Sermaye Koyma Borcu Kapsamında Şirkete Alacak Hakkı Getirilmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Sermaye Koyma Borcu Kapsamında Şirkete Alacak Hakkı Getirilmesi

Alacak Hakkının Sermaye Olarak Konulmasının Genel Koşulları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 127/1-a uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça ticaret şirketlerine sermaye olarak para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar konulabilir. Bu kural uygulanırken anonim şirketler için Türk Ticaret Kanunu m. 342/1 ve limited şirketler için m. 581/1 hükümleri saklıdır. Anonim ortaklıklarda pay sahibinin borcu taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yönelik olup bu ilke hem nakdi hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Şirket sözleşmesini imzalayan her ortak, taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu hale gelir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 127Kaynağı aç
MADDE 127- (1) Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticaret şirketlerine sermaye olarak; a) Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar, b) Fikrî mülkiyet hakları, c) Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz, d) Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları, e) Kişisel emek, f) Ticari itibar, g) Ticari işletmeler, h) Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler, i) Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar, j) Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer, konabilir. (2) Kanunun 307 nci maddesinin ikinci, 342 nci maddesinin birinci ve 581 inci maddesinin birinci fıkra hükümleri saklıdır. II – Hükmü 1. Genel olarak
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 128Kaynağı aç
MADDE 128- (1) Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur. (2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler, varsa özel sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur. Özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır. (3) Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan veya kurulacak olan ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri, resmî şekil aranmaksızın geçerlidir. (4) Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir. (5) Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak konulması hâlinde, şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescil gereklidir. (6) Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillerle ilgili bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve hemen yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır. (7) Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir. (8) Ortaklarca, sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması için, kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir üzerine açılacak davalar için, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar. 2. Temerrüt faizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/10338, K. 2015/6915Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2014/10338 E.  ,  2015/6915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL(KAPATILAN) 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/02/2014 NUMARASI : 2013/91-2014/11 Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/02/2014 tarih ve 2013/91-2014/11 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/05/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. D. T. ile davalı vekili Av. İ.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, davalının müvekkillerine gönderdiği ihtarname ile sermaye taahhüdünün faizi ile birlikte ödenmesini istediğini aksi halde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiğini, müvekkillerinin, şirketten alacaklı olduklarından, sermaye borcunun bu alacaktan tahsil edilebileceğinden, bu işleme muvafakat ettiklerinden, bu tarihe kadar apel çağrısı yapılmadığından faiz istenilemeyeceğinden ve şirketin kötü yönetildiğinden bahisle bu ihtarnameye cevap verdiklerini, davalı şirketin aynı mahiyette gönderdiği diğer bir ihtarnameden sonra müvekkillerini 04.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla şirket ortaklığından ıskat ettiğini ileri sürerek bu kararın yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların kendilerine yapılan ihtarlara rağmen sermaye borçlarını ödemediklerini, müvekkili şirket tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye koyma borcunun muaccel hale gelmesi için ihbarda bulunulması gereken durumlarda öncelikle ihbarın yapılmasının koşul olduğu ve bu ihbarda ıskat hakkının kullanılacağının bildirilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket tarafından davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli ihtarnamelerde, sermaye taahhütünün ve faizlerinin ödenmesinin istenildiği, aksi takdirde şirket ortaklığından ıskat edileceklerinin bildirildiği, bu haliyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyecekleri ve ödemeye çağrı olarak nitelendirilemeyecekleri, diğer bir deyişle ıskat ihtarının, temerrüdü gerçekleştiren ilk çağrı ile birlikte yapılmamasının gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacılar hakkında aldığı 04.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, davacıların, davalı anonim şirketin ortaklığından ıskat edilmelerine ilişkin 04.03.2013 tarihli yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir. Bununla birlikte, 406. maddede yazılı olduğu şekilde ilan suretiyle değil de ortaklara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulması halinde tebliğ edilen bu çağrı, gazetede ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olduğundan, bunun da geçerli olduğunu kabul etmek gerekir.(Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı) Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüte düşürülmesi gerekir. Temerrütün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Şayet anasözleşmede, sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibine ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşur. Temerrüte düşen ortağa, yönetim kurulu tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde ilan suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum edileceğinin ve ortaklıktan çıkarılacağının ihtar edilmesi gerekmektedir. Somut olayın incelenmesine gelince; Şirket anasözleşmesinin 6. maddesinde sermaye borcunun 1/4’ünün tescilden itibaren 3 ay içinde, kalan miktarın ise 3 yıl içinde ödeneceği düzenlenmiştir. Şirket, 21.04.2009 tarihinde tescil edilmiş olup anasözleşmede öngörülen 3 yıllık süre 21.04.2012 tarihinde dolmaktadır. Davalı tarafça davacılara gönderilen 26.03.2012 tarihli ihtarnamede, 12.03.2012 tarihli yönetim kurulu gereğince miktarı da gösterilmek suretiyle sermaye taahhüdünün 1 ay içinde ödenmesi istenilmiş, aksi halde temerrüte düşüleceği ve temerrüt nedeniyle ortaklıktan ıskat edileceği ihtar edilmiştir. 12.03.2012 tarihli yönetim kurulu kararı, 16.04.2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde de ilan edilmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine gönderilen 31.01.2013 tarihli ihtarnamenin içeriği de ilk ihtarname ile aynı niteliktedir. Her ne kadar mahkemece, ıskat ihtarının da bulunması nedeniyle söz konusu ihtarnamelerin ihbar yerine geçmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sermaye borcunun ödenmesine ilişkin yönetim kurulu kararının, 16.04.2012 tarihli gazetede ilan edilmekle davacıların temerrüte düşürüldüğü, kaldı ki sözleşmenin tescilinden itibaren 3 yıl geçmekle de TTK'nun 407/1. maddesi uyarınca davacıların temerrütlerinin gerçekleştiği, temerrüt tarihinden sonra gönderilen 31.03.2013 tarihli ihtarnameler ile de TTK'nun 408.(6102 sayılı Kanun'un 483. maddesi) maddesinde düzenlenen ikinci sürenin de verildiği, verilen ikinci süre ilan edilmemiş olmakla birlikte yukarıda belirtildiği gibi ihtarname ile davacılara tebliğ edildiği gözetildiğinde ıskat için gerekli prosedür yerine getirilmiş olup aksi yöndeki mahkeme gerekçesi doğru olmamıştır. Öte yandan, her ne kadar davacı tarafça kendilerinin şirketten alacaklı oldukları ve sermaye borcunun bu alacaktan mahsup edilebileceği ileri sürülmüş ise de mahkemece bu iddiaya ilişkin bir değerlendirme yapılmamış, davacılar tarafından da bu karar gerekçe yönünden temyiz edilmediğinden mahkemece, davalı şirketin ıskata ilişkin yönetim kurulu kararının usulüne uygun olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 581Kaynağı aç
MADDE 581- (1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. (2) 127 nci madde hükmü saklıdır. III – Mal bedelleri ve kurucu menfaatleri

Anonim şirketlerde ve limited şirketlerde bir malvarlığı unsurunun sermaye olarak konulabilmesi kanuni sınırlandırmalara tabi kılınmıştır. Türk Ticaret Kanunu m. 342/1 ve m. 581/1 uyarınca, sermaye olarak getirilecek malvarlığı değerinin üzerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmamalı; değer nakden belirlenebilir ve devrolunabilir nitelik taşımalıdır. Hizmet edimleri, kişisel emek ve ticari itibar sermaye olamayacağı gibi vadesi gelmemiş alacaklar da anonim ve limited şirketlere sermaye olarak konulamaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 342Kaynağı aç
MADDE 342- (1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. (2) 128 inci madde hükmü saklıdır. 2. Değer biçme

Bilirkişi Değerlemesi ve Mahkeme İncelemesi

Anonim şirkete ayni sermaye getirilmesi halinde, konulan malvarlığı değerine şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Türk Ticaret Kanunu m. 343 uyarınca raporda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu açıklanır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 343Kaynağı aç
MADDE 343- (1) Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular (…)[47] ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir. VII – Pay bedellerinin ödenmesi 1. Nakdî sermaye

Değerleme raporunda sermaye olarak konulan alacakların gerçekliği, geçerliği, Türk Ticaret Kanunu m. 342 hükmüne uygunluğu, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri açıklanır. Ayni olarak getirilen her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı hesap verme ilkesinin gereklerine göre raporda yer alır. Kurucular ve menfaat sahipleri bilirkişi raporuna itiraz edebilir; mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.

Tasarruf Yetkisi, İfa Talebi ve İhtiyati Tedbir

Paradan başka ekonomik bir değerin sermaye olarak konulmasının taahhüt edilmesi halinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir. Türk Ticaret Kanunu m. 128/4 ayni sermaye taahhütlerinin şirket tüzel kişiliğinin tescili ile birlikte şirketin tasarruf alanına geçmesini sağlar.

Ortakların taahhüt ettikleri sermayeyi yerine getirmeleri şirket tarafından talep ve dava edilebilir. İfadaki gecikmeden doğan zararın tazmini bakımından önceden ihtar yapılması aranırken, şahıs şirketlerinde bu dava hakkı ortaklara da tanınmıştır. Ayrıca sermaye olarak konulması kararlaştırılan hakların korunmasını sağlamak üzere kurucular ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir talep edebilir. Bu tedbire istinaden açılacak davalara ilişkin kanuni süre, şirketin tescil ve ilan edilmesiyle işlemeye başlar.

Üçüncü Kişilerden Olan Alacakların Şirkete Temliki

Pay sahibinin sermaye taahhüdü kapsamında üçüncü kişiden olan alacağını şirkete temlik etmesi mümkündür. Konusu nakit dahi olsa şirkete sermaye koyma borcu kapsamında temlik edilen alacak hakkı ayni sermaye hükümlerine tabi tutulur. Türk Ticaret Kanunu m. 342 hükmü gereğince vadesi gelmemiş alacakların sermaye yapılması yasaklandığından, temlik edilecek alacağın vadesinin gelmiş olması şarttır.

Şirketten Olan Alacak ve Sermaye Borcunun Takası

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 27.09.2013 tarihli ve 50035491.449-7326 sayılı Genelgesi çerçevesinde pay sahibinin şirketten olan alacağını şirkete sermaye olarak koyması ayni sermaye olarak nitelendirilmiş; sermaye artırımında bu alacağın Türk Ticaret Kanunu m. 343 uyarınca atanacak bilirkişi değerlemesi haricinde yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporuyla da tespit edilebileceği düzenlenmiştir. Buna karşılık öğretideki ağırlıklı yaklaşım, pay sahibinin şirketten olan nakit alacağını sermaye koyma borcuyla takas etmesini ayni sermaye olarak değil, pay bedelinin nakden ödenmesi ve sermayenin nakden ifası olarak değerlendirmektedir.

İflas Halinde Takas ve Sermaye Borçlarına İlişkin Takas Yasağı

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 200/1 uyarınca kural olarak alacaklı, alacağını müflisin kendisinde olan alacağı ile takas edebilir. Bununla birlikte müflisin borçlusunun iflas açıldıktan sonra müflisin alacaklısı olması, müflisin alacaklısının iflas açıldıktan sonra müflisin veya masanın borçlusu haline gelmesi yahut alacağın hamile yazılı bir senede dayanması hallerinde takas yapılması kanunen yasaktır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 200Kaynağı aç
Madde 200 – Alacaklı alacağını müflisin kendinde olan alacağı ile takas edebilir. Aşağıdaki hallerde takas yapılamaz. 1 – Müflisin borçlusu iflas açıldıktan sonra müflisin alacaklısı olursa; 2 – Müflisin alacaklısı iflas açıldıktan sonra müflisin veya masanın borçlusu olursa; 3 – Alacaklının alacağı hamile muharer bir senede müstenit ise. (Değişik: 29/6/1956-6763/42 md.) Anonim, limited ve kooperatif şirketlerin iflasları halinde esas mukavele gereğince verilmesi lazımgelen hisse senedi bedellerinin henüz ödenmemiş olan kısımları veya konması taahhüt edilen ve fakat konmamış olan sermayeler bu şirketlerin borçlariyle takas edilemez. Takasa itiraz:

İcra ve İflas Kanunu m. 200 uyarınca anonim, limited ve kooperatif şirketlerin iflasları halinde esas sözleşme gereğince ödenmesi gereken hisse senedi bedellerinin henüz ödenmemiş kısımları veya konması taahhüt edilip henüz konmamış sermayeler bu şirketlerin borçlarıyla takas edilemez. Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/24283 Esas ve 2016/5746 Karar sayılı ilamında da şirketin iflası halinde ödenmemiş sermaye taahhütlerinin şirket borçlarıyla takas edilemeyeceği vurgulanmıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/24283, K. 2016/5746Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2014/24283 E.  ,  2016/5746 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Takas mahsup talebi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Borçlu vekili, müvekkili şirket ile …İcra Müdürlüğü'nün 2011/1050 Esas sayılı takip dosyasında alacaklı olan …'nin birleştiğini, bu nedenle müvekkilinin … 'den hem alacaklı hem borçlu olduğunu, takas mahsup talebinde bulunduklarını ancak İcra Müdürlüğü'nce reddedildiğini, takas mahsup talebinin kabulü ile borcun sona ereceği gözönüne alınarak hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece, takas mahsup talep edildiği tarihte …. hakkında iflas açılmış olduğundan yasa gereği takiplerin durduğu, alacakların masaya yazılması gerektiği, takas ve mahsuba konu olamayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir. İİK'nun 200. maddesinde "Alacaklı alacağını müflisin kendinde olan alacağı ile takas edebilir. Aşağıdaki hallerde takas yapılamaz. 1- Müflisin borçlusu iflas açıldıktan sonra müflisin alacaklısı olursa, 2 -Müflisin alacaklısı iflas açıldıktan sonra müflisin veya masanın borçlusu olursa, 3-Alacaklının alacağı hamile muharrer bir senede müstenit ise, Anonim, limited ve kooperatif şirketlerin iflasları halinde esas mukavele gereğince verilmesi lazımgelen hisse senedi bedellerinin henüz ödenmemiş olan kısımları veya konması taahhüt edilen ve fakat konmamış olan sermayeler bu şirketlerin borçlarıyla takas edilemez." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, icra takibinin dayanağı ilamın ve takibin alacaklısı …. hakkında …. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/666 Esas 2013/756 K sayılı kararı ile 25.12.2013 tarihinde iflas kararı verilmiştir. … İcra Müdürlüğü'nün 2011/1050 Esas sayılı dosya alacaklısı, … ile birleşmesi nedeniyle alacaklı hale gelen …'nin ise anılan ilamsız takibe konu alacağının bu takipte ödeme emrine itiraz üzerine, 26.03.2013 tarihinde …. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2012/289 Esas 2013/131 sayılı karar ile itirazın iptaline karar verilen kısım için kesinleştiği görülmektedir. Bu durumda, …. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1050 Esas sayılı ilamsız takip dosyasındaki alacağın itirazın iptaline ilişkin kararda belirtilen kısmı, iflas tarihinden önce kesinleşmiş olduğundan ve yukarıda yazılı Yasa maddesi kapsamında takas edilemeyecek alacak niteliğinde bulunmadığından, anılan alacak için takas mahsup talebinin kabulü gerekir. Mahkemece aksinin kabulü ile alacağın iflas masasına yazdırılacağından bahisle talebin reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlu vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Vadesi gelmemiş alacaklar şirkete sermaye olarak konulabilir mi?

Hayır, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 342/1 ve m. 581/1 hükümleri uyarınca vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz; yalnızca vadesi gelmiş ve üzerinde takyidat bulunmayan alacaklar sermaye olarak getirilebilir.

Sermaye olarak getirilen alacağın değeri mahkemece nasıl belirlenir?

Sermaye olarak konulan alacakların gerçekliği, geçerliği, tahsil edilebilirliği ve tam değeri Türk Ticaret Kanunu m. 343 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerin hazırlayacağı değerleme raporuyla tespit edilir.

Şirketin iflası halinde ödenmemiş sermaye borcu şirket borcuyla takas edilebilir mi?

Hayır, İcra ve İflas Kanunu m. 200 hükmü uyarınca anonim, limited ve kooperatif şirketlerin iflasları halinde ödenmemiş sermaye taahhütleri ve pay bedelleri şirketin borçlarıyla takas edilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu