Sıfır Kilometre Aracın Ayıplı Olması ve Haklar

by Avukat Erdal Ersoy
Sıfır Kilometre Aracın Ayıplı Olması ve Haklar

Sıfır kilometre araçta beklenmeyen arıza, boya, değişen parça veya sıfır araçta bulunmaması gereken bir hata ayıp sayılabilir. Malın ayıplı olduğunun anlaşılması hâlinde tüketici, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 11. maddesindeki seçimlik haklardan birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Bu haklar ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde de ele alınır.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
MADDE 11- (1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. (2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz. (3) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır. (4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir. (5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir. (6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir. Zamanaşımı

Sıfır araçta ayıp

Yeni alınan bir araçta alıcının olağan beklentisine uymayan arıza, boya, değiştirilmiş parça ya da yeni bir araçta bulunmaması beklenen başka bir kusur ayıp olarak değerlendirilir.

Seçimlik haklar ve sınırları

6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasına göre tüketici dört yoldan birini seçebilir. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteyebilir. Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere ücretsiz onarım isteyebilir. İmkân varsa satılanın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesini de isteyebilir.

Hangi hakkın kullanılacağını ayıplı sıfır aracı alan kişi belirler. Bununla birlikte somut olayın özelliklerine göre kimi seçimlik hakların kullanımı hakkaniyete aykırı bulunabilir. Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme satıcı için orantısız güçlük doğuracaksa tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın belirlenmesinde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun oluşturup oluşturmayacağı dikkate alınır.

Ayıpsız misliyle değişim ikinci el araçta zor olsa da sıfır araçtaki ayıpta mümkündür ve genellikle istenen sonuçlardandır. Satıcı bu talebi kabul etmezse uyuşmazlık yargıya taşınır. Ayıp oranında indirimin miktarı üzerinde taraflar anlaşamazsa, alıcının teklifini satıcının kabul etmemesi hâlinde miktar mahkemece belirlenebilir.

Ücretsiz onarım ve malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu iki hakkın yerine getirilmesinde satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malı kendisi piyasaya sürdükten sonra ayıbın doğduğunu ispat ederse sorumlu tutulmaz.

Onarım ve değişimin yerine getirilmesi

Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme talebinin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren talebin azami otuz iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Konut ve tatil amaçlı taşınmazlar için öngörülen altmış iş günü bu genel süreye ayrı bir istisnadır. Yönetmelik eki listede yer alan mallarda tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir.

Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme talebi öngörülen süre içinde yerine getirilmezse tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.

Bedelin iadesi, masraflar ve tazminat

Tüketici sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçerse, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden indirim tutarı derhâl kendisine iade edilir. Seçimlik hakların kullanılmasından doğan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır.

Tüketici seçimlik haklarından biriyle birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da isteyebilir. Ayıp nedeniyle başka zararlar doğmuşsa genel tazminat kuralları çerçevesinde tazminat, araç için yapılan giderler ve bedel iadesine işleyen faiz satıcıdan talep edilebilir.

Bildirim ve dava süresi

Olağan bir gözden geçirmeyle anlaşılabilecek ayıp uygun bir zamanda satıcıya bildirilmelidir. Olağan gözden geçirmeyle anlaşılamayacak ayıp ise öğrenildiğinde derhal satıcıya bildirilmelidir.

Ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin davada zamanaşımı satış anından itibaren iki yıldır. Satıcı ile alıcı bu süreden daha uzun bir süre kararlaştırabilir. Satıcının aracı kötüniyetli olarak gizli bir ayıpla devretmesi hâlinde iki yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaz.

Geçersiz kayıtlar, fiyat ve satıcının kimliği

Satıcı sıfır kilometre aracı satarken ayıbı gizlemişse ve ayıp olağan bir gözden geçirmeyle anlaşılabilecek nitelikte değilse, taraflar arasındaki sorumsuzluk anlaşması geçersiz olur. Bunun dışında satış sözleşmesinde kişiye seçimlik haklardan yalnızca belirli birini kullanmayı dayatan hüküm de haksız şart olarak geçersiz olur.

Alıcı ayıptan haberdar edilmemişse satıcı, aracı uygun fiyattan sattığı savunmasıyla seçimlik haklara engel oluşturamaz. Bu durumda somut olaya uygun düştüğü ölçüde istenen seçimlik hak kullanılabilir.

Sıfır aracın galeriden veya bayiden alınması, satıcının sorumluluğu bakımından fark doğurmaz. Gerek 6098 sayılı Kanun gerek 6502 sayılı Kanun, satış sözleşmesinin bir tarafına alıcı, diğer tarafına satıcı sıfatı verir.

Aracın krediyle alınması seçimlik hakların kullanılmasını doğrudan etkilemez.

Satıcıya başvuru ve dava

Önce satıcıya durum bildirilir ve istenen seçimlik hak ayrıntılarıyla satıcıya yöneltilir. Talep kabul edilmezse ayıplı malda seçimlik hakkın kullanılmasına ilişkin dava açılır. Sıfır aracın ayıplı olması hâlinde bu dava tüketici mahkemesinde açılır.

Dava sürerken araç satılabilir. Bu satış bazı seçimlik haklardan feragat sonucu doğurur. Örneğin sözleşmeden dönülerek bedelin iadesi istenemez.

Farklı uyuşmazlıklarda verilen kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 02.10.2024 tarihli, 2023/4961 esas ve 2024/2747 karar sayılı dosyasında bölge adliye mahkemesi kararı oybirliğiyle onanmıştır. Aynı dosyada, hükme esas bilirkişi raporunda araçta gizli ayıp niteliğinde imalat hatası bulunduğu ve raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilerek davalının temyiz itirazları reddedilmiştir. Bu kabul, o dosyadaki rapor ve uyuşmazlıkla sınırlıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4961, K. 2024/2747Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2023/4961 E.  ,  2024/2747 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/35 E., 2023/1347 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/260 E., 2020/259 K. Taraflar arasındaki malın ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının 24.10.2018 tarihinde 34 L … plaka sayılı Range Rover marka bir aracı 310.233,7 Euro ödeyerek davalı şirketten sıfır olarak satın aldığını, davacının aracı satın alıp kullanmaya başladıktan sonra araçta defalarca tespit edilemeyen arızalar meydana geldiğini, en son 01.06.2019 tarihinde aracın yeniden arıza yaptığını, araç çalışır durumda iken hareket edemediğini, aracın onarılsa dahi aracın güvenle kullanılmasının mümkün olmayacağının anlaşıldığını, davacının satın aldığı aracın ayıplı olduğunu ve bu ayıp nedeni ile aracın sürekli arızalar çıkartığını, bu durumun 13.06.2019 tarihli ve 15450 yevmiye nolu ihtarname ile davalı satıcıya bildirildiğini, ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalının herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek ayıplı aracın satış bedeli olan 2.038.734,818 TL'nin ve 28.202,18 araç için harcanan ekstra gider ile 5.500,00 TL bugüne kadar harcanan taksi giderlerinin ihtarname tebliğ tarihi olan 14.06.2019 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; araçta iddia edildiği gibi üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, dava konusu araç davacının da bilgisi dahilinde orijinal ve üretici standartlarında onarılmış olduğundan davacı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, aracın garanti kapsamı altında ücretsiz olarak onarılmış olduğundan seçimlik hakkını bu yönde kullanan davacı tarafın diğer seçimlik haklarına başvuru hakkını kaybettiğini, davacıya ikame araç tahsis edilmişse de davacı taraf söz konusu aracı küçük bularak iade ettiğini, davacının avans faizi talebinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; araç üzerinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda aracın bozuk ve çalışmaz durumda olduğunun, şanzımanın değiştirilmiş ve mekanik sistemi ile elektrik sistemi aracında kopukluk olduğunun, elektronik beyninin komple yenilenmesinin gerektiği ve aracın ayıplı olduğunun belirlendiği, dava tarihi itibariyle 310.223,70 Euro araç fatura bedelinin kur değerinin 2.037,921,53 TL olduğu, araca eklenen 28.202,18 TL aksesuar bedeli de eklendiğinde davalının davacıya ödemesi gereken miktarın 2.066,123,71 TL olduğu tespit edildiği, davacı her ne kadar taksi giderini de talep etmiş ise de taksi giderine ilişkin faturanın delil listesinde belirtilmiş olmasına rağmen ön inceleme duruşmasından çok sonra sunulduğu ve delilin geç sunulması davalı tarafın kusurundan kaynaklanmadığından bu alacağın kabul görmediği gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 2.066.123,71 TL'nin 34 L … plakalı aracın davacı tarafından davalı tarafa teslimi halinde davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aracın tesliminden itibaren ticari avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; ikame araç verilmemesi nedeniyle uğranılan zararın dikkate alınmadığını, ikame aracın çok kötü bir araç olması nedeniyle teslim alınmadığını, davaya konu aracın müvekkiline teslim tarihinden itibaren faiz yürütüleceğine hükmedilmişse de; teslim tarihinin gerekçeli kararda gösterilmediğini, faizin işleme tarihinin hiçbir karışıklığa sebebiyet veremeyecek şekilde yazılması gerektiğini, taksi giderlerinin yapıldığını gösteren delilin sonradan sunulmasına ilişkin, 6100 sayılı Kanun'un 145 inci maddesinde delilin sonrandan ileri sürülmesinin yargılamayı geciktirme amacı taşımadığı veya süresinde ileri sürülememesinin ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmadığı durumlarda Mahkemenin o delilin sonradan gösterilmesine izin vereceğinin belirtildiğini, HMK m. 145'in koşullarının olayda oluştuğunu, olmazsa haksız fiil hükümlerine göre taksi giderlerinin hesaplanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili; dava konusu aracın 30.09.2020 tarihinde davacı tarafından müvekkili şirketten teslim alındığının ve aracın çalışır vaziyette olduğunun davacının imzasının bulunduğunun iş emri ile sabit olduğunu, aracın diagnoz testi sonuçlarına göre çalışır vaziyette olduğunun açıkça görüldüğünü, bilirkişi raporunun bilimsel ve teknik nitelikte bir inceleme ve gerekçeye dayanmadığını, davaya konu aracın onarılmış olup bilirkişi incelemesi esnasında çalışır vaziyette olmasına rağmen aracın çalışamaz durumda olduğuna yönelik tespitler yapıldığını, varsayıma dayalı olarak ulaşılan gizli ayıp sonucunun kabulünün mümkün olmadığını, Yargıtayın yerleşik içtihatları doğrultusunda otomotiv sektöründe uzman bilirkişiler tarafından oluşturulan bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, araçta üretim kaynaklı gizli ayıp bulunduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte, aracın garanti kapsamında ücretiz olarak onarıldığını ve tüketicinin seçimlik haklarını tükettiğini, davanın ticari niteliği bulunmaması sebebiyle avans faizine hükmedilemeyeceğini, ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişilerce aracın davalıya ait yetkili serviste incelemelerinin yapıldığı keşif günü itibariyle aracın çalışamaz durumda ve bozuk olduğunun, aracın şanzıman değişikliğine rağmen arızasının devam ettiğinin ve onarılamayacağının ve gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, davacı tüketicinin dava öncesinde kalıcı bir onarımın gerçekleşemeyeceğini öğrendiğinde onarım seçimlik hakkından vazgeçerek ihtarname göndermek suretiyle sözleşmeyi feshetme iradesini gösterdiği, davalı satıcının onarım yapmasına muvafakat etmediğini gerek ihtarname gerekse dava dilekçesi ile açıkça dile getirdiği, davacı 13.06.2019 tarihli ihtarnamede 11 günlük araç ihtiyacı için 2.200,00 TL talep ederken yargılamanın ortasında sunmuş olduğu taksi faturası ile ise 30 günlük ulaşım için 7.080,00 TL talebinde bulunduğu, davacının ihtarname içeriğindeki istediği bedelle sunmuş olduğu bedel arasında günlük taksi bedeli açısından çelişki oluştuğu, davacının taksi bedeli açısından bu talebini süresinde belgelendiremediği, ikame aracın kullanılamaz vaziyette olduğunu ispatlayarak bir tutanağı dosyaya sunamadığı, TBK m. 50/2'sinin ise olayda uygulanabilme durumunun mevcut olmadığı, faizin başlangıç tarihi açısından ayıplı malın satıcıya tesliminden itibaren bedelin iadesi ve buna bağlı olarak faizin başlayacağının anlatıldığı, hükmün bu şekilde kurulduğu, kararın gerekçesi ile hükmü arasında bir çelişkinin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar veirlmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ve aracın ruhsat sahibinin değişmiş olduğunun öğrenildiğini, bedel iadesi hükmünün infazının mümkün olmayacağını, bu konudaki itirazlarının Bölge adliye mahkemesince değerlendirilmediğini, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, aracın ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi, ayıplı araç için yapılan ekstra giderler ile araç mahrumiyet bedeli istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) "Ayıplı mal" başlıklı 8 inci maddesi. 2. 6502 sayılı Kanun'un "Tüketicinin seçimlik hakları" başlıklı 11 inci maddesi. 3 . 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen kararda; belirtilen gerekçelere ve özellikle, Mahkemece uzman bilirkişiler tarafından oluşturulan heyetten alınan bilirkişi raporunda araçta gizli ayıp niteliğinde imalat hatası olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, kararda ve gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava şartları ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 07.02.2024 tarihli, 2023/2606 esas ve 2024/503 karar sayılı dosyasında, bozmaya uyularak kurulan ve satıcı yönünden davayı kısmen kabul eden karar oybirliğiyle onanmıştır. Onanan değerlendirmede motorun orijinaliyle değiştirilmesi suretiyle önceki arızanın giderildiği ve araçta kullanımı engelleyen ayıp bulunmadığı kabul edilmiş, sözleşmeden dönme yerine bedel indirimi benimsenmiştir. Bu sonuç, o olayın tespitlerine bağlıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2606, K. 2024/503Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2023/2606 E.  ,  2024/503 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/12 E., 2020/181 K. Taraflar arasında görülen malın ayıplı olmasından kaynaklanan sözleşmeden dönme ve bedel iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı satıcı firma yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 31.12.2013 tarihinde davalı … Ltd. Şti.’den Renault Captur marka…plakalı aracı satın aldığını, ancak aracın alındığı tarihten 20-25 gün sonra arıza yaptığını ve yol bilgisayarında “motor arızası riski” uyarısı verdiğini, bunun üzerine aracı davalı firmaya götürerek durumu bildirdiğini, aracın 21 gün serviste kaldığını ve arızanın tamir edildiği bilgisi verilerek teslim edildiğini, ancak arızanın boyutuyla ve tamir işlemleriyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmadığını, henüz garanti kapsamında olan 1.000 kilometredeki aracın motorunun indirilmiş olduğunu daha sonra öğrendiklerini, teslim edildikten sonra araçta arızaların devam etmesi üzerine 10.3.2014 tarihli noterlik ihtarnamesi ile aracın iadesi karşılığında bedelinin iadesinin istendiğini, ancak herhangi bir cevap verilmediğini ileri sürerek, müvekkilince araç bedeli olarak ödenen 56.500,00 TL’nin değişken reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı … Ltd. Şti. vekili; dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, gereken tamiratın yapılıp davacıya teslim edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı … vekili; davacı ile müvekkili şirket arasında 30.12.2014 tarihinde imzalanan tüketici kredisi ve rehin sözleşmesi ile davacıya araç alımı için 36 ay vadeli ve 24.746,00 TL tutarında kredi kullandırıldığını, kredi borcuna karşılık araç üzerinde rehin tesis edildiğini, davanın müvekkiliyle bir ilgisinin bulunmadığını belirterek, müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı … AŞ vekili; müvekkili şirketin dava konusu aracın imalatçısı ya da ithalatçısı konumunda olmadığından, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur. 4. Fer’i müdahil vekili; müvekkili şirketin dava konusu aracın ithalatçısı konumunda olduğunu, araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.02.2015 tarihli ve 2014/523 E. 2015/396 K. sayılı kararıyla; davalılar … AŞ ve Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları AŞ yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine; davalı … Ltd. Şti. yönünden ise davacı tüketicinin, sıfır kilometrede aldığı aracın satın alındığı ilk günlerden itibaren arıza yaptığı, aracın bakım görmesine rağmen arızalandığı ve yolda kaldığı, motor arızası nedeniyle davalıya ait servise gönderildiği ve tüm motor aksamının parçalanıp toplanarak işlem gördüğü, buna rağmen aracın arızalanmaya devam ettiği ve davacının araçtan faydalanamadığı, aracın gizli ayıplı olarak satıldığı, orijinal halini kaybettiği gibi tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, daha baştan tüketici tarafından değişiklik talebi geldiği halde yasal zorunluluğa rağmen davalıların bu talebi yerine getirmedikleri, tüketicinin bu şekilde aracın değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilecek olsa bile kullanmaya zorlanamayacağı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne ve dava konusu aracın ayıplı olduğunun tespiti ile trafik kaydı üzerinde herhangi bir sınırlandırma ve kısıtlama bulunmaksızın davalı … Ltd. Şti.’ye iadesine, davacının aracı satın alırken ödemiş olduğu 56.500,00 TL’den 4.000,00 TL değer kaybı indirildikten sonra bakiye 52.500,00 TL’nin aracın iade edildiği tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 02.02.2017 tarihli ve 2015/14753 E. 2017/1199 K. sayılı ilamıyla; “Dosya kapsamında alınan 05.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda; aracın seyir halindeyken tekleme yapmadığı, 13.02.2014 tarihindeki arızanın şu an mevcut olmadığı, araçta o zamanki arızadan farklı olarak sağ ön kapı camından ve arka bagaj kapağı camından ses gelmesi olayının mevcut olduğunun bildirildiği, davacının motor arıza ikaz lambasının yanmasından kaynaklı olarak bu davayı açtığı, bilirkişi raporunda ise motor arızasının olmadığı belirtildiğine göre arızanın giderilip giderilmediği, giderilmiş ise halen motor ikaz lambasının yanıp yanmadığı hususunda alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığı, bu nedenle konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak arızanın giderilip giderilmediği, arıza giderilmiş olmasına rağmen motor arıza ikaz lambası halen yanıyorsa, bu hususun araçta değer kaybına neden olup olmayacağı hakkında değerlendirme yapılması gerektiği; öte yandan, davacı sözleşmeden dönerek bedel iadesi talep etmiş ise de davaya konu ayıp nazara alındığında, bedel iadesini gerektiren bir husus olmasa da “çoğun içinde az da vardır” kuralı gereğince 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre davacının ücretsiz onarım ve bedel indirim hakkının olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiği; Mahkemece, toplanan deliller doğrultusunda bedel indirimi ve ücretsiz onarım hususları gözetilerek hakkaniyete uygun bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Davacı vekilinin karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 05.11.2018 tarihli ve 2017/5198 E. 2018/10268 K. sayılı ilamıyla reddedilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlarda, dava konusu aracın keşif tarihi itibariyle 53.951 kilometrede olduğu, herhangi bir arızasının bulunmadığı, 11.11.2014 tarihinde arızalanması üzerine davalıya ait servise bırakıldığında motorun orijinaliyle değişimi yapılarak arızanın giderilmiş olduğu, herhangi bir arıza lambasının yanmadığı, komple motor değişiminden sonra aracın keşif tarihine kadar sorunsuz olarak kullanıldığı, motor değişimi nedeniyle araçta 5.594,37 TL değer kaybı olduğunun bildirildiği; araçta tüketicinin kullanımını engelleyecek ayıp bulunmadığı, önceden var olan ayıbın ise motor değişimi suretiyle giderildiği anlaşıldığından tüketicinin sözleşmeden dönme talebinin yerinde olmadığı, ancak “çoğun içinde az da vardır” kuralı uyarınca motor değişimi nedeniyle aracın ikinci el piyasasında değerinin düşeceği ve bu tutarın da nispi metod yöntemine göre 5.594,37 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle; davanın … Ltd. Şti. yönünden kısmen kabulü ile araçtaki motor değişikliği nedeniyle bedelden indirim tutarı olan 5,594,37 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte adı geçen davalıdan alınarak davacıya verilmesine; diğer davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; sıfır kilometre olarak alınan aracın motorunun müvekkiline haber verilmeden ve onayı alınmadan değiştirildiğini, bu nedenle 11.11.2014 tarihinde araç servisten teslim alınırken servis kabul formuna ihtirazî kayıt düşüldüğünü, araçtaki ayıbın halen belirsiz zaman aralıklarında ortaya çıktığını, 04.9.2019 tarihinde yeniden “motorda hasar riski” uyarısı verdiğini, ek rapor düzenlenmeden önce bilirkişi heyetine arızayı gösteren ekran görüntüsünün sunulduğunu, bilirkişi heyetince de araçta arıza kodları bulunduğunun ve geçmişteki arızaların görüldüğünün bildirildiği, motor arızasının giderilmiş olmasının gizli ayıplı aracı kabule uygun hale getirmediğini, seçimlik hakkın müvekkiline ait olduğunu, motor değişikliğinin müvekkilinin tercihi olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ayıplı araç satışından kaynaklanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Bir Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. 2. Bundan başka, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş olan bu kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. 3. Bu itibarla, temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf ve yargı denetimine elverişli olup, bilirkişi heyetince dava konusu araçtaki motorun orijinaliyle değiştirilerek arızanın giderilmiş olduğunun, motor değişiminden sonra aracın keşif tarihine kadar sorunsuz şekilde kullanıldığının ve bu değişim nedeniyle araçta 5.594,37 TL değer kaybı meydana geldiğinin belirlendiği, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.05.2018 tarihli, 2016/17398 esas ve 2018/2936 karar sayılı dosyasında satış sözleşmesinden dönme ve bedel iadesi davasının reddine ilişkin hüküm oybirliğiyle onanmıştır. Onama, bu uyuşmazlığın kapsamıyla sınırlıdır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/17398, K. 2018/2936Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2016/17398 E.  ,  2018/2936 K. "İçtihat Metni" …… Taraflar arasındaki satış sözleşmesinden dönme ve ödenen bedelin iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – KARAR – Davacı vekili, davacı tarafından, …..plaka sayılı ….. marka aracın, 28/10/2013 tarihinde 114.228,00 TL bedelle yeni ve sıfır olarak davalı şirketten satın alındığını, aracın iki sene garantili olduğunu, yeni ve sıfır olmasına rağmen araç motorunun fazla ısınması, ısı ibresine bu durumun yansımaması, devir saatinde 2'den 3'e çıkıldığında motor arıza lambasının ve jikle işaretine benzeyen lambanın yanması, aracın gaz yememesi, ortada kalması, çok yakıt tüketmesi, sesli çalışması, turbo arızası gibi şikayetlerle çok kez davalı şirkete başvurulduğunu, fakat sonuç alınamadığını, bunun üzerine tespit yaptırdıklarını, araçta sürücüsü ve yolcular bakımından hayati tehlike arz ettiğinin tespit edildiğini, davalı tarafından tespit raporuna dayanılarak gizli ayıp nedeniyle TBK'nın 219 ve 227. maddeleri kapsamında satış sözleşmesinden dönüldüğünü,bu konuda davalıya gerekli ihtarların gönderildiğini ileri sürerek, dava konusu araca ilişkin müvekkili ile davalı şirket arasındaki sözleşmeden dönmedeki müvekkilinin haklılığının tespitine ve muarazanın ortadan kaldırılmasına, sözleşmenin feshinden dolayı aracın müvekkilinden teslim alınarak araç bedeli olan 114.228,00 TL'nin 05/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, müvekkilinin aracını kullanamamaktan kaynaklanan araç kiralama bedelleri için 2.360,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, delil tespiti masrafları ve ihtarname giderlerinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu aracın hiçbir ayıp veya eksiklik içermeksizin davacıya satılarak teslim edildiğini, araçtaki mevcut arızaların davacı tarafça 12 aylık kullanım sürecinde kullanılmış yakıtlar sonucu oluştuğunu, müvekkili şirket tarafından Barutçu Pompa Bosch firmasına ait 22/07/2014 tarih ve 92 sıra nolu "garanti arıza formu"nda, aracın bu firmaya götürülerek gerekli incelemenin yaptırıldığı ve arızanın kötü yakıt kullanımından kaynaklandığının tespit edildiğini, dava konusu araçta meydana geldiği iddia edilen ayıpların en kısa sürede müvekkiline ihbar edilmediğini, enjektör arızasından kaynaklı ayıbın aracın kullanımına engel teşkil etmediği gibi iadesini de gerektirmediğini, onarım bedelinin, araç bedelinin % 5'ine tekabül ettiğini, davacının araç bedel iadesini talep etmesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gibi mahkemece de onarılma yahut değer azalması dikkate alınarak bu hususta karar verilebileceğini, aracın davacı tarafça 12 ay süreyle kullanıldığı ve 20.000 km. seviyesine geldiğini, dolayısıyla aracın teslim edildiği şekilde kötü halde olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından araçtaki yakıt sistemi arızasının 2.714,00 TL'ye giderildiği, davaya konu aracın kullanım süresi ve enjektörde meydana gelebilecek arızanın ancak yakıtın standartlara uygun olmamasından kaynaklanabileceği tespitleri karşısında aracın kullanımı sırasında standartlara uygun olmayan yakıt kullanılması nedeni ile arızanın oluştuğu, dava konusu araçta meydana gelen enjektör arızasının imalat hatası niteliğinde olmadığı, 6098 sayılı TBK'nın 219 ve devamı maddeleri gereğince davacı tarafça davaya konu araçta davalı satıcı tarafından bildirilen niteliklerin araçta bulunmadığı, aracın nitelik veya niteliğini etkileyen niceliğine aykırı olan kullanım amacı bakımından değerinin ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan nitelikte aracın ayıplı olduğunun usulen kanıtlanmaması sebebiyle aracın satışına ilişkin sözleşmeden dönülmesi için öngörülen şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 23/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi. ………

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.09.2024 tarihli, 2023/4400 esas ve 2024/2555 karar sayılı dosyasında oyçokluğuyla bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış ve ilk derece mahkemesi kararı davacı yararına bozulmuştur. Çoğunluk, tüketicinin aks arızasını öğrendikten sonra 10.07.2020 tarihli ihtarla misliyle değişim hakkını bildirdiğini, 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki seçimlik hakların karşı tarafın rızasına veya onayına bağlı olmadığını ve bu olayda talebin hakkaniyete aykırı olmadığını kabul etmiştir. Karar oyçokluğuyladır ve karşı oy çoğunluk sonucu değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4400, K. 2024/2555Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2023/4400 E.  ,  2024/2555 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/438 E., 2023/900 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 3. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2020/283 E., 2022/41 K. Taraflar arasındaki ayıplı malın misli ile değişimi, alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince ayıplı malın misli ile değişimi talebinin reddine, alacak davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili tarafından davalıdan 19.11.2019 tarihinde Mercedes Benz A180 Dizel Sedan AMG marka 2019 model sıfır araç satın alındığını, 22.06.2020 tarihinde çok düşük hızda gitmesine rağmen aracın aniden arızalandığını, davalı tarafa danışmasına müteakip aracın akslarının kırıldığının anlaşıldığını, arızanın aracın orjinalliğini bozduğunu, fiyatını düşürdüğünü, çekici ile aracın davalıya teslim edildiğini, değiştirilecek parçanın yurtdışından geleceği ve onarım yapıldıktan sonra müvekkiline teslim edileceğinin belirtildiğini, sıfır olarak satın alınan araçtaki arıza nedeniyle markaya güveninin sarsılması nedeniyle onarım yapılsa dahi ayıplı aracı tekrar kullanmasının mümkün olmadığını, arızanın araçtaki orjinalliği bozması ve bu sürekliliğin araçtan beklenen faydayı ortadan kaldırması nedeniyle satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin talep edildiğini, bundan ayrı 22.06.2020 tarihinden bu yana müvekkili araçsız kaldığından aracın misli ile değiştirileceği tarihe kadar satın alınan araç değerinde bir aracın kira bedelinin de ödenmesi gerektiğini, bu amaçla kiralanan araç için 35.400,00 TL ödeme yapıldığını, 10.07.2020 tarihli ihtar ile, aracın misli ile değiştirilmesi ve kira parasının ödenmesi istenildiği halde ihtara cevap verilmediğini, davalı tarafça 21.08.2020 tarihinde gönderilen ihtarda, aracın tamir edildiği ve servisten alınması hususunda müvekkiline baskı yapılmaya çalışıldığını, seçimlik hakkın kullanılacağı bildirilmesinden sonra düzenlenen ihtarın davalının kötüniyetini ortaya koyduğunu, araç orjinal halini kaybettiğinden araca olan güvenin sarsıldığını, değişim talebi davalıya iletildiği halde davalının yasal zorunluluğunu yerine getirmediğini ileri sürerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla satış bedeli olan 300.850,50 TL 'nin şimdiki alım gücüne ulaştırılarak aracın teslim tarihinden itibaren işleyecek faiziyle, bundan ayrı araç kiralama bedeline karşılık şimdilik 35.400,00 TL'nin davalıdan tahsiline, dava sürecinde aracın müvekkili kullanımında bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının ücretsiz onarım hakkını seçtiğini ve seçimlik hakkın gereğinin yerine getirildiğini, süreçte mağdur olmaması için davacıya ikame araç verildiğini, ikame aracın ancak ihtarname tarihinden sonra geri getirildiğini, araçta tekrarlayan, giderilemeyen ve araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran ayıp, gizli ayıp ve üretim hatası bulunmadığını, aks mili arızasının kullanıcı hatasından da kaynaklanabileceğini, basit onarım işi nedeniyle aracın misli ile değişimi talebinin hakkaniyete aykırı olduğunu, aksi yönde karar verilirse değer kaybının hesaplanması gerektiğini, davacı ihtara rağmen gelip aracını almadığından kira bedeli talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının aracın serviste bulunduğu esnada aracın tamirini istemediği misliyle değişimini talep ettiğine dair ihtarname keşide ettiği, kısa bir süre sonra davalı tarafın da aracın tamirinin yapıldığı ve aracın teslim alınmasına ilişkin ihtarname gönderdiği, alınan bilirkişi raporunda aracın imalat kaynaklı gizli ayıplı olduğu ve bu ayıbın tamir suretiyle giderildiği, tamir nedeniyle araçta bir değer kaybının oluşmayacağının belirtildiği, her ne kadar davacı tüketici tarafından seçimlik haklardan misli ile değişim talep edilmiş ise de yapılan servis işlemlerinden sonra araçtaki gizli ayıbın giderildiği, bu itibarla tüketicinin misli ile değişim seçimlik hakkını kullanmasının iyi niyet kurallarına aykırı ve satıcı aleyhine orantısızlığa sebep olacağından hakkaniyet ilkesi gözetilerek davacının tamir seçimlik hakkını kullandığının kabulü ile davacının misli ile değişime veya bedel iadesine yönelik talebinin reddine, tamir sonucu araçta değer kaybı oluşmadığından bedelde indirim yapılmasına yer olmadığına, dava konusu aracın tamir süresinin 60 gün olduğu, davacının 19 gün ikame araç kullandığı ve 41 gün aracından mahrum kaldığı, bu süre için araç kiralama bedelinin toplam 23.457,33 TL olacağı gerekçeleriyle davacının dava konusu aracın misliyle değiştirilmesine ilişkin talebinin reddine, davacının aracından mahrum kalması nedeniyle araç kiralama bedeli talebinin kısmen kabulü ile 23.457,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazları karşılamak amaçlı ek rapor alınmadığını, dosyaya sunulan beyanların ve içtihatların dikkate alınmadığını, araca orjinal parça takılması nedeniyle araçta değer kaybı olmayacağı yönündeki gerekçenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın hiç bir aşamasında tamire ilişkin seçimlik hakkın kullanılmadığını, 10.07.2020 tarihli ihtardan sonra müvekkilinin bilgisi dışında ve rızası hilafına aracın tamir edildiğini, aracın teslim tarihinin 18.02.2021 tarihinden sonra olduğunu, müvekkilinin davalı tarafça tamir seçimlik hakkını kullanmaya zorlandığını, Kanun'da tüketicinin gizli ayıplı malı misli ile değiştirme yönündeki tercihinin satıcı tarafından yerine getirilmesinin bir yükümlülük olarak düzenlendiğini, 10.07.2020 tarihinde aracın henüz tamir edilmediğini, araca duyulan güvenin azaldığını, garanti kapsamında aracın misli ile değiştirilmesinin, ayıbın değerinin değil öneminin gözetilmesi gerektiğini, aracın 2021 yılında da soğutma kompresör arızası verdiğini, bilirkişi raporunun kabul edilemeyeceğini, araç gizli ayıplı olduğundan bu haliyle aracın değerinin düştüğünü, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu belirterek aracın misli ile değiştirilmesi kiraya ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi bakımından kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; davacıya aracın tamiri süresince ikame araç verildiğini, onarım süresi içinde araçsız kalmadığını, bilirkişi raporuna bu yönde itiraz edildiğini, günlük kiralama bedelinin de fahiş olduğunu, davacının araç kiraladığını ispat edemediğini, aleyhine hükmedilen karar ilam harcının fazla olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi rapor içeriğinde söz konusu ayıbın kullanımdan kaynaklı olmayan üretimden kaynaklı ayıp olduğu, tüketicinin aracı ilk satın aldığı zamanda ayıbı tespit edemeyeceği, kullanım ile ortaya çıkan gizli ayıbın söz konusu olduğu, davacının onarım için aracı davalıya ait yetkili servise bırakmak suretiyle ücretsiz onarım hakkını kullandığının kabulünün gerektiği, aks kırılması arızasının garanti kapsamında ücretsiz olarak giderilmesi sonucu araçta değer kaybı oluşmadığı gibi, sürüş güvenliğini etkileyen bir durum olmadığının belirtildiği, Tüketici Kanunu kapsamında davacının seçimlik hakkını onarım yönünde kullandığını kabul edebilmek için ayıpların onarımla giderilmesi ve onarımın makul sürede yapılmış olması gerektiği, alınan bilirkişi rapor içeriğine göre sistemin komple yenisiyle değiştirilmesi sonrası arızanın devam etmediği yönündeki tespit nazara alındığında, davacının seçimlik hakkını onarım yönünde kullandığı ve onarım ile arızaların giderilmiş olması nedeniyle misliyle değişim seçimlik hakkını kullanmasının edimler arasında orantısızlık yaratacağından davacının bu yöndeki başvurusunun yerinde olmadığı; davacının aracın tamir sürecinde araçtan 60 gün mahrum kaldığı bilirkişi raporu ile belirlenmiş, bu süreden davalı tarafından sağlanan ikame araç süresinin düşümü ile kalan 41 gün için belirlenen kira bedelinde de bir isabetsizlik görülmediği gerekçeleriyle taraf vekillerinin başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; istinaf sebeplerini tekrar ederek aleyhe kısım yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ayıp iddiasına dayalı misli ile değişim ve araçtan yoksun kalınan süreye ilişkin kira istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 11 ve 56 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ayıbın gizli olduğunun ve kullanıcı hatasından kaynaklanmadığının tespit edildiği, kira bedeli talebine yönelik hesaplamanın denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Somut olayda; davacı tarafından 19.11.2019 tarihinde satın alınan aracın 22.06.2020 tarihinde arızalanarak çekici marifetiyle davalıya teslim edildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 10.07.2020 tarihli ihtar ile aracın misli ile değişiminin talep edildiği, davalı tarafça verilen 21.08.2020 tarihli cevabi ihtarda arızanın onarıldığı ve teslim alınabileceği hususunun ihtar edildiği, arızanın aks milinden kaynaklandığının anlaşıldığı; hükme esas alınan bilirkişi raporunda arızanın gizli olduğu ve kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı belirtilmiştir. 3. Aks miline ilişkin arıza tespit edildikten sonra arıza hakkında tüketicinin bilgilendirilmesi, bundan sonra tüketicinin onarıma ilişkin onayının alınması gerektiği ancak davacı tüketicinin onayı alınmadan onarımın yapıldığı anlaşılmış olup aracın arızası nedeniyle servise teslim edilmesinden sonra misli ile değişime ilişkin seçimlik hakkın kullanıldığı 10.07.2020 tarihli ihtarın da makul sürede olduğu değerlendirilmiştir. 4. O halde İlk Derece Mahkemesince; davacının aks milinin değişitirilmesi gerektiğini öğrendikten sonra 10.07.2020 tarihinde misli ile değişim seçimlik hakkını kullandığını davalı tarafa bildirdiği, 6502 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde sayılan haklar seçimlik hak niteliğinde olup karşı tarafın rızasına veya onayına bağlı olmadığı, buna göre onarımın kabul edilmeyip misli ile değişim hakkının kullanılması ve araca olan güvenin sarsılması da birlikte değerlendirildiğinde misli ile değişim talebinin hakkaniyete aykırılık teşkil etmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Uyuşmazlık, ayıp iddiasına dayalı misli ile değişim ve araçtan yoksun kalınan süreye ilişkin kira istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, mahkemenin açıklayıcı gerekçesi ile özellikle aracın onarım maksadıyla servise bırakılmış olması ve onarım nedeniyle araçta bir değer kaybının oluşmayacağının anlaşılmış olmasına göre; misli ile değişimin hakkaniyete aykırılık teşkil edeceği kanaatiyle kararın ONANMASI düşüncesinde olduğumdan; Sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin gerekçesine iştirak edilmemiştir.25.09.2024

Sık sorulan sorular

Sıfır araçtaki boya ayıp sayılır mı

Sıfır kilometre alınan aracın boyalı olması ayıp kapsamında değerlendirilebilir. Beklenmeyen arıza, değişen parça ve sıfır araçta bulunmaması gereken diğer hatalar da aynı kapsamda ele alınır.

Ayıplı sıfır araçta hangi hak kullanılabilir

Tüketici sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim, aşırı masraf gerektirmediği takdirde ücretsiz onarım veya imkân varsa ayıpsız misliyle değiştirme haklarından birini kullanabilir. Satıcı seçilen talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Ücretsiz onarım ne kadar sürede yapılmalıdır

Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme talebi, satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü içinde yerine getirilir. Yönetmelik eki listede yer alan mallarda ücretsiz onarım, yönetmelikteki azami tamir süresine tabidir.

Ayıp davası hangi mahkemede açılır

Sıfır aracın ayıplı olması hâlinde dava tüketici mahkemesinde açılır. Bundan önce durum ve istenen seçimlik hak satıcıya yöneltilir.

Dava sürerken araç satılabilir mi

Araç dava sürerken satılabilir. Satış, örneğin sözleşmeden dönülerek bedel iadesinin istenememesi gibi bazı seçimlik haklardan feragat sonucu doğurur.

Galeriden almak sonucu değiştirir mi

Hayır. Sıfır aracın galeriden veya bayiden alınması satıcının sorumluluğu bakımından fark doğurmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu