Alacağın Sermaye Olarak Konulabilmesinin Yasal Çerçevesi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 127 uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça ticaret şirketlerine para ve alacak dahil olmak üzere devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü malvarlığı unsuru sermaye olarak taahhüt edilebilir. Ancak sermaye şirketleri bakımından kanunun getirdiği özel şartlar ve sınırlamalar saklıdır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 127Kaynağı aç
Ticaret şirketlerine ayni sermaye olarak getirilecek malvarlığı değerlerinin üzerinde sınırlı ayni hak, haciz veya tedbir bulunmaması, bu unsurların nakden değerlenebilmesi ve devrolunabilmesi şarttır. Takyidat taşıyan veya devri mümkün olmayan hakların şirket sermayesine dahil edilmesi kanunen mümkün değildir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 342Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 581Kaynağı aç
Anonim şirketlerde 6102 sayılı Kanun m. 342/1 ve limited şirketlerde m. 581 uyarınca; üzerinde sınırlı ayni hak, haciz ve tedbir bulunan ayınlar, nakdi olarak değerlenemeyen veya devrolunamayan haklar ile hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. Bu doğrultuda pay sahibinin üçüncü bir kişiden veya bizzat şirketten olan alacağını sermaye şirketine ayni sermaye olarak koyabilmesi için alacağın muaccel bulunması ve üzerinde hiçbir hukuki kısıtlama yer almaması emredici bir kuraldır.
Sermaye Artırımında Alacağın Mahsubu ve Tescil Usulü
Anonim şirketlerde 6102 sayılı Kanun m. 459/3 uyarınca ayni sermaye konulmasında 342 ve 343 üncü maddeler kıyas yoluyla uygulanır. Artırılan sermayeyi temsil eden payların tamamının esas sözleşmede veya iştirak taahhütnamelerinde kayıtsız, şartsız ve yazılı olarak taahhüt edilmesi zorunludur. Limited şirketlerde ise m. 590/1 gereğince esas sermayenin artırılması sürecinde şirketin kuruluşu hakkındaki hükümlere ve özellikle sermayenin ayın olarak konulmasına ilişkin kurallara uyulması şarttır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 590Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 459Kaynağı aç
Pay sahibinin bir şirketten olan alacağını bağımsız başka bir şirketin kuruluşunda ya da sermaye artırımında ayni sermaye olarak taahhüt etmesi durumunda, alacağın varlığı ve değerinin belirlenmesi için 6102 sayılı Kanun m. 343 gereğince şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişiler tarafından hazırlanan değerleme raporunun tescil için ibrazı gerekir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 343Kaynağı aç
Pay sahibinin şirketten olan alacağını bizzat pay sahibi olduğu şirketin sermaye artırımında sermaye borcuna mahsup etmesi hâlinde, kanuni kural mahkemece atanan bilirkişilerce değer tespiti yapılması olmakla birlikte, uygulamada yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya denetçi raporu da tescil evrakı olarak sunulabilmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1156 Esas ve 2024/8859 Karar sayılı ilamına konu somut uyuşmazlıkta, limited şirkette ortağın şirketten olan nakdi borç niteliğindeki alacağını sermaye artırım borcuna mahsup etmesinde bu alacağın mevcudiyetinin, geçerliliğinin ve tasarruf edilebilirliğinin yeminli mali müşavir raporu ile tespit edilmiş bulunması ve sermaye artırımının finansal gereklilik taşıması hâlinde tescil işlemi hukuka uygun değerlendirilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1156, K. 2024/8859Kaynağı aç
Bilirkişi Değerlemesi, Raporun Kapsamı ve İtiraz Usulü
6102 sayılı Kanun m. 343/1 hükmüne göre sermaye olarak getirilen paradan başka değerlere şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Raporda; uygulanan yöntemin somut olayın niteliği bakımından adil ve uygun olduğu, alacağın gerçekliği, geçerliği, 342 nci maddeye uygunluğu, tahsil edilebilirliği ve tam değeri ayrıntılı ve gerekçeli olarak gösterilmelidir.
Bilirkişiler tarafından tanzim edilen değerleme raporunda ayni sermaye karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesi doğrultusunda açıklanmalıdır. Bu rapora karşı kurucular ve menfaat sahipleri mahkeme nezdinde itirazda bulunabilir; itirazlar neticesinde mahkemece onaylanan bilirkişi kararı kesindir.
6102 sayılı Kanun m. 128/2 gereğince, şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler varsa özel sicillerine kaydedildiği ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildiği takdirde ayni sermaye kabul olunur. Özel sicile yapılan tescil ve kayıt işlemi üçüncü kişilerin iyiniyetini ortadan kaldırır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 128Kaynağı aç
Sermaye Borcundan Kurtulma, Tahsil Süresi ve Temerrüt Faizi
6102 sayılı Kanun m. 130/1 uyarınca, sermaye olarak şirkete alacaklarını devretmiş olan ortak, bu alacaklar şirket tarafından fiilen tahsil edilmiş olmadıkça sermaye koyma borcundan kurtulamaz.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 130Kaynağı aç
6102 sayılı Kanun m. 130/2 gereğince, devredilen alacak muaccel ise şirket sözleşmesi veya esas sözleşme tarihinden itibaren bir ay içinde şirketçe tahsil edilmelidir. Hükümde vadesi gelmemiş alacaklar için vade gününden itibaren bir aylık tahsil süresi öngörülmüş olsa da anonim ve limited şirketler yönünden Kanunun 342/1 ve 581 inci maddelerindeki vadesi gelmemiş alacak yasağı saklıdır.
Devredilen alacak kanuni bir aylık süre içinde tahsil edilemediği takdirde, gecikmeden dolayı şirketin tazminat talep hakkı saklı kalmak kaydıyla ortak, sürenin sona erdiği tarihten itibaren işleyecek temerrüt faizini ödemekle yükümlüdür. Alacağın kısmen tahsil edilmiş olması durumunda; sermaye borcunun sona ermemesi, şirketin tazminat hakkı ve temerrüt faizi yükümlülüğü tahsil edilmemiş olan bakiye kısım hakkında aynen geçerliliğini sürdürür.
Hangi alacaklar sermaye şirketlerine ayni sermaye olarak konulamaz?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 342/1 ve m. 581 uyarınca vadesi gelmemiş alacaklar ile üzerinde haciz, ihtiyati tedbir veya rehin gibi sınırlı ayni haklar bulunan alacaklar anonim ve limited şirketlere sermaye olarak konulamaz.
Alacağın sermaye olarak değerlemesi hangi mahkemeden istenir?
6102 sayılı Kanun m. 343 uyarınca sermaye olarak getirilen nakit dışındaki değerlerin tespiti, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden istenir ve değerleme bu mahkemece atanan bilirkişilerce yapılır.
Bilirkişinin belirlediği ayni sermaye değerleme raporuna itiraz edilebilir mi?
6102 sayılı Kanun m. 343 gereğince hazırlanan bilirkişi değerleme raporuna kurucular ve menfaat sahipleri itiraz edebilir; itiraz üzerine mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.
Devredilen alacak süresinde tahsil edilemezse ortağın sorumluluğu nedir?
6102 sayılı Kanun m. 130 uyarınca alacak şirketçe fiilen tahsil edilmedikçe ortak sermaye koyma borcundan kurtulamaz; kanuni bir aylık sürenin dolmasından itibaren temerrüt faizi ödemekle yükümlü olup şirketin gecikmeden doğan tazminat hakkı saklıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

