Ceza hukukunda bazı suçların soruşturulabilmesi ve kovuşturulabilmesi, mağdurun şikayetine bağlıdır. Bu suçlarda savcılık, mağdur şikayette bulunmadıkça soruşturma başlatamaz; kanunda aksi yazılı olmadıkça mağdur şikayetinden vazgeçerse dava düşer. Şikayet hakkının süresi, birden fazla mağdurun hakları, iştirak halinde vazgeçmenin etkisi ve uzlaştırma gibi konular TCK m. 73 ile CMK m. 253'te ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
Şikayet Süresi ve Başlangıç Anı
Şikayete bağlı suçlarda genel şikayet süresi altı aydır. TCK m. 73/1 uyarınca yetkili kişi bu süre içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. TCK m. 73/2 uyarınca bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Birden fazla kişinin mağdur olduğu durumlarda mağdurlardan birinin süreyi geçirmesi diğerlerinin haklarını etkilemez; TCK m. 73/3 uyarınca her mağdurun şikayet hakkı bağımsız olarak işler. Hakaret suçu bakımından ise TCK m. 73/2'ye 7 Kasım 2024 tarih ve 7531 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle eklenen cümle özel bir üst sınır getirmektedir: şikayet süresi, faili öğrenme tarihinden bağımsız olarak fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Bu ek cümlenin yürürlük öncesi dönemde işlenen fiillere uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca değerlendirilmesi gereken bir sorudur; geçiş hükümleri bu kapsamda ayrı bir inceleme gerektirir.
Dava Zamanaşımının Başlangıcı
Şikayet süresiyle karıştırılmaması gereken dava zamanaşımı, TCK m. 66/6 uyarınca suç türüne göre farklı anlarda işlemeye başlar. Tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği gün, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı gün, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği gün, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği gün esas alınır. Çocuklara karşı üstsoy veya üzerlerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda ise zamanaşımı çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Şikayetten Vazgeçmenin Etkileri
TCK m. 73/4 uyarınca kanunda aksi yazılı olmadıkça mağdurun şikayetinden vazgeçmesi davayı düşürür; ancak hüküm kesinleştikten sonra gerçekleşen vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. Soruşturma aşamasında şikayetin geri alınması takipsizlik kararı verilmesini sağlar; dava açıldıktan sonra yani kovuşturma aşamasında yapılan vazgeçme ise kamu davasının düşmesi sonucunu doğurur. Resen kovuşturulan suçlarda mağdurun vazgeçmesi yargılamayı hiçbir aşamada durdurmaz.
Vazgeçmenin sanıklar açısından etkisi de TCK m. 73'te özel kurallara bağlanmıştır. TCK m. 73/5 uyarınca iştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. TCK m. 73/6 ise kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçmenin, onu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğini öngörmektedir. Bu iki hüküm birlikte okunmalıdır.
Kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşmesi halinde mağdurun hukuk mahkemesinde tazminat davası açıp açamayacağı, vazgeçme anında şahsi haklarından da vazgeçip vazgeçmediğine bağlıdır. TCK m. 73/7'ye göre mağdur vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa hukuk mahkemesinde dava açma yolu kapanmaktadır. Bu iki iradenin ayrı olduğu ve şahsi haklardan vazgeçmenin ancak açıkça beyan edilmesiyle hüküm doğurabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Mal Varlığına Karşı Suçlarda Akrabalar Arasındaki Özel Düzenleme
TCK'nın mal varlığına karşı suçlar bölümünde yer alan ve yağma ile nitelikli yağma dışında kalan suçlar bakımından akrabalar arasında iki farklı hukuki sonuç öngörülmüştür. TCK m. 167/1 bir cezasızlık hali düzenler: haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoy ya da aynı derecede kayın hısımlarından birinin, evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenen bu suçlarda ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu bir şikayet koşulu değil, ceza verilmemesi halidir; ikisi birbirine karıştırılmamalıdır. TCK m. 167/2 ise farklı bir akrabalık grubunu kapsar: haklarında ayrılık kararı verilmiş eşler, aynı konutta birlikte yaşamayan kardeşler ile aynı konutta birlikte yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımları zararına işlenen bu suçlarda şikayet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkranın kovuşturmayı şikayete bağlayıp bağlamadığı, mevzuat metninin yalnızca şikayet üzerine indirim mekanizmasını öngörmesi nedeniyle ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 167Kaynağı aç
suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin
veya evlat edinen veya evlatlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya
hükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin,
aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber
yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın
hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet
üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.
Etkin pişmanlık
Basit Kasten Yaralama ve Şikayet Koşulu
TCK m. 86/2 uyarınca kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde kovuşturma mağdurun şikayetine bağlıdır; bu durumda altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi halinde verilecek cezanın alt sınırı 12 Mayıs 2022 tarihli 7406 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle dokuz aydan az olamayacak biçimde belirlenmiştir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 86Kaynağı aç
sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin
kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde
hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan
bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına
karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan
az olamaz.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,[38]
b) Beden veya ruh bakımından kendisini
savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında,
(f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.[39]
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama[40]
Hırsızlık Suçunun Temel Hali
TCK m. 141/1'e göre hırsızlık suçunun temel hali; zilyedin rızası olmaksızın başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden almayı kapsar ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrası mülga olduğundan yalnızca birinci fıkra uygulanmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 141Kaynağı aç
malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden
alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Nitelikli hırsızlık[64]
Uzlaştırma Zorunluluğu ve Genel Kapsam
CMK m. 253/1-a uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma girişimine tabidir; ancak bu genel kuralın önemli istisnaları bulunmaktadır. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip suçu (TCK m. 123/A) ve hakaret suçu (TCK m. 125), şikayete bağlı olsalar bile CMK m. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamı dışında tutulmuştur. Mağdur veya suçtan zarar görenin gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamındadır; bu genişleme yalnızca çocuk şüpheliler için geçerli olup yetişkin şüphelilere uygulanmaz. Diğer kanunlardaki suçlarda ise şikayete bağlı olanlar dışında uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için ilgili kanunda açık hüküm bulunması şarttır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Uzlaştırma Kapsamı Dışında Kalan Suçlar
CMK m. 253/3, bazı suçları şikayete bağlı olsalar bile uzlaştırma kapsamı dışında tutmaktadır. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip suçu (TCK m. 123/A) ve hakaret suçu (TCK m. 125) bu istisnanın kapsamındadır; bu suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez. Ayrıca aynı fıkra uyarınca uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Bununla birlikte 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle CMK m. 253/3'e eklenen cümle bir istisna getirmiştir: önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır. Güveni kötüye kullanma suçunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtına ilişkin üçüncü fıkrası (TCK m. 155/3) ise CMK m. 253/1-b'de güveni kötüye kullanma suçu uzlaştırma kapsamında sayılırken bu fıkra açıkça kapsam dışında bırakılmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 155Kaynağı aç
bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde,
kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında
tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine,
altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.[70]
(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi
nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin
gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir
yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(3) (Ek:24/12/2025-7571/18
md.) Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı
olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Bedelsiz senedi kullanma
Hakaret Suçunda Şikayet Koşulu
Hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak mağdurun şikayetine bağlıdır. TCK m. 131/1 uyarınca kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret bu kuralın dışında tutulmuş; bu halde resen kovuşturma yapılır. TCK m. 131/2 uyarınca mağdur şikayet etmeden ölürse ya da suç ölmüş kişinin hatırasına karşı işlenmişse, ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri şikayette bulunabilir; bu hak yalnızca ölüm veya ölmüş kişinin hatırasına yönelik suç halleriyle sınırlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 131Kaynağı aç
hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine
bağlıdır.
(2) Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin
hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş
veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Özel
Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar
Haberleşmenin gizliliğini ihlal[57]
Uzlaştırma Sürecinin İşleyişi
Uzlaştırma teklifine muhatap olan şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine teklif yapıldıktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmek zorundadır; bu süre içinde yanıt verilmezse teklif reddedilmiş sayılır. Uzlaştırmacı, belge örnekleri kendisine verildiği andan itibaren en geç otuz gün içinde süreci sonuçlandırmalıdır; uzlaştırma bürosu bu süreyi her seferinde yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir. Birden fazla mağdur ya da zarar görenin bulunduğu suçlarda uzlaştırmaya gidilebilmesi için tüm mağdur ve zarar görenlerin uzlaşmayı kabul etmesi zorunludur. Uzlaştırma bir kez sonuçsuz kalırsa aynı suç için tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
Uzlaştırma sürecinde zamanaşımı ve kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez. Bu duraksama, CMK m. 253/21 uyarınca şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten başlar ve uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı, en geç ise uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar sürer.
Uzlaşmanın Hukuki Sonuçları
Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def'aten yerine getirmesi halinde hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin ileri tarihe bırakılması, taksibe bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde ise CMK m. 171'deki koşullar aranmaksızın şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Şüphelinin edimini yerine getirmemesi halinde düzenlenen uzlaşma raporu veya belgesi, İcra ve İflas Kanunu m. 38'de yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar dışında kalmak üzere, suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Uzlaştırma müzakereleri sırasında taraflarca yapılan açıklamalar ise herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz.
Şikayet süresi kaç aydır ve geçirilirse ne olur?
Şikayete bağlı suçlarda genel şikayet süresi altı aydır; TCK m. 73/1 uyarınca bu süre içinde şikayette bulunulmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, zamanaşımını geçmemek koşuluyla mağdurun fiili ve faili öğrendiği günden başlar. Hakaret suçunda ise TCK m. 73/2'ye eklenen özel kural, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılın her koşulda üst sınır olduğunu öngörmektedir. Bu ek düzenlemenin yürürlüğünden önceki olaylara uygulanması ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Mağdurlardan biri süreyi geçirirse diğerleri de hakkını kaybeder mi?
Hayır. TCK m. 73/3 uyarınca şikayet hakkı olan birkaç kişiden birinin süreyi geçirmesi, diğerlerinin haklarını düşürmez; her mağdurun şikayet hakkı bağımsız olarak işler.
İştirak halinde işlenen suçta bir sanık hakkında şikayetten vazgeçilirse diğerleri etkilenir mi?
TCK m. 73/5 uyarınca iştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme diğerlerini de kapsar. Kanunda aksi yazılı olmadıkça ise TCK m. 73/6 uyarınca vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Bu iki hüküm bir arada okunmalıdır.
Şikayetten vazgeçmek ceza davasını her zaman sona erdirir mi?
Şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme davayı düşürür; ancak hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçmenin infazı engelleme etkisi yoktur. Resen kovuşturulan suçlarda ise mağdurun vazgeçmesi yargılamayı hiçbir aşamada durdurmaz.
Şikayetten vazgeçen mağdur tazminat davası açabilir mi?
Kamu davası şikayetten vazgeçme nedeniyle düşmüşse mağdurun hukuk mahkemesinde dava açıp açamayacağı, vazgeçme anında şahsi haklarından da vazgeçip vazgeçmediğine bağlıdır. TCK m. 73/7 uyarınca mağdur şahsi haklarından da vazgeçtiğini o sırada ayrıca açıklamışsa hukuk yolu kapanır; bu açıklamayı yapmamışsa tazminat davası hakkı saklı kalır.
Hakaret suçunda uzlaştırma yapılabilir mi?
Hayır. Hakaret suçu (TCK m. 125) şikayete bağlı olmasına rağmen CMK m. 253/3 gereği uzlaştırma kapsamı dışında tutulmuştur; bu suçta taraflar arasında uzlaştırma yoluna gidilemez.
Uzlaştırma sürecinde zamanaşımı işlemeye devam eder mi?
Hayır. CMK m. 253/21 uyarınca şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı, en geç ise uzlaştırmacının raporunu bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ve kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
Uzlaşma sonrası tazminat davası açılabilir mi?
Kural olarak açılamaz. CMK m. 253/19 uyarınca uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında bilinemeyen ya da uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar dışında suç nedeniyle tazminat davası açma yolu kapanır; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Uzlaştırma görüşmesinde söylenenler delil olarak kullanılabilir mi?
Hayır. CMK m. 253/20 uyarınca uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz.
Şüpheli uzlaşma gereğini yerine getirmezse ne olur?
CMK m. 253/19 uyarınca şüphelinin edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, İcra ve İflas Kanunu m. 38'de yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

