Sel Nedeniyle Zararda Tazminat Başvurusu ve Dava

by Avukat Erdal Ersoy
Sel Nedeniyle Zararda Tazminat Başvurusu ve Dava

Sel nedeniyle uğranılan zararda izlenecek yol, hakkın idari bir eylemle ihlal edilip edilmediğine göre değişir. Hak idari bir eylemle ihlal edilmişse, idari dava açılmadan önce ilgili idareye başvurulması gerekir. Başvuru, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılır. Belediyenin işlettiği otoparka bırakılan aracın sel nedeniyle zarar görmesi, bu başvuru düzeninden ayrı olarak saklama ilişkisi ve otoparkta alınması gereken güvenlik önlemleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ev, işyeri veya eşyada oluşan her zarar, otoparka bırakılan araçla aynı sonuca bağlanmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/14886, K. 2014/13356Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2014/14886 E.  ,  2014/13356 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 15/04/2014 NUMARASI : 2012/340-2014/273 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin aracını, davalıya ait kapalı otoparka bıraktığını, 24.9.2011 tarihinde meydana gelen sel ve heyelan sonucu, otoparkın çamurlu suyla dolduğunu ve aracın kullanılmaz hale geldiğini, hasarlı aracın 5.000 TL'sına 3.kişiye sıtıldığını tespit raporuna göre aracın piyasa değerinin 27.000 TL olduğunu, davalının zararı karşılamadığını belirterek 27.000 TL'nın davalıya müracaat (26.9.2011) tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, olay tarihinde il genelinde yağan şiddetli yağmur nedeniyle sel su baskını ve heyelan meydana geldiğini, kopan ağaç ve toprakların şiddetli yağan yağmurla birlikte şehrin içinden geçen dereleri taşındığını, otoparkında yakınındaki Dalyan nehrinin taşması sonucu sular altında kaldığını, otoparktan 8000 m3 su çıkarıldığını, davacı aracının suların tahliyesinden sonra 29.9.2011 tarihinde belediye ekiplerince otoparktan çıkartıldığını, yaklaşık 50 cm çamur içinde araçların kaldığını, tespit raporunu kabul etmediğini, otoparkın katlı olduğunu, Belediye Meclisince ücretinin belirlendiğini, davacının en düşük ücretin alındığı bodrum katına aracını bıraktığını, 1. ve 2.katların ücretinin daha fazla olduğunu, otoparkın imar mevzuatına ve mimari projeye uygun yapıldığını, suların tahliyesi için kanallar yapıldığını, otomatik su pompalarının bulunduğunu, müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun olmadığını, alışılmış yağış dışında doğal afet yaşandığını, mücbir sebep olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 15.000 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, olay tarihinde il genelinde valilik oluru ile "Genel Hayata Etkili" kabul edilen yağışlar nedeniyle Bakanlar Kurulunca alınan afet kararı olmamasına, bu yağışların mücbir sebep sayılmamasına göre davalı Rize Belediyesi vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bedin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, davalı tarafından işletilen otoparka bırakılan, davacıya ait aracın, il genelinde meydana gelen şiddetli yağışlar sebebiyle, otoparka giren çamurlu sel sularının içinde kalarak, zarar görmesine dayanılarak açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. BK'nun 58.maddesi hükmü uyarınca, bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurdan dolayı sorumludur. Bu maddedeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk halidir. Diğer yandan özel hukuk sorumluluğu bakımından her zaman kusur (kast veya ihmal) unsurlarının bulunması zorunlu değildir. Bu gibi hallerde, zararın hukuka aykırı bir davranıştan doğması yani objektif koşulun gerçekleşmesi yeterli olup, ayrıca subjektif koşula diğer anlatımla kusura ihtiyaç yoktur. Kusursuz sorumluluk hallerinde durum böyledir. Zarar ihmalden de kaynaklanabilir ve ihmali yapan sorumlu olur. Davacı aracını, davalının işlettiği otoparka bırakmış, ve araç burada hasara uğramış olup, davacı ile davalı arasında BK'nun 463 vd.maddelerinde düzenlenen vedia (saklama) sözleşmesi ilişkisi kurulmuştur. BK'nun 463.maddesinde tanımlanan vedia sözleşmesi, öyle bir akittir ki, onunla müstevdi, mudi tarafından verilen şekil kabul ve onu emin bir mahalde hıfzetmeyi deruhte eder. Başka bir deyişle, saklama sözleşmesi ile saklayıcı, saklatanca kendisine bırakılan taşınır bir malı kabul etme ve onu güvenli bir yerde koruma borcu altına girer. Davacı davalının sözleşmenin kendisine yüklediği güven ve özenle koruma borcuna aykırı davranması nedeniyle oluşan zararını istemiştir. Davalı Belediye, kendisine güvenerek gelen müşterilerini her türlü tehlikeye karşı korumak üzere gerekli güvenlik önlemlerini almak zorunda olup, bunu yapmadığı takdirde, meydana gelen zarardan sorumludur. Davalı, üzerine düşen tüm dikkat ve itinayı gösterse dahi bu hasarın meydana geleceğini ispat etmediği takdirde meydana gelen zararı ödediği otoparkın bodrum katına ücreti mükabilinde bırakmış olay tarihinde şiddetli yağışlar nedeniyle, çamurlu sel suları otoparka dolmuş, araçlar 5 gün sonra otoparktan çıkarılabilmiştir. Davacı aracı pert olmuştur. Bilirkişi raporlarında bodrum katın tek giriş ve çıkışı olduğu, otoparkın bodrum, zemin, 1. ve 2. katlarda oluştuğu, zeminin sebze hali, diğerlerinin otopark olarak kullanıldığı, otopark ücretinin Belediye meclisince belirlendiği, bodrum kattaki otopark ücretinin, diğer katlardakinden daha düşük olduğu, otoparkın yoldan 3.5 mt.düşük katta yapıldığı, 9000 m3 hacimli, 2700 m2 alanlı olduğu, bodrum katta 25 cm derinlikte 60×60 cm ebadında, bina tabanından sızan ve çevreden gelen suların toplanması için çukur yapıldığı, bu çukurunda saatte 14 m3 su boşaltacak kapasitede elektrikli dalgıç pompası bulunduğu, pompa şamandırasının çukur derinliği az olduğundan elle çalıştırıldığı, çukur ve pompanın su baskınında toplanacak suyu deşarj etmek için uygun büyüklükte olmadığı, bodruma girişin doğu ve batısında 3'er adet iki grup halinde 55×55 cm ebadında açık su toplama ızgaralarının olduğu, bunların 1 mt uzağında aynı ebatta açık bir ızgaranın daha bulunduğu, ızgaralar yetersiz olduğundan su baskını olduğu, su baskınlarını önleyici tedbirlerin alınması, müşterilerin bilgilendirilmesi ve acil durumlarda tahliye sağlanmasının gerektiği, otoparkın bodrum katına mevcut sistemle su girmesinin engellenmesinin mümkün olmadığı, otopark önünde ve girişte güçlü bir kapının olması veya giriş önünde su girişini önleyen sistemle su baskınlarının önlenebileceği, davalı Belediyenin sistemlerinin yetersiz olduğundan %55 oranında kusurlu, genel hayatı etkileyen yağışın zarar oluşmasında %45 oranında etkili olduğu, sovtaj indiriminden sonra 20.000 TL davacı zararı bulunduğu belirtilmiş, mahkemece, davacının da kendi tercihiyle ücreti daha az olan bodrum katına aracını bıraktığından bahisle BK'nun 44.maddesi gereğince tazminattan indirim yapılarak 15.000 TL yönünden dava kabul edilmiştir. Davalı vedia akti gereğince teslim aldığı aracı, her türlü tehlikeye karşı korumak için gerekli güvenlik önlemlerini almak, güvenli bir yerde korumak, güven ve özenle koruma borcunu yerine getirmek zorundadır. Bilirkişi raporlarında da tespit edildiği gibi otoparktaki mevcut sistemde eksiklikler, yetersizlikler bulunmaktadır. Bu hali ile su baskınlarının önüne geçilemeyeceği belirtilmiştir. Olay tarihindeki yağış miktarı genel hayata etkili kabul edilmişse de mücbir sebep hali değildir. Davacının ücreti daha az olan bodrum katına aracını bırakması da müterafik kusur olarak değerlendirilemeyeceğinden BK'nun 44.maddesine göre tazminattan indirim yapılması doğru değildir. Davalı, otoparkın hangi katına bırakılırsa bırakılsın, araç zarar görmemesi için gerekli ve yeterli önlemleri almak zorundadır. Otoparkta araçların her türlü tehlikeden orunması için alınan önlemlerin ve sistemin yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davalı Belediyenin zararın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile davacı aracında oluşan zarar karşılığı 20.000 TL tazminatın tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Rize Belediye Başkanlığı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı H.. K.. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 768,45 TL kalan harcın temyiz eden davalı Rize Belediye Başkanlığından alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İdari eylemde dava öncesi başvuru

İdari eylemlerden hakkı ihlal edilen kişi, idari dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini istemelidir. Süre, eylemin yazılı bildirim üzerine öğrenilmesinden başlayabileceği gibi başka bir suretle öğrenilmesinden de başlar ve bir yıldır. Aynı başvuru her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır. Öğrenmenin daha geç gerçekleşmesi, beş yıllık süreyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bir yıllık süre ile beş yıllık süre bir arada aranır. İstemin konusu, öğrenilen ihlal üzerine hakkın yerine getirilmesidir.

Başvurunun reddi ve idarenin susması

Hakkın yerine getirilmesi istemi kısmen veya tamamen reddedilirse dava, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde açılabilir. İstek hakkında otuz gün içinde cevap verilmezse başlangıç, otuz günün bittiği tarihtir ve dava yine dava süresi içinde açılır. Otuz gün, dava açma süresinin kaç gün olduğunu gösteren süre değildir. Cevabın verilmemesi halinde dava süresinin işlemeye başladığı tarihtir. Kısmi ret ile tam ret, sürenin tebliğden itibaren işlemesi bakımından aynı cümlede düzenlenmiştir.

İşlem veya eylem yapılması istemi

İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilir. Bu başvuru, gerçekleşmiş bir idari eylem üzerine hakkın yerine getirilmesini istemekten farklıdır. Birincisinde henüz yapılması istenen işlem veya eylem vardır. İkincisinde ise ihlal edildiği ileri sürülen hakkın yerine getirilmesi istenir. Sel zararına ilişkin bir istemin bu başvurulardan hangisine girdiği, olayın yalnızca sel olmasına bakılarak belirlenemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. (Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.[7] 3. (Mülga: 10/6/1994-4001/5 md.) Üst makamlara başvurma:

İşlem veya eylem yapılması istemine otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgili, otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açabilir. Dava, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerinde açılır. Burada da otuz günün bitmesi, dava açma süresinin uzunluğunu ayrıca göstermez. Otuz gün, istemin reddedilmiş sayılması için öngörülen süredir.

Otuz gün içinde verilen cevap kesin değilse ilgili, bu cevabı isteminin reddi sayarak dava açabilir. Kesin cevabı beklemeyi de seçebilir. Bekleme seçilirse dava açma süresi işlemez. Bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dört ay, otuz günlük süre içinde verilmiş ve kesin olmayan cevap için öngörülmüştür. Cevabın hiç verilmemesi hali, bu dört aylık bekleme düzeninin şartı değildir.

Dava açılmamışsa veya açılan dava süre yönünden reddedilmişse ve yetkili idari makam otuz günlük süre geçtikten sonra cevap verirse, dava bu cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılabilir. Altmış gün, süresinden sonra gelen her cevap için kendiliğinden işleyen genel bir dava süresi değildir. Davanın hiç açılmaması ya da süreden reddedilmesi ve cevabın otuz günden sonra verilmesi şartlarına bağlıdır. Bu şartlardan biri yoksa altmış günlük süre bu hükümden çıkarılmaz.

Dört aylık bekleme ile altmış günlük süre, işlem veya eylem yapılması istemindeki bu şartlarda uygulanır. İdari eylem nedeniyle hakkın yerine getirilmesi isteminde ise dava, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren açılır. Otuz gün içinde cevap verilmemişse başlangıç, bu sürenin bittiği tarihtir ve dava yine dava süresi içinde açılır. İki başvuru aynı süre kalıbına kendiliğinden indirgenemez. Bir başvuruda aranan şart, diğer başvuruya taşınamaz.

Görevli olmayan adli yargıda açılan tam yargı davası

Görevli olmayan adli yargı merciinde açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilirse, daha sonra idari yargı mercilerine açılacak davada idareye başvurma şartı aranmaz. Hüküm, görev yönünden verilen bütün ret kararlarını kapsamaz. Kapsamı, görevli olmayan adli yargı merciinde açılan tam yargı davasının görev yönünden reddidir. Görev yönünden ret kararı bulunmayan uyuşmazlıkta başvuru şartı bu hüküm nedeniyle kalkmaz. Tam yargı davası niteliği taşımayan bir davanın reddi de aynı sonuca kendiliğinden bağlanamaz.

Belediye otoparkında zarar gören araç

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 15.10.2014 tarihli ve E. 2014/14886, K. 2014/13356 sayılı kararında, belediyenin işlettiği otoparkta sel nedeniyle zarar gören araca ilişkin hükmü davacı yararına bozmuştur. Davalı belediyenin tüm temyiz itirazları ile davacının diğer temyiz itirazları reddedilmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir. Dairenin sonucu, yerel mahkeme hükmünün bozulmasıdır. Karar, bozma yerine yeni bir tahsil hükmü kurmamıştır.

Daire, aracını otoparka bırakan kişi ile belediye arasında Borçlar Kanunu m. 463 ve devamında düzenlenen saklama sözleşmesinin kurulduğunu kabul etmiştir. Saklama sözleşmesiyle saklayan, kendisine bırakılan şeyi kabul eder ve onu güvenli bir yerde korumayı üstlenir. Bu kabul, otoparka bırakılan araca ilişkindir. Karar, dere veya altyapı taşkınından doğan bütün zararlar için aynı sözleşmenin kurulduğunu belirtmez. Ücretli otopark dışındaki bir yerde bulunan şey, yalnızca bu gerekçeyle saklama sözleşmesinin konusu haline gelmez.

Kararda belediye, kendisine güvenerek gelen kişileri her türlü tehlikeye karşı koruyacak güvenlik önlemlerini almak zorunda görülmüştür. Önlemler alınmazsa meydana gelen zarardan belediye sorumlu tutulmuştur. Otoparkta araçların her türlü tehlikeden korunması için alınan önlemlerin ve kurulan sistemin yetersiz olduğu da kabul edilmiştir. Yükümlülük, belediyenin işlettiği otopark ilişkisi için kabul edilmiştir. Başka bir taşınmazda veya açık alanda oluşan sel zararı, bu önlem yükümlülüğünün aynı içerikle uygulanacağı anlamına gelmez.

Daire, Borçlar Kanunu m. 58 çerçevesinde, bir bina veya imal edilen herhangi bir şeyin malikinin, o şeyin kötü yapılmasından ya da muhafazasındaki kusurdan sorumlu olduğunu esas almıştır. Bu sorumluluğu, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk olarak nitelendirmiştir. Nitelendirme, belediye otoparkındaki araç zararına uygulanan gerekçedir. Bütün sel zararları için genel bir kusursuz sorumluluk kuralına çevrilemez. Malik sıfatı ve muhafaza kusuru, karardaki otopark olayı üzerinden değerlendirilmiştir.

Daire, belediyenin zararın meydana gelmesinde yüzde yüz oranında kusurlu kabul edilmesi ve araçta oluşan zarar karşılığının tamamının tahsiline karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemenin yazılı biçimde karar vermesini doğru görmemiştir. Bu değerlendirme bozma gerekçesidir. Ücreti daha az olan bodrum kata aracın bırakılması, bu olayda müterafik kusur sayılmamıştır. Borçlar Kanunu m. 44 uyarınca tazminattan indirim yapılması da doğru bulunmamıştır. Gerekçe, ücretli otoparktaki somut araca bağlıdır ve başka bir sel zararında indirim yapılıp yapılmayacağını önceden belirlemez.

Yağışın mücbir sebep sayılıp sayılmadığı

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, olay tarihindeki yağış miktarı genel hayata etkili kabul edilmiş olsa da bu yağışı mücbir sebep saymamıştır. Gerekçede, il genelinde valilik oluruyla genel hayata etkili kabul edilen yağışlar hakkında Bakanlar Kurulunca afet kararı alınmamış olması da değerlendirilmiştir. Değerlendirme, davalı belediyenin temyiz itirazlarının reddine ve kararda incelenen yağışa ilişkindir. Genel hayata etkili kabul, kararda mücbir sebep sonucunu kendiliğinden doğurmamıştır.

Karar, incelenen yağış bakımından mücbir sebep bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bütün sellerin mücbir sebep oluşturmayacağı şeklinde genel bir kural kurmamıştır. Başka bir sel olayında yağışın miktarı, afet kararı bulunup bulunmaması, önlem yükümlülüğü ve kusur aynı gerekçeyle belirlenemez. Valilik oluru ve Bakanlar Kurulu kararına ilişkin bu değerlendirme de karardaki yağışla sınırlıdır.

Otopark kararının kapsamı

Karar, belediye otoparkına bırakılan aracın korunması, bu yerdeki önlemlerin yetersizliği ve saklama ilişkisiyle sınırlı bir bozma gerekçesi taşır. Evdeki eşyanın, işyerindeki malların veya başka bir yerde bulunan şeylerin sel nedeniyle uğradığı zarar, yalnızca bu karara dayanılarak aynı kusur ve sözleşme sonucuna bağlanamaz. Karardaki yüzde yüz kusur kabulü, müterafik kusurun reddi ve mücbir sebep değerlendirmesi de bu otopark olayına özgüdür. Başka bir zararın aynı gerekçeyle sonuçlanacağı bu karardan çıkmaz.

İdari eylem iddiasında başvuru

Zararın idari eylemden doğduğu ileri sürülüyorsa, dava açılmadan önce ilgili idareye başvurularak hakkın yerine getirilmesi istenir. Başvuru, eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılır. Başvuru kısmen veya tamamen reddedilirse dava, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde açılır. Otuz gün içinde cevap verilmezse dava, bu sürenin bittiği tarihten itibaren yine dava süresi içinde açılır. Bir sel olayının idari eylem, saklama sözleşmesi veya başka bir hukuki ilişki niteliği, her olay için önceden sabit bir sınıfa ayrılmış değildir.

Sık sorulan sorular

Sel zararında idareye başvuru süresi ne kadardır?

İdari eylemden hakkı ihlal edilen kişi, eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurur. Öğrenme yazılı bildirimle olabileceği gibi başka bir suretle de olabilir. Başvuru, idari dava açılmadan önce hakkın yerine getirilmesinin istenmesi içindir. Geç öğrenme, beş yıllık süreyi kendiliğinden kaldırmaz.

İdare otuz gün susarsa dava ne zaman açılır?

İdari eylem nedeniyle hakkın yerine getirilmesi istemine otuz gün içinde cevap verilmezse dava, bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde açılabilir. Otuz gün, dava açma süresinin kendisi değildir. İstem kısmen veya tamamen reddedilirse süre, ret işleminin tebliğini izleyen günden işlemeye başlar.

Kesin olmayan idari cevapta dört ay beklenebilir mi?

Otuz gün içinde verilen cevap kesin değilse ilgili, bunu ret sayarak dava açabilir veya kesin cevabı bekleyebilir. Beklemede dava açma süresi işlemez; ancak bekleme, başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dört ay, otuz gün içinde verilmiş kesin olmayan cevap için geçerlidir.

Geç gelen her cevapta dava süresi altmış gün müdür?

Hayır. Altmış gün, dava açılmamış veya dava süre yönünden reddedilmişse ve yetkili idare otuz günden sonra cevap vermişse, bu cevabın tebliğinden itibaren işler. Süresinden sonra verilen her cevap için altmış gün doğmaz. Şartlar, işlem veya eylem yapılması istemine ilişkin hükümde aranır.

Görevden retten sonra idareye yeniden başvurulur mu?

Görevli olmayan adli yargı merciinde açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilirse, daha sonra idari yargıda açılacak davada idareye başvurma şartı aranmaz. Hüküm, görev yönünden verilen bütün ret kararlarını kapsamaz. Görev yönünden ret bulunmayan uyuşmazlıkta başvuru şartı bu nedenle kalkmaz.

Otoparktaki araç zararında yağış mücbir sebep sayıldı mı?

Belediye otoparkına bırakılan aracın zarar gördüğü uyuşmazlıkta, genel hayata etkili kabul edilen yağış mücbir sebep sayılmamıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15.10.2014 tarihli, E. 2014/14886, K. 2014/13356 sayılı kararındaki bu sonuç, o kararda incelenen yağışa bağlıdır. Bütün seller için genel bir kural değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu