Silah Taşıma Ruhsatı Kimlere Verilir ve Şartları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Silah Taşıma Ruhsatı Kimlere Verilir ve Şartları Nelerdir?

Silah Taşıma Ruhsatının Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Silah taşıma ruhsatı, sahibine ateşli silahını mevzuatta belirlenen yasal kayıtlamalar dairesinde sürekli yanında veya üzerinde bulundurma yetkisi tanıyan idari bir izin belgesidir. Söz konusu izin, silahın yalnızca belirli bir meskende ya da iş yerinde muhafaza edilmesine olanak tanıyan silah bulundurma ruhsatından temel işlevi ve hukuki sonuçları bakımından ayrılır. Ruhsata bağlanmış silahlara ait yerli veya yabancı menşeli mermiler için ayrıca bir ruhsat düzenlenmesi gerekmez; mevcut silah ruhsatı mermileri de kapsar. Taşımaya yetkili kişilerin birden fazla silaha malik olması halinde, ilgililerin talebi üzerine her bir silah için ayrı ayrı taşıma ruhsatı verilir. Düzenlenen taşıma ruhsatları, kanunda açıkça silah taşınamayacağı öngörülen istisnai yasak mekânlar haricinde her yerde geçerliliğini korur.

6136 sayılı ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – (Değişik: 22/11/1990 – 3684/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 3/10/2016-KHK-676/12 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/12 md.) Bu Kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatları yenileme harcı alınmak şartı ile beş yıl için geçerlidir. Ruhsatların veriliş sebeplerinin ortadan kalkması halinde ruhsat sahibi durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Aksine hareket edenler ile süresi dolduğu halde altı ay içerisinde ruhsatını yeniletmeyenlerin ruhsatları iptal edilir. Ancak, gerekli şartları haiz olan kişilere üçbin Türk Lirası idari para cezası ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir. Bu fıkra hükmüne göre idari para cezası vermeye mülki amir yetkilidir. (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/153 md.) Ancak, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, Hükümet Üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri, Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, Başbakanlık ile İçişleri Bakanlığı müsteşarları, Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü, Sahil Güvenlik Komutanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter yardımcıları, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreter yardımcıları ve bu görevlerde bulunmuş olanların, gazilerin ve 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şehitlerin ve gazilerin ana, baba, eş ve çocuklarına intikal eden veya intikal eden yoksa edinecekleri ruhsatlarında süre kaydı aranmaz. Ruhsata bağlanmış silahlara ait yerli ve yabancı menşeli mermiler için ayrıca ruhsat aranmaz. Bu ruhsatlar mermiler için de geçerlidir. (Ek cümle:21/11/2024-7533/8 md.) Bu Kanun hükümlerine göre armağan edilen silahlar için kişilere bulundurma veya taşıma izni veren kayıt ve belgelerde süre kaydı aranmaz. [5][6][7] Silah taşıma ruhsatları nereden verilmiş olursa olsun Ek 1 inci maddede sayılan yerler dışında geçerlidir. Birden fazla silaha sahip olanlardan bu Kanun Hükümlerine göre, durumları silah taşımaya uygun olanlara istekleri halinde, mevcut silahlarının hepsi için ayrı ayrı taşıma ruhsatı verilir. Ruhsatların renk, şekil, muhtevası ile diğer hususlar yönetmelikte belirlenir.

Ateşli silah taşımak veya bulundurmak, kişilere anayasal düzlemde tanınmış genel bir hak veya serbestçe kullanılabilir bir özgürlük vasfı taşımaz. Kamu düzeni, genel güvenlik ve asayişin korunması amacıyla kolluk kuvvetleri ile askeri personel haricindeki kişilerin silah taşıyabilmeleri, idarenin takdir yetkisi ve kanunla belirlenmiş sıkı kurallara bağlanmış istisnai bir imtiyazdır. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesi, ateşli silahları kimlerin taşıyabileceğini veya bulundurabileceğini açıkça tahsis etmiştir.

Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2012/5124, K. NoneKaynağı aç
Danıştay 15. Daire Başkanlığı         2012/5124 E.  ,  / K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2012/5124 Karar No : 2015/6493 Davacı : Vekili : Davalılar : 1- Vekili : 2- Davanın Özeti : Davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 13.03.2012 tarihli işlemi ile işlemin dayanağı 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir. Savunmaların Özeti : 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesi hükmüyle, hiç bir şekilde silah taşıma ve bulundurma izni alamayacaklar belirlendikten sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesinin öngörüldüğü, Bakanlar Kurulu'na verilen yetki çerçevesinde düzenlenen Yönetmelik'in 16. maddesi 1. fıkrasında hiçbir şekilde silah ruhsatı verilemeyecek veya verilmiş ruhsatları iptal edilecek kişilerin sayıldığı, 4. fıkrasında ise "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılaması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna kadar silah ilgili birimce emenete alınır." hükmüne yer verildiği ve Adalet Bakanlığı görüşleri de dikkate alınarak çıkarılan genelgenin ve dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerekeceği savunulmuştur. Danıştay Tetkik Hakimi : Düşüncesi : Davanın, davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemin iptal talebine ilişkin kısmının işlemde yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilerek işlemin iptaline, düzenleyici işlemin iptal talebine ilişkin kısmının ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : Düşüncesi : Dava, davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin, 15.03.2012 tarih ve 404 sayılı işlemle tebliğ edilen, 13.03.2012 tarihli işlemi ile 30.10.2008 tarih ve 1356-66 sayılı Genelgesi'nin iptali istemiyle açılmıştır. 6136 sayılı Yasanın 7. maddesinde ateşli silahları kimlerin taşıyacakları beş bent halinde belirlenmiş olup, 5. bendinde "Bakanlar Kurulunca Çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikası alanların" da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken yada işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış, maddenin devamında ise "Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir Yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır. Aynı maddenin son bölümünde de "Ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara; affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmez." hükmüne yer verilmiştir. 6136 sayılı Yasanın yukarıda anılan hükmüyle, ateşli silahla cürüm işleyenler ile taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanların affa uğramış olsalar bile hiçbir surette silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları kurala bağlandıktan sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüş; bu haliyle de kesinlikle izin verilemeyecekler belirlenerek, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Belirtilen maddenin uygulanmasına ilişkin olarak 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Yönetmeliğin 16. maddesinde, silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumlar maddeler halinde yazılmış, aynı maddenin 4. fıkrasında da "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna kadar silah ilgili birimce emanete alınır." hükmü yer almıştır. Belirtilen mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; 6136 sayılı Yasanın, silah ruhsatı verilmesini engelleyen hususların yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kuruluna verdiği yetki çerçevesinde, kamu güvenliğinin sağlanması, ruhsatı bulunan veya ruhsat verilecek kişinin suç işleme eğiliminin önlenmesi ve suç şüphesinden uzak olması amacıyla, yargılamaları süren şahıslara yönelik olarak yargılama sonuçlanıncaya kadar, Yasanın ve Yönetmeliğin belirlediği ceza ile cezalandırılma olasılığı bulunanlara özgü olarak getirilen ön tedbirde ve bu konuda idarenin Yönetmelikle düzenleme yapmasında, 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık bulunmadığı gibi, esasen silah ruhsatı almanın herkese tanınmış bir hak olarak kabulüne de imkan bulunmamaktadır. Diğer taraftan, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu'nun 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, hukuk aleminde kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliği taşımamaktadır. Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin 1412 sayılı Kanunun 305 ve 5271 sayılı Kanunun 223. maddeleri uyarınca sonraki aşamaları da dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Bu tür kararların sanık yönünden hukuki bir sonuç doğurması ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan ve Mahkemenin belirlediği 5 yıllık deneme süresince, yargılanan şahsın sanık sıfatı devam ettiğinin kabulü gerekeceğinden, kesin olmayan söz konusu kararlar nedeniyle beş yıllık denetimli serbestlik süresi içerisindeki kişilerin durumlarının "yargılanması devam edenler" kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilenlerce yapılan silah ruhsatı verilmesi ya da yenileme talepleri, Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen "yargılanması devam edenler" kapsamı içerisine girdiğinden, Yönetmeliğin bu maddesinin açıklaması ve tekrarı niteliğindeki 30.10.2008 tarih ve B.05.1.EGM.0.11.04.02-62664-1356-2008/66 nolu Genelgenin anılan Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlendiği anlaşılmış olup, dava konusu Genelge hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu işlemin iptali istemine gelince; 6136 sayılı Kanun'un genel gerekçesine bakıldığında, 2637 sayılı Kanun'a ait Nizamname'nin 1. maddesine göre ilçelerde kaymakamlar, illerde valilerin muvafakatlarıyla emniyet müdür ve memurları yasak olmayan silahların taşınabilmesi için hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın diledikleri kimselere izin vermek yetkisine haiz bulundukları, silah taşıma izni verilmesi hususunda Çok titiz hareket edilmesi gerekirken bu yetkinin gelişi güzel kullanılmakta olduğu, silah taşımalarını icabettirir hiçbir sebep bulunmayan kimselere de bu izin ve müsaadenin verildiği görüldüğünden silah taşınması ve bulundurulması hususunda daha esaslı ve ciddi tedbirler alınmasının gerekli olduğu belirtilmektedir. Bu gerekçeden hareketle düzenlenen 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri beş bent halinde belirlenmiş, 5. bendinde " Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikası alanların" da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabileceği hükmü yer almıştır. Söz konusu Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin (a) bendinde; İl valilerinin, yaptıkları iş, sosyal, ekonomik, kültürel ve mesleki faaliyetleri ya da bulundukları yer ve zaman itibarıyla can güvenliklerinin ciddi ve harici tehdit ve tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel olduğu anlaşılan Türk vatandaşlarına talepleri halinde silah taşıma ruhsatı verilebileceği, ancak, bu bentte adı geçen şahısların can güvenliklerinin ciddi ve harici tehditlere maruz kalacağının kuvvetle muhtemel olup olmadığı hususunun valiler tarafından takdir edileceği belirtilmiş, 8. maddesinde; silah taşımalarına izin verilen kamu görevlileri sayılmış, 9. maddesinde; Valiler tarafından yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde maddede sayılan kişilere silah taşıma ruhsatı verilebileceği, aynı Yönetmeliğin Ek 2. maddesinde de, Valilerin, 7. ve Ek 1.maddelerde belirtilenler hariç olmak üzere, bu Yönetmelik hükümlerine göre sahip oldukları yetkilerini, gerekli gördükleri takdirde, kısmen veya tamamen, kaymakamlara yazılı olarak devredebilecekleri düzenlenmiştir. Söz konusu Kanun ve Yönetmelik hükümlerinden silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verme yetkisinin sadece valilerde bulunduğu, bu yetkinin bu tür ruhsatların iptaline yönelik işlemleri de kapsadığı sonucuna varılmaktadır. sil Dava dosyasının incelenmesinden; davacının bulundurma ruhsatlı tabancasına can güvenliğinden dolayı taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin dayanağı olan valilik olurunun vali adına vali yardımcısı tarafından verildiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesi ve bu ruhsatların iptal edilmesi konusunda valilere yetki verildiği, bu yetkinin bir kısım istisnalar dışında sadece kaymakamlara devredilebileceği, Kanun ve Yönetmelikte vali yardımcısına bu konuda yetki devri yapılabileceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı görüldüğünden, yetkisiz merci tarafından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin, 15.03.2012 tarih ve 404 sayılı işlemle tebliğ edilen, 13.03.2012 tarihli işleminin İPTALİNE, 30.10.2008 tarih ve 1356-66 sayılı Genelgesi'nin iptali isteminin REDDİNE , karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava, davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 13.03.2012 tarih ve 404 sayılı işlemi ile işlemin dayanağı 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nin iptali istemiyle açılmıştır. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyacakları beş bent halinde belirlenmiş, beşinci bendinde, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış, maddenin devamında silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükmü yeralmıştır. Aynı maddenin son fıkrasında da "Ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara; affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmez." hükmüne yer verilmiştir. 6136 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükmüyle, ateşli silahla cürüm işleyenlerle taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanların affa uğramış olsalar bile hiçbir surette silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları kurala bağlandıktan sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüş; bu haliyle de kesinlikle izin verilemeyecekler saptanarak, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verilmiştir. 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 16.maddesinde; silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumlar maddeler halinde sayılmış, bu kapsamda maddenin (d) bendinde, taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her türlü kaçakçılık, kara para aklama, halayi ihracat, elektronik alet ve cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarından birinden hüküm giymiş olanlara silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı verilmeyeceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında; yukarıdaki fıkranın (a), (b), (c), (d), (e).. bentleri kapsamına girenlere affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, bu fıkra hükmünün 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlara uygulanmayacağı, dördüncü fıkrasında ise; bu madde kapsamında sayılan fiilerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemlerinin, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulacağı ve yargılama sonucuna kadar silahın ilgili birimce emanete alınacağı düzenlenmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının bulundurma ruhsatlı … marka 9 mm çap, … seri numaralı silahına can güvenliğinden dolayı silah taşıma ruhsatı düzenlenmesi istemiyle yaptığı başvuru üzerine ruhsat işlemlerine esas alınmak üzere yapılan araştırmada; davacının ..Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile "elektrik enerjisi hakkında hırsızlık" suçundan dolayı 10 ay hapis cezası ile cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, söz konusu mahkeme kararına istinaden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair süre sonuna kadar davacıya 91/1779 sayılı Yönetmeliğin 16. maddesi dördüncü fıkrasına göre silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesinin mümkün olmadığı, ancak bu süre sonunda davacı hakkında kamu davasının düşürülmesine ilişkin kararların ibraz edilmesi halinde ruhsat işlemlerinin yapılabileceği gerekçesiyle ruhsat başvurusunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davanın, 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nin iptali istemine ilişkin kısmı incelendiğinde; Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak Kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olmakla birlikte, silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış temel bir hak ve özgürlük olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Belirlenen çerçevede, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde konuya özgü kurallara yer verilmesinin ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Diğer yandan; 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri sayılmış olup, ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara, affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmeyeceği belirtilerek genel bir sınırlama getirilmiş ve Kanun'un 7. maddesinde sayılanlar dışında kalanlar silah ruhsatı verilebilmesi için valiliklere takdir yetkisi verilmiştir. İdarelere tanınan takdir yetkisi sınırsız olmayıp, bu yetkiyi kullanan kamu görevlileri kamu yararı ve hizmetin gereği olarak değerlendirme yapmak zorundadırlar. Ayrıca valilere tanınan takdir yetkisinin Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılacak düzenleyici işlemlerle objektif bazı esaslara bağlanması da mümkündür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile değişik 5. fıkrada; "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. …Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder." düzenlemesi yer almıştır. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur: İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin sonraki aşamaları da dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Esasen, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte sanık bakımından yasada öngörülen denetim süresi başlayacak ve mahkeme bu süre içinde sanığa bazı denetimli serbestlik tedbirlerine uyma yükümlülüğü getirebilecektir. Bu süre içinde sanığın kasıtlı bir suç işleyip işlemediği ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranıp davranmadığına göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkacaktır. Şayet sanık, bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemez ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirine uygun davranırsa, hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilecek, kasıtlı suç işler veya tedbirlere aykırı davranırsa hakkındaki hüküm aynen veya gerektiğinde değiştirilerek açıklanacaktır. İşte bu aşamadan sonra verilecek ve uyuşmazlığı nihai biçimde çözecek olan düşme veya mahkûmiyet kararları hüküm niteliğindedir. Bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği açık olup, bu kararın davacı yönünden hukuki bir sonuç doğurması ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan ve Mahkemenin belirlediği 5 yıllık denetim süresinde, yargılanan şahsın sanık sıfatının devam ettiğinin kabulü gerekeceğinden, hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan kişilerin durumunun yukarıda aktarılan Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında değerlendirilerek, ancak denetimli serbestlik veya hükmün açıklanmasının ertelenmesine dair süre sonunda kamu davasının düşürülmesine dair kararın ibraz edilmesi halinde silah ruhsat işlemlerinin yapılabileceği yolundaki 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davanın, davacı hakkında tesis edilen 13.03.2012 tarih ve 404 sayılı bireysel işlemin iptal istemine ilişkin kısmı incelendiğinde ise; 6136 sayılı Kanun'un genel gerekçesine bakıldığında, 2637 sayılı Kanun'a ait Nizamname'nin 1. maddesine göre ilçelerde kaymakamlar, illerde valilerin muvafakatlarıyla emniyet müdür ve memurları yasak olmayan silahların taşınabilmesi için hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın diledikleri kimselere izin vermek yetkisine haiz bulundukları, silah taşıma izni verilmesi hususunda çok titiz hareket edilmesi gerekirken bu yetkinin gelişi güzel kullanılmakta olduğu, silah taşımalarını icabettirir hiçbir sebep bulunmayan kimselere de bu izin ve müsaadenin verildiği görüldüğünden silah taşınması ve bulundurulması hususunda daha esaslı ve ciddi tedbirler alınmasının gerekli olduğu belirtilmektedir. Bu gerekçeden hareketle düzenlenen 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri beş bent halinde belirlenmiş, 5. bendinde " Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikası alanların" da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabileceği hükmü yer almıştır. Söz konusu Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin (a) bendinde; İl valilerinin, yaptıkları iş, sosyal, ekonomik, kültürel ve mesleki faaliyetleri ya da bulundukları yer ve zaman itibarıyla can güvenliklerinin ciddi ve harici tehdit ve tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel olduğu anlaşılan Türk vatandaşlarına talepleri halinde silah taşıma ruhsatı verilebileceği, ancak, bu bentte adı geçen şahısların can güvenliklerinin ciddi ve harici tehditlere maruz kalacağının kuvvetle muhtemel olup olmadığı hususunun valiler tarafından takdir edileceği belirtilmiş, 8. maddesinde; silah taşımalarına izin verilen kamu görevlileri sayılmış, 9. maddesinde; Valiler tarafından yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde maddede sayılan kişilere silah taşıma ruhsatı verilebileceği, aynı Yönetmeliğin Ek 2. maddesinde de, Valilerin, 7. ve Ek 1. maddelerde belirtilenler hariç olmak üzere, bu Yönetmelik hükümlerine göre sahip oldukları yetkilerini, gerekli gördükleri takdirde, kısmen veya tamamen, kaymakamlara yazılı olarak devredebilecekleri düzenlenmiştir. Söz konusu Kanun ve Yönetmelik hükümlerinden silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verme yetkisinin sadece valilerde bulunduğu, bu yetkinin bu tür ruhsatların iptaline yönelik işlemleri de kapsadığı sonucuna varılmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği gerekçesiyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin vali adına vali yardımcısı tarafından tesis edildiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesi ve bu ruhsatların iptal edilmesi konusunda valilere yetki verildiği, bu yetkinin bir kısım istisnalar dışında sadece kaymakamlara devredilebileceği, Kanun ve Yönetmelikte vali yardımcısına bu konuda yetki devri yapılabileceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı görüldüğünden, yetkisiz merci tarafından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının bulundurma ruhsatının silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 13.03.2012 tarih ve 404 sayılı işleminin İPTALİNE, 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nin iptali isteminin REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan …TL yargılama giderinin haklılık oranı dikkate alınarak … TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, …TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak na,…TL vekalet ücretinin de davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz isteminde bulunulabileceğinin taraflara duyurulmasına, 23/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 15. Daire, E. 2011/2789, K. 2011/4447Kaynağı aç
15. Daire         2011/2789 E.  ,  2011/4447 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2011/2789 Karar No : 2011/4447 Temyiz Eden (Davalı) : … Valiliği Karşı Taraf (Davacı): … Vekili : Av. … İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Davacının yargılanıp ceza aldığı fiil, Yönetmeliğin 16/d maddesi kapsamında silah taşıma ruhsatının iptali nedeni olduğu anlaşılmakla, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen aksi yöndeki temyize konu idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı: … Düşüncesi : 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyabileceği ya da mesken veya işyerinde bulundurulabileceği sayılmak suretiyle belirlenirken, anılan maddenin 5. fıkrasında, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar da bu kapsama dahil edilmiş, aynı maddenin son fıkrasında da; "Ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara affa uğramış olsalar bile hiçbir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmez." kuralına yer verilmiştir. Anılan Yasa hükmü doğrultusunda hazırlanarak 21.3.1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 8, 9 ve 10. maddelerinde valilerin iznine tabi olarak silah taşıma ruhsatı alabilecekler belirlenirken, adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesinde de, silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller düzenlenmiştir. 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendinde; taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik…… suçlarından birinden hüküm giymiş olanlara hiçbir şekilde ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, verilmiş ruhsatların iptal edileceği kurala bağlanmış, anılan maddenin son fıkrasında ise, bu bent kapsamına girenler, affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile kendilerine ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. 6136 sayılı Yasa uyarınca Bakanlar Kurulunca çıkarılan Yönetmelik ile silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilecek olan kişilerde aranılacak nitelikler, ilgilinin bulunduğu görev veya sosyal konumu, fiziksel özellikleri, suç işleme konusundaki eğiliminin değerlendirilmesi suretiyle kamu yararı ve güvenliğinin gözetilmesi için özel koşullara bağlanmıştır. Dava konusu Yönetmeliğin 16/d maddesinin incelenmesinden, bu amaca uygun hükümler içerdiği, maddenin (d) bendinde, "..hırsızlık…" ibaresine yer verilmek suretiyle belirtilen suçdan mahkum olanlara silah ruhsatı verilmemesine ilişkin olarak düzenleme getirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 11.3.2004 günlü, E:2001/7897, K:2004/317 sayılı ve Danıştay 10. Dairesinin 18.1.2011 günlü E:2008/3299, K:2011/59 sayılı kararları da Yönetmeliğin anılan kuralının hukuka uygun olduğu yönündedir. Davacının yargılanıp ceza aldığı fiil, Yönetmeliğin yukarıda sözü edilen 16/d maddesi kapsamında bulunduğundan, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince gereği görüşüldü: Dava, davacının silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesince; Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7. maddesinde, Ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan veya bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı altı aydan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, affa uğramış olsalar bile hiçbir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmeyeceğinin düzenlenmesine karşın Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16/d maddesinde, hırsızlık suçuna yer verilmemek suretiyle silah taşıma ve bulundurma izni verilemeyecek haller arasında sayılmasının normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, kanun hükmüne uygun olmayan yönetmelik maddesine dayanmak suretiyle tesis edilen davalı idare işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idare, anılan kararın hukuka aykırı olduğunu öne sürerek temyizen incelenip bozulmasını istemektedir. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyabileceği ya da mesken veya işyerinde bulundurulabileceği sayılmak suretiyle belirlenirken, anılan maddenin 5. fıkrasında, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar da bu kapsama dahil edilmiş, aynı maddenin son fıkrasında da; "Ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan veya bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı altı aydan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, affa uğramış olsalar bile hiçbir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmez." kuralına yer verilmiştir. Anılan Yasa hükmü doğrultusunda hazırlanarak 21.3.1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 8, 9 ve 10. maddelerinde valilerin iznine tabi olarak silah taşıma ruhsatı alabilecekler belirlenirken, adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesinde de, silah ruhsatı verilmesine engel haller düzenlenmiştir. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendinde; taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik…… suçlarından birinden hüküm giymiş olanlara hiçbir şekilde ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, verilmiş ruhsatların iptal edileceği kurala bağlanmış, anılan maddenin son fıkrasında ise, bu bent kapsamına girenler, affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile kendilerine ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, ticaretle uğraşan davacının can güvenliği nedeniyle … marka silahına verilen ruhsatının, …Sulh Ceza Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararı ile hırsızlık suçundan dolayı 4 ay hapis cezası ile mahkum edilmesi nedeniyle iptal edildiği, davacının silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yönetmelik hükmüyle; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her türlü kaçakçılık, kara para aklama, hayali ihracat, elektronik alet ve cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarından birinden hüküm giymiş olanlara, affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmemesi öngörülmüştür. Hukuk devletinin korumayı amaçladığı hukuk güvenliği ve kamu düzeni çerçevesinde, Devletin askeri ve kolluk güçleri dışında kalan kişilerin ateşli silah taşımaları ve bulundurmaları ayrıksı ve özel bir yetkiyi ifade etmekte olup, bir hak değildir. Bu bağlamda, ilgililerin Yasa ve yönetmelik ile ateşli silah ve mermilerini taşıma ve bulundurmasına izin verilebilecekler arasında sayılmış olması, bu yetkinin tanınmasının mutlak ve tek koşulu değildir. Çünkü bu ayrıksı ve özel yetkiye sahip olacakların, yine bu yetkiden kaynaklanan sorumluluğa ve bilince sahip olmaları gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda ise, davacının, yargılandığı hırsızlık fiilinden dolayı almış olduğu mahkumiyeti, Yönetmeliğin 16/d maddesi kapsamında silah taşıma ruhsatı verilmesine engel oluşturacak haller arasında bulunmaktadır. Bu durumda, davacının silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekirken aksi yöndeki temyize konu idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan, Yönetmeliğin yukarıda yer verilen 16/d maddesinin 6136 sayılı Kanuna aykırı olduğundan bahisle açılan davada verilen Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 11.03.2004 günlü, E:2001/7897, K:2004/317 sayılı ve Danıştay Onuncu Dairesinin 18.01.2011 günlü E:2008/3299, K:2011/59 sayılı kararları da Yönetmeliğin anılan kuralının hukuka uygun olduğu yönündedir. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca davacının temyiz isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere anılan idare mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/7133, K. 2023/5068Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/7133 E.  ,  2023/5068 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/7133 Karar No : 2023/5068 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … / ANKARA VEKİLİ : Huk. Müş. … … Müdürlüğü/ … 2- … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. … 3- … Valiliği / … VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Hakimlik mesleğinden istifa ederek avukatlık yapmaya başlayan davacı tarafından, avukatlık mesleğinden dolayı tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin Ankara Valiliği'nin … tarihli, … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, avukatlık mesleğini icra etmesi sebebiyle silah taşıma ruhsatı alma hakkının bulunduğu, dava konusu Yönetmelik maddesinin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, iptali istenen hükmün eylemle orantılı olmayan ölçüsüz bir hak yoksunluğuna neden olduğu ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendindeki düzenlemenin 6136 sayılı Kanun'un 6. maddesine uygun olduğu, Bakanlar Kurulu'na verilen yetki çerçevesinde düzenlenen Yönetmelik hükmünün ve buna dayalı tesis edilen işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerekeceği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararına uyularak, davacının silah ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Ankara Valiliği'nin 16/08/2012 günlü, 29425 sayılı işlemi yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; hakimlik mesleğinden istifa ederek avukatlık yapmaya başlayan davacının, avukatlık mesleğinden dolayı tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin Ankara Valiliğinin … günlü, … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onbeşinci Dairesinin 11/09/2015 günlü, E:2013/346, K:2015/5130 sayılı kararıyla; Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi (ı) bendi yönünden dava reddedilmiş; dava konusu bireysel işlem ise iptal edilmiştir. Anılan kararın iptale ilişkin kısmı Danıştay İdari Dava Daireleriinin 04/10/2017 günlü, E:2016/2301, K:2017/2894 sayılı kararıyla bozulmuş; davanın reddedilen kısmı ise temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Uyuşmazlık; davacının avukatlık mesleğinden dolayı tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin bireysel işlemden kaynaklanmaktadır. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatları yenileme harcı alınmak şartı ile beş yıl için geçerlidir. Ruhsatların veriliş sebeplerinin ortadan kalkması halinde ruhsat sahibi durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Aksine hareket edenlere bir daha silah ruhsatı verilmez." kuralı yer almaktayken, anılan fıkra 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 12. maddesiyle değişikliği uğramış ve bu değişiklik 7070 sayılı Kanunun 12. maddesiyle aynen kabul edilmiştir. 6136 sayılı Kanunun 6. maddesinin 7070 sayılı Kanun ile değişik 1. fıkrasıyla; “Bu Kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatları yenileme harcı alınmak şartı ile beş yıl için geçerlidir. Ruhsatların veriliş sebeplerinin ortadan kalkması halinde ruhsat sahibi durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Aksine hareket edenler ile süresi dolduğu halde altı ay içerisinde ruhsatını yeniletmeyenlerin ruhsatları iptal edilir. Ancak, gerekli şartları haiz olan kişilere üçbin Türk Lirası idari para cezası ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir. Bu fıkra hükmüne göre idari para cezası vermeye mülki amir yetkilidir.” kuralı getirilmiştir. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin "Taşıma ruhsatı verilebilecek diğer meslek mensupları" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasının (ş) bendinde de; barolara kayıtlı bulunan avukatlar, bu Yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde silah taşıma ruhsatı verilebilecek diğer meslek mensupları arasında sayılmıştır. Davanın görümü sırasında; 6316 sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasındaki “Aksine hareket edenlere bir daha silah ruhsatı verilmez.” yolundaki kural; “Aksine hareket edenler ile süresi dolduğu halde altı ay içerisinde ruhsatını yeniletmeyenlerin ruhsatları iptal edilir. Ancak, gerekli şartları haiz olan kişilere üçbin Türk Lirası idari para cezası ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir. Bu fıkra hükmüne göre idari para cezası vermeye mülki amir yetkilidir.” şeklinde değişmiş olup, lehe yapılan yasal düzenlemenin uyuşmazlığa konu olaya uygulanması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, avukat olan davacının bu sıfatıyla silah taşıma ruhsatı alabilecek kişi olarak silah taşıma ruhsat talebinde bulunduğu, anılan yasal değişiklik uyarınca davacının hakimlik mesleğinden dolayı aldığı silah ruhsatının iptal edilmesi üzerine tekrar ruhsat verilmesine ilişkin hukuki engelin sona erdiği ve davacının Ankara Barosunun resmi internet sayfasında Baro Lehasında kaydının da devam ettiği görülmektedir. Bu durumda, avukatlık sıfatı devam eden davacının, diğer gerekli şartları taşıması ve öngörülen para cezasını ödemesi halinde tekrar silah taşıma ruhsatı alma hakkı bulunduğundan, davacıya bir daha silah taşıma ruhsatı verilemeyeceği yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu bireysel işlemin iptali gerektiği düşülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi yönünden davanın reddi, davacının silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Ankara Valiliği'nin … tarih ve … sayılı işlemi yönünden dava konusu işlemin iptali yolundaki Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 11/09/2015 tarih ve E:2013/346, K:2015/5130 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının, davalı idarelerden Ankara Valiliği'nce temyizi sonrası Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/10/2017 tarih ve E:2016/2301, K:2017/2894 sayılı kararıyla bozulması üzerine Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava, hakimlik mesleğinden istifa ederek avukatlık yapmaya başlayan davacı tarafından, avukatlık mesleğinden dolayı tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin Ankara Valiliği'nin … tarihli, … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 11/09/2015 tarih ve E:2013/346, K:2015/5130 sayılı kararıyla; Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin iptali istemi yönünden davanın reddine, silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Ankara Valiliği'nin … tarihli, … sayılı işleminin iptaline karar verilmiştir. Anılan kararın iptale ilişkin kısmı, davalı idarelerden Ankara Valiliğince temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/10/2017 tarihli ve E:2016/2301, K:2017/2894 sayılı kararıyla bozulmuş, anılan karara karşı davacı tarafından yapılan kararın düzeltilmesi istemi ise, aynı Kurulun 26/12/2018 tarihli ve E:2018/935, K:2018/6031 sayılı kararıyla reddedilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır. Bu itibarla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararına uyulmak suretiyle bozulan kısımla sınırlı olarak dava hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatları yenileme harcı alınmak şarti ile beş yıl için geçerlidir. Ruhsatların veriliş sebeplerinin ortadan kalkması halinde ruhsat sahibi durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Aksine hareket edenlere bir daha silah ruhsatı verilmez." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanuna dayanılarak Bakanlar Kurulu tarafından yürürlüğe konulan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin "Taşıma Ruhsatı Verilebilecek Diğer Meslek Mensupları" başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinde, barolara kayıtlı bulunan avukatlar, bu Yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde silah taşıma ruhsatı verilebilecek diğer meslek mensupları arasında sayılmış; 16. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde ise; ruhsatların veriliş nedenleri ortadan kalktığı halde durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmeyen ruhsat sahiplerine hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği ve verilmiş ruhsatların iptal edileceği belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Ankara Valiliği'nin …. tarihli ve … sayılı işleminin incelenmesi: Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak Yasayla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olup, bir temel hak ve özgürlük olarak tanımlanamayacak olan silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış bir hak olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Belirlenen çerçevede, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde konuya özgü kurallara yer verilmesinin ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Kanun koyucu tarafından, ateşli silahların kullanımının belli bir hukuki çerçeveye kavuşturulması ve disipline edilmesi amacıyla yürürlüğe konulan 6136 sayılı Kanun'da, ateşli silah taşıma yetkisini haiz olmayanların veya bu yetkisi sona erenlerin, kamu düzen ve güvenliğine aykırı olarak silah taşımalarına engel olmak amacıyla, ruhsat sahiplerinin, ruhsatın veriliş nedenlerinin ortadan kalkmasından itibaren altı ay içinde durumu ruhsatı veren makama bildirmeleri yönünde yükümlülük getirilerek yukarıda belirlenen amaç sağlanmaya çalışılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının … İdare Mahkemesi'nde hakim olarak görev yapmaktayken 18/02/1994 tarihli onayla meslekten çekilerek 16/03/1994 tarihi itibarıyla avukat olarak çalışmaya başladığı, 31/03/2011 tarihli dilekçesiyle, … silah defter numarasına kayden aldığı silah taşıma izin belgesini unutkanlık ve iş yoğunluğu nedeniyle o tarihe kadar yenileyemediğini belirterek, avukatlık mesleğini yapması nedeniyle kendisine silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle Ankara Valiliği'ne başvurduğu, Valilik tarafından Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 09/05/2012 tarih ve E:2011/12557, K:2012/2739 sayılı kararına istinaden yetki yönünden düzeltilerek tesis edilen … tarih ve … sayılı dava konusu işlemle, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 16. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca ruhsat verilme nedeni ortadan kalktığı halde durumun 6 ay içinde ruhsat veren makama bildirilmediği gerekçesiyle isteminin reddedildiği, davacı tarafından bu işlemin ve Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin, uygulama işleminin iptali, Yönetmelik kuralının iptali istemi yönünden davanın reddi yolundaki kararının, davanın reddine ilişkin kısmının temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, davacı hakimlik mesleğinden ayrıldıktan sonra altı aylık süre içerisinde avukat olarak çalışmaya başlamış ve Yönetmeliğin 9. maddesine göre avukatlar silah taşıma ruhsatı verilebilecek diğer meslek mensupları arasında sayılmış olsa bile, davacıya hakimlik mesleğinden dolayı verilen silah taşıma ruhsatının görevinden ayrılmakla verilme sebebi ortadan kalktığından ve davacının bu durumu altı aylık süre içerisinde idareye bildirmediği anlaşıldığından, anılan Kanun ve Yönetmelik hükmü uyarınca tesis edilen silah taşıma ruhsatı başvurusunun reddine ilişkin uygulama işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Ankara Valiliği'nin … tarihli ve … sayılı işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Dava netice olarak ret ile sonuçlandığından, aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin tamamının davacı üzerinde bırakılmasına, temyiz aşamasında davalı idarelerden Ankara Valiliğince yapılan toplam … TL tutarındaki yargılama giderinin tamamının davacıdan alınarak davalı Ankara Valiliğine verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra ilgilisine göre davacıya veya davalı idarelere iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2013/346, K. NoneKaynağı aç
Danıştay 15. Daire Başkanlığı         2013/346 E.  ,  / K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2013/346 Karar No : 2015/5130 Davacı : Vekili : Davalılar : Vekilleri : Davanın Özeti : Hakimlik mesleğinden istifa ederek avukatlık yapmaya başlayan davacının, avukatlık mesleğinden dolayı tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 16.08.2012 tarih ve 29425 sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi (i) bendinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir. Savunmaların Özeti : Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendindeki düzenlemenin 6136 sayılı Kanun'un 6. maddesine uygun olduğu, Bakanlar Kurulu'na verilen yetki çerçevesinde düzenlenen Yönetmelik hükmünün ve buna dayalı tesis edilen işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerekeceği savunulmuştur. Düşüncesi : Davanın, davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemin iptal talebine ilişkin kısmının kabul edilerek işlemin iptaline, düzenleyici işlemin iptal talebine ilişkin kısmının ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : Düşüncesi : Dava Hâkimlik mesleğinden istifa ederek avukatlığa başlayan davacının, silah taşıma ruhsatı verilmesi istemi ile yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlem ile dayanağı olan 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendinin iptali istemiyle açılmıştır. Dava dosyasının, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendinin iptali istemi yönünden incelenmesi sonucu; 6136 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1.fıkrasında, "Bu Kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatları yenileme harcı alınmak şartı ile beş yıl geçerlidir. Ruhsatların veriliş sebeplerinin ortadan kalkması halinde ruhsat sahibi durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Aksine hareket edenlere bir daha silah ruhsatı verilmez" hükmüne yer verilmiştir. Aynı şekilde, 6136 sayılı Kanun'un uygulanması amacıyla çıkarılmış olan Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendinde de Kanun hükmüyle uyumlu olarak altı aylık süre zarfında silah ruhsatının veriliş nedeni ortadan kalktığı halde bunu ilgili makama bildirmeyenlerin bir daha ruhsat alamayacakları düzenlenmiştir. 6136 sayılı Kanun uyarınca Bakanlar Kuruluna verilen yetkiye istinaden kanun hükmüne uygun şekilde düzenlenen Yönetmeliğin 16.maddesinin (i) bendinde kanuna aykırılık görülmemiştir. Dava konusu işleme gelince; Dosyanın incelenmesinden; davacının hâkim olarak görev yapmaktayken 18.02.1994 tarihinde meslekten çekilerek avukat olarak çalışmaya başladığı, 31.03.2011 tarihli dilekçesiyle hâkimlik görevi nedeniyle almış olduğu silah taşıma ruhsatını iş yoğunluğu nedeniyle yenilemeyi unuttuğunu belirterek kendisine avukatlık mesleği dolayısıyla silah ruhsatı verilmesi istemiyle 'ne başvuruda bulunduğu, Valiliğin 13.04.2011 tarihli i şlemiyle Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendi gereğince isteminin reddedilği, bu işleme ve Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendinin iptali istemiyle Danıştay 15. Dairesinde açtığı davanın, anılan Dairenin 9.5.2012 tarih ve E. 2011/12557, K: 2012/2739 sayılı kararıyla bireysel işlem yönünden, silah taşıma ruhsatı almak istemiyle yapılan başvurunun nce değerlendirilerek il valisi tarafından bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle iptali üzerine nce dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır. Yukarıda yer verilen 6136 sayılı Kanunun 6. maddesinin ve Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendinin, ruhsat veriliş nedeni ortadan kalkan ve bu durumu süresi içinde ilgili makama bildirmeyerek mevzuata aykırı biçimde ateşli silahı elinde bulundurmaya devam eden kişilere bir daha silah ruhsatı verilmesini önleme amacıyla düzenlendiği açık bulunmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta, hâkimlik mesleğinden çekilmesi nedeniyle silah taşıma ruhsatının verilme sebebi ortadan kalkan davacının, bu durumu altı aylık süre içerisinde valiliğe bildirmediği anlaşıldığından, anılan Yönetmelik hükmü uyarınca silah taşıma ruhsatı başvurusunun reddi yolunda tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce, davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü: Dava; hakimlik mesleğinden istifa ederek avukatlık yapmaya başlayan davacının, avukatlık mesleğinden dolayı tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 16.08.2012 tarih ve 29425 sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi (i) bendinin iptali istemiyle açılmıştır. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 6. maddesinde; bu Kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatlarının yenileme harcı alınmak şartı ile beş yıl için geçerli olduğu, ruhsatların veriliş sebeplerinin ortadan kalkması halinde ruhsat sahibinin durumu, ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmekle yükümlü olduğu ve aksine hareket edenlere bir daha silah ruhsatı verilmeyeceği hükmü yer almış, aynı Kanun'un 7. maddesinde; ateşli silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı verilecek kişiler beş bent halinde sayılmış, 5. bendinde; "Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikası alanların" da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabilecekleri belirtilmiş, maddenin devamında; "Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir Yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. 6136 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükmüyle, ateşli silahla cürüm işleyenlerle taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanların affa uğramış olsalar bile hiçbir surette silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları kurala bağlandıktan sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüş; bu haliyle de kesinlikle izin verilemeyecekler saptanarak, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının … İdare Mahkemesi'nde hakim olarak görev yapmaktayken 18.02.1994 tarihli onayla meslekten çekilerek avukat olarak çalışmaya başladığı, 31.03.2011 tarihli dilekçesiyle, 1993/33 silah defter numarasına kayden aldığı silah taşıma izin belgesini unutkanlık ve iş yoğunluğu nedeniyle o tarihe kadar yenileyemediğini belirterek, avukatlık mesleğini yapması nedeniyle kendisine silah taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle 'ne başvurduğu, Valilik tarafından Danıştay 15. Dairesinin 09.05.2012 tarih ve E:2011/12557, K:2012/2739 sayılı kararına istinaden yetki yönünden düzeltilerek tesis edilen 16.08.2012 tarih ve 29425 sayılı işlemle Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 16. maddesinin (i) bendi uyarınca ruhsat verilme nedeni ortadan kalktığı halde durumun 6 ay içinde ruhsat veren makama bildirilmediği gerekçesiyle isteminin reddedildiği, davacı tarafından bu işlemin ve Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacının hakimlik mesleğinden ayrıldıktan sonra yürüttüğü avukatlık faaliyetine hangi tarihte başladığının tespit edilmesi amacıyla yapılan 09.04.2015 tarihli ara karara cevaben dosyaya eklenen Ankara Barosunun 05.06.2015 tarih ve 111-11669 sayılı yazısına göre; davacının 02.03.1994 tarihinde baro levhasına yazıldığı, 16.03.1994 tarihi itibariyle de ruhsatname alarak avukatlığa başladığı ve kaydının halen devam ettiği bildirilmiştir. Davanın Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 16. maddesinin (i) bendinin iptali istemine ilişkin kısmı incelendiğinde; Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak Yasayla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olup, bir temel hak ve özgürlük olarak tanımlanamayacak olan silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış bir hak olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Belirlenen çerçevede, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde konuya özgü kurallara yer verilmesinin ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Kanun koyucu tarafından, ateşli silahların kullanımının belli bir hukuki çerçeveye kavuşturulması ve disipline edilmesi amacıyla yürürlüğe konulan 6136 sayılı Kanun'da, ateşli silah taşıma yetkisini haiz olmayanların veya bu yetkisi sona erenlerin, kamu düzen ve güvenliğine aykırı olarak silah taşımalarına engel olmak amacıyla, ruhsat sahiplerinin, ruhsatın veriliş nedenlerinin ortadan kalkmasından itibaren altı ay içinde durumu ruhsatı veren makama bildirmeleri öngörülerek, yukarıda belirlenen amaç sağlanmaya çalışılmıştır. 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinde, aşağıda belirtilen hallerden birine giren kimselere hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, verilmiş ruhsatların iptal edileceği belirtildikten sonra, maddenin dava konusu edilen (i) bendinde, 6136 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen 6. maddesine paralel şekilde, ruhsatların veriliş nedenleri ortadan kalktığı halde durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmeyen ruhsat sahipleri de bu kapsamda sayılmıştır. Bu haliyle Yönetmeliğin dava konusu edilen hükmü, dayanağı olan Kanun hükmünün uygulanmasına yönelik ve Kanun'un tekrarı niteliğinde olduğundan, söz konusu Yönetmelik hükmünde kamu yararına ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Davanın, davacının avukatlık mesleğinden dolayı tarafına silah taşıma ruhsatı verilmesi talebiyle yaptığı başvurusunun reddedilmesine ilişkin bireysel işlemin iptal istemi incelendiğinde ise; 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrasında "…Ruhsatların veriliş sebeplerinin ortadan kalkması halinde ruhsat sahibi durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Aksine hareket edenlere bir daha silah ruhsatı verilmez." hükmüne yer verilmiştir. 6136 sayılı Kanun'un uygulamasını göstermek üzere çıkarılan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendinde de anılan Kanun hükmüne paralel olarak, ruhsatların veriliş nedenleri ortadan kalktığı halde durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmeyen ruhsat sahiplerine hiçbir şekilde ruhsat verilemeyeceği, verilmiş ise iptal edileceği kuralına yer verilmiş; aynı Yönetmeliğin "Taşıma ruhsatı verilebilecek diğer meslek mensupları" başlıklı 9. maddesinin (ş) bendinde ise, barolara kayıtlı avukatlara, bu Yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde silah taşıma ruhsatı verilebileceği belirtilmiştir. Yukarıda aktarılan 6136 sayılı Kanun'un 6. maddesi ve anılan Kanun'un uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 16 maddesinin (i) bendinin birlikte incelenmesinden, ruhsat veriliş nedeni ortadan kalkan ve bu durumu süresi içinde ilgili makama bildirmeyerek mevzuata aykırı biçimde ateşli silahı elinde bulundurmaya devam eden kişilere bir daha silah ruhsatı verilmesini önleme amacının güdüldüğü sonucuna ulaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, hakimlik görevinden istifa etmesi nedeniyle silah taşıma ruhsatının verilme sebebi ortadan kalkan davacının, bu durumu altı aylık süre içerisinde idareye bildirme yükümlülüğü bulunmakla birlikte, avukatlık görevi de herhangi bir engel hali bulunmaması halinde silah taşıma ruhsatı verilecek görevlerden olduğundan, davacının hakimlik görevinden ayrıldıktan sonra altı aylık süre içerisinde avukatlık mesleğine başlaması durumunda, silah taşıma ruhsatı alma hakkı doğacak olup, davacının hakimlikten ayrılarak avukatlık görevine altı aylık süre içerisinde başlayıp başlamadığı hususunun araştırılması gerekmektedir. Bu hususun tespiti amacıyla 09.04.2015 tarihinde yapılan ara karar cevabına göre; davacının hakimlik görevinden 18.02.1994 tarihinde istifa ettikten sonra altı ay geçmeden Yönetmeliğin 9 (ş) bendi uyarınca ruhsat alma hakkı veren avukatlık mesleğine 16.03.1994 tarihi itibariyle Ankara Barosu'na bağlı olarak başladığı görüldüğünden; avukatlık mesleğinden dolayı ruhsat alma hakkı devam eden davacı hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (i) bendi uyarınca tesis edilen bireysel işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacının silah ruhsat talebinin reddedilmesine ilişkin 16.08.2012 tarih ve 29425 sayılı işleminin İPTALİNE, 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi (i) bendinin iptali isteminin REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin haklılık oranı dikkate alınarak … TL 'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ve na, …TL. vekalet ücretinin de davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz isteminde bulunulabileceğinin taraflara duyurulmasına, 11/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Görevi Sebebiyle Silah Taşıma Yetkisine Sahip Kamu Görevlileri

6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, Yasama Organı üyeleri ve Bakan yardımcıları ile bu vazifelerde bulunmuş olanlar ateşli silah taşıyabilir veya mesken ya da işyerinde bulundurabilirler. Bunun yanında özel kanunlarına göre silah taşıma yetkisine sahip bulunanlar ile Cumhurbaşkanı kararıyla silah taşıyabileceklerine karar verilen Devlet, belediye, özel idare ve kamu iktisadi teşebbüsleri memur ve mensupları da kanunun tanıdığı bu çerçevededir.

6136 sayılı ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER HAKKINDA KANUN m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – (Değişik:24/10/2019-7190/18 md.) Ateşli silahları ancak; 1. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, Yasama Organı üyeleri ve Bakan yardımcıları ile bu görevlerde bulunmuş olanlar, 2. Özel kanunlarına göre silah taşıma yetkisine sahip bulunanlar, 3. Cumhurbaşkanı kararı ile silah taşıyabileceklerine karar verilen Devlet, belediye, özel idare ve kamu iktisadi teşebbüsleri memur ve mensupları, 4. A) Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından tart ve ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlar, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının mülga (c) bendi, 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun mülga 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya mülga 13/5/1971 tarihli ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesi uyarınca emekli edilenler ile 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar hariç olmak üzere; emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personeli, B) Disiplin kurulları veya mahkeme kararıyla meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenler veya sicilen ya da mülga 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere, a) Vali, vali muavini, kaymakam ve bucak müdürlüğünden veya mülki idare amirliği hizmetlerinden, b) Hakim ve Cumhuriyet savcısı ile bu meslekten sayılanlardan, c) Emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda çalışan personelden, d) MİT hizmetleri mensuplarından, e) Büyükelçi unvanlarından, f) Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü ve Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların en üst yöneticileri ile Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından, g) Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ile merkez ve taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru unvanlarından, ğ) Ceza İnfaz Kurumu başkontrolörleri ve kontrolörleri, birinci ve ikinci müdürleri, idare memurları, infaz ve koruma başmemurları ve memurları ile denetimli serbestlik müdür ve müdür yardımcılarından, h) Orman muhafaza memurları ve orman bölge şeflerinden, emekli olanlar. 5. Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar, 6. 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucularından hâlihazırda görevde bulunanlar ile aynı Kanunun mülga ek 16 ncı maddesinin birinci fıkrasına ve 27/5/2007 tarihli ve 5673 sayılı Köy Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesine göre görevleriyle ilişiği kesilenler, 7. Yapılan soruşturma sonucu veya kesinleşmiş yargı kararı üzerine görevine son verilenler ile terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesinin 3/6/2021 tarihli ve E.:2020/9; K.:2021/37 sayılı Kararı ile) (…) Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanlar hariç olmak üzere, en az bir dönem köy veya mahalle muhtarlığı ya da belediye başkanlığı yapmış bulunanlar, taşıyabilirler veya mesken ya da işyerinde bulundurabilirler. Birinci fıkranın (4) numaralı bendinin (A) alt bendinden istifade edenler ilgili Kuvvet Komutanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığının kayıtlarına geçmek ve bu makamlarca verilen belgelere işlenmek şartıyla ateşli silah taşıyabilirler veya bulundurabilirler. Bu şekilde düzenlenen belgeler, taşıma veya bulundurma izin belgesi yerine geçer. Birinci fıkranın (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde sayılan kişilere ait silahların, (6) ve (7) numaralı bentlerde sayılan kişilerin edinecekleri en fazla bir adet silahın, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun mülga 64 üncü maddesine, 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna, 23/4/1981 tarihli ve 2453 sayılı Yurt Dışında Görevli Personele Nakdî Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna, 18/12/1981 tarihli ve 2566 sayılı Bazı Kamu Görevlilerine Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna, 28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanununa, 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklâl Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatanî Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanuna ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa göre aylık bağlananlara ait silahların, barışta veya olağanüstü hallerde iç güvenlik ve asayişin sağlanmasına yönelik her türlü faaliyet, eğitim, tatbikat ve manevralar ile birlik veya grup halinde intikaller sırasında veya bu harekat ve hizmetlerin sebep ve etkileri ile hayatlarını kaybedenler ve silah ruhsatı alamayacak derecede malul olanların ana, baba, eş ve çocuklarına bu kişilerden intikal eden ateşli silahlar ile yukarıda sayılan kanunlara göre aylık bağlanmamış olsa bile bu şekilde yaralananlara ait ateşli silahların taşınmasına veya bulundurulmasına yetki veren kayıt ve belgeler her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Barışta veya olağanüstü hallerde iç güvenlik ve asayişin sağlanması amacıyla yürütülen her türlü faaliyet, eğitim, tatbikat ve manevralar ile birlik veya grup halinde intikaller sırasında bu harekat ve hizmetlerin sebep ve etkileriyle vefat edenlerden (şehit, er, erbaş ve malûl gaziler dahil) intikal eden silah bulunmaması durumunda; bunların ana, baba, eş ve çocuklarından sadece birinin, bir ateşli silahla sınırlı olmak kaydıyla, silah taşımasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. (Ek cümle:21/11/2024-7533/9 md.) Ayrıca, bu Kanun hükümlerine göre armağan edilen silahlar için kişilere bulundurma veya taşıma izni veren kayıt ve belgeler, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince ateşli silahları taşıma ve bulundurma izni verilmez, varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemler bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar genel kolluk kuvvetleri tarafından muhafaza altına alınır.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/7081, K. 2023/5064Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/7081 E.  ,  2023/5064 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/7081 Karar No : 2023/5064 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … VEKİLLERİ : … 2- … Bakanlığı VEKİLİ : … 3- … Valiliği VEKİLİ : Av. … DAVANIN_KONUSU : Davacının silahına ait bulundurma ruhsatının yenilenmesi talebinin reddi ile ruhsatın iptal edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlem ile işlemin dayanağı olan 21/03/1991 tarihli, 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, 17/07/2017 tarih ve 2017/10643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, Ateşli Silahlar ve Bıçakları ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 7. maddesindeki sınırlar aşılarak dava konusu Yönetmelik maddesinin düzenlendiği, Yasada sayılmayan bir mahkumiyet gerekçe gösterilerek ruhsatın yenilenmediği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN_SAVUNMASI : Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından; 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçakları ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 7. maddesi ile silah taşıma belgelerinin yenilenmesi ve geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanacak Yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğü, anılan yetki çerçevesinde getirilen düzenlemenin hukuka uygun bulunduğu, nitekim daha önce Yönetmeliğin 16/1-d maddesinin iptali istemiyle açılan davaların reddedildiği, anılan Yönetmelik kuralına uygun olarak tesis edilen uygulama işleminde de hukuka aykırılık bulunmadığı; Diyarbakır Valiliği tarafından, öncelikle usule ilişkin olarak dava konusu işlemin Yenişehir Kaymakamlığı tarafından tesis edilmesi karşısında davanın anılan idarenin husumeti ile incelenmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak mevzuat hükümleri uyarınca yapılan işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; davacının silah ruhsatının yenilenmesi isteminin reddedilerek, ruhsatlı silahının müsaderesine ilişkin Diyarbakır Valiliğinin … gün ve … sayılı işlemi ile bu işleme dayanak alınan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendinin; "… zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolaylı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her türlü kaçakçılık, kara para aklama, hayali ihracat, elektronik alet ve cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın şiddet hareketlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarından birinden hüküm giymiş olanlar," ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7'nci maddesinde, Ateşli silahları kimlerin taşıyabileceği ya da mesken veya işyerinde bulundurulabileceği sayılmak suretiyle belirlenirken, anılan maddenin 5'inci fıkrasında, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar da bu kapsama dahil edilmiş, aynı maddenin son fıkrasında da; "Ateşli Silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara affa uğramış olsalar bile hiçbir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmez" kuralına yer verilmiştir. 6136 sayılı Kanunun yukarıda anılan hükmüyle, ateşli silahla cürüm işleyenlerle taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanların affa uğramış olsalar bile hiçbir surette silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları belirtildikten sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüş; bu haliyle de kesinlikle izin verilemeyecekler saptanarak, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Söz konusu hüküm doğrultusunda hazırlanarak Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan 21.3.1991 tarih ve 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16'ncı maddesinin (d) bendinde; "Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her türlü kaçakçılık, kara para aklama, halayi ihracat, elektronik alet ve cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarından birinden hüküm giymiş olanlara" hiçbir şekilde ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, verilmiş ruhsatların iptal edileceği kurala bağlanmış, anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, (d) bendi kapsamına girenler, affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile kendilerine ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacının … marka, … seri numaralı silahına ait bulundurma ruhsatının yenilenmesi istemiyle idareye başvurduğu, idarece silah ruhsat işlemlerine esas alınmak üzere yapılan araştırmada davacı hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin … gün ve … sayılı kararıyla, kaçakçılık eyleminin sabit olması nedeniyle 5607 sayılı Kanunun 3'üncü maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile 200.- TL. adli para cezası kararı verildiğinin tespiti üzerine, 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16'ncı maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendi gereğince istemi reddedilerek ruhsatlı silahının müsaderesine karar verildiği, davacı tarafından bu işlemin ve dayanağı yönetmelik hükmünün iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır. 6136 sayılı Yasa uyarınca Bakanlar Kurulunca çıkarılan Yönetmelik ile silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilecek olan kişilerde aranılacak nitelikler, ilgilinin bulunduğu görev veya sosyal konumu, fiziksel özellikleri, suç işleme konusundaki eğiliminin değerlendirilmesi suretiyle kamu yararı ve güvenliğinin gözetilmesi için özel şartlara bağlanmıştır. Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak Yasayla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olup, bir temel hak ve özgürlük olarak tanımlanamayacak olan silah taşıma veya bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış bir hak olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde konuya özgü kurallara yer verilmesinin ve dayanağı Yasa hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Bu çerçevede Bakanlar Kuruluna verilen yetki uyarınca düzenlenen dava konusu Yönetmelik kuralında ve bu hükme dayanılarak tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarelerden Diyarbakır Valiliği'nin husumet itirazı yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı tarafından, … marka, … seri numaralı silahına ait olan ve Diyarbakır Valiliğinin 21/05/2012 tarihli oluruyla verilen bulundurma ruhsatının yenilenmesi istemiyle idareye başvurulduğu, idarece silah ruhsat işlemlerine esas alınmak üzere yapılan araştırmada, davacı hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla, kaçakçılık eyleminin sabit olduğu gerekçesiyle 5607 sayılı Kanunun 3. maddesinin 5. fıkrası uyarınca 5 ay hapis ile 200,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verildiğinin ve kararın 15/04/2015 tarihinde kesinleştiğinin tespiti üzerine, 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi gereğince yenileme istemi reddedilerek ruhsatlı silahının zapt edilmesine karar verildiği, davacı tarafından bu işlemin ve dayanağı Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istenilmiş ise de, gerek dava dilekçesindeki iddialar gerekse uygulama işleminin dayanağını teşkil eden kısım dikkate alınarak iptal istemi, anılan bendin "her türlü kaçakçılık" ibaresine hasren yapılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 6. maddesinde, "Bu Kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatları yenileme harcı alınmak şartı ile beş yıl için geçerlidir… … Ruhsatların renk, şekil, muhtevası ile diğer hususlar yönetmelikte belirlenir." hükmüne; 7. maddesinde, "Ateşli silahları ancak; 1. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, Yasama Organı üyeleri ve Bakan yardımcıları ile bu görevlerde bulunmuş olanlar, 2. Özel kanunlarına göre silah taşıma yetkisine sahip bulunanlar, 3. Cumhurbaşkanı kararı ile silah taşıyabileceklerine karar verilen Devlet, belediye, özel idare ve kamu iktisadi teşebbüsleri memur ve mensupları, 4. A) Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından tart ve ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlar, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının mülga (c) bendi, 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun mülga 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya mülga 13/5/1971 tarihli ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesi uyarınca emekli edilenler ile 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar hariç olmak üzere; emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personeli, B) Disiplin kurulları veya mahkeme kararıyla meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenler veya sicilen ya da mülga 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere, a) Vali, vali muavini, kaymakam ve bucak müdürlüğünden veya mülki idare amirliği hizmetlerinden, b) Hakim ve Cumhuriyet savcısı ile bu meslekten sayılanlardan, c) Emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda çalışan personelden, d) MİT hizmetleri mensuplarından, e) Büyükelçi unvanlarından, f) Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü ve Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların en üst yöneticileri ile Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından, g) Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ile merkez ve taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru unvanlarından, ğ) Ceza İnfaz Kurumu başkontrolörleri ve kontrolörleri, birinci ve ikinci müdürleri, idare memurları, infaz ve koruma başmemurları ve memurları ile denetimli serbestlik müdür ve müdür yardımcılarından, h) Orman muhafaza memurları ve orman bölge şeflerinden, emekli olanlar. 5. Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar, 6. 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucularından hâlihazırda görevde bulunanlar ile aynı Kanunun mülga ek 16 ncı maddesinin birinci fıkrasına ve 27/5/2007 tarihli ve 5673 sayılı Köy Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesine göre görevleriyle ilişiği kesilenler, 7. Yapılan soruşturma sonucu veya kesinleşmiş yargı kararı üzerine görevine son verilenler ile terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanlar hariç olmak üzere, en az bir dönem köy veya mahalle muhtarlığı ya da belediye başkanlığı yapmış bulunanlar, taşıyabilirler veya mesken ya da işyerinde bulundurabilirler. … Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince ateşli silahları taşıma ve bulundurma izni verilmez, varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemler bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar genel kolluk kuvvetleri tarafından muhafaza altına alınır." hükümlerine yer verilmiştir. Anılan hükümlere istinaden 01/06/1991 tarih ve 20888 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 21/03/1991 tarihli ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında bulunan her türlü ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu Yönetmelik, Kanun kapsamındaki silahlarla ilgili ruhsatların düzenlenmesini, yenilenmesini, gerektiğinde geri alınmasını veya iptalini, bağış, satış veya veraseten intikal yolu ile el değiştirmesini, ruhsata bağlanan silahların kayıt ve tescilini, bıçak ve diğer aletler ile benzerlerinin yapım, kullanım ve naklini, armağan, hatıra ve antika silahların neler olduğunu, silah ve mermi edinilmesini, silahların yurdumuza daimi ya da geçici olarak ithal edilmesini, trap-skeet atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açılmasını ve bunların denetlenmesini, ateşli silahlar için tamir yeri açılmasını, yivli ve yivsiz av ve spor silahları ile aksamlarının ve bunlara ait mermilerinin yurda sokulması esaslarını, bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemlerini kapsar." hükmüne; "Ruhsatlar" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Taşıma ve bulundurma ruhsatları onay tarihinden itibaren beş yıl için geçerli olup, gerekli şartların varlığı halinde her beş yılda bir yenilenir…. hükmüne; "Bulundurma ruhsatı verilmesi" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Silah ruhsatı alınmasına engel hali bulunmayan, yirmibir yaşını doldurmuş her Türk vatandaşı bulundurmak amacıyla silah satın alabilir." hükmüne; dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller" başlıklı 16. maddesinde, Aşağıda belirtilen kişilere hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir. a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara. b) Ruhsatlı silahıyla suç işleyenlere veya silahın muhafazasındaki ihmali ya da kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesine veya intihar ya da intihara teşebbüs edilmesine neden olanlara. c) Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hapis cezasına mahkum olanlara. d) Zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara. e) Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, terör eylemlerine katılma veya bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara. … k) Kısıtlı olanlar ile kamu hizmetinden yasaklılara. l) Psikolojik, nörolojik ve fiziki rahatsızlıkları olanlara. m) Yirmibir yaşını bitirmemiş olanlara. Birinci fıkranın (a) bendi ile (c) bendi kapsamına girenlere affa uğramış olsalar bile ateşli silahlar ile mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez. Bu fıkra hükmü suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlar hakkında uygulanmaz. Birinci fıkranın (ı) bendi kapsamına girenlere Kanunun 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında belirlenen idari para cezasını ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir. … Birinci fıkranın (a), (b), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, milli güvenliğe tehdit oluşturacak terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılan kişiye ise tekrar göreve iade edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemler bekletilir ve silah ilgili birimce emanete alınır. Bu maddede belirtilen mahkumiyet, kesinleşmiş mahkumiyettir. Mahkemelerce verilen hapis cezaları, adli para cezasına çevrilmiş olsa dahi bu maddenin uygulanmasında hapis cezası esas alınır. " hükümlerine; "Taşıma veya bulundurma hakkının kaybı" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında, "Taşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan 16 ncı maddede belirtilen hallerden birine girmesi nedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat talepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek, silahlar zaptedilir…. hükmüne; Ek 2. maddesinde, "Valiler, 7 nci ve Ek-1 inci maddelerde belirtilenler hariç olmak üzere, bu Yönetmelik hükümlerine göre haiz oldukları yetkilerini, gerekli gördükleri takdirde, kısmen veya tamamen vali yardımcılarına ya da kaymakamlara yazılı olarak devredebilirler. Yetki devrinde, ilçe polis ve/veya jandarma teşkilatlarının bu hizmetler için yeterli birim veya personele sahip olmaları dikkate alınır." hükmüne yer verilmiştir. Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "her türlü kaçakçılık" ibaresinin incelenmesi: 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasında, kimlerin silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı alabileceği yedi bent halinde belirlenmiş olup, fıkranın 5. bendinde, Cumhurbaşkanınca (mülga Bakanlar Kurulunca) çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış; maddenin 4. fıkrasında, silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükmü yer almıştır. Aynı Kanunun 6. maddesinin 5. fıkrasında, ruhsatların renk, şekil, muhtevası ile diğer hususların yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır. Yukarıda açıklanan Kanun hükümleri doğrultusunda hazırlanarak yürürlüğe konulan 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 8, 9 ve 10. maddelerinde, Kanun gereği ve vali iznine tabi olarak silah taşıma ruhsatı alabilecekler belirlenirken, 16. maddesinde de, bütün başvuru sahipleri bakımından silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller sıralanmıştır. Söz konusu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282. maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma ruhsatı verilmeyeceği, anılan maddenin son iki fıkrasında ise, bu madde hükümlerinin uygulanmasında, mahkumiyetten kesinleşmiş mahkumiyet anlaşılması gerektiği, ayrıca mahkemelerce verilen hapis cezaları paraya çevrilmiş olsa dahi hapis cezasının esas alınacağı kurala bağlanmıştır. Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olup, bir temel hak ve özgürlük olarak tanımlanamayacak olan silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın, herkese tanınmış bir hak olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Buna göre, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin düzenlemelerde konuya özgü ve takdir yetkisi içinde kurallara yer verilebileceği ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceği açıktır. Uyuşmazlık aktarılan çerçevede değerlendirildiğinde; 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının 5 numaralı bendi ile 5. fıkrasında verilen takdir yetkisine istinaden Cumhurbaşkanınca (mülga Bakanlar Kurulunca) çıkarılan dava konusu Yönetmelik ile, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilecek olan kişilerde aranılacak niteliklerin; ilgilinin bulunduğu görev veya sosyal konumu, fiziksel özellikleri, suç işleme konusundaki eğilimi değerlendirilmek, toplumun güven duyacağı kişilerin bu haktan yararlanması sağlanmak, dolayısıyla kamu yararı ve güvenliği gözetilmek suretiyle tespit edildiği; Kanun'un 7. maddesinde sayılanlar dışında kalanlara silah taşıma ruhsatı verilebilmesi konusunda valilere tanınan takdir yetkisinin, işin mahiyeti gereği gözetilmesi gereken kamu yararına yönelik objektif bazı esaslara bağlandığı görülmektedir. Her ne kadar Kanun'un 7. maddesinin 5. fıkrasında, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilmeyecekler sayılmış ise de; bu belirleme tahdidi olarak (sınırlayarak) yapılmamış, silah ruhsatı almaya engel diğer hallerin tespitinde -Yönetmelik koyucuya verilen takdir yetkisinin kullanımı sırasında- esas alınacak ölçütlere yönelik çerçeveyi çizmek için tadadi olarak (örnekleyerek) yapılmıştır. Başka bir ifadeyle, 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, silah ruhsatı almasına kesinlikle izin verilmeyecekler belirlendikten sonra, ruhsat almaya engel diğer hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda (mülga) Bakanlar Kuruluna yetki verilmiş olup, verilen bu yetki çerçevesinde silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde, konuya özgü kurallara yer verilirken Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılması mümkündür. Bu durumda, Kanun'un 7. maddesiyle verilen yetkiyi kullanan (mülga) Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan dava konusu Yönetmelikle bazı hususi durumlar yönünden valilerin takdir yetkisinin sınırlandırılmasının, eşitlik ve objektiflik ilkelerinin sağlanması açısından hukuka uygun olduğu, Kanun'un 7. maddesinin 5. fıkrasında kesinlikle ruhsat verilemeyecekler belirtilmekle birlikte Yönetmelik hükmüyle de takdir yetkisinin sınırlarını belirleme açısından getirilen kısıtlayıcı düzenlemenin hukuka uygun bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "her türlü kaçakçılık" ibaresinde hukukun genel ilkelerine ve 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmemiştir. Davacıya ait silah bulundurma ruhsatının yenilenmesi talebinin reddi ile ruhsatın iptal edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin incelenmesi: … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla, kaçakçılık eyleminin sabit olduğu gerekçesiyle 5607 sayılı Kanunun 3. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacının 5 ay hapis ile 200,00 TL adli para cezasına mahkum edildiği ve bu mahkumiyetin işlem tarihinden önce (15/04/2015) kesinleştiği görülmektedir. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliği'nin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan ve yukarıda hukuka uygunluğu tespit edilen "her türlü kaçakçılık" suçundan mahkum olmanın, silah ruhsatı verilmesini engelleyen hallerden biri olarak kabul edildiği dikkate alındığında, kaçakçılık suçundan mahkum olan ve bu mahkumiyeti kesinleşen davacının bulundurma ruhsatının yenilenmeyerek iptal edilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kamu düzeni ve sınır emniyetini sağlamakla yükümlü polis, jandarma ve gümrük muhafaza teşkilatı personeli ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görev yapan subay ve astsubaylar, ifa ettikleri kamusal görevin doğası gereği silah taşıma ruhsatına veya yetkisine sahiptir. Benzer biçimde 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74. maddesi doğrultusunda istihdam edilen fiili güvenlik korucuları ile tabi oldukları yasal hükümler gereği ilişiği kesilmiş bulunan korucular da mevzuat uyarınca silah taşıyabilirler.

Özel güvenlik görevlilerine tanınan silah taşıma izni ise şahsi ve kesintisiz bir taşıma hakkı sağlamaz. Özel güvenlik görevlilerinin silah taşıma hakları, yalnızca aktif görev süreleri ve yetkilendirildikleri görev alanı ile coğrafi ve zamansal olarak sınırlandırılmıştır.

Disiplin soruşturması veya kesinleşmiş yargı kararıyla görevine son verilmemiş olan ve Devletin milli güvenliğini tehdit eden ya da terör örgütleriyle bağlantılı oluşumlara irtibatı yahut iltisakı bulunmayan kişilerden; en az bir dönem süreyle belediye başkanlığı veya köy ya da mahalle muhtarlığı yapmış olanlara da kanunen silah taşıma imkânı tanınmaktadır.

Emeklilik ve Görevden Ayrılma Sonrası Silah Taşıma Hakkı

Disiplinsizlik, yetersizlik veya mahkûmiyet gerekçeleriyle kurumla ilişiği kesilenler ayrık tutulmak şartıyla; emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar görev sonrasında da silah taşıma hakkını muhafaza ederler. Mecburi hizmet süresini ikmal ederek istifa yoluyla Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinden ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar; anılan teşkilatlarda en az on yıl görev yapıp sözleşmesi uzatılmayan veya kendi isteğiyle ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl emniyet hizmetleri sınıfında çalıştıktan sonra istifa eden ya da başka kuruma naklen geçen personelin de silah taşıma yetkisi saklı tutulmuştur. Bu personelin silah taşıyabilmesi için ilgili Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı veya Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına geçmesi ve düzenlenen resmi belgelere işlenmesi emredici kuraldır; söz konusu belgeler taşıma ruhsatı hükmündedir.

Haklarında meslekten ihraç veya memuriyetten çıkarma kararı bulunmayan mülki idare amirliği hizmetleri sınıfı mensupları (vali, vali yardımcısı, kaymakam ve bucak müdürleri), hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile bu meslekten sayılanlar, emniyet personeli, Milli İstihbarat Teşkilatı mensupları ve büyükelçiler emekliliklerinde de silah taşıyabilirler. Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında görev yapan üst yöneticiler, Özel Kalem Müdürü ve başdanışmanlar, Gümrükler Muhafaza Teşkilatı idari amir ve muhafaza memurları, infaz ve koruma memurları, denetimli serbestlik müdür ve yardımcıları ile cezaevi müdürleri, orman muhafaza memurları ve orman bölge şefleri de emekli olduklarında bu kapsama dahildir.

Can Güvenliği Tehdidi ve Meslek Sebebiyle Ruhsat Talepleri

Yaptıkları ticari, mesleki, ekonomik veya sosyal faaliyetler ya da bulundukları yer ve zaman koşulları itibarıyla can güvenliklerinin harici ve ciddi tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel bulunan Türk vatandaşlarına, valilerce takdir edilmek kaydıyla taşıma ruhsatı verilebilir. Bu kapsamda tehdidin somutluğu ve harici niteliği mülki idare amirinin takdir yetkisi içerisindedir. Mahkeme kararlarıyla hayatına yönelen tehlikeyi belgeleyen şahıslar savunma saikiyle; yüksek finansal büyüklüğe sahip iş insanları ise mal ve can varlıklarına yönelebilecek saldırı ve gasp tehditlerine karşı korunma amacıyla ruhsat talebinde bulunabilirler.

Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2012/5124, K. 2015/6493Kaynağı aç
Danıştay 15. Daire Başkanlığı         2012/5124 E.  ,  2015/6493 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2012/5124 Karar No : 2015/6493 Davacı : Vekili : Davalılar : 1- Vekili : 2- Davanın Özeti : Davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 13.03.2012 tarihli işlemi ile işlemin dayanağı 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir. Savunmaların Özeti : 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesi hükmüyle, hiç bir şekilde silah taşıma ve bulundurma izni alamayacaklar belirlendikten sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesinin öngörüldüğü, Bakanlar Kurulu'na verilen yetki çerçevesinde düzenlenen Yönetmelik'in 16. maddesi 1. fıkrasında hiçbir şekilde silah ruhsatı verilemeyecek veya verilmiş ruhsatları iptal edilecek kişilerin sayıldığı, 4. fıkrasında ise "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılaması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna kadar silah ilgili birimce emenete alınır." hükmüne yer verildiği ve Adalet Bakanlığı görüşleri de dikkate alınarak çıkarılan genelgenin ve dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerekeceği savunulmuştur. Danıştay Tetkik Hakimi : Düşüncesi : Davanın, davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemin iptal talebine ilişkin kısmının işlemde yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilerek işlemin iptaline, düzenleyici işlemin iptal talebine ilişkin kısmının ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : Düşüncesi : Dava, davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin, 15.03.2012 tarih ve 404 sayılı işlemle tebliğ edilen, 13.03.2012 tarihli işlemi ile 30.10.2008 tarih ve 1356-66 sayılı Genelgesi'nin iptali istemiyle açılmıştır. 6136 sayılı Yasanın 7. maddesinde ateşli silahları kimlerin taşıyacakları beş bent halinde belirlenmiş olup, 5. bendinde "Bakanlar Kurulunca Çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikası alanların" da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken yada işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış, maddenin devamında ise "Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir Yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır. Aynı maddenin son bölümünde de "Ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara; affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmez." hükmüne yer verilmiştir. 6136 sayılı Yasanın yukarıda anılan hükmüyle, ateşli silahla cürüm işleyenler ile taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanların affa uğramış olsalar bile hiçbir surette silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları kurala bağlandıktan sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüş; bu haliyle de kesinlikle izin verilemeyecekler belirlenerek, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Belirtilen maddenin uygulanmasına ilişkin olarak 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Yönetmeliğin 16. maddesinde, silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumlar maddeler halinde yazılmış, aynı maddenin 4. fıkrasında da "Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemleri, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna kadar silah ilgili birimce emanete alınır." hükmü yer almıştır. Belirtilen mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; 6136 sayılı Yasanın, silah ruhsatı verilmesini engelleyen hususların yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kuruluna verdiği yetki çerçevesinde, kamu güvenliğinin sağlanması, ruhsatı bulunan veya ruhsat verilecek kişinin suç işleme eğiliminin önlenmesi ve suç şüphesinden uzak olması amacıyla, yargılamaları süren şahıslara yönelik olarak yargılama sonuçlanıncaya kadar, Yasanın ve Yönetmeliğin belirlediği ceza ile cezalandırılma olasılığı bulunanlara özgü olarak getirilen ön tedbirde ve bu konuda idarenin Yönetmelikle düzenleme yapmasında, 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık bulunmadığı gibi, esasen silah ruhsatı almanın herkese tanınmış bir hak olarak kabulüne de imkan bulunmamaktadır. Diğer taraftan, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu'nun 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, hukuk aleminde kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliği taşımamaktadır. Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin 1412 sayılı Kanunun 305 ve 5271 sayılı Kanunun 223. maddeleri uyarınca sonraki aşamaları da dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Bu tür kararların sanık yönünden hukuki bir sonuç doğurması ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan ve Mahkemenin belirlediği 5 yıllık deneme süresince, yargılanan şahsın sanık sıfatı devam ettiğinin kabulü gerekeceğinden, kesin olmayan söz konusu kararlar nedeniyle beş yıllık denetimli serbestlik süresi içerisindeki kişilerin durumlarının "yargılanması devam edenler" kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilenlerce yapılan silah ruhsatı verilmesi ya da yenileme talepleri, Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen "yargılanması devam edenler" kapsamı içerisine girdiğinden, Yönetmeliğin bu maddesinin açıklaması ve tekrarı niteliğindeki 30.10.2008 tarih ve B.05.1.EGM.0.11.04.02-62664-1356-2008/66 nolu Genelgenin anılan Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlendiği anlaşılmış olup, dava konusu Genelge hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu işlemin iptali istemine gelince; 6136 sayılı Kanun'un genel gerekçesine bakıldığında, 2637 sayılı Kanun'a ait Nizamname'nin 1. maddesine göre ilçelerde kaymakamlar, illerde valilerin muvafakatlarıyla emniyet müdür ve memurları yasak olmayan silahların taşınabilmesi için hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın diledikleri kimselere izin vermek yetkisine haiz bulundukları, silah taşıma izni verilmesi hususunda Çok titiz hareket edilmesi gerekirken bu yetkinin gelişi güzel kullanılmakta olduğu, silah taşımalarını icabettirir hiçbir sebep bulunmayan kimselere de bu izin ve müsaadenin verildiği görüldüğünden silah taşınması ve bulundurulması hususunda daha esaslı ve ciddi tedbirler alınmasının gerekli olduğu belirtilmektedir. Bu gerekçeden hareketle düzenlenen 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri beş bent halinde belirlenmiş, 5. bendinde " Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikası alanların" da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabileceği hükmü yer almıştır. Söz konusu Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin (a) bendinde; İl valilerinin, yaptıkları iş, sosyal, ekonomik, kültürel ve mesleki faaliyetleri ya da bulundukları yer ve zaman itibarıyla can güvenliklerinin ciddi ve harici tehdit ve tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel olduğu anlaşılan Türk vatandaşlarına talepleri halinde silah taşıma ruhsatı verilebileceği, ancak, bu bentte adı geçen şahısların can güvenliklerinin ciddi ve harici tehditlere maruz kalacağının kuvvetle muhtemel olup olmadığı hususunun valiler tarafından takdir edileceği belirtilmiş, 8. maddesinde; silah taşımalarına izin verilen kamu görevlileri sayılmış, 9. maddesinde; Valiler tarafından yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde maddede sayılan kişilere silah taşıma ruhsatı verilebileceği, aynı Yönetmeliğin Ek 2. maddesinde de, Valilerin, 7. ve Ek 1.maddelerde belirtilenler hariç olmak üzere, bu Yönetmelik hükümlerine göre sahip oldukları yetkilerini, gerekli gördükleri takdirde, kısmen veya tamamen, kaymakamlara yazılı olarak devredebilecekleri düzenlenmiştir. Söz konusu Kanun ve Yönetmelik hükümlerinden silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verme yetkisinin sadece valilerde bulunduğu, bu yetkinin bu tür ruhsatların iptaline yönelik işlemleri de kapsadığı sonucuna varılmaktadır. sil Dava dosyasının incelenmesinden; davacının bulundurma ruhsatlı tabancasına can güvenliğinden dolayı taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin dayanağı olan valilik olurunun vali adına vali yardımcısı tarafından verildiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesi ve bu ruhsatların iptal edilmesi konusunda valilere yetki verildiği, bu yetkinin bir kısım istisnalar dışında sadece kaymakamlara devredilebileceği, Kanun ve Yönetmelikte vali yardımcısına bu konuda yetki devri yapılabileceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı görüldüğünden, yetkisiz merci tarafından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin, 15.03.2012 tarih ve 404 sayılı işlemle tebliğ edilen, 13.03.2012 tarihli işleminin İPTALİNE, 30.10.2008 tarih ve 1356-66 sayılı Genelgesi'nin iptali isteminin REDDİNE , karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce gereği görüşüldü: Dava, davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 13.03.2012 tarih ve 404 sayılı işlemi ile işlemin dayanağı 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nin iptali istemiyle açılmıştır. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyacakları beş bent halinde belirlenmiş, beşinci bendinde, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış, maddenin devamında silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükmü yeralmıştır. Aynı maddenin son fıkrasında da "Ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara; affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmez." hükmüne yer verilmiştir. 6136 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükmüyle, ateşli silahla cürüm işleyenlerle taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanların affa uğramış olsalar bile hiçbir surette silah taşıma ve bulundurma izni alamayacakları kurala bağlandıktan sonra, silah vesikası verilmesini engelleyen diğer hususların da yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüş; bu haliyle de kesinlikle izin verilemeyecekler saptanarak, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verilmiştir. 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 16.maddesinde; silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumlar maddeler halinde sayılmış, bu kapsamda maddenin (d) bendinde, taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her türlü kaçakçılık, kara para aklama, halayi ihracat, elektronik alet ve cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarından birinden hüküm giymiş olanlara silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı verilmeyeceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında; yukarıdaki fıkranın (a), (b), (c), (d), (e).. bentleri kapsamına girenlere affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, bu fıkra hükmünün 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlara uygulanmayacağı, dördüncü fıkrasında ise; bu madde kapsamında sayılan fiilerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemlerinin, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulacağı ve yargılama sonucuna kadar silahın ilgili birimce emanete alınacağı düzenlenmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının bulundurma ruhsatlı …. marka 9 mm çap, … seri numaralı silahına can güvenliğinden dolayı silah taşıma ruhsatı düzenlenmesi istemiyle yaptığı başvuru üzerine ruhsat işlemlerine esas alınmak üzere yapılan araştırmada; davacının … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararı ile "elektrik enerjisi hakkında hırsızlık" suçundan dolayı 10 ay hapis cezası ile cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, söz konusu mahkeme kararına istinaden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair süre sonuna kadar davacıya 91/1779 sayılı Yönetmeliğin 16. maddesi dördüncü fıkrasına göre silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesinin mümkün olmadığı, ancak bu süre sonunda davacı hakkında kamu davasının düşürülmesine ilişkin kararların ibraz edilmesi halinde ruhsat işlemlerinin yapılabileceği gerekçesiyle ruhsat başvurusunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davanın, 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nin iptali istemine ilişkin kısmı incelendiğinde; Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak Kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olmakla birlikte, silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın herkese tanınmış temel bir hak ve özgürlük olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Belirlenen çerçevede, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde konuya özgü kurallara yer verilmesinin ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Diğer yandan; 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri sayılmış olup, ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara, affa uğramış olsalar bile hiç bir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilmeyeceği belirtilerek genel bir sınırlama getirilmiş ve Kanun'un 7. maddesinde sayılanlar dışında kalanlar silah ruhsatı verilebilmesi için valiliklere takdir yetkisi verilmiştir. İdarelere tanınan takdir yetkisi sınırsız olmayıp, bu yetkiyi kullanan kamu görevlileri kamu yararı ve hizmetin gereği olarak değerlendirme yapmak zorundadırlar. Ayrıca valilere tanınan takdir yetkisinin Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılacak düzenleyici işlemlerle objektif bazı esaslara bağlanması da mümkündür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile değişik 5. fıkrada; "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. … Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder." düzenlemesi yer almıştır. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur: İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin sonraki aşamaları da dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı anlaşılmaktadır. Esasen, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte sanık bakımından yasada öngörülen denetim süresi başlayacak ve mahkeme bu süre içinde sanığa bazı denetimli serbestlik tedbirlerine uyma yükümlülüğü getirebilecektir. Bu süre içinde sanığın kasıtlı bir suç işleyip işlemediği ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranıp davranmadığına göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkacaktır. Şayet sanık, bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemez ve öngörülen denetimli serbestlik tedbirine uygun davranırsa, hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilecek, kasıtlı suç işler veya tedbirlere aykırı davranırsa hakkındaki hüküm aynen veya gerektiğinde değiştirilerek açıklanacaktır. İşte bu aşamadan sonra verilecek ve uyuşmazlığı nihai biçimde çözecek olan düşme veya mahkûmiyet kararları hüküm niteliğindedir. Bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği açık olup, bu kararın davacı yönünden hukuki bir sonuç doğurması ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan ve Mahkemenin belirlediği 5 yıllık denetim süresinde, yargılanan şahsın sanık sıfatının devam ettiğinin kabulü gerekeceğinden, hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan kişilerin durumunun yukarıda aktarılan Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında değerlendirilerek, ancak denetimli serbestlik veya hükmün açıklanmasının ertelenmesine dair süre sonunda kamu davasının düşürülmesine dair kararın ibraz edilmesi halinde silah ruhsat işlemlerinin yapılabileceği yolundaki 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davanın, davacı hakkında tesis edilen 13.03.2012 tarih ve 404 sayılı bireysel işlemin iptal istemine ilişkin kısmı incelendiğinde ise; 6136 sayılı Kanun'un genel gerekçesine bakıldığında, 2637 sayılı Kanun'a ait Nizamname'nin 1. maddesine göre ilçelerde kaymakamlar, illerde valilerin muvafakatlarıyla emniyet müdür ve memurları yasak olmayan silahların taşınabilmesi için hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın diledikleri kimselere izin vermek yetkisine haiz bulundukları, silah taşıma izni verilmesi hususunda çok titiz hareket edilmesi gerekirken bu yetkinin gelişi güzel kullanılmakta olduğu, silah taşımalarını icabettirir hiçbir sebep bulunmayan kimselere de bu izin ve müsaadenin verildiği görüldüğünden silah taşınması ve bulundurulması hususunda daha esaslı ve ciddi tedbirler alınmasının gerekli olduğu belirtilmektedir. Bu gerekçeden hareketle düzenlenen 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri beş bent halinde belirlenmiş, 5. bendinde " Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikası alanların" da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabileceği hükmü yer almıştır. Söz konusu Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in 7. maddesinin (a) bendinde; İl valilerinin, yaptıkları iş, sosyal, ekonomik, kültürel ve mesleki faaliyetleri ya da bulundukları yer ve zaman itibarıyla can güvenliklerinin ciddi ve harici tehdit ve tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel olduğu anlaşılan Türk vatandaşlarına talepleri halinde silah taşıma ruhsatı verilebileceği, ancak, bu bentte adı geçen şahısların can güvenliklerinin ciddi ve harici tehditlere maruz kalacağının kuvvetle muhtemel olup olmadığı hususunun valiler tarafından takdir edileceği belirtilmiş, 8. maddesinde; silah taşımalarına izin verilen kamu görevlileri sayılmış, 9. maddesinde; Valiler tarafından yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde maddede sayılan kişilere silah taşıma ruhsatı verilebileceği, aynı Yönetmeliğin Ek 2. maddesinde de, Valilerin, 7. ve Ek 1. maddelerde belirtilenler hariç olmak üzere, bu Yönetmelik hükümlerine göre sahip oldukları yetkilerini, gerekli gördükleri takdirde, kısmen veya tamamen, kaymakamlara yazılı olarak devredebilecekleri düzenlenmiştir. Söz konusu Kanun ve Yönetmelik hükümlerinden silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verme yetkisinin sadece valilerde bulunduğu, bu yetkinin bu tür ruhsatların iptaline yönelik işlemleri de kapsadığı sonucuna varılmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının silah bulundurma ruhsatının can güvenliği gerekçesiyle silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin vali adına vali yardımcısı tarafından tesis edildiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesi ve bu ruhsatların iptal edilmesi konusunda valilere yetki verildiği, bu yetkinin bir kısım istisnalar dışında sadece kaymakamlara devredilebileceği, Kanun ve Yönetmelikte vali yardımcısına bu konuda yetki devri yapılabileceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı görüldüğünden, yetkisiz merci tarafından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının bulundurma ruhsatının silah taşıma ruhsatına çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 13.03.2012 tarih ve 404 sayılı işleminin İPTALİNE, 'nın 30.10.2008 tarih ve 2008/66 sayılı Genelgesi'nin iptali isteminin REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 204,40 TL yargılama giderinin haklılık oranı dikkate alınarak … TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, …TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak na, 1.500,00 TL vekalet ücretinin de davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz isteminde bulunulabileceğinin taraflara duyurulmasına, 23/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik çerçevesinde, silah taşımasına izin verilebilecek kamu görevlileri ile belirli meslek mensupları tayin edilmiştir. Barolara kayıtlı olarak avukatlık mesleğini fiilen yürütenler, noterler ile işlerinin mahiyeti icabı yüksek meblağlı nakit para veya kıymetli maden transferi gerçekleştiren bankacılar ve kuyumcular, mevzuatta aranan genel koşulları taşımaları halinde taşıma ruhsatı alabilecek meslek grupları arasında bulunmaktadır.

Ruhsat Süresi, İstisnalar ve İdareye Bildirim Zorunluluğu

6136 sayılı Kanun'un 6. maddesi doğrultusunda silah taşıma ruhsatları kural olarak beş yıl süreyle geçerli olacak şekilde tanzim edilir. Beş yıllık sürenin nihayete ermesiyle adli sicil kaydı ve sağlık durumuna ilişkin evraklar güncellenerek ruhsat yenilenir; süresi bitmiş ruhsatla silah taşınması cezai yaptırım doğurur. Buna karşılık Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Yasama Organı üyeleri ve kanunda sayılan üst düzey kamu yöneticileri ile bu görevlerde bulunmuş olanların, gazilerin, şehit ve gazi yakınlarının intikal eden ya da edinecekleri ruhsatlarında ve armağan edilen silahlara dair izin belgelerinde süre kaydı aranmaz.

Silah taşıma ruhsatının verilmesine dayanak teşkil eden mesleki unvan, görev veya koruma şartlarının ortadan kalkması durumunda, ruhsat sahibinin bu hukuki değişikliği altı ay içerisinde ruhsatı düzenleyen idari birime bildirmesi emredici bir yükümlülüktür. Yasal bildirim süresine uyulmaması halinde uygulanacak sonuçlar hakkında mevzuat hükümleri ve yargı kararları çerçevesinde farklı değerlendirmeler mevcuttur. 6136 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bildirim yükümlülüğünü süresinde yerine getirmeyen veya süresi bittiği halde altı ay içinde yeniletmeyenlerin mevcut ruhsatları iptal edilir; ancak gerekli yasal şartları haiz kişilere mülki amirce takdir edilen idari para cezasını ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilmesi mümkündür. Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının bildirim yükümlülüğüne ilişkin bendinde yer alan yaptırıma tabi olanlar bakımından da idari para cezasının ödenmesi suretiyle yeniden ruhsat düzenlenebileceği hüküm altına alınmıştır.

Buna mukabil yargısal denetimde bildirim zorunluluğunun yerine getirilmemesi kimi uyuşmazlıklarda ruhsat hakkının kaybı olarak yorumlanmıştır. Danıştay 10. Dairesi'nin 2019/7133 Esas ve 2023/5068 Karar sayılı ilamında; hâkimlik vazifesinden istifa ederek avukatlık mesleğine intisap eden ve avukatlık sıfatıyla da ruhsat talep etme hakkı bulunan bir ilgilinin, hâkimlik görevi sona ermesine rağmen altı aylık kanuni sürede idareye bildirimde bulunmadığı gerekçesiyle tesis edilen yeni silah taşıma ruhsatı başvurusunun reddi hukuka uygun bulunmuştur. Dolayısıyla ruhsat veriliş nedeninin kalkması durumunda yasal süre geçirilmeden ilgili makamlara bildirim yapılması kritik önem taşır.

Yetkili İdari Merci ve Yetki Devri

6136 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince, çıkarılan yönetmelikteki usullere göre silah taşıma ruhsatı verme ve gerekli hallerde iptal etme yetkisi il valilerine tevdi edilmiştir. Ancak bu yetkinin idare bünyesinde devredilebilirliği hususunda normlar ve içtihatlar arasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in Ek 2. maddesi, valilerin kanunun 7. maddesi ve Ek 1. maddesi kapsamı dışındaki işlemler yönünden yetkilerini kısmen veya tamamen vali yardımcılarına ya da kaymakamlara yazılı olarak devredebileceğini düzenlemektedir.

Buna karşılık Danıştay 15. Dairesi'nin 2012/5124 Esas ve 2015/6493 Karar sayılı ilamında; silah taşıma ve bulundurma ruhsatlarının tanzimi ve iptali yetkisinin valilere ait olduğu, bu yetkinin yalnızca kaymakamlara devredilmesine cevaz verildiği ve mevzuatta vali yardımcısına devir öngörülmediği vurgulanarak, vali yardımcısı imzasıyla kurulan ret işlemleri yetki unsuru yönünden sakat bulunmuştur. Bu sebeple ruhsat işlemlerinde yetkili makamın tasarrufu idari uyuşmazlıklarda temel denetim kalemini oluşturur.

Silah Taşıma Ruhsatı Verilmesini Engelleyen Haller ve İptal Şartları

Silah ruhsatı talebinde bulunacak kişilerin yirmi bir yaşını doldurmuş olmaları, kısıtlı bulunmamaları ve kamu hizmetlerinden yasaklı olmamaları zorunludur. Ayrıca başvuru sahibinin silah taşınmasına mâni nörolojik, psikolojik ya da fiziki bir engelinin bulunmadığının resmi sağlık kuruluşlarından temin edilecek sağlık raporu ile kanıtlanması gerekir. Başvuru dosyasında kimlik fotokopisi, yerleşim yeri belgesi, sabıka kaydı ve mesleki durumu ispatlayıcı evraklar mülki makamların tetkikine sunulur. Silah taşımaya yarayan tanıtım belgeleri ile kayıtların tanzim ve iptal kuralları ise İçişleri ile Millî Savunma Bakanlıklarının müştereken hazırladığı düzenlemelerle tayin edilir.

Ateşli silah ruhsatı verilmesini engelleyen adli suçlar kanun ve yönetmelikte ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan Devletin güvenliğine, anayasal düzene, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki fiillerden hüküm giyenlere, cezaları affa uğramış olsa dahi silah taşıma veya bulundurma izni verilmesi kanunen mümkün değildir. Ateşli silahlarla işlenen suçlardan hüküm giyenler ile taksirli cürümler müstesna olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına çarptırılan kişiler yönünden ise ceza infazının ikmal edilmesinden itibaren beş yıl geçmedikçe ve mahkemeden memnu hakların iadesi kararı alınmadıkça ruhsat düzenlenemez.

Bununla birlikte rüşvet, irtikap, zimmet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, hileli iflas, kaçakçılık cürümleri, yağma, uyuşturucu ticareti, suç örgütü kurma ve yönetme, kasten insan öldürme veya silahla kasten yaralama gibi yüz kızartıcı ve tehlike arz eden katalog suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan kişilerin de ruhsat almaları engellenmiştir. Mahkemelerce hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmiş olması, mahkûmiyetin hapis niteliğinde değerlendirilmesini bertaraf etmez. Danıştay 10. Dairesi'nin 2019/7081 Esas ve 2023/5064 Karar sayılı ilamında, kanundaki yasaklılık hallerinin sınırlayıcı nitelikte olmadığı ve idarenin kamu esenliğini gözeterek yönetmelikte düzenlediği kaçakçılık gibi suç engellerine dayalı iptal işlemlerinin hukuka uygun düştüğü teyit edilmiştir.

Ceza muhakemesinde hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilen şahısların hukuki statüsü, mahkemenin öngördüğü denetim süresi boyunca yargılaması devam eden sanık sıfatında kabul edilir. İlgili denetim mühleti tamamlanıp davanın düşmesine dair nihai karar mahkemeden alınıp idareye sunulmadıkça ruhsat işlemleri tatbik edilemez.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun mucibince aleyhine koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilenlere, tedbir yürürlükte kaldığı müddetçe silah ruhsatı verilmez ve başvuruları bekletilir. İlgililerin mevcut ruhsatlı silahları ise tedbir hükmü terkin edilinceye dek genel kolluk personeli tarafından zaptedilerek muhafaza altına alınır.

Silahın ruhsatsız üçüncü şahıslara kullandırılması, ödünç verilmesi veya devredilmesi, kamuya açık yerlerde korku yaratacak biçimde gösterilmesi ve alkol ya da uyuşturucu madde etkisi altında silah taşınması kanunun açıkça yasakladığı fillerdir. Ruhsat sahibinin silahlı veya adli bir suça karışarak yargılanması, ruh sağlığının bozulduğunun tespit edilmesi yahut mevzuatın aradığı koşulları sonradan kaybetmesi durumunda mevcut ruhsatı iptal edilerek silahı idarece muhafaza altına alınır.

Silah taşıma ruhsatı kimlere doğrudan verilir?

Polis, jandarma ve gümrük muhafaza memurları gibi kolluk görevlileri ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadrosundaki subay ve astsubaylar mesleklerinin gereği olarak silah taşıma hakkına sahiptir.

Özel güvenlik görevlileri görev alanı dışında silah taşıyabilir mi?

Özel güvenlik görevlilerinin silah taşıma izni sadece görev yaptıkları süre ve görev yerleriyle sınırlı tutulmuş olup kişisel bir taşıma hakkı sağlamaz.

Silah taşıma ruhsatının geçerlilik süresi kaç yıldır?

Silah taşıma ruhsatı kural olarak beş yıl geçerlidir ve süre hitamında sağlık raporu ile adli sicil kaydı yenilenerek uzatılmalıdır; üst düzey kamu yöneticileri ve gaziler gibi bazı istisnalarda ise süre kaydı aranmaz.

Hakkında HAGB kararı bulunanlar silah taşıma ruhsatı alabilir mi?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişilerin denetim süresince sanık sıfatı sürdüğünden, denetim müddeti bitip düşme kararı sunulmadıkça ruhsat işlemleri yürütülemez.

6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı olanların silahlarına ne olur?

Hakkında 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı verilen kişilerin ruhsat işlemleri bekletilir ve mevcut ruhsatlı silahları tedbir kaldırılıncaya kadar genel kollukça muhafaza altına alınır.

Silah ruhsatı veriliş sebebi ortadan kalkarsa bildirim süresi ne kadardır?

Ruhsatın veriliş sebebinin sona erdiği tarihten itibaren durumun altı ay içinde ruhsatı düzenleyen idari makama bildirilmesi zorunludur; süresinde bildirilmeyen ruhsatlar iptal edilmekle beraber kanunda aranan koşulları taşıyanlar mülki amirce takdir edilen idari para cezasını ödeyerek yeniden ruhsat temin edebilirler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu