Anonim Şirketlerin Hak Ehliyeti ve Ultra Vires İlkesinin Kaldırılması
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde geçerli olan ultra vires kuralı gereğince anonim şirketler işletme konusu dışında hak ehliyetine sahip değildi ve işletme konusu haricindeki hukuki işlemler yok sayılıyordu. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile bu anlayış terk edilerek şirketlerin hak ehliyeti genişletilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 125. maddesi uyarınca ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup kanuni istisnalar saklı kalmak kaydıyla Türk Medenî Kanunu'nun 48. maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Türk Medenî Kanunu'nun 48. maddesi ise tüzel kişilerin cins, yaş ve hısımlık gibi yaradılış gereği yalnızca insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil olduğunu düzenlemektedir. Bu yasal çerçevede anonim şirketlerin hak ehliyeti artık esas sözleşmedeki amaç ve konuyla sınırlı değildir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 48Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 125Kaynağı aç
İşletme Konusu Dışındaki Kefalet İşlemlerinin Şirketi Bağlayıcılığı
Anonim şirketin amaç ve konusunun esas sözleşmede gösterilmesi kanuni bir zorunluluk olsa da amaç ve konu şirketin hak ehliyetinin sınırını oluşturmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 371. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca anonim şirketi temsile yetkili olanların üçüncü kişilerle işletme konusu dışında yaptığı işlemler kural olarak şirketi bağlar. Kefil olmak veya garanti vermek müstakil bir ticari faaliyet niteliği taşımamakla beraber ticari hayatın olağan akışında işletmenin faaliyetlerini sürdürmesini ve kredi teminini kolaylaştıran hukuki işlemlerdir. Şirketlerin ticari faaliyetlerinin gereği olarak esas sözleşmelerinde açık hüküm yer almasa dahi kefalet ve garanti sözleşmesi akdetme ehliyetine sahip oldukları kabul edilmektedir. Bu tür teminat işlemleri işletme konusu dışında kabul edilmediğinden şirketin kefil olma ehliyeti doğrudan Türk Ticaret Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca belirlenir ve verilen kefalet geçerliliğini korur. Kredi temini işlemlerinde şirket esas sözleşmesinde açık hüküm aranması kanunun öngördüğü sisteme uygun düşmemektedir.
Üçüncü Kişilerin İyiniyeti ve Şirketin İspat Yükü
Anonim şirketi temsile yetkili kişilerin şirket unvanı altında yaptığı işlemler kural olarak şirketi bağlamakla birlikte kanun koyucu işletme konusu dışındaki işlemlere sınırlı bir istisna tanımıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 371. maddesinin ikinci fıkrasına göre üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek durumda olduğu şirketçe ispat edilirse bu işlem anonim şirketi bağlamaz. Üçüncü kişilerin iyi niyetli olmadığını ispat yükü anonim şirkettedir. Şirket esas sözleşmesinde işletme konusunun yazılmış olması veya esas sözleşmenin ilan edilmiş bulunması, üçüncü kişinin durumu bildiğinin ispatı açısından tek başına yeterli delil sayılmaz. Ayrıca temsil yetkisinin sınırlandırılması iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez; yalnızca temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine yahut birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlandırmalar geçerlidir. Temsile yetkili kişilerin esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı işlem yapması da iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin şirkete başvurmasına engel oluşturmaz.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 371Kaynağı aç
Kefalet Sözleşmesinin Şartları, Niteliği ve Rücu Hakkı
Kefalet sözleşmesi ile kefil, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi durumunda alacaklıya karşı bu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt ederek borcun ödenmeme riskini üstlenir. Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğu, asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına; kefilin sorumlu olacağı azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olunması hâlinde bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadenin kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesine bağlıdır. Alacaklıya ifada bulunan kefil ödediği miktarda kanun gereği kendiliğinden alacaklının haklarına halef olur ve borç sona ermesine rağmen asıl borçluya rücu etme imkânı kazanır. Şirketlerin malvarlığıyla sınırlı sorumluluğunun istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/149 Esas ve 2022/894 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere ancak zarara uğrayan üçüncü kişiler başvurabilir; anonim şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi konumundaki kefiller üçüncü kişi sıfatı taşımadıklarından bu teoriye dayanarak şirkete rücu talebinde bulunamazlar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/149, K. 2022/894Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 583Kaynağı aç
Tek Pay Sahipli Şirketlerde Sözleşmelerin Geçerlilik Şekli
Tek pay sahipli anonim şirketlerde sözleşme serbestisi bakımından özel bir geçerlilik şartı öngörülmüştür. Türk Ticaret Kanunu'nun 371. maddesinin altıncı fıkrası gereğince, şirket tek pay sahibi tarafından temsil edilsin veya edilmesin, tek pay sahibi ile şirket arasında akdedilecek sözleşmelerin geçerli olması yazılı şekilde düzenlenmelerine bağlıdır. Bu şekil zorunluluğu piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelerde uygulanmaz.
Anonim şirketin kefil olabilmesi için esas sözleşmesinde açık hüküm bulunması zorunlu mudur?
Hayır, zorunlu değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile ultra vires kuralı kaldırıldığından anonim şirketler Medenî Kanun hükümleri çerçevesinde hak ve borç ehliyetine sahiptir; kefalet işlemi ticari hayatın olağan akışı içinde değerlendirildiğinden esas sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi şirket geçerli şekilde kefil olabilir.
İşletme konusu dışındaki kefalet işlemleri anonim şirketi bağlar mı?
Evet, kural olarak bağlar. Türk Ticaret Kanunu'nun 371. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temsile yetkili kişilerin üçüncü kişilerle işletme konusu dışında yaptığı işlemler şirketi bağlar; ancak üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında kaldığını bildiği veya bilebilecek durumda olduğu şirketçe ispat edilirse işlem şirketi bağlamaz.
Esas sözleşmenin ilan edilmiş olması üçüncü kişinin kötüniyetini ispata yeterli midir?
Hayır, yeterli değildir. Türk Ticaret Kanunu'nun 371. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şirket esas sözleşmesinin ticaret sicilinde ilan edilmiş olması, üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında kaldığını bildiğini veya bilebilecek durumda olduğunu kanıtlamak açısından tek başına yeterli delil sayılmaz.
Kefalet sözleşmesinin geçerliliği için hangi şekil şartları aranır?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Ayrıca kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması hâlinde bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini sözleşmede kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

