Yapay Zekâ ile Kimlik Taklidinin Ceza Hukukundaki Yeri
Türk Ceza Kanunu kapsamında yapay zekâ ile kimlik taklidi başlığı altında müstakil ve genel bir suç tipi düzenlenmemiştir. Bu tür teknolojik eylemlerin ceza sorumluluğu; failin güttüğü amaca, kastına ve suistimal edilen verilerin niteliğine göre belirlenir. Somut fiilin özelliğine göre kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımı, özel hayatın gizliliğinin ihlali, dolandırıcılık, hakaret, şantaj, iftira, belgede sahtecilik veya başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçları gündeme gelebilir. Fiilin ceza hukuku anlamında belirli bir suçun tüm unsurlarını karşılamaması, mağdurun kişilik haklarına dayanarak hukuk davası açmasına engel teşkil etmez; ceza sorumluluğu doğurmayan bir kimlik taklidi dahi özel hukukta hukuka aykırı kişilik hakkı saldırısı oluşturabilir.
Tamamen yapay yollarla sıfırdan oluşturulan ve mağdurun fiili özel yaşamına dair gerçek bir ses veya görüntü içermeyen sentetik içeriklerde, Türk Ceza Kanunu m. 134'te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun uygulanabilirliği hukuken tartışmalıdır. Örneğin bir kişinin yalnızca yüzü kullanılarak yapay zekâ ile üretilen sahte bir müstehcen görüntünün ilgilinin gerçek özel hayatına ilişkin kabul edilip edilmeyeceği somut olaya göre değerlendirilir. Eylemin özel hayatın gizliliğini ihlal kapsamına girmediği durumlarda dahi kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi, hakaret, şantaj veya kişilik haklarına saldırı hükümleri uygulanabilir.
Bir kimsenin fotoğrafı kullanılarak sahte sosyal medya hesabı açılması, sesinin yapay zekâ yoluyla taklit edilmesi ya da onun adı kullanılarak üçüncü şahıslara ileti iletilmesi eylemleri doğrudan Türk Ceza Kanunu m. 268 kapsamındaki başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturmaz. Bu durumlarda eylemin yöneldiği nihai amaç ve sonuçlar dikkate alınarak diğer ilgili suç tipleri üzerinden inceleme yapılır.
Kişisel Verilerin ve Özel Hayatın Korunması Bakımından İhlaller
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde yüz tanıma benzeri teknik yöntemlerle kişinin kimliğini doğrulamaya veya onu tekil olarak belirlemeye imkân tanıyan unsurlar özel nitelikli biyometrik veri vasfındadır. Bir fotoğrafın internet üzerinde herkesin erişimine açık olması, bahse konu görselin her türlü amaçla serbestçe kullanılabileceği anlamını taşımaz. Kişisel verinin kamuya açık bir mecrada yer alması ile bu verinin yapay zekâ sistemlerinde işlenerek sahte bir kişilik üretilmesi, dolandırıcılıkta araç kılınması veya kişinin saygınlığının zedelenmesi hukuken ayrı durumlardır. Bu tür kullanımlarda ilgilinin rızası, işleme amacı ve ölçülülük sınırları müstakil olarak incelenir.
Kişisel verileri hukuka aykırı biçimde kaydeden kimse hakkında Türk Ceza Kanunu m. 135/1 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır. Kaydedilen verilerin kişilerin siyasi, felsefi veya dini inançlarına, ırki kökenlerine, ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına ya da sendikal aidiyetlerine ilişkin olması durumunda ise Türk Ceza Kanunu m. 135/2 gereğince faile verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiillerin kamu görevinin veya belirli bir mesleğin tanıdığı kolaylıktan yararlanılarak icra edilmesi hâlinde ise Türk Ceza Kanunu m. 137 doğrultusunda ceza artırımı gündeme gelir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 135Kaynağı aç
kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.[60]
(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine,
ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına,
sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda
birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.[61]
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Kişisel verileri hukuka aykırı yöntemlerle başkasına aktaran, yayan veya ele geçiren failler Türk Ceza Kanunu m. 136/1 uyarınca iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suç konusu verilerin Ceza Muhakemesi Kanunu m. 236/5 ve m. 236/6 kapsamında kayda alınmış beyan ve görüntülerden oluşması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır. Aynı şekilde verileri hukuka aykırı verme, yayma veya ele geçirme fiillerinin kamu görevinin veya belirli mesleklerin sağladığı imkânlar kötüye kullanılarak işlenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu m. 137 gereğince artırım tatbik edilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.[62]
(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi
Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan
beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Nitelikli haller
Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal edenler hakkında Türk Ceza Kanunu m. 134/1 gereğince bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; ihlalin ses veya görüntülerin kayda alınmasıyla gerçekleştirilmesi durumunda ceza bir kat artırılır. Özel hayata ilişkin ses ya da görüntülerin hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi ise Türk Ceza Kanunu m. 134/2 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir; bu verilerin basın ve yayın araçlarıyla yayılması hâlinde de aynı cezaya karar verilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin
görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek
ceza bir kat artırılır.[59]
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına
ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın
ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Kişisel verilerin kaydedilmesi
Haberleşmenin ve Konuşmaların Gizliliğine Yönelik İhlaller
Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimseye Türk Ceza Kanunu m. 132/1 gereğince bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir; gizliliğin haberleşme içeriklerinin kayda alınması suretiyle ihlali hâlinde yaptırım bir kat artırılır. Haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden fail Türk Ceza Kanunu m. 132/2 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası bulunmaksızın hukuka aykırı alenen ifşa eden kişi Türk Ceza Kanunu m. 132/3 gereğince bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılır; ifşanın basın ve yayın vasıtasıyla yapılması hâlinde de aynı ceza tatbik olunur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 132Kaynağı aç
eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu
gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse,
verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa
eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası
olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa
edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya
hükmolunur.
(4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.)
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması[58]
Kişiler arasındaki aleni nitelik taşımayan konuşmaları taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın dinleyen veya ses alma aygıtıyla kaydeden kimse Türk Ceza Kanunu m. 133/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası alır. Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi diğer katılımcıların rızası olmaksızın kaydeden kişi ise Türk Ceza Kanunu m. 133/2 kapsamında altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Aleni olmayan konuşmaların kaydıyla elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse Türk Ceza Kanunu m. 133/3 doğrultusunda iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dört bin güne kadar adli para cezasına mahkûm edilir; bu fiilin basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilmesi de aynı cezaya tabidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 133Kaynağı aç
taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları
bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(2) Katıldığı aleni olmayan bir
söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan
kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/80 md.) Kişiler arasındaki aleni
olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı
olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın
yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Özel hayatın gizliliğini ihlal
Şantaj, Sahtecilik, Yalan Beyan ve İftira Suçları
Hakkı olan veya yükümlü bulunduğu bir şeyi yapacağından ya da yapmayacağından bahisle bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir eyleme zorlayan veya haksız çıkar sağlamaya çalışan fail Türk Ceza Kanunu m. 107/1 gereğince bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Kendisine veya başkasına çıkar sağlama amacıyla bir kişinin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı ya da isnat edileceği tehdidi de Türk Ceza Kanunu m. 107/2 kapsamında aynı cezayı gerektirir. Yapay zekâ aracılığıyla üretilen sahte ses veya görüntü kayıtları üzerinden mağdurdan menfaat talep edilmesi şantaj suçu kapsamında değerlendirilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 107Kaynağı aç
bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı
veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar
sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14
md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref
veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat
edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya
hükmolunur.
Cebir
Yapay zekâ sistemleri kullanılarak resmî bir belgenin sahte olarak üretilmesi, gerçek bir resmî belgenin aldatma kabiliyetini haiz biçimde değiştirilmesi veya sahtesinin kullanılması Türk Ceza Kanunu m. 204/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Fiilin görevi gereği belge düzenlemeye yetkili kamu görevlisince işlenmesi hâlinde ceza Türk Ceza Kanunu m. 204/2 gereğince üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir. Sahteliği iddia edilen resmî belgenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge türünden olması durumunda ceza Türk Ceza Kanunu m. 204/3 doğrultusunda yarı oranında artırılır. Resmî belge düzenleme yetkisi bulunan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kimse Türk Ceza Kanunu m. 206/1 gereğince üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Sahte özel belge düzenlenmesi durumunda Türk Ceza Kanunu m. 207 gündeme gelirken, sahte resmî veya özel belgenin başka bir suçun işlenmesinde kullanılması hâlinde Türk Ceza Kanunu m. 212 uyarınca hem sahtecilikten hem de ilgili suçtan ayrı ayrı ceza verilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 204Kaynağı aç
bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi
belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak
düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren,
gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu
görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar
geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında
artırılır.
Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 206Kaynağı aç
olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis
veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Özel belgede sahtecilik
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 212Kaynağı aç
işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan
dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.
BEŞİNCİ
BÖLÜM
Kamu
Barışına Karşı Suçlar
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit
Yapay zekâ ile kurgulanan sahte ses, video veya evraklar aracılığıyla bir kimsenin suç işlediği iddiasıyla yetkili makamlara başvurulması Türk Ceza Kanunu m. 267 uyarınca iftira suçunu oluşturur; failin maddi eser ve delil uydurması yaptırımı artırır. Türk Ceza Kanunu m. 268 kapsamındaki başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için ise failin evvelce bir suç işlemiş olması, kendisi hakkındaki soruşturma veya kovuşturmayı engelleme gayesi gütmesi ve gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanması şarttır. Bu şartlar varsa fail iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.
Ceza Muhakemesinde Delil Toplama ve Bilişim İncelemeleri
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160 uyarınca Cumhuriyet savcısı, suç işlendiği izlenimini edindiği anda işin esasını araştırmaya başlayarak şüphelinin hem lehine hem de aleyhine delilleri toplamak ve muhafaza altına almakla yükümlüdür. Yapay zekâ yoluyla gerçekleştirilen eylemlerde Ceza Muhakemesi Kanunu m. 134 devreye girebilir; buna göre somut delillere dayalı kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka türlü delil temin edilememesi şartıyla şüphelinin kullandığı bilgisayar, program ve kütüklerinde arama yapılmasına, kayıtların kopyalanmasına ve çözümlenmesine karar verilebilir.
Medeni Hukukta Kişilik Haklarının Korunması ve Dava Yolları
Kişilik hakkına hukuka aykırı şekilde saldırılan kimse, Türk Medeni Kanunu m. 24/1 uyarınca hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunma talep edebilir. Mağdurun rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal bir yarar ya da kanunun tanıdığı yetkinin kullanılması sebeplerinden biri bulunmadıkça kişilik haklarına yapılan her saldırı Türk Medeni Kanunu m. 24/2 gereğince hukuka aykırıdır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 24Kaynağı aç
24- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden,
saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün
nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması
sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı
hukuka aykırıdır.
2.
Davalar
Kişilik hakkı tecavüze uğrayan davacı, Türk Medeni Kanunu m. 25/1 uyarınca saldırı tehlikesinin önlenmesini, devam eden fiili saldırının sona erdirilmesini ve sona ermesine rağmen etkileri süren saldırının hukuka aykırılığının tespitini dava edebilir. Davacı ayrıca Türk Medeni Kanunu m. 25/2 hükmü uyarınca düzeltmenin veya mahkeme hükmünün üçüncü şahıslara bildirilmesini ya da yayımlanmasını talep etme hakkına sahiptir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
25- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan
saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının
hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.
Davacı
bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da
yayımlanması isteminde de bulunabilir.
Davacının,
maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde
edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine
verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.
Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş
olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça
mirasçılara geçmez.
Davacı,
kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim
yeri mahkemesinde dava açabilir.
III.
Ad üzerindeki hak
1.
Adın korunması
Saldırıya uğrayanın maddi ve manevi tazminat talepleri ile hukuka aykırı saldırı neticesinde elde edilen kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre devrini isteme hakkı Türk Medeni Kanunu m. 25/3 kapsamında saklıdır. Uğranılan manevi zararın tazmini için Türk Borçlar Kanunu m. 58/1 gereğince manevi tazminat olarak bir miktar para istenebilir; hâkim bu tazminat yerine veya tazminata ek olarak Türk Borçlar Kanunu m. 58/2 uyarınca saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Manevi tazminat istemi karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça başkasına devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça da mirasçılara intikal etmez. Kişilik haklarının korunması davaları, Türk Medeni Kanunu m. 25/5 gereğince davacının kendi yerleşim yerinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini
isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim
biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı
kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
4. Ayırt etme gücünün
geçici kaybı
İnternette paylaşılan bir fotoğrafın yapay zekâ ile taklit edilerek kullanılması suç oluşturur mu?
İnternetteki görsellerin kamuya açık olması her türlü kullanıma açık oldukları anlamına gelmez; rıza dışı işleme, sentetik kimlik üretimi veya yayma hâllerinde eylemin niteliğine göre kişisel verileri kaydetme, yayma veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçları gündeme gelebilir.
Yapay zekâ ile sahte profil açılması veya ses taklidi doğrudan TCK m. 268 suçunu oluşturur mu?
Doğrudan oluşturmaz. Türk Ceza Kanunu m. 268'deki suçun varlığı için failin evvelce işlediği bir suç bulunmalı, hakkındaki adli işlemleri engelleme gayesi taşımalı ve gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanmalıdır; sahte hesap veya ses taklidinde somut amaca göre diğer suç tipleri değerlendirilir.
Yapay zekâ ile üretilen sentetik görüntülerde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu uygulanır mı?
Mağdurun gerçek yaşamına ait somut bir görüntü veya ses içermeyen sentetik içeriklerde Türk Ceza Kanunu m. 134'ün uygulanabilirliği tartışmalıdır; bu durumlarda kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımı, hakaret, şantaj veya kişilik hakları saldırısı hükümleri incelenebilir.
Kimlik taklidi nedeniyle uğranılan manevi zarar için mirasçılar doğrudan dava açabilir mi?
Manevi tazminat istemi, miras bırakan tarafından sağlığında ileri sürülmüş olmadıkça veya karşı tarafça kabul edilmiş bulunmadıkça mirasçılara geçmez.
Kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse davasını hangi yer mahkemesinde açmalıdır?
Kişilik haklarının korunması davaları, Türk Medeni Kanunu m. 25/5 gereğince davacının kendi yerleşim yeri mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

