Resmi posta hizmetlerinin görünümünü taklit eden sahte sorgu sayfalarında barkod veya takip numarası girilmesi, gönderinin yola çıkmadığı ve ek ödeme gerektiği yönünde otomatik bir uyarıyla sonuçlanabilir. Anlatılan senaryoda asıl amaç, küçük bir ödeme talebiyle güven oluşturup ödeme sırasında kredi kartı bilgilerini ele geçirmektir.
Sahte sorgu sayfasının işleyişi
Dolandırıcılar, resmi posta servislerinin sitelerine benzeyen sahte siteler kurarak kullanıcıların kargo durumunu bu sayfalarda kontrol etmesini sağlayabilir. Mağdur, kendi gönderisini izlemek için sahte siteye bilgi girer. Bu anlatım, her benzer görünümlü sayfanın aynı yöntemi kullandığını göstermez; tarif edilen tipik akışı açıklar.
Takip numarası girildiğinde sistem, gönderinin yola çıkmadığı ve ek ödeme yapılması gerektiği biçiminde otomatik bir uyarı verebilir. Uyarı, ödemenin kargonun sevkiyatı için gerekli olduğu iddiasıyla sunulur ve tutar genellikle insanların kolayca ödeme yapmasını sağlayacak ölçüde küçük tutulur. Aynı mesajın bütün sahte sitelerde çıktığı veya belirli bir tutarın zorunlu olduğu sonucu çıkmaz.
Rastgele ve geçersiz görülen bir sorgu numarası da ödeme bekleyen ekrana ve kredi kartı bilgisi talebine yönlendirebilir. Bu örnek, sayfanın gerçek bir gönderi kaydını doğrulamasından çok ödeme ve kart bilgisi toplamaya yöneldiğini gösterir. Ekran kaydı, site adı veya teknik iz bu açıklamanın kapsamı dışındadır.
Kart bilgilerinin ele geçirilmesi
Küçük ödeme talebinin anlatılan amacı, güven oluşturmak ve ödeme sırasında girilen kredi kartı bilgilerini ele geçirmektir. Bilgiler not alınabilir ve daha sonra hesabın kullanılmasıyla büyük tutarlarda para çekilmesi mümkün görülebilir. Bu, her olayda çekim yapıldığını veya belirli bir tutarın gerçekleştiğini kanıtlamaz.
Dolandırıcılığın temel unsurları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinin birinci fıkrasına göre, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir. Sahte sorgu sitesi, yanlış ödeme uyarısı ve kart bilgisi elde edilmesi bu unsurlar yönünden ayrıca değerlendirilebilir; her somut olayın hile, aldatma, zarar ve haksız yarar şartlarını karşılayıp karşılamadığı olayın koşullarına bağlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
Nitelikli hâller ve cezalar
TCK'nın 158. maddesinin birinci fıkrası, sayılan biçimlerde işlenen dolandırıcılığı nitelikli hâl olarak düzenler. Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması bu hâllerden biridir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması da ayrı bir nitelikli hâldir. Bu bentler genel hükümlerdir; sahte barkod veya sorgu sitesinin bunlardan birine girdiği her olay için ayrıca belirlenmiş değildir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal
Aynı fıkranın (l) bendi, kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtmasını ya da bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesini nitelikli hâl sayar. Bu bent 24/11/2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle eklenmiştir. Sahte bir siteyle kurumsal görünüm oluşturmanın, bentte tarif edilen tanıtma veya ilişki söyleme fiiliyle aynı olduğu sonucu kendiliğinden çıkmaz.
158. maddenin birinci fıkrasında sayılan hâllerde ceza, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Ancak (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Kamu kurumu veya kuruluşunun araç olarak kullanılmasını düzenleyen (d) bendi, bu alt sınır cümlesinde ayrıca sayılmaz. Menfaatin tutarı olaydan olaya belirlenir.
TCK m. 158/3'e göre, bu maddedeki ve 157. maddedeki suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır. Artırım, bu şartların somut olayda gerçekleşmesine bağlıdır; iki kişinin birlikte hareket etmesi bu hükümdeki üç kişi şartını karşılamaz.
Bilişim sisteminin araç sayıldığı bir karar
Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin E. 2016/12477, K. 2016/11077 sayılı kararında, sanığın bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia ve kabul edildiği olayda mahkûmiyet hükmü onanmıştır. Karar, internet sitesi üzerinden verilen ilan aracılığıyla kurulan iletişim ve kapora teminine ilişkindir; barkod veya sorgu sitesi olayının sonucu olarak okunamaz. Bu karar, bilişim sistemlerinin nitelikli hâlde araç olarak değerlendirilebildiğini gösteren ayrı bir örnek olaydır.
Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2016/12477, K. 2016/11077Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : TCK'nın 158/1-f, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 3320 TL adli para cezası
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay tarihinde sanık …'in temyiz dışı sanık …. ile birlikte suç işleme iradesiyle hareket etmek suretiyle temyiz dışı sanık ….'in internette www.sahibinden.com isimli internet sitesinde …. plaka sayılı aracın satımına ilişkin ilan verdiği ve bu ilanı gören katılanın aracı satın almak istediği için ilanda belirtilen telefon numarası ile irtibata geçmek suretiyle temyiz dışı sanık …. ile görüştüğü, ….'ın aracın satımı için 2000 TL kapora istediği, aynı gün katılanın ….'ın belirttiği posta hesabına 2000 TL para havalesi yaptığı ve bu hesaptan sanık …'in parayı çektiği, bu şekilde sanığın bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda,
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …. müdafisinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.12.2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlığın konusu özetle; com. uzantılı bir internet sitesinde verilen satış ilanını gören mağdurun, ilanı veren sanık ile telefonda veya yüz yüze görüştükten sonra yapılan pazarlık sonucunda bir miktar parayı kaparo olarak sanığa bizzat vermesinden yahut banka hesabına göndermesinden ibaret olayda, eylemin TCK 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suçunu mu; yoksa aynı maddenin “g” fıkrasında düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir.
Sayın çoğunluk, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik dairemizin istikrarlı uygulamasından ayrılarak eylemin, TCK'nın 158/1-f maddesinde tanımlanan bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.
Bu şekildeki bir kabule, aşağıda izah edilecek nedenlerle katılmamız mümkün değildir.
1- Kitle iletişimi için kurulan internet siteleri TCK'nın 6. maddesine göre basın ve yayın aracıdır.
5237 sayılı TCK'nın 6/5-g maddesinde "Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar" ın anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere elektronik kitle iletişim araçları da basın ve yayın olarak tanımlanmıştır.
Öğretide ise; kitle iletişim araçları, "kitlesel bir boyutta ileti dağıtabilen araçlar" olarak kabul edilmiş, bu çerçevede internet, gazete, televizyon, radyo iletişim araçlarına örnek gösterilmiştir. (Doç.Dr. Ceyda Ilgaz Büyükbakkal İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Kitle İletişim Araçları ve Toplumsal Yaşam isimli makale).
Dünyada olduğu üzere ülkemizde de, basılı kağıt ortamının yanında internet gazeteciliği de yaygın olarak kullanılmaktadır. “İnternet medyası” kavramı ile tanışalı uzun zaman olmuştur. Yazılı basın organlarının bir çoğunun aynı zamanda internet üzerinden de gazetecilik faaliyeti sürdürdüğü bilinmektedir.
Peki internet medyası basın ve yayın aracı sayılır mı? Bu sorunun cevabını TCK'nın 6. maddesi vermektedir. TCK'nın 6/5-g maddesinde yer alan “Basın ve yayın yolu deyiminden her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçlarıyla yapılan yayınlar anlaşılır.” şeklindeki düzenleme karşısında halk arasında internet medyası olarak tanımlanan internet sitelerinin basın ve yayın aracı olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Hatta yasadaki düzenlemeye göre, sadece internet medyası değil; kitlesel iletişimde bulunulan elektronik, görsel ve işitsel her türlü internet sitesi basın ve yayın aracı olarak kabul edilmektedir.
Nitekim, Yargıtay 14.CD. ile 18. Ceza Daireleri ilamlarında müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin internetten kitlelere (çoğul kişilere) ulaşımının sağlanması amacıyla paylaşılmasında TCK226. Maddede düzenlenen müstehcenlik suçunun (14. CD.'nin 14.12.2012 gün 2011/5081 E.,2012/13057 K. sayılı ilamı ve 18. CD.nin 01.10.2015 gün 2015/24205 E., 6363 K. sayılı ilamı), 12. Ceza Dairesi de sanığın mağdura ait resimlerin facebooktan yayınlanmasında TCK'nun 134. maddesinde düzenlenmiş olan özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunun (31.03.2014 gün 2013/15248 E., 2014/7892 K. sayılı ilam) basın ve yayın yolu ile işlendiğini kabul ederek TCK'nın 6/1-g maddesine atıfta bulunmuşlardır.
Gerek doktrin, gerekse Yargıtay uygulamalarında çoğul kişilere (kitlelere) ulaşımda kullanılan internetin basın ve yayın aracı olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Çoğu kez aynı haberler, hem basılı hem de internet üzerinden elektronik kitle iletişim araçlarıyla duyurulmaktadır. Bu bağlamda bir gazetede yer alan ilanın, o gazetenin internet ortamında yayın yapan sitesinde de yer aldığı görülmektedir. Mağdurun hangi ilana bakarak fail ile irtibata geçtiğinin bir önemi bulunmamaktadır.
Daha somut bir örnek verecek olursak; Ulusal düzeyde dağıtımı yapılan bir gazeteyi internetten okuyan mağdur ile kağıt baskısından okuyan başka bir mağduru aynı ilan ile dolandıran fail, mağdurların davranışına göre farklı suçlar mı işlemiş olacaktır? Dolandırıcılık suçunun mağdurunun, gazetedeki ilana bakması ile internet ortamındaki ilana bakması arasında hiç bir fark yoktur. Her ikisinde de mağdur, fail ile bizzat irtibata geçtiği için dolandırıcılık eylemine maruz kalmaktadır.
Olayı fail açısından irdeleyecek olursak; failin gazete yetkilisine başvurması sonucu ilanın yazılması ile bizzat kendisi tarafından yazılmış olması arasında ne fark vardır. Üstelik failin bir siteye ilan yazması sırasında otomatik olarak işleme tabi tutulan bir veri de bulunmadığından bilişim sisteminin kullanılmasından söz edilemez.
Bir ilanın aynı gazetenin dijital ve fiziksel sayfalarında yayınlanması arasında fark olmayacaksa herhangi bir internet sitesinde yayınlanması arasında neden fark olsun?
Sonuç olarak, kitle iletişim aracı olması münasebetiyle TCK'nın 6. maddesinde basın ve yayın aracı olarak adlandırılan internet sitelerinde dolandırıcıların verdikleri ilanlar, mağdurlara ulaşmalarını sağlayarak suç işlemelerini kolaylaştırdığından bu şekilde işlenen dolandırıcılık suçları, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmiş olmaktadır. Zaten 158/1-g maddesi suçun oluşumu için “kolaylıktan yararlanmayı yeterli gördüğünden araç olarak kullanma tabirine yer vermemiştir.
2- Olayda bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için gerekli koşullar gerçekleşmemiştir.
Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için;
a) Sanık bilişim sisteminin birden fazla bileşenini kullanmalıdır.
Bilişim alanında suçları düzenleyen TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde, bilişim sisteminden maksadın, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemler olduğu belirtilmiştir.
Avrupa Konseyi Siber Suçluluk Sözleşmesinin "Tanımlar" başlıklı 1. maddesine göre bilişim sistemi; bir veya birçok unsuru, bir programın işleyişi aracığıyla verilerin otomatik olarak işleme tâbi tutulmasını sağlayan, birbirine bağlanmış veya benzeşen tek veya toplu tertibattır.
Öğretide ise bilişim sistemi hakkında şunlar söylenmektedir:
Bilişim sistemi denince akla önce bilgisayar ve internet gelmekte ise de, bilişim sisteminin kapsamı çok geniş olup, bilginin toplanmasında, işlenmesinde, depolanmasında, ağlar aracılığıyla bir yerden bir yere iletilip kullanıcıların hizmetine sunulmasında kullanılan iletişim ve bilgisayarlar dâhil bütün teknolojileri kapsar.
O halde bilişim sistemi öncelikle bilişim teknolojisini kapsamalıdır.
Bilişim teknolojisi nedir? Bilişim teknolojisi, iletişim ve bilgisayar sistemleriyle bağlanabilen bilgi hizmetlerinin tamamı için kullanılan bir kavramdır. Yani bu kavram sadece bilgisayar donanım ve yazılımlarıyla veya internet ile sınırlı tutulmamalıdır.
Bilişim teknolojisi, yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlar gibi 4 temel kategoriden oluşur.
Öğretide yer alan bu bilgilere göre bilişim sitemi şöyle tanımlanabilir: Yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlardan oluşan teknolojiyi içinde barındıran sisteme bilişim sistemi denir.
Bu tanıma göre bilişim sistemi alet veya cihazdan ibaret olmayıp birden fazla bileşenden oluşur.
Dikkat edilirse hem TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde hem de Avrupa Konseyi Siber Suçluluk sözleşmesinde yer alan tanımlarda bir alet, makine veya teçhizattan söz edilmeyip, sistem ve tertibat kavramlarına yer verilmektedir.
Bu nedenle bilişim sisteminin kullanılması, bilişim sistemine dahil olan bileşenlerin bir kaçının kullanılmasından yahut bilişim teknolojisini barındıran bir aletin kullanılmasından ibaret olmayıp, sistemi oluşturan temel bileşenlerin kullanılmasıyla oluşur.
Çünkü bir hizmet sektörü veya herhangi bir aletin kendisi bilişim sistemi olmadığı halde, içerisinde sistemi oluşturan temel bileşenlerden bulunabilir. Bu anlamda bir bilgisayarın kendisine bilişim sistemi denmez. Ama içerisinde bilişim teknolojisi barındırır. Keza bir haberleşme cihazı olan telefon kendisi bir bilişim sistemi değildir ama; içlerinde komplike bilişim sistemleri barındıran uydular, santraller, baz istasyonları gibi birçok bileşenle birlikte hizmet verir. Bu nedenle içerisinde bilgisayar veya bilişim teknolojisi bulunan akıllı cep telefonlarının haberleşmede kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarında, bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz.İnternete gelince; internetin çalışma sistemine baktığımızda bilgisayarlarda olduğu gibi bilişim sistemiyle çalışan bir hizmet sektörü olduğu görülür. Aynen bilişim teknolojisine sahip bir makine gibi… İnternet aynı zamanda bilişim sisteminin temel bileşenlerinden sadece birisi olduğundan bilgilerin bir yerden bir yere naklini sağlamaktadır. Bu nedenle tek başına internetin kullanılması ile Örneğin, internetten haber okunması, bir yazı yazılması ile bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Yine bilgisayar ve ağlar vasıtasıyla bir yazıcıdan çıktı alınması veya faks gönderilmesinden ibaret eylemler bilişim sisteminin araç olarak kullanılması değildir. Ancak bilişim sisteminin sağladığı kolaylıktan yararlanılmış olur. Bu nedenle TCK'nın 158/1-f maddesi uygulanmaz.
b) Mağdur bilişim sistemine güvenerek tasarrufta bulunmalıdır.
TCK'nın158/1-f maddesinin düzenlemesinin amacı bilişim sistemine olan güvenin ihlal edilmiş olmasıdır. Kişilerin bilişim sistemine olan güvenleri, onların bu sistemi kötüye kullananlar tarafından aldatılmalarını da kolaylaştırdığından yasa koyucu bu şekilde işlenen suçlara daha fazla ceza öngörmüştür. Bu nedenle zikredilen suçun işlenmesi, mağdurun dolandırılmasının bilişim sistemine olan güveninden kaynaklanmış olup olmadığı ile doğru orantılıdır. Yani mağdur bilişim sistemine olan güveninden dolayı, bu güveni kullanılarak aldatılmış olursa eylem TCK'nın 158/1-f maddesine uygun olur. Örneğin; internette alışveriş sitelerinden doğrudan yapılan alışverişler bilişim sistemine olan güvenden kaynaklanır. Yine sahte sitelerle dolandırılan mağdurlar bilişim sistemine güven duydukları için dolandırılmış olurlar.
Uyuşmazlığa konu edilen internet sitesine ilan verme şeklindeki eylemlerde ise; internet sitelerine ilan verdikten sonra sanıkların sistemle ilişkileri kesilir. Bırakmış oldukları ilan, sadece mağdurlar tarafından faillerin telefonuna ulaşmasını sağlar. Bu aşamadan sonra mağdurlarla görüşen failler onları ikna ederek dolandırmış olurlar. Önceki paragrafta anlatılan örneklerden farklı olarak mağdurlar, bilişim sistemine güvendikleri için değil, bizzat görüştükleri faillere inandıkları için dolandırılmış olurlar.
c) Sanık mağdurla karşı karşıya gelmemelidir.
Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarının en belirgin özelliği, online alışveriş sitelerinden yapılan alışverişlerde olduğu gibi failin mağdur ile hiç bir şekilde doğrudan muhatap olmaması, sistemi kendisine perde etmiş olmasıdır. Bunun tek istisnası başkasının sosyal paylaşım sitesi şifrelerini ele geçiren failin, mağdurla yazılı veya sesli olarak irtibata geçmesidir. Fakat bu halde dahi fail, bilişim sisteminin arkasına saklanarak başkasının kimliği ile görüşme yapmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda;
İnternet sitesine yazı yazmakla bilişim sisteminin unsurlarından sadece birisi kullanılmıştır. Bu işlem sırasında otomatik işleme tabi tutulan bir veri bulunmadığından bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz.
Kaldı ki, bilişim sistemi kullanılmış olsa bile failler, ilandan sonra kendisini arayan mağdurlarla görüşüp pazarlık yaptığından, hileli hareket; yani fiil haricen tamamlanmıştır. Fail menfaati de banka vasıtasıyla edinmiştir. İnternet sayfasına ilan vermek tek başına suç oluşturan bir eylem olmayıp hazırlık hareketi niteliğindedir. Hazırlık hareketini kanun cezalandırmadığından suç vasfı buna göre belirlenemez.
Mağdur bilişim sistemine duyduğu güven gereği değil, sanıkla görüşmesi sonucu sanığa duyduğu güven sonucu sanığın menfaat edinmesine yönelik tasarrufta bulunmuştur.
Sonuç olarak; yargılamaya konu eylemler, TCK'nın 157/1 maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Ancak TCK'nın 158/1-f maddesinde yer alan bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturmaz. Bunun yerine, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturur. Çünkü TCK'nın 6. maddesinde internet siteleri kitle iletişim araçları olduğu için basın ve yayın aracı olarak tanımlanmıştır.
Açıklanan nedenlerle; TCK'nın 158/1-f maddesi gereğince verilen yerel mahkemeye ait mahkumiyet kararının bozulması gerekirken, onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz.
Sorgulamada alınabilecek önlemler
Kargo veya benzeri sorgulamaların PTT'nin resmi ve .gov.tr uzantılı internet sitesi üzerinden yapılması, resmi olmayan platformdan gelen bilgiye itibar edilmemesi önerilir. İşlemden önce adres kontrol edilmeli; PTT'nin resmi sitesinin adresi dışında bir adres kullanılıyorsa işlemden kaçınılmalıdır. Tam adres bu açıklamada ayrıca verilmez.
Ödeme talebi bulunan sitelere ödeme yapılmaması ve internetten gelen para taleplerine şüpheyle yaklaşılması önerilir. Bu tavsiye, internet üzerinden yapılan her ödemeyi geçersiz sayan bir kural değildir. Gerçekten eksik bir ödeme varsa bunun PTT şubesinde yapılması, sahte ödeme taleplerinden korunma yolu olarak gösterilir.
PTT'nin resmi sitesinde reklam veya sponsorlu bağlantı yayımlamadığı belirtilir; bu bağlantılara tıklanmaması, sahte siteye yönlendirilme riskini azaltabilir. Özellikle şüpheli sitelerde kredi kartı bilgisi paylaşılmaması önerilir. Herhangi bir aşamada şüphe oluşursa işlemin durdurulması ve resmi kurumlarla iletişime geçilmesi tavsiye edilir.
Sık sorulan sorular
Sahte barkod sorgu sayfası nasıl fark edilir?
Adresin PTT'nin resmi sitesi ve .gov.tr uzantısı dışında olup olmadığı kontrol edilmelidir. Takip numarası girildikten sonra gönderinin yola çıkmadığı ve ek ödeme gerektiği yönünde otomatik uyarı çıkması, anlatılan sahte site akışının tipik işaretidir.
Küçük ödeme talebi neden tehlikelidir?
Küçük tutar, kargonun sevkiyatı için gerekliymiş gibi sunularak kişinin kolayca ödeme yapması hedeflenebilir. Asıl amaç güven oluşturup kredi kartı bilgilerini ele geçirmek ve bu bilgileri daha sonra kullanmaktır.
Şüpheli sayfada işlem sürdürülmeli midir?
Şüphe oluştuğunda işlemin durdurulması ve resmi kurumlarla iletişime geçilmesi önerilir. Şüpheli sitede kredi kartı bilgisi paylaşılmamalı, ödeme talebi bulunan siteye ödeme yapılmamalıdır.
Bu fiil hangi suça girebilir?
Hileli davranışla aldatarak başkasının zararına yarar sağlanması, TCK m. 157/1 kapsamındaki dolandırıcılık suçunu oluşturur. Bilişim sisteminin, banka veya kredi kurumunun ya da kamu kurumunun araç olarak kullanılması ile kişinin kendini sayılan kurum çalışanı olarak tanıtması, TCK m. 158/1'deki nitelikli hâller arasında ayrıca değerlendirilebilir.
Nitelikli dolandırıcılıkta ceza nedir?
TCK m. 158/1'de sayılan hâllerde ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Birlikte işleme cezayı nasıl etkiler?
Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse ceza bir kat artırılır. Bu sonuç, ilgili şartın olayda gerçekleşmesine bağlıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

