Çalışanın Haksız Rekabeti ve Rekabet Yasağı İhlali

by Avukat Erdal Ersoy
Çalışanın Haksız Rekabeti ve Rekabet Yasağı İhlali

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396. maddesinin birinci fıkrasına göre işçi, üstlendiği işi gereken özenle yerine getirmek ve işverenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakatle davranmakla yükümlüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 396Kaynağı aç
MADDE 396- İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür. III. Teslim ve hesap verme borcu

Hizmet İlişkisi Devam Ederken Sadakat ve Rekabet Etmeme Borcu

İşçi; işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür.

İş sözleşmesi sürerken çalışan, sadakat yükümlülüğünü ihlal edecek biçimde bir menfaat karşılığında başka bir kişiye hizmet sunamaz ve bilhassa kendi işvereniyle ticari veya mesleki rekabete girişemez.

Çalışan, görevi esnasında edindiği üretim ve iş sırları niteliğindeki bilgileri sözleşme devam ederken kendi menfaatine tahsis edemez ve üçüncü kişilere aktaramaz. İşverenin korunmaya değer menfaatinin gerektirmesi ölçüsünde bu sır saklama mecburiyeti iş ilişkisi bittikten sonra da varlığını sürdürür.

Sözleşmenin Sona Ermesinden Sonra Rekabet Yasağının Geçerlilik Şartları

Ayırt etme gücünü haiz ve ergin olan işçi, iş akdinin bitiminden sonra işverenle herhangi bir yolla rekabet etmekten; özellikle kendi adına rakip faaliyet yürütmekten, rakip bir kuruluşta çalışmaktan veya bu tür işletmelerle menfaat birliği oluşturmaktan kaçınacağını yazılı bir taahhüt altına alabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 444Kaynağı aç
MADDE 444- Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. 2. Sınırlandırılması

Rekabet yasağına ilişkin anlaşmalar, yalnızca yürütülen işin niteliğinin çalışana müşteri portföyü, üretim sırları veya işletmenin işleyişine dair bilgi edinme olanağı tanıması ve bu verilerin kötüye kullanımının işverene esaslı bir zarar doğurma tehlikesi taşıması koşuluyla hukuki geçerlilik kazanır.

6098 sayılı Kanun'un 445. maddesinin birinci fıkrası uyarınca rekabet yasağı, çalışanın iktisadi varlığını hakkaniyete sığmayacak derecede riske atacak şekilde yer, zaman ve faaliyet türü yönünden ölçüsüz kısıtlamalar taşıyamaz; yasağın geçerlilik süresi ise olağanüstü durumlar saklı kalmak üzere iki seneyi geçemez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 445Kaynağı aç
MADDE 445- Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. 3. Aykırı davranışların sonuçları

Yargıç, ölçüsüz görülen rekabet yasağını somut uyuşmazlığın tüm şartlarını serbestçe takdir ederek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyet çerçevesinde gözeterek alan veya süre yönünden sınırlandırma yetkisine sahiptir.

Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. İşverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının kalmadığı tespit edilirse rekabet yasağı kendiliğinden sona erer.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 446Kaynağı aç
MADDE 446- Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır. İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir. 4. Sona ermesi
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 447Kaynağı aç
MADDE 447- Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer. İKİNCİ AYIRIM Pazarlamacılık Sözleşmesi A. Tanımı ve kurulması I. Tanımı

Ticari Hayatta Dürüstlük Kuralına Aykırı Rekabet Hâlleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesi çerçevesinde haksız rekabet düzenlemelerinin temel gayesi, piyasanın tüm paydaşları bakımından dürüst ve bozulmamış bir rekabet ortamının teminidir. Rakiplerin yahut tedarikçiler ile müşterilerin karşılıklı ilişkilerini yönlendiren yanıltıcı ve dürüstlük kuralını zedeleyen her neviden tutum ile ticari uygulama haksız ve hukuka aykırı kabul edilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. II – Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar

Kişinin bizzat sözleşme tarafı olabilmek amacıyla müşterileri başkalarıyla kurdukları sözleşme bağlarına aykırı davranmaya kışkırtması dürüstlük kuralına aykırıdır. Bununla birlikte üçüncü kişilerin emrindeki işçilere, vekillere ve yardımcı kişilere meşru olmayan menfaatler temin ederek ya da vadederek onları görevlerini savsaklamaya sevk etmek suretiyle menfaat sağlama çabası da haksız rekabet oluşturur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. B) Hukuki sorumluluk I – Çeşitli davalar

Yardımcı şahısları veya çalışanları, istihdam edenlerin ticari ve üretim sırlarını açıklamaya veya ele geçirmeye yönlendirmek kanuna aykırıdır. Kendisine tevdi edilen teklif, hesaplama veya planlama gibi iş ürünlerinden izin almaksızın yararlanmak ya da üçüncü kişilere ait benzer iş ürünlerinden bunların usulsüz sunulduğunu bilmesi gerektiği hâlde faydalanmak haksız rekabet sayılır.

Gizli yöntemlerle, izin alınmaksızın veya hukuka aykırı sair yollarla edinilen iş ve üretim sırlarının kullanılması ya da başkalarına aktarılması dürüstlük kuralını ihlal eder. Ayrıca seçilmiş belirli malların birden fazla kez tedarik fiyatının altında satışa çıkarılması, bu durumun reklamlarda öne çıkarılması ve alıcıların işletmenin yahut rakiplerin yeteneği konusunda yanıltılması da haksız rekabet teşkil eder.

Haksız Rekabete Karşı Açılabilecek Davalar ve Talepler

Haksız rekabet eylemi neticesinde müşterileri, itibarı, ticari işleri veya malvarlığı menfaatleri zarar gören ya da böyle bir tehditle karşılaşan kimse; eylemin haksızlığının tespitini, rekabetin men'ini, doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, yanıltıcı beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün engellenmesi adına zorunluysa ilgili araç ve malların imhasını dava yoluyla isteyebilir. Kusurun varlığı hâlinde maddi tazminat istenebileceği gibi, 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi durumunda manevi tazminat da talep edilebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- (1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. (2) Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler. (3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları açabilirler. (4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur. II – Çalıştıranın sorumluluğu

Maddi tazminat istemlerinde hâkim, davacı lehine tazminat olarak haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir.

Ekonomik menfaatleri zedelenen müşteriler haksız rekabet davalarını açma hakkına sahip olmakla birlikte malların ve araçların imhası talebinde bulunamazlar. Ticaret ve sanayi odaları, esnaf teşekkülleri, borsalar, üyelerinin menfaatini korumaya yetkili mesleki kuruluşlar, tüketici dernekleri ile kamu kurumları ise tespit, men ve maddi durumun ref'i davalarını ikame edebilirler.

Haksız rekabetin önlenmesi ve aykırı durumun ortadan kaldırılmasına dair aleyhe kurulan hükümler, bu ürünleri ticari maksatla doğrudan veya dolaylı olarak iktisap eden kimseler yönünden de infaz edilebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 118. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dilekçesinin kaydedilmesiyle dava açılmış sayılır ve dilekçeye davalı sayısı kadar nüsha eklenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 118Kaynağı aç
MADDE 118- (1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir. (2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir. Dava dilekçesinin içeriği

Aynı eylem birden çok mevzuat normuyla korunan hakları ihlal ettiğinde kural olarak hakların yığılması geçerlidir ve hak sahibi koruma yöntemleri arasında seçim hakkına sahiptir. İhtilaf konusu ibarenin tescilli marka olduğu belirtilse dahi davacı marka mevzuatındaki haklara dayanmayıp taleplerini 6102 sayılı Kanun'un haksız rekabet maddelerine dayandırdığında davayı inceleme görevi ticaret mahkemesine aittir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/19065, K. 2015/13291Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2014/19065 E.  ,  2015/13291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/10/2014 NUMARASI : 2013/284-2014/598 Taraflar arasında görülen davada …..Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/10/2014 tarih ve 2013/284-2014/598 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08/12/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S… U.. A… ile davalı vekili Av. M.. T… dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 2006 yılından bu yana matbaacılık ve yayıncılık konusunda faaliyet gösteren tanınmış bir şirket olduğunu ve internet üzerinden satış yapmak amacıyla girişimlerde bulunduğunu, davalının internet sitesinde gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlarda bulunmak suretiyle haksız rekabet yaptığını ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespitini, men'ini ve haksız rekabet sonucu ortaya çıkan durumun kaldırılmasını, 50.000 TL. maddi 20.000 TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dosyaya sunulan delillere dayanılarak, davacı vekilinin 22/10/2014 tarihli oturumda, müvekkilinin “www.m……com.tr” alan adının TPE'de marka olarak tescilli olduğunu, davalı tarafın kendi sitesinde müvekkilinin tescilli markasının geçmesi ve birden çok kez tedarik fiyatının altına ürün satarak, kendi internet sitelerinde gerçeğe aykırı ve yanıltıcı beyanda bulunması suretiyle haksız rekabet yaptığını, davalı vekilinin de aynı oturumda, davanın dayanağının marka olduğunu bildirdiği, davanın dayanağının TPE'de davacı adına tescilli marka olduğu, görev hususunun dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında resen nazara alınacağı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın görevli Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, 6102 sayılı TTK'ya dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece davacının TPE'de tescilli marka hakkına dayandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, davalıya husumet yöneltilmesinin nedeni olarak gösterilen fiiller üç ana başlıkta toplanmaktadır. Birincisi davalının internet sitesinde Türkiye'nin ilk ve tek online markası olduğunu, 5.000 m2'lik üretim alanında 69 kişilik ekiple hizmet verdiğini söylemesi gibi gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlarda bulunmak nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 55/a-2. bendinin ihlali, ikincisi bazı malların tedarik fiyatının altında satılması suretiyle aynı Yasa'nın 55/a-6. bendinin ihlali, üçüncüsü ise davalının internet sitesinde davacıya ait internet alan adının kullanılması nedeniyle davacıyı arayan müşterilerin önce davalıya ulaşmaları, davalının internet sitesinin ise bilgi paylaşımına yönelik ve satış yapılmayan bir site olması nedeniyle bu isimle satış yapılmadığını düşünen müşterilerin, davacıya ait internet sitesine de ulaşmaktan vazgeçmesi dolayısıyla 6102 sayılı TTK'nın 55/a-4. bendinde düzenlenen, başkalarının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak suretiyle haksız rekabet fiilidir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesinin sebebi de bu son iddiada bahsi geçen internet alan adının, aynı zamanda davacı adına marka olarak tescilli “matbaaloji.com” ibaresinden oluşmasıdır. Oysa davacı vekilince 22.10.2014 tarihli oturumda anılan ibarenin müvekkili adına marka olarak tescilli olduğunu bildirilmişse de, 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca tescilli markadan kaynaklanan öncelik ya da üstünlük haklarına dayanmamış, tüm iddialarını 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayandırmıştır. Kaldı ki aynı eylemle birden fazla yasa ile korunmakta olan hakların ihlali iddiasının varlığı halinde, kural olarak hakların yarışması hali söz konusu olmayıp, hakların yığılması durumu mevcuttur. Hak sahibinin bu halde koruma talebi bakımından seçimlik hakkı bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta da davacı taraf davasını, TTK’da düzenlenen haksız rekabetin önlenmesi yönünde kullandığından, davaya bakma görevi ticaret mahkemesine aittir. Bu durum karşısında mahkemece, davacının marka hakkına dayanmadığı, 6102 sayılı TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayandığı gözetilerek, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi uyarınca uyuşmazlığa uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'nın 438/2. maddesine göre, görevsizlik kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılması mümkün olmadığı halde, maddi hata sonucunda duruşma yapıldığı anlaşıldığından, taraflar yararına murafaa vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına karar verilmesi de gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraflar yararına murafaa vekalet ücreti verilmesine YER OLMADIĞINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Dava Zamanaşımı Süreleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 60. maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız rekabet davalarında zamanaşımı, davacının dava hakkının doğduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlükârda hakkın doğum anından itibaren üç yıl geçmesiyle tamamlanır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 60Kaynağı aç
MADDE 60- (1) 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur. VI – İhtiyati tedbirler

Haksız rekabet teşkil eden fiil aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında daha uzun bir dava zamanaşımına tabi bir suç oluşturmaktaysa, bu ceza zamanaşımı süresi hukuk mahkemesinde açılan davalar bakımından da uygulanır.

Çalışan iş sözleşmesi devam ederken başka bir işverene hizmet verebilir mi?

Hayır; çalışan iş sözleşmesi devam ettiği sürece sadakat borcuna aykırı düşecek biçimde ücret karşılığı üçüncü kişilere hizmet sunamaz ve işvereniyle rekabet edemez.

Sözleşme sonrası rekabet yasağı süresi en çok ne kadar olabilir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 445. maddesi uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin süresi, özel durum ve koşullar hariç olmak üzere en fazla iki yıl olabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu