Sermaye Şirketlerinin İnternet Sitesi Kurma Yükümlülüğü

by Avukat Erdal Ersoy
Sermaye Şirketlerinin İnternet Sitesi Kurma Yükümlülüğü

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1524 uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri, internet sitesi açmak ve kanun ile ikincil mevzuatta öngörülen şirkete özgü ilanları bu mecrada yayımlamakla yükümlüdür. Söz konusu yükümlülüğün tatbiki Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik hükümleriyle düzenlenmiştir.

İnternet Sitesi Açma Zorunluluğu Kapsamındaki Şirketler

İnternet sitesi kurma mecburiyeti bütün sermaye şirketlerine teşmil edilmemiştir. Türk Ticaret Kanunu m. 1524 ve ilgili Yönetmelik m. 2 gereğince yalnızca Kanun'un 397 nci maddesi uyarınca bağımsız denetime tabi tutulan sermaye şirketleri internet sitesi açmak ve zorunlu şirket ilanlarını yayımlamak zorundadır.

Bağımsız denetim kapsamına girmeyen sermaye şirketlerinin internet sitesi açma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7083 Esas, 2022/2003 Karar sayılı ilamında, bağımsız denetim kapsamında yer almadığı belirlenen şirketin internet sitesi açma zorunluluğunun olmadığı gerekçesine dayanan hüküm onanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/7083, K. 2022/2003Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/7083 E.  ,  2022/2003 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.05.2019 tarih ve 2017/324 E- 2019/479 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.06.2020 tarih ve 2019/2151 E- 2020/634 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 2000 yılından bu yana faaliyet gösteren üç ortaklı bir şirket , müvekkilinin de kuruluşundan bu yana şirketin yetkilisi ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, 2016 yılının Ekim ayından beri müvekkilinin şirkete girişinin ve şirket faaliyetlerine katılmasının hukuken engellendiğini, şirketle ilgili işlem yapma, karar alma temsil ve ilzam yetkisi ve benzeri haklı bir sebep olmaksızın kısıtlandığını ve hatta kaldırıldığını, davalı şirketin 20/02/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında finansal tablolar, faaliyet raporları, denetleme raporu ve her ne kadar ortakların görüşüne sunulsa da genel kurul toplantısından onbeş gün önce şirket merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmadığından müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının kısıtlandığını, müvekkilinin de toplantı tutanağına olumsuz oy kullanarak muhalefet şerhi tutanağa yazdırdığını yine yönetim kurulu üyelerinin yasaya aykırı olarak kendileri hakkında ibra için oy kullandığını, ayrıca yönetim kurulunun ibrası için yapılan oylamada kanunda öngörülen karar nisabının oluşmadığını ileri sürerek, davalı şirketin 20/02/2017 tarihli 2015-2016 yılı birleştirilmiş olağan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin 20/02/2017 tarihli 2015-2016 yılı birleştirilmiş olağan genel kurul toplantısında alınan kararların tamamının kanuna, ana sözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu, davacının muhalefet şerhi yazdırmadığı ve fakat red oyu verdiği genel kurul kararlarının tamamının iptalini istemekte ise de, iptal nedenlerinin soyut, gerekçesiz ve hiçbir dayanağı olmayan gerekçeler olduğunu, hukuki bir dayanağının bulunmadığını, davacının muhalefet şerhi koydu tek genel kurul kararının yönetim kurulu üyelerinin ibralarına yönelik karar olduğunu, koyulan muhalef şerhinin gerekçesinin ise şirket kayıtlarının incelenmesine izin verilmemesi, şirkete şahsi olarak borç verdiği paranın iade edilmemesi, şirkete girişinin engellenmesi ve sair gerekçeler olduğunu ancak dava dilekçesinde bu gerekçeleri bir kenara bırakarak TTK 418 ve 436 maddelerine dayanarak alınan kararın iptalini talep ettiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına yönelik oylamada kanunda öngörülen toplantı nisabına uyulduğunu, davacı yanın yönetim sorumluluğu almamak için şirket ile ilişkisini kendisinin kestiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin Hükumet Komiseri'nin genel kurul toplantısında bulunması zorunlu olan denetime tabi şirketlerden olmadığı ve bu yönde idareye yapılmış bir başvuru bulunmadığı, Hükumet Komiseri'nin toplantıya iştirak etmemesinin genel kurul toplantısının geçerlilik şartı olmadığı, öte yandan davacı şirketin internet sitesi bulunması zorunlu şirketlerden olmadığı, dolayısıyla bu yönde bir eksiklik bulunmadığı, ayrıca tüm ortakların toplantıya sonuna kadar terk etmeksizin iştirak ettiklerinin anlaşıldığı, dava konusu edilen davalı şirketin 20/02/2017 tarihli 2015-2016 yıllarına ait genel kurul toplantısında alınan gündemin 2,4 ve 6. maddelerine yönelik iptal istemi yönünden davacı yanın maddelerin görüşülmesi sırasında olumsuz oy kullandığı ancak muhalefetini tutanağa geçirtmediği, muhalefet şerhinin maddelerin görüşülmesi sırasında veya toplantı sonunda tutanağın sonuna geçirtilmesinin gerektiği, tutanağın sonunda da bu yönde işlem tesis edilmediği, salt maddenin görüşülmesi sırasında olumsuz oy kullanılmasının dava şartı için yeterli olmadığından bu maddelere ilişkin davanın TTK'nın 446 maddesi gereğince muhalefet şerhine ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği, dava konusu genel kurul gündeminin 3.maddesinde görüşülen denetçi raporunun onaylanmasına ilişkin maddenin iptali talebi açısından denetçi raporunun onay zorunluluğu bulunmadığından bu talebin konusuz kalması nedeniyle karar tesisine yer olmadığına karar vermek gerektiği, dava konusu genel kurul gündeminin 5.maddesinde görüşülen yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine dair kararının TTK 436. maddesi gereği yönetim kurulu üyeleri; kendi ibraları dahil diğer yönetim kurulu üyelerinin de ibralarında oy kullanamayacağı, somut olayda da; dava konusu şirkette tamamı yönetim kurulu üyesi üç hissedar bulunduğundan ve dolayısıyla hiçbiri oy kullanamayacağından ibra kararı alınamayacağı, ibra kararının alınması mümkün olmadığı gibi zorunlu da olmadığından bu maddeye ilişkin davanın kabulü geektiği gerekçesiyle dava konusu edilen davalı şirketin 20/02/2017 tarihli 2015-2016 yıllarına ait genel kurul toplantısında alınan gündemin 2,4 ve 6. maddelerine yönelik iptal isteminin TTK'nın 446 maddesi gereğince muhalefet şerhine ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, dava konusu genel kurulun gündemin 3.maddesinde görüşülen denetçi raporunun onaylanmasına ilişkin maddenin iptali talebi açısından denetçi raporunun onay zorunluluğu bulunmadığından anılı talep konusuz olmakla karar tesisine yer olmadığına, dava konusu genel kurulun gündemin 5.maddesinde görüşülen yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin talep açısından davanın kabulü ile gündemin 5.maddesinde görüşülen yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine dair kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Olağan Genel Kurul Toplantısına yapılan çağrının usulsüz bir şekilde yapıldığına yönelik istinaf istemi yönünden; TTK 1524. maddenin birinci fıkrasında belli ortaklıkların internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü ortaklıkça kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek yükümlülüğünden sözedildiği, bu yükümlülüğün genel kurul veya yönetim kurulu kararlarıyla veya bunların geçerliliğiyle doğrudan hiç bir ilgisinin bulunmadığı, davacının sermaye payı ve dava konusu genel kurul kararlarına ortakların bir kısmının bizzat, bir kısmının ise vekaletle toplantıya katıldıkları dikkate alındığında, çağrının usulüne göre yapılmaması ve gündemin gereği gibi ilan edilmemesi sonucu oluşan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasına etkili olmadığı, dolayısıyla alınan kararların iptali şartlarının oluşmadığından davacının bu yöndeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin dava açılabilmesi için dava açan ortağın iptalini istediği kararın alındığı genel kurula katılıp kararlarda aleyhte oy kullanması ve oylamadan sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi gerektiği, bu gereklilik dava şartlarından olup, somut olayda iptali istenen kararlar alındıktan sonra davacının muhalefet şerhlerini tutanağa geçirmediğinden davacının bu yöndeki istinaf isteminin de yerinde görülmediği, iptali istenen genel kurul kararlarının alındığı tarihe göre olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’ nın 407.maddesinin 3.fıkrasında aynı kanunun 333 üncü madde gereğince belirlenen şirketlerin genel kurul toplantılarında Sanayi ve Ticaret Bakanlığının temsilcisinin bulunacağının bildirildiği, diğer şirketlerde ise hangi durumlarda Bakanlık temsilcisinin genel kurulda bulunacağının Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceğinin belirtildiği, belirtilen yönetmelik 28.11.2012 günlü resmi gazetede yayınlanmış olan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik olduğu, dosya içeriği ve sunulu ticaret sicil kayıtlarına göre dâvalı şirket TTK’nın 333.maddesi kapsamındaki şirketlerden olmadığı gibi davaya konu olan ve iptali istenen 20/02/2017 tarihinde yapılan 2015 ve 2016 yılları birleştirilmiş olağan genel kurul kararları da bahsi geçen yönetmeliğin 32. maddesinin birinci fıkrasında belirten nitelikleri taşımadığından davacının bu yöndeki istinaf isteminin de yerinde görülmediği, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının kısıtlandığına yönelik istinaf istemi yönünden, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının ihlali durumunda Kanun'un TTK m. 437/5 , 392/4 düzenlemelerine göre başvurabileceğinden İlk Derece Mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16/03/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

İnternet Sitesinin Kurulma ve İlanların Yayımlanma Süreleri

Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra kurulan ve denetime tabi olan sermaye şirketleri, ticaret siciline tescil edildikleri tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesi açmak zorundadır. Kuruluştan sonraki dönemde bağımsız denetim ölçütlerini karşılayarak kapsama dahil olan şirketler ise bu kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde internet sitelerini oluşturmalıdır.

İnternet sitesine konulması gereken hususlar bakımından mevzuatta özel bir süre tayin edilmişse bu süreye uyulur. Özel bir sürenin bulunmadığı hallerde, yayımlanması gereken hususu doğuran işlem veya olgunun gerçekleştiği tarihten, durumun tescil veya ilana tabi olduğu hallerde ise tescil veya ilanın yapıldığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde ilgili içerik siteye yüklenmelidir. Şirketin kuruluşundan internet sitesinin faaliyete geçtiği tarihe kadar geçen dönemde mevcut olan ve yayımlanması zorunlu tutulan içerikler ise sitenin açıldığı tarihte derhal yayımlanır.

Yönetmelik uyarınca internet sitesinde en az altı ay süreyle kalması gereken içeriklerin bu süre boyunca kesintisiz şekilde sitede tutulması şarttır. Bu asgari süreye riayet edilmemesi durumunda, ilgili içerikler internet sitesine hiç konulmamış sayılır.

İnternet Sitesinde Bulundurulması Zorunlu Bilgiler

Sermaye şirketleri, açtıkları internet sitesinin belirli bir bölümünü münhasıran mevzuat uyarınca yapılması gereken ilanlara tahsis etmekle yükümlüdür. Şeffaflığı sağlama amacıyla yayımlanabilecek belge, rapor, genel kurul çağrısı, mali tablo ve bilgilere yönelik bir üst sınır veya kısıtlama bulunmamakla birlikte, mevzuatça emredilen asgari unsurların sitede yer alması zorunludur.

Şirketin ticaret unvanı, şirket merkezi, ödenen ve taahhüt edilen sermaye tutarı ile yönetim organı üyeleri ve şirket denetçisine dair veriler internet sitesinde sürekli olarak erişime açık bulundurulmalıdır. Anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı ve üyeleri, limited şirketlerde ise şirket müdürleri bu çerçevede ilan edilir. Tüzel kişinin yönetim organı üyesi veya müdür seçilmesi halinde, bu tüzel kişiye ve onun belirlediği gerçek kişi temsilcisine ilişkin bilgiler sitede sürekli tutulur; söz konusu bilgilerdeki değişiklikler yapıldıkları gün siteye işlenir.

Teknik Altyapı ve Veri Sağlama Hizmetleri

Şirketlerin, internet sitesine konulacak içerikleri güvenli ortamda muhafaza etme, erişime hazır tutma ve arşivleme işlemlerini yerine getirirken Ticaret Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş merkezi veri tabanı hizmet sağlayıcılarından hizmet almaları ihtiyaridir. Şirketler bu teknik altyapıyı kendileri de oluşturabilir. Ancak payları Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından kayden izlenen sermaye şirketleri bakımından veri sağlama ve arşivleme faaliyeti Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından yerine getirilir.

Yükümlülüğe Aykırılığın Hukuki ve Cezai Yaptırımları

İnternet sitesinin süresinde kurulmaması veya zorunlu ilanların usulünce sitede yayımlanmaması, ilgili şirket içi kararların iptaline ya da hükümsüzlüğüne sebebiyet verebileceği gibi kusuru bulunan şirket yöneticilerinin ve yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunu doğurur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2175 Esas, 2025/3400 Karar sayılı ilamında, internet sitesi açma yükümlülüğü ve çağrı usulsüzlüğü iddialarını inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2175, K. 2025/3400Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/2175 E.  ,  2025/3400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/574 Esas, 2024/285 Karar HÜKÜM :Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/18 E., 2023/66 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemsiz olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.05.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının %33,3 paya sahip ortağı olduğunu, 09.09.2021 tarihinde gerçekleştirilen 2020 yılı olağan genel kurul toplantısına ilişkin çağrı evrakının müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin genel kurul toplantısından tesadüfen haberdar olması nedeniyle davalıya ait bilanço ve gelir tablolarını toplantı öncesinde inceleyemediğinden finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesi talebi üzerine toplantının 09.10.2021 tarihine ertelendiğini, müvekkiline verilen bilgi ve belgelerin hesap verilebilirlik ve şeffaflık ilkelerine uygun olmadığını, davalı şirketin izah yapabilmesi için toplantının ikinci kez ertelenmesi ve belirlenen konuların araştırılması için özel denetçi atanması talep edildiğini ve müvekkilinin bu taleplerinin kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın reddedildiğini, genel kurula çağrının usulüne uygun yapmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 414. maddesinde yer alan pay sahiplerine bildirim ve internet sitesinde ilan koşulların gerçekleştirilmediğini, davalının esas sözleşmesine aykırı bir şekilde posta yoluyla tebliğin de bila tebliğ olduğunu, müvekkilinin tesadüf eseri toplantıdan haberdar olduğunu, davalının 6102 sayılı TTK'nın 1524. maddesi uyarınca internet sitesi açma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, usulsüz çağrı üzerine yapılan genel kurul kararlarının yoklukla malul olacağını, müvekkiline çağrı yapılmadığı için şirketin mali durumu ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmadığını, şirkette özel denetçi atanması talep edilmiş olup davalının bu talebi reddetmesi üzerine müvekkilinin Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/671 E. sayılı dosyası ile özel denetçi tayinini mahkemeden talep ettiğini, toplantıda bulunması gereken bağımsız denetçinin toplantıda bulunmadığını, ibra kararının geçersiz olduğunu, ibra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmelerinin mümkün olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmasının mümkün olmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerince müvekkiline karşı uygulanan sistematik baskının ve dışlanmanın davalının finansman ve idari durumunun gizlendiği şüphesini kuvvetlendirdiğini, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/339 E. sayılı dosyasında görülmekte olan 2018-2019 yılı genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için davanın bulunduğunu ileri sürerek davalının 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yokluğunun tespitine, Mahkeme aksi kanaatte olursa alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, genel kurulun usulüne uygun toplandığını ve kararların kanun, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu her iki genel kurul toplantısının günü ve gündeminin Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, davacının her iki genel kurul toplantısından haberdar olup, iki toplantıya da bizzat katılması karşısında genel kurul toplantısının yoklukla malul olmasına ilişkin koşulların oluşmadığı, aynı sebeplerle genel kurul toplantılarının iptali sonucunu da doğuramayacağı, çağrıda usulsüzlük olsa dahi bu durumun 6102 sayılı TTK'nın 446/b hükmü anlamında etki prensibi çerçevesinde iptal sonucunu doğurmayacağı, 09.09.2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının davacının bilgi alma talebi doğrultusunda ertelendiği, 09.10.2021 tarihli 2. toplantıda davacının, davalının finansal durumuna ilişkin sorduğu sorulara davalının yönetim kurulu üyelerince denetlemeye uygun açıklıkla somut verilere dayalı bilgi verildiği, 2021/671 E. sayılı dosyanın kapsamı ve yapılan değerlendirmeye göre 6102 sayılı TTK'nın 438 ve 439. maddesindeki özel denetçi tayinine ilişkin yasal koşulların mevcut olmadığı, dava konusu diğer kararların alınmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/339 E., 2022/193 K. sayılı dosyasının istinaftan dönüşü ve kesinleşmesinin beklenilmesi talep edilmiş ise de genel kurul kararlarının bağımsızlığı ve sonraki genel kurula sirayet etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin üç ortaklı olduğu, davacının 13986 hisseye, dava dışı …'ın 14028 hisseye, …'ın 13986 hisseye sahip olduğu, davacının diğer ortaklarla birlikte 08.04.2021 tarihinde yapılan genel kurula kadar yönetim kurulu üyesi olduğu, bu genel kurulda … ve …'ın yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, söz konusu genel kurulun yoklukla malul olduğunun tespiti için Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/339 E. sayılı dosyasında açılan davada 15.03.2022 tarihinde davanın kabulü ile davalı şirketin 28.04.2021 tarihli 2018-2019 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malül olduğunun tespitine karar verildiği, karara karşı istinaf başvurusunun Dairelerinin 27.10.2023 tarihli 2022/795 E., 2023/2138 K. sayılı ilamı ile esastan reddine karar verildiği, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulmadığından kararın kesinleştiği, 6102 sayılı TTK'nın 436/2 hükmünde oydan yoksunluk halinin düzenlendiği, 09.10.2021 tarihli genel kurulun 4. maddesinde … ve …'ın oyları ile yönetim kurulu üyeleri … ve …'ın ibra edildiği, …'ın ibra edilmediği, ibraya ilişkin karar nisaba aykırılık nedeniyle yok hükmünde olduğundan yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken bu maddeye ilişkin talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 09.10.2021 tarihinde yapılan genel kurulun 4. maddesinin yoklukla malul olduğunun tespitine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti, olmadığı taktirde iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin birdiğerinden alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 15.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

İnternet sitesi açma ve içerik yayımlama yükümlülüğünün ihlali cezai sorumluluk altına da alınmıştır. Türk Ticaret Kanunu m. 562/12 uyarınca, Kanun'un 1524 üncü maddesinde öngörülen internet sitesini oluşturmayan şirketlerin yönetim organı üyeleri yüz günden üç yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Aynı madde gereğince internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun şekilde koymayan yönetim organı üyeleri hakkında yüz güne kadar adli para cezası tatbik edilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 562Kaynağı aç
MADDE 562- (Değişik: 26/6/2012-6335/30 md.) (1) Bu Kanunun; a) 64 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci veya üçüncü cümlesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyenler, b) 64 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belgelerin kopyasını sağlamayanlar, c) 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekli onayları yaptırmayanlar, d) 65 inci maddesine uygun olarak defterlerini tutmayanlar, e) 66 ncı maddesindeki usule aykırı olarak envanter çıkaranlar, f) 86 ncı maddesine göre belgeleri ibraz etmeyenler, dörtbin (88.997) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. (2) 88 inci maddeye aykırı hareket edenler dörtbin (88.997) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. (3) 199 uncu maddenin birinci ve dördüncü fıkralarına aykırı hareket edenler ikiyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (4) Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210 uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (5) Bu Kanunun; a) (Mülga: 15/7/2016-6728/73 md.) b) 358 inci maddesine aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler, c) 395 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesi hükümlerini ihlal edenler, üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (6) Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut bu Kanuna uygun saklanmaması hâllerinde, sorumlular üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (7) 527 nci maddeye aykırı hareket edenler, Türk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. (8) 549 uncu maddede belirtilen belgeleri sahte olarak düzenleyenler ile ticari defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. (9) 550 nci maddeye aykırı hareket edenler üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. (10) 551 inci maddeye aykırı hareket edenler doksan günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (11) 552 nci maddeye aykırı hareket edenler altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. (12) 1524 üncü maddede öngörülen internet sitesini oluşturmayan şirketlerin yönetim organı üyeleri, yüz günden üçyüz güne kadar adli para cezasıyla ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu fıkrada sayılan failler yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. (13) (Ek:27/12/2020-7262/33 md.) Bu Kanunun; a) 486 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bildirimde bulunmayanlar yirmi bin (173.801) Türk lirası, b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 18/1/2024 Tarihli ve E: 2021/28, K: 2024/11 Sayılı Kararı ile.) idari para cezasıyla cezalandırılır. (14) Bu Kanun kapsamındaki idari para cezaları, aksine hüküm bulunmayan hâllerde, mahallin en büyük mülki amiri tarafından verilir. (15) Bu Kanunda tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve ilgili hükme göre verilecek ceza iki kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz. B) Soruşturma ve kovuşturma usulü
Hangi sermaye şirketleri internet sitesi açmakla yükümlüdür?

Türk Ticaret Kanunu m. 1524 ve ilgili mevzuat uyarınca yalnızca Türk Ticaret Kanunu m. 397 kapsamında bağımsız denetime tabi tutulan sermaye şirketleri internet sitesi açmak ve zorunlu ilanları yayımlamakla yükümlüdür.

İnternet sitesini kurma süresi ne kadardır?

Bağımsız denetime tabi yeni kurulan şirketler ticaret siciline tescilden itibaren üç ay, sonradan denetim kapsamına dahil olan şirketler ise kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesini kurmak zorundadır.

İçeriklerin sitede ne kadar süreyle kalması gerekir?

Yönetmelik uyarınca en az altı ay süreyle kalması gereken içeriklerin bu süre boyunca yayında tutulması zorunludur; altı aylık süreye uyulmaması halinde içerik hiç konulmamış kabul edilir.

İnternet sitesi açmamanın veya içerik koymamanın cezası nedir?

Türk Ticaret Kanunu m. 562/12 uyarınca internet sitesini kurmayan yönetim organı üyeleri yüz günden üç yüz güne kadar, içeriği usulüne uygun koymayanlar ise yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu