Şikâyete Bağlı Suçlarda Şikâyet Süresi ve Başlangıcı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73/1 ve m. 73/2 uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlarda, yetkili kimsenin altı ay içinde şikâyette bulunmaması halinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu süre kural olarak şikâyet hakkı bulunan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Failin kimliğinin fiilin işlenmesinden sonra öğrenildiği durumlarda altı aylık süre, fiil ve fail bilgilerinin mağdurda birleştiği son tarihten itibaren hesaplanır. Kanun gereğince bu sürenin her halükarda genel dava zamanaşımı süresini aşmaması şarttır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
Süreklilik arz eden kesintisiz suçlarda altı aylık şikâyet süresi, suç oluşturan fiilin sona erdiği veya mağdur açısından eylemin artık devam etmeyeceğinin anlaşıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı hakaret suçunda kanun koyucu azami bir üst sınır öngörmüştür. Türk Ceza Kanunu m. 73/2 uyarınca hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, failin kimliği ne zaman öğrenilirse öğrenilsin, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her ne suretle olursa olsun iki yılı geçemez.
Hak Düşürücü Sürenin Hukuki Niteliği ve Dava Zamanaşımı ile İlişkisi
Şikâyete bağlı suçlar için öngörülen altı aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Kanunda özel bir istisna bulunmadıkça bu sürenin uzatılması, durdurulması veya kesilmesi mümkün değildir. Yargı mercilerince resen dikkate alınan hak düşürücü sürenin geçirilmesi halinde, suçun dava zamanaşımı süresi henüz dolmamış olsa dahi ceza davası açılamaz ve şikâyet yoluyla adli süreç başlatılamaz.
Şikâyet Hakkının Kullanımı, Hak Sahipliği ve Başvuru Usulü
Bir suç nedeniyle şikâyet hakkına sahip birden fazla kişinin bulunması durumunda, hak sahiplerinden birinin altı aylık süreyi geçirmesi Türk Ceza Kanunu m. 73/3 gereğince diğer hak sahiplerinin hakkını düşürmez. Süreyi geçirmemiş olan diğer mağdurlar şikâyet haklarını bağımsız olarak kullanabilirler.
Çocukların suç mağduru olduğu hallerde şikâyet hakkı kural olarak anne, baba veya kanuni temsilciler tarafından kullanılır. Anne ve babanın bizzat fail konumunda yer alması veya temsilcinin menfaati ile çocuğun menfaatinin çatışması durumunda kayyım atanması yoluna gidilebilir.
Şikâyet başvurusunun cumhuriyet savcılığı veya kolluk kuvvetleri yerine CİMER, kurumların çağrı hatları veya site yönetimleri gibi kanallara bildirilip adli makamlara resmî şikâyet olarak ulaştırılmaması durumunda, söz konusu bildirimlerin savcılığa iletilmesi kesin bir kurala bağlı olmadığından hak düşürücü sürenin kaçırılması riski doğar.
Sürenin Kaçırılmasının Soruşturma ve Kovuşturma Aşamalarındaki Sonuçları
Şikâyete bağlı suçlarda cumhuriyet savcısı kendiliğinden soruşturma başlatamaz; adli sürecin işlemesi mağdurun veya kanuni temsilcisinin süresinde yapacağı geçerli şikâyete bağlıdır. Süresi içinde yapılmış usulüne uygun bir şikâyet bulunmadığı takdirde savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.
Şikâyet süresi geçmiş olmasına rağmen kamu davası açılmışsa veya kovuşturma evresinde sürenin kaçırıldığı anlaşılırsa, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223/8 uyarınca kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle mahkemece davanın düşmesine karar verilir. Düşme kararı kesinleştiğinde, aynı fiil nedeniyle fail aleyhine yeniden kamu davası açılamaz.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
Kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın düşmesi sonucu doğsa bile, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223/9 gereğince sanık hakkında derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez; bu durumda öncelikle beraat kararı verilir.
Resen Soruşturulan Suçlar, Şikâyetten Vazgeçme ve Tazminat Talepleri
Şikâyet süresi kaçırılmış olsa dahi, somut olaya konu fiilin hukuki niteliği cumhuriyet savcılığınca kendiliğinden takip edilen resen bir suça vücut veriyorsa, cumhuriyet savcısı şikâyet süresine bağlı olmaksızın resen soruşturma yürütmekle yükümlüdür.
Şikâyete bağlı suçlarda süresinde yapılan şikâyetten vazgeçilmesi kamu davasını düşürür. Vazgeçme kural olarak fiile iştirak eden tüm sanıklara sirayet eder ve sonradan geri alınamaz. Ancak Türk Ceza Kanunu m. 73/6 hükmü uyarınca, kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
Ceza muhakemesinde şikâyet süresinin kaçırılması kamu davası açılmasını engellese de, mağdurun uğradığı zararlar nedeniyle genel zamanaşımı kuralları dairesinde hukuk mahkemelerinde haksız fiile dayalı tazminat davası açma imkânı saklıdır. Buna karşılık Türk Ceza Kanunu m. 73/7 gereğince, kamu davasının düşmesi mağdurun şikâyetten vazgeçmesinden ileri gelmiş ve mağdur vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da feragat ettiğini açıkça bildirmişse sonradan hukuk mahkemesinde tazminat davası açılamaz.
Şikâyet süresi geçtikten sonra savcılık kendiliğinden ceza davası açabilir mi?
Şikâyete bağlı suçlarda süresi içinde yapılmış geçerli bir şikâyet bulunmadığında savcılık kendiliğinden soruşturma yürütemez ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir; ancak işlenen fiil resen takip edilen bir suça vücut veriyorsa savcılık şikâyet süresine bağlı olmaksızın soruşturmayı kendiliğinden yürütür.
Failin kim olduğu sonradan öğrenilirse şikâyet süresi ne zaman başlar?
Dava zamanaşımı süresi aşılmamak kaydıyla şikâyet süresi, suç oluşturan fiil ile failin kimliğinin birlikte öğrenildiği andan; fail sonradan öğrenilmişse her iki bilginin mağdurda birleştiği son tarihten itibaren işlemeye başlar.
Hakaret suçlarında şikâyet süresinin kesin bir üst sınırı var mıdır?
Evet, Türk Ceza Kanunu m. 73/2 uyarınca hakaret suçlarında şikâyet süresi, failin kimliği ne zaman tespit edilirse edilsin fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren azami iki yıldır ve bu sürenin aşılmasıyla şikâyet hakkı düşer.
Şikâyetten vazgeçildiğinde sanık yargılamaya devam edilmesini isteyebilir mi?
Evet, Türk Ceza Kanunu m. 73/6 gereğince kanunda aksi belirtilmedikçe şikâyetten vazgeçme, bu vazgeçmeyi kabul etmeyen sanığı etkilemez; dolayısıyla sanık vazgeçmeyi kabul etmeyerek yargılamanın sürmesini ve aklanmayı talep edebilir.
Şikâyet süresi kaçırıldığında hukuk mahkemesinde tazminat talep edilebilir mi?
Evet, ceza davası açma süresinin kaçırılması haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; genel hükümler ve zamanaşımı koşulları dairesinde hukuk mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Ancak davanın düşmesi şikâyetten vazgeçmeden ileri gelmiş ve bu sırada şahsi haklardan da vazgeçilmişse sonradan tazminat istenemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

