerlendirildiğinden bahisle kanun yararına yasa yoluna gelinemeyeceği kuralıda gözetildiğinde, kesinleşen hükmü kanun yararına bozma talebinin konusu haline getiremeyeceğinden, talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
V-SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği 17.02.2020 tarih ve 2020/20023 sayılı tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sanık hakkında verilen beraat kararının kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan ByLock tespit tutanakları, duruşmada tartışılmadığı ve delil takdirine ilişkin eksik araştırma iddiaları bu yasa yoluna konu edilemeyeceği gerekçesiyle Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2020/2261 Esas, 2020/3520 Karar sayılı ilamı ile aynı Dairenin 2019/3278 Esas ve 2019/5814 Karar sayılı ilamında kanun yararına bozma talebinin reddi sebebi sayılmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2019/3278, K. 2019/5814Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2019 tarih ve…. sayılı yazısı ile;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine dair …5. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2018 tarihli ve 2017/194 esas, 2018/262 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, …5. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı doğrultusunda kurulan …İş Adamları Derneğine üyelik kaydının bulunması, evinde yapılan aramada kapatılan yayınevine ait tek bir kitabın bulunması ve çocuklarını örgütle bağlantılı okullara göndermiş olması olgusunun, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin içtihatları dikkate alındığında, tek başına, silahlı terör örgütü üyeliğine delil teşkil etmeyip örgüt sempatisine işaret edeceği, sanığın örgütün nihai amacını bilerek örgütle organik bağ kurduğuna, iradesini örgütün hiyerarşik gücünün emrine teslim ettiğine, örgüt adına süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemlerde bulunduğuna, sonuç olarak örgüt mensubu olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı nitelikte delil elde edilemediğinden bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, … Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 soruşturma sayılı dosyası kapsamında verilen talimat üzerine …KOM Şube Müdürlüğünce sanığın, bylock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği nazara alınıp toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne örgütsel olarak bağlı olduğuna dair cezalandırılmasına yeterli delil bulunduğu ve üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu gözetilmeden, mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 17.01.2019 gün ve 94660652-105-20-11287-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.
OLAY:
…Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/5385 soruşturma…. esas,…. numaralı 02.06.2017 tarihli iddianamesi ile sanığın FETÖ terör örgütü üyesi olduğu iddiası ile eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2, 53, 58/9, 63, 54 ve 3713 sayılı TMK'nın 5/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması iddia ve talep edilmiştir.
…5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/194 esasına kayden görülen davada mahkeme 27.07.2017 tarihli ara kararı ile sanığın Bylock programını kullanıp kullanmadığını Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğünden sormuştur.
Anılan kurumun 18.12.2017 tarihli cevabi yazısında TC kimlik numaralarına göre yapılan sorgulamalarda sanığın Bylock program kaydının olmadığı bildirilmiştir.
Sanık suçlamaları reddetmiştir.
18.06.2018 tarihli duruşmada İddia makamının mütalaası doğrultusunda sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğine dair, cezalandırılmasına yeter derecede kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilerek CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine dair verilen ve "…sanığın by-lock kullanıcısı olmadığı" kabulüne dayanan karar istinaf edilmediğinden 25.06.2018 tarihinde kesinleşmiştir.
12.07.2018 tarihinde …İl Emniyet Müdürlüğünce … Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 sayılı soruşturmasına istinaden yapılan bylock içerik çalışmaları sonucunda 4644896 ve 483786 ID numaralı tespit ve değerlendirme tutanaklarında geçen bylock içerik kayıtlarının sanık …'ye ait olduğu gerekçesi ile mahkemeye gönderilen belgelerin, mahkemesince gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği görülmüştür.Tespit değerlendirme tutanakları içeriğinde Ömer Özdemir adlı şahsın teşhis ve beyanlarından da bahsedilmiştir.
26.07.2018 tarihinde …Cumhuriyet Başsavcılığınca Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne kararın kanun yararına bozulması hususunda ihbarda bulunulmuştur.
17.01.2019 tarihli Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü yazısı ile dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkması nedeniyle CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada tartışılıp değerlendirilmeyen fakat suçun sübutu bakımından belirleyici nitelikte olduğu kabul edilen delilin, anılan kanunun 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile kanun yararına bozma yasa yoluna konu olmasına imkan verip veremeyeceğine ilişkindir.
HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır.
Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 – 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden
geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.
Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir.
Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez.
Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir.
Sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların yukarıda sayılan, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur. Yüksek Ceza Genel Kurulu da aynı görüştedir(23.6.2009 t,2009/7-69,176 sy).
Ancak ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 tarih 260/281 sayılı kararında da açıklandığı üzere; olaya ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmişse, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozmaya gidilemez.
Diğer taraftan AİHS'nin 6. ve Anayasanın 36/1. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkı kapsamında kalan ve ceza yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan "çifte yargılama yasağı/Ne bis in idem" kuralı gereğince, nihai bir kararla mahkum edilen ya da beraat eden kimse, aynı egemenlik alanı içinde aynı fiilden dolayı yeniden yargılanamaz ve cezalandırılamaz. AİHS 7 nolu protokolün 4. maddesi ile Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 14/7. maddeleri de bu kuralı güvenceye bağlamıştır.
Ne var ki, asıl amacı maddi gerçeğe insan onuruna yaraşır biçimde ulaşmak olan ceza yargılamasının, adli hatalar nedeniyle mutlak hakikate ulaşamaması muhtemel ve vakıadır. Bu nedenle kesin hükmün otoritesine istisna olmak üzere olağanüstü yasa yolları benimsenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, 311-314. maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi ve 308. maddesinde yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itarızı da bu istisnalardandır.
Yukarıda değinildiği gibi kanun yararına bozma talebine ilişkin inceleme, talebe esas teşkil eden hüküm ya da kararın tesis edildiği tarih ve şartlar itibariyle değerlendirilmesini gerekli kılar. Hüküm ya da karar tarihinden sonra ortaya çıkan
deliller, şartları varsa yargılamanın yenilenmesini gerektirebilir ise de kesinleşen hüküm veya kararı kanun yararına bozma talebinin konusu haline getiremez. Aksi düşünce hem kesin hükmün otoritesini sarsar hem "çifte yargılama yasağı/Ne bis in idem" kuralını ihlal eder hem de hukuk güvenliğini zedeleyerek toplumsal tedirginlik ve huzursuzlukları besler.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, …Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/5385 soruşturma, 2017/4878 esas, 2017/869 numaralı 02.06.2017 tarihli iddianamesi ile FETÖ terör örgütü üyesi olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 53, 58/9, 63, 54 ve 3713 sayılı TMK'nın 5/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istenen sanıkla ilgili …5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/194 esasına kayden görülen davada mahkemenin 27.07.2017 tarihli ara kararı ile sanığın Bylock programını kullanıp kullanmadığını Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğünden sorması ve anılan kurumun 18.12.2017 tarihli cevabi yazısında TC kimlik numaralarına göre yapılan sorgulamalarda sanığın Bylock program kaydının olmadığını bildirilmesi üzerine, 18.06.2018 tarihli duruşmada İddia makamının mütalaası doğrultusunda sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğine dair, cezalandırılmasına yeter derecede, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği değerlendirilerek, CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine dair verilen ve "…sanığın by-lock kullanıcısı olmadığı" kabulüne dayanan karar istinaf edilmediğinden 25.06.2018 tarihinde kesinleştikten sonra sanığın Bylock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği görülmekte ise de, suçun sübutu bakımından belirleyici nitelikte olmasına rağmen CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada tartışılıp değerlendirilmeyen ve fakat hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan delilin, kesinleşen hükmü kanun yararına bozma talebinin konusu haline getiremeyeceğinden hukuki dayanaktan yoksun talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği 22.02.2019 tarih ve 2019/16289 sayılı tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 27.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Silahlı terör örgütü üyeliğinde görevli mahkeme neresidir?
Silahlı terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin kamu davalarında yargılama yapma görevi Ağır Ceza Mahkemesine aittir.
Bank Asya'da işlem yapmak doğrudan suç sayılır mı?
Örgüt talimatı olmaksızın gerçekleştirilen rutin bankacılık işlemleri veya hesap açılması suç oluşturmaz; ceza verilebilmesi için işlemlerin örgüt talimatıyla yapıldığının ispatlanması gerekir.
Yayın organlarına abone olmak örgüt üyeliğine yeterli midir?
Örgütle bağlantılı yayın organlarına yalnızca abone olunması suç için yeterli delil sayılmaz; abone olan kişinin değil, başkalarını abone yaptıran kişinin üye sayılması gerektiği kabul edilmektedir.
Etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanabilir mi?
Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükümleri aynı kişi hakkında birden fazla uygulanamaz.
Terör suçlarında uygulanan ceza artırımı çocuklar hakkında geçerli midir?
Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca maddede düzenlenen ceza artırım hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

