Sermaye şirketlerinde haklı nedenle fesih davası; ortaklar arasında devamı çekilmez hâle gelen uyuşmazlıklar, mevzuata veya şirket sözleşmesine aykırılıklar ve ortaklık amacının fiilen ortadan kalkması durumunda başvurulan istisnai bir yargısal yoldur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde bu dava türü, anonim şirketler için 531. maddede, limited şirketler için ise 636. maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu döneminde anonim şirketlerin haklı sebeple feshine imkân veren bir düzenleme bulunmamaktayken, söz konusu imkân 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Şirketin feshini talep eden ortakların istemi, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde ileri sürülür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/8247, K. 2022/1130Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 531Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 636Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/4504, K. 2015/12980Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/13148, K. 2014/16463Kaynağı aç
Davacı Sıfatı ve Dava Açma Eşikleri
Anonim şirketler ile limited şirketler arasında haklı nedenle fesih davası açma hakkı bakımından temel bir ayrım bulunmaktadır. Anonim şirketlerde bu hak münferit her pay sahibine değil, azınlığa tanınmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesi uyarınca halka kapalı anonim şirketlerde sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde ise en az yirmide birini temsil eden pay sahipleri fesih davası açabilir. Bu yasal nisabın tek bir pay sahibinde bulunması zorunlu olmayıp, birden fazla pay sahibi bir araya gelerek de dava açabilir.
Limited şirketlerde ise kanun koyucu azınlık eşiği aramamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, sermaye payının büyüklüğüne veya oranına bakılmaksızın her ortak haklı sebeplerin varlığı hâlinde mahkemeden şirketin feshini talep etme yetkisine sahiptir. Bu doğrultuda limited şirket ortakları, sahip oldukları pay oranına bağlı olmaksızın fesih davasında davacı sıfatını haizdir.
Davalı Sıfatı ve Husumetin Yöneltileceği Taraf
Sermaye şirketlerinin haklı nedenle feshine ilişkin davalarda husumetin kime yöneltileceği usul kurallarına bağlanmıştır. Fesih davasında husumet çoğunluk pay sahiplerine veya yöneticilere değil, tüzel kişiliği haiz olan şirkete yöneltilir. Limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi davalarında husumetin şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ortaklara husumet yöneltilemez. Şirket ortakları aleyhine açılan davalar husumet yokluğu sebebiyle reddedilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/2103, K. 2016/8790Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/17528, K. 2015/12310Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/5009, K. 2023/721Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3781, K. 2023/7724Kaynağı aç
Bununla birlikte iki ortaklı limited şirketlerde husumete dair özellikli durumlar ortaya çıkabilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/3917 Esas ve 2024/5954 Karar sayılı ilamına yansıyan uyuşmazlıkta, şirketin iki ortaklı olması ve her iki ortağın da davada taraf olarak yer alması durumunda, şirket tüzel kişiliğinin ayrıca davalı olarak gösterilmemiş olması sonuca etkili görülmemiş ve davada pasif husumetin sağlandığı kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3917, K. 2024/5954Kaynağı aç
Haklı Sebep Oluşturan Haller ve Yargı Standartları
Türk Ticaret Kanunu'nda sermaye şirketlerinin feshini gerektiren haklı sebepler sınırlı sayıda sayılmamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/4504 Esas ve 2015/12980 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, haklı nedenler kanunda tanımlanmadığı için somut olayın özelliğine göre mahkemece takdir edilir. Hâkim hem haklı sebebin tespitinde hem de çözümler konusunda geniş takdir yetkisine sahiptir. Kanun gerekçeleri ve emsal kararlar kapsamında; genel kurulun uzun süre ve kanuna aykırı biçimde toplantıya çağrılmaması, şirketin uzun süre organsız kalması, şirketin devamlı olarak zarar etmesi ve ortaklık gayesinin gerçekleşmesine imkân kalmaması haklı fesih sebeplerine örnek oluşturur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/7130, K. 2013/22320Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7419, K. 2024/1381Kaynağı aç
Ortaklık haklarının sürekli ihlali ve güven ilişkisinin sarsılması da fesih iddialarında değerlendirilir. Azlık hakları ile bilgi alma ve inceleme haklarının devamlı engellenmesi, ortaklar arasında ortaklığın sürdürülmesini çekilmez kılan anlaşmazlıklar ve ortağın bakiye sermaye borcunu ödemede temerrüde düşmesi haklı sebep teşkil edebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/17528 Esas ve 2015/12310 Karar sayılı ilamında, şirket ortakları arasında fiziksel şiddet boyutuna varan adli olayların yaşanmış olması haklı nedenin oluşumu için yeterli görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/3166 Esas ve 2025/3401 Karar sayılı ilamında ise limited şirketin işletme amacının gerçekleşmesi için zorunlu olan güven ilişkisinin ortakların bir arada bulunmasını beklenemez kılacak derecede zedelenmesi haklı sebep olarak değerlendirilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3166, K. 2025/3401Kaynağı aç
Şirket yönetiminin azınlık aleyhine yürüttüğü işlemler de fesih sebebi oluşturabilir. Şirket yönetiminin azınlık menfaatlerini sistematik olarak ihlal etmesi, yöneticilere huzur hakkı adı altında örtülü kazanç aktarılması, hâkim ortakların şirket olanaklarını azınlığı dışlayacak şekilde kullanması ve şirket gayrimenkullerinin piyasa değerinin altında satılarak şirketin zarara uğratılması fesih isteminde öne sürülebilir. Buna karşılık ortağın paydaşı bulunduğu başka bir tüzel kişilik ile davalı şirket arasındaki hukuki uyuşmazlıklar fesih davasında haklı sebep sayılamaz. Ayrıca bir taşınmazın satışı genel kurul gündemine alınmış olsa dahi, taşınmaz fiilen satılmadan yalnızca satılma ihtimaline dayanılarak şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilemez.
Kâr dağıtımı süreçleri de ortaklar arasındaki fesih iddialarında önemli bir yer tutar. Ticaret şirketlerinin nihai amacı kâr elde etmek ve bunu dağıtmak olduğundan, kâr payı hakkı vazgeçilmez bir haktır. Dağıtılabilir kâr varken dürüstlük kuralına aykırı biçimde uzun süre kâr dağıtılmaması veya yetersiz dağıtılması pay sahiplerine mahkeme aracılığıyla bu hakkı talep etme imkânı tanır. Bununla birlikte limited şirketlerde kâr payının dağıtımı için bilançonun çıkarılması ve kesinleşmiş olması, ayrıca genel kurulda bu yönde bir karar alınması gerekir; genel kurulda talepte bulunulup reddedildiğine dair delil sunulmadan uzun süre beklenmesi fesih için haklı sebep oluşturmaz.
Feshin Son Çare Olması İlkesi ve Alternatif Çözümler
Sermaye şirketlerinde haklı nedenle fesih davalarına hâkim olan temel ilke feshin son çare olmasıdır (ultima ratio). Şirketin yaşatılmasında ortakların dışında şirket çalışanları, alacaklılar, şirketle iş yapan üçüncü kişiler ve kamunun menfaati bulunduğundan aslolan şirketin varlığını sürdürmesidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/7419 Esas ve 2024/1381 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, azınlık hakları alternatif çözümlerle korunabiliyorsa fesih yerine bu yöntemler tercih edilmelidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531. ve 636. maddeleri gereğince mahkeme, haklı sebeplerin varlığını tespit etse dahi şirketin feshine karar vermek zorunda değildir. Mahkeme fesih istemi yerine; davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek şirketten çıkarılmalarına, şirketin bölünmesine veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/8247 Esas ve 2022/1130 Karar sayılı ilamında, iki ortaklı limited şirkette her iki tarafın da davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasını talep etmesine rağmen mahkemece şirketin feshine karar verilmesi, feshin son çare olması ilkesine aykırı bulunarak bozulmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/3669, K. 2014/10238Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/10730, K. 2016/9482Kaynağı aç
Mahkemenin fesih yerine ortağın çıkarılmasına karar verebilmesi için öncelikle şirketin feshi yönündeki haklı nedenlerin ispatlanması gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/5009 Esas ve 2023/721 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, fesih sebepleri kanıtlanmadığı takdirde alternatif çözüm olarak davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilemez. Alternatif yolların uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığı durumlarda ise şirketin feshine hükmedilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/464 Esas ve 2021/7146 Karar sayılı ilamında, aile şirketi niteliğindeki limited şirkette ortaklar arasında giderilemeyen derin anlaşmazlıklar bulunması, şirketin asli faaliyetini yürütmeyip tek gelirinin fabrikanın büyük ortak tarafından kendi şirketine düşük bedelle kiralanmasından ibaret olması, kâr payı dağıtılmaması ve ağır kusurlu ortağın aynı alanda faaliyet gösteren başka şirketinin bulunması karşısında, şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesi hukuka uygun bulunmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/464, K. 2021/7146Kaynağı aç
Gerçek Pay Değerinin Hesaplanması ve Çıkarma Usulü
Fesih istemi yerine davacı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verildiğinde, davacıya payının gerçek değerinin ödenmesi gerekir. 6102 sayılı Kanun'un 531. maddesinde bu değer 'karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değer' olarak düzenlenmiştir. Ayrılma akçesi en güncel veriler üzerinden hesaplanır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/2255 Esas ve 2015/8166 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, gerçek pay değerinin belirlenmesinde yalnızca şirketin aktif malvarlığı değil, pasif borçları da dikkate alınarak mali bilanço çıkarılmalı ve bu kapsamda net pay bedeline hükmedilmelidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/2255, K. 2015/8166Kaynağı aç
Yargılama sürecinde gerçek pay değerinin tespit edilememesi davanın sonucunu etkileyebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/3917 Esas ve 2024/5954 Karar sayılı ilamına konu olan olayda, şirketin mali durumunu gösteren ticari defter ve kayıtların tam olarak ibraz edilmemesi yüzünden davacı ortağın çıkma payı hesaplanamamış ve davacı da bu çözümü kabul etmemiştir. Bu doğrultuda alternatif çözüm uygulanamadığından şirketin feshine karar verilmesi adil bir çözüm olarak değerlendirilmiştir.
Haklı Sebeple Çıkma, Pay Devri ve İhtiyati Tedbir Sınırları
Limited şirketlerde fesih davasının yanında ortağın haklı sebeple şirketten çıkması da kanunda düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 638. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Limited şirket esas sermaye payının devri kural olarak yazılı şekle, noter onayı şartına ve şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse genel kurul onayına bağlıdır. Şirket hissesinin ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devri sağlararası bir tasarruf olduğundan genel kurul onayı prosedürüne tabidir. Şirket sözleşmesi devri yasaklamışsa veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 638Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 595Kaynağı aç
Fesih veya çıkma davası açıldığında mahkemece geçici koruma önlemleri alınabilir. 6102 sayılı Kanun'un 636. maddesinin dördüncü fıkrası ile 638. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir; bu kapsamda davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarının dondurulmasına veya durumunun teminat altına alınmasına karar verilebilir. Fesih talebinin yanında terditli olarak TTK m. 638/2 uyarınca çıkma istenmiş ve davalı şirket cevap dilekçesinde çıkma istemini kabul etmişse, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca kabul sebebiyle çıkmaya karar verilmelidir.
Fesih ve ortaklık davalarında verilecek geçici hukuki koruma tedbirlerinin kanuni sınırları bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ve 391. maddeleri uyarınca, dava sonunda elde edilecek faydayı peşinen sağlayacak veya davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/4504 Esas ve 2015/12980 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, şirketin malvarlığını fiilen bölecek ve geçici koruma kriterini aşacak şekilde işletmelerin tedbiren davacılara verilmesi hukuka aykırıdır. Ayrıca hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305. maddesi gereğince tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez veya değiştirilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/20, K. 2017/1091Kaynağı aç
Organ Eksikliği ve Tasfiye Usulü
Sermaye şirketlerinde fesih, ortaklar arasındaki uyuşmazlıkların yanı sıra organ yokluğundan da kaynaklanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zorunlu organlardan birinin uzun süredir bulunmaması veya genel kurulun toplanamaması hâlinde ortaklar ya da şirket alacaklıları feshin tespitini isteyebilir. Bu başvuruda asliye ticaret mahkemesi yöneticileri dinleyerek mevzuata uygunluğun sağlanması amacıyla şirkete mehil tanır; verilen sürede eksiklik giderilmediği takdirde şirketin feshine hükmedilir. Fesih kararı sonrasında tasfiye sürecine geçilir. 6102 sayılı Kanun'un 636. maddesinin beşinci fıkrası ile 643. maddesinin birinci fıkrası uyarınca limited şirketin sona ermesinin sonuçları, tasfiye prosedürü ve organların yetki sınırları bakımından anonim şirket hükümleri tatbik olunur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 643Kaynağı aç
Anonim şirketlerde haklı nedenle fesih davasını kimler açabilir?
Anonim şirketlerde haklı nedenle fesih davası azınlık pay sahiplerine tanınmış olup, kapalı şirketlerde sermayenin en az yüzde onunu, halka açık şirketlerde ise yüzde beşini temsil eden pay sahipleri birleşerek veya tek bir ortak bu payı karşılıyorsa dava açabilir.
Limited şirketlerde haklı nedenle fesih davası kime karşı açılır?
Fesih davası tüzel kişiliği haiz şirkete yöneltilir; şirket ortaklarına husumet düşmez ve ortaklar aleyhine açılan dava husumet yokluğu sebebiyle reddedilir.
Mahkeme haklı sebep tespit ettiğinde doğrudan fesih kararı vermek zorunda mıdır?
Feshin son çare olması ilkesi gereğince mahkeme şirketin feshine hükmetmek yerine davacı pay sahibinin payının gerçek değerini ödeyerek ortaklıktan çıkarılmasına, şirketin bölünmesine veya duruma uygun düşen diğer bir çözüme karar verebilir.
Ortaklıktan çıkarma kararı verildiğinde pay bedeli nasıl belirlenir?
Pay bedeli olarak karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değer esas alınır; hesaplamada yalnız şirketin aktifleri değil, borç ve pasifleri de dikkate alınarak güncel bilanço verilerine göre değer takdiri yapılır.
Fesih davası sürerken şirket mallarının paylaşılmasına ilişkin tedbir verilebilir mi?
Davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde veya şirketin malvarlığını fiilen bölecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

